interaktif sözlüklerde sanırım olmazsa olmaz kurallardan biriymiş ama ilk yazarlık zamanlarımda bu hataya çok düşerdim. bu yüzden yazılan tanımların sonuna mutlaka nokta koymalı ayrıca lütfen tanımlarınızda başlığa ilişkin bir açıklama olsun.
devamını gör...

fakir depresyona girse bile tedavi için parası yoktur. konu kapanmıştır.
devamını gör...

hoşlanma belirtisi diye duydum. ya da artık bu kadın-erkek ilişki uzmanlarını dinlememeliyim.
devamını gör...


geleceğim, bekle dedi, gitti..
ben beklemedim, o da gelmedi.
ölüm gibi bir şey oldu..
ama kimse ölmedi.

çizik - özdemir asaf

özdemir asaf’ın bu şiiri, aklıma direkt kaan tangöze’nin bekle dedi gitti şarkısını getirdi. dinlemek isteyenler için:
devamını gör...

yaralı bir hayatı yaşamış, zamanında çok da ünlenememiş bir ressamdır kendisi. bir günlük azık, bir akşamlık şarap parasına hızlıca resimler yapıp satması sonucunda, kazandığı saygınlığı da zamanla yitirmiştir.
picasso'nun kendisine hediye ettiği tabloyu satıp 15 günlük bir tatile çıkmış ve bunu "olsun hayatımdaki en güzel tatildi." diye anlatmıştır. *

hayatı alkol, akıl bozukluğu ve resim arasında geçen sanatçı kendini ve sanat anlayışını şu şekilde ifade etmiştir :
““diğer ressamlarla, ekollerle alakalı değilim. ben bütün cereyanların dışında olmaya çalışıyorum. ‘boynunu eğ’ diyorlar. eğilmiyorum da. ilerlemiyorum da. orta yerde kalıverdim. sabah dörtte uyanıyorum. ‘yine yaşıyorum’ diye bir üzüntü çöküyor üzerime. uykuda ölebilmek, ne tatlı bir şey! yaşamak, üzüntülü...”
devamını gör...

ne kadar saçma sapan, cahilce bir başlık yahu. eğlen mutlu ol gurur duy. bunun yerine fb ye taraftarına laf sokma derdindeler. ben fenerbahçeliyim ve gurur duydum. bu geceki konseptim euroleague.
devamını gör...

son yıllarda mühendisler galyum metali ile bazı metalleri karıştırarak çok sağlam ve elastik bir madde elde ettiler. bu alaşımın ileride robotlarda deri olarak kullanılabilmesi söz konusudur.
devamını gör...

nasıl rahatsız edici bir duygu. bir yanım "doğru bildiğin şeyi yapmaya devam et, o sana uygun değil, `çok canını yakar`" diyor. bir yanım "daha çok yakınında olursa aha az acı çekersin" diyor. aynı anda aklım bitiriyor, kalbim başlatıyor. karmakarışığım. düşünmeyeyim diyorum, aklıma gelmesin istiyorum, uzaklaştıkça daha çok acı çekiyorum. ama biliyorum olmayacak, değişmeyecek, böyle gidecek. bu şekilde hiçbir yere varamayız. yine de onunla olmak istiyorum. neyse...*
devamını gör...

40 liralık internet paketiyle bu kadar oluyor kusura bakmayın.
benim için bir şakayı yaptığımda evde dayak yemiyorsam, o şaka kalitelidir. o kadar vizyonsuzum yani ne bekliyorsunuz.
devamını gör...

her an
devamını gör...

isteyen istediği yerde öpüşsün. ben sokakta el ele yürüyen, sarılan, öpüşen ve sarmaş dolaş bir şekilde yolculuk eden çiftlere bayılıyorum. umarım her daim öyle mutlu olurlar diyorum. bu dünyada sevgiden daha kutsal ne olabilir ki? bu çiftlere karşı ahlak bekçisi kesilip laf eden tipler emin olunuz ki hayatlarında hiç sevilmemiş insanlardır. sırf kalpleri kurumuşlara inat öpün, öpüşün.
devamını gör...

ulan dolu açılsa ne fayda. yaa hiç “sözlüklerde” açılan bir başlığı okuyarak hayatı köklü değişen oldu mu ya sısısıs

hayat böyle bişi miz? çok çook vayy be güzel fikir diyip empoze edersin mağarana.

hayata dokunmadan, tecrübe etmeden okuyarak, tartışarak(çok medeniyiz malum) lan neyin dolusu/boşu.

titriyom.
devamını gör...

tüm yazarların örnek alması gereken vatandaştır yani yazardır. düşüncesine, yüreğine sağlık, çok güzel tanımlara sahip. kalemi daima güçlü ve güçlü olmaya devam etsin, tanımlarıyla bizi bilgilendirip, aydınlatıyor. her zaman aramızda olsun ve olmasından mutluluk duyacağım yazar arkadaşımız. yeni tanımlarıyla sözlüğe renk katmaya devam etmesi dileğiyle, iyi sözlükler.
devamını gör...

"türkiye cennet, hiç değilse doğası var. erdoğan çok büyük lider."
devamını gör...

serinin ilk kitabı orta direk de hikâyenin ana karakterlerinden ziyade benim aklımda kalan karakter taşbaşoğlu mehmet karakteridir. bu hikâyede yaşar kemal'in vermek istediği tüm mesajlar onun üzerinden verilir. taşbaşoğlu sömürü çarkının karşısındaki adamdır. doğru, dürüst ve mert bir adamdır. muhtar'dan ve ağalardan çekinmez. köylünün hakkını çatır çatır savunur. ama her zamanki hikâye tekrarlanır. halk kendini düşüneni değil, kendisini sömüreni dinler. kendisi için kellesini tehlikeye atanı değil, onun üzerinden geçineni adam beller. böylece gerçekte olan şey yaşar kemal'in hikâyesinde de vuku bulur. anadolu insanı kendisini düşünenin değil, korktuğu, çekindiği zevatın peşinden gider. ona yaltaklanır. bu yüzden de ne yazık ki, burnu boktan çıkmaz. çünkü kılavuzu kargadır. kâh karga akıllı ve duygusal hayvan lakin ata sözü kalıplarına da, atalara saygı babında riayet etmekte fayda var. böyle insanların değeri hep sonradan anlaşılır. iş işten geçer. ahlar vahlar eşliğinde sonrasında arkasından güzellemeler düzülür. işin komik tarafı da bu yapılırken bile işin içine kutsiyet atfedilmeye çalışılmasıdır ki, taşbaşoğlu'nun başına da bu gelmiştir. evliya ilan edilmesine ramak kalmıştır * ortamız yok ki bizim. ya gömeriz, ya uçururuz.

işte efsanenin doğuşu da bu uçurma ritüeli ile başlar. yer demir gök bakır bu noktaya temas eder. taşbaşoğlu köylüye postayı koymuştur. yeniden köye döndüğünde köylü onun için artık yok hükmündedir. öfkelidir köylüye lakin yine de vicdanı onların yediği herzelerin sebebini bilmesi sebebiyle bir yandan hep kendisini dürter. köylüye söylenir durur. onlara yaptıklarının yanlış olduğunu en yüksek perdeden ve anlayacakları dilden yani kabaca dile getirir. bu sertlik enteresan şekilde köylüde biraz olsun reaksiyon yaratır. zaten bizde efendi insan, hak hukuk gözeten insan pek itibar görmez. vuracaksın masaya ki, değerin olsun. yazık ki böyle işte. taşbaşoğlu içinde de süreçler bu şekilde ilerliyor. korku ile karışık bir saygı yaratıyor köylünün üzerinde. insani yönüyle doğuramadığı etkiyi, yaptıkları şeyden ötürü her fırsatta köylüyü aşağılayarak, onlara kızarak doğuruyor. çok fazla ipucu olmaması açısından olay örgüsüne pek değinmeyeceğim ama sonrası tam bir şeyh uçmaz mürit uçurur hikâyesi. ama taşbaşoğlu karakterini ve onun üzerinden yaşar kemal üstadın verdiği mesaj ve kullandığı simgeleri takip ederseniz türk ve anadolu mitolojisinin enteresan dehlizlerinde kaybolma garantisini kapmışsınız demektir. taşbaşoğlu bir yığın efsanenin ortasında yer alan karmaşık bir karakter. ve yine söylüyorum bu hikâyeler bütünündeki en sağlam karakter.

ölmez otu içinse şunu söyleyebilirim. taşbaşoğlular ölmez. ama muhtarlar ölür! bu coğrafyanın genetiğinde bu vardır. her ne kadar egemenin borazanı devrinde daim olsa da, gün gelir yitip giderler! tıpkı muhtar gibi. adları bile anılmaz olur. ama taşbaşoğlu bir şekilde bu coğrafya da hep anlatılagelir, söylenegelir. tıpkı bedreddinler, pir sultanlar, dadaloğlular ve niceleri gibi. o yüzden kapanış muazzamdır. bu coğrafyanın genetiğinde ölmez otu vardır. onu öldürmek isteyenlere inat! binlerce kez deneseler de, ölmez otunun kökünü söküp atamadılar bu coğrafyadan. daha ne olsun!
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
benimki pek sanatsal değil ama antalya, ekim.
devamını gör...

içecek değil yemektir efendim. çorba içilmez, yenilir.
t: çorba içecek midir yemek midir sorunsalı başlığı.
devamını gör...

gıpta ile baktığım ve bir çok yetenekli yazarımızın aynı yetenekte çizerler olduğunu gördüğümüz başlık.
devamını gör...

kolay kolay bu başlığa uğramayı tercih etmiyorum.
yazdıklarım iç açıcı olmuyor çünkü.

tam bir mutsuzluklar ülkesiyiz. bari adaletsizlikler ülkesi olmasaydık.. yüzsüzlükler ve kötülükler ne kadar hızlı yürüyorsa kanunlar da bir o kadar yavaş yürüyor. bekle, bekle, bekle. tükenmek bilmez bir sabırla bir meçhulü bekle ama hiçbir şey çıkmasın.

insanların çoğu bencil, öfkeli, kavgacı, çıkarcı ve yalancı. doğrunun ve haklının yalnız kalmasından o kadar bıktım ki. çocukken çok tozpembe bakıyor ve kendime çok güveniyormuşum. kendime güvendiğimden dolayı kavgadan ve yalandan uzak durmak için elimden geleni yaptım hep. ama durumumu yaşar kemal şu sözleriyle öyle güzel özetliyor ki: ''kendine güvendiğin için yalancı değilsin. yalan dolan bilmediğin için yalan karşısında yenileceksin.''

küçükken kendime o kadar çok güveniyordum ki, dünyadaki adaletsizliği ve kötülüğü değiştirme hayalleri kuruyordum hatta, elbette bu yavaş yavaş olacaktı, yere çakılmam sert oldu o yüzden. her seferinde kalbim o kadar kırılıyor ki, yakında kırılacak bir şey kalmamasından korkuyorum.

insanların bu davranışlarına alışmak istemiyorum. eskiden ''bu neden böyle, böyle şeyleri ortadan kaldırmak için birlik olmalı, çabalamalı'' derdim, artık bunları bile sorgulamıyorum. insan diyorum işte, ülkemiz diyorum, olmayan adalet, düzen, insanlık diyorum... çoktan alıştım belki de, ama hala derinlerde bir yerde üzüntü duyup sinirleniyorum.

yeryüzünde olmayan iyilikleri beklemekten yoruldum.
devamını gör...

bir yapının kendisini, çevresini veya bir parçasını içeren fotoğrafları elde etmeyi amaçlayan fotoğraf dalına mimari fotoğrafçılık denir. mimari fotoğrafçılıkta ana öğe binadır. editorial amaçla mimari fotoğraf çekilebildiği gibi binanın öncesi, sonrası vb. gibi teknik amaçlarla da mimari fotoğraf çekilebilir. mimari fotoğrafta insan detayı kullanmak ölçek olarak başarılı bir seçim olabileceği gibi ana amaç orjinal kareler olmaldır. mimari fotoğrafçılığın en etkili isimlerinden birisi frederick evans dır. fotoğraf çekmeden önce binanın her açıdan gözlemlenmesi, tripod, geniş açı lens, full frame makina, kısık diyafgram kullanımı, uv, polarize filtre kullanımı, doğal ışık içi doğru zaman ve açı seçimi, yapay ışık, difüzör ve reflektör kullanımı gerektiğinde yapılması gereken olmazsa olmazlardır. binanın çekilmeden önce detaylı gezilmesi, orjinal kurgunun yaratılması etkileyici fotoğraf elde etme şansını oldukça arttırır . unutulmamalıdır ki her gün önünden binlerce insanın geçtiği ( geçeceği), insnaların gözünün aşina olduğu binaları farklı bir dil ile anlatmak gerçek anlamda sanatsal bir fotoğraf elde etmek için tüm konsantrasyonunuzu vermenizi gerektirir. mimari fotoğrafçılıkta illa ufuk çizgisi gibi detaylara uymaya gerek yoktur. sınırların zorlanması etkileyici fotoğrafları doğurur.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim