sözlüğü terk ediyoruz kampanyası
(bkz: ben yokum)
devamını gör...
yazar tanesi
değişik bir nickaltı ifadesi. hep de gülesimi getirir. yazar tanesi ne ya kara üzüm habbesi gibi.
devamını gör...
yeni tanışılan kişiyle sabaha kadar konuşmak
yaşandı bitti saygısızca olabilir.
çok muhabbet tez ayrılık getirir ya.
çok muhabbet tez ayrılık getirir ya.
devamını gör...
yahu ben bu tanımları ne zaman beğenmişim
arada görüyorum öyle. bi' bakıyorum bir ton yazı beğenmişim. yanlışlıkla çift mi tıklıyorum anlamıyorum ki? hep oluyor.
devamını gör...
yoldaş benjamin'in alkolik olması
yoldaşın alkol kullandığını söyleyerek bir şeyler ima edilmeye çalışılan başlıktır.
bir gün donatır masayı gelin arkadaşlar hep bebarer olsun derse koşa koşa gideriz. şimdilik bizi ilgilendiren bir durum yoktur.
bir kadehte bizim için içsin efem, afiyet olsun.
bir gün donatır masayı gelin arkadaşlar hep bebarer olsun derse koşa koşa gideriz. şimdilik bizi ilgilendiren bir durum yoktur.
bir kadehte bizim için içsin efem, afiyet olsun.
devamını gör...
boney m
rasputin çok hoş bir parçadır.klibi de şarkıyla örtüşür.
devamını gör...
tarsus'taki gizemli kazı
altı ay boyunca bir evin bahçesinde kazı yapıldı. özel kuvvetler tarafından korundu. etrafına kimse yaklaştırılmadı. sonra ne oldu ve ne bitti? bilen yok.
devamını gör...
hasret
yenir yutulur şey değil.
özlem bunun yanında hafif siklet kalıyor, özlersin / haline göre / bişiler yaparsın, geçer, geçme ihtimali var en azından.
bunun yok, çekilen hasretin müsebbibi ya ölü ya da ölü, bu kadar.
canlıya hasretlik bana biraz bol geliyor ama gitmiş ve bir daha dönmeyecek birine duyulan hasret çok can yakıyor.
tek çaresi / öbür taraflar / bilinmezlik, bilimsel olmayan tahminlere dayalı içe umut pompalama.
yok ki gidip döneni? soralım.
özlem bunun yanında hafif siklet kalıyor, özlersin / haline göre / bişiler yaparsın, geçer, geçme ihtimali var en azından.
bunun yok, çekilen hasretin müsebbibi ya ölü ya da ölü, bu kadar.
canlıya hasretlik bana biraz bol geliyor ama gitmiş ve bir daha dönmeyecek birine duyulan hasret çok can yakıyor.
tek çaresi / öbür taraflar / bilinmezlik, bilimsel olmayan tahminlere dayalı içe umut pompalama.
yok ki gidip döneni? soralım.
devamını gör...
insanlardaki nezaket eksikliği
çağımızın vebalarından biridir. işin kötüsü artık bu nezaketsizlik eksiklik olarak görülmemekte, yer yer bazı kendini bilmezlerce yüceltilmektedir.
devamını gör...
durduk yere insanın aklına gelen replikler
devamını gör...
kendini kandırma sözleri
neyse sınava daha çok var yarın çalışırım.
devamını gör...
rimel sürerken ağzın istemsizce açık kalması
neden olduğunu kimselerin bilmediği, refleks denilerek geçiştirilen bir durum.
en mantıklı açıklaması kortikal homunculus'ta ağız, burun ve gözün kontrol sahalarının yakın olmasıdır. beyindeki sinirsel bağlantılar çok yoğun ve karmaşık olduğu için impulsun* komşu nöronal sahalara yansıyabilmesi söz konusudur.

bunun da sadece bir teori olduğunu akıldan çıkarmamak gerek yine de.
rimel-ağız ilişkisi her ne kadar basit ve önemsiz bir tuhaflık gibi görünse de arkada yatan nedenin bilinmesi insan nörofizyolojisine dair bazı bilinmezlerin ortadan kalkmasına yardımcı olabilir.
en mantıklı açıklaması kortikal homunculus'ta ağız, burun ve gözün kontrol sahalarının yakın olmasıdır. beyindeki sinirsel bağlantılar çok yoğun ve karmaşık olduğu için impulsun* komşu nöronal sahalara yansıyabilmesi söz konusudur.

bunun da sadece bir teori olduğunu akıldan çıkarmamak gerek yine de.
rimel-ağız ilişkisi her ne kadar basit ve önemsiz bir tuhaflık gibi görünse de arkada yatan nedenin bilinmesi insan nörofizyolojisine dair bazı bilinmezlerin ortadan kalkmasına yardımcı olabilir.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının karalama defteri
google enter, sabır nedir enter;
1. olacak ya da gelecek bir şeyi telaş göstermeden bekleme.
2. öfke doğuracak bir şey karşısında bile öfkelenmeme durumu.
bakayım kıyımda köşemde kırıntısı kalmış mı? nope.
göğüs sıkışması? not entered. ben yazayım, şiştim. nefes alınmıyor. canıma yetiyor, yeter, yetsin artık. narsist, 30 iq lu ebeveynlere rağmen şu yaşıma geldim. bir şekilde oldu. püh saygısız sudoku hiç öyle denir mi? neler denmedi de içimde kaldı bir bilsen… belki anlatırım bi’ ara.
şuan yine her an her şey olabilir.
ayak uçlarımdan saç diplerime kadar sinirliyim. tüm gün dinmedi öfkem. bir söz, bir boş bakış, beş yıl sonrasında hatırlamayacağım bir kaç saniyenin yirmidört saatimden çalışını izliyorum. sonrasında hayat akışımı; her an her şey olabilir. ben biriktirip taşan tiplerdenim. çok biriktim, tutamıyorum. bir şey yapmalıyım, nefes aldıracak bir şey. tabak çanak kırmak bana ne nefes aldırır, ne yirmidört saatimi geri verir, üstelik ortalığı toplamam için extradan iş çıkar ve ona harcanan zaman. yazık gerçekten. doldum, taşıyorum. usulca akardı gözlerimden böyle anlarda. şimdi kurumuş. güzel aslında. ağlamakta gereksiz enerji kaybı. nitekim yanaklarımızı pürüzsüzleştirmekten, dudaklarımızı ve gözlerimizi dolgunlaştırmaktan öteye geçemiyor. makyajsız da güzel olmak gibi. o da ayrı bi şans, baktığında.
lanet girsin ne anlatıyorum lan ben? hahah.
hayatımı alt üst etmeme bir kaç saat kalmış ben ne anlatıyorum? işi, gücü, kursunu, dersini, stajını ve tabi kafiyeli olsun diye sülalesini üzeyim. böyle hayatı bana reva görenleri de tabii.
her an her şey olabilir.
uyumayınca huysuzlaşan biriyim. çok değil ya altı saat uyuyacağım ve bu elimden alındığında ben snickers reklamında ki yakışıklı çocuğun sarışın ablaya dönüşmesi gibi tatsızlaşıyorum… şimdi bunu beşle çarp. hayır ya yüzüme değil, içinden. yüzüme çarpılan gerçekler ve başıma kakılan olması gerekenin adını iyilik yapmak sanılanlar yeterince tadımı kaçırdı zaten. bir de sen eklenme. manyak de geç, okuma hatta. zaman kaybettiriyorum sana. mühim bu. biliyorum uzaya çıkıp halay çekmeyeceksin. olsun yine de, kendinle değerlendir zamanını.
ben bana ayıramadığım zamana öfkeli değilim. bazen akmadığı, çokça taştığı için öfkeliyim. biraz denge, lütfen.
ne diyodum? tanımımın sloganı her an her şey olabilir olsun mu? olsun, yaptım oldu.
şimdi içimde bir yerlerde fısıldayanı dinleyeceğim ve bir yirmidört saatlik daha sabredeceğim. sonrası plan, organize işler, tepeyi taklaya çevirmece falan.
#dirensudoku
1. olacak ya da gelecek bir şeyi telaş göstermeden bekleme.
2. öfke doğuracak bir şey karşısında bile öfkelenmeme durumu.
bakayım kıyımda köşemde kırıntısı kalmış mı? nope.
göğüs sıkışması? not entered. ben yazayım, şiştim. nefes alınmıyor. canıma yetiyor, yeter, yetsin artık. narsist, 30 iq lu ebeveynlere rağmen şu yaşıma geldim. bir şekilde oldu. püh saygısız sudoku hiç öyle denir mi? neler denmedi de içimde kaldı bir bilsen… belki anlatırım bi’ ara.
şuan yine her an her şey olabilir.
ayak uçlarımdan saç diplerime kadar sinirliyim. tüm gün dinmedi öfkem. bir söz, bir boş bakış, beş yıl sonrasında hatırlamayacağım bir kaç saniyenin yirmidört saatimden çalışını izliyorum. sonrasında hayat akışımı; her an her şey olabilir. ben biriktirip taşan tiplerdenim. çok biriktim, tutamıyorum. bir şey yapmalıyım, nefes aldıracak bir şey. tabak çanak kırmak bana ne nefes aldırır, ne yirmidört saatimi geri verir, üstelik ortalığı toplamam için extradan iş çıkar ve ona harcanan zaman. yazık gerçekten. doldum, taşıyorum. usulca akardı gözlerimden böyle anlarda. şimdi kurumuş. güzel aslında. ağlamakta gereksiz enerji kaybı. nitekim yanaklarımızı pürüzsüzleştirmekten, dudaklarımızı ve gözlerimizi dolgunlaştırmaktan öteye geçemiyor. makyajsız da güzel olmak gibi. o da ayrı bi şans, baktığında.
lanet girsin ne anlatıyorum lan ben? hahah.
hayatımı alt üst etmeme bir kaç saat kalmış ben ne anlatıyorum? işi, gücü, kursunu, dersini, stajını ve tabi kafiyeli olsun diye sülalesini üzeyim. böyle hayatı bana reva görenleri de tabii.
her an her şey olabilir.
uyumayınca huysuzlaşan biriyim. çok değil ya altı saat uyuyacağım ve bu elimden alındığında ben snickers reklamında ki yakışıklı çocuğun sarışın ablaya dönüşmesi gibi tatsızlaşıyorum… şimdi bunu beşle çarp. hayır ya yüzüme değil, içinden. yüzüme çarpılan gerçekler ve başıma kakılan olması gerekenin adını iyilik yapmak sanılanlar yeterince tadımı kaçırdı zaten. bir de sen eklenme. manyak de geç, okuma hatta. zaman kaybettiriyorum sana. mühim bu. biliyorum uzaya çıkıp halay çekmeyeceksin. olsun yine de, kendinle değerlendir zamanını.
ben bana ayıramadığım zamana öfkeli değilim. bazen akmadığı, çokça taştığı için öfkeliyim. biraz denge, lütfen.
ne diyodum? tanımımın sloganı her an her şey olabilir olsun mu? olsun, yaptım oldu.
şimdi içimde bir yerlerde fısıldayanı dinleyeceğim ve bir yirmidört saatlik daha sabredeceğim. sonrası plan, organize işler, tepeyi taklaya çevirmece falan.
#dirensudoku
devamını gör...
erkeğe yakışmayan şeyler
(bkz: dar pantolon)
giyen giysin tabii de benim göz zevkime uymuyor.
giyen giysin tabii de benim göz zevkime uymuyor.
devamını gör...
yoldaş benjamin franklin
bir keresinde demiştim kendisine; bütün manyak tiplerin doluştuğu bir yerdir sözlük diye. bu manyak gruba pandemiyle birlikte masum vatandaş da katıldı, manyaklara gün doğdu diye.
işin çok zor. bol sabır. sendeki sabır bende yok. katliam yapar çıkardım bir gecede. cidden bol sabır, kolay gelsin tatlım.
aa tatlım yazdım, taciz ettim ayıp ettim sısısıs ya havle.
işin çok zor. bol sabır. sendeki sabır bende yok. katliam yapar çıkardım bir gecede. cidden bol sabır, kolay gelsin tatlım.
aa tatlım yazdım, taciz ettim ayıp ettim sısısıs ya havle.
devamını gör...
birinin dizinde uyumak
sevdiğinin dizinde uyumak en güzelidir*
devamını gör...
the green mile
çok iyi replikleri olan film ama aralarında bir tanesi var ki insanı oturduğu yere çiviliyor ve yutkunmakta bile güçlük çektiğini hissediyorsun.
"yoruldum, patron. yollarda yağmurdaki bir serçe kadar yalnız olmaktan yoruldum. yanımda hiç arkadaş olmamasından bıktım. nereye gideceğimizi, nereden geldiğimizi söyleyecek biri. insanların birbirine kötü davranmasından bıktım. her gün dünyada hissettiğim ve duyduğum acılardan bıktım. çok fazla var, sanki her an için kafama cam parçaları batıyor. anlıyor musun? "
"yoruldum, patron. yollarda yağmurdaki bir serçe kadar yalnız olmaktan yoruldum. yanımda hiç arkadaş olmamasından bıktım. nereye gideceğimizi, nereden geldiğimizi söyleyecek biri. insanların birbirine kötü davranmasından bıktım. her gün dünyada hissettiğim ve duyduğum acılardan bıktım. çok fazla var, sanki her an için kafama cam parçaları batıyor. anlıyor musun? "
devamını gör...
bir gün öleceğini bile bile yaşamak
nabalım yeğenim, intaar mı edelim diye düşündüren yaklaşım. mis gibi gelmişsin, yaşa.
devamını gör...

