babaya söylemek istenip de söylenemeyenler
babamla oturup herşeyi konuşabileceğimi anladığım başlık. ne has adammış diyorum aklımdan geçtikçe. kendi kendime sorduğum oluyor bazen. "yahu ben bu adama layik miyim acaba?"
devamını gör...
ruhsar
benim ruhsar'ım uykusuzkahve idi. çok özledim, umarım geri dönersin, ruhu güzel olan yazar!
devamını gör...
süper zeka
nick bostrom'un bir kitabı. superintelligence seviyesine erişmiş bir yapay zekanın yapabilecekleri, böyle bir zeka nasıl kontrol edilebilir, böyle bir zekaya nasıl değerler atanabilir vb. konularını tartışıyor. fakat bu superintelligence tartışması bana teolojik bir tartışma gibi geliyor. meselenin konusu, üzerine tartışılan özne hayali bir özne; önce hayali bir özne tanımlanıyor –sonsuz bir zekaya sahip (her şeyi bilen), internet üzerinden her şeyi kontrol edebilen (kadir-i mutlak)– sonra bunun üzerine bir araba dolusu laf ediliyor. bostrom'un, ilk başta böyle bir zekanın neden ortaya çıkacağını ikna edici bir biçimde açıklayamadığını söylemem gerekir. genel zeka seviyesine ulaşmış bir yapay zeka sürekli olarak kendisinden bir tık daha zeki bir yapay zeka ortaya çıkarırsa ve bu işlem, çok kısa bir zaman içinde sürekli olarak tekrarlanan bir süreç ile, sonunda patlama noktasına ulaşıp bir superintelligence ortaya çıkmasına sebep olursa. bu koşulların hepsi, aslında somut olarak tanımlanmamış hayali süreçler ve öznelerden ibaret: genel zeka, kendisinden daha zeki yeni bir zeka oluşturmak, süper zeka.
devamını gör...
görevi devraldığımda ağaç mağaç yoktu
cumhurbaşkanı ve akp genel başkanı recep tayyip erdoğan, 5 haziran dünya çevre günü dolayısıyla gerçekleştirilen toplu açılış töreninde açıklamalarda bulundu. erdoğan"istanbul büyükşehir belediye başkanlığımda görevi devraldığımda istanbul'da ağaç mağaç böyle bir şey yoktu" dedi
artık ne bileyim…
devamını gör...
geceye bir alıntı bırak
"sen hiç kimsenin olamayacağı kadar çok şeyimsin benim.
yüreğimde sana ayrılan yer herkesinkinden büyük. yalnızca bir arkadaş, bir kan kardeş, bir sırdaş, birçok yakın dost değil, bir büyük sevgisin sen. yanında sonsuz şımarabileceğim ve hala kaybetmekten korkmayacağım tek kişi...
yani biraz annem, biraz babam, hatta hiç görmediğim dedem, belki hiç doğmayacak oğlum... sonra daimi
hayranım ve tabi dokunulmamış sevgilim.
sen benim masumiyetimsin tuna benim en yakınımsın! aslında belki öbür yarımsın? bütün bunlar ne demek anlıyor musun? hı? "
(bkz: kumral ada mavi tuna)
(bkz: buket uzuner)
devamını gör...
yazarların unutamadığı film replikleri
kemal sunal'ın korkusuz korkak filminde kiralık katiline verdiği talimat :
" kapalı havada öldürme, cemaat ıslanıp arkamdan küfür etmesin".
" kapalı havada öldürme, cemaat ıslanıp arkamdan küfür etmesin".
devamını gör...
bim'de artan hırsızlık olayları
sürekli gittiğim bime sabah kahvaltısı için hazır kavurma alıyorum hep*. ne zaman alsam tek kavurma oluyordu dolapta. mutlu oluyordum bende son kavurmayı ben aldım diye.
aldıktan sonra da kasada, kasiyer not alıyordu kavurma için.
birkaç defa aynı senaryo yasanınca dayanamadım sordum, niye böyle yapıyorsunuz ve niye tek kavurma oluyor dolapta her seferinde.
kasiyer, hırsızlık olayları çok fazla olduğunu, çok fazla çalınan ürünlerde böyle bir uygulamaya gittiklerini söyledi. çok tuhaf gelmişti.
aldıktan sonra da kasada, kasiyer not alıyordu kavurma için.
birkaç defa aynı senaryo yasanınca dayanamadım sordum, niye böyle yapıyorsunuz ve niye tek kavurma oluyor dolapta her seferinde.
kasiyer, hırsızlık olayları çok fazla olduğunu, çok fazla çalınan ürünlerde böyle bir uygulamaya gittiklerini söyledi. çok tuhaf gelmişti.
devamını gör...
2 ocak 2021 bakan soylu'nun kadın cinayetleriyle ilgili tweet'i
fakat anıt sayaç'da bu yıl 383 kadının öldürüldüğü kaydedilmiş. katillerin tutuklanmaması için büyük bir mücadele görüldü ülkemizde, özellikle ümitcan'ı hala aramızda görebiliyoruz mesela. ama kadın cinayetlerini önlemek için ne gibi bir mücadele verildi bilmiyorum. olmayan şeyi bilmem mümkün değil.
edit: bazı yazar arkadaşlarım pandemiden ötürü kadın cinayetlerinde azalmanın olabileceğinden bahsetmiş fakat ne yazık ki pandemiyle birlikte aile içi fiziksel ve psikolojik şiddet fazlasıyla arttı, istatistikler bunu gösteriyor. yani geçen seneden daha berbat bir haldeyiz, her yıl daha da yaşanılmaz bir ülke olmaya istikrarla devam ediyoruz.
edit: bazı yazar arkadaşlarım pandemiden ötürü kadın cinayetlerinde azalmanın olabileceğinden bahsetmiş fakat ne yazık ki pandemiyle birlikte aile içi fiziksel ve psikolojik şiddet fazlasıyla arttı, istatistikler bunu gösteriyor. yani geçen seneden daha berbat bir haldeyiz, her yıl daha da yaşanılmaz bir ülke olmaya istikrarla devam ediyoruz.
devamını gör...
lucifer nickli tecavüz fantezisi olan yazar
ben de uçurulmasını istiyorum, dilerim kısa zamanda uçurulur. engelledim zaten o gereksiz kişiyi.
devamını gör...
varlığım alman varlığına armağan olsun
ülkeler ve tarihlerinden bi haber bir yazar arkadaşın yapmaya çalıştığı eleştiri.
andımız tamamen sembolik bir olaydır.
tıpkı istiklal marşında olduğu gibi. onu da günümüze göre güncelleyelim yada kaldıralım o zaman.
mesela ingiltere de kraliyet aynı şekilde sembolik olarak mevcuttur. ülkelerin marşlarına baktığın zaman zaten bunun gibi günümüz de pek anlamlı olmayan söylemler ve yeminler görebilirsin. yine kültürel olarak devam ettirilen özel günler vesaire de buna dahildir.
"artık çalar saatimiz var şu ramazan davuluna ne gerek var" denilince bile ortalığı inleten ve işi maneviyata kültürel değerlere yada adetlere bağlamaya çalışan tiplerin, böyle bir cümleden rahatsız olup yaptığı kalitesiz eleştiriler komiğime gidiyor.
andımız tamamen sembolik bir olaydır.
tıpkı istiklal marşında olduğu gibi. onu da günümüze göre güncelleyelim yada kaldıralım o zaman.
mesela ingiltere de kraliyet aynı şekilde sembolik olarak mevcuttur. ülkelerin marşlarına baktığın zaman zaten bunun gibi günümüz de pek anlamlı olmayan söylemler ve yeminler görebilirsin. yine kültürel olarak devam ettirilen özel günler vesaire de buna dahildir.
"artık çalar saatimiz var şu ramazan davuluna ne gerek var" denilince bile ortalığı inleten ve işi maneviyata kültürel değerlere yada adetlere bağlamaya çalışan tiplerin, böyle bir cümleden rahatsız olup yaptığı kalitesiz eleştiriler komiğime gidiyor.
devamını gör...
google fotoğraflar
hayat kurtarıcı uygulama. tüm fotoğraflarınızı yedeklemek için ideal bir araç.
devamını gör...
modern zamanın mutlulukları
sosyal medyadan like almaktır. insanlar böyle basit şeylere mutlu olduğunu zannedip keyifleniyorlar. ilgi açlığı onları mahvediyor en küçük ilgi de mutlu olduklarını zannediyorlar. gerçeği hissedince veya öğrenince dibe çakılıyorlar.
devamını gör...
radyum kızları
20. yüzyılın başlarında waterbury saat fabrikası'nda çalışan ve karanlıkta parlayan boyalarla saatleri boyayan ama o parlayan şeyin ne olduğunu anladıklarında iş işten geçtiği için canlarından olan işçi kızlar.
1. dünya savaşı'nda askerler cephede düşman tarafından görülmeden saati öğrenmek için bu fosforlu saatleri kullanıyordu. bu güzel saatler savaştan sonra moda olmuştu. bu nedenle fabrika, birçok genç kızı bu saatleri bu parlak madde ile boyamaları için işe almıştı.
kızlar işten artan boyaları, gece karanlığında ışıl ışıl görünmek için her taraflarına sürüyor, dişlerini bununla parlatıyor, dudaklarına bu boyayı sürüyordu. zaten boya yaptıkları fırçayı da sivriltmek için zaman zaman dudaklarından yardım aldıkları oluyordu.
ancak bir süre sonra kızların dişlerinde dökülmeler, çene kemiklerinde erimeler, kapanmayan yaralar görülmeye başlandı. ölüm vakaları da manzaraya dahil oldu.
maalesef kızların neredeyse içinde yüzdüğü bu parlak boya, radyumdu. bu son derece radyoaktif bir maddeydi.
curie ailesi bu elementi keşfettikten sonra, ne yazık ki büyük bir yanılgı ile kansere iyi geleceğini düşünmüşlerdi ve ortalığı bir radyum çılgınlığı sarmıştı. radyum içeren ürünler eczanelerde bile satılmaya başlanmıştı.
kızlar hastalık ve ölümlerle boğuşmaya başlayıp vakalar da tavan yapınca bu işin peşine düşüldü. görüldü ki vücutlarında yoğun miktarda radyum var, hatta nefes verdiklerinde ağızlarından radon gazı çıkıyor. üstelik ölen kızların kemikleri bile radyasyon yaymaya devam ediyordu.
***
tabi gerçek ortaya çıkınca eski çalışanlar fabrikaya karşı dava açtılar.
--- alıntı ---
kısa bir süre sonra davaya hastalanmış başka eski çalışanlar da katıldı. davacılar, kişi başına 250.000 dolar tazminat talep ediyorlardı. ancak fabrikanın arkasındaki politik ve maddi destek çok güçlü idi ve dava uzadıkça uzuyordu. dava sürerken quinta’nın iki kalça kemiği de kırıldı, albina tamamen yatalak hale geldi. edna artık neredeyse yürüyemez hale gelmişti ve fabrikada çalışmayı bırakalı yıllar olmasına rağmen geceleri hala saçları parıldıyordu. çene kemiği kopmuş olan katherine, avukatına “eğer 250.000 doları kazanırsam cenazeme bir sürü gül alabilirim değil mi?” diye soruyordu.
dava, çekişmeli bir şekilde üç yıl sürdü, bu sırada davalı genç kızlardan 13 tanesi radyum zehirlemesine bağlı çeşitli nedenlerle hayatını kaybetti. 1928 sonbaharında, dava nihayet sonuca bağlandı ve jüri us radium firmasının her bir davalıya 10.000 dolar tazminat ödemesine, ölene kadar da 600 dolar aylık bağlamasına ve tüm tıbbi bakım ücretlerini de üstlenmesine karar verdi. ilaveten, radyum boyası kullanımına ilişkin ciddi düzenlemeler getirildi.
(acikbilim. com'dan alıntıdır.)
--- alıntı ---
ne yazık ki birçok kimyacının da genç yaşta ölme nedeni, o zamanlar ne olduğu iyi bilinmeyen radyoaktivitedir.
çenesinde tümör çıkan radyum kızlarından biri:
1. dünya savaşı'nda askerler cephede düşman tarafından görülmeden saati öğrenmek için bu fosforlu saatleri kullanıyordu. bu güzel saatler savaştan sonra moda olmuştu. bu nedenle fabrika, birçok genç kızı bu saatleri bu parlak madde ile boyamaları için işe almıştı.
kızlar işten artan boyaları, gece karanlığında ışıl ışıl görünmek için her taraflarına sürüyor, dişlerini bununla parlatıyor, dudaklarına bu boyayı sürüyordu. zaten boya yaptıkları fırçayı da sivriltmek için zaman zaman dudaklarından yardım aldıkları oluyordu.
ancak bir süre sonra kızların dişlerinde dökülmeler, çene kemiklerinde erimeler, kapanmayan yaralar görülmeye başlandı. ölüm vakaları da manzaraya dahil oldu.
maalesef kızların neredeyse içinde yüzdüğü bu parlak boya, radyumdu. bu son derece radyoaktif bir maddeydi.
curie ailesi bu elementi keşfettikten sonra, ne yazık ki büyük bir yanılgı ile kansere iyi geleceğini düşünmüşlerdi ve ortalığı bir radyum çılgınlığı sarmıştı. radyum içeren ürünler eczanelerde bile satılmaya başlanmıştı.
kızlar hastalık ve ölümlerle boğuşmaya başlayıp vakalar da tavan yapınca bu işin peşine düşüldü. görüldü ki vücutlarında yoğun miktarda radyum var, hatta nefes verdiklerinde ağızlarından radon gazı çıkıyor. üstelik ölen kızların kemikleri bile radyasyon yaymaya devam ediyordu.
***
tabi gerçek ortaya çıkınca eski çalışanlar fabrikaya karşı dava açtılar.
--- alıntı ---
kısa bir süre sonra davaya hastalanmış başka eski çalışanlar da katıldı. davacılar, kişi başına 250.000 dolar tazminat talep ediyorlardı. ancak fabrikanın arkasındaki politik ve maddi destek çok güçlü idi ve dava uzadıkça uzuyordu. dava sürerken quinta’nın iki kalça kemiği de kırıldı, albina tamamen yatalak hale geldi. edna artık neredeyse yürüyemez hale gelmişti ve fabrikada çalışmayı bırakalı yıllar olmasına rağmen geceleri hala saçları parıldıyordu. çene kemiği kopmuş olan katherine, avukatına “eğer 250.000 doları kazanırsam cenazeme bir sürü gül alabilirim değil mi?” diye soruyordu.
dava, çekişmeli bir şekilde üç yıl sürdü, bu sırada davalı genç kızlardan 13 tanesi radyum zehirlemesine bağlı çeşitli nedenlerle hayatını kaybetti. 1928 sonbaharında, dava nihayet sonuca bağlandı ve jüri us radium firmasının her bir davalıya 10.000 dolar tazminat ödemesine, ölene kadar da 600 dolar aylık bağlamasına ve tüm tıbbi bakım ücretlerini de üstlenmesine karar verdi. ilaveten, radyum boyası kullanımına ilişkin ciddi düzenlemeler getirildi.
(acikbilim. com'dan alıntıdır.)
--- alıntı ---
ne yazık ki birçok kimyacının da genç yaşta ölme nedeni, o zamanlar ne olduğu iyi bilinmeyen radyoaktivitedir.
çenesinde tümör çıkan radyum kızlarından biri:

devamını gör...
türkiye
18 yaşında ve maddi durumum kötü olmasına rağmen uğruna savaşacağım şey. şu her an başka ülke hayali kuran kendi kendimizi yiyip bitiren gençleri gördükçe daha da hırslandığım zamanlar bunlar. pes etmeyeceğim etmeyin. her şeye rağmen bu ülkeyi yüceltelim. atatürk ülkeyi dünya gücüyken mi aldı?
devamını gör...
avrupa'da yaşayıp türkiye'yi öven gurbetçi
türkiye'de bir baltaya sap olamayıp, canını dişine takarak, ölümüne bir mücadele ile avrupa'ya kaçak ya da evlilik yoluyla giden, avrupa'da oturumu alıp vatandaşlığı garantiledikten sonra türkiye'de yaşayanlarla girdiği her ortamda onlara "türkiye çok güzel, keşke bizde vatanımızda yaşasak, çocuklar yüzünden dönemiyoruz, siz çok şanslısınız, insanın vatanı gibisi var mı, değerini bilin" türünde türkiye güzellemeleri yapan ve genellikle belli bir siyasi görüşe eğilimi olan kişidir.
devamını gör...
kill bill
tarantino sinemasının göz bebeği film.
gogo gibi süper bir karakteri vardır.
gogo gibi süper bir karakteri vardır.
devamını gör...
türkiye'de yaşama nedenleri
ailevi sebepler.
devamını gör...
unutkanlık
her insanın bazı şeyleri, özellikle kısa süreli belleğe attığı şeyleri, unutması doğaldır.
nedir bu kısa süreliği belleğimize attığımız şeyler?
- telefonumuza gelen kodu hatırlama süremiz
- belli kelime dizesini hatırlama süremiz
- bir şiirin birkaç dizesini hafızamızda tutmamız...
bunlar kısa süreli hafızada oldukları için kolayca unutulabilir. tabii ne kadar sıklıkla düşünürsek veya tekrarlarsak, bu, uzun süreli belleğe aktarılacağından, telefon numaramızı ezbere bilmemiz gibi, unutmanın da önüne geçmiş olur.
tabii ki unutkanlık bununla sınırlı kalmaz. stres, depresyon, travma sonrası, yaşa bağlı ya da uykusuzluktan dolayı da insanlar unutkanlık yaşayabilir. travma sonrası unutkanlığı ele alacak olursak, kişinin kendine acı veren olaya dair şeyleri belleğinin karanlık yerlerine atması, hatırlamaması durumu. hatırlayınca acı çekecek, savunma mekanizması gibi bile görülebilir bu durum.
stresten oluşan unutkanlık için örnek vermek hiç de zor değil, 21. yüzyıl türkiye stresinde yaşayıp unutkanlık çekmeyen yoktur bence*
bunların dışında, b12 eksikliği gibi faktörler de unutkanlık yapar. her şeye kolay ulaşmamız ve hazıra alışmamız da aynı şekilde.
nedir bu kısa süreliği belleğimize attığımız şeyler?
- telefonumuza gelen kodu hatırlama süremiz
- belli kelime dizesini hatırlama süremiz
- bir şiirin birkaç dizesini hafızamızda tutmamız...
bunlar kısa süreli hafızada oldukları için kolayca unutulabilir. tabii ne kadar sıklıkla düşünürsek veya tekrarlarsak, bu, uzun süreli belleğe aktarılacağından, telefon numaramızı ezbere bilmemiz gibi, unutmanın da önüne geçmiş olur.
tabii ki unutkanlık bununla sınırlı kalmaz. stres, depresyon, travma sonrası, yaşa bağlı ya da uykusuzluktan dolayı da insanlar unutkanlık yaşayabilir. travma sonrası unutkanlığı ele alacak olursak, kişinin kendine acı veren olaya dair şeyleri belleğinin karanlık yerlerine atması, hatırlamaması durumu. hatırlayınca acı çekecek, savunma mekanizması gibi bile görülebilir bu durum.
stresten oluşan unutkanlık için örnek vermek hiç de zor değil, 21. yüzyıl türkiye stresinde yaşayıp unutkanlık çekmeyen yoktur bence*
bunların dışında, b12 eksikliği gibi faktörler de unutkanlık yapar. her şeye kolay ulaşmamız ve hazıra alışmamız da aynı şekilde.
devamını gör...
mabel matiz
şarkılarının, kliplerinin hem böylesine geleneksel hem de böylesine modern oluşuna hayran kaldığım, duruşunu sevdiğim sanatçı.
devamını gör...