bülbülü öldürmek
ahmet haşim:" şiiri manası için ameliyat masasına yatırmak, bülbülü eti için öldürmeye benzer." demiştir.
bülbül müziğin, aşkın, ıstırabın, duygunun sembolü. öldürülmesi en anlamsız varlık olarak görülür bu nedenle.
tüm bunlardan bağımsız olarak bülbülü öldürmek ve devam kitabı tespih ağacının gölgesinde yazarın kendi yaşam öyküsünden izler taşır. yazar harper lee romandaki dill karakterini yaratırken çocukken kapı komşuları olan in cold blood ve breakfast at tiffany's romanlarının yazarı truman capotedan esinlenmiştir. ırkçılık üzerine sözlerini ajitasyonuz, duru bir anlatımla yapar. pultizer ödüllü eserin yayımlandığı 1960'lı yıllardan beri çok okunanlar listesinde her zaman yer bulabilmiş olması duru ve özgün anlatımının gücü olmalıdır.
"istediğin kadar saksağanı vur vurabilirsen ama unutma, bülbülü öldürmek günahtır.”
bülbül müziğin, aşkın, ıstırabın, duygunun sembolü. öldürülmesi en anlamsız varlık olarak görülür bu nedenle.
tüm bunlardan bağımsız olarak bülbülü öldürmek ve devam kitabı tespih ağacının gölgesinde yazarın kendi yaşam öyküsünden izler taşır. yazar harper lee romandaki dill karakterini yaratırken çocukken kapı komşuları olan in cold blood ve breakfast at tiffany's romanlarının yazarı truman capotedan esinlenmiştir. ırkçılık üzerine sözlerini ajitasyonuz, duru bir anlatımla yapar. pultizer ödüllü eserin yayımlandığı 1960'lı yıllardan beri çok okunanlar listesinde her zaman yer bulabilmiş olması duru ve özgün anlatımının gücü olmalıdır.
"istediğin kadar saksağanı vur vurabilirsen ama unutma, bülbülü öldürmek günahtır.”
devamını gör...
kapitalizmi anlatan en iyi söz
parayı zenginler yer, borcu fakirler öder.öderken de gıkı çıkmaz.
devamını gör...
insanın kendine yaptığı en büyük haksızlık
kendisine verilmeyen ilgi, sevgi, onay gibi duygusal ihtiyaçlarını hak etmediğini düşünerek başkalarının ona veremediklerini kendisiyle ilişkilendirmek, parçadan yola çıkarak bütüne varmak mesela sevilmediğini hissediyorsa "ben zaten sevilmeyi hak etmiyorum" gibi düşüncelere kapılmak. oysa her insan, sevilmeyi hak eder, onun sevilip sevilmemesi bazen kendisinden değil, karşısındakinin sevme kapasitesiyle ilgilidir. en acıklı beklenti aslında, sevme kapasitesi düşük birince sevilmeyi beklemektir. bu çok mantıksızdır, onda olmayanı istemektir, kendisinde olmayanı sana nasıl versin?
devamını gör...
iz bırakan kitap cümleleri
"bostan dolabının yanındaki, suları bana kahverengi gözüken, o küçük ve eskimiş havuzdaki solgun ve kederli nilüferlere gidip bakardım çocukken, babam, onların kökleri olmadığını anlatmıştı bana. neden bu çiçekleri hep bir şeylere benzetmek için kullandıklarını ancak büyüyünce anladım. yalnızca bu çiçekler, hep bir yerlere gidecekmiş gibi azade ve özgür oluyorlar ama küçük bir havuzun içinde bir yere gitmeden yaşıyorlardı. hayat da böyle bir şeydi benim için; hep bir yerlere gidecek gibi duran, yalnız ve bir yere gitmeyen bir çiçek. bütün bir hayatın özeti buydu.
bende bir yere bağlanmadım ve bir yere gitmedim; öyle solgun nilüfer gibi bir havuzun içinde yalnız başına durdum, köklerimi salamadım, ne, olduğum yere sağlamca yerleştim, ne, başka diyarlara kaçabildim. bana bakanlar, beni seyredenler, beni sevenler oldu ama kimse yakasına takmadı beni, kimse odasına koymadı, kimse beni sulayıp büyütmek için uğraşmadı. onlara ihtiyacım olmadığını, havuzumda tek başıma yüzebileceğimi düşündüler. ben de bu yüzden; kederi, yalnızlığı, kirlenmeyi öğrendim ve hayata benzedim.
ne garip başka bir şey de olmak istemedim, beni beğenmeleri yetti bana. "
tehlikeli masallar, ahmet altan
bende bir yere bağlanmadım ve bir yere gitmedim; öyle solgun nilüfer gibi bir havuzun içinde yalnız başına durdum, köklerimi salamadım, ne, olduğum yere sağlamca yerleştim, ne, başka diyarlara kaçabildim. bana bakanlar, beni seyredenler, beni sevenler oldu ama kimse yakasına takmadı beni, kimse odasına koymadı, kimse beni sulayıp büyütmek için uğraşmadı. onlara ihtiyacım olmadığını, havuzumda tek başıma yüzebileceğimi düşündüler. ben de bu yüzden; kederi, yalnızlığı, kirlenmeyi öğrendim ve hayata benzedim.
ne garip başka bir şey de olmak istemedim, beni beğenmeleri yetti bana. "
tehlikeli masallar, ahmet altan
devamını gör...
hibrit tohum
gdo'lu tohum ile çoğu zaman bir tutulan hakkında büyük bir önyargının var olduğu tohumdur. diğer adı f1 olan bu tohumların @2'de bahsedildiği gibi kısır olduğu ve ekildiğinde mahsul vermediği safsatadan ibarettir. çok basit bir şekilde anlatacağım.
benim elimde soğuk havalara dayanıklı ama lezzetsiz bir domates olsun. bir tane de muhteşem lezzetli ama kabuğu ince, hassas domatesim olsun. benim istediğim soğuk havaya dayanıklı lezzetli domates elde etmek. bu noktada yapay döllenme devreye giriyor. o da öyle öcü kaka bir şey değil. bitkinin kendi kendine yaptığı şey serada insan eliyle yapılıyor. bu sırada o bitkinin genetiğini alayım şuraya aktarayım biraz da peri tozu ekleyeyim durumu yok. seçilmiş bir spermi seçilmiş bir yumurtayla basitçe buluşturma işlemi yani.
tabii buluşturma yapıldığında ortaya çıkan tohum direkt piyasaya sürülmüyor. en az beş yıl süren bir saflaştırma işlemi söz konusu. serada sürekli ekimi yapılıyor yine. istenen ürüne ulaşılıncaya kadar, bütün meyveler aynı özellik gösterene kadar sürdürülüyor. sonrasında bu hibrit tohumlar piyasaya sürüldüğünde ekildiğinde daha verimli daha estetik ve beklenti yönünde mahsul veriyor. tablo gibi, iki hafta dışarda kalsa dahi buruşmayan ürünler elde edilebilir fakat tabii ki bazı yönlerden eksik olabilmektedir hibrit tohumlar.
hibrit bitkiden elde edilen tohum çıkmaz diye bir şey yok demiştim. hibritin tohumu ekildiğinde, hibrit tohumun elde edildiği ana tohumlardan birinin özelliklerine çeker ve o türde ürün verir. yani soğuğa dayanıklı domates ve ince kabuklu lezzetli domatesten elde edilen hibrit tohumu ektiğimizde hem soğuğa dayanıklı hem de lezzetli domates elde ediyoruz. elde ettiğimiz bu domatesin tohumunu alıp tekrar ektiğimizde ise ortaya çıkan domates ana bireylerden sadece birinin özelliğini gösteriyor. ya ince kabuklu lezzetli ya da soğuğa dayanıklı lezzetsiz oluyor.
hibrit tohuma karşı çıkılmasının temel nedeni de bu durum oluyor aslında. hibrit tohumlar çok pahalıdır ve bir kez ekildiğinde tekrar aynı tohum etkilemez. ekilir fakat bir önceki yılın ürünüyle aynı randımanı vermez. bu nedenle her yıl yeniden yeniden hibrit tohum satın almak gerekir. bu da üreticiyi, çiftçiyi bağımlı kılar. sorun budur.
not: bu ülkede yerli tohum almak, satmak, yetiştirmek yasak değildir. yerli tohum yasaklandı diyenlerin bahsettiği yasak, tohumların tescillenmiş ve sertifikalı olmasıyla ilgilidir. twitter'dan öğrenince böyle oluyor demek ki, insanlar neyden söz ettiğini dahi bilmeden bir konuda karara varabiliyor.
benim elimde soğuk havalara dayanıklı ama lezzetsiz bir domates olsun. bir tane de muhteşem lezzetli ama kabuğu ince, hassas domatesim olsun. benim istediğim soğuk havaya dayanıklı lezzetli domates elde etmek. bu noktada yapay döllenme devreye giriyor. o da öyle öcü kaka bir şey değil. bitkinin kendi kendine yaptığı şey serada insan eliyle yapılıyor. bu sırada o bitkinin genetiğini alayım şuraya aktarayım biraz da peri tozu ekleyeyim durumu yok. seçilmiş bir spermi seçilmiş bir yumurtayla basitçe buluşturma işlemi yani.
tabii buluşturma yapıldığında ortaya çıkan tohum direkt piyasaya sürülmüyor. en az beş yıl süren bir saflaştırma işlemi söz konusu. serada sürekli ekimi yapılıyor yine. istenen ürüne ulaşılıncaya kadar, bütün meyveler aynı özellik gösterene kadar sürdürülüyor. sonrasında bu hibrit tohumlar piyasaya sürüldüğünde ekildiğinde daha verimli daha estetik ve beklenti yönünde mahsul veriyor. tablo gibi, iki hafta dışarda kalsa dahi buruşmayan ürünler elde edilebilir fakat tabii ki bazı yönlerden eksik olabilmektedir hibrit tohumlar.
hibrit bitkiden elde edilen tohum çıkmaz diye bir şey yok demiştim. hibritin tohumu ekildiğinde, hibrit tohumun elde edildiği ana tohumlardan birinin özelliklerine çeker ve o türde ürün verir. yani soğuğa dayanıklı domates ve ince kabuklu lezzetli domatesten elde edilen hibrit tohumu ektiğimizde hem soğuğa dayanıklı hem de lezzetli domates elde ediyoruz. elde ettiğimiz bu domatesin tohumunu alıp tekrar ektiğimizde ise ortaya çıkan domates ana bireylerden sadece birinin özelliğini gösteriyor. ya ince kabuklu lezzetli ya da soğuğa dayanıklı lezzetsiz oluyor.
hibrit tohuma karşı çıkılmasının temel nedeni de bu durum oluyor aslında. hibrit tohumlar çok pahalıdır ve bir kez ekildiğinde tekrar aynı tohum etkilemez. ekilir fakat bir önceki yılın ürünüyle aynı randımanı vermez. bu nedenle her yıl yeniden yeniden hibrit tohum satın almak gerekir. bu da üreticiyi, çiftçiyi bağımlı kılar. sorun budur.
not: bu ülkede yerli tohum almak, satmak, yetiştirmek yasak değildir. yerli tohum yasaklandı diyenlerin bahsettiği yasak, tohumların tescillenmiş ve sertifikalı olmasıyla ilgilidir. twitter'dan öğrenince böyle oluyor demek ki, insanlar neyden söz ettiğini dahi bilmeden bir konuda karara varabiliyor.
devamını gör...
metamfetamin
motörhead grubunun benzini.
devamını gör...
japon denince akla gelen ilk şey
anime ve manga.
devamını gör...
ilk defa bir sözlük ortamına girenlere tavsiyeler
tanım girerken emoji kullanmayı acilen bırakın
devamını gör...
vartolu sadettin
eroin ticareti yaptığı halde şirin gösterilen bir karakter. ama işler güçler'in sansür'e maruz kaldığınıda gördük bu ülkede maalesef.
devamını gör...
okumadan oylamak
hiç bir zaman yapmadığım eylemdir. her oyladığımı mutlaka okuduğum için beğenmişimdir. öbür türlüsüne ben de karşıyım.
devamını gör...
sırtını camiye ver dümdüz git diyen navigasyon cihazı
android türkiye güncellemesi gelen navigasyon cihazı olması muhtemeldir. bulunduğu çevreyle uyum içinde çalışabilen interaktif ve teknoloji harikası bir navigasyon cihazıdır. bulunduğu coğrafya ile uyumlu olarak üzerindeki insanın da haritasını çıkarmış ve pratiğe dökmüştür. yol tariflerini en kolay anlayabileceği şekilde onlara aktarmıştır. fakat adresi kesin bulma garantisi vermişliği yoktur.
devamını gör...
normal sözlük küstüm şov
varlığından çok da emin olmadığım şov.
nasıl ki trollükten şikayet edene "başlıkları engelle olsun bitsin" diyoruz, nasıl ki bilgi içeriği isteyenlere "bilgi kategorisine gir, orada takıl" diyoruz ve herkes kendisi için haklı olarak bunları rahatça söyleyebilmek adına bir ifade özgürlüğü istiyor, bu da bir ifade özgürlüğüdür. isteyen tek tek herkese (yani takip ettiği, etkileşim sağladığı insanlara) mesaj atarak gideceğini söyler, isteyen bunu tek duyuru ile topluca ilan eder. her giden ayrı başlık açmadığı sürece çok da büyük bir mesele değil diye düşünüyorum.
bunu her zaman ilgi açlığına yormak hiç doğru değil. var mıdır ilgi için yapan? mutlaka vardır ama herkesi de aynı kefeye koyamayız. hem burada "benimle ilgilenin" demenin farklı yollarını uygulayan ve istediğini elde eden öyle insanlar var ki, özellikle gideceğini söyleyenlere kafayı takmak pek de doğru değil.
eğer bu durumdan gerçekten çok rahatsız olursanız, gideceğini söyleyen kişiye ilgi göstermemekle çözebilirsiniz olayı diye düşünüyorum. yani özetle bu işin sürekli gündeme getirilmesi gerekli değil gibi geldi bana.
nasıl ki trollükten şikayet edene "başlıkları engelle olsun bitsin" diyoruz, nasıl ki bilgi içeriği isteyenlere "bilgi kategorisine gir, orada takıl" diyoruz ve herkes kendisi için haklı olarak bunları rahatça söyleyebilmek adına bir ifade özgürlüğü istiyor, bu da bir ifade özgürlüğüdür. isteyen tek tek herkese (yani takip ettiği, etkileşim sağladığı insanlara) mesaj atarak gideceğini söyler, isteyen bunu tek duyuru ile topluca ilan eder. her giden ayrı başlık açmadığı sürece çok da büyük bir mesele değil diye düşünüyorum.
bunu her zaman ilgi açlığına yormak hiç doğru değil. var mıdır ilgi için yapan? mutlaka vardır ama herkesi de aynı kefeye koyamayız. hem burada "benimle ilgilenin" demenin farklı yollarını uygulayan ve istediğini elde eden öyle insanlar var ki, özellikle gideceğini söyleyenlere kafayı takmak pek de doğru değil.
eğer bu durumdan gerçekten çok rahatsız olursanız, gideceğini söyleyen kişiye ilgi göstermemekle çözebilirsiniz olayı diye düşünüyorum. yani özetle bu işin sürekli gündeme getirilmesi gerekli değil gibi geldi bana.
devamını gör...
bir erkeğin en savunmasız olduğu an
arabayla giderken yolda kaybolduğunu anlayıp müziğin sesini kıstığı an.
devamını gör...
karaoğlan
relax ukdesidir.
karikatürün ülkemizde önem kazanmaya başladığı yıllarda, yönetmen ve çizer suat yalaz tarafından hayat verilmiş bir çizgi roman karakteridir. 70'li yıllarda sinemaya da uyarlanmıştır bu karakter ama sanırım kara murat kadar ilgi görmemiştir.
karikatürün ülkemizde önem kazanmaya başladığı yıllarda, yönetmen ve çizer suat yalaz tarafından hayat verilmiş bir çizgi roman karakteridir. 70'li yıllarda sinemaya da uyarlanmıştır bu karakter ama sanırım kara murat kadar ilgi görmemiştir.
devamını gör...
yoldaş sizi takip etmeye başladı
inanmıyorum bana sen ilksin demişti...
devamını gör...
bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmak
bizim coğrafyamızın artık kangrene dönüşmüş sorunu.
halbuki beynin öğrenme biçimi hep aynıdır, bebekken, çocukken, yetişkin olduğumuzda.
bilgi parçacıkları birleşir, sentezleme yoluyla yorumlar. duyduklarını okuduklarını gördüklerini biriktirip sentezleyebilmek için yeterince bilgi biriktirmiş olmak gerekir. biriktirdiğin bilgiler arttıkça vardığın sentez doğruya yakınsar.
yoksa lozan'ın 2023'de süresinin dolduğuna da, hitler'in uzaylılarla temasta olduğuna da,
beethoven'un tamamen sağır olup o konçertoları bestelediğine de inanırsın.
okumadan, araştırmadan, bir kaç kaynaktan bilgiyi teyit etmeden üfürüyorsan bunun tek açıklaması ego mastürbasyonudur, o da kimseyi hiç bir yere taşımaz.
halbuki beynin öğrenme biçimi hep aynıdır, bebekken, çocukken, yetişkin olduğumuzda.
bilgi parçacıkları birleşir, sentezleme yoluyla yorumlar. duyduklarını okuduklarını gördüklerini biriktirip sentezleyebilmek için yeterince bilgi biriktirmiş olmak gerekir. biriktirdiğin bilgiler arttıkça vardığın sentez doğruya yakınsar.
yoksa lozan'ın 2023'de süresinin dolduğuna da, hitler'in uzaylılarla temasta olduğuna da,
beethoven'un tamamen sağır olup o konçertoları bestelediğine de inanırsın.
okumadan, araştırmadan, bir kaç kaynaktan bilgiyi teyit etmeden üfürüyorsan bunun tek açıklaması ego mastürbasyonudur, o da kimseyi hiç bir yere taşımaz.
devamını gör...
herr holz
saddamı bir çukurdan çıkarıp asan bir kere siz değildiniz, yakın tarihi dahi yanlış yorumlamışsın. faşistlikten dem vuruyorsun fakat fazlasıyla faşist söylemlerin var. muhalifsin onu da anladık eyvallah.
fakat sizin gibi faşistlerinde sırası gelecek yazmışsın, taa uzaklardan bir ilticacı olarak. büyük lafların küçük adamı olduğun tam da buradan belli işte.. sende o kadar t***k olsa zaten klavye başında değil, düşüncelerini ideallerini hayata geçirmek için dağ başında falan olurdun küçük adam. o zaman saygı duyabilirdim sana, davası için ölmeyi göze almış diyebilirdim.
fakat şuan buradan bakınca küçük bir b*k sineğinden farkın yok be adamım.
bir lafımda seni ciddiye alıp yazanlara.. salın arkadaşlar, küçük adam ilgi manyağı görmüyor musunuz? nick değiştiren bazı terör sevicilerde kendisine destek verince ayranı kabarıyor belli ki. salın gitsin ne hali varsa görsün, şöyle tipleri gündeme taşımayın rica ediyorum.
fakat sizin gibi faşistlerinde sırası gelecek yazmışsın, taa uzaklardan bir ilticacı olarak. büyük lafların küçük adamı olduğun tam da buradan belli işte.. sende o kadar t***k olsa zaten klavye başında değil, düşüncelerini ideallerini hayata geçirmek için dağ başında falan olurdun küçük adam. o zaman saygı duyabilirdim sana, davası için ölmeyi göze almış diyebilirdim.
fakat şuan buradan bakınca küçük bir b*k sineğinden farkın yok be adamım.
bir lafımda seni ciddiye alıp yazanlara.. salın arkadaşlar, küçük adam ilgi manyağı görmüyor musunuz? nick değiştiren bazı terör sevicilerde kendisine destek verince ayranı kabarıyor belli ki. salın gitsin ne hali varsa görsün, şöyle tipleri gündeme taşımayın rica ediyorum.
devamını gör...
geceyarısı çocukları
salman rushdie’nin destansı romanı. dilimize, geceyarısı çocukları diye çevrilmiş ve basılmıştır. bazen belgesellerde hindistan’ın adeta bir aktar dükkânını andıran renkli kültürünü izleriz. roman, bu fantastik dünyayı masalsı bir anlatımla sunuyor bize.
15 ağustos 1947, geceyarısı saat on ikide, tam da hindistan'ın ingiliz sömürüsünden kurtulup bağımsızlığının ilan edildiği anda 1001 tane çocuk dünyaya gelir. romanımızın kahramanı salim sina bunlardan biridir. salim, basında ilgi odağı olur ve başbakan nehru tarafından kendisine mektup yazılır ve kutlanır. ancak bu tesadüf, kahramanımız için beklenmedik sonuçlar doğuracaktır. zira kendisi gibi aynı saat doğmuş bin çocukla telepati kurmak ve tehlikeleri koku alma duyusuyla sezmek yetenekleri bahşedilmiştir kendisine. başbakanın da mektubunda belirttiği üzere salim’in kaderi hindistan’ın kaderi olacaktır. sömürge toplumlarının, sömürgeci sonrası ruh halini çarpıcı bir şekilde alt metinde işliyor yazar. bunu yaparken kendi iç dünyasından, hayatından yola çıkıyor. 700 sayfalık bu destanı, hem metis yayınları'ndan hem de can yayınları'ndan okuma şansına sahip oldum. can yayınları'nın çevirisi daha çok hoşuma gitti. geniş bir zamanda sindire sindire okumanızı tavsiye ediyorum.
“doğrunun ne buyurulmuşsa o olduğu bir ülkede gerçeğin varlığı sona eriyor bu yüzden de bize doğru olduğu söylenen şey dışında her şey mümkün kılınıyordu; hindistan'daki çocukluğumla pakistan'daki ergenliğim arasındaki fark buydu belki de - ilkinde sonsuz sayıda alternatif gerçeklikle kuşatılmışken, ikincisinde yine sonsuz sayıda sahtelik, gerçekdışılık ve yalan arasında serseri mayın gibi gezinip duruyordum.”
15 ağustos 1947, geceyarısı saat on ikide, tam da hindistan'ın ingiliz sömürüsünden kurtulup bağımsızlığının ilan edildiği anda 1001 tane çocuk dünyaya gelir. romanımızın kahramanı salim sina bunlardan biridir. salim, basında ilgi odağı olur ve başbakan nehru tarafından kendisine mektup yazılır ve kutlanır. ancak bu tesadüf, kahramanımız için beklenmedik sonuçlar doğuracaktır. zira kendisi gibi aynı saat doğmuş bin çocukla telepati kurmak ve tehlikeleri koku alma duyusuyla sezmek yetenekleri bahşedilmiştir kendisine. başbakanın da mektubunda belirttiği üzere salim’in kaderi hindistan’ın kaderi olacaktır. sömürge toplumlarının, sömürgeci sonrası ruh halini çarpıcı bir şekilde alt metinde işliyor yazar. bunu yaparken kendi iç dünyasından, hayatından yola çıkıyor. 700 sayfalık bu destanı, hem metis yayınları'ndan hem de can yayınları'ndan okuma şansına sahip oldum. can yayınları'nın çevirisi daha çok hoşuma gitti. geniş bir zamanda sindire sindire okumanızı tavsiye ediyorum.
“doğrunun ne buyurulmuşsa o olduğu bir ülkede gerçeğin varlığı sona eriyor bu yüzden de bize doğru olduğu söylenen şey dışında her şey mümkün kılınıyordu; hindistan'daki çocukluğumla pakistan'daki ergenliğim arasındaki fark buydu belki de - ilkinde sonsuz sayıda alternatif gerçeklikle kuşatılmışken, ikincisinde yine sonsuz sayıda sahtelik, gerçekdışılık ve yalan arasında serseri mayın gibi gezinip duruyordum.”
devamını gör...
