hristiyan olsaydı da kusarken karaciğerinden çıkan vibrasyon sesini duysaydık.
devamını gör...

akrabalarımın çoğunu sevmediğim için çok doğru önerme.
devamını gör...

bence bu durum bi sure sonra insani hem konusucak birisi olsun istegine itiyor hemde olmasin boyle daha iyi alistim dusuncesine itiyor. hem insanlar tarafindan anlasilmak da artik imkansiz hale geldigi icin ikincisi daha bi agirda basiyor bazen. oyle iste degisik..
devamını gör...

ilerleyen zamanlarda evliliği düşünen kişilere önerilebilir kılınan tavsiyeler bütünü.

nacizane tavsiyelerim;

1- eşinizin, evlilik sonrası düşünce, inanış ,hal ve hareketlerinin değişeceği düşüncesine dâhi girmeyin, teklif de etmeyin.
2-eşinizi ,evlilik teklifi öncesine kadar gayet iyi tanıyın, hiç bir şey aceleye gelmez.
3-eşinizin mümkünse, ailesini, ebeveynlerin birbirlerine olan davranışlarını mümkün mertebe iyi analiz edin.
4-altından kalkamayacağınız kadar borç batağına saplanıp evlilik hayatına başlamayın.
5-ortak hareket edin, fikir ayrılıklarına düğün öncesi düşmeyin.
6-gelir düzeylerinin, hatta iki aile gelir düzeylerinin de birbirine benzer durumda olmasına özen gösterin, pek tabiki farklılık varsa da , lafının edilmeyeceğinden emin olun.
7-her iki taraf da aile bağları dolayısıyla , kendi kuracakları yuva için ebeveynlerini veya akranlarını olaya dahil etmesin.
8-zengin kız- fakir oğlan durumunda olmayın.
9-sevgi ve saygıda kusurlu olmayın.
10-cinsel tatminleri beraber sağlayın, ayrı düşmeyin.
11-evlilik sonrası işler tıkırında ise, ayrılma düşüncesi kesinlikle yok ise, maddi durum da çok elverişli ise şayet, bolca çocuk yapın.

benden şimdilik bu kadar.
inşallah mutlu evlilikleriniz olur.
devamını gör...

kıymetli ailem mi? ama ayıp artık bu kadarı. bizi de sahiplensin, bizi de ailesine alsın dediğim açıklamadır.
devamını gör...

mansur başkan'ın an itibariyle yayına aldığı, ankara'daki karla mücadele ekiplerinin çalışmaları, araç plakaları, canlı konum ve güzergahları ile birlikte anlık olarak vatandaşlarla paylaşıldığı platformdur.

kar takip ekranı
devamını gör...

bu atasözüne göre keşke bülbül baştan kafese konmasaymış ve ille de format demek zorunda kalmasaymış. elbette format önemli ona sıkı sıkıya sarılma isteği de anlaşılabilir. ama ille de iki kelimeden oluşan olsa da tanım yapma zorunluluğu biraz saçma kalıyor. yazdığınızdan misal vermek gerekirse "bir atasözü" tanımını eklemek sözlüğe ne kazandırdı? o tanımı eklememiş olsaydınızyazdıklarınız çok mu manasız kalacaktı? ve en önemlisi sözlük ne kaybedecekti?

yazılan tanım ana fikir olarak başlık ile uyumlu ise ille de "bir x'dir" gibi tanım yapma zorunluluğu olmasa da olur. hoş zaten gözüme çarpan mevcut tanımların büyük kısmında bahsedilen tarzda bir tanım cümlesi yok. *

formatı korumak için savaş açılması gereken tanım örneği bu başlık için şöyle olabilir misal; 'kaynımın ve benim çok sevdiğimiz atasözü" ya da " hadi oradan bülbül altın kafese girmişsin daha ne istiyorsun" vb. gibi.
devamını gör...

gogol - palto
devamını gör...

çocuktur o öyle yazar mı olur? takipten çıkarmış. çık.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

filipe pinhas adlı sanatçının gözünden.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

uykunu aldım, evden çıktım, ağaçlar ile dolu bir parkta kuş sesi dinliyorum.
aslında birini bekliyorum ama beklenen yer çok güzel.
güneşli sessiz sabahları çok seviyorum.
güneş gözlüklü, ılık, sevilesi bir gün.
devamını gör...

soğuk bir kış gününde ve etrafı pandemi sarmışken, kafasında kentsel dönüşümlerle cebelleşirken, stres atmak, vakit geçirmek, yeni bir şeyler öğrenmek ve paylaşmak isteyen yazarların eylemi olmaz mıdır? kınanmaması gerekendir çünkü başa gelesicedir. *. kafa sözlüğü seçmişlerdir. candırlar. üzmeyin onları. *
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

dünya futbolunda öyle bir teknik adam varki eşi benzeri görülmemiş işlere imza attı. o adam guy roux. hepmizin bilgisayar oyunlarında, fm/cm oynarken yapmak istediklerini gerçek hayatta yaptı guy roux. benimde guy roux ile tanışmam daha 10 yaşındayken izlediğim bir belgesel başladı. olivier kapo o zaman auxerre sol açığıydı heyytt bee.

guy roux genç yaşta futbolu bıraktıktan sonra, teknik direktör olmaya karar verir. yıl 1961, o yıllarda amatör bir kasaba takımı olan auxerre'in teknik direktör aradığını duyar. guy roux, amatör takım olan auxerre kulübüne gerekirse odun bile kesip taşıyabileceğini söylediği bir iş başvuru mektubu gönderir. iş başvuruları arasında en az parayı isteyen ve en genç olan guy roux'dur. kulüp onu seçer ve 500 frank karşılığında imza atarak eşi benzeri görülmemiş bir maceraya başlar genç roux.

genç roux'un ilk hedefi kasaba ile takımı bütünleştirmekti. kasabada kapı kapı gezerek takım için yardım toplamaya başlar. kasabanın kadınlarından takıma forma ve eşorfman dikmesini bile ister. çiftçilerden gübre ve toprak ister. auxerre'in ilk futbol sahası bu gübreler ile oluşuyor. genç roux herşeyi ile kendini kulübe adıyor.

yıl 1970, 9 yıl çalışmasının karşılığını alan roux, takımı 3. lige yani profesyonel lige taşıyor. yıl 1980, auxerre ligue 2'de şampyon olarak 1. lige yükseliyor. aynı sezon ikinci lig takımı olmasına rağmen fransa kupasında finale kadar yükseliyor ancak penaltılar ile nantes'e kaybediyor. 1983/1984 sezonunda sürpriz bir şekilde ligi 3. bitiriyor ve takımı uefa kupasına taşıyarak büyük bir başarı elde ediyor o küçük kasaba takımı ile roux. guy roux ve öğrencileri her sene uefa kupasına katılarak tecrübe elde etmeye devam ettiler.

1992/1993 sezonunda artık avrupa kupalarında iyice tecrübelenen guy roux ve öğrencileri, sırasıyla kopenhag, standart liege ve çeyrek finalde bir önce ki sezonun uefa şampiyonu güçlü ajax'ı dize getirerek uefa kupasında yarı finale kadar yükseliyor. yarı finalde borussia dortmund'da penaltılar ile eleniyor auxerre.

guy roux artık genç değildir. tecrübeli ve avrupa kupalarında başarılı bir teknik direktördür ama birşeyler eksiktir. o da lig şampiyonluğu. 1995/1996 sezonunda roux'un auxerre'i ve dönemin güçlü takımı psg kıyasıya bir şampiyonluk mücadelesine girerler. guy roux ve auxerre sezon sonunda ipi göğüsler ve artık fransanın en büyüğü olmuşlardır. o küçük kasaba takımı artık fransa şampiyonu apoleti ile şampiyonlar ligindeydi. şampiyonlar ligi çeyrek finalinde yine dortmund'a boyun eğdiler.

guy roux 44 yıl boyunca auxerre'i çalıştırdı. amatör ligden aldığı takımı dünya çapında tanınır hale getirdi. şampiyonlar ligi çeyrek finali, uefa yarı finali, fransa ligi şampiyonluğu başarıları elde etti. bunların yanında dünya futboluna eric cantona, akale, kapo, basile boli, enzo scifo ve mexes gibi sayısız yıldız kazandırdı.

2005 yılında guy roux auxerre teknik direktörlüğünü bıraktıktan sonra takım kayıplara karıştı. bu sezon biraz toparlanarak ligue 2 de ilk 2 mücadelesi veriyor. belki çıkarlar bu sezon ligue 1'e. kapı kapı gezip yardım toplayarak başlayan bir macera, avrupa ve fransa devi olarak bitti.
devamını gör...

hayatta zevk alarak yaptığım aktivitelerden biridir. insana bambaşka hayatlarının kapısını aralar, bazen öyle hikayeler çıkar ki 'vay be' dersiniz. hiç tanımadığınız o insan bir anda hayatınızı sorgulatır ya da dönüm noktanız oluverir belki de tam tersi siz bir insanı etkiler ve hayatında ne yapması gerektiğine karar vermesinde yardımcı olursunuz. en güzeli de bir daha karşılaşma ihtimalinizin olup olmadığını bilmeden iyi dileklerde bulunup ayrılırsınız, sanki başka bir günde tekrar oturup sohbet edecekmişçesine.
devamını gör...

ne zaman ağbiii ölünce mi?
devamını gör...

şayet siz de nerde o eski ramazanlar, nerde o eski bayramlar serzenişine girmeye başlamışsanız; yaşlanmışsınız demektir.

(bkz: hiçbir şeyin eski tadının kalmaması)
(bkz: çocukluk sonrası hiçbir şeyin eski tadının kalmaması)

açıkçası eski tadı kalmadı diye yeniye bi şans tanımamak, günü gün olarak değil de geçmişin aynası olarak yaşamak, sadece anı öldürür. tabi ki carpe diem demiyem ama bugünün de kendine has güzellikleri olduğu, gözden kaçırılmamalıdır. geçmişe üzülmek; anın da geçmiş olmasından başka hiçbir işe yaramaz efendim . geçmiş olsun..... harbi harbi geçmiş olsun...


(bkz: geçmişe geçmiş ola)
devamını gör...

kesinlikle karşı olduğum eylem. sevmiyorum. hem de hiç...

burada öyle herhangi bir konuda "en iyiniz benim" iddiasında bulunan pek fazla insana denk gelmedim. dolayısıyla böyle iddialar içerisinde olmayan insanlar, yani büyük bir kısmımız aslında kendi hâlinde yazarlardır. birileri uzaktan bakıp kafasında sizinle ilgili bir fikir oluşturup o fikri size entegre etmeye çalıştı diye bu gerçek değişmiyor.

şahsen hiçbir konuda en iyi olduğuma dair bir iddiam yok. herkes gibi yazıyorum, herkes gibi yaşıyorum. dünyada resim yapan, şarkı söyleyen tek kişi ben değilim. hiçbir iddiam yok ama sanki çıkıp "eyy faniler! ayaklarımı öpün, bana biat edin" demişim gibi gelip gelip sataşıyor birileri. yahu kendi hâlinde insanım diyorum kendi ağzımla, daha ne diyeyim!

bakıyorum, aynen benim durumumda olan başkalarına da benzer sataşmalar yapılıyor. rahatsız oluyor insanların çoğu bunun yapılmasından. eleştiri güzel şey ama yerinde olması koşuluyla. dolayısıyla herhangi bir yazara "çalıntı tanım giriyor" diye yazarlığı üzerinden eleştiri yapmak başka "kendini beğenmişsin" diye hiç bilmediğiniz kişiliği hakkında eleştiri yapmak başka. evet, gerçekten kimse kimsenin kişiliğini tam olarak bilmiyor burada. bire bir görüşmedikçe de bilemez.

özetle diyorum ki, durup dururken sataşmayın insanlara. siyasi tartışmalarınızı da mümkünse özelden yapın ve birbirinize toplum içinde hakaret etmeyin. hani bir söz vardır "aptallarla tartışmayın. görenler aranızdaki farkı anlamaz" diye. bu biraz ona benziyor. kavga eden taraflar, kavga uzadıkça birbirlerine benzemeye başlıyor.
devamını gör...

planlı olarak aldığımda çok zorlandığım, plansız olarak aldığımda ise hiç zorlanmadığım şeydir.
bütün arkadaşlarım bilir ki doğum günlerinde onlara bir şey almam. ben ancak bir şeyi görüp de o arkadaşımı aklımdan geçirip ''bu ona çok yakışır, bu tam onluk'' dediğimde alırım. böyle olması gerektiğini düşünüyorum.
mesela erkek arkadaşımla ilişkimizin ilk altı ayında doğum günlerimiz, yeni yıl ve sevgililer günü vardı. artık hediye aramaktan gına gelmişti tam o günde alacağım diye. bir gün dedim ki; ben hediye almasını severim. her iki anlamda da. ancak tam gününde değil, içimden geldiğinde. böylesinin daha güzel olduğunu düşünüyorum. hem daha sürprizli oluyor hem de insan zorlanmıyor, sırf almak için almıyor diye. sağ olsun o da benim gibi düşündüğünü söyledi. o gün bu gündür seneler içerisinde birbirimize aldığımız hediyeler bu şekilde olmuştur hep. tabii onun hediye anlayışı biraz farklı. evet en çok sevdiğim şeyleri alıyor ancak şu şekilde:
(bkz: sevgili habersizce eve lahmacun sipariş etmesi)
(bkz: sevgilinin moraliniz bozukken habersizce eve hamburger göndermesi)
(bkz: sevgilinin sen seversin deyip eve habersizce baklava göndermesi)
bir tane de benden gelsin: (bkz: sevgili seviyor diye evine fondü seti almak)
ve bu şekilde hediye alması beni çok mutlu ediyor. iyi ki var ciğerimin paresi.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim