endoxan
baxter ilaç sanayi tarafından ruhsatlandırılmış, etkili maddesi siklofosfamid olan kemoterapi ilacının ticari adıdır.
sitotoksik* bir ilaçtır. etkisini kanser hücrelerini öldürerek gösterir. bağışıklık sistemi ile ilgili hastalıklarda ve kanser hastalarında uzun yıllardır kullanılan bir ilaçtır.
- ilkokuldamasaaltındaunutulanresimcantasi ukdesi –
sitotoksik* bir ilaçtır. etkisini kanser hücrelerini öldürerek gösterir. bağışıklık sistemi ile ilgili hastalıklarda ve kanser hastalarında uzun yıllardır kullanılan bir ilaçtır.
- ilkokuldamasaaltındaunutulanresimcantasi ukdesi –
devamını gör...
biriyle tartışınca elin ayağın titremesi
sabrımın son tanecikleri de alıp götürüldükten sonra istemesem de karşılık verip biriyle tartıştıysam akabinde başıma gelen durum. ne kadar soğukkanlı görünsem de uzun bir süre konuşurken sesim, durduğum yerde elim ayağım titrer. bunu yaşamayıp yırtık bir tip olmak için yapılması gerekenlere, güzel tavsiyelere açığım.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının benzetildiği ünlüler
izzet altınmeşe. yakışıklı adam neyse ki.
devamını gör...
değişik kelimeler ve anlamları
mihmandar: misafir ağırlayan kimse. hz. peygamberi (sav) evinde ağırladığından dolayı eyüp sultan'a verilen unvandır.
devamını gör...
sözlük radyosu
yakında benim sesimi duyabileceğiniz sözlük girişimi.
devamını gör...
geceye tatsız bir hayat kuralı bırak
yoruluyorsunuz. ve çoğu zaman değmiyor.
uğruna yorulduğunuz insanlar, sizi zor görünce kaçıyor.
uğruna yorulduğunuz insanlar, sizi zor görünce kaçıyor.
devamını gör...
çocukken varlığına inandığımız bazı şeyler
bulutlar..bulutları hep bi şeylere benzetip bana yol gösterdiğine inanırdım......büyüdüm sözlük şimdide inanıyorum.
devamını gör...
hayatınızın mottosu olan sözler
-dürtülerini ortak faydaya odakla
-doğru yada kesin olmayan bir şeyi kabul etme
-kendi arzu ve isteklerini kontrol edebileceğin şeylerle sınırla
marcus aurelius
-doğru yada kesin olmayan bir şeyi kabul etme
-kendi arzu ve isteklerini kontrol edebileceğin şeylerle sınırla
marcus aurelius
devamını gör...
kitap alacaklara tavsiyeler
- (eski) ismimi bana veren seri: kara büyücü the black magician üçlemesi. sonea ile tanışınca büyücülere bakışınızın değişeceğine eminim. şu kitapları okuduktan sonra saygı duyduğum tek büyücü raistlin kaldı. laika’nın bastığı dönemde okumuştum, şimdi aslına uygun olarak 3 kitap şeklinde basılıyor pegasus tarafından. keşke the traitor spy da türkçeye çevrilse de okusak.
- büyü az olsun ama teknoloji ve ortaçağ harmanlansın (hala at arabalarının kullanıldığı, ahşap konaklarda oturulan fakat bilgisayarların, yapay zekanın ve boyutsal bir takım transformasyonların olduğu bir dönem) istiyorsanız: incarceron ve devam kitabı sapphique. filmi de çıkacaktı ama ne oldu bilmiyorum. özünde bir hapisten kaçış hikayesi fakat incarceron kimmiş, sapphique neler yapmış okumanız lazım.
- ben uzaylı şeyler okumak istiyorum, ciddi ve kaliteli olsun istiyorum: the expanse. piyasada bulup bulabileceğiniz en kaliteli space opera günümüzde bu. dizisi de amazon tarafından kurtarıldıktan sonra (#savetheexpanse) gayet güzel para getirmeye devam ediyormuş. dizisini de izleyin, kitaplarını da okuyun. ilk 3 kitap dışındakiler çevrilmedi zaten, ithaki’ye buradan saygılarımı tekrar sunuyorum.
- uzaylı olsun ama biraz daha komikli olsun istiyorum: yaşlı adamın savaşı serisi. zihin transferi, telepatik konuşma, çeşitli yüksek teknoloji bilimkurgu öğeleri vs içeriyor. hızlı akan ve yormayan bir okunuşa sahip.
- uzaylı olsun, yer yer gersin ama güldürünce de tam güldürsün: the martian. bayanlar ve baylar, filmini izlemeyen yoktur diye düşünüyorum. filmdeki esprilerin çoğu kitapta da var, kitapta çok daha ince zeka ürünü espriler var. mark watney çok zeki ve komik biri. tanıştığım en kaliteli karakterlerin başındadır heralde. (bkz: tanışılmak istenen roman karakterleri)
- uzay olsun, ama çok olmasın. daha fazla felsefe olsun, bitirince dolu hissedeyim: ay zalim bir sevgilidir the moon is a harsh mistress. bir süperbilgisayar ve espri yapma çabasının nasıl devrim ve bağımsızlıkla sonuçlandığını anlatır. özgürlüğün ne olduğunu, devrimin nasıl yapıldığını falan işler. mesajı güzeldir.
- mesajı bol olsun, felsefeden bayılayım: yıldız gemisi askerleri starship troopers. felsefeden boğuldum, onun dışında güzel bilimkurgu. öğretilerini görmezden gelmeyi başarabilirseniz seversiniz. ay zalim bir sevgilidir de bu adamın kitabı, yıldız gemisi askerleri de… ama birine bayılırken diğerini hiç beğenmiyorum. ilginç.
- distopya okuycam ben: biz mıy. yevgeni zamyatin’in kitabı. cesur yeni dünya’nın esinlenildiği kitap bu işte. her ne kadar aldous huxley kabul etmese de bal gibi esinlenmiş, hatta bayağı bayağı esinlenmiş. bunu okuyan şunu da okudu: cesur yeni dünya, 1984 (bu fantastik hiç değil ama bilimkurgu olup olmadığını tartışırım. azıcık bilim elementleri var), fahrenheit 451.
- içimi baydın çocuk. beni distopyayla değil zombiyle korkut: zombi savaşı world war z. world war z diye izlediğiniz filmin kitabı işte bu. kitapla filmin alakası yok. kitapta sağa sola gezip, gezdiği insanlarla röportaj yapan birini okuyoruz. kitap bildiğiniz röportaj.
- başka zombili yok mu: günbegün mahşer day by day armageddon. çıt diye bitiverecek çerez kitap. devamı da var ama dilimize çevrilmedi diye biliyorum. uzun zaman önce okudum, devam kitapları ne alemde bilmiyorum. basan yayınevi de kapanmıştı zaten: resif
- çıtır çerez kitaplar öneriyon, başka tür yok mu: uzaktan kumandalı kız the girl who was plugged in. avatar (film olan) gibi bir teknolojiyi anlatır fakat altındaki psikolojik bölünmeyi işler. çok güzel sorular sorar. birkaç saatte bitirebileceğiniz (ya da otobüste okumak için yanınızda taşıyabileceğiniz) bir kitap.
- sanal gerçeklikten girdim madem: başlat ready player one. ernest cline’ın kitabı, orijinal ismi ready player one. aynı isimli filmi de var (ki ben çok severim. matrix severseniz onun eğlenceli hali. tron ya da matrix gibi sanal bir ortama login olup orada yaşanan hayatı konu alıyor özetle).
- çok umutlu olduğum ama yarıda kesilen bir seri: karanlığa doğru fade to black. francis knight’ın kitabı, elf yayınları basıyordu. ne olduysa fantastik edebiyattan twilight edebiyatına kaydılar. sorularıma da cevap vermediler. yazık ettiler gül gibi kitaba bence. kitapta anlatılan şehir, biraz coruscant’ı anımastıyordu bana. aşağısı-yukarısı falan. serinin adı rojan dizon, ingilizce okurum derseniz buyrun.
- son zamanlarımın en büyük eğlencesi: katilbot günlükleri the murderbot diaries. çıtır çerez ile eğlenceli kategorilerine sokabileceğim bir kitap. kendi idari birimini hackleyip televizyon izleyen bir güvenlik robotunun maceralarını ve konforbotları “seksbot” diye aşağılamalarını okuyoruz hehe. katilbot, seviyorum seni.
- defalarca kez orada burada yazılmış olan 2 seriden bahsetmezsem allah çarpar: yerdeniz earthsea ve dragonlance. hem ged ile, hem de raistlin ile tanışmalısınız. okuyun mutlaka. ursula k. leguin’in bütün kitaplarını okuyun. mesela sürgün gezegeni planet of exile. aynı gezegeni paylaşan iki farklı türün kendilerine “insan” deyip diğer türü ötekileştirmesini metafor olarak kullanıp “hayatta kalmak” mı yoksa “modernizasyon” mu insanı asıl tanımlayan şeydir diye soruyor (bence). çok farklı soruları var aslında içinde ama okuyalı uzun zaman oldu, hatırlamıyorum tam olarak.
- alıp henüz okumadığım kitaplardan kötü çıkmasına asla ihtimal vermediğim sürü der schwarm ve [limit] (frank schatzing’in kitapları). 2001: a space odyssey, solaris ve fantastik kategorisine aday kanlı kızıl baron the bloody red baron (kim newman) da önerilerim arasına girebilir. henüz okumadım ama dediğim gibi, beğenmeyeceğime ihtimal dahi vermiyorum.
-çoluğunuza çocuğunuza okutursunuz: momo (michael ende) ve yeraltı günlükleri the underland chronicles (suzanne collins) güzel çocuk kitapları. yeraltı günlükleri deyince aklıma hep anansi çocukları anansi boys ve yazarı neil gaiman gelir. o da değişik bir deha tabii.
- ben bunu nasıl atlarım: labirent the maze runner. james dashner'ın yazdığı çokzel seri. açlık oyunları the hunger games havası var birazcık ama bayılmıştım ben. filmleri de çok güzel, her duyuru yapıldığında heyecanla beklemiştim.
- büyü az olsun ama teknoloji ve ortaçağ harmanlansın (hala at arabalarının kullanıldığı, ahşap konaklarda oturulan fakat bilgisayarların, yapay zekanın ve boyutsal bir takım transformasyonların olduğu bir dönem) istiyorsanız: incarceron ve devam kitabı sapphique. filmi de çıkacaktı ama ne oldu bilmiyorum. özünde bir hapisten kaçış hikayesi fakat incarceron kimmiş, sapphique neler yapmış okumanız lazım.
- ben uzaylı şeyler okumak istiyorum, ciddi ve kaliteli olsun istiyorum: the expanse. piyasada bulup bulabileceğiniz en kaliteli space opera günümüzde bu. dizisi de amazon tarafından kurtarıldıktan sonra (#savetheexpanse) gayet güzel para getirmeye devam ediyormuş. dizisini de izleyin, kitaplarını da okuyun. ilk 3 kitap dışındakiler çevrilmedi zaten, ithaki’ye buradan saygılarımı tekrar sunuyorum.
- uzaylı olsun ama biraz daha komikli olsun istiyorum: yaşlı adamın savaşı serisi. zihin transferi, telepatik konuşma, çeşitli yüksek teknoloji bilimkurgu öğeleri vs içeriyor. hızlı akan ve yormayan bir okunuşa sahip.
- uzaylı olsun, yer yer gersin ama güldürünce de tam güldürsün: the martian. bayanlar ve baylar, filmini izlemeyen yoktur diye düşünüyorum. filmdeki esprilerin çoğu kitapta da var, kitapta çok daha ince zeka ürünü espriler var. mark watney çok zeki ve komik biri. tanıştığım en kaliteli karakterlerin başındadır heralde. (bkz: tanışılmak istenen roman karakterleri)
- uzay olsun, ama çok olmasın. daha fazla felsefe olsun, bitirince dolu hissedeyim: ay zalim bir sevgilidir the moon is a harsh mistress. bir süperbilgisayar ve espri yapma çabasının nasıl devrim ve bağımsızlıkla sonuçlandığını anlatır. özgürlüğün ne olduğunu, devrimin nasıl yapıldığını falan işler. mesajı güzeldir.
- mesajı bol olsun, felsefeden bayılayım: yıldız gemisi askerleri starship troopers. felsefeden boğuldum, onun dışında güzel bilimkurgu. öğretilerini görmezden gelmeyi başarabilirseniz seversiniz. ay zalim bir sevgilidir de bu adamın kitabı, yıldız gemisi askerleri de… ama birine bayılırken diğerini hiç beğenmiyorum. ilginç.
- distopya okuycam ben: biz mıy. yevgeni zamyatin’in kitabı. cesur yeni dünya’nın esinlenildiği kitap bu işte. her ne kadar aldous huxley kabul etmese de bal gibi esinlenmiş, hatta bayağı bayağı esinlenmiş. bunu okuyan şunu da okudu: cesur yeni dünya, 1984 (bu fantastik hiç değil ama bilimkurgu olup olmadığını tartışırım. azıcık bilim elementleri var), fahrenheit 451.
- içimi baydın çocuk. beni distopyayla değil zombiyle korkut: zombi savaşı world war z. world war z diye izlediğiniz filmin kitabı işte bu. kitapla filmin alakası yok. kitapta sağa sola gezip, gezdiği insanlarla röportaj yapan birini okuyoruz. kitap bildiğiniz röportaj.
- başka zombili yok mu: günbegün mahşer day by day armageddon. çıt diye bitiverecek çerez kitap. devamı da var ama dilimize çevrilmedi diye biliyorum. uzun zaman önce okudum, devam kitapları ne alemde bilmiyorum. basan yayınevi de kapanmıştı zaten: resif
- çıtır çerez kitaplar öneriyon, başka tür yok mu: uzaktan kumandalı kız the girl who was plugged in. avatar (film olan) gibi bir teknolojiyi anlatır fakat altındaki psikolojik bölünmeyi işler. çok güzel sorular sorar. birkaç saatte bitirebileceğiniz (ya da otobüste okumak için yanınızda taşıyabileceğiniz) bir kitap.
- sanal gerçeklikten girdim madem: başlat ready player one. ernest cline’ın kitabı, orijinal ismi ready player one. aynı isimli filmi de var (ki ben çok severim. matrix severseniz onun eğlenceli hali. tron ya da matrix gibi sanal bir ortama login olup orada yaşanan hayatı konu alıyor özetle).
- çok umutlu olduğum ama yarıda kesilen bir seri: karanlığa doğru fade to black. francis knight’ın kitabı, elf yayınları basıyordu. ne olduysa fantastik edebiyattan twilight edebiyatına kaydılar. sorularıma da cevap vermediler. yazık ettiler gül gibi kitaba bence. kitapta anlatılan şehir, biraz coruscant’ı anımastıyordu bana. aşağısı-yukarısı falan. serinin adı rojan dizon, ingilizce okurum derseniz buyrun.
- son zamanlarımın en büyük eğlencesi: katilbot günlükleri the murderbot diaries. çıtır çerez ile eğlenceli kategorilerine sokabileceğim bir kitap. kendi idari birimini hackleyip televizyon izleyen bir güvenlik robotunun maceralarını ve konforbotları “seksbot” diye aşağılamalarını okuyoruz hehe. katilbot, seviyorum seni.
- defalarca kez orada burada yazılmış olan 2 seriden bahsetmezsem allah çarpar: yerdeniz earthsea ve dragonlance. hem ged ile, hem de raistlin ile tanışmalısınız. okuyun mutlaka. ursula k. leguin’in bütün kitaplarını okuyun. mesela sürgün gezegeni planet of exile. aynı gezegeni paylaşan iki farklı türün kendilerine “insan” deyip diğer türü ötekileştirmesini metafor olarak kullanıp “hayatta kalmak” mı yoksa “modernizasyon” mu insanı asıl tanımlayan şeydir diye soruyor (bence). çok farklı soruları var aslında içinde ama okuyalı uzun zaman oldu, hatırlamıyorum tam olarak.
- alıp henüz okumadığım kitaplardan kötü çıkmasına asla ihtimal vermediğim sürü der schwarm ve [limit] (frank schatzing’in kitapları). 2001: a space odyssey, solaris ve fantastik kategorisine aday kanlı kızıl baron the bloody red baron (kim newman) da önerilerim arasına girebilir. henüz okumadım ama dediğim gibi, beğenmeyeceğime ihtimal dahi vermiyorum.
-çoluğunuza çocuğunuza okutursunuz: momo (michael ende) ve yeraltı günlükleri the underland chronicles (suzanne collins) güzel çocuk kitapları. yeraltı günlükleri deyince aklıma hep anansi çocukları anansi boys ve yazarı neil gaiman gelir. o da değişik bir deha tabii.
- ben bunu nasıl atlarım: labirent the maze runner. james dashner'ın yazdığı çokzel seri. açlık oyunları the hunger games havası var birazcık ama bayılmıştım ben. filmleri de çok güzel, her duyuru yapıldığında heyecanla beklemiştim.
devamını gör...
winamp
müthiş hızla dosya okuyabilen ve yürütebilen, üstün windows entegrasyonu sağlayabilen, geliştirilmesi sonlandırılmış müzik çalar.
çok az bir bellek kullanımı ile en kötü bilgisayarda bile bir ses dosyasını anında yürütmeye başlayabilir. gecikmesi yoktur, mp3 formatında bile haliyle mükemmel tekrar yeteneğine sahiptir.
bilgisayarların kullanım şekli değiştikçe, program da evrilerek 3 kademeli arayüz temalama sistemi kazanmıştır:
klasik, modern, ve bento.
üçüncü kademe olan bento (ve büyük/yüksek çözünürlüklü ekranlar için big bento), bir media center olma yolunda ilerlemeye çalışsa da, programın kitlesi sebebiyle pek tutmamıştır. haliyle çoğu kişinin aklında varsayılan klasik ve modern temalar akılda kalmıştır.
çok az bir bellek kullanımı ile en kötü bilgisayarda bile bir ses dosyasını anında yürütmeye başlayabilir. gecikmesi yoktur, mp3 formatında bile haliyle mükemmel tekrar yeteneğine sahiptir.
bilgisayarların kullanım şekli değiştikçe, program da evrilerek 3 kademeli arayüz temalama sistemi kazanmıştır:
klasik, modern, ve bento.
üçüncü kademe olan bento (ve büyük/yüksek çözünürlüklü ekranlar için big bento), bir media center olma yolunda ilerlemeye çalışsa da, programın kitlesi sebebiyle pek tutmamıştır. haliyle çoğu kişinin aklında varsayılan klasik ve modern temalar akılda kalmıştır.
devamını gör...
erkek yazarlardan kadın yazarlara sorular
tolgame'nin sorusu.
--- alıntı ---
1. hoşlandığınızi nasıl belli edersiniz?
2. gerçekten trip atmaktan haz alıyor musunuz?
3. neden ilk adımı erkek atmalı ?
4. kıyafet giyim tercihinizdi en çok dikkat çektiğiniz nelerdir ?
5. libidonuzu yükselten şeyler nelerdir örneğin erkeğin bakışı duruşu sizce ?
--- alıntı ---
cevap 1: çoğu kız kelimeleriyle belli eder kendini. çok gizli anahtar kelimelerimiz vardır. ya da hareketlerimiz belli eder.
cevap 2: trip atmaktan haz almıyoruz. yukarıda da söylenmişti; trip atan kadın ilgi isteyen kadındır. azıcık ilgi her sıkıntıyı çözer.
cevap 3: bilmem erkekler farkında mı ama zülfü livaneli'nin deyimiyle "burası erkek bir ülke." ilk adımı kızın atması için kimsenin ilk adımı atan kızı yargılamaması lazım. yargılandığımız için erkekten bekliyoruz.
cevap 4: soruyu yanlış anlamadıysam kıyafet tercihimizde en çok dikkat ettiğimiz etkeni soruyorsunuz. şudur; giydiklerimizin uyumu.
cevap 5: aseksüel bir bireyim. libidom yükselmiyor erkelere/kadınlara karşı. malesef, soruyu başka kadın yazarlara paslıyorum. *
--- alıntı ---
1. hoşlandığınızi nasıl belli edersiniz?
2. gerçekten trip atmaktan haz alıyor musunuz?
3. neden ilk adımı erkek atmalı ?
4. kıyafet giyim tercihinizdi en çok dikkat çektiğiniz nelerdir ?
5. libidonuzu yükselten şeyler nelerdir örneğin erkeğin bakışı duruşu sizce ?
--- alıntı ---
cevap 1: çoğu kız kelimeleriyle belli eder kendini. çok gizli anahtar kelimelerimiz vardır. ya da hareketlerimiz belli eder.
cevap 2: trip atmaktan haz almıyoruz. yukarıda da söylenmişti; trip atan kadın ilgi isteyen kadındır. azıcık ilgi her sıkıntıyı çözer.
cevap 3: bilmem erkekler farkında mı ama zülfü livaneli'nin deyimiyle "burası erkek bir ülke." ilk adımı kızın atması için kimsenin ilk adımı atan kızı yargılamaması lazım. yargılandığımız için erkekten bekliyoruz.
cevap 4: soruyu yanlış anlamadıysam kıyafet tercihimizde en çok dikkat ettiğimiz etkeni soruyorsunuz. şudur; giydiklerimizin uyumu.
cevap 5: aseksüel bir bireyim. libidom yükselmiyor erkelere/kadınlara karşı. malesef, soruyu başka kadın yazarlara paslıyorum. *
devamını gör...
ilgi arsızı
kimse beni anlamıyor, kimse benimle ilgilenmiyor diye olur olmadık şeyler yapan;
bunu yaparken de kendi bencilliğinden dolayı başka insanların bu yüzden ne düşüneceğini, ne hissedeceğini zerre umursamayan kanser insan tipidir.
sözlükte gördüğümüz kadarıyla son zamanlarda sivilce misali artmaktadır.
bunu yaparken de kendi bencilliğinden dolayı başka insanların bu yüzden ne düşüneceğini, ne hissedeceğini zerre umursamayan kanser insan tipidir.
sözlükte gördüğümüz kadarıyla son zamanlarda sivilce misali artmaktadır.
devamını gör...
bim haftanın fantezi ürünleri kataloğu
hepsi laylonlu... ben üçlü pamuklu olandan almaya devam edeceğim.*
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının en sevdiği yazar
hep değişiyor.
bu isim burda bir yazarın adı, onu biliyorum.
bir dönem psikiyatristlerdi, bir dönem tarih yazarlarıydı, bir dönem öykü yazarları oldu,kısa bir dönem roman yazarları oldu, bir dönem kadın yazarlardı şu an arayıştayım.
şöyle beni alıp götüren bir yazar arıyorum.
sanırım ömrümde bir geçiş dönemindeyim.
hayır olsun.
bu isim burda bir yazarın adı, onu biliyorum.
bir dönem psikiyatristlerdi, bir dönem tarih yazarlarıydı, bir dönem öykü yazarları oldu,kısa bir dönem roman yazarları oldu, bir dönem kadın yazarlardı şu an arayıştayım.
şöyle beni alıp götüren bir yazar arıyorum.
sanırım ömrümde bir geçiş dönemindeyim.
hayır olsun.
devamını gör...
meja (yazar)
kendisine verdiği muhteşem bilgiler için teşekkürü borç bilirim. umarım uzun zaman aramızda kalır. çünkü ondan öğreneceğimiz daha çok şey var. tanımlarını keyifle takip ediyorum. mürekkebin hiç kurumasın güzel insan* .
devamını gör...
geceye bir şarkı bırak
devamını gör...
öğretmen mi öğretemez yoksa öğrenci mi öğrenemez sorunsalı
ikisinin de suçu yok. okul özel değil.
devamını gör...
an itibarıyla işsiz kalmam
çalışınca da sadece hayatta kalmaya yetecek para veriyor işverenler sağolsunlar, çünkü kendileri için hak gördükleri şeyler o kadar fazlaki, size verdikleri maaş, mesainiz için değil, kendi keyiflerine aldıkları paradan artan kısım, bütün bu çıkmazların esas sorumluları, varlıklarına, sahip olduklarına doymayan, çalıştırdıkları insanlara, hakettiğini vermeyenler yüzünden,
tabiiki kesinlikle haketmiyorsunuz, öncelikle elinizdeki kaynakları değerlendirmeniz gerekiyor, matematiksel olarak bu böyle maalesef, ailenizin yanında yaşama imkanınız varsa, bunu kullanın, gelirinizi arttırana kadar, maddi olarak avantajınız varken, kişisel becerilerinizin, eğitiminizin, yaptığınız işin sosyal medyadan tanıtımını yapabilirsiniz, aşağıdaki başlığa link bırakabilirsiniz, bol şans.
kafasozluk.com/b/destek-bek...
edit : insanların çalışınca, hayatını idame ettirmesini, barınmasını, karnını doyurmasını, sosyalleşmesini sağlayacak parayı, çalışmasının karşılığında beklemesi, zaten "hak"kıdır...
bunlar insani normal ihtiyaçlardır,
(ki buda, örnek vereyim, buradaki arkadaştan bağımsız, 1+1 evde biri salonda biri küçücük odada yaşayan iki kişinin evi ev, hayatı, hayat da değildir)
lüks de değildir...
siz istiyorsunuzki, gençler ne bulduysa şükretsin... birşey buldukları da yok çocukların, kendi evinde, kendi salonunda oturmasın, hiçbir şey istemesin, ideal genç profili bu olsa çok memnun olacaksınız...
bazılarımız sadece ahırdaki inekler gibi, yemini yiyip, çiftleşip uyumaya hakkı olduğunu zannediyor, bu kadarını "hak" ettiğini öğrenmiş, fazlasını da düşünmeye, istemeye, aklı da yetmemiş, düşünmeye bile cesareti yok gördüğüm kadarıyla...
arkadaşım lüks böyle bir şey değil..
bunlar zaten senin hakkın...
diycem ama, boşuna konuşucam,
ben yine de yazıyım da, beeelki kafası karışır.. inşallah birazcık da olsa karışır...
tabiiki kesinlikle haketmiyorsunuz, öncelikle elinizdeki kaynakları değerlendirmeniz gerekiyor, matematiksel olarak bu böyle maalesef, ailenizin yanında yaşama imkanınız varsa, bunu kullanın, gelirinizi arttırana kadar, maddi olarak avantajınız varken, kişisel becerilerinizin, eğitiminizin, yaptığınız işin sosyal medyadan tanıtımını yapabilirsiniz, aşağıdaki başlığa link bırakabilirsiniz, bol şans.
kafasozluk.com/b/destek-bek...
edit : insanların çalışınca, hayatını idame ettirmesini, barınmasını, karnını doyurmasını, sosyalleşmesini sağlayacak parayı, çalışmasının karşılığında beklemesi, zaten "hak"kıdır...
bunlar insani normal ihtiyaçlardır,
(ki buda, örnek vereyim, buradaki arkadaştan bağımsız, 1+1 evde biri salonda biri küçücük odada yaşayan iki kişinin evi ev, hayatı, hayat da değildir)
lüks de değildir...
siz istiyorsunuzki, gençler ne bulduysa şükretsin... birşey buldukları da yok çocukların, kendi evinde, kendi salonunda oturmasın, hiçbir şey istemesin, ideal genç profili bu olsa çok memnun olacaksınız...
bazılarımız sadece ahırdaki inekler gibi, yemini yiyip, çiftleşip uyumaya hakkı olduğunu zannediyor, bu kadarını "hak" ettiğini öğrenmiş, fazlasını da düşünmeye, istemeye, aklı da yetmemiş, düşünmeye bile cesareti yok gördüğüm kadarıyla...
arkadaşım lüks böyle bir şey değil..
bunlar zaten senin hakkın...
diycem ama, boşuna konuşucam,
ben yine de yazıyım da, beeelki kafası karışır.. inşallah birazcık da olsa karışır...
devamını gör...
yazarların pişmanlık unsurları
"yayında tanımlarını kullanacağım başlıktır"
isteyerek yapmadın mı sonuçta. birisi seni zorlamış olsaydı eğer pişman olmazdın değil mi?
insan zorlandığı bir şeyden pişman olabilir mi?
peki neden pişmansın. sana pişmanlık duyduğun şeyi sormuyorum.
nedenini soruyorum.
yaptığın şey yalmış mıydı, bu mu nedeni. yada karakterine uygun olmayan bir şey miydi?
korkmana gerek yok, dürüst olabilirsin. nasıl olsa anonim. seni senden başka bilen yok.
söyle hadi
neden pişmansın?
isteyerek yapmadın mı sonuçta. birisi seni zorlamış olsaydı eğer pişman olmazdın değil mi?
insan zorlandığı bir şeyden pişman olabilir mi?
peki neden pişmansın. sana pişmanlık duyduğun şeyi sormuyorum.
nedenini soruyorum.
yaptığın şey yalmış mıydı, bu mu nedeni. yada karakterine uygun olmayan bir şey miydi?
korkmana gerek yok, dürüst olabilirsin. nasıl olsa anonim. seni senden başka bilen yok.
söyle hadi
neden pişmansın?
devamını gör...