bir filmin tamamını anlatan tek repliği
ı see dead people
the sixth sense
the sixth sense
devamını gör...
daddy ucemak kızıl nelson üçlüsü
sözlüğün demir başlarındandır. dikkat edin ateş ederler adama. *
devamını gör...
güneşli günlerde hissedilenler
ben kendimi aşık zannediyorum ay pardon hissediyorum.
güneş enerjisiyle çalışınca bünye, fazla dolumdan salakça şeyler hissediyor işte.
karar aldım, bundan sonra güneşli günlerde kimseyi arayıp sormak yok. arayan soran olursa da cevap yok.
güneş enerjisiyle çalışınca bünye, fazla dolumdan salakça şeyler hissediyor işte.
karar aldım, bundan sonra güneşli günlerde kimseyi arayıp sormak yok. arayan soran olursa da cevap yok.
devamını gör...
rain over me
bir pitbull ve marc anthony şarkısı. eskimeyen şarkılardandır.
marc anthony müthiş sesiyle şarkıyı uçuruyor âdeta.
dinleyelim efendim
ve tabii ki sözleri:
girl my body don't lie (red one)
ı'm outta my mind
let it rain over me (mr. worldwide)
ı'm rising so high
out of my mind
so let it rain over me
ay ay ay
ay ay ay
let it rain over me
ay ay ay
ay ay ay
let it rain over me
a billion's a new million and
voli's a new vodka
forty is the new 30
baby you're a rock star
dale veterana, que tú sabe
más de la cuenta, no te hagas
teach me baby, or better yet
freak me baby, yes, yes
ı'm freaky baby, ı'mma make sure that your peach feels peachy baby
no bullshit broads, ı like my women sexy, classy, sassy
powerful yes, they love to get a little nasty, ow
this ain't a game you'll see, you can put the blame on me
dale muñequita, abre ahí, and let it rain over me
girl my body don't lie
ı'm outta my mind
let it rain over me
ı'm rising so high
out of my mind
so let it rain over me
ay ay ay
ay ay ay
let it rain over me
ay ay ay
ay ay ay
let it rain over me
a billion's a new million
voli's a new vodka
latin is the new majority, ya tú sabe
next step la casablanca
no hay carro, nos vamos en balsa
mami you know the drill, they won't know what ı got 'til they read the will
ı ain't trying, ı ain't trying to keep it real
ı'm trying to keep wealthy that's for real
pero mira que tú 'tas buena, y mira que tú 'tas dura
baby no me hables más, y tíramelo mami chula
no games you'll see, you can put the blame on me
dale muñequita, abre ahí, and let it rain over me
girl my body don't lie
ı'm outta my mind
let it rain over me
ı'm rising so high
out of my mind
so let it rain over me
ay ay ay
ay ay ay
let it rain over me
ay ay ay
ay ay ay
let it rain over me
mr. worldwide, marc anthony, tú sabe
ı was playing with her, she was playing with me
next thing you know, we were playing with three
oh oh oh oh oh oh
ı was playing with her, she was playing with me
next thing you know, we were playing with three
oh oh oh oh oh oh
rain over me
girl my body don't lie
ı'm outta my mind
let it rain over me
ı'm rising so high
out of my mind
so let it rain over me (over me)
ay ay ay
ay ay ay
let it rain over me (over me)
ay ay ay
ay ay ay
let it rain over me
marc anthony müthiş sesiyle şarkıyı uçuruyor âdeta.
dinleyelim efendim
ve tabii ki sözleri:
girl my body don't lie (red one)
ı'm outta my mind
let it rain over me (mr. worldwide)
ı'm rising so high
out of my mind
so let it rain over me
ay ay ay
ay ay ay
let it rain over me
ay ay ay
ay ay ay
let it rain over me
a billion's a new million and
voli's a new vodka
forty is the new 30
baby you're a rock star
dale veterana, que tú sabe
más de la cuenta, no te hagas
teach me baby, or better yet
freak me baby, yes, yes
ı'm freaky baby, ı'mma make sure that your peach feels peachy baby
no bullshit broads, ı like my women sexy, classy, sassy
powerful yes, they love to get a little nasty, ow
this ain't a game you'll see, you can put the blame on me
dale muñequita, abre ahí, and let it rain over me
girl my body don't lie
ı'm outta my mind
let it rain over me
ı'm rising so high
out of my mind
so let it rain over me
ay ay ay
ay ay ay
let it rain over me
ay ay ay
ay ay ay
let it rain over me
a billion's a new million
voli's a new vodka
latin is the new majority, ya tú sabe
next step la casablanca
no hay carro, nos vamos en balsa
mami you know the drill, they won't know what ı got 'til they read the will
ı ain't trying, ı ain't trying to keep it real
ı'm trying to keep wealthy that's for real
pero mira que tú 'tas buena, y mira que tú 'tas dura
baby no me hables más, y tíramelo mami chula
no games you'll see, you can put the blame on me
dale muñequita, abre ahí, and let it rain over me
girl my body don't lie
ı'm outta my mind
let it rain over me
ı'm rising so high
out of my mind
so let it rain over me
ay ay ay
ay ay ay
let it rain over me
ay ay ay
ay ay ay
let it rain over me
mr. worldwide, marc anthony, tú sabe
ı was playing with her, she was playing with me
next thing you know, we were playing with three
oh oh oh oh oh oh
ı was playing with her, she was playing with me
next thing you know, we were playing with three
oh oh oh oh oh oh
rain over me
girl my body don't lie
ı'm outta my mind
let it rain over me
ı'm rising so high
out of my mind
so let it rain over me (over me)
ay ay ay
ay ay ay
let it rain over me (over me)
ay ay ay
ay ay ay
let it rain over me
devamını gör...
solgun bir gül dokununca
behçet necatigil'in muazzam şiiridir.
çoklarından düşüyor da bunca
görmüyor gelip geçenler
eğilip alıyorum
solgun bir gül oluyor dokununca.
ya büyük şehirlerin birinde
geziniyor kalabalık duraklarda
ya yurdun uzak bir yerinde
kahve, otel köşesinde
nereye gitse bu akşam vakti
ellerini ceplerine sokuyor
sigaralar, kâğıtlar
arasından kayıyor usulca
eğilip alıyorum, kimse olmuyor
solgun bir gül oluyor dokununca.
ya da yalnız bir kızın
sildiği dudak boyasında
eşiğinde yine yorgun gecenin
başını yastıklara koyunca.
kimi de gün ortası yanıma sokuluyor
en çok güz ayları ve yağmur yağınca
alçalır ya bir bulut, o hüzün bulutunda.
uzanıp alıyorum, kimse olmuyor
solgun bir gül oluyor dokununca.
ellerde, dudaklarda, ıssız yazılarda
akşamlara gerili ağlarla takılıyor
yaralı hayvanlar gibi soluyor
bunalıyor, kaçıp gitmek istiyor
yollar, ya da anılar boyunca.
alıp alıp geliyorum, uyumuyor bütün gece
kımıldıyor karanlıkta ne zaman dokunsam
solgun bir gül oluyor dokununca.
çoklarından düşüyor da bunca
görmüyor gelip geçenler
eğilip alıyorum
solgun bir gül oluyor dokununca.
ya büyük şehirlerin birinde
geziniyor kalabalık duraklarda
ya yurdun uzak bir yerinde
kahve, otel köşesinde
nereye gitse bu akşam vakti
ellerini ceplerine sokuyor
sigaralar, kâğıtlar
arasından kayıyor usulca
eğilip alıyorum, kimse olmuyor
solgun bir gül oluyor dokununca.
ya da yalnız bir kızın
sildiği dudak boyasında
eşiğinde yine yorgun gecenin
başını yastıklara koyunca.
kimi de gün ortası yanıma sokuluyor
en çok güz ayları ve yağmur yağınca
alçalır ya bir bulut, o hüzün bulutunda.
uzanıp alıyorum, kimse olmuyor
solgun bir gül oluyor dokununca.
ellerde, dudaklarda, ıssız yazılarda
akşamlara gerili ağlarla takılıyor
yaralı hayvanlar gibi soluyor
bunalıyor, kaçıp gitmek istiyor
yollar, ya da anılar boyunca.
alıp alıp geliyorum, uyumuyor bütün gece
kımıldıyor karanlıkta ne zaman dokunsam
solgun bir gül oluyor dokununca.
devamını gör...
şu yaşa kadar hiç yapılmayan şeyler
tiktok'um yok, içkim, kumarım yok, aldatma yok, gizli gizli para biriktirip evden kaçmak gibi bir planım yok *.
devamını gör...
2020 yılı bir hayvan olsa
net olarak yarasa.
devamını gör...
yazarların şu an dinledikleri şarkı
devamını gör...
rimbaud
iyi olmasına çokça sevindigim yazar.
devamını gör...
yazarların favori şampuan markaları
(bkz: haldır şaldırs şampuan)
devamını gör...
daddy (yazar)
bugün profile baktığımda kendisi uzaklaşmış yazısını görünce şaşırıp kaldığım bir yazar.
tanımlarını beğeniyordum. bence aklı başında ve değerli biriydi. gittiğine üzüldüm*
tanımlarını beğeniyordum. bence aklı başında ve değerli biriydi. gittiğine üzüldüm*
devamını gör...
the daughters of kobani: a story of rebellion courage and justice
amerikalılar birini övüyorsa düğün değil bayram değil ne oluyor diye düşünmek lazım. a.b.d ordusu vietnam'dan çekilirken, onlarla işbirliği yapanlar bizide alın diyorlardı ama amerikalıların umurunda olmadı. a.b.d ordusuyla beraber savaşan kızılderililere madalya verdiler ama savaş bitince hadi bakalım sizinle işimiz bitti, oklahoma'ya gidin dediler.
devamını gör...
aldatılmak
ölüm kadar acı verici bir hissi bırakır insanın yüreğinde.
ikisinde de hazır olmadığın bir vedayı edersin çünkü. hala sevdiğin biri, seni gözden çıkarmıştır. ve gidişi ölüme eş değerdir. bir daha hiç eskisi gibi olmayacaktır hissettiklerin. hazırlıksız yakalanmanın ne yapılacağını bilmez hali ile salınıp durursun zihnin ile kalbin arasında.
inkar, öfke, kabullenme ve iyileşme.
iki halde de biri yitip gitmiştir hayatından.
sonu farklıdır ama birini özlersin çokça, diğeri ise silinip gitmiştir hatıralarından.
ikisinde de hazır olmadığın bir vedayı edersin çünkü. hala sevdiğin biri, seni gözden çıkarmıştır. ve gidişi ölüme eş değerdir. bir daha hiç eskisi gibi olmayacaktır hissettiklerin. hazırlıksız yakalanmanın ne yapılacağını bilmez hali ile salınıp durursun zihnin ile kalbin arasında.
inkar, öfke, kabullenme ve iyileşme.
iki halde de biri yitip gitmiştir hayatından.
sonu farklıdır ama birini özlersin çokça, diğeri ise silinip gitmiştir hatıralarından.
devamını gör...
katsuşika hokusai
(bkz: tani buncho) ya kimin daha iyi sanatçı olduğunu belirleyecek bir yarışma için meydan okumuştur. başlar başlamaz hokusai, büyük bir kağıt parçası üzerine maviyi boydan boya sürer, sonra bir tavuk ayağını kırmızı boyaya daldırır ve kağıt üzerinde rastgele dolaştırır. sonuçta ortaya çıkan şeye bir nehir üzerinde akçaağaç yaprakları adını vermiştir.
yıllar içinde hokusai, 500 çizim kitabında toplanan 30.000’den fazla çizim yaptmıştır. 1814 ile 1878 yılları arasında, geniş bir tarz çeşitliliğinde gerçek ve hayali konuların dağılımından müteşekkil mangaların (çalakalem resim) on beş cildini basmıştır.. bu serinin son parçası, ancak 1878’de, ölümünden yirmi dokuz yıl sonra ortaya çıkmıştır.
hokusai en çok, tokyo kökenli bir teknik olan (bkz: ukiyo-e) tekniği ile tanınır. “akan dünyanın resimleri” anlamına gelen ukiyo-e, farklı renklerin art arda akışı için kullanılan bir dizi farklı tahta kalıp üzerindeki renkli baskılardır. hokusai tarafından yapılan en ünlü ukiyo-e, onun fuji dağı’nın 36 farklı görünüşü albümünden kanawaga’ya çarpan büyük dalga isimli olanıdır. doğa güçleri ile savaşan balıkçıları tasvir eden baskı –geleneksel bir japon konusu sayılmaz– japonya’ya kadar giden hollanda gravürlerinden oldukça etkilenmiş görünmektedir.
yıllar içinde hokusai, 500 çizim kitabında toplanan 30.000’den fazla çizim yaptmıştır. 1814 ile 1878 yılları arasında, geniş bir tarz çeşitliliğinde gerçek ve hayali konuların dağılımından müteşekkil mangaların (çalakalem resim) on beş cildini basmıştır.. bu serinin son parçası, ancak 1878’de, ölümünden yirmi dokuz yıl sonra ortaya çıkmıştır.
hokusai en çok, tokyo kökenli bir teknik olan (bkz: ukiyo-e) tekniği ile tanınır. “akan dünyanın resimleri” anlamına gelen ukiyo-e, farklı renklerin art arda akışı için kullanılan bir dizi farklı tahta kalıp üzerindeki renkli baskılardır. hokusai tarafından yapılan en ünlü ukiyo-e, onun fuji dağı’nın 36 farklı görünüşü albümünden kanawaga’ya çarpan büyük dalga isimli olanıdır. doğa güçleri ile savaşan balıkçıları tasvir eden baskı –geleneksel bir japon konusu sayılmaz– japonya’ya kadar giden hollanda gravürlerinden oldukça etkilenmiş görünmektedir.
devamını gör...
theo'ya mektuplar
gogh'u tanımak için okunması gereken kitaplardan bir tanesidir. kardeşine yazdığı mektuplarda hem ekonomik durumunu hem ruhsal durumunu hem de iş durumunu kolaylıkla öğreniyoruz. ben çok severek okumuştum, çok yerin altını çizmiştim. hala arada dönüp bakarım. birçok tablosuna hayranlıkla baktıktan çok sonra bu kitabı okumak benim için biraz geç kalmışlık oldu.
neden bilmiyorum, kitabı okurken dostoyevski romanı okuyor gibi hissettim. birisi edebiyatta birisi resim sanatında hayran olduğum kişilerdir. sanırım çok sevgi kaynaklı olabilir veya dönemin şartları bu benzerliği beraberinde getirdi. kitapta gogh'un bir yandan bir şeyler üretmenin peşindeyken diğer yandan ne kadar mutsuz ve içsel sıkıntıları olduğunu sıklıkça gözlemliyoruz.
kitaptan çok sevdiğim bir alıntıyı da bırakmak istiyorum şöyle:
başımızdan gerçek acıların geçeceği, büyük düş kırıklıklarına uğrayacağımız, büyük bir olasılıkla birçok kötü suç işleyeceğimiz, yanlış işler yapacağımız her ne kadar kesinse bile, yine kesin olan bir şey var ki, ateşli ve cesur olmak-yapabileceğimiz tüm hatalara- karşın dar kafalı ve aşırı temkinli olmaktan iyidir. birçok şeyi çok sevmek de iyi bir şey çünkü insana güç kazandıran budur. çok seven kişi çok da çalışır ve çok şey başarabilir, sevgiyle yapılmış bir iş iyi yapılmıştır.
neden bilmiyorum, kitabı okurken dostoyevski romanı okuyor gibi hissettim. birisi edebiyatta birisi resim sanatında hayran olduğum kişilerdir. sanırım çok sevgi kaynaklı olabilir veya dönemin şartları bu benzerliği beraberinde getirdi. kitapta gogh'un bir yandan bir şeyler üretmenin peşindeyken diğer yandan ne kadar mutsuz ve içsel sıkıntıları olduğunu sıklıkça gözlemliyoruz.
kitaptan çok sevdiğim bir alıntıyı da bırakmak istiyorum şöyle:
başımızdan gerçek acıların geçeceği, büyük düş kırıklıklarına uğrayacağımız, büyük bir olasılıkla birçok kötü suç işleyeceğimiz, yanlış işler yapacağımız her ne kadar kesinse bile, yine kesin olan bir şey var ki, ateşli ve cesur olmak-yapabileceğimiz tüm hatalara- karşın dar kafalı ve aşırı temkinli olmaktan iyidir. birçok şeyi çok sevmek de iyi bir şey çünkü insana güç kazandıran budur. çok seven kişi çok da çalışır ve çok şey başarabilir, sevgiyle yapılmış bir iş iyi yapılmıştır.
devamını gör...
gerçek islam bu değil
islamın falsolarını, çıkmazlarını, daha doğrusu tüm dinlerin saçmalıklarını ortaya koyduğunuzda alacağınız fix cevap.
devamını gör...
kafa dergi
aylık kültür, sanat ve edebiyat dergisidir. oldukça geniş yazar yelpazesi vardır. keyifle okunan derginin en sevdiğim yanlarından biride kapak resmi ve posterleridir. duvarlarımı süslüyor hepsi.
devamını gör...
arthur rimbaud
son birkaç senedir edebiyat dergilerinde genç şairlerin şiirlerini sık sık çevirdiği şair. velhasıl olmuyor. son zamanlardaki şiir çeviri kalitesi dip yapmış durumda. şiirin duygusu ve manası eriyor. bunun birçok sebebi var. belki bir gün yazarız.
devamını gör...
sigmund freud
son derece muhafazakar bir toplumsal felsefeyi destekleyen freud, saldırganlığın doğuştan gelen bir içgüdü olduğunu; kişinin uygarlıkla ve kendisiyle olan ilişkisinin en iyi, birbirleriyle rekabet halinde olan (bkz: thanatos) ve (bkz: eros) içgüdüleri ile gerçeklik arasında çatışmayla tanımlanabileceğini ileri sürer. (bkz: civilization and its discontents) kitabında freud toplumsal düzenin ancak saldırgan ölüm içgüdüsünün bastırılması ve kontrol edilmesi yoluyla korunabileceğini iddia eder ve bu görevi otoriter kurumlara yükler. bu uygarlık tanımı haz ve umut verici değildir. uygarlık ilerledikçe saldırgan içgüdülerinin bastırılması gerekecek ve bu da kendi kendime yönelik saldırganlığa ve suçluluk duygularının artmasına yol açacaktır. freud’a göre insanlığın, uygarlığın ilerlemesi karşısında kaçınılmaz olarak ödediği bedel otorite ve suçluluğun artmasıdır. kabul edildiği zaman, bu kültürel bildirimler ütopik devrimci düşüncenin temelini yok eder ( özellikle de anarşizmi). kişinin freud’u izleyerek ulaşabileceği en ileri nokta kendi benliği ( id ) ile toplum arasında mutsuz bir anlaşmadır. otoriter kurumlar saldırganlığı kontrol etmek ve güçlü süperegonun gelişimine kılavuzluk etmek için gereklidir. argümanı temelde yasa ve düzen argümanıdır aslında. bütün polis, yasalar ve geleneksel otoriter çocuk yetiştirme yöntemleri kaldırılırsa sonucun thanatos’un erbaşta kalması ve karşılıklı bir yok etme katliamı olacağını ileri sürer.
(bkz: wilhelm reich) bu duruma güzel bir eleştiri getirir ve freud’un ölüm içgüdüsünü reddeder. kendisi tam tersine zalim, saldırgan karakter özelliklerinin otoriter, cinsel açıdan baskıcı çocuk yetiştirme uygulamalarının sonucu olduğuna inanır. cinsel bastırma, cinsel kaygıya o da genel bir zevk kaygısına ulaşıyordu. (bkz: zevke ulaşamayanlar onu engellemek için elinden gelen her şeyi yaparlar). reich zevki yaşama yetersizliğinin ve saldırgan karakter özelliklerimin her zaman bir arada bulunduğunu iddia eder. öte yandan, zevki yaşama yeterliliği be düşmanca olmayan karakter özellikleri de birbirine bağlıydı. onun zevk anlayışının merkezinde cinsel dürtüler vardı. bu dürtülerin saldırgan içgüdülerle çatışma halinde olduğuna inanan freud’un aksine reich saldırganlığı cinsel dürtülerin bastırılmasının bir ürünü olarak görüyordu( hatta bunu daha önceki bir yazımda da belirtmiştim seviştikten sonra pamuk gibi oluruz demiştim haha! ). 1920’lerde bunun üzerine bir çalışma yapmış ve reich şu sonunda varmıştır “ genital tatmini yaşayabilen bireylerin ılımlısı ve yumuşaklığı dikkat çekicidir; genital tatmini yaşayabilip de sadist karakter özelliklerine sahip olan birini görmedim”. burada çok önemli bir nokta da reich’in ahlak eğitimine karşı çıkmasıdır.
edit : reich okullarda cinsel eğitim ile ilgili çarpıcı bir örnek verir. neden okullarda cinsel hastalıklara özellikle vurgu yapılır ve çocuklar cinsellikten caydırılır?
(bkz: bir tabu olarak seks)
(bkz: wilhelm reich) bu duruma güzel bir eleştiri getirir ve freud’un ölüm içgüdüsünü reddeder. kendisi tam tersine zalim, saldırgan karakter özelliklerinin otoriter, cinsel açıdan baskıcı çocuk yetiştirme uygulamalarının sonucu olduğuna inanır. cinsel bastırma, cinsel kaygıya o da genel bir zevk kaygısına ulaşıyordu. (bkz: zevke ulaşamayanlar onu engellemek için elinden gelen her şeyi yaparlar). reich zevki yaşama yetersizliğinin ve saldırgan karakter özelliklerimin her zaman bir arada bulunduğunu iddia eder. öte yandan, zevki yaşama yeterliliği be düşmanca olmayan karakter özellikleri de birbirine bağlıydı. onun zevk anlayışının merkezinde cinsel dürtüler vardı. bu dürtülerin saldırgan içgüdülerle çatışma halinde olduğuna inanan freud’un aksine reich saldırganlığı cinsel dürtülerin bastırılmasının bir ürünü olarak görüyordu( hatta bunu daha önceki bir yazımda da belirtmiştim seviştikten sonra pamuk gibi oluruz demiştim haha! ). 1920’lerde bunun üzerine bir çalışma yapmış ve reich şu sonunda varmıştır “ genital tatmini yaşayabilen bireylerin ılımlısı ve yumuşaklığı dikkat çekicidir; genital tatmini yaşayabilip de sadist karakter özelliklerine sahip olan birini görmedim”. burada çok önemli bir nokta da reich’in ahlak eğitimine karşı çıkmasıdır.
edit : reich okullarda cinsel eğitim ile ilgili çarpıcı bir örnek verir. neden okullarda cinsel hastalıklara özellikle vurgu yapılır ve çocuklar cinsellikten caydırılır?
(bkz: bir tabu olarak seks)
devamını gör...
kitap satın alma hastalığı
bugün yeni keşfettiğim yazarın beş kitabını da alarak devam ettiğim hastalığım.
devamını gör...