bakımsız kadını aldatmak
erkeğin cebinde kalmadı kuruş diye terkeden kadın adiliğiyle ölümüne kapışacak olan, erkekliğin yüz karası bahanelerinden biri...
devamını gör...
oruç tutmayacak yazarlar
saygı duyup aynı saygıyı görmeyen yazarlardır.
devamını gör...
henceforth dance radyo yayını
biraz geç de olsa yakaladığım, unutulmaz ve bir döneme damgasını vurmuş parçaların/şarkıların yer aldığı program. an itibariyle hareketli şarkılar çalıyor ama ben yine de duygulanıyorum eskilere olan özlemden dolayı...
"eskiler alıyorum
alıp yıldız yapıyorum
doksanlar pop ruhun gıdasıdır
doksanlaraa bayılıyorum..."
"eskiler alıyorum
alıp yıldız yapıyorum
doksanlar pop ruhun gıdasıdır
doksanlaraa bayılıyorum..."
devamını gör...
yazarların yazdığı hikayeler
gözlerimizi kapatıp giderek artan kayboluşumuzun kokusunu içimize çektik.
kahramanlarımız yoktu artık, düşmanlar tükenmişti. görünmeyen problemlerle, görünmeyen yöntemlerle, görünmez bir mücadele içerisindeydik. zaferlerin ve yenilgilerin haberleriyle oyalanıyorduk.
hayat küçük bir dokunuşla idare edilebilecek kadar kolaylaşmıştı, kabul et/ vazgeç. yavaş yavaş eriyorduk. sosyal becerilerimiz azalıyor, sıcakkanlılığımızı yitiriyorduk. her şeye sahiptik, yüz yıl öncesinin cennetini bir odaya sığdırabilecek kadar küçülmüştük. kendi kendimizi büyük bir zevkle tüketiyorduk. gelecek nesillerin akıbeti veya geçmiş nesillerin emekleri umrumuzda değildi.
çöküş yıllarında dünya bu şekildeydi. zirveyi gördük ve ordan aşağıya büyük bir hızla yuvarlanıyorduk. insanlar bu hızlı gidişatın yönünü daha ileriye ve daha yükseğe olan arzuları nedeniyle fark edemediler. hakikatler kayboluyor, gerçekler anlamsızlaşıyor, doğru ve yanlışlar paramparça ediliyordu. yasalar, arzuların boyunduruğuna terk edildi.
karanlık güç herkesi ele geçirmişti. özgürlük diye savunulan her şey büyük bir kaosun davetkar birer hilesiydi. insanlığın büyük bir kısmı bu tuzağa düştü ve seçimini özgürlüklerden yana yaptı. geriye kalan bir avuç insan ise asla özgürlükleri kabullenmedi ve bundaki gizli tehlikeyi görünce uzaklaştı. bu azınlığın inandığı şey düzendi. düzeni sağlayan yasaların, insanlığın vahşi yönünü dizginleyecek ve onu dengede tutacak yegane güç olduğunu biliyorlardı.
zamanla düzenden yana olanlar, sayıca çok azaldıkları için varlıklarını sürdürebilmek adına kendilerini gizlemeyi seçtiler. kaosun çekimine kapılanlar arasında hiç bir yasa kalmamıştı, aralarındaki ilişkiyi düzenleyen tek şey kişilikleri hakkında yapılan puanlamalar ve yorumlardı. herkes pozitif değerlerde olmak için rekabet halindeydi. bunu nasıl sağlayacağınız konusunda hiç bir yasa yoktu. negatif değerlere düşenler ise özgürlüklerini kaybedip kısıtlanıyordu.
düzenden yana olanlar sonunda birleşip göç etmeye karar verdiler. kaosun içinde artık insanların hükmettiği bir düzen yoktu. yasalardan arındırılıp arzularla idare edilen bu mekanizmanın bütün bileşenleri kısa bir süre sonra çürüyüp bir felaketle yıkılacaktı.
göç kaçınılmazdı...
kahramanlarımız yoktu artık, düşmanlar tükenmişti. görünmeyen problemlerle, görünmeyen yöntemlerle, görünmez bir mücadele içerisindeydik. zaferlerin ve yenilgilerin haberleriyle oyalanıyorduk.
hayat küçük bir dokunuşla idare edilebilecek kadar kolaylaşmıştı, kabul et/ vazgeç. yavaş yavaş eriyorduk. sosyal becerilerimiz azalıyor, sıcakkanlılığımızı yitiriyorduk. her şeye sahiptik, yüz yıl öncesinin cennetini bir odaya sığdırabilecek kadar küçülmüştük. kendi kendimizi büyük bir zevkle tüketiyorduk. gelecek nesillerin akıbeti veya geçmiş nesillerin emekleri umrumuzda değildi.
çöküş yıllarında dünya bu şekildeydi. zirveyi gördük ve ordan aşağıya büyük bir hızla yuvarlanıyorduk. insanlar bu hızlı gidişatın yönünü daha ileriye ve daha yükseğe olan arzuları nedeniyle fark edemediler. hakikatler kayboluyor, gerçekler anlamsızlaşıyor, doğru ve yanlışlar paramparça ediliyordu. yasalar, arzuların boyunduruğuna terk edildi.
karanlık güç herkesi ele geçirmişti. özgürlük diye savunulan her şey büyük bir kaosun davetkar birer hilesiydi. insanlığın büyük bir kısmı bu tuzağa düştü ve seçimini özgürlüklerden yana yaptı. geriye kalan bir avuç insan ise asla özgürlükleri kabullenmedi ve bundaki gizli tehlikeyi görünce uzaklaştı. bu azınlığın inandığı şey düzendi. düzeni sağlayan yasaların, insanlığın vahşi yönünü dizginleyecek ve onu dengede tutacak yegane güç olduğunu biliyorlardı.
zamanla düzenden yana olanlar, sayıca çok azaldıkları için varlıklarını sürdürebilmek adına kendilerini gizlemeyi seçtiler. kaosun çekimine kapılanlar arasında hiç bir yasa kalmamıştı, aralarındaki ilişkiyi düzenleyen tek şey kişilikleri hakkında yapılan puanlamalar ve yorumlardı. herkes pozitif değerlerde olmak için rekabet halindeydi. bunu nasıl sağlayacağınız konusunda hiç bir yasa yoktu. negatif değerlere düşenler ise özgürlüklerini kaybedip kısıtlanıyordu.
düzenden yana olanlar sonunda birleşip göç etmeye karar verdiler. kaosun içinde artık insanların hükmettiği bir düzen yoktu. yasalardan arındırılıp arzularla idare edilen bu mekanizmanın bütün bileşenleri kısa bir süre sonra çürüyüp bir felaketle yıkılacaktı.
göç kaçınılmazdı...
devamını gör...
sigara içmeyen insan
sonradan bırakmış biri olarak içinde bulunduğumu düşündüğün başlık.herkesin bu illetten kurtulmasını temenni ediyorum.hayatta daha güzel daha rafine zevkler var..
devamını gör...
günün ünlüsü olamayan yazar
tematik desen tematik, entel desen entel, komik desen komik, edebi desen edebi dünyanın tanımlarını yazmış, türkçeye o gada özen göstermiş, sözlükte o gada mesai harcamış, yaşını başını almış olmasına rağmen, bunu başaramamış, değeri anlaşılamayan yazardır.
(bkz: ben).
küsecem artık.
(bkz: ben).
küsecem artık.
devamını gör...
kitap alıntıları
"kendinden hiç hoşlanmayan pek çok insan gördüm; bunlar önce başkalarının kendileri hakkında iyi düşünmelerini sağlamaya çalışırlar. bunu başarınca da, bu sefer kendileri de kendileri hakkında iyi düşünmeye başlarlar. ama bu, sahte bir çözümdür; bu, başkalarının otoritesi altına girmeyi kabullenmektir. size düşen ödev, kendinizi kabullenmenizdir, benim sizi kabullenmemin yollarını aramak değil…"
(bkz: nietzsche ağladığında)
(bkz: ırvin d. yalom)
(bkz: nietzsche ağladığında)
(bkz: ırvin d. yalom)
devamını gör...
insanı duygusal olarak yıpratan şeyler
fazla düşünmek.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının ilk bisikletleri
"hayat bisiklete binmek gibidir. dengede kalmak için, hareket etmeye devam etmen gerekir." demiştir einstein. bisiklet, hepimizin hayatında büyük önem arz etmekle birlikte çok farklı duygular oluşturmuştur. özellikle çocukken sahip olduğumuz ilk bisiklet, ilk pedallar, ilk yokuş, ilk fren, annenin-babanın bisikletinden elini çektiği ve özgürce sürdüğün ilk an... tarifi imkansız duygular uyandırıyor hala. bu başlığı açma nedenim de yazarların ilk bisikletlerine dair duygu ve düşüncelerini merak etmekle birlikte, ilk bisikletlerini hatırlıyorlar mı? nasıl bir şeydi? merak ediyorum.
benim ilk bisikletim bianchi markaydı, arkasında 2 tane destek tekeri olmakla birlikte, halk arasında "4 tekerli" diye adlandırılan modeldi. babam o dönem kız kardeşime altın almıştı, bana da bu bisikleti getirmişti. ikisinin fiyatı o dönem eş değerdi. hiç unutmam, babam omzunda o bisikletle kapıda göründüğü an, o bisikletin benim olduğunu bilmiş ve heyecandan ne yapacağımı bilmemiştim. e sonuçta ben de büyüyor, bisiklet sahibi oluyordum. belki de babam ve annem bir gün bisikletimden ellerini çekerdi ve ben de özgürce sürebilirdim...
benim ilk bisikletim bianchi markaydı, arkasında 2 tane destek tekeri olmakla birlikte, halk arasında "4 tekerli" diye adlandırılan modeldi. babam o dönem kız kardeşime altın almıştı, bana da bu bisikleti getirmişti. ikisinin fiyatı o dönem eş değerdi. hiç unutmam, babam omzunda o bisikletle kapıda göründüğü an, o bisikletin benim olduğunu bilmiş ve heyecandan ne yapacağımı bilmemiştim. e sonuçta ben de büyüyor, bisiklet sahibi oluyordum. belki de babam ve annem bir gün bisikletimden ellerini çekerdi ve ben de özgürce sürebilirdim...
devamını gör...
her şey çok güzel olacak
98 yılında yayımlanmış cem yılmaz filmidir, en bilinen repliği; "bilemiyorum altan... bilemiyorum" ile akıllarda kalmıştır.
devamını gör...
normal sözlük aşık atışması
aruz tutmaz vezin tutmaz yazarsın
atışmayı kaybedince kızarsın
aşıklıktan dem vurmaya ne gerek
sözüm ona sen sözlükte yazarsın.
aşık demek ozanlıktır dediler
havuç falan yemez bizim kediler
eylülinge sormaya da ne gerek
sormadan sen şiir falan yazarsın.
kazandıysam atışmayı burada
işte beğeni tuşu da şurada
tıklamaya çekinmeye ne gerek
sonra gidip tanım falan yazarsın.
havuçları kıtır kıtır yediler
gelecek nesle nik kalmaz dediler
mahlasımı düşünmeye ne gerek
sen kesin favoriye de basarsın.
atışmayı kaybedince kızarsın
aşıklıktan dem vurmaya ne gerek
sözüm ona sen sözlükte yazarsın.
aşık demek ozanlıktır dediler
havuç falan yemez bizim kediler
eylülinge sormaya da ne gerek
sormadan sen şiir falan yazarsın.
kazandıysam atışmayı burada
işte beğeni tuşu da şurada
tıklamaya çekinmeye ne gerek
sonra gidip tanım falan yazarsın.
havuçları kıtır kıtır yediler
gelecek nesle nik kalmaz dediler
mahlasımı düşünmeye ne gerek
sen kesin favoriye de basarsın.
devamını gör...
iyi geceler sözlük
iyi geceler sözlük. bugün kendime bir şey katmadığım için kendimden özür diliyorum. umarım yarın daha iyi bir gün olur.
devamını gör...
terörist misin testi
eskiden söylemler daha yumuşaktı, çapulcuyduk. olaylar gelişti, kavramlar anlamını yitirdi. ülkede her şey anlamını yitirirken herkes umudunu yitirdi.
teröristin kelime anlamını bilmeden, insanın onuruna vereceği zararı kestirmeden, bu iğrenç kelime milletin dilinden düşmez oldu.
terörist düzen bozanlara deniliyorsa eğer, geçen 19 yılda yaşadığımız radikal değişimlere bakalım;
baskı, korkutma, yıldırma ve sindirme'nin kitabını yeniden yazarak herkese tecrübe ettirdiler.
siyasi, hukuki, sosyal, laik ve ekonomik düzen sil baştan ve eğreti yeni modellerle dayatıldı.
millet yüzde 50'lilerin evlerde zorla tutulması söylemi ile zaten polarize edilmişti.
bu teste bakıp ağlanacak halimize gülüyoruz, bizlerde de yalama yaptı tabi arsızlaştık. bugün normalleştirilmiş bu kötü ve çirkin söylemler bize resmen benimsetildi.
sıradan bir vatandaş olup yapılana yanlış diyince hain ve terörist olmuyoruz.
kutsal bir varlıkçasına taptıkları devlete en çok zararı kimin verdiği oldukça açıkken, onlardan olmayan herkese kendi yansımalarıyla, terörist ve hain demeleri muazzam bir tutarsızlık.
teröristin kelime anlamını bilmeden, insanın onuruna vereceği zararı kestirmeden, bu iğrenç kelime milletin dilinden düşmez oldu.
terörist düzen bozanlara deniliyorsa eğer, geçen 19 yılda yaşadığımız radikal değişimlere bakalım;
baskı, korkutma, yıldırma ve sindirme'nin kitabını yeniden yazarak herkese tecrübe ettirdiler.
siyasi, hukuki, sosyal, laik ve ekonomik düzen sil baştan ve eğreti yeni modellerle dayatıldı.
millet yüzde 50'lilerin evlerde zorla tutulması söylemi ile zaten polarize edilmişti.
bu teste bakıp ağlanacak halimize gülüyoruz, bizlerde de yalama yaptı tabi arsızlaştık. bugün normalleştirilmiş bu kötü ve çirkin söylemler bize resmen benimsetildi.
sıradan bir vatandaş olup yapılana yanlış diyince hain ve terörist olmuyoruz.
kutsal bir varlıkçasına taptıkları devlete en çok zararı kimin verdiği oldukça açıkken, onlardan olmayan herkese kendi yansımalarıyla, terörist ve hain demeleri muazzam bir tutarsızlık.
devamını gör...
türkiye'nin afrika'da tarım için arazi kiralaması
türkiye tarihinde ilk defa devlet ve özel sektör işbirliğiyle sudan'dan 99 yıllığına tarım arazisi kiraladı.
yapılan anlaşmayla ülkede bulunan 780 bin dönümlük arazide yetişecek ananas, mango, avakado, pepino jambu, kanola, pamuk ve yağlı tohum gibi ürünler yetiştirilecek. - alıntı trt -
güzel vatanımızdaki verimli topraklarımız bomboş dururken. emektar çiftçilerimiz, yıllardır, ithalatlarla, gübre, ilaç, tohum zamlarıyla mağdur edilirken, gerek var mıydı denilen tarımsal hareket.
yapılan anlaşmayla ülkede bulunan 780 bin dönümlük arazide yetişecek ananas, mango, avakado, pepino jambu, kanola, pamuk ve yağlı tohum gibi ürünler yetiştirilecek. - alıntı trt -
güzel vatanımızdaki verimli topraklarımız bomboş dururken. emektar çiftçilerimiz, yıllardır, ithalatlarla, gübre, ilaç, tohum zamlarıyla mağdur edilirken, gerek var mıydı denilen tarımsal hareket.
devamını gör...
mükemmeliyetçilik
insanın kendi kendine yaptığı eziyettir.
devamını gör...
ailesinden utanan insan
insanların herkesin ailelerini kendi aileleri gibi şen şakrak veya devamlı sohbet muhabbet ettikleri gibi sanıyor olup kişiyi ailesinden utandığı için insan olmamakla vs suçlamaları üzücü gerçekten. hem bu kadar dar kafalı olmaları hem de hayatlarında yeterince insan tanımadıklarını gösteriyor bu aslında.
bir insan ailenizden olduğu için bu sizin size karşı ne yaparsa yapsın nasıl davranırsa davransın katlanacağınızı veya o kişiyi hayatınızda tutacağınızı göstermiyor. kan bağı her zaman önemli bir şey değildir. gerektiğinde ailenlen utanabilirsin veya gerektiğinde hayatından bile çıkarabilirsin.
bir insan ailenizden olduğu için bu sizin size karşı ne yaparsa yapsın nasıl davranırsa davransın katlanacağınızı veya o kişiyi hayatınızda tutacağınızı göstermiyor. kan bağı her zaman önemli bir şey değildir. gerektiğinde ailenlen utanabilirsin veya gerektiğinde hayatından bile çıkarabilirsin.
devamını gör...
henüz vakit varken gülüm
nazım hikmet tarafından yazılmış kitaptır.
ilk yayınlanma tarihi 1976 dır.
içinde seçme şiirler bulunan herkesin kitaplığında bulunması gereken bir eserdir.
kitaba ismini veren o muhteşem şiiri bırakayım aşağıya.
henüz vakit varken, gülüm
paris yanıp yıkılmadan,
henüz vakit varken, gülüm,
yüreğim dalındayken henüz,
ben bir gece, şu mayıs gecelerinden biri
volter rıhtımında dayayıp seni duvara
öpmeliyim ağzından
sonra dönüp yüzümüzü notrdam'a
çiçeğini seyretmeliyiz onun,
birden bana sarılmalısın, gülüm,
korkudan, hayretten, sevinçten
ve de sessiz sessiz ağlamalısın,
yıldızlar da çiselemeli,
incecikten bir yağmurla karışarak.
henüz vakit varken, gülüm,
paris yanıp yıkılmadan,
henüz vakit varken, gülüm,
yüreğim dalındayken henüz,
şu mayıs gecesi rıhtımdan geçmeliyiz
söğütlerin altından, gülüm,
ıslak salkım söğütlerin.
paris'in en güzel bir çift sözünü söylemeliyim sana,
en güzel, en yalansız,
sonra da ıslıkla bir şey çalarak
gebermeliyim bahtiyarlıktan
ve insanlara inanmalıyız.
yukarda taştan evler,
girintisiz, çıkıntısız,
birbirine bitişik
ve duvarları ayışığından
ve dimdik pencereleri ayakta uyukluyor
ve karşı yakada luvur
aydınlanmış ışıklarla
aydınlanmış bizim için
billur sarayımız...
henüz vakit varken, gülüm,
paris yanıp yıkılmadan,
henüz vakit varken, gülüm,
yüreğim dalındayken henüz,
şu mayıs gecesi rıhtımda, depolarda
kırmızı varillere oturmalıyız.
karşıda karanlığa giren kanal.
bir şat geçiyor,
selamlıyalım gülüm,
geçen sarı kamaralı şatı selamlıyalım.
belçika'ya mı yolu, hollanda'ya mı?
kamaranın kapısında ak önlüklü bir kadın
tatlı tatlı gülümsüyor.
henüz vakit varken, gülüm,
paris yanıp yıkılmadan,
henüz vakit varken, gülüm...
parisliler, parisliler,
paris yanıp yıkılmasın...
ilk yayınlanma tarihi 1976 dır.
içinde seçme şiirler bulunan herkesin kitaplığında bulunması gereken bir eserdir.
kitaba ismini veren o muhteşem şiiri bırakayım aşağıya.
henüz vakit varken, gülüm
paris yanıp yıkılmadan,
henüz vakit varken, gülüm,
yüreğim dalındayken henüz,
ben bir gece, şu mayıs gecelerinden biri
volter rıhtımında dayayıp seni duvara
öpmeliyim ağzından
sonra dönüp yüzümüzü notrdam'a
çiçeğini seyretmeliyiz onun,
birden bana sarılmalısın, gülüm,
korkudan, hayretten, sevinçten
ve de sessiz sessiz ağlamalısın,
yıldızlar da çiselemeli,
incecikten bir yağmurla karışarak.
henüz vakit varken, gülüm,
paris yanıp yıkılmadan,
henüz vakit varken, gülüm,
yüreğim dalındayken henüz,
şu mayıs gecesi rıhtımdan geçmeliyiz
söğütlerin altından, gülüm,
ıslak salkım söğütlerin.
paris'in en güzel bir çift sözünü söylemeliyim sana,
en güzel, en yalansız,
sonra da ıslıkla bir şey çalarak
gebermeliyim bahtiyarlıktan
ve insanlara inanmalıyız.
yukarda taştan evler,
girintisiz, çıkıntısız,
birbirine bitişik
ve duvarları ayışığından
ve dimdik pencereleri ayakta uyukluyor
ve karşı yakada luvur
aydınlanmış ışıklarla
aydınlanmış bizim için
billur sarayımız...
henüz vakit varken, gülüm,
paris yanıp yıkılmadan,
henüz vakit varken, gülüm,
yüreğim dalındayken henüz,
şu mayıs gecesi rıhtımda, depolarda
kırmızı varillere oturmalıyız.
karşıda karanlığa giren kanal.
bir şat geçiyor,
selamlıyalım gülüm,
geçen sarı kamaralı şatı selamlıyalım.
belçika'ya mı yolu, hollanda'ya mı?
kamaranın kapısında ak önlüklü bir kadın
tatlı tatlı gülümsüyor.
henüz vakit varken, gülüm,
paris yanıp yıkılmadan,
henüz vakit varken, gülüm...
parisliler, parisliler,
paris yanıp yıkılmasın...
devamını gör...
bir ara mutlaka görüşelim
en sık söylenen yalanlardan biridir.
+bir ara mutlaka görüşelim.
(görüşmediler)
+bir ara mutlaka görüşelim.
(görüşmediler)
devamını gör...

