ex oriente lux
ışık doğudan yükselir anlamına gelen latince deyiş. yani uygarlığın temeli mezopotamya'dır.
lakin deyiş şu şekilde devam eder, ex occidente doxa. yani bilgi batıdan.
doğudan yükselen ışık, batıyı aydınlatır gibi de düşünülebilir.
lakin deyiş şu şekilde devam eder, ex occidente doxa. yani bilgi batıdan.
doğudan yükselen ışık, batıyı aydınlatır gibi de düşünülebilir.
devamını gör...
90’lı yıllardaki zenginlik belirtileri
apartman dairesi, özellikle de penceresi panjurlu olanı.
istanbul'daki zenginler için de silivri'de yazlık sahibi olmak.
istanbul'daki zenginler için de silivri'de yazlık sahibi olmak.
devamını gör...
intiharın eşiğinde olmak
uzunca bir süre içinde bulunduğum durum.
sonra nasıl oldu bilmiyorum, bir anda kendimi mutluyken buldum. o ufacık mutluluğa tutunup dünyayı daha güzel görmeye başladım. belki olduğundan daha güzel. sonra o ufacık mutluluğun yanına yeni daha büyük mutluluklar eklendi, mutluluklarım gittikçe büyüdü. arada kaybettiklerim oldu tabiki, ama beni her mutlu eden şeye o ilk mutluluğum gibi sarıldım. şimdi çok daha iyi ve sağlıklıyım.
aynı zamanda intihar eden birinin ardında kalan kişilerden biriyim. inanın bana arkasından üzüleceğimi ve onu seneler sonra bile hatırlayacağımı hayal bile edemezdi. kimin hayatına nasıl dokunduğunuzu bilemezsiniz. siz arkamdan üzülecek kimse yok diye düşünürken seneler sonra bile sizi hatırlayıp üzülen insanlar olacak.
sonra nasıl oldu bilmiyorum, bir anda kendimi mutluyken buldum. o ufacık mutluluğa tutunup dünyayı daha güzel görmeye başladım. belki olduğundan daha güzel. sonra o ufacık mutluluğun yanına yeni daha büyük mutluluklar eklendi, mutluluklarım gittikçe büyüdü. arada kaybettiklerim oldu tabiki, ama beni her mutlu eden şeye o ilk mutluluğum gibi sarıldım. şimdi çok daha iyi ve sağlıklıyım.
aynı zamanda intihar eden birinin ardında kalan kişilerden biriyim. inanın bana arkasından üzüleceğimi ve onu seneler sonra bile hatırlayacağımı hayal bile edemezdi. kimin hayatına nasıl dokunduğunuzu bilemezsiniz. siz arkamdan üzülecek kimse yok diye düşünürken seneler sonra bile sizi hatırlayıp üzülen insanlar olacak.
devamını gör...
yazarların mini dizi önerileri
(bkz: rose red konağı)
stephen king uyarlaması olan 3 bölümlük mini dizidir. sonralar da 3 bölüm kurgulanıp tek film gibi yapılmıştır.
stephen king uyarlaması olan 3 bölümlük mini dizidir. sonralar da 3 bölüm kurgulanıp tek film gibi yapılmıştır.
devamını gör...
terapi yerine geçebilecek şey
kahve.
devamını gör...
dm'den fingirdeşen yazarlar
abi nerde bu yazarlar demek istediğim başlıktır. benle neden fingirdeşilmiyor acaba. ben başarılı bir yazar değil miyim. şaka bi yana sözlük ortamlarında genelde zeki insanlar çoğunlukta olduğu için fingirdeşmelerin akıllı şekilde ilerlediğini düşünüyorum o yüzden bol bol fingirdeşsinler bakalım.
devamını gör...
doğduğun yer mi yoksa doyduğun yer mi memleketindir ikilemi
bana yer farketmez dostlar. benim kalbim kime veya kimlere aitse memleketim orasıdır. sevdiğim insanlar ile nerede olursam olayım orayı memleketim olarak görüyor ve benimsiyorum. benim memleketim şehirler değil, sevdiğim kalplerdir dostlar.
devamını gör...
mesut özil'in suriyeli çocuklara iftar vermesi
ne suriyelilermiş arkadaş ya.
devamını gör...
internetin efsane olmuş absürt komik videoları
yav kurşun yesen güldürüyo be kardeşim..
devamını gör...
paget hastalığı
üç aşamadan oluşan bir hastalıktır.
1) aşırı osteoklastik aktive ve kemik rezorpsiyonu(yıkımı)
2)takiben aşırı kemik yapımı ve yıkımı (osteoblastik ve osteoklastik aktivite)
3)son aşamada osteoblastik aktivite ile karakterizedir.
ortalama 70li yaşlarda görülür.polyastatik(çoklu) tutulum vertebrayı tutar,monostatik tutulum ise en sık tibiayı tutar.
yeni oluşan kemik mozaik paternde gelişir.
hastalarda kanda alkalen fosfataz;idrarda hidroksiprolin miktarı artar.
osteosarkom gelişim riski vardır.
1) aşırı osteoklastik aktive ve kemik rezorpsiyonu(yıkımı)
2)takiben aşırı kemik yapımı ve yıkımı (osteoblastik ve osteoklastik aktivite)
3)son aşamada osteoblastik aktivite ile karakterizedir.
ortalama 70li yaşlarda görülür.polyastatik(çoklu) tutulum vertebrayı tutar,monostatik tutulum ise en sık tibiayı tutar.
yeni oluşan kemik mozaik paternde gelişir.
hastalarda kanda alkalen fosfataz;idrarda hidroksiprolin miktarı artar.
osteosarkom gelişim riski vardır.
devamını gör...
all i need
yakın bir zamana ait sandığım ama üzerinden 6-7 yıl geçmiş olduğunu öğrendiğim brianna şarkısıdır. başlık direkt bu şarkıyı hatırlattı bana.
devamını gör...
salahana
bizim oralarda serseri, işe yarama hevesi olmayan, başı boş olan anlamındaki kelimedir.*
hatta bu işi abartan kişiye salahana köpek denir.
hatta bu işi abartan kişiye salahana köpek denir.
devamını gör...
normal sözlük aşık atışması
komşu komşu hoşgeldiniz?
uzak diyarlardan bana ne getirdiniz?
manileri ustalarından öğrenmeye geldim
yeni yetmeler kenara çekiliniz.
uzak diyarlardan bana ne getirdiniz?
manileri ustalarından öğrenmeye geldim
yeni yetmeler kenara çekiliniz.
devamını gör...
fenerbahçe
kanser ya kanser, amansız bir hastalık gerçekten dayanamıyorum artık atsan atılmaz satsan satılmaz bir sevda. hani birine aşık olursun hep düzeleceği o eski güzel günlerdeki gibi olacağı umuduyla bırakamazsın ama o hiç düzelmez hep üzer seni. tam o noktadayım.
devamını gör...
masumiyet
gerek oyunculuk, gerek sahne geçişleri, gerek renkler ve gerek diyaloglar ve olay örgüsü ile benim için overrated kelimesinin ete kemiğe bürünmüş halidir bu film.
f. w. murnau'dan georgiy daneliya'ya kadar birçok yönetmenin filmleri ile ilgilendim... izledim, eleştirmeleri okudum, kendim yorumlamayı denedim ama bu 1997 yapımı filmin neden bu kadar abartıldığını anlamıyorum. ayrıca, yok dostoyevski'nin budala ve suç ve ceza yapıtlarından beslenmiş... yok efendim, samuel beckett'ın alıntısıyla değerlenmiş falan... oyunculuklardan sahne geçişlerine ve hatta o leş renklere kadar böyle kötü bi film izlemedim demek istiyorum. sonuna kadar 3 kez öldüm filmi izlerken, anlayabiliyorum çekimlerin nostaljik bir havada olmasını az çok, yeşilçamın altmışların sonu ve seksenlerin ortasına kadar olan o süreçteki hissiyatı vermek istemesine de eyvallah ama bunu bu kadar kötü başka nasıl dile getirebilir ki insan? nasıl önümüze koyabilir? benim 1997 yapım bu filmden beklentim böylesine bir şey değil ki?!
8.2 alması hele, elinizi vicdanınıza koyun, bu film gerçekten 8.2 olacak bir film mi?
neyse, çok kafam estikçe gelip bu filme kusup gideceğim
f. w. murnau'dan georgiy daneliya'ya kadar birçok yönetmenin filmleri ile ilgilendim... izledim, eleştirmeleri okudum, kendim yorumlamayı denedim ama bu 1997 yapımı filmin neden bu kadar abartıldığını anlamıyorum. ayrıca, yok dostoyevski'nin budala ve suç ve ceza yapıtlarından beslenmiş... yok efendim, samuel beckett'ın alıntısıyla değerlenmiş falan... oyunculuklardan sahne geçişlerine ve hatta o leş renklere kadar böyle kötü bi film izlemedim demek istiyorum. sonuna kadar 3 kez öldüm filmi izlerken, anlayabiliyorum çekimlerin nostaljik bir havada olmasını az çok, yeşilçamın altmışların sonu ve seksenlerin ortasına kadar olan o süreçteki hissiyatı vermek istemesine de eyvallah ama bunu bu kadar kötü başka nasıl dile getirebilir ki insan? nasıl önümüze koyabilir? benim 1997 yapım bu filmden beklentim böylesine bir şey değil ki?!
8.2 alması hele, elinizi vicdanınıza koyun, bu film gerçekten 8.2 olacak bir film mi?
neyse, çok kafam estikçe gelip bu filme kusup gideceğim
devamını gör...



