hayatımın geri kalanını yaşamak istediğim, çoluğa çocuğa karışmayı arzuladığım güzel insanların yaşadığı uzak çok uzak, seküler, çoğulcu ve gerçekten de demokratik bir ülke. camiiye yapılan terör saldırısı sonrasında meclislerinde kur'an tilaveti yapılmıştı, ülkede çapında mevlüt okutmuşlardı; varın siz düşünün çoğulculuğunu. bizim ülkemizde de sinagoga saldırı düzenleniyor, onlarca türk vatandaşı musevi hayatını kaybediyor; milletçe ''oh olsun!'' demediğimiz kalıyor.

coğrafi olarak dünyanın izole bir köşesinde bulunan bir ada ülkesi oldukları için de ülkeyi dış dünyaya tümden kapatarak covid-19 ile mücadeleye beş sıfır önde başlamışlardı.
devamını gör...

cahillerin laf atmaya çalıştığı paşa. enver paşa'yı yok 'askerler enverin yüzünden öldü' yok 'enver paşa ülkeyi batırdı' diyerek karalamaya çalışırlar. sarıkamışta 90.000 askerin enver paşa yüzünden şehit olduğunu söylerler. sonuna da 'mitralyöze hücum edip geberdi' diye eklerler.

1-askerler enver paşa yüzünden değil, kaçan rus kuvvetlerini emir dışında kovalayan hafız hakkı bey yüzünden şehit olmuştur.

2-şehit olan asker sayısının 90.000 olmasının imkanı yoktur, çünkü oradaki asker sayısı 75.000 bile değildir.

3-ülkeyin ekonomik olarak çökmesinin sebebi enver paşa değil, kontrolsüzce yapılan harcamalar ve padişahların lüksün afedersiniz b.kunu çıkarmasıydı.

4-o 'mitralyöze hücum edip geberdi' dediğiniz adam sizin çok istediğiniz kafkas-islam devletini kurmaya çalışırken şehit oldu.

allah rahmet eylesin. hain dedikleri adam sadece vatanperver bir paşaydı. hafiften hayalperestti ama kötü niyetli değildi.
devamını gör...

en utandığım mı bilmiyorum ama ortaokula giderken yaşadığım birkaç anıyı aklıma getiren başlık.

anadolu lisesindeyiz, ilkokuldan sonra gitmişiz. genelde zengin aile çocukları var. çoğu kreşten beri arkadaş. biz birkaç kişi dışarıdan gelmişiz, tuhaf bakıyorlar bize.

hazırlık sınıfındayım, bir forma altına giydiğim ayakkabım, bir de spor ayakkabım var (o da zorunlu diye). arkasından basarak çıkardığım için ayakkabımın taban dikişleri açılmış ve yürüdükçe birbirinden ayrılıyor. yapıştırsam da açılıyor. bir gün bir arkadaşımın bunu bana söylemesiydi beni utandıran.

sonra yine aynı sene, beden dersinde giydiğim eşofmanların her hafta aynı olduğunu söylemişti aynı kişi.

tüm bunlar yetmemiş, yine aynı kişinin giydiğim arkasında kocaman tommy yazan montumun gerçek olup olmadığını sorması oldu, yakıştıramamış olacak.

çocuğum, marka nedir bilmiyorum bile. sonra sonra ne olduğunu öğrendim, büyük olup senelerce durduğu için mont.

karı da (evet karı) yememiş içmemiş beni takip etmiş, bana takmış kafayı, her şeyimi sorgular olmuş. çok utanmış olacağım ki, bu satırlar çıktı ortaya işte.
devamını gör...

dahidir. dahilik bazen yazar için dezavantajdır. çok fazla özgün fikir üretir ve bunu kendi kişisel üsluplarıyla ifade ederler. ortalama okur için bu bir zorluktur. o fikir değil olay okumak ister. ve bu alıştığı bildiği dille yapılsın ister. günday fransa'da yılın en iyi yabancı yazarı seçildi. pamuk ve yaşar kemal hariç bunu başaran türk yok. kazanması çok zor bir ödül.
devamını gör...

müslüman olmayanlar sabah akşam yiyebilir.
devamını gör...

internet ortamında, özellikle sözlüklerde denk geldiğim durumdur.

öncelikle varoş, merkezin dışında kalan yerleşim yerine deniyor. genelde gecekondu tarzı olan yerler ve evet maddi durumu iyi olmayan insanların ikamet ettiği yerlerdir.

ömründe kenar mahalle görmemiş, tek haneli yaşlarında çalışmak zorunda kalmamış, soğuk günlerde dışarda kalmamış, üç kuruş para için onun bunun işinde çalışmamış insanlar bu kelimeyi hakaret olarak ağızlarına alamazlar.

küçük yaşlarda silahla tanışıyorlar. eğitim, terbiye zaten hak getire. uyuşturucu, çeteleşme, suça meyil bu mahallelerde.

yani polisin giremediği semtin ismini sevmediğin hatun kötü giyiniyor/makyaj yapıyor diye kullanamazsın. yapabiliyorsan orayı iyileştir. yapamıyorsan sokak çocukları üzerinden birilerine bir şeyler söyleme. engelli insanlarla dalga geçiyor musun? özürlü kelimesini hakaret olarak kullanıyor musun?

bir de ricam; şehrinde mutlaka vardır öyle bir mahalle. usulca kenarından geçerken varoş diye bir seslensene benim için. sevgiler.
devamını gör...

krem olmasının haricinde ismi duyulunca bizim milletin yüzünde yavşakça bir sırıtmaya sebep olan isim.
devamını gör...

neyin ne olduğunu bilmeyen daha dinini bile bilmeyen kulaktan dolma güzellemerle hareket eden kimse. seküler kesime inat olsun diye isterler çoğunlukla. ama bu laik sisteme o kadar entegre olmuşlardır ki benim diyen müslüman bile bu yeni gelen sisteme alışamaz, kabul edemez. aksini iddia eden 2 hafta kendi evinde denesin.
öte yandan kendi inancını diğer insanlara dayatmaya çalışan bir zihniyet. seninle aynı topraklarda yaşıyoruz diye aynı hayat görüşüne sahip olmak zorunda değilim beybimsu :p kendi evinde istediğini yap benim evime karışma
devamını gör...

maddi değerleri bilimin önünde tutan ve bilgiye değil her durumda elde edilecek yüksek menfaat edinmeye yönelik yaklaşımları olan toplum ve devletlerde sıkça rastlanan durumdur.
*
devamını gör...

saygısız ve toplu yaşamayı beceremeyen, ne olduğundan bihaber insanlar tarafından, içindeki zeytin çekirdeği, ekmek kırıntısı ve başka şeylerle birlikte yapılan eylemdir.

vakti zamanında öğrenciyken üst katımda (6. katta) oturan diğer öğrenci kızlar, içinde zeytin çekirdeği de olan sofra bezini balkondaki çamaşırlarımın üzerinde silkelemişlerdi, bir avuç zeytin çekirdeğini toplayıp geri balkonlarına atmıştım. üstüne bir de kavga ettim tabii.

bir komşumuz da balkonun bu eylemi yapmak için ve halı silkelemek için varolduğunu iddia etmişti. bir de “istanbul’dan geldim” ben diyordu. istanbul’un neresiyse artık orası sıkıntı çıkarmayan. nereli olduğunu da yazmak istemiyorum.
devamını gör...

varoluşsal olarak camus'yü etkileyen kierkegaard ve camus'den alıntı paylaşacağım.

yaşamla alakalı albert camus şöyle der:

--- alıntı ---

"yaşamın anlamsız olduğuna karar vermekle, yaşanılmaya değmez olduğuna karar vermek arasında fark vardır. yaşam anlamsızdır ancak yaşamaya değerdir."

--- alıntı ---

soren aabye kierkegaard ise:

--- alıntı ---

"hayat sadece geriye doğru anlaşılabilir ancak ileri doğru yaşanmak zorundadır."

"dünyaya ne zaman gelmek istediğimizi kimse sormaz, ne zaman gitmek istediğimizi de. hayat ne kadar boş ve anlamsız; bir insanın üzerine üç kürek toprak atıp gömüyor, arabadan iniyor, arabaya geri biniyor ve birbirimizi hâlâ yeterli yaşayacak ömrümüz kaldığı için teselli ediyoruz. fakat üçle on arasında ne kadar fark var ki; neden bu işi hemen halletmeyelim?”

--- alıntı ---

fakat unutulmamalıdır ki gerçek öğrenilmek için değil, kabul edilmek için vardır; öyle ya da böyle. hayat gibi. bizlere özünde kabul etmek düşer. kabul edip, bir noktada gerçeği ve ölümü kucaklamak. fakat ölmekten bahsetmiyorum. bütünsel bir bakış açısıyla özümsemekten bahsediyorum bütün bu trajediyi. tabii ben biraz felsefi bağlamda ele aldım konuyu. demem o ki intihar etmek için var olan sebepler vardır ve makuldür. aynı şekilde intihar etmemek için de sebepler vardır ve makuldür. özünde böyle bir gerçeklik içerisinde yaşadığımızdan her şeye şüphe duyulmalıdır. yaşama da ölüme de. neticede yaşam belki de tüm bu tablo karşısında anlamsızlığa kavuşur. fakat tablonun çerçevesi insanı daha da derin bir dehşete düşürür: bütün bu tablo, başından beri yalan ürünü olmasın?
devamını gör...

tam olarak bu saatlerdir. kaba ve cinsiyetçi insanlar uyumuş oluyor. bu saatlerde herkes çok naif, çok kibar...
edit: bu cümlede laf sokma yoktur. sadece yazarın kendi düşüncesidir. ayrıca cinsiyetçilik kadın düşmanlığı anlamına gelmez. sevgiler.
devamını gör...

seven sevdiğine portakal atsın. kafasına atmayın aman ha dikkat. hep beraber portakallanalım.
t: kafa sözlükte mesaj atmak anlamına gelen oluşum.
devamını gör...

benim hiç hoşnut olmadığım bir mantıktır. herhangi bir engeli olan, yaşı büyük olan veya ayakta durmasını zorlaştıracak eşyaları olan* her bireye yer verilmelidir. kadın olmak yeterli bir kriter değildir. tabiki hamile veya çocuklu bir kadınsa o ayrı, ama normal sıradan bir kadına sırf cinsiyetinden dolayı yer verilmesi durumu son derece gereksizdir.
devamını gör...

bundan yaklaşık 2000 yıl kadar önce aydın'da tralleis isimli antik bir kent varmış ve burada çok sevdiği eşini kaybeden seikilos isimli biri yaşarmış.
bir şarkı yazmak, bir eser bırakmak istemiş ve şarkısını bir taşın üzerine işlemiş. şarkısı ve hisleri yaşasın istemiş ve en önemlisi eşlik edebilelim istemiş. ben buradaydım demiş.
birçok şiir ve şarkı yazılmış o dönem. bu şarkının farkı müzikal olarak yorumlanabilecek nota düzeniyle yazılmış en eski şarkı olması. bu durum hala şarkıyı hala çok canlı ve mistik tutuyor.
sözlerinin türkçe çevirisi şu şekilde
"ışılda henüz yaşıyorken
gamı tasayı at bir kenara
yaşam dediğin böyle kısayken
ve her şey yenik düşerken zamana"



yazıt maalesef 1966'dan bu yana ait olduğu yerde değil, danimarka milli müzesi'nde sergileniyormuş. ait olduğu yerde önce kaybolup sonra saksı altlığı olarak kullanıldığını düşününce buna çok üzülmüyorum aslında.
devamını gör...

influenza(grip) a virüsünün tedavisinde oral yolla kullanılan viral m2 protein blokajı yapan ajandır.
antikolinerjik ve dopaminerjik etkisi de bulunduğu için parkinson hastalığı tedavisinde de kullanılabilir.
devamını gör...

yarına uyanmak için sebebi olmayanlardanım..
bu yüzden her gece ana babamın gece kuşu mahlası taktığı bir evladıyım. kim bilir belki de kanatlarımız var ve bunu bizler bile bilmiyoruz ,kim bilir belki de sabahları uyanamamamın sebebi sebebimin olmaması. uyansam bile uzun bir süredir kendime iş çıkarma yeteneğimin git gide köreldiğini hissediyorum.. düzenli spor yapma, kitap okuma, mesleki alanda okumalar yapma, çizim yapma, ev işi yapma, yürüyüş, sosyal medyada aylak misali ellerim ceplerimde takılma gibi şeyleri kendime iş olarak görüp bir süre boyunca kendimi iyi idare ettiğimi düşünüyorum. çünkü benim bir işim yok , ve bundan yakınmak istemiyordum başlarda umutla doluydum kimselere mesleğim ile meslektaşlarım ile alay etmelerine izin veremezdim çünkü.. daha sonrasında anlık duygu değişimlerimin başladığını bazen her şeye umutla bakabildiğimi ama anlık olarak çökebildiğimi de fark ettim.. işimizin başındayız hikayelerini gördüğüm her arkadaşımı ilk önce engelledim sonrasında onun ne suçu var diyip kaldırdım. bilmiyorum etik değerler acaba cafer abinin bakkalında mı satılıyor ben yanlış avm de mi geziyorum gerçekten bilmiyorum. deprem oluyor söylenilenleri dinliyorum dönüp benim yapmak istediğim işe bakıyorum benim gibi olanlara bakıyorum ve sonuca bakıyorum aslında kader, politika, kapitalizm, humanizm, şarlatanlık ,liyakat gibi kelimeler boğazıma düğümlenmiş, adını da 21.yy başlarında corona koymuşlar.. dalgaya alınmayacak bir konu biliyorum karşı komşum melahat abla yakalandı , anlattığına göre yakaaa paça boğuşmuşlar terler içinde kalmış.. bana ''yaklaşmayın bana'' dediğini duydum sadece, zaten pekte çıkmıyordu sesi. velhasılı kelam ben uyansam da klavyeye parmaklarımı dokundursam da sulasam da harpuşta mın üzerindeki çiçeklerimi yarın yine aynı sabah akşam aynı tatava .. ne ben yazdım sayın sevgili okur arkadaşlarım nede siz okudunuz , çünkü karşılığında polis bile çalar kapımı birgün belki sormadığı günler için hal hatır..
devamını gör...

'94 yapımı kara çiçeğim albümünden oynak bir aşkın nur yengi şarkısı.

devamını gör...

akciğerlerde bronşioller ve alveollerin inflamasyonudur. çocuklardaki pnömoni yetişkinlere göre daha geç iyileşir. bakteriyel, viral ya da aspirasyon kaynaklı olabilir. sebebi ne olursa olsun belirtileri aynıdır.(ateş, hırıltılı hışırtılı solunum, öksürük, akciğer seslerinde azalma...) bakteriyel pnömonili çocuklarda, göğüs ağrısı ve öksürme sırasında destekleme gereksinimi görülebilir.
devamını gör...

"bulut suya değiyor
su zamana
ve yalnız çakıl taşları
değil aşınmakta olan" (a. telli)
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim