atarsın ama sonunda patlaması olasıdır.bu da can neticede ne kadar dayanabilir ki.
devamını gör...

biz yetmişliler seksenliler,
hüzünlü mahzun bir nesildik biz,
yetmişliler seksenliler.
büyüklerimiz az sevdi bizi,
küçüklerimiz az saydı.
bir yanımız hep ezik kaldı,
ondan bitmiyor eskileri anmalarımız.
*elma kokan salon*
devamını gör...

uyum var mı yok mu buna yazarlar karar verebilir ancak. ama ben yine de uygun profil fotoğrafı ayarladım. tekrar teşekkürler...
devamını gör...

insanın aciz durumuna düştüğü durumdur. genelde kendisinde olmadığı için böyle bir hata yapar. kendini hiçe sayıp sevgisine sığınır. sevdiği insanı kaybedecek olmanın verdiği korkuyla yalvarır sonra pişman olur o ayrı.
devamını gör...

avustralya'ya özgü bir karınca türü.
kıtlık zamanlarında haznelerinde bal depolayan karıncalar, acıkan diğer işçi karıncaları bir damla balla besliyor.
bal karıncaları bu balı afit denilen yaprak bitlerinden temin ediyor. aslında ismi bal diye geçse de depoladıkları sıvı, bal değildir. şeker oranı fazla ve su oranı az bir maddedir. bala benzediği için de, bal olarak isimlendirilmiştir.

bu yaprak bitlerini yakaladıkları zaman karınlarını bir güzel okşayıp dürtüklüyorlar, yani insan olarak düşünürsek gıdıklıyorlar. bu kadar okşanmak, yani aşırı gıdıklanmaya maruz kalan bit de, tabiki de gülmekten midesinde ne var ne yoksa çıkarıverir. çıkardıkları da bitkilerden aldıkları özsudur. bitin midesinde tatlı bir kıvama gelmiş bu suyu içip bitirirler.

aç kalan karıncalar ise depo vazifesi gören karıncaların duyargalarına dokunarak yiyecek isterler. karınca da, kendi familyasından olan bu karıncalara balla besler. yabancı bir familyaya ait karınca ise bu besinden faydalanamaz.

aborjinler için tadı tam olarak bal değil de şerbete benzeyen bu karıncalar, misafirlere geleneksel ikramı da oluyor. fakirlik, kıtlık zamanlarında altın ile takas yapılır, o derece de değerliymiş.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

fantastik kurgu kitaplar ve seriler birkaç örnek hariç özgünlük konusunda sıkıntı yaşarlar. kuralları önceden çizilmiş bir dünya gibidir bu alan ve herkes bu dünyadaki genel kabullerden memnundur. kimse o kırmızı çizgileri geçmeye meyletmez. geçenlerin yarattığı birkaç örnekte efsane olmuştur zaten. michael moorcock'un melnibone'lu elric'i böyle bir seridir misal. ya da margaret weis ve tracy hickman'ın yazdığı ölüm kapısı serisi'de öyle. ne zaman ki bu alanda bir yazar tolkien'e dair zincirleri kırar, işte o zaman ortaya okunası bir eser çıkar. zaman çarkı serisi de bunlardan birisidir. evvela jordan bilinen kurallara çok bağlı kalmıyor. temel ırksal batakların içine düşüp sadece hikâyeyi değiştirme cinliğine meyletmiyor. bambaşka bir hareket noktası var. ve o hareket noktası da ciddi anlamda başarılı. nasıl başlarsa öyle gider diye bir tabir var ya, hah işte jordan iyi başlıyor ve serisini de zaman çarkını dokuduğu gibi dokuyor ki bu arada o fikirde fena fikir değil ve bence göndermesi de yerinde.

ben genelde hikayelerden ve kitapların konularından bahsetmeyi sevmiyorum. mevzuları, okuyacak olanların kursağında bırakmanın lüzumu yok. lakin birkaç şeyin altını çizmem lazım. jordan'ın tasvirleri muhteşem. zaten bu sayede serinin durağan geçen bölümlerinde bile akıcılığı sağlayabiliyor. gerek karakterler gerekse mekanlar ve olaylar anlatılırken gözünüze projeksiyon perdesi sokulmuş tavşan moduna giriyorsunuz zira her şey yerli yerinde gözünüzde canlanıyor. bu da zaten onun anlatım dilinin ne kadar ayrıntıcı olduğunun kanıtı. şimdi bazılarınız diyebilir ki, film izlemek istersek sinemada izleriz, kitap bu, bu kadar ayrıntıya ne gerek var? evet aynen öyle! kitap bu ve siz o filmi kafanızda izliyorsunuz, ayrıntı da bunun için lazım. yazarın bu ayrıntıcı tavrı bazılarını sıksa ve direkt seriyi gömme moduna geçseler de, o ayrıntılar cidden bu serinin alameti farikası. seriyi diğer birçok seriden ayıran temel özellikte bizatihi bu tavır ve tutum.

bu seriye dair her daim kafamda kalan soru işareti ise şu olacak; robert abimiz vefat etmeseydi geri kalan kitaplardaki anlatım tarzı nasıl olacaktı? zira onun ayrıntıcı anlatımına o kadar alışmıştık ki, brandon sanderson'ın anlatımı bana hep daha vasat geldi. diğer kitaplar yazılırken elbette robert abimizin notlarından ve yol haritalarından yararlanıldı ama o anlatımdaki özgünlük? işte onu bir türlü bulamadık. insan nasıl olurdu acaba demekten kendisini alamıyor. hele ki o final ve savaş sahnelerini robert abi nasıl tasvir ederdi bunu düşünmek bile insanı başka yerlere götürüyor.

hülasa; bu seri tasvir özgünlüğü, konu bütünlüğü ve en önemlisi fantastik kurgunun ırksal bataklığına düşmeden yazıldığı için ziyadesiyle değerli bir seridir. ha tabi benim için bir de ogier mevzusu var ama bu tamamen kişisel * bu arada kitap sayısı gözünüzü korkutmasın, su gibi akıp gidiyor.
devamını gör...

söyleyenin kim olduğuna göre değişir. iki gün önce tanışılan biri lan derse tabii ki garipsenir, hatta kınanır ama gel gelelim söyleyen(şaka babında, arkadaşça) kişi yakın olunca garip karşılanmaz.

arkadaşlar arasında birçok kelimenin yeri ayrıdır ve söylenmesi uygunsuz olmaz. başlığın ne kast ettiğini bilmiyorum ama düşüncem bu yönde.
devamını gör...

aslansın kaplansın
devamını gör...

ulkedeki asci kontenjanini dolduran, piyasaya surekli asci pompalayan sehir.

ayrica sehirler arasi otobuslerin mola duraklarindan biridir, sogugu keser. (bkz: dinlenme tesisi soğuğu)
devamını gör...

özgün halini koruyan en eski cami bayezid camiidir. ondan evvel inşâ edilmiş olan fatih camii, depremler dolayısıyla özgünlüğünü yitirmiştir. bayezid camii ise hâlâ ilk günkü görünüşünü muhafaza etmektedir. yapı, cami ve külliyeden meydana gelmektedir. şehrin merkezi bir bölgesine inşâ edilmiştir. cami, klâsik osmanlı mimarisinin erken dönem eserlerinden birisidir. caminin inşâsı ile alakalı malumatı, cümle kapısının üzerindeki arapça kitabede buluruz. kitabeyi, meşhur hattat şeyh hamdullah celî-sülüs ile yazmıştır. celî-sülüs, hat sanatında bir terimdir. büyük ve göze hoş gelen süslü yazı manâsına gelir. osmanlı döneminde bayezid camiinde kullanıldığı gibi birçok camide kullanılmıştır. kitabede şu yazar: “bu binanın yapımına 906 yılının (miladi 1501) zilhicce ayının sonlarında başlandı ve hicrî 911 yılında (miladi 1505) tamamlandı.” bayezid camii’nin vakfiyesi, rumeli kazaskeri mevlânâ abdurrahman çelebi tarafından 1505 yılında yazılmıştır. bugün vakıflar genel müdürlüğünde muhafaza edilmektedir. bu vakfiyede, külliyenin maişeti için selânik, bursa ve edirne’de birer kervansaray inşâ ettirilmiş, ayrıca selanik’te bedesten, başhâne, hamam gibi başka eserler vakfedilmiştir. eserin mimarının kim olduğu hâlâ tam olarak bilinmemektedir. adı geçen üç mimar vardır ve tarihçiler de bu üç isim üzerinde ihtilâfa düşmüşlerdir. bu isimler, mimar hayreddin, mimar kemaleddin ve mimar yakûp şâh’tır. dört ayak üstüne oturulmuş 16,78 metre çapında bir ana kubbesi kuzey ve güneyde iki yarım kubbe ile desteklenen cami, ana kubbesinde yirmi, yarım kubbelerde yedişer pencereye sahiptir. caminin 24 kubbeli revaklarla çevrilmiş kare biçiminde bir son cemaat avlusu bulunmaktadır. avlu zemini mermer döşelidir ve ortasında şadırvan bulunur. aslında üstü açık olan şadırvan, ıv. murat zamanında etrafına dikilen sekiz sütun üzerine oturtulmuş bir kubbe ile örtülmüştür. avlu döşemesi ve şadırvanın sütunları bizans`tan kalma malzemenin yeniden işlenmesiyle elde edilmiştir. avlu mermerleri arasında geniş kırmızı porfir taşı levhalar vardır. renkli taşlar ve kufi yazılarla bezeli minarelerden sağ tarafta olanı özgün süslemelerini büyük ölçüde korur ancak diğeri birkaç kez onarım geçirmiş ve bezemelerini yitirerek daha sade kalmıştır. bu nedenle sağdaki minare, “selçukludan osmanlı'ya geçişin istanbul'daki tek örneği” olarak kabul edilir. harimin sağ köşesinde hünkar mahfili yer alır. 10 sütun üzerinde duran mahfile, dışarıdan bir merdiven ve kapı ile girilir. caminin mihrap tarafında, sağda ve pencere hizasında oğlu yavuz sultan selim tarafından yaptırılmış sultan bayezid türbesi bulunur. yine yavuz sultan selim’in yaptırdığı solundaki türbede de kızı selçuk hatun yatar, koca mustafa reşit paşa'nın mezarı da burada bulunmaktadır.
devamını gör...

sketchtoy.com/69883697
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
gülhane parkı, fatih, istanbul.
devamını gör...

uzun yıllar "ankara'nın doğu kapısındaki kırıkkale il oldu, sıra batı kapısındaki polatlı'da" diye oyalanan ilçe. 90'larda beklentiler bayağı yüksek olmalı ki, ilçenin ortasından geçen eskişehir-ankara karayoluna "we want to become a province" yazılı bir kanguru resmi konmuştu. işte
yine de bu istek gerçekleşmediği gibi, 2021 yılı itibariyle de çoğu kişiye sorsak "böyle daha iyi yav, hem büyükşehre de bağladılar kiralar arttı, her türlü hizmetimiz görülüyor, yeni başgan zaten bizi bayağı tutuyor" cevabını alırız. burada üzülse üzülse çifteler, günyüzü, sivrihisar, mihalıççık gibi polatlı'ya kendi il merkezlerinden daha yakın eskişehir ilçelerindekiler üzülmüştür. malum, polatlı il olursa tüm bu ilçeler oraya bağlanacaktı.

nüfusu 100 binin üstünde olup, ahalisinde kürtler ve tatarlar önemli bir yer tutar. ilçe tam bir garnizon kentidir, polatlı topçu ve füze okulu'nu ve eskişehir çıkışındaki acıkır bozkırında konuşlu 58. tugayı barındırır. ayrıca gordion'a, sakarya muharebe meydanına da ev sahipliği eder. yine de turizmden bir beypazarı kadar yararlanıldığını söylemek güç. belki de ilçe merkezi tamamen yeni binalarla dolduğu içindir.

ortasındaki "il olmak istiyoruz" tabelasının dışında, girişinde de "gururumuz topçuların kalbi" olarak onore edilir. bu tabelayı tsk mı dikti yoksa belediye mi bilmiyorum. tabela budur
devamını gör...

çok ağlayan ama çok da gülen biri olarak hep yaptığım şey. hem toparlanmam gerektiğini bildiğim için hem de her zaman bi şekilde yanımda olup bana destek olan insanlar olduğu için* çabuk toparlanıyorum ve kendimi ne zaman kötü hissetsem hep yaptığım gibi gülerek kalkıyorum ayağa. havanın güzelliğine, yanınızdan geçen küçük bi çocuğun gülümsemesine, hayatınızda olan insanlara ya da sadece güzel anıyı hatırlamanıza bile mutlu olun ve gülün, hep ama hep gülün*.
devamını gör...

çiçek ve dekoratif şeyler. özellikle çiçeğe verilen paraya yazık. onun yerine bir cağ yeriz keyfimiz yerine gelir.*
devamını gör...

havanın en soğuk olduğu zaman yanmayası gelir hep. devamında da kriz geçirdiğim bir durum.
devamını gör...

en içimizde olan saf halimize karşın etrafa oynadığımız roldür bu fark.
hepimiz yaparız bunu. kabuklara sarar, iyice derinlere gömeriz kendimizi. kimseyi umursamıyorum diyenimiz bile bir yerlerde, bir zamanda kendi gibi olmaktan çekinmiştir belki korkmuştur belki istemsizce kendi gibi olmamıştır.
bir de kendimize yabancılaşmış hissettiğimiz evre vardır ki en matah durum da budur. yaptığımız eylemleri kendimizin yaptığına inanamayız. bazen asla dediğimiz şeyleri yaparken buluruz kendimizi.
esasında her gün hatta her saat değişiyoruz ve kendimiz olmak dediğimiz şey sabit kalmıyor. onunla aramızdaki fark açıldıkça açılıyor. bir zaman sonra etrafta bize biçilen rolü oynamaktan kendimizi kaybediyoruz, unutuyoruz. kimdim ben?neydim ben? derken buluyoruz kendimizi.
sonrası zaten malum;
nedensiz mutsuzluklar silsilesi, gülümserken içimize akan gözyaşları.
devamını gör...

söyleyecek çok şeyim var ama cümlelere dökmekte zorlanıyorum. kadın kızının önünde kafasına tekmeler yiyene kadar neden tek bir şey yapılmadı? trans eylemcileri yaka paça tutuklamasını iyi biliyorlar ancak şu adamı engelleyebilecek tek bir şey yapamıyorlar. sabahında bir kızı taciz ettiğini gülerek söyleyen y**ş*k, öğlene trans diye tutuklanan kadınlar akşama da bir kadını küçücük çocuğunun önünde öldüresiye döven bu iğrenç yaratık ve daha niceleri, bilmediğimiz sesini duyuramayan bir sürü kadın, erkek var. her seferinde aynı çaresizliği ve tiksintiyi hissetmekten bıktık, usandık. ama adalet istemekten sesimizi duyurmaktan vazgeçmeyeceğiz. bu korku imparatorluğu elbet yıkılacak, elbet bu yaptıklarınız yanınıza kalmayacak, koruyamadığınız her insan için hesap vereceksiniz. unutmayın, birimiz güvende değilsek hiçbirimiz güvende değiliz.
devamını gör...

böyle düşmez.
devamını gör...

bende de 5 tane var sanki biz onların evinde misafiriz:)
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim