cihan mürtezaoğlu
birçok şarkısı dinlenesi sanatçıdır.
devamını gör...
yazarların doğduğu sene gerçekleşmiş önemli olaylar
benim doğmam.
devamını gör...
fırtına
giorgione'in 1507 yılında bitirdiği, venedik rönesansı denildiği zaman akla ilk gelen eserlerden biri olan, bugünlerde gallerie dell'accademia'da sergilenen müthiş sanat eseri.

tamamlanışından bu yana beş yüz yıl geçmesinra rağmen fırtına hakkında hala kesin bir yorum yapılamamaktadır. resim ,gabriele vendramin tarafından, giorgione'ye ısmarlanmıştır.
venedik sanatı uzmanı marcantonio michel, eseri, 1530'da vendramin'in evinde görür ve resim hakkında,"çingene bir kıla bir askerin bulunduğu, küçük fırtınalı bir manzara..." der.
daha sonra eser, vendramin ailesinin koleksiyonuna merkür ve isis adıyla kaydedilir. resimdei figürler, oğlunu emziren su perisi io'yu ve tanrı merkür'ü temsil ediyor olabilir pekala am resmin hiçbir edebi kökeni bulunmayabilir de...
izleyicinin gözü, figürleri geride bırakıp resmin derinliklerinde kalan nehri takip ederek şimşeklerle dolu gökyüzüne ulaşır. belki de resmin gerçek teması, bu gergin atmosferdir...
x ışını çalışmaları, erkek figürun altında ayağını suya sokmuş, çıplak bir kadın figüru bulunduğunu ortaya koyar ve bu da giorgione'nin resmi yaparken fikir değiştirdiğini göstermektdir. yalnızca küçük bir çvre tarafından anlaşılan "gizli anlamlı" resimler, giorgione'ye sık sık resim ısmarlayan genç soylular tarafından hayranlıklar karşılanır..

tamamlanışından bu yana beş yüz yıl geçmesinra rağmen fırtına hakkında hala kesin bir yorum yapılamamaktadır. resim ,gabriele vendramin tarafından, giorgione'ye ısmarlanmıştır.
venedik sanatı uzmanı marcantonio michel, eseri, 1530'da vendramin'in evinde görür ve resim hakkında,"çingene bir kıla bir askerin bulunduğu, küçük fırtınalı bir manzara..." der.
daha sonra eser, vendramin ailesinin koleksiyonuna merkür ve isis adıyla kaydedilir. resimdei figürler, oğlunu emziren su perisi io'yu ve tanrı merkür'ü temsil ediyor olabilir pekala am resmin hiçbir edebi kökeni bulunmayabilir de...
izleyicinin gözü, figürleri geride bırakıp resmin derinliklerinde kalan nehri takip ederek şimşeklerle dolu gökyüzüne ulaşır. belki de resmin gerçek teması, bu gergin atmosferdir...
x ışını çalışmaları, erkek figürun altında ayağını suya sokmuş, çıplak bir kadın figüru bulunduğunu ortaya koyar ve bu da giorgione'nin resmi yaparken fikir değiştirdiğini göstermektdir. yalnızca küçük bir çvre tarafından anlaşılan "gizli anlamlı" resimler, giorgione'ye sık sık resim ısmarlayan genç soylular tarafından hayranlıklar karşılanır..
devamını gör...
pop art
1950'lerde, özellikle abd ve ingiltere'de soyut dışavurumculuğa tepki gösteren genç sanatçıların 1960'larda bir akım haline getirdikleri sanat türü.
(bkz: andy warhol)
(bkz: roy lichtenstein)
(bkz: marcel duchamp)
(bkz: andy warhol)
(bkz: roy lichtenstein)
(bkz: marcel duchamp)
devamını gör...
konu neydi radyo yayını
kahtalı mıçı aslen hangi köyden, güzel domates nerden alınır, o da beni seviyor mu, max payne iyi oyundu ha hacı gibi saçma cümlelere takılmadan yardıra yardıra gitsin dediğim yayın.
kopun, geliyoruz.
iyi yayınlar!
kopun, geliyoruz.
iyi yayınlar!
devamını gör...
zeigarnik etkisi
hikayesi;
bir gün bluma zeigarnik bir kafede oturur ve sipariş verir. oradan buraya koşuşturan garsonların sadece teslim etmediği siparişleri hatırladığını farketmiş. bir siparişi teslim ettikten sonra beyin o siparişle ilgili her şeyi unutuyormuş. bunun üzerine araştırmalar yapmaya başlamış. en sonunda kendi adını verdiği etkiyi açıklamış.
bir gün bluma zeigarnik bir kafede oturur ve sipariş verir. oradan buraya koşuşturan garsonların sadece teslim etmediği siparişleri hatırladığını farketmiş. bir siparişi teslim ettikten sonra beyin o siparişle ilgili her şeyi unutuyormuş. bunun üzerine araştırmalar yapmaya başlamış. en sonunda kendi adını verdiği etkiyi açıklamış.
devamını gör...
insanı mutlu eden ucuz şeyler
2 top maraş dondurması.
devamını gör...
pascal prensibi
blaise pascal tarafından 17. yüzyılda tanımlanan, sıvılarla ilgili bir ilke.
bu ilkeye göre sıvılar, üstlerine etkiyen basıncı, bu basıncın büyüklüğünü değiştirmeksizin sıvı içindeki her yön ve doğrultuda iletirler.
bu ilkeye göre sıvılar, üstlerine etkiyen basıncı, bu basıncın büyüklüğünü değiştirmeksizin sıvı içindeki her yön ve doğrultuda iletirler.
devamını gör...
normal sözlük'te sürekli ekşi muhabbeti dönmesi
tam içimi okuyarak açılan başlıktır. sürekli sözlük kıyaslaması yapılması saçmadır.
devamını gör...
ssuuddee
(bkz: ne sudeymiş be) dedirten başlık.
devamını gör...
panik atak
üç yıl tedavisini gördüğüm rahatsızlık. ben atlattım, bu hastalığı yaşayanların da bir an önce atlatmasını diliyorum.
çeşitleri çoktur. bende ki durum tamamen kalp krizi geçirdiğimi sanmamla başladı. ataklar günde iki üç kez geliyor, bir saat sürüyordu. titreme ve ağlama ile son buluyor, sonrasında vücut yorgunluğuna dayanamayıp uyuyordum.
müthiş yorgunluk veren bu ataklar oldukça yıpratıcı ve ailem için de aşılması çok zor bir durumdu.
16 yaşındayken bu hastalığı yaşadığımı öğrendiğimde, çevrede çok bilinen bir hastalık değildi. ailem en büyük destekçim oldu. ilaç tedavisi ve terapilerle ataklarım azaldı. o dönem hayatımın en çok hastaneye gittiğim dönemi olabilir. eve defalarca ambulans çağırmış, gece acillerde sabahlamıştık.
hastalığımı tanıdıkça, kabullendikçe farkettim ki daha kolay baş edebiliyorum. tabii ilaçlara ve terapilere devam.. ataklar haftada bir sonra daha seyrek gelmeye başlamıştı. mutluydum ama bir yandan da orada bir yerde olduğunu ve apansız çıkacağını bilmek beni geriyordu.
sanırım bir yıl kadar sonra hastalığın seyri değişti ve ataklar çok nadiren olmaya, ama bu sefer de ailemi kaybetme korkusu, dışarı çıkma korkusu yaşamaya başladım. bu yüzden liseyi bırakıp kendimi eve kapattım diyebilirim. parlak okul hayatım bitmişti.
şimdi depresyonla da mücadele ediyor, bitik bir halde günlerimi evde geçiriyordum. kalabalığı sevmiyor, insanların eve gelip gitmesini çok istemiyordum. babamın sürekli yanımda olmasını hatta ise bile gitmemesini istiyordum.
bu dönemde bana iyi gelen çok az ama aslında çok fazla olan bir şey vardı. ailem ve kitaplar...
bunları buraya yazıyorum çünkü belki bu hastalığı yaşayan kisiler vardır. bir ışık olur. geçmeyecek hiç bir şey yok inanın.
doktorlar hep '' kafanda bitirmelisin'' der durur. o kadar sinir oluyordum ki bu cümleye. ya ben hasta olmak ister miyim? dalga mı geciyor bu adam benimle diye düşünürdüm. bir günde bitmedi elbet herşey. bir günde başlamamıştı ki bir günde bitsin. bir seylerin birikimi bir yerde patlak vermişti belki de. yavaş yavaş kendimi ve bu hastalığı tanıyarak, ilaç ve terapilerle, kesinlikle ailem sayesinde atlattım.
umarım en yakın zamanda bu hastalığı yaşayan kim varsa atlatır. sadece şunu bilmeni isterim: yalnız değilsin, hayır ölmeyeceksin ve iyileşeceksin.
çeşitleri çoktur. bende ki durum tamamen kalp krizi geçirdiğimi sanmamla başladı. ataklar günde iki üç kez geliyor, bir saat sürüyordu. titreme ve ağlama ile son buluyor, sonrasında vücut yorgunluğuna dayanamayıp uyuyordum.
müthiş yorgunluk veren bu ataklar oldukça yıpratıcı ve ailem için de aşılması çok zor bir durumdu.
16 yaşındayken bu hastalığı yaşadığımı öğrendiğimde, çevrede çok bilinen bir hastalık değildi. ailem en büyük destekçim oldu. ilaç tedavisi ve terapilerle ataklarım azaldı. o dönem hayatımın en çok hastaneye gittiğim dönemi olabilir. eve defalarca ambulans çağırmış, gece acillerde sabahlamıştık.
hastalığımı tanıdıkça, kabullendikçe farkettim ki daha kolay baş edebiliyorum. tabii ilaçlara ve terapilere devam.. ataklar haftada bir sonra daha seyrek gelmeye başlamıştı. mutluydum ama bir yandan da orada bir yerde olduğunu ve apansız çıkacağını bilmek beni geriyordu.
sanırım bir yıl kadar sonra hastalığın seyri değişti ve ataklar çok nadiren olmaya, ama bu sefer de ailemi kaybetme korkusu, dışarı çıkma korkusu yaşamaya başladım. bu yüzden liseyi bırakıp kendimi eve kapattım diyebilirim. parlak okul hayatım bitmişti.
şimdi depresyonla da mücadele ediyor, bitik bir halde günlerimi evde geçiriyordum. kalabalığı sevmiyor, insanların eve gelip gitmesini çok istemiyordum. babamın sürekli yanımda olmasını hatta ise bile gitmemesini istiyordum.
bu dönemde bana iyi gelen çok az ama aslında çok fazla olan bir şey vardı. ailem ve kitaplar...
bunları buraya yazıyorum çünkü belki bu hastalığı yaşayan kisiler vardır. bir ışık olur. geçmeyecek hiç bir şey yok inanın.
doktorlar hep '' kafanda bitirmelisin'' der durur. o kadar sinir oluyordum ki bu cümleye. ya ben hasta olmak ister miyim? dalga mı geciyor bu adam benimle diye düşünürdüm. bir günde bitmedi elbet herşey. bir günde başlamamıştı ki bir günde bitsin. bir seylerin birikimi bir yerde patlak vermişti belki de. yavaş yavaş kendimi ve bu hastalığı tanıyarak, ilaç ve terapilerle, kesinlikle ailem sayesinde atlattım.
umarım en yakın zamanda bu hastalığı yaşayan kim varsa atlatır. sadece şunu bilmeni isterim: yalnız değilsin, hayır ölmeyeceksin ve iyileşeceksin.
devamını gör...
çaylak olduğu halde tanım girmek
bakıyorum herkes ekşi'de yazar. hiç çaylak yok. arkadaşlar dürüst olalım, kafa sözlük gibi bir yer vücut bulmasaydı, buradaki çoğunluk ekşi'de çaylak olmaya devam edecekti. moral bozmayın, sözlüğü bizler kurduk, geliştirecek olan sizlersiniz. *
devamını gör...
erkekten ölümüne kaçan dinci kadın modeli
toplu ulaşım aracın da erkeklerin yanına oturmayanlari var.. onlar oturmasin ki ben oturabileyim..
devamını gör...
unutulmayan öyle bir geçer zaman ki replikleri
ölümde buluşucaz ali kaptaaaaan !!!!!
dağlanacak ciğer bırakmamıştın be mete *
dağlanacak ciğer bırakmamıştın be mete *
devamını gör...
bir komplo teorisi bırak
- aslında herkese çip takılacak, onun zemini oluşturuluyor.
- could-19 virüsü laboratuarda üretildi.
- amerika 1969'da ay'a gitmedi.
- could-19 virüsü laboratuarda üretildi.
- amerika 1969'da ay'a gitmedi.
devamını gör...
back to the future’dan akılda kalanlar
doktor emmet brown'un m. mcfly'a " geçmişe gittiğinde yaptıklarınla zamanda kırılmaya sebep oldun", deyip çizimle anlattığı sahne. çocuk aklımla nasıl da kafama yatmıştı, "geçmişte yapılanlar değişirse, geleceğin de değişir" fikri.
devamını gör...
sözlükteki nickaltı övücülüğü
bir çete var, onların en iyi yaptığı iş bu. inanılmaz samimiyetsiz inanılmaz. misal hiçbir şey yokken ortada çat diye nick altında övgüler düzülür. yahu ben en yakınlarıma bile öyle şeyler demem, bunlar burda soul mate olmuşlar. övme demiyorum hobi olarak yine öv ama ölçülü olun la biraz. anonim bir kişiliği nasıl bu kadar sevebilir bir insan hayret ya.
devamını gör...


