hiçlik
uyan, kahvaltı, iş, yemek, uyu. her gün dün ile aynı. işte bu tam bir hiçlik.
t. yaşıyorsun ama hacim kaplamıyorsan kişinin bulunduğu durum.
t. yaşıyorsun ama hacim kaplamıyorsan kişinin bulunduğu durum.
devamını gör...
kusursuz insan
"ne kusursuz insan ara, ne de insanda kusur. birincisini zaten bulamazsın, ikincisinde ise, bulduğun her kusur, öğrendiğin her ayıp, sahibini değil, seni çirkinleştirir. her ikisi de seni mutsuz eder. birincisini bulamadığın için, ikincisini ise bulduğun için mutsuz olursun." mevlana
devamını gör...
yaşlanma belirtileri
durduk yere uzaklara dalıp gitmek. şaka lan şaka dalıyorsanız aşıksınızdır.
devamlı geçmişten bahsediyorsanız yaşlanıyor olabilirsiniz.
devamlı geçmişten bahsediyorsanız yaşlanıyor olabilirsiniz.
devamını gör...
zamanla öğrenilen şeyler
bunlardan biri de insanlara ödün vermememiz gerekliliğidir.
devamını gör...
hayattan gram zevk almamak
çoğunlukla hedefi olmayan insanların başına gelen durum. istisnaları hariç tutuyorum.
@othellonun kedisi adlı yazar adayımıza katılıyorum: "günümüz insanının hobisi" demiş ve çok doğru demiş. insanlar mutsuzluğu yaşam tarzı haline getirdi.
eskiden birçok şey yoktu, oyalanacak veya zevk alınacak. fakat bir şey vardı; hayal gücü ve hedef. neden derseniz, eskiden mesela çocuklar, eğer aşırı derecede zengin bir ailenin çocuğu değilse, oyuncaklarını bile kendileri yapardı; bezden bebekler, metalin ucuna takılmış dandik naylon arabalar vesaire... yokluk insanı yaratıcılığa iter.
ve o çocuklar yaptıkları o uyduruk oyuncakla bile mutlu olabilirdi. keza büyükler de... açık hava sinemalarını çoğunuz bilmez. ayda yılda bir harika bir film gelirdi. o günlerde sinema önlerinde çekirdek ve gazoz eşliğinde filmi beklerken turlamak kadar büyük keyif yoktu birçok insan için.
şimdi ise ortalama durumdaki bir aileyi düşünürsek, birçok şey elimizin altında. en basitinden hemen hemen herkeste bir telefon ve internet bağlantısı var. yine istisnaları ayırıyorum tabi ki. fakat insanların çoğunda en ufak bir hedef yok. belki kendi tembellikleri, belki ülkenin gidişatından kaynaklanan bir umutsuzluk bunun nedeni, bilemiyorum. mutluluğu arayanların çoğu da bunu bir başka insanın varlığında aradığı için bir türlü mutlu olamıyor. insanlar gider, hedefleriniz ise kalıcıdır.
bir de tabi mutlu olmak için çok büyük olaylar beklemek yersiz. bana göre güzel bir yaz yağmuruna yakalandığımda hissettiklerim bile hayattan zevk almak için yeterlidir. bir kedinin grr grr sesi, istediğim bir kitabı sonunda almak, hırs yaptığım bir bölümünü geçmek bir oyunun... böyle şeylerle bile mutlu olmayı öğrenirseniz hayatınız daha anlamlı olur.
tam bu noktada size mina urgan'ın bir dinozorun gezileri adlı kitabını tavsiye ederim. küçük mutluluklar başlıklı kısmını okursanız belki hayata bakışınız da değişir.
@othellonun kedisi adlı yazar adayımıza katılıyorum: "günümüz insanının hobisi" demiş ve çok doğru demiş. insanlar mutsuzluğu yaşam tarzı haline getirdi.
eskiden birçok şey yoktu, oyalanacak veya zevk alınacak. fakat bir şey vardı; hayal gücü ve hedef. neden derseniz, eskiden mesela çocuklar, eğer aşırı derecede zengin bir ailenin çocuğu değilse, oyuncaklarını bile kendileri yapardı; bezden bebekler, metalin ucuna takılmış dandik naylon arabalar vesaire... yokluk insanı yaratıcılığa iter.
ve o çocuklar yaptıkları o uyduruk oyuncakla bile mutlu olabilirdi. keza büyükler de... açık hava sinemalarını çoğunuz bilmez. ayda yılda bir harika bir film gelirdi. o günlerde sinema önlerinde çekirdek ve gazoz eşliğinde filmi beklerken turlamak kadar büyük keyif yoktu birçok insan için.
şimdi ise ortalama durumdaki bir aileyi düşünürsek, birçok şey elimizin altında. en basitinden hemen hemen herkeste bir telefon ve internet bağlantısı var. yine istisnaları ayırıyorum tabi ki. fakat insanların çoğunda en ufak bir hedef yok. belki kendi tembellikleri, belki ülkenin gidişatından kaynaklanan bir umutsuzluk bunun nedeni, bilemiyorum. mutluluğu arayanların çoğu da bunu bir başka insanın varlığında aradığı için bir türlü mutlu olamıyor. insanlar gider, hedefleriniz ise kalıcıdır.
bir de tabi mutlu olmak için çok büyük olaylar beklemek yersiz. bana göre güzel bir yaz yağmuruna yakalandığımda hissettiklerim bile hayattan zevk almak için yeterlidir. bir kedinin grr grr sesi, istediğim bir kitabı sonunda almak, hırs yaptığım bir bölümünü geçmek bir oyunun... böyle şeylerle bile mutlu olmayı öğrenirseniz hayatınız daha anlamlı olur.
tam bu noktada size mina urgan'ın bir dinozorun gezileri adlı kitabını tavsiye ederim. küçük mutluluklar başlıklı kısmını okursanız belki hayata bakışınız da değişir.
devamını gör...
mol
atom ve moleküller, gözle görülmeyecek kadar küçük olduğundan, normal yollarla saymak mümkün değildir. bu nedenle belli sayıda atom içeren bir birim geliştirilmiş ve bu birim mol olarak adlandırılmıştır.
devamını gör...
hiç swh kullanmayan yazar
swh başlığının ilk tanımında da görebileceğimiz gibi açılımı smiley was here olan burda gülücük vardı gibi bir anlamı olan kısaltma. gülücük ya da burda gülücük var anlamına gelen bgv de kullanılabilir onun yerine.
devamını gör...
lichess
satranç oynamak için en uygun internet sitesi. gerek verdiği seçenekler, gerek aktif kullanıcı sayısı bakımından olsun, diğer bütün seçeneklerden ilerde.
devamını gör...
mış gibi yapmak
bir doğan cüceloğlu öğretisidir. yapılan işleri lanetlayn yapmak demektir.
içinde saygı olmadan iş yapmaktır.
anneliği, babalığı, öğretmenliği, doktorluğu vb.
o işlerden hayır gelmez, ne yapana ne karşıdakine.
içinde saygı olmayan işten
yapan keyif almaz
maruz kalan keyif almaz.
içine saygı koyulan, özen koyulan işler yapılmalıdır. mış gibi yapmamak için.
içinde saygı olmadan iş yapmaktır.
anneliği, babalığı, öğretmenliği, doktorluğu vb.
o işlerden hayır gelmez, ne yapana ne karşıdakine.
içinde saygı olmayan işten
yapan keyif almaz
maruz kalan keyif almaz.
içine saygı koyulan, özen koyulan işler yapılmalıdır. mış gibi yapmamak için.
devamını gör...
sözlük mağazası
kroyum ama para bende edasıyla takıldığım mekandır.
şu hayatta ilk defa zengin olmak nasıl bir şeymiş yaşamış oldum.
şu hayatta ilk defa zengin olmak nasıl bir şeymiş yaşamış oldum.
devamını gör...
benimle uçmak ister misin
devamını gör...
rotary kulübü
"yeryüzünde barış ve iyi niyetin kurulmasına yardımcı olmak, bütün mesleklerde yüksek ahlak standartlarını teşvik etmek için dünya çapında örgütlenmiş bir hizmet kuruluşudur."
1905'te şikako'da işçilerin durumunu iyileştirmek için paul p. harris tarafından kurulmuştur. yani merkezi abd'dedir.
üyelerine rotaryen denir. dünya üzerinde bir milyonu aşkın rotaryen olduğu bilinmektedir.
amaçları genel olarak mesleklerde ve işlerde yüksek ahlak standartlarını teşvik etmek, insanlığa bu yolla yarar sağlamaktır. bu kuruluşun temelinde "hizmet etme" ideali vardır. öyle ki "kendinden önce hizmet" ifadesini slogan olarak belirlemişlerdir. her rotaryenden kişisel ve mesleki hayatında hizmet ideali ile hareket etmesi ve topluma yarar sağlaması beklenir.
dünya çapında örgütlenen rotaryen kulübü, hizmet ideali etrafında birleşen bütün tarafların dostuklarını geliştirmelerini, birlikte iyi niyeti ve barışı teşvik etmelerini hedefler.
masonlarla bağlantılı oldukları çeşitli çevrelerce dillendirilse de bu sivil toplum örgütünün masonlarla bilinen bir ilgisi yoktur.
1905'te şikako'da işçilerin durumunu iyileştirmek için paul p. harris tarafından kurulmuştur. yani merkezi abd'dedir.
üyelerine rotaryen denir. dünya üzerinde bir milyonu aşkın rotaryen olduğu bilinmektedir.
amaçları genel olarak mesleklerde ve işlerde yüksek ahlak standartlarını teşvik etmek, insanlığa bu yolla yarar sağlamaktır. bu kuruluşun temelinde "hizmet etme" ideali vardır. öyle ki "kendinden önce hizmet" ifadesini slogan olarak belirlemişlerdir. her rotaryenden kişisel ve mesleki hayatında hizmet ideali ile hareket etmesi ve topluma yarar sağlaması beklenir.
dünya çapında örgütlenen rotaryen kulübü, hizmet ideali etrafında birleşen bütün tarafların dostuklarını geliştirmelerini, birlikte iyi niyeti ve barışı teşvik etmelerini hedefler.
masonlarla bağlantılı oldukları çeşitli çevrelerce dillendirilse de bu sivil toplum örgütünün masonlarla bilinen bir ilgisi yoktur.
devamını gör...
normal sözlük'te anonim olmak
gerçekte kimsenin yüzüne söyleyemeyeceğim ya da yapmayacağım bir şeyi buraya yazmadığım için çok da umursamadığım hadise.
"beni tanıyanlar okursa ne olur?" gibi bir kaygım yok. kendimi olduğumdan farklı göstermek gibi bir amacım da yok. "ben anonim kalmak istiyorum çünkü şu şu şu gerekçelerim var..." diyene de saygım var.
yani özetle; oyna, devam!
"beni tanıyanlar okursa ne olur?" gibi bir kaygım yok. kendimi olduğumdan farklı göstermek gibi bir amacım da yok. "ben anonim kalmak istiyorum çünkü şu şu şu gerekçelerim var..." diyene de saygım var.
yani özetle; oyna, devam!
devamını gör...
eğitimde fırsat eşitliği
barajı geçebilen ve ailesinin durumu iyi olan, üç kuruş zekası ile hacettepe tıp'a falan giriyor. eğitim sistemi zaten birilerinin elinde oyuncak olmuş neyin fırsatı neyin eşitliği diye sorarlar adama?
devamını gör...
neyzen tevfik
t: 1879'da bodrum'da doğmuş, 1953'te vefat etmiş, türk edebiyatının en özgün şairlerinden biri. en bilinen yönü ağır bir hicivci olmasıdır. zaten şiirinde kendisi de söyler: "kazanlara bir kulp takar geçerim." affı yoktur.
bir beytiyle başlayarak vira bismillah diyorum ve sözü üstada bırakıyorum: "ulu tanrım ölü müsün, diri mi? / isa gibi yoksa üçün biri mi?"
azab-ı mukaddes'ten kendi aktarımıyla:
"bir gün, kadıköy'den köprüye geçecektim. cebimde vapur bileti alacak kadar param yoktu. hamlet'i fenerbahçe'de beş kuruşa satarak yol parası edindim."
bir kıtası:
"kuru laflar ile endişemi ihmal etme,
kulak asmaz davula dinleyen elbette kösü.
bu mudur ahsen-i takvim* ile metheylediğin,
bu mu insan diye halk ettiğin eşek sürüsü." üstada çoğu zaman hak vermemek elde değil.
seyran adlı şiirinden:
"akıl dedikleri bu yırtık yelken
hava bekler, kim bu rüzgarı çeken?
sabahçılık, akşamcılık der iken
ayılmaya vakit, zaman kalmadı.
....
nuh gemiden vapura dedi peki,
duman tüttü attı yelken, küreği.
hacı bektaş bulut gibi dedi ki:
hangimizin işi duman olmadı?
ali deyip bir noktaya gittiler,
mevlana'nın neyzen'ine yettiler.
hepsi birden kalkıp sema ettiler
dediler ki: böyle devran olmadı."
bir şathiyesinden (değil mi? adlı):
"bozuktur düzenin, olmazsın akort,
tavşana kaç dersin tazıya aport*,
haham, papaz, hoca ettikçe zart zurt
alay eder güler, isyan edersin."
meşhur "sahne-i ömrümden nefsi-i emmareye hitabım" adlı şiirinden yine meşhur bir dörtlük:
"feleğin uğradımsa vartasına*,
sıçayım ağzının ta ortasına;
bunu yazsın cihan da hartasına*;
kıtaat* u biharını* s**eyim!"
hayatından enstantaneler:
"borç g**ümden akıyor, lutf u kerem* ağzımdan,
menba u munsabını* anlamayan bir lağımım!
bir elim ağzımı tutsa, bir elim de kıçımı
birleşirdi o zaman belki sürurumla* gamım!"
bir beytiyle başlayarak vira bismillah diyorum ve sözü üstada bırakıyorum: "ulu tanrım ölü müsün, diri mi? / isa gibi yoksa üçün biri mi?"
azab-ı mukaddes'ten kendi aktarımıyla:
"bir gün, kadıköy'den köprüye geçecektim. cebimde vapur bileti alacak kadar param yoktu. hamlet'i fenerbahçe'de beş kuruşa satarak yol parası edindim."
bir kıtası:
"kuru laflar ile endişemi ihmal etme,
kulak asmaz davula dinleyen elbette kösü.
bu mudur ahsen-i takvim* ile metheylediğin,
bu mu insan diye halk ettiğin eşek sürüsü." üstada çoğu zaman hak vermemek elde değil.
seyran adlı şiirinden:
"akıl dedikleri bu yırtık yelken
hava bekler, kim bu rüzgarı çeken?
sabahçılık, akşamcılık der iken
ayılmaya vakit, zaman kalmadı.
....
nuh gemiden vapura dedi peki,
duman tüttü attı yelken, küreği.
hacı bektaş bulut gibi dedi ki:
hangimizin işi duman olmadı?
ali deyip bir noktaya gittiler,
mevlana'nın neyzen'ine yettiler.
hepsi birden kalkıp sema ettiler
dediler ki: böyle devran olmadı."
bir şathiyesinden (değil mi? adlı):
"bozuktur düzenin, olmazsın akort,
tavşana kaç dersin tazıya aport*,
haham, papaz, hoca ettikçe zart zurt
alay eder güler, isyan edersin."
meşhur "sahne-i ömrümden nefsi-i emmareye hitabım" adlı şiirinden yine meşhur bir dörtlük:
"feleğin uğradımsa vartasına*,
sıçayım ağzının ta ortasına;
bunu yazsın cihan da hartasına*;
kıtaat* u biharını* s**eyim!"
hayatından enstantaneler:
"borç g**ümden akıyor, lutf u kerem* ağzımdan,
menba u munsabını* anlamayan bir lağımım!
bir elim ağzımı tutsa, bir elim de kıçımı
birleşirdi o zaman belki sürurumla* gamım!"
devamını gör...
aşık değilken şiir yazamamak
oysa ki tam tersini iddia etmiştir şair.
"imkansız şey şiir yazmak aşıksan eğer,
ve yazmamak aylardan nisansa."
orhan veli yanılıyor olamaz :))
"imkansız şey şiir yazmak aşıksan eğer,
ve yazmamak aylardan nisansa."
orhan veli yanılıyor olamaz :))
devamını gör...
william harrison
(bkz: ölü ilan edilmek) durumunun örneklerinden biri. şöyle ki, william, 70 yaşındaki ingiliz bir ev sahibiydi. sene 1660. bir köye gitmek niyetiyle evinden ayrıldı. yürüyerek gidecekti. ama beklenen zamanda eve dönmeyince, karısı aramaya birilerini gönderdi. öyle-öyle aramalar falan yapıldı. william'a ait eşyalar bulundu. şapkası, gömleği gibi şeyler bulundu. şapkası keskin bir aletle kesilmişti, gömleği falan kanla kaplıydı, ama cesedi ortalıkta yoktu. hizmetçisi john perry, william'ın öldürüldüğünü bildiğini ama suçsuz olduğunu söyledi. diğer 2 kişi de biz suçsuzuz dediler. ama john, bu 2 kişinin, william'ın cesedini bir değnekle attıklarını iddia etti ve bu konuda ısrar etti. göleti incelediler ama ceset bulunamadı.
fakat john daha sonra diğer 2 kişiye katıldı ve suçsuz olduğunu söyledi. daha önce ruhsal bozukluğu sebebiyle bu 2 kişiyi suçlamış olduğunu söyledi. ama hem john hem de diğer 2 kişi suçlu bulundu ve asılarak idam edildiler. bu arada bu "2 kişi" dediğim şahıslar, sanırsam john'un annesi ve erkek kardeşi. bu üç kişi idam edilirken de, hem erkek kardeşi hem john suçsuz olduklarını tekrar belirttiler. fakat annelerinin bir "cadı" olduğundan şüphelenildi ve oğullarına itiraf etmelerini engelleyen bir büyü yaptığı iddia edildi böylelikle önce anneleri idam edildi.
1661 senesinde william, ölü ilan edildi. oysa ölmemişti. evet. 3 kişi gerçekten suçsuzdu. 1662 senesinde william geri döndü.
kaçırıldığını, yaralandığını, atlarla götürüldüğünü, bir türk gemisine bindirildiğini ve osmanlı'ya köle olarak satıldığını, kendisini berberi korsanlarının kaçırdığını iddia etti. ve yaklaşık bir buçuk yıl sonra kaptanın öldüğünü ve daha sonra bir limana gittiğini ve bir portekiz gemisiyle geri döndüğünü söyledi. yani adam maceracı oluvermiş. napıp ne etmiş, ölmemiş.
fakat bu iddialar bazılarını şüphelendirdi. yani en nihayetinde adam 70 yaşında. kim napsın 70 yaşındaki bir adamı.
bu olay çok ünlendi. fakat olan, o 3 hizmetçiye oldu....
fakat john daha sonra diğer 2 kişiye katıldı ve suçsuz olduğunu söyledi. daha önce ruhsal bozukluğu sebebiyle bu 2 kişiyi suçlamış olduğunu söyledi. ama hem john hem de diğer 2 kişi suçlu bulundu ve asılarak idam edildiler. bu arada bu "2 kişi" dediğim şahıslar, sanırsam john'un annesi ve erkek kardeşi. bu üç kişi idam edilirken de, hem erkek kardeşi hem john suçsuz olduklarını tekrar belirttiler. fakat annelerinin bir "cadı" olduğundan şüphelenildi ve oğullarına itiraf etmelerini engelleyen bir büyü yaptığı iddia edildi böylelikle önce anneleri idam edildi.
1661 senesinde william, ölü ilan edildi. oysa ölmemişti. evet. 3 kişi gerçekten suçsuzdu. 1662 senesinde william geri döndü.
kaçırıldığını, yaralandığını, atlarla götürüldüğünü, bir türk gemisine bindirildiğini ve osmanlı'ya köle olarak satıldığını, kendisini berberi korsanlarının kaçırdığını iddia etti. ve yaklaşık bir buçuk yıl sonra kaptanın öldüğünü ve daha sonra bir limana gittiğini ve bir portekiz gemisiyle geri döndüğünü söyledi. yani adam maceracı oluvermiş. napıp ne etmiş, ölmemiş.
fakat bu iddialar bazılarını şüphelendirdi. yani en nihayetinde adam 70 yaşında. kim napsın 70 yaşındaki bir adamı.
bu olay çok ünlendi. fakat olan, o 3 hizmetçiye oldu....
devamını gör...
bob ross
gerçek adı bob ross'tur. resimden nefret etmeme rağmen tv karşısına oturup da izlediğim çok olmuştur. kendisi 29 ekim 1942 doğumlu, 4 temmuz 1995'te kanserden ölmüştür.
devamını gör...
yazarların bugünkü mutluluk sebebi
uzun zamandır almak istediğim kitap setimi sipariş ettim.şimdi heyecanla bekliyorum.
devamını gör...
