sevgili bulunca arayıp sormayan arkadaş
o sevgili gidecektir ve o arkadaş hüüüü diye size zırlamalı dönüş yapacaktır! işte o gün öyle bir gündür kiiii intikam çanları çalacaktır!
devamını gör...
semerkant
günümüzde özbekistan'da bulunan, tarihin en önemli yerleşim yerlerinden olan kent.
tarihte persler tarafından kurulmuş olup ipek yolunun ortak noktası olması ile bilinir.
tarihte persler tarafından kurulmuş olup ipek yolunun ortak noktası olması ile bilinir.
devamını gör...
arada sırada radyo yayını
yani uzun sözün kısası; hem entellik hem de trollük mevzusu bir kesim tarafından fazla ciddiye alınıp, fazla keskin çizgili algılanıyor. sonuçta da işte kişileri olumlu olumsuz yaftalayıp, belli bir kalıba sokup, aslında kendisinin o kalıplar içinde çırpınması sonucu kargaşa oluyor. herkese biraz daha relakslık diliyorum.
devamını gör...
yaşamak için bir neden bulamamak
nefes alamayacak kadar mutsuz hissediyorum, insanların çaresizlikleri, acıları, dertleri, açlıkları sırtımda yük. çok çalışmak, hayat kurmak, birilerinin yüklerini hafifletmek istiyorum. emek verip karşılığını almak istiyorum. yemek, giymek, içmek, tatil yapmak istiyorum. insanların hayatını güzel yaşamasının beni öfkelendirmemesini istiyorum. kimseye sıkıntı vermemek için sessiz kalışlarım ruhumda derin çentikler oluşturuyor, görüyorum, biliyorum, kanıyorum
devamını gör...
şule
"ışık, parıltı, ateş" anlamına gelen sözcüktür aynı zamanda bir kadın ismidir.
devamını gör...
nefesin kesildiği anlar
lunaparkta gondola binmek.
devamını gör...
palto (öykü)
gogol’un kısa öyküsüdür. burun öyküsündeki gibi hiciv ve sembolleştirme burada da görülür.
akakiy akakiyeviç, daha kaderi bebekliğinden belli olan bir devlet memurudur. dairedeki görevi yazıları temize geçmek olan akakiy, sakin, efendi ,saygılı biri olmakla birlikte, çalışma arkadaşlarının dalga geçmelerine sürekli maruz kalır. en çok dalga geçilen konu da artık ahı gitmiş vahı kalmış paltosudur. paltosunu terziye götürür ve ‘imkansız,tamir edilemez; yenisini almanız lazım’ cevabını alır. yıllık 400 ruble geliri olan bir memur için 80 rublelik bir palto almak hayal gibidir.
akakiy’in amaçsız, sıradan ve monoton hayatı için palto diktirme süreci bir nevi macera olmuştur. çünkü palto alma sürecinde rutinini değiştirmiş, yemeklerini kısmış, yatağa aç girmiş ama hep hayalinde yeni mantoya kavuşmak olduğu için mutlu uyumuştur. hayatında ilk defa bir ‘amacı’ vardır. aylar sonra yeni paltosuna baktığında aslında hayatında ilk defa olan ‘hedefinin’ sonucuna bakmaktadır; başardığı hedefine. öyle ki yürüyüşü de , duruşu da değişmiştir.
paltosunu bürodakiler gördüğünde ona karşı davranışları bile değişmiştir. nasreddin hoca’nın ‘ye kürküm ye’ hikayesinde olduğu gibi.
paltosunu çaldırdığında ise bunalıma girmiş; kimin kapısını çalsa aşağılanmış ve kovalanmıştır. yardım için gittiği görevlileri anlatırken, bürokrasinin saçma sapan ağını da mizahi dilden anlatmıştır.
akakiy, zaten eski paltosuyla bir şekilde alışmış,hayata devam ederken; yeni bir paltonun ona yaşattığı farklılığı tatmıştır bir kere. şimdi eskisi gibi olmasına imkan yoktur. ölür, hayaleti insanların paltosunu çalmaya başlar. burada burun hikayesindeki gibi yine halk dilinde yayılan efsanelerle bitirmiş. bana göre bu hayalet hikayesi de bir nevi insanların vicdanıdır. ona yardım etmemiş insanların yaşadığı vicdan azabıyla bazı hayaller görmesi ve bunun dilden dile yayılmasıdır.
öyküyü daha iyi anlamak için farklı yorumlar okudum ve çoğu yorum tutarsızdı. herkes öyküden farklı anlamlar çıkarmış. benim öyküden çıkardığım anlam yukarıdaki gibidir. severek okudum, her satırından zevk aldım.
akakiy akakiyeviç, daha kaderi bebekliğinden belli olan bir devlet memurudur. dairedeki görevi yazıları temize geçmek olan akakiy, sakin, efendi ,saygılı biri olmakla birlikte, çalışma arkadaşlarının dalga geçmelerine sürekli maruz kalır. en çok dalga geçilen konu da artık ahı gitmiş vahı kalmış paltosudur. paltosunu terziye götürür ve ‘imkansız,tamir edilemez; yenisini almanız lazım’ cevabını alır. yıllık 400 ruble geliri olan bir memur için 80 rublelik bir palto almak hayal gibidir.
akakiy’in amaçsız, sıradan ve monoton hayatı için palto diktirme süreci bir nevi macera olmuştur. çünkü palto alma sürecinde rutinini değiştirmiş, yemeklerini kısmış, yatağa aç girmiş ama hep hayalinde yeni mantoya kavuşmak olduğu için mutlu uyumuştur. hayatında ilk defa bir ‘amacı’ vardır. aylar sonra yeni paltosuna baktığında aslında hayatında ilk defa olan ‘hedefinin’ sonucuna bakmaktadır; başardığı hedefine. öyle ki yürüyüşü de , duruşu da değişmiştir.
paltosunu bürodakiler gördüğünde ona karşı davranışları bile değişmiştir. nasreddin hoca’nın ‘ye kürküm ye’ hikayesinde olduğu gibi.
paltosunu çaldırdığında ise bunalıma girmiş; kimin kapısını çalsa aşağılanmış ve kovalanmıştır. yardım için gittiği görevlileri anlatırken, bürokrasinin saçma sapan ağını da mizahi dilden anlatmıştır.
akakiy, zaten eski paltosuyla bir şekilde alışmış,hayata devam ederken; yeni bir paltonun ona yaşattığı farklılığı tatmıştır bir kere. şimdi eskisi gibi olmasına imkan yoktur. ölür, hayaleti insanların paltosunu çalmaya başlar. burada burun hikayesindeki gibi yine halk dilinde yayılan efsanelerle bitirmiş. bana göre bu hayalet hikayesi de bir nevi insanların vicdanıdır. ona yardım etmemiş insanların yaşadığı vicdan azabıyla bazı hayaller görmesi ve bunun dilden dile yayılmasıdır.
öyküyü daha iyi anlamak için farklı yorumlar okudum ve çoğu yorum tutarsızdı. herkes öyküden farklı anlamlar çıkarmış. benim öyküden çıkardığım anlam yukarıdaki gibidir. severek okudum, her satırından zevk aldım.
devamını gör...
hasan sabbah
fâtımîler'in ismaililik davasından uzaklaşması üzerine, hilafet makamına geçmesini istediği veliaht nizar'ın tarafında olduğu için nizârî - ismaili devleti'ni kuran kişi.
ismaili mezhebi ile 17 yaşındayken tanışan ve onun etkisinde kalan hasan sabbah, kendisine güvenli bir liman olarak seçtiği alamut kalesi'ni ele geçirmeden önce diyar diyar gezmiş, bir rivayete göre hapislere düşmüş ve ülkeden sürülmüş, bir başka rivayete göre ülkeden kaçmış, yani aslında sık sık yer değiştirmişti.
aslında bu yer değiştirmenin başlıca 2 amacı vardı: gittiği yerlerdeki insanları etkileyip kendi davasına kazandırmak ve kendisine sağlam bir karargâh kurmak.
alamut kalesi bu iş için biçilmiş kaftandı, zira sarp kayalıkların üzerine kurulmuştu ve kartal yuvası olarak anılıyordu. alamut kalesi'ni ele geçirdikten sonra kendisini başka kaleleri de almaya ve selçuklu devleti ile açıktan mücadele etmeye vermişti hasan sabbah. selçuklu devleti de artık onu tehlikeli bir muhatap olarak tanımış ve ona karşı önlemler almaya başlamıştı. hatta bu amaçla hasan sabbah'ı tuttuğuna inanılan savunmasız insanları bile topluca kıyıma uğratmaya başlamışlardı.
mücadele kızıştıkça işin boyutu değişmeye başlamıştı. siyasi suikast dönemi de böylece başlamış oldu ve ilk kurban da ünlü selçuklu veziri nizamülmülk oldu. bu ve benzeri birçok cinayetin sorumlusu olan fedailer, cinayetlerde hançer kullanıyor ve sonrasında kaçmak yerine hasan sabbah ve davası lehine sloganlar atarak oldukları yerde durup herkes tarafından görülecek şekilde gövde gösterisinde bulunuyorlardı.
fedailerin bu derece bağlılığı çeşitli fantastik yorumlara yol açtı. mesela hasan sabbah'ın alamut'un arka tarafında bir sahte cennet bahçesi yarattığı, bu bahçeye açılan uzun bir yolun iki kenarına, koklayanın aklını başından alan bir çeşit uyuşturucu (hatta haşhaş) tütsülerini yerleştirdiği ve fedailerin bu yol boyunca yürürken tütsü dumanları nedeniyle kafalarının güzelleşmesi sonucu, sabbah'ın istediği hedefe ulaştığı söyleniyordu. fedailere verilen haşhaşi ismi de buradan geliyordu. hatta ingilizcede suikastçi anlamına gelen assassin kelimesinin kökeni de buradan gelmekteydi.
fedailer, tütsüleri koklaya koklaya bu cennet bahçesine gelip, dünyanın dört bir yanından getirilen değişik bitki ve hayvanları, güzel kızları görünce gerçekten cennette olduklarını sanıyorlar, içkinin etkisiyle sızıp kaldıklarında normal odalarına taşınıyorlar ve uyandıklarında cennetin kendilerine hasan sabbah tarafından gösterildiğine ikna oluyorlardı. böylece, bu harika cennete sonsuza dek kavuşabilmek adına ölmeye can atıyorlardı ve yaptıkları suikastlerin ardından yakalanıp idam edilmeyi umarak oldukları yerde bekliyorlardı. ancak tüm bunlar, bazı kaynaklara göre doğru, bazı kaynaklara göre ise uydurma olarak değerlendiriliyor.
amacına ulaşmak için abbasi halifesinin öldürmek gibi büyük işleri bile göze alan hasan sabbah, 2 oğlunu da gözünü kırpmadan idam ettirmişti.
yaklaşık 35 sene kadar alamut kalesi'nde kalan hasan sabbah, hastalık nedeniyle yatağında öldü. bu 35 yıl içerisinde kalede çalgı ve müziğin, içkinin, eğlencenin kesinlikle yasak olduğu ve son derece disiplinli bir hayat sürüldüğü söylenmektedir.
not: başka bir sitedeki kendi yazımdır.
devamını gör...
che
(bkz: ernesto che guevara)
devamını gör...
teşri
bir zamanlar islamcılar ile sekülerleri karşı karşıya getiren arapça kelime.
teşri sözcüğünün türkçedeki karşılığı yasama ve yasa yapmaktır.
şeriat kelimesi de aynı kökten geldiği için,( arapça "şera'a" fiilinden türeme) islamcılar bu kelimeyi sekülerlere yedirmek istemezler.
kanunu allah koyar, allah'ın dediği olur mantığını savunurlar.
teşri için, esasen şeriat derler.
ve bilindiği üzere şeriat allah'ın insanlar için koyduğu kanunlar olarak bilinir.
teşri sözcüğünün türkçedeki karşılığı yasama ve yasa yapmaktır.
şeriat kelimesi de aynı kökten geldiği için,( arapça "şera'a" fiilinden türeme) islamcılar bu kelimeyi sekülerlere yedirmek istemezler.
kanunu allah koyar, allah'ın dediği olur mantığını savunurlar.
teşri için, esasen şeriat derler.
ve bilindiği üzere şeriat allah'ın insanlar için koyduğu kanunlar olarak bilinir.
devamını gör...
öğrenci işleri
boş işlerle uğraşan birimdir. çözümsüzlük merkezidir.
devamını gör...
yazarlar ilkokulda olsa açılacak başlıklar
-mühürlü kalemlerle ve renkli bantlarla defterlerini süsleyen kızlar
-teneffüsleri ve öğle aralarını işgal eden bakugan ve beyblade furyası
-tavana slime fırlatan densiz yüzünden tüm sınıfın ceza alması
-teneffüsleri ve öğle aralarını işgal eden bakugan ve beyblade furyası
-tavana slime fırlatan densiz yüzünden tüm sınıfın ceza alması
devamını gör...
2020 tiyatroları
salgın döneminin getirdiği sosyal mesafe kuralları , insanların toplu etkinliklerden çekinceleri ve ülkedeki ekonomik düzeylerin dalgalanmasından dolayı bir çok tiyatrocuyu sıkıntıya sokmuştur. bir çok ekonomik ve psikolojik zorluklarla karşı karşıya kalan tiyatrocular başlarda ülkemizde sanatın insan varlığına armağan olduğu düşüncesiyle eski tiyatro kayıtlarını ücretsiz bir biçimde halka açmıştır. bununla beraber ceplerine girmeyen 5 kuruş para sonucunda sorunlarını daha gür dile getirmeye başlayıp belediyeler ve bir çok kurum tarafından az da olsa ''normalleşme süreci'' içerisinde sosyal mesafe kurallarını çiğnemeden sponsorlu veyahut canlanma haraketi altında düzenledikleri tiyatrolarla ayakta kalmaya çabalayan ülkemizin evlatlarının, yani ''bizden'' birilerinin içerisinde bulunduğu topluluklar..
evet evlerde oturmaya, kamp sandalyelerimizi alıp doğanın keyfini çıkarmaya alıştık , işe gitmek zorundayız , canımız sıkıldığı için arkadaşlarımızla cafelerde oturuyoruz veya ufak da olsa bir kesim hala tiyatrolara koltuk sayısı yarıya düşmüş olsa dahi gidiyor.. ama bunun kökten bir çözüm olduğunu veya olabileceğini düşünmüyorum. farklı çözümlerin ,bizler ve bizden olanlar için sonucunun mutlu günler getirmesi ümidiyle..
evet evlerde oturmaya, kamp sandalyelerimizi alıp doğanın keyfini çıkarmaya alıştık , işe gitmek zorundayız , canımız sıkıldığı için arkadaşlarımızla cafelerde oturuyoruz veya ufak da olsa bir kesim hala tiyatrolara koltuk sayısı yarıya düşmüş olsa dahi gidiyor.. ama bunun kökten bir çözüm olduğunu veya olabileceğini düşünmüyorum. farklı çözümlerin ,bizler ve bizden olanlar için sonucunun mutlu günler getirmesi ümidiyle..
devamını gör...
resim yükleme özelliğinin gelmesi
devrimsel özellik. böyle devam sözlük.
devamını gör...
aşk kaç yıl sürer sorunsalı
bir takım araştırmalara göre ortalama 3 yıl. sebebi ise dopamin, noradrenalin
ve feniletilamin değerlerinin ilk yıllara nazaran gittikçe azalması.
aşk iksiri formülü; eser miktarda dopamain ve biraz da noradrenalin sabah öğle aksam tok karina. malum aç ayı oynamaz.
ve feniletilamin değerlerinin ilk yıllara nazaran gittikçe azalması.
aşk iksiri formülü; eser miktarda dopamain ve biraz da noradrenalin sabah öğle aksam tok karina. malum aç ayı oynamaz.
devamını gör...
yazarların şu an bulunmak istedikleri yer
çok uzak ülkelerde olmak isterdim.
devamını gör...
bakanlığın açtığı 9 kişilik işçi kadrosuna 5 bin 217 kişinin başvurması
işsizliğin ülkemizde en büyük ekonomik ve sosyolojik problemlerden biri olduğunu hatırlatan acı haber.
adalet bakanlığı'nın adıyaman'da işkur üzerinden açtığı 9 kişilik temizlik görevlisi kadrosuna 600 bin nüfuslu adıyaman'da 5 bin 217 kişi başvurdu.
ayrıntılar buradan
adalet bakanlığı'nın adıyaman'da işkur üzerinden açtığı 9 kişilik temizlik görevlisi kadrosuna 600 bin nüfuslu adıyaman'da 5 bin 217 kişi başvurdu.
ayrıntılar buradan
devamını gör...
bodrum yangının milas’taki termik santrale yaklaşması
allah'ım göz göre göre yanıyoruz. şu ana kadar yangın hakkında yorum yapmamıştım ama gözlerim doldu son haberi okuyunca. eğer santral yanarsa. düşünemiyorum bile... allah'ım sen koru..
devamını gör...





