şehirler arası otobüste dağıtılan topkek
uzun süren yolculuklarda ilaç gibi gelir,uyandığınızda küçük süprizler sizi bekler :)
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının karalama defteri
uzun zamandır ilk defa konfor alanından çıktım.
kocaman odamı ardımda bıraktım.
babamla takılıyorum.
cb ve kızı gibiyiz.
bir izzet bir ikram, ama heryer kalabalık.
iğne atsan yere düşmüyor.
mesela, bir akrabamla aynı salonu paylaşarak uyudum ve kapıda sonuna kadar açıktı.
ev insan doluydu.
insan doluydu derken bana göre.
o insanlar evin gençleri idiler.
alayı akraba.
benden büyük olan abla ile sohbet ettik sabaha kadar.
kadın da aynı benim gibi imiş.
küçükken köyde yıldızların altında uyumuş.
ben fındık için dışarda yatardım o koyunlar için yatarmış.
aynı benim gibi keyif alırmış yıldızlara bakmaktan.
en büyük zevki resim çekmekmiş.
tren yolculuğu esnasında çok güzel resimler çekmiş.
dünkü hastalığımdan eser kalmadı.
bir dünya genç akrabam ile tanıştım.
çoğusu doğuda görev yapıyor.
iletişim kurmayı sevdiğimi söylemiştim de mi?
kahvaltıya çağırdılar gidiyorum ben.
ezcümle1:
konfor alanı dışına çıkmak iyi geldi.
ezcümle2:
her insan bir alem. anlatan insan ise yormayan alem. tam sevmelik.
kocaman odamı ardımda bıraktım.
babamla takılıyorum.
cb ve kızı gibiyiz.
bir izzet bir ikram, ama heryer kalabalık.
iğne atsan yere düşmüyor.
mesela, bir akrabamla aynı salonu paylaşarak uyudum ve kapıda sonuna kadar açıktı.
ev insan doluydu.
insan doluydu derken bana göre.
o insanlar evin gençleri idiler.
alayı akraba.
benden büyük olan abla ile sohbet ettik sabaha kadar.
kadın da aynı benim gibi imiş.
küçükken köyde yıldızların altında uyumuş.
ben fındık için dışarda yatardım o koyunlar için yatarmış.
aynı benim gibi keyif alırmış yıldızlara bakmaktan.
en büyük zevki resim çekmekmiş.
tren yolculuğu esnasında çok güzel resimler çekmiş.
dünkü hastalığımdan eser kalmadı.
bir dünya genç akrabam ile tanıştım.
çoğusu doğuda görev yapıyor.
iletişim kurmayı sevdiğimi söylemiştim de mi?
kahvaltıya çağırdılar gidiyorum ben.
ezcümle1:
konfor alanı dışına çıkmak iyi geldi.
ezcümle2:
her insan bir alem. anlatan insan ise yormayan alem. tam sevmelik.
devamını gör...
chinchorro'lar
atacama çölü de dahil olmak üzere günümüzde kuzey şili ve güney peru'nun kurak kıyı bölgelerinde yerleşik olarak yaklaşık 8 bin yıl önce yaşamış olan, balıkçılık yaparak, avlanarak ve toplayıcılık yaparak geçimini sağlayan halk olarak adlandırılabilirler.
chinchorro'lar, binlerce yıl boyunca süren ayrıntılı mumyalama uygulamaları ile ünlüdür. en ünlü chinchorro mezarlığı arica ve cobiaja kentleri arasında, şili'de bulunmaktadır. bu mezarlıkta siyah mumyalar olarak adlandırılan insan mumyaları bulunuyordu. siyah mumyalar olarak adlandırılma sebepleri ise mumyalama işleminde manganez kullanılması idi.
chinchorro'lar mumyalama işlemine geçmeden önce ölülerin kafa, kol ve baacaklarını kesiyorlardı. bunu takiben kafalarına bir delik açıp, beyinlerini dışarı akıtıyorlardı. ölünün derisi 1955 yılında yayınlanan latin american antiquity dergisine göre bir çorap gibi sıkılıp tekrar bedene geçiriliyordu. bu işlem, cesedin kuruması amacıyla göğüs boşluğuna sıcak kömür koyularak sona eriyordu. bunu takiben, beden çubuk ve hayvan tüyleri kullanılarak yeniden toparlanıyor ve beyaz küller kullanılarak kaplanıyordu. son olarak kafatasına siyah saç ekleniyordu ve bedeni manganez ile siyaha boyanıyordu.
bu mumyalar binlerce yıldır bölgenin kurak olması sayesinde korunmuşlardır.
chinchorro'lar, binlerce yıl boyunca süren ayrıntılı mumyalama uygulamaları ile ünlüdür. en ünlü chinchorro mezarlığı arica ve cobiaja kentleri arasında, şili'de bulunmaktadır. bu mezarlıkta siyah mumyalar olarak adlandırılan insan mumyaları bulunuyordu. siyah mumyalar olarak adlandırılma sebepleri ise mumyalama işleminde manganez kullanılması idi.
chinchorro'lar mumyalama işlemine geçmeden önce ölülerin kafa, kol ve baacaklarını kesiyorlardı. bunu takiben kafalarına bir delik açıp, beyinlerini dışarı akıtıyorlardı. ölünün derisi 1955 yılında yayınlanan latin american antiquity dergisine göre bir çorap gibi sıkılıp tekrar bedene geçiriliyordu. bu işlem, cesedin kuruması amacıyla göğüs boşluğuna sıcak kömür koyularak sona eriyordu. bunu takiben, beden çubuk ve hayvan tüyleri kullanılarak yeniden toparlanıyor ve beyaz küller kullanılarak kaplanıyordu. son olarak kafatasına siyah saç ekleniyordu ve bedeni manganez ile siyaha boyanıyordu.
bu mumyalar binlerce yıldır bölgenin kurak olması sayesinde korunmuşlardır.
devamını gör...
11 mayıs 2021 nesli tükendiği düşünülen anadolu parsının cudi dağı'nda görüntülenmesi
"keşke lokasyon bilgisi paylaşılmasaydı" diyeceğim güzel haber.. hayvanlarımıza zarar verdi diyerek öldürmezler umarım...
devamını gör...
sözlükçülerin ilgilendiği savunma ve dövüş sporları
karate ile ilgileniyordum. bir iki yıl kadar gittim. ama pandemi vs. yüzünden şimdilik ara verdim ama kaldığım yerden, kahverengi kuşaktan, devam etmek istiyorum enn kısa zamanda. o kadar özledim ki sporu anlatamam.
devamını gör...
küçük bir çocuğa ölüm nasıl anlatılır sorunsalı
en sevdiğim çiçeğim solup, bu diyarlardan göçüp gittiğinde saatlerce solmuş ve kurumuş yapraklarına bakmıştım. saksısını incelemiş onun artık bir daha yeşermeyeceğini ve geri dönmeyeceğini anlamıştım. birkaç gün sonra da bomboş saksına sağlıklı bir çiçek ektiğimde, eski solan çiçeğimin yerini doldurmasa da sadece saksısı boş kalmasın diye saksısının içine yeni toprak koyup başka bir çiçeğimi ekmiştim. önce bu durum yanlış gelse de saksısının bomboş kalması daha yanlıştı fikrimce. boş saksı sürekli onu hatırlatıyordu çünkü. ve bu durumda beni çok üzüyordu. zamanla yeni saksısıyla buluşturduğum çiçeğim saksısını sevince ve alışınca büyümeye devam etti. eminim bu yaptığımı görse solan çiçeğimde sevinirdi. sonuçta uzaktan akrabasına yeni bir ev bulunmuş, o evde mutlu mesut yaşıyordu.
ölüm aslında çok sevdiğimiz birini kaybedince yaptıklarımızda saklıdır. solan çiçeğimin bir daha yeniden yeşermeyeceğini anlamam gibi. boş saksısına başka bir çiçek ekip hayatıma kaldığım yerden devam etmem gibi. ölüm aslında solan umutların yeniden yeşermesi gibidir. tıpkı solan çiçeğimin saksısında başka bir çiçeğin yeşermeye devam etmesi gibi. belki bir gün o da solup gidecek ama saksısı hep başka çiçekleri ağırlayacak. tıpkı saksı görevi gören hayatın içine bir sürü insan sığdırması gibi.
ölüm aslında çok sevdiğimiz birini kaybedince yaptıklarımızda saklıdır. solan çiçeğimin bir daha yeniden yeşermeyeceğini anlamam gibi. boş saksısına başka bir çiçek ekip hayatıma kaldığım yerden devam etmem gibi. ölüm aslında solan umutların yeniden yeşermesi gibidir. tıpkı solan çiçeğimin saksısında başka bir çiçeğin yeşermeye devam etmesi gibi. belki bir gün o da solup gidecek ama saksısı hep başka çiçekleri ağırlayacak. tıpkı saksı görevi gören hayatın içine bir sürü insan sığdırması gibi.
devamını gör...
garip akımı
garipçiler ya da 1. yeniciler, şiirde biçim ve konu bakımından kuralsızlığı ve dil açısından yenileşmeyi benimseyen topluluktur. öncüleri;
orhan veli kanık, melih cevdet anday ve oktay rifat horozcudur.
türk edebiyatı'nda 1940' lı yıllara gelindiğinde şiirde biçim ve dil açısından serbestlik ve sadeliğe doğru bir eğilim olmuş, bu eğilim doğrultusunda "garip akımı" ortaya çıkmıştır.
henüz lise yıllarındayken şiir yazmaya başlayan ve aynı zamanda akımın öncüleri olan orhan veli kanık, oktay rifat horozcu ve melih cevdet anday, ölçü ve uyaklı, geleneksel şiire uygun, sabit konulu eserler yazmış olsalar bile bu tarzdan hoşnutsuz oldukları için bir müddet bu konu üzerine kafa yormuş ama çözüm bulamadıklarından dolayı şiir konusunda bir müddet sessiz kalmayı tercih etmişlerdir.
fakat bu sessizlik kısa sürmüş, 1937 yılında varlık dergisi'nde günlük konuşma diliyle yazılmış, imgesel ve soyut kavramlardan uzak, standart biçim koşullarından bağımsız şiirler yayımlayarak amaçladıkları yenileşme için ilk adımı atmışlardır bir nevi.
şiirde biçim, konu, dörtlük gibi belli kalıpları reddeden şairler, şiirlerinde alaycı ve iğneleyici bir tutum sergileyip ve de herkesin anlamasını istedikleri için toplum için sanat anlayışını benimseyerek alışılmışın dışında eserleri edebiyata kazandırmışlardır. örneğin orhan veli'nin yazdığı kitabe-i seng-i mezar şiirinin şu dizeleri normalden farklı olduğu için diğer yazarlarca tartışmalara da yol açmıştır:
"hiçbir şeyden çekmedi dünya
nasırdan çektiği kadar."
peki neden dilde sadeleşme çabası içerisindeydiler? yukarıda da söylediğim gibi toplum için sanat anlayışını benimseyen şairlere göre şiir, yalnızca aydın kesimin anlayacağı biçim ve imgelemelere göre yazılmamalıydı. şiirde kural olmamalıydı ve halkın içindeki herkes anlatılanı anlamalıydı. bu yüzden gündelik konuları ele alıp dili olabildiğine sadeleştirerek bu amaçlarını gerçekleştirdiler.
yine bu amaçları doğrultusunda, kuralsızlığı kural edinen garipçiler, 1941 yılında "garip" adını verdikleri ortak bir kitap yayımlayarak bu yenileşmeyi daha da duyurmuş ve benimsetmiştir.
akımın öncülerinin aklımızda kalması için yine şöyle kodlamıştık okulda:
"omo"
orhan veli kanık, melih cevdet anday ve oktay rifat horozcudur.
türk edebiyatı'nda 1940' lı yıllara gelindiğinde şiirde biçim ve dil açısından serbestlik ve sadeliğe doğru bir eğilim olmuş, bu eğilim doğrultusunda "garip akımı" ortaya çıkmıştır.
henüz lise yıllarındayken şiir yazmaya başlayan ve aynı zamanda akımın öncüleri olan orhan veli kanık, oktay rifat horozcu ve melih cevdet anday, ölçü ve uyaklı, geleneksel şiire uygun, sabit konulu eserler yazmış olsalar bile bu tarzdan hoşnutsuz oldukları için bir müddet bu konu üzerine kafa yormuş ama çözüm bulamadıklarından dolayı şiir konusunda bir müddet sessiz kalmayı tercih etmişlerdir.
fakat bu sessizlik kısa sürmüş, 1937 yılında varlık dergisi'nde günlük konuşma diliyle yazılmış, imgesel ve soyut kavramlardan uzak, standart biçim koşullarından bağımsız şiirler yayımlayarak amaçladıkları yenileşme için ilk adımı atmışlardır bir nevi.
şiirde biçim, konu, dörtlük gibi belli kalıpları reddeden şairler, şiirlerinde alaycı ve iğneleyici bir tutum sergileyip ve de herkesin anlamasını istedikleri için toplum için sanat anlayışını benimseyerek alışılmışın dışında eserleri edebiyata kazandırmışlardır. örneğin orhan veli'nin yazdığı kitabe-i seng-i mezar şiirinin şu dizeleri normalden farklı olduğu için diğer yazarlarca tartışmalara da yol açmıştır:
"hiçbir şeyden çekmedi dünya
nasırdan çektiği kadar."
peki neden dilde sadeleşme çabası içerisindeydiler? yukarıda da söylediğim gibi toplum için sanat anlayışını benimseyen şairlere göre şiir, yalnızca aydın kesimin anlayacağı biçim ve imgelemelere göre yazılmamalıydı. şiirde kural olmamalıydı ve halkın içindeki herkes anlatılanı anlamalıydı. bu yüzden gündelik konuları ele alıp dili olabildiğine sadeleştirerek bu amaçlarını gerçekleştirdiler.
yine bu amaçları doğrultusunda, kuralsızlığı kural edinen garipçiler, 1941 yılında "garip" adını verdikleri ortak bir kitap yayımlayarak bu yenileşmeyi daha da duyurmuş ve benimsetmiştir.
akımın öncülerinin aklımızda kalması için yine şöyle kodlamıştık okulda:
"omo"
devamını gör...
gürcistan
bir balıkçı abimize göre hamsileri oldukça kötü olan ülkedir.
ayrıca sovyet devlet insanı stalin'in memleketidir.
ayrıca sovyet devlet insanı stalin'in memleketidir.
devamını gör...
ak parti anketine göre mhp'nin baraj altında kalıyor olması
barajı değiştirirler, ne olacak...
devamını gör...
türklerin en başarılı olduğu konu
üçkağıtçılık.
devamını gör...
üfürükçüye 700 bin tl kaptırmak
21 yaşında üfürükçü mü olur allah aşkına, genç yetenek mi keşfedesiniz tuttu, anlamıyorum ki? çocuk en sonunda baskılara dayanamamış geç de olsa itiraf etmiş suçunu, adeta ben o kadar etmem diyerek. dolandırılanlar kaptırdıkları paradan daha çok çocuğun umdukları gibi yetenekli olmamasına üzülmüşlerdir. buna eminim. imkanım olsa ispat da ederim. *
devamını gör...
ailenin en küçük çocuğu
aile içindeki görevi ekmek almak olan, zaman zaman şımartılan, bazen de büyük kardeşlerden dayak yiyen kişidir.
devamını gör...
yemek yemeyi işkence haline getiren şeyler
yeni evlenmiş bir arkadaşımın evine yemeğe gitmiştik, epeyce de kalabalığız. esmer uzun saçlı bir kız. malum yemeğimin içinden upuzun bir saç çıktı. kimseye göstermeden almak derdiyle yanıp tutuşuyorum. arkadaşım da nasıl heyecanlı ve endişeli, ayakta tam karşımızda bekliyor bir ihtiyacımız var mı diye.
ayrıntı vermek gerekirse; yemekteki kıl alınacak, gizlice peçeteye sarılıp bir şey uydurularak mutfağa gidilip, gizlice çöpe atılacak gibi değil. şöyleki; ana yemek bir krep, içinde beşamel soslu tavuk sote var ve saç sotenin içinde, yaklaşık 30cm uzunluğunda. nerden mi biliyorum? çatal yardımıyla çekmeye çalışmamla birlikte, krebin içindeki her şey ayaklandı ve saç koptu. tabi bu hareketi yaparken benim midem ağzıma geldi, ter bastı. ama arkadaşımı ve onurunu düşünmek zorundayım, üstelik o kadar insanın içinde.
ne mi yaptım? gözümün içine bakan ve bir terslik olduğunu sezen arkadaşımı masada olmayan bir baharat için mutfağa gönderdikten, sağımdakinden tuz, solumdakinden peçete istedikten sonra, krebi açıp içinde ne var ne yoksa elimdeki peçeteyle avuçladıktan ve o yağlı şeyi pantolonumun cebine sokuşturduktan sonra zafer kazanmışcasına bir oh çektim. neyseki kimse bir şey anlamadı. boş krebimi zeytinyağlı fasülyeyle yiyip, salata, ve tatlıyla karnımı doyurdum,
önemli olan arkadaşımın onurunu kurtarmaktı ve o bilmese de dostluk kazanmıştı.
ayrıntı vermek gerekirse; yemekteki kıl alınacak, gizlice peçeteye sarılıp bir şey uydurularak mutfağa gidilip, gizlice çöpe atılacak gibi değil. şöyleki; ana yemek bir krep, içinde beşamel soslu tavuk sote var ve saç sotenin içinde, yaklaşık 30cm uzunluğunda. nerden mi biliyorum? çatal yardımıyla çekmeye çalışmamla birlikte, krebin içindeki her şey ayaklandı ve saç koptu. tabi bu hareketi yaparken benim midem ağzıma geldi, ter bastı. ama arkadaşımı ve onurunu düşünmek zorundayım, üstelik o kadar insanın içinde.
ne mi yaptım? gözümün içine bakan ve bir terslik olduğunu sezen arkadaşımı masada olmayan bir baharat için mutfağa gönderdikten, sağımdakinden tuz, solumdakinden peçete istedikten sonra, krebi açıp içinde ne var ne yoksa elimdeki peçeteyle avuçladıktan ve o yağlı şeyi pantolonumun cebine sokuşturduktan sonra zafer kazanmışcasına bir oh çektim. neyseki kimse bir şey anlamadı. boş krebimi zeytinyağlı fasülyeyle yiyip, salata, ve tatlıyla karnımı doyurdum,
önemli olan arkadaşımın onurunu kurtarmaktı ve o bilmese de dostluk kazanmıştı.
devamını gör...
marshall eriksen
marshall'ı tanısam ona "lily seni hiç haketmedi koca adam" derdim. dizinin en naif karakteridir.
devamını gör...
çocukken ansiklopedi okumak
ilkokuldayken kütüphaneye girer, okurduk.allah affetsin çıplak resimlere de bakardık.
devamını gör...
meb'in suriyelilere a2 türkçe zorunluluğunu kaldırması
ülkemizin demografik yapısını temelden değiştirmeyi ve hatta yok etmeyi hedeflemiş “şahsım “ hükümetinin yaptığı icraatlerden biridir. şaşırmadım.
devamını gör...
çiğ köfte acılı diye çalışana saldıran kişinin işten çıkarılması
çiğ köfte acılı diye çalışanı darp eden gurur şenel'in iş akdine yıldırım ltd.şti tarafından son verilmesi durumu.

(bkz: çiğ köfte acılı diye çalışana saldırmak)

(bkz: çiğ köfte acılı diye çalışana saldırmak)
devamını gör...
kestane vs mısır
kestane yerken mısır pişirmişliğim var ancak yine kestane.
devamını gör...
