senaryosu çok tanıdık olan, hem de çok çok tanıdık olan film, göz kamaştırıcı oyuncu kadrosu, eğlenceli işleyişine rağmen açıkçası bende hayal kırıklığı yarattı. yine de, 70 'lerin modasını ve christian bale 'in şişman halini görebilmek (-ki kendisini the machinist filminde 45 kilo gördü bu gözler) için bile izlenebilir..



10 yıl gibi süreyle belediye başkanlığı yapan carmine polito, halkı tarafından çok sevilmektedir. çoğunlukla zencilerin yaşadığı new jersey 'de büyük icraatlerde bulunmuş, şehrin kalkınmasında büyük pay sahibi olmuştur. şehri daha da fazla kalkındırmak için büyük ve çılgın bir proje yapmak ister; bir kumarhane. daha doğrusu eski bir kumarhaneyi yeniden faaliyete sokmaktır amacı. tabi ki bunun için kaynağa, yani paraya ihtiyacı vardır. bunu da bir dostu aracılığıyla tanıştığı 'arap şeyhi' sayesinde başaracaktır. mafyanın akıl hocalığı yaptığı bu projeden de 'hakkını' alacaktır elbette başkan. ancak bir problem vardır, şeyhin abd vatandaşı olması gerekmektedir. bunun için de, saygın kongre üyelerinden yardım istenir. tabi ki kongre üyeleri de bu hizmetlerinden dolayı 'haklarını' alacaklardır.

sonra araya birileri girer, bu 'hizmetlerin' önü kesilir. fbi, yapılan bu hayırlı işlerin önünü kesmiş, kumpas kurmuş, devlet içinde devlet olmuştur. ama amaç güzeldir, hizmet, kalkınma, canlanma.. ama ah o, 'paralel yapı', pardon pardon fbi yok mu, virüs gibi işgal etmiştir heryeri.

devamını gör...

başıma ne işler açtım...
kuzguncuk trafik denetleme şube müdürlüğündeyim. vişne'yi fena attırmışım. arabaların camlarına denk geldi hep zincirleme bir şeyler oldu. birazdan kısıklı karakoluna geçeceğiz. oradan bakırköy yapalım mı ne dersiniz gençler diye bir öneride bulundum.eğlenceli ve kalabalık bir ekip çünkü ama terslediler beni çok üzüldüm. bir bilseniz bunlar çok tuhaf insanlar hiç anlamıyorlar beni. her yer vişne lekesi olmuşmuş nasıl çıkartacaklarmış. belediyeden temizlik ekibi çağırdılar. onlarda arkamdan küfür etmişler. her şey'e rağmen iyi niyetimle yardım etmek istedim. tuz ruhu ile çamaşır suyu önerdim. iyice çitileyin dedim yerleri. komser şekspir, senin kafa iyice gitmiş dedi. balık kraker verdiler biraz önce bana midemde yanma yaptı. yanına vişne suyu alabilir miyim dedim. başlatma vişne'ne dediler bu çok kırıcı. yangın söndürücü tüpü kullanabilir miyim dedim sonuçta bir yangın var ortada. izin vermediler.. anlayacağınız bugün başım belaya girdi.
gelin alın beni buradan!
sakın ateist kaplumbağa gelmesin o yola çıkana kadar 10 karakol değiştiririm. kaşkolnikov gelsin boğaz havası sert kaşkol istiyorum. süngerbob çorabı giyen yiğit çorap getirsin. vişnelerimi ve hunimi vermiyorlar. onlar suç aleti sayılıyormuş. inanabiliyor musunuz? dışınnn dışınnnları var bunların hazırlıklı gelin...

not: vişnelerim bitti zannediyorlar halbuki stok yaptım. yer:kuzguncuk bostanı. emanetlerime sahip çıkın.
devamını gör...

mübadelede türkiye'den yunanistan'a göç etmek zorunda kalan rumların "pis turco" "turkosporos" gibi sözcüklerle aşağılandığı ve toplumun dışında, yerleştirildikleri atina gettolarında oluşturduğu varoş kültürün örneği harika müzik türüdür. bir çeşit yunan bluesdur. tüm göç hikayelerinde olduğu gibi rembetikonun notalarında da yarım kalmış, tamamlanmayı bekleyen acı ve hüzün dolu hayatlar vardır.

devamını gör...

deniz kokusu ve yasemin kokusudur.
devamını gör...

uyuşturucu ile kesin ve keskin mücadele eden bir bakanımız var, süleyman soylu.
bu ulvi göreve soyunarak zaman zaman güneydoğu bölgesindeki illerimizi teftişe ve bilgilendirmeye gider.
insanı derin düşüncelere sevk eden sonuçlarla daha fazla meraklandım şimdi...
devamını gör...

bir sabah uyandım ve evde kimse yok, çevrede rahatsız edici ilginç bir sessizlik var. kafa sözlüğe bakıyorum ve hiç kimse bugün bir şey yazmamış. sokağa çıkıyorum, etrafta sadece hayvanlar var. ilk birkaç gün şaşırıp kalsam da sonraki günlerde doyasıya gezmeye çıkıyorum.

acıktığımda ise her yerde bulabileceğim yemekler var, olabildiği kadar yıllarca yetebilecek yiyecek. bir süre geçtikten sonra şehrin dışındaki hayvanlar şehri istila etmeye gelince kendimi savunmam ve bir silah edinmem gerekiyor.

su, yemek ve barınmayı hallettikten sonra bir gezinmeye çıkıyorum. girilmesi yasak yerleri, eşsiz doğal güzellikleri ve tarihi binaları gezebilirim fakat birkaç ay sonra şehrin dışındaki hayvanlar buraları istila etmedilerse.

bu dünyada hayatta kalmam çok kolay olsa da akıl sağlığımı korumak çok zor olurdu.
devamını gör...

müslüman donu giymiş göbekli erkekler canlandı gözümde.
devamını gör...

imkansız bi şeyden bahsediyodur. varsayalım bunu söyleyen kişi değil de ilişkideki karşı taraf aldatmış, yine de affedip devam edebilceğinin garantisini verebilcek mi ya da artık sevmediğini düşündüğü bi an geldiğinde yine de devam edecek mi? sanmam. sırf iyi ve ilgili görünmek için hayatınızdaki insanlara tutamayacağınız sözler vermeyin, beklenti yaratmayın. daha çok üzer ve üzülürsünüz * .
devamını gör...

şefkati kalbimden, tebessümü yüzümden eksik etmeyeceğim.
sokak kedilerini ve köpeklerini ailem bilmeye devam edeceğim.
devamını gör...

"bir kadın, sevdiği adamın başka bir kadın tarafından mutlu edildiğini görmektense, onu can çekişirken görmeyi tercih eder."

-balzac

not: üzerine düşünülesi bir cümle.
devamını gör...

kahramandır.
devamını gör...

niden beni beğenmiyorlar diye düşündüğümde aklıma geldi

başka yazarlarda beğeni aldıklarında mutlu olduklarına dair tanımlar girmişler.

ben de düşündüm ki; her beğeni attığımızda 1 karma puan kazansak, ortalık şenlenir.

şenlenmez mi?

hani teşvik gibi olur, karma puanın bir önemi yok ama birşeyler kazanmak , tatmin ediyor, hani doğru yoldaymışsın gibi. yazarlarda daha çok beğeni atmaya başlar.

ama favori atma için aynı şeyi söyleyemiyeceğim, onu not defteri gibi kullanan yazarlar var - benim gibi -

hani iyi bir şey gördün at fava, müsait olunca dön araştır/uygula.
devamını gör...

haluk bilginer abimle kahve içmek sohbet etmek düşüncesi bile tebessüm ettiriyor.
devamını gör...

hikayenin öncesi için : #1147314

bu sırada dışardan bir ses duyuldu..."efendim acil durum, hemen iletmeliyim"

"gel" dedi yoldaş ağzındaki kanı sildikten sonra. "ne istiyorsun aptal herif, görmüyormusun acil durum toplantısındayız!"

kekeledi az önce içeri giren adam "a - ama efendim" o anda gözleri boynuna gergedan hayası dolamış iko'ya takıldı gözleri. o ciddi ortamda gülmemek için kendini sıksa da birkaç "tıs" çıktı ağzından. gözlerini kapatıp en kötü anılarını, minik kedisini kaybettiği günü düşündü.

saniyeler süren bu kısa olayda kendine gelince devam edebildi. "lucifer" dedi sadece. ortamdaki tüm moderasyon konunun meme olduğunu hemen anlamıştı.

moderasyon sırayla söyleniyordu. "kaç tane istiyor yine", "verin su adamın memesini", "meme versen kolunu ister"...

iri adam tekrar konuştu "efendim bu kez biraz farklı, seksli beach party istiyor"

yoldaş ve iko göz göze geldiler, istek gayet makuldu. ama önce çözülmesi gereken edit olayı vardı. üstüne after party olarak bu fikri düşünceklerdi...

"cikabilirsin" dedi yoldaş aklından geçen şeytani fantezilerle...

-- to be continued --
devamını gör...

kimseye söylemediğiniz, kendinize bile itiraf edemediğiniz veya kabullenmek istemediğiniz bir sebeple gelen mutsuzluk hissidir.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
temizliğe bir kahve molası.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

sabaha kadar balkonda oturunca hava o kadar da sıcak gelmiyormuş aslında. sabaha kadar balkonda oturmanın zararları ve yararları üzerine yazı yazacak kadar uykusuz ve sıkılgan bir haldeyim.

sabaha kadar balkonda oturup sıcaklamıyor insan ve üstelik klima açmaya gerek kalmadığı için fatura için de olumlu düzenlemelere gidiliyor galiba. yani bu dönemde herhangi bir şeyi maddi açıdan düşünmeden yaşamak mümkün değil zaten. bazen üşüyor gibi oluyorum, ülkenin neredeyse en sıcak diye tanınan şehrinde bu mevsimde bile üşüyebilecek nadir insanlardanım galiba. bulvar üstünde oturmuyor olsaydım diyorum bazen, yoldan geçen herkesin ve her şeyin sesini bu kadar duymak zorunda değiliz ama ne yapalım, binayı buraya kondurmuşlar.

insan keyfinden sabaha kadar balkonda oturur mu? ben hiç keyfimden sabaha kadar balkonda oturmadım. ya sarhoş olduğum için ya ağlayacak yerim kalmadığı için oturdum bundan önce hep. bir gün keyfimden sabaha kadar balkonda oturacağım, yanımda keyif verecek bir şeylerle birlikte yapacağım.

sabaha kadar balkonda otururken sandalye başında uyuyakalmak dışında bahsedecek bir şeyim olmadığını fark ettim. uyuyakalmamak için elimden geleni yaptım, yapmam gereken diğer şeyleri yapmak için susmam lazım artık.
devamını gör...

ağzına kürekle vurma isteği uyandıran bir organizma tarafından öne sürülen ifade. hiç mi ar yok siz de kameralardan milletin gözünün içine baka baka yalan söylemekten zerre çekinmiyorsunuz?
devamını gör...

bayram namazı sırasında hocanın bana fake atmasi ve tüm gün boyunca abimlarin benimle dalga geçmesi.

bir keresinde ayakkabılarım çalındığını sandığım için uzun bir süre egilik şekilde kaldım. oradan ayakkabıların calinmadigini görünce geri kalktım birde ne göreyim? şöyle bi 2-3 kişi de beni taklit ettiği için hemen benden sonra kalktılar.

şu ana kadar yaşadığım en sansasyonel anı bu olabilir. birde geçen sene namaza yetisemedigimiz halde eve gelince herkese namaza yetiştik demiştik. bizden biraz sonra babam gelince yalanimiz ortaya çıkmıştı. baya bı utanmıştım.

elini kesen kasap ve firar eden danalar.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim