tekzip yalanlama, edit düzenleme/düzeltme anlamlarına geldiği içindir.
devamını gör...

(bkz: ka - fa 1500)
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

mahallenizin iştah açıcısı, ailenizin dostu pastirmalicorekten koskoca bir günaydın size. sabaha diyet hayalleriyle kalkmış ama bu mesaja denk geldiyseniz üzgünüm yanlış zamanda yanlış yerdesiniz. alın size güzel bir mıhlama resmi. ben mıhlama yemeyeceğim ama kahvaltılık pizzayı gömeceğim güzel güzel. yani maksat bu resimle iştahınız açılsın, kazanan mideniz olsun.

pastirmalicorek yok ben tembelim diyorsaniz market uygulamalarında poğaça falan da satılıyor. hele bir tanesi var on dakikaya kapınızda. şimdi reklam olmasın diye hiç isim falan giremeyeceğim. hem belki evinizin altında fırın vardır o bir dakikaya getirir ya da hamaratsınızdır ve o poğaça yapılacaktır. tek bildiğim haydi yeyin gare.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

en sevdiğim özelliklerimden biridir lakin hem bakımı hem kullanımı oldukça zorluyor. bide saçma sorulara maruz kalıyorsunuz tabi nasıl duş alıyorsun? saçlarını hiç taramıyor musun? hayır bütün kıvırcıklar bitlendik geziyoruz.
devamını gör...

inanamıyorum, bu nasıl bir yetenektir böyle. nasıl yapıyorsunuz, lütfen söyleyin.
devamını gör...

yağmur yeni durdu, her yer toprak kokuyor. istanbulda böyle an yaşamak zordur.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

yobaz acaba ağaç kovuğundan mı cıktı?
ya da annesi onu neyzen tevfik'in de dediği gibi "doğurmayıp ...tı" mı?
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

insan sağlığı için gelen karantina artık insan sağlığı için sona ermeli. * daha fazla yemek istemiyorum. *
devamını gör...

çok düşündüm ve vida olduğunu beyan etmeye kara verdim. olmasaydı halimiz nice olurdu.
devamını gör...

ana diliyle türkü söylemek, dua etmek, ağıt yakmak, yazı yazmak.
devamını gör...

mutluluk bir görünüp bir kaybolan şeydir. güneş ve yağmur gibi. küçük mutlulukların gölgelerinde şekilleniyor hayat.
devamını gör...

sözlüğü bırakmak isteyen yazarların yaptığı, "bakın ben gidiyorum" ana fikirli, uzuuunn bir entryle süslenmiş şovdur.

üzgünüm ama kimse sana lütfen gitme demeyecek sayın yazar dostum, gidene bay bay kalan sahalar bizimdir.

bir de cidden bu tür platformlara gereksiz fazla değer veriyorsunuz. sözlük fazla kullanıcısı olsun bir etkileşim olsun diye açıldı, 5 yazar aralarında paslaşsınlar diye değil. bilgilenmek istiyorsan bilgi başlıklarına gir; iki gırgır şamata istiyorsan interaktif başlıklara gir. basic.
devamını gör...

saçma. önceden bi kesim yazarlar seri artılayan insanlara giydiriyorlardı ona da saçma demiştim. insanların hür iradelerine müdahale edilmesi yanlış. kim kime ne kadar beğeni atmak istiyorsa atsın. belki okumadan atıyor belki de okuyor o bizi ilgilendirmez.
giriyorum birinin profiline yazdıkları çok hoşuma gidiyor. okuyorum, seviyorum, artılıyorum. bir iki derken birden ekranda bu yazı çıkıyor sinir oluyorum. iptal edilmesini yerinde bulduğum durum.
devamını gör...

bıngıl
bıngılsınız
bıngılız
her beden güzeldir.
devamını gör...

diğer yazarların beğenisini uyuşturucu bellemiş, ve gittikçe de dozunu arttıran yazar eylemi. eğer bu kişilere istediklerini vermezseniz, size birazcık kızabilirler. genelde en kötü sözlüğü bırakıyorlar yavaştan, bir anda maddeden kesilmemek için. ya da sizi beğeni vermeye zorluyor işte, muhtemelen kafa sözlük'teki mafya organizasyonu'na mensup, o yüzden arkası da pek sağlam tabii. gücüne ve çevresine güveniyor.

artık, dünya kadar araştırma yapıp, o kadar özene bezene yazdığınız bilgi tanımlarınızı kimsenin okumaması için üzülmeyeceksiniz. çünkü sevgili roman dostunuz onu da düşündü. tek yapmanız gereken; girdiğiniz bilgi tanımlarında bu organizasyona baş koyduğunuzu göstermek için birkaç belirteç yerleştirmek. bu organizasyona mensup olmak için yapılması gereken bazı şartlar da var ama:

1) organizasyondaki diğer dostlarınızı da elinizden geldiğince beğenmek.

2) organizasyon dışındaki diğer dostlarımızı da beğenmek. böylece muhtemel katılımcı sayısının artmasına yardımcı olmak.

3) sadece kankalarınızı beğenmemek. hatta mümkünse birbirinizden ziyade, ortaklaşa diğer yazarların tanımları beğenmek.

4) benim başını çektiğim kafa sözlük nickaltı mafyası için olabildiğince yeni yazar yakalamak.

5) eğer sözlükte çaylak veya yeniyseniz, sizi beğenmeyen yazarları bize şikayet etmek, ve bizim tabii ki gidip racon kesmemiz.

bu organizasyonun beş şartı budur. bu davaya sadece baş koyanlar katılabilir, ama ihanet durumunu da beklemiyor değiliz tabii ki. önlemlerimizi şimdiden aldık.

bilhassa yeni gelen madalya özelliği, ve tabii ki de karma için yapamayacağım şeyler epey azdır. o iron maiden rozetini alacağım uleyn!

join us...*
devamını gör...

bu ınstagram hesabından kafa yazarlar karşılıklı takipleşsin kampanyası başlatıyorum.
devamını gör...

kolombiya'nın adı amerika kıtasının kaşifi olarak bilinen kristof kolomb'dan gelmektedir ve kolomb'un ülkesi anlamını taşımaktadır ancak kristof kolomb ülke topraklarına hiç ayak basmamıştır.
devamını gör...

konfor alanını terk etmek. sonucunda belki pişman olursun, belki de olmazsın ama her türlü çok şey öğrenirsin.
devamını gör...

ne desem bilmiyorum. nerden başlasam, nasıl tanımlasam.

dünyanın en güzel şeyi mi sahiden? bir daha düşün, herkes için öyle mi? en masum, en saf, en yalansız, en temiz yıllar... pür neşe, coşku? ya mutluluk? kimimiz sağlıklı, huzurlu, olması gerektiği gibi çocukluklar yaşıyoruz evet. iyi ki de öyle. minnet! ama lanet olsun ki her çocuk bu kadar şanslı olamıyor. sanırım genel geçer bir tanım yapacaksak "yetişkinliğe erişebilenler için hayatlarının en önemli dönemi" diyebiliriz sadece. gerisi tamamen subjektif. iyi, kötü, travmatik, mutlu. dünyada ne kadar insan varsa o kadar çocukluk var. hepsinin ise tek bir ortak noktası : çocukluk hayatın kaynağı. insanlığın tabula rasa'sı.

şimdi gelelim benim bunları neden yazdığıma. dünkü yayının etkisinden çıkamadım hala. şu 2 saate yakın süre favori farelerimizi ve çizgi filmleri konuştukları, bizim de her çaldıkları şarkıyla "hay aklınızla bin yaşayın yaa" dediğimiz yayından bahsediyorum evet.* çok büyük bir keyifle çok da kısa olmayan bir yol giderek çocukluğuma gittim ve yayını dinledim, sonra da biraz daha oyalanıp yatmaya karar verdim. buraya kadar her şey çok süperdi aslında. yatmadan önce "bu gece çok güldüm yeaa" diyerek aynada kaz ayaklarımı kontrol edecek kadar çok eğlendiğim güzel bir gece geçirmiştim, mutlu mesut uyumam gerekiyordu. yattım, çok da uykum var. ama dalamıyorum bir türlü. bilim bakalım neden? bu çok süper gecede gittiğim çocukluğumdan kopup, kazık kadar haliyle yatağında yatmakta olan bana sirayet etmek üzere bir öcü arkadaşımız ziyaretime gelmek istemiş çünkü! allahın belası deprem fobim! 10 yaşımdan beri hayatımda olan, ancak çok sevdiğim ve güvendiğim insanlar tarafından deprem olacak mı bu gece soruma verilen hayır, olmayacak, kesinlikle olmayacak, güven bana vb. bir cevapla güç bela savuşturabildiğim benim sevgili travmam! bana bu cevabı verebilecek çok mükemmel bir insan seviyorum neyse ki. iyi ki. daldım uykuya. sabahsa yerinde yeller esiyordu korkularımın. geriye sadece yayının beni götürdüğü yerlerdeki mutlu anıların pozitifliği kalmış. çok harika! yazmam lazım bunu.

benim çocukluğum türlü zıpırlıklarla dolu. mutlu, pozitif bir çocukluk. dışa dönük, enerjik ve muzip bir çocuktum ben. yaramaz mıydım evet. ama bana anlattıkları hikayelerde de benim hatırladıklarımda da baskın olan hep büyümüş de küçülmüş, yaşına, boyuna bakmadan insanlara laf sokan bir tip. 4. sınıfa giderken 6. sınıfa giden bir çocuğa aşık olan kız arkadaşımın kırılan gururunu yerden toplamak için tenefüste ortaokulların katına çıkıp (sırf o kata çıkmak bile inanılmaz gelirdi bize o dönem) mezkur çocuğun sınıfına dalarak elimdeki meyve suyunu çocuğun üstüne dökmüş hiçbir şey demeye tenezzül etmeden çıkıp gitmiştim sınıftan bir keresinde. hayır cesursun anladık da salaksın be kızım. tek başına o sınıfa çıkıp ilgili eylemi gerçekleştirdiğinde çocuğa aşık olan ve reddedilenin sen olduğun düşünülecek haliyle, hiç bunu hesap etmiyor musun? etmiyorsun, biliyorum. sinirimden ağlamıştım kendimi ifade edeceğim diye. "hayır hayııır tolga'yı seven ben değilim!!!" hoş, bunu hesap edecek kişi olsan, düzenlenen paten yarışmasında en yakın rakibinde aranda en az 200 mt fark varken son 50 mt'de kaymayı bırakıp yeni izlediğin ve aşık olduğun cameron'un rose'lu jack'li sahnesini tek başına performe edeceksin diye ikinciliğe razı gelmek zorunda kalmazdın sen! yahu bu nasıl bir kendini bilmezlik. beylikdüzü'nde titanic vardı da biz mi binmedik?

neyse efendim 7'sinde neyse 70'inde de o insan.*
bu da böyle bir hanımdır.
devamını gör...

metro değil nerede olsa düşerim.


ama içimden.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim