tam kapanmayla birlikte benim de şalterler kapanıyor hocam.
devamını gör...

(bkz: neden para basıp halka dağıtmıyoruz ki)
devamını gör...

orijinal adı solo para fumadores olan bir julio ramón ribeyro öyküsüdür.

bu öyküyü layıkıyla anlamak için birkaç koşul var. eğer bu koşullardan bir tanesini bile eksik bırakıyorsanız öyküyü okuyup ziyan etmeyin. birinci koşul latin amerika edebiyatına karşı bir aşinalığınız olması. latin amerika konusunda bilgili değilseniz öykü size anlamsız gelir. ikinci koşul nitelikli bir okur olmak. bu zaten bütün iyi kitapları okumanın önkoşulu olmalı. sonucu koşul ise sigara içiyor olmak ya da bir zamanlar sigara içmiş olmak. ama öyle keyif için değil, hayattaki birinci iş olarak sigara içen tiryakilerden biri olmak. zira bu öyle sadece sigara içenler için yazılmış.

son bir sigara paketinizin kaldığını düşünün. ona güvenerek evde kalmışsınız. ve hatta bolca sigaranız olduğu için yazı yazmaya bile niyetlenmişsiniz -bunu son paragrafta bir alıntı ile açıklayacağım- keyfiniz yerinde ve bir anda paketinizin camdan düşmesi gibi bir talihsizlikle karşı karşıya kalıyorsunuz. camdan atlamak gibi bir seçenek gelir mi aklınıza? eğer cevabınız evetse öyküyü okuyun, hayırsa sigarayı yavaşça kül tablasının uygun yerine bırakın ve bambaşka öyküler okuyun.

öykünün yazarı olan julio ramón riberyo bir mektubunda şöyle diyor: “bir tane sigaram kaldı, bu yüzden mektubumu burda bitiriyorum.

sigaram yok ve bu tanımı zorlukla yazdım. ve son bir alıntı ile julio ramón riberyo’yla bir insanla ne kadar aynı fikirde olunursa o kadar aynı fikirde olduğumu göstermek isterim:

eğer sigara icat edilmemiş olsaydı benim halim ne olurdu? saat akşamüstü üç ve ben otuz sigara içtim. çünkü mektup yazıyordum, benim için yazmak sigara içme hazzını tamamlayan bir eylem.
devamını gör...

o güzel entry leri giren parmaklarıdır. parmaklarınız dert görmesin efenim.
devamını gör...

ıyi insanlar huzur icin de uyusunlar . kötüleri de yılanlar rahat bırakmasın.
devamını gör...

alkole karşı bünye doğuştan kuvvetli olabilir ya da sonradan çok alkol tüketilmesiyle sarhoş olma evresi en yukarıya çıkabilir. bu durumda oluşabilecek tek şey zor sarhoş olmaktır. sarhoş olamıyorum diye masada öten insanlarla zaten içki de içilmez sohbet de edilmez. sarhoş olamamak üzerinden güç ve hava gösterisi yapmak lise zamanlarına ait olan ve orada kalması gereken bir eylemdir. aksi takdirde bu davranışları gerçekten düzgün şekilde içen insanların arasında yaparsanız bir daha sizinle aynı masaya oturmayabilirler.
devamını gör...

bir 15 yıl öncesine kadar son derece samimi bir istekti bu.
asla geri çevrilmezdi!
''gelirken ekmek al'' gibi bir şeydi bildiğin.

peki ya şimdi?
devamını gör...

başarısızlıklar. yapamadığımız her şeyi o kadar abartıyoruz ki yapabildiklerimiz, başarılarımız kim vurduya gidiyor.
devamını gör...

bu ara arkadaşlarının nickaltlarını sevimli kuş fotoğrafları ile süsleyen yazar. ben de kendisi için bir şiir yazayım madem:>

kuşa gider, gece gündüz demeden,
geçer tepe, ırmak, haşin dereden.
minnoş gönüllerde naçizane yer eden,
sevilesi insan, canım dostum yayladağ.

taş gibin vücudu, o bülbül sesi,
sanki dersin bir masal prensesi,
ama biraz hırçın, benden demesi.
ayakkabı numaran kaç ki yayladağ.

harcandı nice yiğitler, senin yolunda,
yer etmek için o biricik solunda.
bahtsız babıl türkü yazdı sonunda,
yine de bana mısın demez yayladağ.
devamını gör...

çok sevimli bir harekettir, anlamı da ne hoş.
4 aydır kedi annesi olduğumu oturdum kabullendim. nasıl mı?
efendim bizim buralar kedi cumhuriyetidir. bir çoğu da vahşidir ama. migrosun döktüğü kaliteli mamaları pek sevmezler. "meavv" diye nalet bir miyavlama atıp totolorunu döner giderler. sevdirmek mi? asla efendim. "iyuuuvvv" diye çığlığı basıp kaçarlar anında.

bende ve kapımın önünde ne var inanın bilmiyorum. bu çılgın biçıslar ne zaman sigaraya çıksam kapımın önüne, gelir ayaklarıma, bacaklarıma yanaklarını sürterler. hayır yemek filan da vermedim hiçbirine, her yerde mama var zaten. bazen otururum, laps diye kucağıma atlayıverirler.

2 kediciğim samimiyetin dozunu epey kaçırdı ama, zilliler. kucağıma atladıkları, yanak sürttüleri yetmiyor gibi iki patilerini dayıyorlar kapıya, "al kız beni içeri" babında psikolojime oynuyorlar.

taa ağustos ayından beridir belalım olan adını yavşak koyduğum kedim, aylarca kapımın önünde kasadan yaptığım yuvasında kaldı. sonra öldü maalsef. diğer sarı kediye de sarı adını vermiştim, ona da araba çarptı.

gidin diyorum kendinizi sevdimeyin bana, sevdirip alıştırıp ölüyorlar sonra.

bana yanak sürten hiçbir biçısa kanmayacağım artık. üzülüyorum sonra.
devamını gör...

metiyonin ve lizin aminoasitlerinin birleşmesi sonucu oluşan, yağ asitlerinin sitoplazmadan mitokondriye taşınmasında etkili aminoasit türevi bir bileşiktir.

gündelik yaşamda aktif olarak fitness türevi spor yapan kişiler tarafından kullanılmaktadır.
devamını gör...

karşındaki seni dinlemiyorsa konuşman sadece zaman israfı olacaktır.
devamını gör...

olmayan yaştır toplumun size böyle ampır ampır şeyler dayatmasına izin vermeyin.
devamını gör...

lisedeyken ingilizce hocam çok güzel özetlemişti, kendisine de dedesi anlatmış.

"gül bahçesi olan bir adam, bir gün evladını çeşit çeşit güllerin olduğu bahçeye götürür, şu bahçeden 5 dakika içinde bir tane gül beğenip alıp çıkacaksın der. evlat bahçeye girer, girdiği gibi karşısına bir gül çıkar çok beğenir tam koparacakken etrafa bakınır belki daha güzeli vardır deyip ilerler bir tane daha görür onu da çok beğenir ama yine daha iyisini bulurum deyip ilerler böyle diye diye kapının sonuna kadar gelir, süre iyice azalmıştır geriye dönemeyeceğini anlar ve kapıya en yakın gülü koparıp bahçeden çıkar ama gül istediği gibi bir gül değildir."
evlilik de böyledir işte karşımıza çok güzel güller çıkar ama hep daha güzelini buluruz diye diye belli bir yaşın üstüne geliriz sonra ya önümüze çıkan ilk gülü alırız ya da hiç gül alamadan o bahçeden çıkarız.
devamını gör...

pesah, fısıh veya hamursuz bayramı, bir yahudi bayramı ve festivalidir. mısır’da kölelikten kurtarılan antik israillilerin göç hikayesini anar. pesah, yahudi takvimindeki nisan ayının 15. günü başlar, bu tarih kuzey yarım küre’de bahara denk gelir ve bayram 7 veya 8 gün kutlanır. yahudi bayramları arasında en çok kutlanan bayramlardan biridir.
göç anlatısında, kutsal kitap, tanrı’nın; on belayı mısırlıların üzerine musallat ederek, israil çocuklarını kölelikten kurtarılmasına yardım ettiğini belirtir. on belanın sonuncusu, her evde ilk doğan çocuğun ölmesi olduğundan, israillilerden evlerini kuzu kanıyla işaretlemeleri istendi. böylece, bu son bela onların evlerine dokunmadan üzerlerinden geçecekti. belalarla başlayan bu hikaye ve göç, hamursuz bayramının kökenini oluşturdu. bayramın adının tam olarak nereden geldiği üzerine tartışmalar olmasına rağmen genelde inanılan hikaye; firavun israilliler’i özgür bıraktığında, israilliler, ekmek hamurunun mayalanmasını beklemeden terk ettikleridir. bunu anmak adına, hamursuz bayramı boyunca mayasız ekmek yenir. bayram bu nedenle “ mayasız ekmek yeme festivali” olarak adlandırılır matza* hamursuz bayramının sembolüdür.
şavuot ve sukot’la birlikte, hamursuz bayramı, şaloş regalim'den* biridir. bu üç bayramda bütün yahudi topluluğu tarihi bir şekilde kudüs’teki tapınağa haccettiler. samiriler, halen gerizim dağı’nda bu hac ibadetlerini gerçekleştirir ama sadece erkekler toplu ibadetlere katılır.
devamını gör...

az önce twitter'da gördüğüm haber. arkadaş bir gün düzgün uyuyalım ya. bir gün üzülmeyelim. içim sıkıldı yeter ya. sabah sabah boğazım düğümlendi lan. yeter artık.

sebebi de işsizlik. bir öğretmen merve çavdar vakası daha. utanıyorum lan bir şeyler yazmaya. gözlerim doluyor yazarken. çünkü anlıyorum bu kardeşlerimizin durumunu. askerden geldiğinden beri ben de işsizim. milletten kaçıyorum lan artık soru soracaklar diye. çok şükür ailem arkamda da bir şeylere göğüs gere biliyorum. bu muameleyi hak etmedik, etmediniz.


antalya'da 24 yaşında bir genç, instagram hesabından, "diğer tarafta iki elim yakanızda akp hükümeti ve rte" diyerek intihar etti.


kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel


kaynak
devamını gör...

korsan kitap, ne kadar emek hırsızlığı olsa da piyasadaki kitap pahalılığı yüzünden almak mecburiyetinde kalıyorum. suçlu olan ne biziz ne de korsan kitaplarını basan şahıslar. tüm suçun piyasaya o fiyatları yansıtan kişilerde olduğunu düşünüyorum. kitapların orjinalini o kadar uçuk fiyatlarda yaparsanız biz de korsan kitaplara yöneliriz. eğer kitabın orjinali çok pahalı değilse alırım. ama başka türlü elimden bir şey gelmiyor.
devamını gör...

bir polonya atasözü der ki;

iyi adam meyhanede bozulmaz.
kötü adam kilisede düzelmez.
devamını gör...

gelsenize akış çarşaf gibi tam tanım girmelik. dalga falan yok.
devamını gör...

9 ay 10 gün içerde yattım. psikopatım diyorum kızım! nesini anlamıyorsun bunun?
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim