akdamar adası
van denizinde bir ada.
gidenin hayran kalmaktan kendini alamadığı bir yer. ruh açıcı. arada gitmek lazım böyle yerlere. geçen gidişimde bir sürü tavşan görüp mutlu olmuştum. martılar desen zaten her daim adanın başındalar. adım başı badem ağacı, kilisesi, mezarlığı, manzarası, tarihsel atmosferi vs... her detayında ayrı bir fotoğraf çekinme aşkı.


gidenin hayran kalmaktan kendini alamadığı bir yer. ruh açıcı. arada gitmek lazım böyle yerlere. geçen gidişimde bir sürü tavşan görüp mutlu olmuştum. martılar desen zaten her daim adanın başındalar. adım başı badem ağacı, kilisesi, mezarlığı, manzarası, tarihsel atmosferi vs... her detayında ayrı bir fotoğraf çekinme aşkı.


devamını gör...
yaşamaktan yorulmak
21.yy da insanoğlu halen varoluşu anlamlandırma çabasındadır. konu hakkında bir çok farklı alanda bir çok farklı fikir vardır. insanoğlu hakkına net bilinen bir şey var ise o da üreme güdüsüdür. aslında bu da hayatta kalma içgüdünün bir parçasıdır.
soyunu sürdürme isteği.
dediğim gibi bu aslında insanların varoluştan gelen bir güdüsüdür. bu yüzden bir insanın çocuk sahibi olmak istemesi kadar doğal bir şey yoktur.
zaten eğer bu davranış bir güdü olmasa, mantıklı bir davranış olmazdı dünyamıza yeni bir insanı getirmek.
bundan yıllar öncesine bakıldığında, vebalar, savaşlar, afetler, felaketler, insanlar bütün bu talihsizliklerde rağmen üremeye devam etmişlerdir. günümüzde teknoloji ve uygar yaşamın sunduğu onca konfora rağmen hayatın kendisi yine de oldukça acımasızdır.
bir kere ölüm diye bir şey vardır.
insan dünyaya geldiğinde, tarifsiz acılara doğar aslında. hastalıklara, yokluklara, özlemlere, talihsizliklere, mutlaka sonu gelecek güzelliklere. ve biteceğini bile bile yeni insanlar sevmeye,değer vermeye devam eder. yeni hüzünlere kapı açar.
hiç bir problem yaşamasa bile yine de ölüm vardır onu bekleyen.
ve hayat öyledir ki, ne olursa olsun sıkı sıkı tutunur insan. var oluşun bir gerçeğinin de yok oluş olduğunu bilmesine rağmen elinden gelen her şeyi yapar tek bir an bile fazla yaşamak için.
işte bu kadar zalimdir hayat. yukarıda bahsettiğim nedenlerden ailesini de suçlamasında bir mantık yoktur dünyaya gelmesinde, kendisini de.
bir şekilde gelmiştir insan dünyaya ve bütün bu zalimliklere mahkum olmuştur.
bazıları vardır ki işte, farkına varamazlar yaşadıkları gerçekliğin. o kadar meşguldürler ki mücadele ile, kayıp olur giderler hayatın içinde. ancak ölüm onlar için geldiğinde hatırlarlar ölümün varlığını. (bkz: mağara aleğorisi)
kimileri ise en başından farkına varırlar hayatın ne kadar zalim olduğunun.
hani derer ya;
dünya hassas yürekliler için cehennemdir, dünya farkındalığı yüksek olanlar için cehennemdir, cehalet mutluluktur bilmek ise zulümdür.
işte bu insanlar yorulurlar yaşamaktan. belki onları yoran beklemektir, belki korkunun ta kendisidir, belki de bilinmezliktir. etrafını çevreleyen onca zorluğun, sonunun gelip gelmeyeceğine dair bilinmezlik.
hayattan yorulmamak için, beklemeden yaşamak lazım, korkmadan ve bilmeden yaşamak. ancak o şekilde yaşanılan şey hayat olur.
soyunu sürdürme isteği.
dediğim gibi bu aslında insanların varoluştan gelen bir güdüsüdür. bu yüzden bir insanın çocuk sahibi olmak istemesi kadar doğal bir şey yoktur.
zaten eğer bu davranış bir güdü olmasa, mantıklı bir davranış olmazdı dünyamıza yeni bir insanı getirmek.
bundan yıllar öncesine bakıldığında, vebalar, savaşlar, afetler, felaketler, insanlar bütün bu talihsizliklerde rağmen üremeye devam etmişlerdir. günümüzde teknoloji ve uygar yaşamın sunduğu onca konfora rağmen hayatın kendisi yine de oldukça acımasızdır.
bir kere ölüm diye bir şey vardır.
insan dünyaya geldiğinde, tarifsiz acılara doğar aslında. hastalıklara, yokluklara, özlemlere, talihsizliklere, mutlaka sonu gelecek güzelliklere. ve biteceğini bile bile yeni insanlar sevmeye,değer vermeye devam eder. yeni hüzünlere kapı açar.
hiç bir problem yaşamasa bile yine de ölüm vardır onu bekleyen.
ve hayat öyledir ki, ne olursa olsun sıkı sıkı tutunur insan. var oluşun bir gerçeğinin de yok oluş olduğunu bilmesine rağmen elinden gelen her şeyi yapar tek bir an bile fazla yaşamak için.
işte bu kadar zalimdir hayat. yukarıda bahsettiğim nedenlerden ailesini de suçlamasında bir mantık yoktur dünyaya gelmesinde, kendisini de.
bir şekilde gelmiştir insan dünyaya ve bütün bu zalimliklere mahkum olmuştur.
bazıları vardır ki işte, farkına varamazlar yaşadıkları gerçekliğin. o kadar meşguldürler ki mücadele ile, kayıp olur giderler hayatın içinde. ancak ölüm onlar için geldiğinde hatırlarlar ölümün varlığını. (bkz: mağara aleğorisi)
kimileri ise en başından farkına varırlar hayatın ne kadar zalim olduğunun.
hani derer ya;
dünya hassas yürekliler için cehennemdir, dünya farkındalığı yüksek olanlar için cehennemdir, cehalet mutluluktur bilmek ise zulümdür.
işte bu insanlar yorulurlar yaşamaktan. belki onları yoran beklemektir, belki korkunun ta kendisidir, belki de bilinmezliktir. etrafını çevreleyen onca zorluğun, sonunun gelip gelmeyeceğine dair bilinmezlik.
hayattan yorulmamak için, beklemeden yaşamak lazım, korkmadan ve bilmeden yaşamak. ancak o şekilde yaşanılan şey hayat olur.
devamını gör...
sözlükteki enteresan sessizlik
harbiden benimde hissettiğim sessizliktir.
millet ölü evinde gibi takılıyor ne oluyor bende anlamadım.
biz beraber burada olanlar gürültü yapalım olmayacak böyle.
millet ölü evinde gibi takılıyor ne oluyor bende anlamadım.
biz beraber burada olanlar gürültü yapalım olmayacak böyle.
devamını gör...
ateistlerin zeka seviyesi
yeni mikserlerimiz sözlüğe hayırlı olsun. yalnız son mikserlik denemelerini tatmin edici düzeyde bulmuyorum.
bir kere işin içinde zeka yok. naiflik yok. hedef kitlenin damarına basabilecek ve onu harekete geçmeye zorlayacak donanım ve ince görüş eksik.
hal böyle olunca sözlüğe fikir tartışması anlamında bir şey katamıyorlar.
bu sebeple kızılnelson'u pamuklara sarıp saklamamız lazım. dandun mikser modelleri hiç çekilmiyor.
bir kere işin içinde zeka yok. naiflik yok. hedef kitlenin damarına basabilecek ve onu harekete geçmeye zorlayacak donanım ve ince görüş eksik.
hal böyle olunca sözlüğe fikir tartışması anlamında bir şey katamıyorlar.
bu sebeple kızılnelson'u pamuklara sarıp saklamamız lazım. dandun mikser modelleri hiç çekilmiyor.
devamını gör...
yazarların terapi yöntemleri
okumak ve yazmak. bazen yaşadığım sıkıntılardan kısa süreli de olsa kurtulmak için bol bol okurum. özellikle de şiir okurum. kitap da okurum elbet ama şiir okumak bir ayrı. ve tabii yazmak. gerçekten benim en sevdiğim şey olabilir. ne yazdığım önemli değil. o an kötüyümdür oturur yazarım, sadece duygularımı yazarım onları nasıl ifade edebiliyorsam öyle yazarım bazen şiirle ortaya çıkarırım duygularımı bazen de düzyazı şeklinde. ama sanırım duygularımı yazmak kadar hiçbir şey beni rahatlatamaz.
devamını gör...
muharrem ince’nin yeni parti logosu
biraz daha bekleyip düşünseler daha kötü logo fikirleri çıkabilirdi. o yüzden bence bu iyi.
dikkatli açın logo içerir
devamını gör...
insanı yavaş yavaş öldüren şeyler
kendini eleştirmek. arada yapıldığında seni geliştirir ama ucunu kaçırırsan da harakiri etkisi yaratır adeta. sürekli içinden bir sesin yaptığın her şeyi eleştirmesi yavaş yavaş öldürüyor benliğini.
devamını gör...
v60
bir filtre kahve demleme aparatı. bu aparatı ve chemex'i kullanarak yaptığınız kahvenin demleme metodu ise pour over.
v60 konik bir cam ya da seramik aparat. en bilinen markası hario. hario çok ünlü bir cam eşya üreticisi firma olmakla birlikte üst segment kahve aparatları üretmesiyle de ayrıca meşhur olan bir japon markası.

pour over, konik bir cam ya da seramik yapısı olan v60 aparatına ısıtılmış filtre kağıdı ve kalın çekilmiş (bir fincan için -kahvesine göre tabi ki değişir ama- ortalama 15 gr.) kahve eklemek ve üzerine dairesel hareketlerle sicim gibi* sıcak suyu (ısısı ortalama 95 santigrat) vermek, kahveyi köpürtmek, yaklaşık 30 saniye beklemek ve ardından yine aynı yöntemle suyu eklemek prensibiyle çalışan bir yöntem.
yani 3. nesil kahvecilerde işin tekniğini çok biliyormuş gibi "ben bugün chemex içmeyeyim, bi' v60 rica ediyorum" diye caka satmak dışında pek hayatımda yoktu açıkçası son döneme kadar. sonradan geldi, fena da olmadı. ama hala chemex seviyorum kahvemi ateş üzerinde pişirmeyeceksem. ilk tercihimse her zaman moka pot ya da percolator. böyleyken böyle. neyse bir arkadaş fikir verdi, kendi ukdemi doldurayım dedim yazdım, maksat iş görülsün. hayırlı sözlükler.
v60 konik bir cam ya da seramik aparat. en bilinen markası hario. hario çok ünlü bir cam eşya üreticisi firma olmakla birlikte üst segment kahve aparatları üretmesiyle de ayrıca meşhur olan bir japon markası.

pour over, konik bir cam ya da seramik yapısı olan v60 aparatına ısıtılmış filtre kağıdı ve kalın çekilmiş (bir fincan için -kahvesine göre tabi ki değişir ama- ortalama 15 gr.) kahve eklemek ve üzerine dairesel hareketlerle sicim gibi* sıcak suyu (ısısı ortalama 95 santigrat) vermek, kahveyi köpürtmek, yaklaşık 30 saniye beklemek ve ardından yine aynı yöntemle suyu eklemek prensibiyle çalışan bir yöntem.
yani 3. nesil kahvecilerde işin tekniğini çok biliyormuş gibi "ben bugün chemex içmeyeyim, bi' v60 rica ediyorum" diye caka satmak dışında pek hayatımda yoktu açıkçası son döneme kadar. sonradan geldi, fena da olmadı. ama hala chemex seviyorum kahvemi ateş üzerinde pişirmeyeceksem. ilk tercihimse her zaman moka pot ya da percolator. böyleyken böyle. neyse bir arkadaş fikir verdi, kendi ukdemi doldurayım dedim yazdım, maksat iş görülsün. hayırlı sözlükler.
devamını gör...
yaprak sarma
(bkz: yaprak sarma fan kılap) hayranları var sözlükte.
devamını gör...
normal sözlük sermaye düşmanı yazarlar listesi
pandemi olmasa "buluşma isteriz yoldaş" diyeceğim listedir.(#ilk100)
devamını gör...
sü uyur düşman uyumaz
subaşı kelimesi de burdan gelir.
devamını gör...
tatlı dillim
cem karaca'nın muhteşem yorumladığı şarkı.
sözleri:
şu garip halimden bilen işveli nazlım
gönlüm hep seni arıyor, neredesin sen?
tatlı dillim, güler yüzlüm, ey ceylan gözlüm
gönlüm hep seni arıyor, neredesin sen?
neredesin sen?
tatlı dillim, güler yüzlüm, ey ceylan gözlüm
gönlüm hep seni arıyor, neredesin sen?
neredesin sen?
ben ağlarsam ağlayan, gülersem gülen
bütün dertlerimi anlayıp gönlümü bilen
sanki kalbimi bilerek yüzüme gülen
gönlüm hep seni arıyor, neredesin sen?
neredesin sen?
sanki kalbimi bilerek yüzüme gülen
gönlüm hep seni arıyor, neredesin sen?
neredesin sen?
sinemde gizli yara var, kimse bilmiyor
hiç bir tabip bu yarama merhem olmuyor
boynu bükük bir garibim, yüzüm gülmüyor
gönlüm hep seni arıyor, neredesin sen?
neredesin sen?
neredesin sen?
neredesin sen?
nerdesin sen?
sözleri:
şu garip halimden bilen işveli nazlım
gönlüm hep seni arıyor, neredesin sen?
tatlı dillim, güler yüzlüm, ey ceylan gözlüm
gönlüm hep seni arıyor, neredesin sen?
neredesin sen?
tatlı dillim, güler yüzlüm, ey ceylan gözlüm
gönlüm hep seni arıyor, neredesin sen?
neredesin sen?
ben ağlarsam ağlayan, gülersem gülen
bütün dertlerimi anlayıp gönlümü bilen
sanki kalbimi bilerek yüzüme gülen
gönlüm hep seni arıyor, neredesin sen?
neredesin sen?
sanki kalbimi bilerek yüzüme gülen
gönlüm hep seni arıyor, neredesin sen?
neredesin sen?
sinemde gizli yara var, kimse bilmiyor
hiç bir tabip bu yarama merhem olmuyor
boynu bükük bir garibim, yüzüm gülmüyor
gönlüm hep seni arıyor, neredesin sen?
neredesin sen?
neredesin sen?
neredesin sen?
nerdesin sen?
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının okumakta olduğu kitaplar
ilber ortaylı-bir ömür nasıl yaşanır?
devamını gör...
bir ailenin çocuğuna yapacağı en büyük kötülük
ciddiye almamak, dinlememek. sonra insan hayati boyunca kendini ispat etmeye çalışıyor.
devamını gör...
normal sözlük radyo yayını
devamını gör...
normal sözlük'ün 30 yaş üstü yazar kaynaması
ne yapalım ölelim mi!
verin ryt'mizi gidelim buralar hepinize kalsın.
20 altı olur bebe derler, 30 üstü olur moruk derler, yokmu arkadaş bu yaş'ın bir ayarı.
nedir bu 30+ nefreti anlamıyorum.
verin ryt'mizi gidelim buralar hepinize kalsın.
20 altı olur bebe derler, 30 üstü olur moruk derler, yokmu arkadaş bu yaş'ın bir ayarı.
nedir bu 30+ nefreti anlamıyorum.
devamını gör...
bartter sendromu
böbrekte henle çıkan kalın kolunda bulunan na-2cl-k kanalı fonsiyonunu bozan genetik mutasyon sonucu oluşan sendromdur.
bu sendromu uzun süre furosemid diüretik(idrar söktürücü) ilaç kullanmış biri gibi düşünmek mümkündür.
bu sendromda laboratuvarda poliüri(çok idrar yapma) polidipsi(çok su içme
sodyum ve sıvı kaybına bağlı renin-aldosteron seviyesi yüksek
kan basıncı genelde normal ya da düşük
hipokalemi(kanda potasyum düşüklüğü)
hipokloremi(kanda klor düşüklüğü)
hiperürisemi görülür.
bu sendromu uzun süre furosemid diüretik(idrar söktürücü) ilaç kullanmış biri gibi düşünmek mümkündür.
bu sendromda laboratuvarda poliüri(çok idrar yapma) polidipsi(çok su içme
sodyum ve sıvı kaybına bağlı renin-aldosteron seviyesi yüksek
kan basıncı genelde normal ya da düşük
hipokalemi(kanda potasyum düşüklüğü)
hipokloremi(kanda klor düşüklüğü)
hiperürisemi görülür.
devamını gör...
c++
şu anda öğrenmeye çalıştığım programlama dilidir. ilk programlama dilimdir aynı zamanda, kendisiyle başlamak çok iyi bir karar mı bilmiyorum ama aldığım derste öğretildiği için biraz mecburi olarak seçmiş bulunuyorum.
öğrenenleri için önermek istediğim bir youtube kanalı var. direkt olarak derslerinin oynatma listesi burada. videolar ingilizce ancak çok zor değiller bence, öyle çok iyi derecede bilmenize gerek yok. basitçe, temel olarak anlatıyor. o yüzden öğreniyorsanız muhakkak bir bakın derim.
öğrenenleri için önermek istediğim bir youtube kanalı var. direkt olarak derslerinin oynatma listesi burada. videolar ingilizce ancak çok zor değiller bence, öyle çok iyi derecede bilmenize gerek yok. basitçe, temel olarak anlatıyor. o yüzden öğreniyorsanız muhakkak bir bakın derim.
devamını gör...
aynı evde yaşıyormuş gibi entryler
hanginiz alt komşuya "aynen abla pavyon işletiyoruz" dedi?
devamını gör...
ailenin tamamının müzisyen olması
cennet mahallesi yunus'un ailesidir.
devamını gör...