hollywood'un bize empoze ettikleri
kıyafetleri. dünyanın çoğu onların filmlerinde ne görüyorsa onu giyiyor, artık yerel elbiselerini giyen insanlar tuhaf karşılanıyor. sırf bu yüzden afrika'nın yerel kıyafetlerini giyenlere ve hindistan, pakistan, afganistan halkının çoğuna saygı duyuyorum. herkes nereye gidiyorsa bizde gidelim demiyorlar.
devamını gör...
kadınlar camiye giremez
çok iyi hatırlıyorum imamın karısı mı ne beni bir camiye almamıştı...başım kapalı değil diye, ortaokula gidiyordum...millet kafayı yemiş!
devamını gör...
flint fireforge
ejderha mızrağı destanının baş karakterlerinden birisidir. mızrak kahramanıdır. kharlois dağları'nda doğmuştur.
dedesi reghar fireforge tepe cücelerinin önemli liderleri arasında gösterilir. cüceler savaşı diyebileceğimiz ''dwarfgate savaşı''nda öldürülmüştür. bu savaş, tepe cüceleri ile dağ cüceleri arasında yapılmış olup, oluk oluk kardeş kanı döküldüğü rivayet edilir. savaştan sonra dağ cüceleri thorbardin'in kapılarını tüm dünyaya kapatmıştır. flint'in serüveni de, bu olaylarla bağlantılı olarak başlamıştır diyebiliriz zira aksi ve sevimli cücemiz almış başını ve diyarı terk eylemiştir.
tabiri caizse tüm ansalonu dolaşmıştır. sonra solace'e yerleşmiş ve qualinesti elfleri için metal işlemeye başlamıştır. işte zurnanın zırt dediği yerde burasıdır. flint burada bir diğer mızrak kahramanı tanis yarımelf ile karşılaşır ve beraber yollara düşerler. mızrak kahramanlarının hikayesi aslında bu ikilinin tanışması ile başlamıştır. çıkış noktası tam olarak bu tanışma olmuştur.
sonrasında tasslehoff burrfoot, raistlin majere, caramon majere, sturm brightblade, altınay, nehiryeli, laurana, ve tika çeşitli zamanlarda gruba dahil olmuşlardır.
flint'in kocaman bir kalbi vardır. aksi ve huysuz bir ihtiyar olmasına karşın o kadar sevgili doludur ki, tabiri caizse bu ekibe babalık yapmıştır. hep sızlanır, hep söylenir ekiptekilere sürekli çıkışır ama onlar için yapamayacağı hiç bir şey yoktur ki, grup bunu çok iyi bilir.
benim için flint fireforge aynı zamanda tasslehoff burrfoot demektir. ikisinin sohbeti, muhabbeti, atışmaları başka bir dünyadır. zaman zaman gün içerisinde aklıma gelirler ve kendi kendime gülerim. o derece beynime kazınmıştır diyalogları. hele ki, bronz ejderha khirsa'nın üzerindeki halleri beni fena güldürür. bu arada khirsa'nın insan lisanındaki adı ''şimşek ateş''tir.
flint'in kalp krizi geçirerek ölmesi grup için büyük bir kayıp olmuştur. gamsız kender tass'ın gözyaşları ise onun değerini tek başına anlatır niteliktedir.
valen ağaçlarının altında dinleniyor şimdi aksi cüce,
önünde yonttuğu binlerce nesne
ve bekliyor
kapı kulpu beyinli kenderin,
yanına gelmesini hasretle,
sonsuza kadar ona çıkışmak üzere...
reorx'un asil evladı; sen fantastik kurgu aleminde görüp görebileceğimiz en has cücesin, diğerleri ancak senin baltanın sapı olurlar.
dedesi reghar fireforge tepe cücelerinin önemli liderleri arasında gösterilir. cüceler savaşı diyebileceğimiz ''dwarfgate savaşı''nda öldürülmüştür. bu savaş, tepe cüceleri ile dağ cüceleri arasında yapılmış olup, oluk oluk kardeş kanı döküldüğü rivayet edilir. savaştan sonra dağ cüceleri thorbardin'in kapılarını tüm dünyaya kapatmıştır. flint'in serüveni de, bu olaylarla bağlantılı olarak başlamıştır diyebiliriz zira aksi ve sevimli cücemiz almış başını ve diyarı terk eylemiştir.
tabiri caizse tüm ansalonu dolaşmıştır. sonra solace'e yerleşmiş ve qualinesti elfleri için metal işlemeye başlamıştır. işte zurnanın zırt dediği yerde burasıdır. flint burada bir diğer mızrak kahramanı tanis yarımelf ile karşılaşır ve beraber yollara düşerler. mızrak kahramanlarının hikayesi aslında bu ikilinin tanışması ile başlamıştır. çıkış noktası tam olarak bu tanışma olmuştur.
sonrasında tasslehoff burrfoot, raistlin majere, caramon majere, sturm brightblade, altınay, nehiryeli, laurana, ve tika çeşitli zamanlarda gruba dahil olmuşlardır.
flint'in kocaman bir kalbi vardır. aksi ve huysuz bir ihtiyar olmasına karşın o kadar sevgili doludur ki, tabiri caizse bu ekibe babalık yapmıştır. hep sızlanır, hep söylenir ekiptekilere sürekli çıkışır ama onlar için yapamayacağı hiç bir şey yoktur ki, grup bunu çok iyi bilir.
benim için flint fireforge aynı zamanda tasslehoff burrfoot demektir. ikisinin sohbeti, muhabbeti, atışmaları başka bir dünyadır. zaman zaman gün içerisinde aklıma gelirler ve kendi kendime gülerim. o derece beynime kazınmıştır diyalogları. hele ki, bronz ejderha khirsa'nın üzerindeki halleri beni fena güldürür. bu arada khirsa'nın insan lisanındaki adı ''şimşek ateş''tir.
flint'in kalp krizi geçirerek ölmesi grup için büyük bir kayıp olmuştur. gamsız kender tass'ın gözyaşları ise onun değerini tek başına anlatır niteliktedir.
valen ağaçlarının altında dinleniyor şimdi aksi cüce,
önünde yonttuğu binlerce nesne
ve bekliyor
kapı kulpu beyinli kenderin,
yanına gelmesini hasretle,
sonsuza kadar ona çıkışmak üzere...
reorx'un asil evladı; sen fantastik kurgu aleminde görüp görebileceğimiz en has cücesin, diğerleri ancak senin baltanın sapı olurlar.
devamını gör...
ölümün en iyi tanımı
ingiliz filozof alan watts'a göre ölüm,bir bilinç dalgalanmasıdır.zaten ona göre ahiret de buradadır çünkü yakından bakarsak 'şimdi'den başka zaman olmadığını görürüz.sonuç olarak 'bir zamanlar ölü olmasaydın şimdi canlı olduğunu nasıl bilecektin?' sorusunu sorup kafamızı iyice karıştırarak sözlerini noktalar watts.
devamını gör...
yazarların unutamadığı film replikleri
when you grow up, your hearts die.*
-the breakfast club
büyüdükçe küçülür mü hayaller?
- babam ve oğlum
-the breakfast club
büyüdükçe küçülür mü hayaller?
- babam ve oğlum
devamını gör...
muhafazakar ailenin farklı düşünen çocuğu olmak
yaşadığım ve çok zor olan bir durumdur.
çevredeki fikirlerden kendini sıyırıp, sorgulamak ve bunun sonucunda insanın kendi fikirlerinin oluşması kişiye benliğini kazandırır. ne yazık ki yaşadığınız insanlar sizden farklı düşünen insanlar olunca kendiniz olmak için çok uğraşmanız gerekiyor, çok yorucu. bazı şeyleri anlatmak istersiniz ama "nasıl olsa yargılamadan dinlemeyecekler" diye vazgeçersiniz. dayatılan doğruları ayıp olmasın diye yapmaya çalışırsanız benliğinize saygısızlık yapıyor gibi hissedersiniz. çevrenizde "ne kadar isyankar ve bencilsin" diye yargılanmaya alışırsınız. anlaşılmak ister ama yargılanırsınız. hep içinizde "anlaşılma" umuduyla yaşarsınız.
çevredeki fikirlerden kendini sıyırıp, sorgulamak ve bunun sonucunda insanın kendi fikirlerinin oluşması kişiye benliğini kazandırır. ne yazık ki yaşadığınız insanlar sizden farklı düşünen insanlar olunca kendiniz olmak için çok uğraşmanız gerekiyor, çok yorucu. bazı şeyleri anlatmak istersiniz ama "nasıl olsa yargılamadan dinlemeyecekler" diye vazgeçersiniz. dayatılan doğruları ayıp olmasın diye yapmaya çalışırsanız benliğinize saygısızlık yapıyor gibi hissedersiniz. çevrenizde "ne kadar isyankar ve bencilsin" diye yargılanmaya alışırsınız. anlaşılmak ister ama yargılanırsınız. hep içinizde "anlaşılma" umuduyla yaşarsınız.
devamını gör...
seri artı oy veren yazarın amacı
geçen en sevdiğim yazar sütlaç sevmiyorum diye yazmış ben seviyorum diye beğenmedim tanımını. nasıl dokundu bana bilemezsiniz affet beni sayın yazar..
yine bir yazarımız yazım yanlışım çok diye beğenemiyormuş bazı yazdıklarımı çok üzgündü mesaj attığında affet dedim düzelttim tanımımı, beğenince rahatladı o da.bizde durumlar bu.. bunlar okuyan sericiler..
yine bir yazarımız yazım yanlışım çok diye beğenemiyormuş bazı yazdıklarımı çok üzgündü mesaj attığında affet dedim düzelttim tanımımı, beğenince rahatladı o da.bizde durumlar bu.. bunlar okuyan sericiler..
devamını gör...
online kişi sayısının 300'ün altında kalması
gidenlere güle güle diyenler kraldan çok kralcı olmuyor bilginize. milletin peşinden yalvarcaklar mı gitmeyin diye? neyse bu gerginlikler hep dolunaydan. relax biraz.
(bkz: dolunay etkisi)
(bkz: dolunay etkisi)
devamını gör...
bir kadını kırmadan ona şişman olduğunu söylemek
büyük sevaptır.
siz söylemeseniz kadın kilolu olduğundan haberi bile olmayacaktı zaten. yani nerden bilsin kadın kilo aldığını? allah razı olsun
hala böyle düşünceli, zeki,herşeye karışması gerektiğini düşünen insanlar var.
siz söylemeseniz kadın kilolu olduğundan haberi bile olmayacaktı zaten. yani nerden bilsin kadın kilo aldığını? allah razı olsun
hala böyle düşünceli, zeki,herşeye karışması gerektiğini düşünen insanlar var.
devamını gör...
sadettin köpek
relax isimli yazar arkadaşımızın ukdesi.
gerçek ismi 'muhammed bin köpek' olan anadolu selçuklu devleti dönemi devlet adamıdır.
gerçek ismi 'muhammed bin köpek' olan anadolu selçuklu devleti dönemi devlet adamıdır.
devamını gör...
8 mart dünya emekçi kadınlar günü rozeti
rozetimi aldım, kulağımda özlem tekin; ''dağları deldim bir başıma diyor ancak biz hep beraber bu örgütlü kötülük ve canilik karşısında duracağız. buradan düşünceli davranışları için kafa sözlük moderasyonuna teşekkürlerimi iletiyorum, iyi ki varsınız!
devamını gör...
ekşi sözlük
yaşayan her şey gibi değişim ve dönüşüm içinde olan platform.
ekşi bozmadı aslında, ekşi dönüştü. biraz uzun olabilir ama iddiamın altını doldurmak istiyorum.
eskiden kısıtlı yazar kadrosu, yazar olmanın zor olduğu, tanım girmenin yazar olmak için yeterli olmadığı bir ortamdı. doğru kelime midir bilmiyorum ama internet aleminin görece 'elit' mekanıydı. tanımlar genelde uzun, bilgi içerikli, kimi zaman komik kimi zaman hüzünlü ama kaliteliydi. bu dönemler sözlük en çok ziyaret edilenler listesinde ilk 10'da değildi belki ilk 20 bile şüpheliydi.
tanımlar ve başlıklar arttıkça doğal bir akış oluştu. bir sanatçı, bir film, bir oyun hatta bir ürün aradığınızda bile arama motorlarında direkt olarak önünüze geldiği oluyordu. bu sözlüğün iç reklam değerini fena halde katladı ve bir yol ayrımına gelindi.
bu arada sırf yazar sayısı artsın diye alım yapıldığı tezine katılmıyorum. bence amaç ekşiyi 'elit' bir yer olmaktan çıkarıp tamamen memleketi yansıtan bir yere dönüştürmekti. nitekim öyle de oldu.
tanım dayatması bir yana dursun okuma yazma bilmeyen adamlar var şu anda. biliyorum bu biraz ağır oldu ama sonuçta 'yapa bilirim' diye yazan bir adam sadece temel okuma yazma biliyordur zaten. (-de -da ve soru eki ayıran bir avuç azınlık zaten)
mesela okumayı en sevdiğim başlıklardan biri "efsanevi cimrilik hikayeleri"dir. adam bunun altına gelip "benim bu" yazmış. bu adamın okuduğunu anladığına beni dünya üzerinde ikna edebilecek bir insan yok.
mesela "ekşi sözlük dertleşecek insan veritabanı", gece uyumadan önce okurum bazen, o kadar çok gülerim ki; gözümden yaş gelir uykum açılır. özellikle gece yarısını geçtikten sonraki entryler tavsiye edilir.
neyse toparlayayım: ekşi artık bir sözlük değil. kutsal bilgi kaynağı hiç değil. ekşi artık tam olarak bir memleket profili oluşturan forum/platform/portal. yaşayan her şey dönüşmeye mahkumdur ve biraz da tercihleri sonucu şu anki durumu yaşıyorlar. kimsenin de üzüldüğünü düşünmüyorum(özellikle yönetim kademesinden) aksine birkaç romantik yazar hariç herkesin keyfi yerinde gibi.
ekşi bozmadı aslında, ekşi dönüştü. biraz uzun olabilir ama iddiamın altını doldurmak istiyorum.
eskiden kısıtlı yazar kadrosu, yazar olmanın zor olduğu, tanım girmenin yazar olmak için yeterli olmadığı bir ortamdı. doğru kelime midir bilmiyorum ama internet aleminin görece 'elit' mekanıydı. tanımlar genelde uzun, bilgi içerikli, kimi zaman komik kimi zaman hüzünlü ama kaliteliydi. bu dönemler sözlük en çok ziyaret edilenler listesinde ilk 10'da değildi belki ilk 20 bile şüpheliydi.
tanımlar ve başlıklar arttıkça doğal bir akış oluştu. bir sanatçı, bir film, bir oyun hatta bir ürün aradığınızda bile arama motorlarında direkt olarak önünüze geldiği oluyordu. bu sözlüğün iç reklam değerini fena halde katladı ve bir yol ayrımına gelindi.
bu arada sırf yazar sayısı artsın diye alım yapıldığı tezine katılmıyorum. bence amaç ekşiyi 'elit' bir yer olmaktan çıkarıp tamamen memleketi yansıtan bir yere dönüştürmekti. nitekim öyle de oldu.
tanım dayatması bir yana dursun okuma yazma bilmeyen adamlar var şu anda. biliyorum bu biraz ağır oldu ama sonuçta 'yapa bilirim' diye yazan bir adam sadece temel okuma yazma biliyordur zaten. (-de -da ve soru eki ayıran bir avuç azınlık zaten)
mesela okumayı en sevdiğim başlıklardan biri "efsanevi cimrilik hikayeleri"dir. adam bunun altına gelip "benim bu" yazmış. bu adamın okuduğunu anladığına beni dünya üzerinde ikna edebilecek bir insan yok.
mesela "ekşi sözlük dertleşecek insan veritabanı", gece uyumadan önce okurum bazen, o kadar çok gülerim ki; gözümden yaş gelir uykum açılır. özellikle gece yarısını geçtikten sonraki entryler tavsiye edilir.
neyse toparlayayım: ekşi artık bir sözlük değil. kutsal bilgi kaynağı hiç değil. ekşi artık tam olarak bir memleket profili oluşturan forum/platform/portal. yaşayan her şey dönüşmeye mahkumdur ve biraz da tercihleri sonucu şu anki durumu yaşıyorlar. kimsenin de üzüldüğünü düşünmüyorum(özellikle yönetim kademesinden) aksine birkaç romantik yazar hariç herkesin keyfi yerinde gibi.
devamını gör...
sözlükte güzel kız olmaması
ne güzel kadın var ne de erkek. burası sözlük. burada toplumun nispeten* daha aklı başında bireyleri var. biz köşeye atılmış patatesler olarak bir şey anlatma ihtiyacıyla buraya toplanmışız. işimiz görsellik değil ki abicim/ablacım. beğeneceksen tanımlarımı beğen.
devamını gör...
zacharius usta
bir kitabı neden yazıldığı döneme göre değerlendirmemiz gerektiğini bir kez daha gösteren jules verne eseri.
hemen okuyup bitirilecek bir kitap, onda sorun yok. fakat eğer bulunduğumuz döneme göre değerlendirme hatasına düşersek, basit bir kibir hikayesi diyebiliriz. oysa jules verne eserlerinde hep zamanının çok öncesinde tahminlerde bulunup hayal dünyasını ve ileri görüşlülüğünü yansıtmıştır.
zacharius usta kendisine göre dünyanın en önemli saat ustasıdır çünkü saatçilikte dönüm noktası kabul edilen ''saat maşası''nı icat etmiştir. yaptığı saatlere ruhunu verdiğini düşünür, kibrinden gözü hiçbir şeyi görmez ve kendisini tanrıyla bir tutar. ''tanrı insanları yarattıysa ben de saat maşasını yarattım'' kafasındadır. yani kibir insan bedeninde can bulsa zacharius usta'nın bedeni bunun için biçilmiş kaftandır. hikayede şeytan da insan kılığındadır yani kişileşmiş olarak karşımıza çıkar ve sanırım kitaptaki en çok hoşuma giden kısım burası oldu.
bir gün zacharius usta'nın o kendisini tanrıyla bir tutmasına sebep olan saatleri nedenini bilmediği bir şekilde durmaya başlar. bundan sonra kibrin çaresizliğine ve verdiği kararlara şahit oluruz.
saatlerine ruhunu verdiğini söyleyen ve yaptığı saatleri bir anda durmaya başladığından şeytanın adımlarını takip eden zacharius usta'ya ne olacaktır?
okuyup cevabını bulabilirsiniz*. iyi okumalar.
hemen okuyup bitirilecek bir kitap, onda sorun yok. fakat eğer bulunduğumuz döneme göre değerlendirme hatasına düşersek, basit bir kibir hikayesi diyebiliriz. oysa jules verne eserlerinde hep zamanının çok öncesinde tahminlerde bulunup hayal dünyasını ve ileri görüşlülüğünü yansıtmıştır.
zacharius usta kendisine göre dünyanın en önemli saat ustasıdır çünkü saatçilikte dönüm noktası kabul edilen ''saat maşası''nı icat etmiştir. yaptığı saatlere ruhunu verdiğini düşünür, kibrinden gözü hiçbir şeyi görmez ve kendisini tanrıyla bir tutar. ''tanrı insanları yarattıysa ben de saat maşasını yarattım'' kafasındadır. yani kibir insan bedeninde can bulsa zacharius usta'nın bedeni bunun için biçilmiş kaftandır. hikayede şeytan da insan kılığındadır yani kişileşmiş olarak karşımıza çıkar ve sanırım kitaptaki en çok hoşuma giden kısım burası oldu.
bir gün zacharius usta'nın o kendisini tanrıyla bir tutmasına sebep olan saatleri nedenini bilmediği bir şekilde durmaya başlar. bundan sonra kibrin çaresizliğine ve verdiği kararlara şahit oluruz.
saatlerine ruhunu verdiğini söyleyen ve yaptığı saatleri bir anda durmaya başladığından şeytanın adımlarını takip eden zacharius usta'ya ne olacaktır?
okuyup cevabını bulabilirsiniz*. iyi okumalar.
devamını gör...
yazarların okuduğu bölümler
2 senedir hacettepe üniversitesi, ingilizce öğretmenliği için uğraşıyorum. şimdilik hedefimi yazdım kazanınca da direkt üni ve bölümümü yazarım artık. hadi hayırlısı.
devamını gör...
nar ekşisi
markadan markaya tat değişimi olması gayet doğaldır. hatta aynı üreticiden satın alınan ürünün tadında dahi değişiklik olabilir. neden? nar ekşisi tek çeşit nardan yapılmaz. kimi deli nar olarak isimlendirilen yabani bir nardan yapar ekşisini. bu nara cin narı denir. kimi de hicaz narı adındaki taneleri koyu renkli, ekşi nar kullanır. iki cinsin karıştırılarak kaynatıldığı da olur. bir narla diğerinin dahi tadı aynı değilken farklı zamanlarda üretilen nar ekşisinin aynı tada sahip olması oldukça zor.
birçok gıdada olduğu gibi bu üründe de pek çok hile söz konusu. doğal mı değil mi, başka meyveler eklenmiş mi ayırt etmek güç. nar ekşisinin yoğunluğu, hakikiliği ile ilgili bir gösterge değildir. ne kadar kaynatılırsa o kadar koyu bir sos ortaya çıkar.
evde yapacaklar için:
narın suyunu sıkarken çekirdeklerini kırmamaya, zarlarından çok iyi arındırmaya dikkat edilmeli. yoksa nar ekşisinde acı ve yanık tadı ortaya çıkar.
birçok gıdada olduğu gibi bu üründe de pek çok hile söz konusu. doğal mı değil mi, başka meyveler eklenmiş mi ayırt etmek güç. nar ekşisinin yoğunluğu, hakikiliği ile ilgili bir gösterge değildir. ne kadar kaynatılırsa o kadar koyu bir sos ortaya çıkar.
evde yapacaklar için:
narın suyunu sıkarken çekirdeklerini kırmamaya, zarlarından çok iyi arındırmaya dikkat edilmeli. yoksa nar ekşisinde acı ve yanık tadı ortaya çıkar.
devamını gör...



