kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

yok kardeşim ne vejeteryanı elhamdülillah müslümanızda daha ucuz.
devamını gör...

doğuşu, gelişimi ve çöküşü açısından tam bir ak partidir.
2008 top noktalarıydı, ben de pek keyif alarak yazar çizerdim. 2011'e kadar yine fena değildi, ana akım medyada kendine ciddi yerler bulmaya başlamıştı.
bu döneme kadar açılın ben ekşi sözlük yazarıyım nidalarıyla az ekmek de yemedik hani.
sonraları sözlük gitgide büyüyen ve ciddi rakamlara ulaşan dijital reklam pastasından daha çok nemalanmak istedi, yazar kadrosunu genişletip arama motorlarından daha çok ziyaretçi kazanıp bannerlarının reklam değerini arttırmak istedi. büyümeyi de
e hali ile büyüdükçe de kalite düştü. vasıfsız aptal saptal yazarlarla doldu taştı sözlük. sonra trollere müsade edildi, cinsiyetçi başlıklar, ırkçılık o bu derken şimdi tamamen rezil rüsva bir halde. aykut kocaman ersun yanal sözlükteki en büyük bilimsel tartışma halini aldı.
parayla tanım satın alan mankenler, oyuncular, şirketler, her başlıkta fink atan marketing hesapları falan cidden kusası geliyor artık insanın.
devamını gör...

seneler önce bir arkadaşım vardı.
akademisyendi.
patronlara ; iş yönetimi ve patronun olması gereken kişiliği hakkında seminerler verirdi.
ticaret odalarına, sanayi odalarına gider, kendini paralardı.
''yahu organize ettiğim toplantıya 2 kişi gelmiş'' diyerek dert yanardı.
bedava verdiği bilgilere talep olmamasına haklı olarak sinirlenirdi.

sonra bir şirket kurdu.
vizyonu, patronları eğitmek olan bir şirket.
saati 2 500 tl den patronlara ders verirdi.
hiç boş kalmamaya başladı.
günde 25 000 tl kazandığı olurdu.
seneler öncesinden bahsediyorum.

bir şey bedava olunca değersiz oluyor.
insanlar para ödeyip satın aldıkları şeylere değer veriyorlar.

benden değerli söz isteyenler mesaj atsın.
iban numaramı vereceğim,
hesabıma para geldikten sonra eğitim başlayacak.

işte o zaman çok hızlı eğitildiklerini kendileri de görecek ve şaşıracaklar.

not:
iban mevzusu şakaydı.
ben gerçekleri vurgulamak için abartılı örnek verdim.

bu devirde kimse kimsenin aklına, bilgisine hürmet etmiyor.
para vermediği müddetçe.
devamını gör...

#391870 yazarın tanımına katılıyor.beni de sayın beni de sayın diye elimi kaldırıyorum. kpss de iyi bir puan yaptın diyelim mülakatta suratına bakmıyorlar torpil olmadan. deneyimlemiş biri olarak söylüyorum kimsenin hevesini kırmak istemem ama kpss çok zor iş.. bunu dedikten sonra ben yine girerim akıllanmam ama benimkide sınav alışkanlığı.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

"yaşamak güzel şey doğrusu
üstelik hava da güzelse
hele gücün kuvvetin yerindeyse
elin ekmek tutmuşsa bir de
hele tertemizse gönlün
hele kar gibiyse alnın
yani kendinden korkmuyorsan
kimseden korkmuyorsan dünyada
dostuna güveniyorsan
iyi günler bekliyorsan hele
iyi günlere inanıyorsan
üstelik hava da güzelse
yaşamak güzel şey
çok güzel şey doğrusu."


-melih cevdet anday

herkesin farklı bir sebebi vardır elbet. sonuçta buradayız hala, hayattayız. hala nefes alıyor olmak bile bir sebep değil mi? hala bu dünyadaysak demek ki burada yapacaklarımız vardır. bunların dışında benim sebebim hayallerim olması en önce. daha başarmak istediğim o kadar çok şey var ki. en başta da insanların sen yapamazsın dediği şeyleri başarmak istiyorum. böyle düşünen herkese başarabileceğimi göstermek istiyorum. ama bunu en önce kendime göstermek istiyorum. yani kim ne derse desin ben başarabilirim ve bunu ilk kendime sonra da diğer herkese göstermek istiyorum.

biraz da bu güzel şiirde bahsettiği gibi güzel şeylerden bahsedeyim. bir başka sebebim bahar geldi. akşamlar bile artık o kadar güzel ki... sanki bak güzel günler çok yakında der gibi. sonra sevdiklerim burada ayrıca daha izlemediğim çok film ve okumadığım çok kitap var. hem insan sevdiklerinin yüzünü bir gün daha görmek için, seslerini bir gün daha duymak için yaşamaz mı?

hayatta yaşamak için bir sürü sebep var. yaşamak için bir sebebim yok diyorsanız bence biraz düşünün. tam bu düşüncedeyken sizi hayata bağlayan şey ne? ve o bulduğunuz şeye tutunun derim ben. en azından ben öyle yapıyorum. yaşam gerçekten düşündüğümüz kadar uzun değil ve hazır yaşıyorken olabildiğince bunun keyfine varalım. sevin ve sevilin dostlar. başlıktan kaydım evet ama bunları söylemezsem de yarım kalırdı. son olarak siz siz olun, yaşadığınız için mutlu olun.
devamını gör...

http://sketchtoy.com/69887439
devamını gör...

mikemmel olan burç.
her eve bir tane lazım.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

günaydınlar olsun güneşi doğmayan dostlara, isyanım allaha değil tüm allahsızlara.
devamını gör...

asker olamamış olan polis, jandarmadan;
polis olamamış zabıta, polisten;
zabıta olamamış bekçi, zabıtadan dolayı kompleks sahibi ülkede. hazımsızlık kaynaklı agresyon seviyeleri bununla korelasyon içinde. bunlar iyi günler denmiş, ben de tekrar edeyim. ülkede hiç sorunumuz yokmuş gibi yeni bir taneyle daha karşı karşıyayız artık millet; bekçi terörü. hayrını görelim.
devamını gör...

başlığı film olarak açtım çünkü “force majeure” aynı zamanda bir hukuk terimi olarak kullanılıyor. bizdeki “mücbir sebep” gibisinden fransızca terim. benim konum ise film.

film genelde bu isim ile anılsa da isveç’te “tourist” ismi ile de gösterilmiş. fransız-isveç ortaklığı olduğu için daha çok fransızca ismi ile biliniyor. 2014 yılında isveçli yönetmen ruben östlund tarafından yapılıyor. yönetmen bu filmden üç sene sonra da “the square” filmi ile altın palmiye’yi kaptı. film severler kendisini tanıyacaktır. kuzeyli komedisi unsurları taşıyan filmler yapar.

yazının devamı yorum ve haliyle bir miktar spoiler içeriyor.

basit ve sıradanmış gibi görünen konuları filmlerde görmeyi aşırı seviyorum. filmde, anne, baba, kız ve erkek çocuklardan oluşan çekirdek aile var. kayak tatiline gelmişler ve her şey yolunda görünüyor. aslına bakılırsa kabaca bakıldığında her şey yolunda görünüyor. ufak pürüzlerin olduğu dikkatli seyirciye hissettiriliyor fakat asıl olay patlak vermedi henüz.

aile güzel manzaralı otel restoranında yemek yedikleri sırada kontrollü gerçekleştirilen çığ ile karşılaşıyorlar. fakat çığ biraz kontrolden çıkıyor ve yemek yiyen insanların üzerine doğru geliyor. her şeyin kontrol altında olduğunu düşünen, olayı videoya alan baba tehlike karşısında kendi kontrolünü kaybederek tüm aile saadetini sarsacak hareketini gerçekleştiriyor. telefonunu ve eşyalarını kaptığı gibi çoluğu çocuğu, hanımı masada bırakıp topukluyor. tüm ekran bembeyaz oluyor. bir süre sonra sis dağılıyor. insanların üzerine çığ değil ancak onun tozu geliyor. baba tekrar masaya dönüyor. fiziken herkes iyi ancak ruhen artık iyi değiller. artık babaya biçilen “koruyup kollama” rolü sorgulanabilir.

film bu olay üzerinden ilişkilerdeki rolleri masaya yatırıyor. olay üzerine kadın ve adamın tartışmaları, başka insanların tartışmaya müdahil olmaları, o başka insanların ilişkilerine dair ipuçları ve nüanslar çok güzel ve naif! bir şekilde irdeleniyor.

belki bizim başımıza gelse “amma korktun ulan kardan, topukların götüne vurdu” diyerek geçiştireceğimiz olay bu kuzeyli aile içinde dev bir soruna dönüşüyor. dönüşmeli mi yoksa dönüşmemeli mi kısmı ise izleyiciye kalacaktır.

şunu iddia ediyorum. filmi izleyen kadın ve erkekler, karakterler hakkında bambaşka düşünecektir. ilişkilere dair konulara bakış cinsiyetler nezdinde çok başka olabiliyor.

filmin sonu da hafiften seyirciye bırakılıyor. olay net gösteriliyor ama sonu ile ilgili farklı düşünenler olacaktır. o kısım izleyenlere kalsın. iyi hissettiren bir son diyebilirim.
-baba sen sigara içiyor musun?
-evet içiyorum.
devamını gör...

2002-2003 yıllarında yönetmenliğini çağan ırmak'ın senaristliğini mahinur ergun,
meral okay atv'de yayımlanan duygusal, dram, aile dizisidir.

başrollerini özcan deniz, nurgül yeşilçay,
selda alkor oynamıştır. yapımcılığını abdullah oğuz yapmıştır.

new york'ta sanat eğitimi alırken hayatının aşkıyla tanışan bahar (nurgül yeşilçay) ve ürgüplü tanınmış, sevilen, sayılan bir ailenin oğlu modern ağa seymen’in (özcan deniz) hikayesi. görür görmez aşık olup önünü sonunu düşünmeden hemen evlilik kararı alır ve evlenirler. aileleri şok eden bu durum farklılıkların uyumsuzluğun farkındadır fakat aşk onların gözünü kör etmiştir.

bahar asmalı konağa geldiğinde buranın atmosferine bayılır. insanların seymen'e olan saygısına hayran kalır. fakat zaman geçtikçe yalnızlaşır ve kültür çatışmasının sancısını yaşar.

dizide bir diğer aşkta salih (burak altay)
ve zeynep'in aşkıdır. zeynep'in (eylem yıldız) başına ne gelirse gelsin salih ondan vazgeçmez ve gizli saklı bir aşka yelken açarlar. salih evin kahyası bekir kirvenin (menderes samancılar) oğludur. zeynep tahmin edildiği üzere konağın hanımı sümbül karadağ'ın (selda alkor) küçük kızıdır. evliliklerini öğrendiklerinde herkes üstlerine çullanmış ama kimseye papuç bırakmamışlardır. özellikle salih' in sözleri hala kulaklarımdadır. o ikisine özellikle zeynep'e çok üzülmüştüm ama sonları pek tatlı oldu.

seymen karadağ'a vurgun bir hatun daha var dizide. dicle (ipek tuzcuoğlu) konağın hizmetlisi, kocası haydar (yaman tarcan) ve oğlu rıza ile (can kesici) aynı konakta yaşıyorlar. dicle, bahar ve seymen' i gördükçe karalara bağlıyor. dicle'nin oğlu seymen'den bunu pek bilen yok. seymen de bilmiyor zaten bu yüzden apar topar haydar'la evlendiriliyor ve mutsuz bir evlilik yaşıyor. yanlış hatırlamıyorsam dicle'de bir takım büyü işleri vardı. garip gurup hallerde hatta yanılmıyorsam bir ara kafayı üşütüyordu.

ağa dizilerinin furyasını başlatan bir dizi çok sevilmesine reytinglere oynamasına rağmen pek uzun sürmüyor. 2 sezonda bitiriyorlar. kanal d için yapılan diziyi kabul etmeyen kanal yönetimi dizinin reytinglere oynadığını görünce çirkefe bağlıyor. vallahi ben söyleyenlerin yalancısıyım. ama bu kadar sevilen bir dizinin bir anda bitmesi pek normal değil.

benim aklımda kalanlar bunlar hee birde karadağlar hamzaoğullarıyla düşmandı. tam mevzuları hatırlamıyorum ama çok çekişmeli mevzular yaşanmıştı. sümbül hanımın kızı dilara karadağ-hamzaoğlu (selda özer) onlara evlidir. ama işte o tarafları pek hatırlamıyorum.

oyuncular,
özcan deniz - seymen karadağ
nurgül yeşilçay bahar karadağ
selda alkor- sümbül karadağ
menderes samancılar-bekir kirve öztoprak
ipek tuzcuoğlu- dicle
selda özer, dilara karadağ-hamzaoğlu
eylem yıldız- zeynep karadağ
devrim saltoğlu- seyhan karadağ
nihal menzil- fatma öztoprak
ege aydan-yaman bal
kenan bal-ali hamzaoğlu
şerif sezer- kader hamzaoğlu
yaman tarcan-haydar
burak altay- salih öztoprak
aysun metiner - lâle karadağ
efsun alper- ayşe melek
zeynep eronat- piraye
canan hoşgör- gül uysal
murat onuk- can uysal
erkan atbin- murat uysal
goncagül sunar- hayriye soylu
metin yıldırım- mehmet soylu
yeliz özdemir- asya
naz temel- zeliş
can kesici- rıza
yonca cevher- duygu tarhan
taner barlas- süleyman
ali başar- tamer hamzaoğlu
barış hayta- hakan hamzaoğlu
dilaver uyanık- mahmut karadağ
ali ipin- kemal
meltem savcı- keriman
arda öziri- haluk
nejat öğünç- orhan okyay
evalina parlak- nancy
türkan kılıç- suzan
ecem altındöken- menekşe
hakan vanlı- komiser fırat
devamını gör...

her köyde bir üniversite olduğu için gerek duyulmuyor. aham şaham bir türkçe bilmenize de gerek yok.
devamını gör...

dev hizmet.
henüz kitabı okumamış olanlara duyuruyorum. kitapla ilgili bir spoiler sayılmaz ama içinde geçen bazı karakter ve canlıları içeren görselli bir tanımdır.
ben yine de görmeyeyim derseniz hiç bakmayın.
zaten tanımların hepsi bu enfes kitabı harika bir şekilde yorumlamış.
söyleyebileceğim tek şey, jack london'ın yaratıcılığı ve araştırmacı kişiliği kitap boyunca sizi etkiliyor.
elbette tarihsel hatalar mevcut fakat unutulmasın ki bu bilimsel bir kitap değil, bir roman.
şimdi gelelim görsellere. tabi elimden geldiğince ve bulabildiğimce.

azıcık da olsa spoiler içerebilecek kısım başlıyor. eğer diyorsanız ki ben kitaba sıfır bilgiyle başlayıp konuyu bile okurken öğreneyim hiç bakmayın.


bataklık.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

kılıçdişli kaplan
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

ağaç adamlar
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel


ateş adamlar
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

karakterin de ait olduğu halk.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

aç uyanıldığı zaman her kahvaltı güzeldir.
devamını gör...

beni maziye götüren, pek duygulandıran ve hazırlayanın ellerine sağlık dediğim video. hayatım olağan akışında, her şeyden habersiz bir şekilde seyrederken, tam olarak 20 kasım 2020 tarihinin akşam 9'u 5 geçesinin 37. saniyesinde kafa sözlük'e kaydolmamla hayatımın büsbütün değişeceğini nerden bilebilirdim ki? gelir gelmez de modluğu kapmıştım. aha bunlar da kanıtları: #41441, #41465 işte o gün hapı yuttuğum gündü. kırmızı hapı yani. üç aydan bu yana ne badireler atlattık bir bilseniz. bir tanesini hep birlikte izleyelim:

devamını gör...

(bkz: seçi)

şu an standart istanbul türkçesinde kullanılmıyor olsa da çukurova ağzında hâlâ yaşayan eski türkçe bir sözcüktür. fark anlamına gelmektedir. orhan kemal ve yaşar kemal romanlarında bolca kullanılır.

seçisiz de farksız demektir.
devamını gör...

yaşıma başıma uymayacak kadar hızlı adapte olduğum, hiç yadırgamadığım eylem. herkes sevecek diye bir kural yok tabii. anlayamadığım tek şey, saatlerce sosyal medyada ya da internette zaman geçiren kişilerin konu e-kitap olduğunda gözlerinin yandığını, boyunlarının tutulduğunu iddia etmeleri.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim