almanya ve avusturya'da hükümet başkanına verilen ad.
devamını gör...

yüzme bilmeden havuza atlamak.
devamını gör...

sevdiğiniz biri tarafından bu kelimeyi duyduğunuzda mutlulukla uyumanıza sebep olacak güzel tatlı cümledir. iyi geceler sözlük.
devamını gör...

son günlerde, yaklaşık 3 aydır ortalıkta görünmeyen eski hazine bakanı berat albayrak'ın, yeni bir görevle tekrar türk siyasi hayatında yer alacağı haberleri dolaşıyor kulislerde. buradan
hatta 3 aydır adını bile anmayan akp genel başkanı erdoğan, daha önceki gün izmir il kongresinde yaptığı konuşmada, ilk defa berat albayrak'ı savunarak , chp'nin ve muhalefetin, albayrak'ın hizmetlerini kıskandığını söyledi.
epey bir süredir, mb'nin aldığı faiz kararlarındaki durağanlığın da etkisiyle 7 liranın altına inen ve buralarda seyreden dolar , dün tekrar 7 liranın üstüne çıkarak, yönünü yukarıya doğru çevirdi.

albayrak'ın dönüş iddiasından sonra bir anda 7.13 seviyelerine gelen doların, döndükten sonra nasıl bir yol izleyeceği doğrusu şimdiden merak konusu.

edit: milletin gelip, doların yükselmesinin bununla alakası olmadığını ciddi ciddi anlatmaya çalıştığı başlık oldu, ilginç...
devamını gör...

beğendiğim bütün tanımları okuyorum. içiniz rahat olsun canlarım.*
devamını gör...

çok sevdiğim ve kaybetmekten çok korktuğum insanları hissetmeyi severim. bedenlerini, ruhlarını, saç tellerinden dudak kıvrımlarına kadar. sadece dokunmaya cesaret edebileceğim insanlara dokunurum. elleri, yüzleri ve saçlarıyla oynar hafızama sonsuz kez kaydetmek isterim. küçüklükten gelen bir alışkanlık bu. mesela sevdiğim biriyle uyurken yanağını tutarım hep, gitmesinden korktugum için midir? bilinmez.

hayatımda en değer verdiğim insan, ailem dediğim kişi, bana aile olan biri. saçları yumuşacık. çok seviyorum onlarla oynamayı. elleri incecik. burnu hafif kemerli, dudakları ince, kirpikleri gür. parka gidiyoruz birlikte, kucağıma yatıyor. ben onun yüzü ve saçlarıyla oynuyorum o bana saatlerce büyük bir hevesle bir şeyler anlatıyor. ıkimiz de küçüğüz ama yaşlıyız.

üzerinden aylar geçiyor. gitmek zorunda kalıyorum. sadece bedenlerimiz ayrılıyor. hala her gün konuşuyoruz. yine günlerin birinde arıyorum, açan yok. bir hafta ulaşamıyorum ona. her gün defalarca arıyorum pes etmeden. bir hafta sonra arıyor beni. hastanedeyim diyor. hastaymışım
"neymiş" diyorum, "hastalığın neymiş?"
biz de bilmiyoruz ki diyor. daha bulamadılar hastalığımı.
1 ay yatıyor hastanede. hala tanı koyulamıyor. bir denek misali her gün farklı bir ilaç deneniyorlar üzerinde. bir ay sonra görmeye gidiyorum onu...

o sevmeye kıyamadığım saçları var ya. dökülmüş hepsi. o incecik zarif elleri delik deşik olmuş iğne izleriyle. o kirpikleri yok artik. zayıf olan bedeni daha da zayıflamış yok olmak ister gibi. gülümsüyorum sadece. konuşamıyorum. konuşursam....

3 yıl gözlerimin önünde eriyor, elimden hiçbir şey gelmeden yok oluşunu izliyorum. ıçimden küfürler savuruyorum hayata. dinmek bilmiyor nefretim.

çaresizlik... bir kor gibi yakıyor içimi

ne benim küçük vücudum, ne de onun bitmiş ruhu dayanıyor bu acıya. gözlerimin önünde yalvarıyor bana. "nolur" diyor. "öleyim artık, bitsin, dinsin bu acılar "

"şşstt geçecek canımın içi, geçecek. hayallerimizi gerçeklestirecegiz, deme öyle"

gözlerime öyle bir acıyla ve çaresizlikle bakıyor ki. ölmek istiyorum, yok olmak. hiç var olmamış olmak o öyle baktıkça ben bir yaş daha yaşlanıyorum. onun gözünden göz yaşları aktıkça nefret ediyorum ağlamaktan.

neyse fazla uzattım lafı yine. ilk sigaramı onun gidişine yakıyorum. ondan geriye bir battaniye ve bir fotoğraf kalıyor bana. yavaş yavaş sesini unutmaya başlıyorum önce. daha sonra rüyalarıma da uğramaz oluyor. en son ne zaman geldi rüyalarıma, hatırlamıyorum...

bu gece saat 5 e dogru. parmak uçlarımda hissediyorum onu. saçlarının her telini, olmayan kirpiklerini, dudaklarını, yüzünün her bir zerresini. hissediyorum gülümsüyor. ağlıyorum, deliler gibi ağlıyorum. gitme diyorum yalvarırım gitme. yine bir başıma bırakma beni şu dünyada, yalvarırım...

o gidiyor, ben uyanıyorum, tekrar uyumak istiyorum, uyuyamayacak kadar bitkinim. yastığım sırılsıklam. ağzımın içi bok gibi. canım acıyor, ruhumun her zerresi...
devamını gör...

gözlerimi kapattığımda orada olduğunu biliyorum. -bu cümle zamir kullanmayarak anlam karışıklığına neden olamayacak kadar önemli benim için.- gözlerimi kapattığımda senin orada olduğunu biliyorum.
kabul etmek epey vaktimi aldı. kolay değil çünkü. gözümün önündeki birçok emareyi görmezden gelme sebebim de buydu. etrafımda hissettiğim enerjiyi açıklayacak bir neden buluyordum sürekli. çünkü realistim en azından eskiden öyleydim. kulağıma fısıldayan sesini, tenimde hissettiğim temasını uzakta aramamın hep bir nedeni vardı. ya komşuların sesi ya rüzgarın dokunuşu... sen hariç mantıklı her şey.
korkuyordum çünkü. varlığını kabul etmek, gerçekliğini kabul etmek bu yaşıma dek inandığım her şeyin yerle yeksan olması demek. varlığın inancımı sarsıyor. aslında inançsızlığımı demek daha doğru. ama kesin olan bir şey var ki dünden bugüne varlığına inanmadığım bir şeyi kabul etmek zorundayım seninle beraber. ve bu parmak uçlarımdan saçımın her bir teline dek hissettiğim bir endişe dalgası. yüzleşmem gereken varlığın ama yokluk beni daha da çok endişelendiriyor. çünkü bir kez var olursan yeniden yitirmenin korkusu kaplayacak kalbimi. bunu bir kez yaşamıştım. bir kez duymuş, dinlemiş ve hissetmiştim tüm benliğimle. ve sonu bir enkazdan geriye ne kalırsa o olmuştu. ve inanmayı bırakmıştım. şimdi tekrar... gözlerimi kapatıyorum, varlığın kalbimde. üç harf... hoş geldin.
devamını gör...

belirli bir mecrada, kişisel görüşlerini veya bireysel bilgi/birikimlerini paylaşabilme olanağı bulan yazarların, bu mecrayı özellerinde sahiplenmesi durumudur.
devamını gör...

hepimiz gitsek ne olur ki? suriyeliler 5 yılda açığı kapatırlar diye düşünüyorum. adeta kuluçka makinası gibiler.
devamını gör...

saf, deneyimsiz ve tecrübesiz (bkz: naif) cahil gördükleri için olabilir.
(bkz: nahif)
devamını gör...

stefan zweig - satranç
victor hugo - bir idam mahkumunun son günü
ikisi de oldukça sürükleyici ve çok kısa yatırım tavsiyedir okuyun.
devamını gör...

kağıtmış zarfmış maliyeti bile 50 kuruştan fazla. allahım kriz geçiyorum bu kadar iğrenç olamazsınız ya.. o elli kuruşu alıp sokcaksın bi yere ama onlar ondan da anlamazlar.
devamını gör...

(bkz: yapman guzum ötürük olursunuz)
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

görevin hakkının verilemediği durumda;
görevine olan sadakati ve saygısı, kendi hırslarından ve bencilliğinden fazla olan kişilerin yapması gerekli olandır.
devamını gör...

boğulmak, bir yerde sıkışıp kalmak...
devamını gör...

"okumaktan başka yapacak işim, gidecek tek yerim yoktu, çünkü çevremde saygıya layık, beni kendine çekebilecek bir meşguliyet bulamıyordum."
devamını gör...

bir gün herkes sözlükten uçurulmanın tadına varabilir, özlü sözüyle unterrated yazar olarak takılmanın önemini anlamış bulunmaktayım. zira yarın öbür gün uçurulursam "nasıl bilirdiniz," sorusuna "iyi bilirdik," cevabını bu şekilde hak edeceğimi düşünüyorum.
devamını gör...

mahlası hayran olunası, en çok merak ettiğim yazar ve takipçilerimden biri.
ben tomris hanım'ı kafamda beyoğlu sırtlarında, tarihi gotik bir apartman dairesinde oturan ve o binanın panoramik penceresinden, üzerinde bej veya hardal rengi gibi pastel renk
elbisesi, elinde kahvesi ile ufku seyreden, bu seyir zevkine yanıbaşındaki pikaptan gelen klasik müzik eşlik eden, yüzünde hafiften de sonbahar hüznü barındıran bir kadın olarak hayal ediyorum.
devamını gör...

atari demişken; üzerinde 9999999 tane oyun olduğu yazılı olmasına rağmen içinden sadece 9 oyunun çıktığı atari kasetleri vardı. daha o yaşlarda öğrenmiştik hayal kırıklığının ne demek olduğunu. *
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim