ejderha
devasa dikenli ve pullu bir vücuda, yarasa kanadı benzeri kanatlara sahip olan, ağzından ateş çıkarmasıyla ünlü efsanevi yaratık.
şimdi bir tane olsa da üzerine binip rüzgârla yarışsam... denizlerin, ormanların üzerinden uçsam gece karanlığında ya da bir çölde, yıldızlara bakarak...

görselin kaynağı
şimdi bir tane olsa da üzerine binip rüzgârla yarışsam... denizlerin, ormanların üzerinden uçsam gece karanlığında ya da bir çölde, yıldızlara bakarak...

görselin kaynağı
devamını gör...
the platform
yönetmenliğini galder gaztelu-urrutia'nın yaptığı ispanyol gerilim-korku karışımı 2019 yapımı bir filmdir. olaylar; her katında iki kişinin bulunduğu ve çok katlı bir hapishanede yaşanmaktadır. mahkumlar çoğunlukla kendi istekleri doğrultusunda burada kalmak isteyenlerden oluşmaktadır. gelen mahkumlara sevdikleri yemekler sorularak menüye eklenir, yanlarında en sevdikleri bir eşyayı getirmelerine de izin verilir. bu hapishanede bir ay içinde rastgale bir şekilde hem mahkumlar hem de katlar değişmektedir. katların ortasında boşluk olup bu boşluktan günde bir kez yemekler gelir, ama yemekler en üst kattan başlayarak aşağıya doğru iner. tahmin edeceğimiz gibi üst kattakiler istedikleri kadar yemeklerden yiyebiliyorken, aşağıya doğru "arta kalan" yemekler inmektedir. herkes kendine kadar yese bir sorun olmayacaktır fakat insanoğlu bunu düşünebilmekte midir??
....
başrol oyuncumuz goreng (iván massagué), sigarayı bırakmak ve buradan çıkınca sahip olacağı "diploma"nın hevesiyle başvurur ve sistemin nasıl çalıştığı hakkında en ufak fikri yoktur. "aldırma gönül aldırma" moduyla girdiği bu hapishaneden yata yata çıkamayacağını da acı bir şekilde anlayacaktır. oyuncumuz yanına; cervates’in donkişot romanını almıştır. şu garipsediğimiz, ıssız bir adaya düştüğümüzde yanımıza alacağımız şeylere, artık daha ciddi bakmam gerektiğini düşünmekteyim bu filmi izledikten sonra. başrolümüz, ilk uyandığı gün, oda arkadaşından ve sonraki günler kendi de yaşayarak sistemin nasıl çalıştığını öğrenmeye başlar. platformda zaman geçirdikçe ufaktan yusuf yusuflarla bezenmiş “ben olmuşum donkişot” modunda hissettim kendisini.
beyin yakan filmlerden birisidir zannımca. haksızlıklar ya da sınıf ayrımı konusu işlendiği iletilse de herkesin farklı yorumlaar çıkaracağı bir film. filmle ilgili yorumları hem filmi izlemeden önce, hem de izledikten sonra tekrar okudum. öneririm. henüz ikinci kez izleme cesaretinde bulunamadığım filmdir.
....
başrol oyuncumuz goreng (iván massagué), sigarayı bırakmak ve buradan çıkınca sahip olacağı "diploma"nın hevesiyle başvurur ve sistemin nasıl çalıştığı hakkında en ufak fikri yoktur. "aldırma gönül aldırma" moduyla girdiği bu hapishaneden yata yata çıkamayacağını da acı bir şekilde anlayacaktır. oyuncumuz yanına; cervates’in donkişot romanını almıştır. şu garipsediğimiz, ıssız bir adaya düştüğümüzde yanımıza alacağımız şeylere, artık daha ciddi bakmam gerektiğini düşünmekteyim bu filmi izledikten sonra. başrolümüz, ilk uyandığı gün, oda arkadaşından ve sonraki günler kendi de yaşayarak sistemin nasıl çalıştığını öğrenmeye başlar. platformda zaman geçirdikçe ufaktan yusuf yusuflarla bezenmiş “ben olmuşum donkişot” modunda hissettim kendisini.
beyin yakan filmlerden birisidir zannımca. haksızlıklar ya da sınıf ayrımı konusu işlendiği iletilse de herkesin farklı yorumlaar çıkaracağı bir film. filmle ilgili yorumları hem filmi izlemeden önce, hem de izledikten sonra tekrar okudum. öneririm. henüz ikinci kez izleme cesaretinde bulunamadığım filmdir.
devamını gör...
kedilerin otistik çocuklar üzerinde olumlu etkileri
çok doğru.
bence sadece otistik çocuklar üzerinde değil tüm çocuklar ve bebekler üzerinde hatta tüm insanlar üzerinde evcil hayvanların oldukça olumlu etkisi vardır.
en başta sorumluluk almayı öğretir. kolay değildir evcil hayvan beslemek çünkü onlar da bir candır.
insana merhameti öğretir her canlıya karşı.
bence sadece otistik çocuklar üzerinde değil tüm çocuklar ve bebekler üzerinde hatta tüm insanlar üzerinde evcil hayvanların oldukça olumlu etkisi vardır.
en başta sorumluluk almayı öğretir. kolay değildir evcil hayvan beslemek çünkü onlar da bir candır.
insana merhameti öğretir her canlıya karşı.
devamını gör...
insanı yoran şeyler
sürekli ama sürekli kendini öven insanlar
devamını gör...
geceye bir 90'lar şarkısı bırak
rober hatemo-esmer.
devamını gör...
kar yağdığı zaman sokağa çıkan tipler
en samimi, en tatlı ve tabikide işte böyle eğlenilir dedirten tiplerdir.
devamını gör...
carlton myers
türk basketbol takımlarının ve milli takımımızın başına bela olmuş italyan basketbolcu. tabi bu italyan başka türlü bir italyan. sezen cumhur önal'ın tabiri ile çikolata renkli bir bela. işin latifesi bir kenara cidden avrupa basketbolunun gördüğü en iyi şutörlerden birisidir. alev aldığı bir çok maç oldu. otomatiğe bağladı mı durdurulamayan bir özelliği vardı. tabi bizim aklımızda hep teamsystem bologna takımı ile yer etmiştir. aslında bologna takımında altı sene oynadı ama takım sürekli isim değiştirdiği için teamsystem bologna adı bende kalıcı oldu. diğer bologna'ları bir türlü kabullenemedim * mayers, türk takımlarının canını çok yaktı ama efes ve naumoski ona, 96 koraç yarı finalinde hayatının dersini verdi. o maçları tekrar izleme fırsatınız olursa çoğu yerde gülümsüyor olsa bile mayers'in burnundan soluduğunu görürsünüz zira ufuk sarıca onu istanbul'daki maç da can evinden vurmuştu. 12/9 üçlük atarak mayers'ı onun silahı ile vurmuştu. ava giderken avlandı mayers ağabey. tabi mayers'ın en büyük artılarından bir tanesi o dönem için aleksandar djordjevic gibi bir oyun kurucu ile oynamış olmasıdır. tabi bazen de çember dövme şenliklerine girişirdi. kaçırmaya başladı mı zor toparlardı. onu da söylemem lazım.
şovmen yanı da vardı. seyirciden reaksiyon almayı çok iyi biliyordu. özellikle bologna deplasmanları o dönem bütün takımlar için zordu diye hatırlıyorum. mayers da coştu mu salon cehenneme dönüşüyordu. bu adam üç kere fiba euro star mertebesine erişti. işin komik tarafı şu ki, böyle bir adam sadece bir kere italya şampiyonluğu yaşadı. cidden şaka gibi. bir de şut mekaniği çok enteresandır. tipik şutör atışı yoktur. kendine has bir şut stili vardı. maçlarına göz atarsanız ne demek istediğimi anlarsınız. havalı, güler yüzlü ve şovmen bir ağabeyimizdi özetle.
şovmen yanı da vardı. seyirciden reaksiyon almayı çok iyi biliyordu. özellikle bologna deplasmanları o dönem bütün takımlar için zordu diye hatırlıyorum. mayers da coştu mu salon cehenneme dönüşüyordu. bu adam üç kere fiba euro star mertebesine erişti. işin komik tarafı şu ki, böyle bir adam sadece bir kere italya şampiyonluğu yaşadı. cidden şaka gibi. bir de şut mekaniği çok enteresandır. tipik şutör atışı yoktur. kendine has bir şut stili vardı. maçlarına göz atarsanız ne demek istediğimi anlarsınız. havalı, güler yüzlü ve şovmen bir ağabeyimizdi özetle.
devamını gör...
hristiyan olmak için gerekenler
bir leğen dolusu su.
devamını gör...
serebral palsi
anormal hareket kontrolü veya postür* ile sonuçlanan bir merkezi sinir sistemi bozukluğudur. serebral kelime anlamıyla beyni, palsi ise kaslardaki kontrol eksikliğini belirtir. semptomları hafiften, çok ileri boyuta kadar olabilir.
serebral palsi olan çocuklardaki en mühim şey eğer yutma fonksiyonu etkilenirse, yiyecek ve içeceklerin nefes borusu aracılığyla akciğerlere kaçması olur.* bu durum ölümle sonuçlanır genellikle. buna dikkat edilmesi gerekir.
her 1000 canlı doğumdan 2,5 bebekte görülmekte. hastalığın nedeni olarak; prenatal*, perinatal* ve postnatal* dönemlerdeki meydana gelebilecek çeşitli komplikasyonlar gösterilmekte. örneğin; kordon dolanması, hipoksi*, kan zehirlenmesi, menenjit, çeşitli enfeksiyonlar, genetik hastalıklar, hipoglisemi ve baş travmaları..
hastalığın tarihçesinin milattan önceki dönemlere bile dayandığını görüyoruz. özellikle yazılı antik mısır, yunan ve ibranice eserlerde bahsedilmekte.
türkiye spastik çocuklar vakfı
serebral palsi olan çocuklardaki en mühim şey eğer yutma fonksiyonu etkilenirse, yiyecek ve içeceklerin nefes borusu aracılığyla akciğerlere kaçması olur.* bu durum ölümle sonuçlanır genellikle. buna dikkat edilmesi gerekir.
her 1000 canlı doğumdan 2,5 bebekte görülmekte. hastalığın nedeni olarak; prenatal*, perinatal* ve postnatal* dönemlerdeki meydana gelebilecek çeşitli komplikasyonlar gösterilmekte. örneğin; kordon dolanması, hipoksi*, kan zehirlenmesi, menenjit, çeşitli enfeksiyonlar, genetik hastalıklar, hipoglisemi ve baş travmaları..
hastalığın tarihçesinin milattan önceki dönemlere bile dayandığını görüyoruz. özellikle yazılı antik mısır, yunan ve ibranice eserlerde bahsedilmekte.
türkiye spastik çocuklar vakfı
devamını gör...
ilişkilerin son zamanlarda hızlı tükenme sebebi
tüketim toplumunun "insan tüketme" noktasına ulaşmasının bir sonucudur. sosyal medyanın hayatımızın her alanını ele geçirmesi, insanlara empoze edilen ilişki algıları artık tahammülsüz birer bireye dönüştürdü. insanlar her şeyi tükettikleri gibi artık birbirlerini tüketiyor.
devamını gör...
whatsapp gizlilik ilkesi değişimi
whatsapp, telegram, signal, bip uygulamalarının kullanıcılarından istediği bilgiler:

uygulamaların güvenlik yapısının karşılaştırılması:

kaynak - teyit.org

uygulamaların güvenlik yapısının karşılaştırılması:

kaynak - teyit.org
devamını gör...
şu an dinlenen şarkıdan bir cümle
deli gönül neyi özler durursun
acınacak dostun cananın mı var
acınacak dostun cananın mı var
devamını gör...
popülaritesini hak eden filmler
hayat güzeldir
devamını gör...
evli bir kadının kocasından başka bir erkeğe arkadaşım demesi
(bkz: ne diyem mahmut mu diyem)
devamını gör...
kadın olmanın zorlukları
sürekli güzel ve kibar olmak zorunda bırakılmak.
sürekli kalıplara sokulmaya çalışılması.
ağlak ve kırılgan olarak görülmesi.
çok konuşan, dedikodu yapan, trip atan varlık olarak görülmesi.
sürekli kalıplara sokulmaya çalışılması.
ağlak ve kırılgan olarak görülmesi.
çok konuşan, dedikodu yapan, trip atan varlık olarak görülmesi.
devamını gör...
engin günaydın'ı hangi yapımda izlersem izleyeyim burhan altıntop olarak göreceğim gerçeği
hep kendi karakterine yakın karakterler teklif edildiği, ve belkide mecburen oynadığı için, kaçınılmaz olan durumdur,
engin günaydını ilk defa bir demet tiyatro da zabıta irfan olarak izleyenler de, burhan altıntopta zabıta irfanı görmüş olabilir,
ben en son on bin adım dizisinde izledim, sanırım burhanı oynarken fazla rol yapmamış, ve bu tipler kendi karakterine çok yakın tipler olmalı, zaten burhan gibi memleketi tokat, on bin adımdaki karakter gibi de, orta yaşlı, müzmin bir bekar, rol yapıyorsa da, yapmıyorsa da çok komik bir adam *
engin günaydını ilk defa bir demet tiyatro da zabıta irfan olarak izleyenler de, burhan altıntopta zabıta irfanı görmüş olabilir,
ben en son on bin adım dizisinde izledim, sanırım burhanı oynarken fazla rol yapmamış, ve bu tipler kendi karakterine çok yakın tipler olmalı, zaten burhan gibi memleketi tokat, on bin adımdaki karakter gibi de, orta yaşlı, müzmin bir bekar, rol yapıyorsa da, yapmıyorsa da çok komik bir adam *
devamını gör...
erkeklerin masaj için özellikle masöz tercih etmesi
berberde birbirlerine yeterince "dayandıkları" için erkeklerden kaçıyor olmalarından kaynaklı olabilecek durum.
saç kestir dayasınlar, masaja git ellesinler... size de yazık.
saç kestir dayasınlar, masaja git ellesinler... size de yazık.
devamını gör...
çocukların patavatsızlıkları
çocukların patavatsızca konuşmaları da bazı ebevenylerin “bak görüyor musun ne kadar zeki çocuk?” demesine sebep oluyor.
patavatsızlığın zeka ile ilgisi olmadığından haberi ya yok ya da kılıf uyduruyorlar.
patavatsızlığın zeka ile ilgisi olmadığından haberi ya yok ya da kılıf uyduruyorlar.
devamını gör...

