crystal castles'ın 2012 yılında piyasaya sürdükleri ııı isimli albümün ilk şarkısı ve aynı zamanda albüm çıkmadan önce single olarak albümün tanıtımını yapma görevi üstlenmiş ikinci şarkı.

şarkının konusuna gelecek olur isek, münih katliamını birçoğumuz duymuşuzdur, duymamış olan yazarlara da kısaca bahsetmek gerekir ise, 1972 yılında almanya'da düzenlecek olan yirminci olimpiyat oyunlarının sonlarına doğru, israil'li sporcuların kaldıkları otel odalarının silahlı teröristler tarafından basılarak birkaç israil'li sporcunun öldürülmesi ve bazı öldürülmeyen sporucların rehin alınması ile başlayan rehine krizi ve hemen ardından başarısız yönetilen bir operasyon neticesi ile rehin alınan sporcuların da ne yazık ki katledilmesi ve bu olayı kara eylül isimli bir örgütün üstlenmesi ile ortaya çıkmış bir olay.

bu olay sonrasında ise israil gizli servisi mossad, bu olayın intikamını almak adına belirli operasyonlar düzenlemeye başladı. amaçları kara eylül örgütünün üst düzey yetkililerini olabildiğince açık alanda öldürerek intikam almaktı.

bir operasyon başlıyordu işte, ismi "operation wrath of god" idi, kara eylül'de üst düzey yönetici sıfatlı ile yer alan ali hassan salameh isimli teröristin yeri temsil edildi ve onu yok etme kısmı onaylandığı anda iki ajan bu işi üstlenmek adına işe giriştiler, dan ert ve marianne gladnikoff isimli iki ajan, onlara ali hassan salameh olduğu söylenen insanı, norveçli hamile eşi ile bir sinema çıkışında kurşun yağmuruna tuttular.

sonuç da münih katliamındaki rehine krizini çözüme kavuşturmak isteyen alman yetkililerin operasyonları gibi fiyaskoydu! öldürdükleri insan evladı ne yazık ki bir terörist değil, ahmed bouchikhi isimli fas göçmeni bir garson idi. daha da korkuncu eşinden bir özür dahi dilenmedi, saçma sapan bir tazminat ile olayı kapatmayı denediler...

velhasıl crystal castles bu olayı kendi çapında bu şarkı ile gündeme getirmiş ve eleştirmiş.

işte şarkı burada!
devamını gör...

oha bölücülük yapıyolla. oha oha azadi demiş kahrolsun pkk...ırmağınıııın akışına ööölüürüm tüürkiyem ööölüürüm tüürkiyem dıt dııt dıııt. şehitler ölmez vatan bölünmez!

aklı kıt milliyetçileri üzen slogan. vakti zamanında bunu uludağ sözlük te yazınca delirmişti kızıl elmacılar.
devamını gör...

kereviz.. pişen evde bile durmam..
devamını gör...

dışardaki her türlü kötülükten uzaklaşmaya yarayan bir nevi sığınaktır.

ev önemlidir. içinde huzur ve mutluluk varsa en yaşanılası yerdir. korur, iyileştirir, yeniler ;insana direnme, ayakta kalma ve savaşma gücü verir.
devamını gör...

köy çocuğu en az şehir çocuğu kadar kurnaz, şanslı doğar, hatta köylü çocuk daha şanslı.
gelelim saf olayına yok kardeşim şehirde doğan çocuk daha saf yetişir, köy çocuğu sigaraya, içkiye ve ot dediğimiz sigaraya daha kolay ulaşır.
kısacası şehir çocuğu daha ezik büyür, keşke herşey temiz, düzgün giyim ve konuşma ile bitse.
cinsellik köylerde daha çok her ortamda yapılıyor, ve çocuklar buna şahit oluyor, bakın esra erol'a müge anlı ya, ne demek istediğimi anlarsınız.
devamını gör...

türkiye'nin kanayan yarasıdır, güldüren insanlardır.
bunları işsizlik protestolarında görürüz, siyasilerin canlı yayınına katılıp bize çare bulun derken görürüz.
gıda mühendisliği okuyup turşu fabrikasında işçi olmayı kabul etmezler mesela. tabi canım ceo yapacağız hepsini.
yazık siyasiler de bunlara ümit satar. gençlerin dertlerine deva olacağız deyip bunları gazlarlar.
söylesenize yarım milyon öğretmenin atanmasını nasıl çözeceksiniz ?
işletme okuyan birine ne vaat edeceksiniz ?
güldürmeyin. bu siyasi tiranlara inananda 4 yılını boşu boşuna yakmamıştır gerçi.
bakarsın meslek lisesinden kaynakçılık mezunu bir genç hemen iş bulur. bakarsın iç geçirirsin ama kendine yediremezsin mesl*k lisesini değil mi ? 4 yıl okudun diye kendini elit zannedersin değil mi ?
türkiye'de ara elaman açığı var. ipini koparan üniversite okursa olacak olan buydu.
edit: imla.
edit 2: duyarcılar toplanmış yine. bölümleri açan ben değilim ama geleceği olmadığı halde ısrarla tercih eden sizsiniz arkadaşlar. gelip neye göre kime göre boş beleş demeyin şimdi. arkeoloji okuyan on binler var mesela. kaçı iş bulabilecek ? işsiz kalmayı ama avrupa'da bu bölümlere gösterilen değer şu kadar diyerek normalleştirmeyin. avrupa'da bizimki gibi her şehre üniversite kurulmuyor. ihtiyaç kadarı mezun oluyor. iyi iq'lar.
edit 3: devletin kimseye iş bulma zorunluluğu yok. oldu o zaman tüm özel kurumları kapatalım herkesi atayalım bir yerlere*. siz kendinizi geliştirip geleceğe adapte etmediğiniz müddetçe bir şey olmaz. hani bazı yerler vardır mezun olduğun gün bizimle çalışmak ister misiniz diye ararlar. buna da aranan adam denir. başıma geldi mi ? aslında evet. fakat bazı sebeplerden ötürü kabul edemedim. yıl olmuş 2021 hala devlet bize bahmiyr diye ağlamayın be. yetenekli adamı piyasa kendisi bulur. öyle tek diploma+ ingilizce olup iş bulmayı hayal etmeyin o devir doksanların sonunda kapandı.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

bir gabriel garcia marquez kitabıdır.

edebiyatla ilgilenen, en çok da birçok yazarın takıntı ile sevdiği bir rütbedir albaylık. her şeyi albaya soran, albaya dert yanan büyük yazarların yanısıra albayı bir çöpçatan olarak kullanmaya çalışıp nezahat’a göz koyanların de derdi gücü albaydır. ama kimse albaya mektup yazmaz. acı değil mi bu? üzücü değil mi?

albay emekli olup çektiği acıların bir son bulması için belki de, emekli olduğunu bildiren o mektubunu gelmesini bekler iki gözü yollarda, daha doğrusu iki gözü posta kutusunda. ama hiçbir hareket olmaz, o mektup asla gelmez.

dünya çoğu kıtadan kanamaya devam etmektedir. ama bence en çok kanayan kıtalar başta afrika sonra da güney amerika’dır. işte albayım da mektubu güney amerika’da bekler ve beklerken de el altından dağıtılan bildirilerle ve halka en sert tepkiyi veren insanlar arasında bir hayalet gibi yaşar hayatını. bir de horoz elbette.

albay mektup beklemekte ancak albaya mektup yok. sevgili sözlük yazarları bir el atalım bu sorunu. bu kadar sorumluluğun altında albay bir mektubu hak ediyor bence.
devamını gör...

gerçeği bulmak ya da gerçeğe varmak adına kişinin içinde yaşattığı fikrine sadık olması durumu.
devamını gör...

13.05.2014 istanbul- topkapı panorama 1453 tarih müzesi'nden.
dikkatli bakılırsa müzenin panoramik tavanında bulut fotoğrafında, fatih sultan mehmet'in gizlenmiş portresini görebilirsiniz.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

rengi var mıdır acaba mutluluğun? ya da hüznün?
sesi var mıdır acaba içimizde biriken duyulmamış çığlıkların?
duyan var mıdır acaba sustuklarımızı?
ya da var mıdır hüznümüze şahit kimseler..?
yoksa büsbütün yalnız mıyız içimizde?
ne hüznü, ne mutluluğu ya da sessiz çığlıklarımızı kusarak döksek de farkına varmaz mı kimse? o denli yalnız mıyız hayatta? yoksa o denli umarsız mı olmuş herkes?
varlar ama yoklar gibi. ya da hiç var olmamışlar gibi.
yoksa..
sadece kırgınlık mı bu içimizdeki..?
devamını gör...

kimse müneccim ya da kahin değil, başkasının o başlığı açıp almayacağını bilemeden açılan o başlıklar için uyarı yapılması saçmadır. yakın zamanlarda olduğuna bakılıp en öncesi kimdeyse ona yönlendirilmelidir diye düşünüyorum.

bu tarz rastlantılar da az olur ve hoş olur.
devamını gör...

iyi ki yabani çileğe hamuçora denilen köyde değilim çünkü kendimi yabani çileğin yanında değil pişinin gözlemenin yanında bulurdum. bu kadar da hamura benzeyen isim olmaz yani.
devamını gör...

“bir insanin hayatı boyunca kendisini kandırdığı şeyi aldığınız anda mutluluğunu da bitirirsiniz.”

mahcubiyet ve haysiyet / dag solstad
devamını gör...

(bkz: biri demiş öldü kral geri döndü)
devamını gör...

karadeniz kıyısında yaşamış, rus ressam. yeteneğinden dolayı bizzat rus çarının emriyle, st. petersburg akademisinde eğitim görmeye başlamıştır. ermeni asıllı sanatçının tam ismi ivan konstantinavich aivazovsky dır. romantizm akımına dahil olan bir ressamdır. burada romantizm hakkında kısa bir bilgi vermek yerinde olacaktır. romantizm, aydınlanma döneminin akılcılığına karşı olarak geliştirilen bir sanat hareketidir. akıl yerine duyguyu ve öznelliği ön plana çıkarır. genel olarak realizm ile karşılaştırılan bir akımdır. realistler, insanın durumunu olduğu gibi göstermeye çalışırken, romantikler ise daha idealist bir bakış açısıyla duyguları ön planda tutarak insanları göstermeye çalışmıştır. her iki akım da doğanın doğrudan gözlemlenmesini savunur. ivan aivazovsky, eserlerinde genelde manzara üretmiştir. ve bu manzaralar liman şehrinde doğup büyüdüğünden dolayı sahil ve deniz manzaralarıdır. ayrıca bu resimlerde dalga temasını görmek bolca mümkündür. aivazovsky, teknik olarak ışığı ve ışığın cisimler üzerindeki yansımasını çok başarı bir şekilde kullanmıştır. devlet tarafından sık sık seyahat için avrupa ya gönderilmiştir. istanbul’a da gelen sanatçı, buraya ait güzel eserler yaratmıştır. istanbul'da bulunduğu zamanlarda abdülmecit, abdülaziz ve ıı. abdülhamit, tarafından saray ressamı olarak misafir edilmiştir. burada yaptığı resimlerden bazıları bugün, türkiye’nin bazı müzelerinde sergilenmektedir. 1900 yılında, 83 yaşındayken ölmüştür.
bazı eserlerini sizlerle paylaşmak istiyorum.

haliç körfezi - istanbul - yağlı boya
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

gece-karadeniz - yağlı boya
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

fırtınada - yağlı boya
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

hemen çok beğendiğimi söyleyerek başlayayım. demet evgar yine harika bir oyunculuk sergilemiş. neriman monoton bir hayata sahip ev kadınıdır. istanbul gibi büyük bir şehirde yaşarken ethem ile tanışıp on sekiz yaşını doldurmasına bir hafta kala onunla kaçar. ethem memurdur ve sürekli küçük kasabaları gezerler. son geldikleri yerde on iki sene yaşarlar. neriman harika yemekler yapar. kendini hep televizyonda yemek programı sunarken hayal eder. kocası için elinden geleni yapar ama yeterli olmaz. kocası onu başkalarının yanında azarlar, bir gün olsun halini hatrını sormaz. evinin bir hizmetçisi gibi davranır ona. yatakta bile sadece işini bitirene kadar zorla katlanıyormuş gibi yapar, aşağılar kadını sürekli. neriman'ın iç sesi mutsuz olduğunu bilse ve içten içe delirmesi başlasa bile o her şey yolunda gibi davranmaya devam eder. ta ki kocası ondan boşanmak istediğini söyleyene kadar. neriman her şeye rağmen çabalarının bir sonuç vermediğini içten içe farkeder ve o andan sonra olanlar olur. neriman deli midir yoksa hepimizden daha akıllı mıdır? çevresinde yaşanan ölümlerin onunla bir ilgisi var mıdır? neriman gerçek sevgiyi bulacak mıdır yoksa ömür boyu karanlık yalnızlığının koyuluğunda boğulacak mıdır? mutlaka izleyelim.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

eşcinsellikle başlayıp cinsiyet değiştirerek kadın olunmasıyla sonlanan süreç. bülent ersoy örneği gibi. travestilikle karıştırılır. travesti, kadın kıyafetlerine bürünüp fuhuş yapan erkektir.
devamını gör...

covid 19'dan sonra hava sohbetleri yalnız kalmamış ancak azalmıştır çünkü artık sohbet etmek için elimizde uçsuz bucaksız bir konu daha vardır. bir de bu sohbetlerin taksicilerle yapılanı makbuldür. taksiciler bu ülkenin yerel iletişim ve haber ağlarıdır, bilirsiniz. internetiniz ve televizyonunuz yoksa taksiyle 10 liralık kısa mesafe giderek 10 günlük hava durumundan covid aşılarının yan etkilerine kadar detaylı gündem bilgisi edinebilirsiniz.

yalnız hakikaten kar da yagmadı bir türlü. yaz kurak geçecek bu gidişle...
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim