tut şunun ucunu döşeyelim abi
çok güzel bir reklam repliğidir.
akıllarımıza kazınmıştır.
akıllarımıza kazınmıştır.
devamını gör...
normal sözlük kraliyet arması
15-22 kasım kazananı şanlı ıvanmılınskı oldu. bu hafta sürprizler ile dolu bir yarış izledik.
bahis şirketlerinin bile şampiyonluk için 26.00 oran verdiği ıvanmılınskı son 3 günde inanılmaz bir efor sarf edip, kraliyet arması rozetini yakasına taktı.
bahis şirketlerinin bile şampiyonluk için 26.00 oran verdiği ıvanmılınskı son 3 günde inanılmaz bir efor sarf edip, kraliyet arması rozetini yakasına taktı.
devamını gör...
doğduğun şehri ismini vermeden anlat
türkiye cumhuriyeti'nin ilk ağır sanayi tesisinin kurulduğu şehir.
"dumanlı kentin puslu çocukları" derdik kendimize.
"dumanlı kentin puslu çocukları" derdik kendimize.
devamını gör...
stephen wiltshire
oldukça muazzam bir gördüğünü hafızaya kaydetme yeteneği olan, 1974, londra doğumlu otistik ressam.
ailesinin aşırı sessizliğinden işkillenerek götürdükleri hastanede -wiltshire 3 yaşındaydı- otizm tanısı konuyor. ayrıca savant sendromu da eki. bildindiği üzere savant sendromu; matematik, görsel zekâ gibi alanlarda doğuştan yetenek kazanan otistik kişilerde de görülür. yıllar geçtikçe de wiltshire'in yeteneğinin görseli hafızaya kaydet ve ardından onu kağıda kusursuzca aktar yönünde olduğu görülüyor. kısa sürede gördüğü birçok şeyi neredeyse hatasız şekilde kağıda geçirmesiyle ün kazanıyor. 8 yaşındayken kafadan (hayali) şehirler çizmeye, büyüdükçe o şehirleri de büyütmeye başlıyor.
new york'u tepeden yalnızca 20 dakika izlemesiyle çizdiği o fotoğraf;


ayrıca bu dahi bellek palladium tower'da istanbul'u da resmediyor;

resim 165 bin kişi tarafından görüntülenmiştir.
ailesinin aşırı sessizliğinden işkillenerek götürdükleri hastanede -wiltshire 3 yaşındaydı- otizm tanısı konuyor. ayrıca savant sendromu da eki. bildindiği üzere savant sendromu; matematik, görsel zekâ gibi alanlarda doğuştan yetenek kazanan otistik kişilerde de görülür. yıllar geçtikçe de wiltshire'in yeteneğinin görseli hafızaya kaydet ve ardından onu kağıda kusursuzca aktar yönünde olduğu görülüyor. kısa sürede gördüğü birçok şeyi neredeyse hatasız şekilde kağıda geçirmesiyle ün kazanıyor. 8 yaşındayken kafadan (hayali) şehirler çizmeye, büyüdükçe o şehirleri de büyütmeye başlıyor.
new york'u tepeden yalnızca 20 dakika izlemesiyle çizdiği o fotoğraf;


ayrıca bu dahi bellek palladium tower'da istanbul'u da resmediyor;

resim 165 bin kişi tarafından görüntülenmiştir.
devamını gör...
dayı tarafının iyi amca tarafının kötü olması
anne baba tarafı demek varken neden dayı amca tarafı dendiğini merak ettiğim başlık
devamını gör...
antibiyotik
başlanıldığında bitirilmesi gereken ve mümkünse 12 saat arayla alınması ayrıca gereksiz kesinlikle kullanılmaması gereken bir ilaç. antibiyotik direnci emin olun yaşamak isteyeceğiniz son şey olur. son 25 yıl içinde yeni bir antibiyotik keşfedilmedi çünkü. hem kendi sağlığınız hem toplum sağlığı açısından gereksiz antibiyotik kullanımında kesinlikle kaçının.
devamını gör...
insanı tüketen şeyler
çok fazla kafaya takmak.
devamını gör...
şeyh said'i anan tip
asla anlam veremeyeceğim tip.
bunlar genelde tatlı su solcusu olur madem solcusun neden cihatcıyı anıyosun?madem cihatcıyı andın akşama alkol storysi niye atıyosun?
sonra bizim gibi temiz düzgün solcularla bunları aynı keye koyuyorlar
edit:ciddiyim bana kanıt gösterin said şöyle haklıydı deyin amacım kavga etmek değil olamaz da amacım tartışıp görüş alışverişi yapmak.
bunlar genelde tatlı su solcusu olur madem solcusun neden cihatcıyı anıyosun?madem cihatcıyı andın akşama alkol storysi niye atıyosun?
sonra bizim gibi temiz düzgün solcularla bunları aynı keye koyuyorlar
edit:ciddiyim bana kanıt gösterin said şöyle haklıydı deyin amacım kavga etmek değil olamaz da amacım tartışıp görüş alışverişi yapmak.
devamını gör...
20 temmuz 2021 normal sözlük bayramlaşması
eyi bayramlar gençler.
devamını gör...
karıncaların birbirleriyle selamlaşması
birkaç ay önce fark ettiğim durumdur. bu minik böcekler birbirleriyle karşılaştıklarında kafa tokuşturmadan geçmiyorlar. deney ve gözlemlerim sonucu bu kanıya vardım. yolda tanıdık görünce yön değiştiren insan türü baz alındığında karıncaların bu davranışı takdire şayan.
devamını gör...
türkiye'de yaşayamam diyenlerin bilet paralarını vermek
itmesene kardeşim!!!
en ön benim, itme!!!
geç sıraya!!!
alooo! kaynak yapmayın tek sıra!!!
en ön benim, itme!!!
geç sıraya!!!
alooo! kaynak yapmayın tek sıra!!!
devamını gör...
erdener abi
kaan ertem'in yarattığı gelmiş geçmiş dünyanın en aksi karekteridir.
devamını gör...
yazarların yazdığı hikayeler
gece gündüz savaşı*
saatlerce hiç kalkmadığı masasından kalkmıştı. odada yanan sönük sarı ışık ona hem mayışıklık veriyordu hem de sıcak hissettiriyordu. nitekim ona sıcak hissettiren tek şeyin basit bir masa lambası olması da manidardı. evde her yer zifiri zindandı. gözünü ileride ki pencereye dikti. ona doğru yürümeye başladı. yürürken gözlerinin kararması da geçmiş, etrafı daha iyi görmeye başlamıştı.
insan değil mi, her şeye alışırdı. karanlığa bile alışırdı ama yalnızlığa alışamazdı bir türlü. o inanmazdı, kimsenin yalnızlığa alıştığına. olsa olsa görmezden gelmek olurdu, tüm hislerini. alışmış gibi yapardı, sadece kendini kandırmak için. neden kandırırdı ki kendini? bu başka insanları kandırmaya benzemezdi çünkü. bir insanın kendine yapacağı en büyük kötülüktü.. amansız bir savaşın başlangıcıydı çünkü. kendin ve kendin arasında olan o büyük, bitmek tükenmek bilmeyen amansız bir savaş. bir kere girdin mi çıkamazdın acısız, yarasız, zayıf düşmeden..
aman ya, bir pencereye ulaşmak da ne zormuş! halbuki bir ulaşsam, o yağan karı ve müthiş manzarayı bir görebilsem bitecek tüm acılarım. ama ulaşamıyorum. attığım her adım beni daha da geriye çekiyor. ulaşmak istediğim o pencereden göreceğim o şey, beni anlayacak biliyorum. hissediyorum. ama ulaşamıyorum. o beni anladığında kendimi bulacağım. içimdeki savaş bitecek, inanıyorum. kendimi mi kandırıyorum? heh, en iyi yaptığım şeydir. belki de o savaşın bitmesinden korkuyorumdur. sonunda hissedeceğim o müthiş acıdan kaçıyorumdur. hoş, savaşın içindeyken de hissetmiyor muyum? hissediyorum. ama dedim ya, kendimi çok güzel kandırırım ben. o kadar da zekiyimdir. pardon, o kadar da salak. ulaşırsam eğer o pencereye bir gün, belki de o gün gündüz olur. geceler, gündüze evrildiğinde belki her şey daha güzel olur. inanıyorum. çünkü vazgeçersem inanmaktan, işte o zaman bu savaştan canlı çıkamayacağım. elimi uzatıyorum sana. adım atıyorum. düşen her bir eşsiz kar tanesini sakınma benden. geliyorum.
saatlerce hiç kalkmadığı masasından kalkmıştı. odada yanan sönük sarı ışık ona hem mayışıklık veriyordu hem de sıcak hissettiriyordu. nitekim ona sıcak hissettiren tek şeyin basit bir masa lambası olması da manidardı. evde her yer zifiri zindandı. gözünü ileride ki pencereye dikti. ona doğru yürümeye başladı. yürürken gözlerinin kararması da geçmiş, etrafı daha iyi görmeye başlamıştı.
insan değil mi, her şeye alışırdı. karanlığa bile alışırdı ama yalnızlığa alışamazdı bir türlü. o inanmazdı, kimsenin yalnızlığa alıştığına. olsa olsa görmezden gelmek olurdu, tüm hislerini. alışmış gibi yapardı, sadece kendini kandırmak için. neden kandırırdı ki kendini? bu başka insanları kandırmaya benzemezdi çünkü. bir insanın kendine yapacağı en büyük kötülüktü.. amansız bir savaşın başlangıcıydı çünkü. kendin ve kendin arasında olan o büyük, bitmek tükenmek bilmeyen amansız bir savaş. bir kere girdin mi çıkamazdın acısız, yarasız, zayıf düşmeden..
aman ya, bir pencereye ulaşmak da ne zormuş! halbuki bir ulaşsam, o yağan karı ve müthiş manzarayı bir görebilsem bitecek tüm acılarım. ama ulaşamıyorum. attığım her adım beni daha da geriye çekiyor. ulaşmak istediğim o pencereden göreceğim o şey, beni anlayacak biliyorum. hissediyorum. ama ulaşamıyorum. o beni anladığında kendimi bulacağım. içimdeki savaş bitecek, inanıyorum. kendimi mi kandırıyorum? heh, en iyi yaptığım şeydir. belki de o savaşın bitmesinden korkuyorumdur. sonunda hissedeceğim o müthiş acıdan kaçıyorumdur. hoş, savaşın içindeyken de hissetmiyor muyum? hissediyorum. ama dedim ya, kendimi çok güzel kandırırım ben. o kadar da zekiyimdir. pardon, o kadar da salak. ulaşırsam eğer o pencereye bir gün, belki de o gün gündüz olur. geceler, gündüze evrildiğinde belki her şey daha güzel olur. inanıyorum. çünkü vazgeçersem inanmaktan, işte o zaman bu savaştan canlı çıkamayacağım. elimi uzatıyorum sana. adım atıyorum. düşen her bir eşsiz kar tanesini sakınma benden. geliyorum.
devamını gör...
normal sözlük'te artı oy alma taktikleri
kedi ve kitap fotoğraf paylaşmak en az 10 artı getiriyor diye biliyorum.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının almış olduğu en güzel iltifat
"sen ne kadar çok şey biliyorsun" demişti ünlü bir profesör hocam.
devamını gör...
henry onyekuru
ligin hilesini bulmuş oyuncudur.
bu ligde böyle oyuncular her zaman iş yapar.
bu tip oyuncuların en önemli özelliği hızlı olmalarıdır ve beyni olmaması çok önemlidir.
eğer bir oyuncu hem hızlı hem beyni yoksa ligi donunda sallar.
beyni olanları zaten çok pahalı oluyorlar bizim lige gelmezler.
severiz böyle fırfır topçuları.
bu ligde böyle oyuncular her zaman iş yapar.
bu tip oyuncuların en önemli özelliği hızlı olmalarıdır ve beyni olmaması çok önemlidir.
eğer bir oyuncu hem hızlı hem beyni yoksa ligi donunda sallar.
beyni olanları zaten çok pahalı oluyorlar bizim lige gelmezler.
severiz böyle fırfır topçuları.
devamını gör...
georges cuvier
paleontoloji'nin kurucusu fransız bilim adamı'dır. fosil hayvanların yapılarıyla onların yaşayan yakınlarının yapıları arasında bağlantı kuran ilk kişidir.
devamını gör...
tehlikeli oyunlar
"bir yaşantıyı tam bitirmeli. hiçbir iz kalmamalı ondan. yeni yaşantılar için. yeni yaşantılar için... bunu önceden bilseydim, yaşantı milyoneri olmuştum."
devamını gör...

