delice sevdiği, aşık olduğu ve bir anlamda marksist düşünce biçimini şekillendiren, geliştiren eşi hélène rytmann'in katili. 20'li yaşlardan itibaren depresyon geçirmeye başlar belli aralıklarla. tedavi görse de işe yaramaz. böyle de acısı derin bir insandır althusser. 30 yaşına kadar koyu bir katolik olsa da hélène rytmann ile tanıştıktan sonra komünist parti'ye üye olur. pek bilindik bir fransız düşünür değildir michel foucault gibi. bunun nedenini de tartışmak lazım elbet.

1918 yılında, cezayir'de dünyaya geldi althusser. hélène rytmann ile 1976'da evlendi ve 18 kasım 1980'de de karısını boğarak öldürdü. ancak ruhsal bozukluğu nedeniyle işlediği cinayetten yargılanmadı. akıl hastanesinde gözetim altında kaldı. 1990 yılında da kalp krizinden hayatını kaybetti.

althusser'ın neresinden bakarsak sıra dışı bir potansiyeli var. yaşadığı hayattan dolayı mı böyledir bilinmez ama gerek carl schmitt hakkında söyledikleri, gerekse antik çağ ve orta çağ hakkında söyledikleri takdir etmeye değerdir. neresinden bakarsak bir delidir belki althusser. ama unutulmamalıdır ki delilerdir dünyayı bugüne taşıyan.

hem anlaşılması oldukça zor bir filozoftur. fikirleri yapısalcılık, bilgi-kuramcılık ve marksizm üzerinden şekillenir.

ben onunla filozof olmayanlar için felsefeye giriş (kitap) ile tanışmıştım.
devamını gör...

herhangi bir hastalığı tedavi etmek, ilerlemesini engellemek amacıyla yapılan işlemler bütünüdür.
tansiyon hastalığı için diyet, yaşam değişikliği ve ilaç tedavisi örnek olarak verilebilir.
devamını gör...

-çıkın gidin bahçemden. defolun gidin!
evdekileri zor tutuyorum.
+evdekileri zor tutuyorum derken tamamınımı bir kısmını mı? yani bir yüzde verir misiniz?

orhannn ve şarkısı..

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
hakkı abi, ben niye böyleyim ya? niye beni kimse ciddiye almıyor? biliyorum, herkes aptalın teki olduğumu düşünüyor ama aptal falan değilim ben abi. beni ciddiye almıyorlar çünkü ben insanlarda merhamet uyandırıyorum. insanlar birine acıdıkları zaman, onu ciddiye almıyorlar. saygı duyduklarını ciddiye alıyorlar. korktuklarını ciddiye alıyorlar. hatta sevdiklerini. ama kimse, acıdığı birini ciddiye almıyor. dilenciye para verirsin, ama nasılsın diye sormazsın onun gibi bişey. ama hani bizim birbirimize karşı merhametli olmamız gerekiyordu abi? kim uydurdu bunu? kimin yalanı bu abi?
devamını gör...

bulgaristan göçmeni bir ailede doğduğumdan tüm hayatım boyunca çevremden dinlediğim zırıltı. kimisi direk göçmenler pinti der. kimi yumuşatır, ''göçmenlerde pek bir tutumlu canım'' der. pinti mi tutumlu mu orasını size bırakıyorum. benim bu başlıkta değinmek istediğim husus işin arka planı.

1877-1878(93 harbi) sonrasında balkan toprakları kademe kademe osmanlı'nın elinden çıkmaya başladı. haliyle balkanlar genelinde bulgaristan özelinde, bölgede yaşayan türkler için karabulutlar semaları kapladı.

ilk olarak psikolojik şok oluştu. düşünün hakim etnik unsurken azınlık konumuna düşüyorsunuz. haliyle anavatana göç etmek aklınızda yer ediveriyor. yeni bağımsızlık kazanmış ateşli bulgar milliyetçileri sizi işinizden etmeye, köyünüzden sürmeye başlıyor.

böyle bir ortamda har vurup harman savuramazsınız elbette. napacaksınız, sürekli birikim. boru mu ilk fırsatta göç edecek, anavatanda sıfırdan başlayacaksınız hayata.

birde işin sosyalist eğitim boyutu var. 1945'ten sonra bulgaristan krallığı yıkıldı. bulgaristan halk cumhuriyeti kuruldu. ve bulgaristan komünist partisi liderliğinde sosyalist rejime geçildi. okuyup, araştıran veya o dönemi yaşayanlar iyi bilir. sosyalist sistem har vurup harman savurmaya karşıdır. özünde ürettiğin kadar tüketmek vardır.

böyle bir eğitim sisteminde yetişip, serbest piyasanın hakim olduğu bir ülkeye göç edince haliyle tutumlu veya cimri ifadelerine maruz kalıyorsunuz.

toparlarsak; travmanın yarattığı bir tutumluluk vardır. aldıkları eğitim sisteminden gelen ekonomi ile ilintili kalıp davranışları vardır.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

yarayla alay eder, yaralanmamış olan.
devamını gör...

günlük hayatta sık sık birbirine karıştırılan iki fiziksel kavram arasındaki ayrım.

okumayı sevmeyenler için kestirmeden, çok kısa bir karşılaştırma:
sürat alınan yol ile, hız toplam yer değiştirme miktarı ile ilgilidir. bir de sürat skaler, hız vektöreldir. yani sürat için yönün bir önemi yokken, hız söz konusu olduğunda yön de önemlidir.

***

uzun karşılaştırma:

bir cisim, saatte 100 kilometrelik yol gidiyorsa, bu cismin sürati 100 km/saat olarak gösterilir. bu cisim 100 kilometrelik yolu gidip geri dönünce, yani 200 kilometrelik yol yapıp tekrar aynı noktaya gelince, cismin hız değeri 0 olur.

sürat = alınan yol / zaman
hız = toplam yer değiştirme / zaman

ilk durumda önemli olan, birim zamanda ne kadar yol aldığınızdır. ikinci durumda aldığınız yola bakılmaz, yaptığınız yer değiştirmeye bakılır. başladığı noktaya geri gelen cismin son yerinde bir değişiklik olmamıştır. bu nedenle de toplam yer değiştirmesi 0'dır. formülde bunu yerine yazdığınızda sonuç her zaman 0 olur.

***

ancak tabi ki toplam yer değiştirmeniz 0 değilse, hız ve sürat değerlerinizin birbirine eşit olduğu (bazen de olmadığı) durumlar çıkabilir karşınıza. mesela dümdüz bir yolda giderken bu iki kavramın anlık değerleri birbirine eşit olabilir.

hızın 0'a ve sürate eşit olmadığı duruma da şu örneği verebiliriz: istanbul'dan ankara'ya arabayla gelirken yaklaşık 450 kilometrelik bir yol aldığınızı düşünün. 1 saatte 100 km yol aldığınızı farz edelim. bu durumda süratiniz 450 / 4,5 = 100 km/saat olur.

bu 2 şehir arasındaki kuş uçuşu mesafe yaklaşık 350 km diyelim. bu durumda toplamda bu kadarlık bir yer değiştirme yapacaksınız demektir. yani bulunduğunuz ilk nokta ile son nokta arası 350 km olacaktır. bu durumda hızınız da 350 / 4,5 = 77,8 km/saat olur.

bu arada 4,5 nereden çıktı diyenler; 1 saatte 100 km gidiyorsanız, 450 km'yi 4,5 saatte gidersiniz. (bkz: doğru orantı)

son olarak, arabalarda bulunan göstergenin adı, her ne kadar günlük hayatta hız göstergesi şeklinde söylesek de, sürat göstergesidir.
devamını gör...

sanki eşeysiz üredi de peygamber doğuracak alüminyum! neyi duyuruyorsun!
devamını gör...

kutuphaneye yeni kavusmus miniklerin hayal dunyalarina bir kapi da neden biz acmayalim dedirten, sosyal sorumluluk projesi.
bir kitap, bir cocugun hayatini degistirebilir.
devamını gör...

albüm oluşturup arada bakarsın anlarım. geçmişi yad etmek iyidir. ama çerçeveletip duvara asmak o öldüğü ve sen yaşadığın için kendinden utanmak gibi bir şey olur. sürekli aklında bu olur.
devamını gör...

alt ve üst çenede 2'şer adet olmak üzere toplam 4 tane son derece gereksiz ve çekilirken insana travma yaşatan cinsten azı dişleri olur kendileri. hayatı çıkarken ayrı, çektirirken ayrı zindan eder insana.

miktarını bilmediğim kadar anestezi aldım, diş hekimim sanırım 1,5-2 saat uğraştı benimle ve kaprislerimle *, o kadar anesteziye acıya dayanamayıp ağladım bile ama kurtuldum senden sevimsiz, gereksiz diş.
devamını gör...

futboldan soğumuş bir hoca daha. ülkedeki futbol atmosferi o kadar politik ki, hangi takımın şampiyon olacağını değil rivadaki var merkezi bildiğin ankara belirliyor. örneğin bu sene her sene olduğu gibi malesef fenerbahçenin de içinde ve merkezinde olduğu bildiğin kurmaca olaylar etrafında dönen bir süper lig izliyoruz. örneğin beşiktaş , şikeyle zorla birinciliğe kadar getirildi, ardından her sene olduğu gibi falatasaray (aslanımız) bildiğin içten içe çökertilmeye çalışılıyor, bütün sonucu yarın ki fenerbahçe maçı belirler. fener maçı alırsa şampiyon ilan edilir ve 2 haftada beşiktaş dağıtılır. hal böyleyken hala (büyük resmin en anlamlı olduğu ilk entry) olayı anlayamayanlar var. ali koç iktidara oynadığı her sene bu böyle gider. aziz yıldırım iktidara değil tff ye oynuyordu ama malesef (onlara göre malesef) hala bağımsız bir kurum. o yüzden ya fb ya bjk şampiyon. gsnin şansı varsa kalan tüm maçlarında eşek gibi yüklenip bir şekilde 2.liği alması lazım, çünkü şampiyon yapılması engellenen tek takım bildiğin anlamda. bunu tek bir maçtan örnek verirsem olayı anlarsınız. bildiniz. gs-bjk maçı. bildiğin anlaşmalı bir maçtı. gs bjk ye yatmadı sadece önünü açtı ve şunu dedi, siz şampiyon olun bizim olmamız zaten zor kardeşler.

ersun yanala gelince, maçtaki bitik görüntüsünün bana hatırlattığı entrydir bu. adam bildiğin futbolu bile sallamış. 2 sene içinde herkes bu ülkede futbolu bitirsin kafasında...
devamını gör...

savunanların yarısının siyasette rol aldığı diğer yarısının da canlı bomba olup kendini patlattığı korkunç fikir akımı
devamını gör...

mehmed uzun, 1953 siverek şanlıurfa doğumludur. 1977 yılından beri isveç'te yaşayan uzun'un, kurmanci, türkçe ve isveççe yazdığı kitapları yirmiye yakın dilde yayınlandı.

1985 yılından bu yana romanlarını kaleme alan mehmed uzun hakkında türkiye'de çok sayıda dava açılmıştır. 1981 yılında türk vatandaşlığından atılmış ve 1992 yılında kadar türkiye'ye gelmemiştir.

uzun yıllar isveç yazarlar birliği yönetim kurulu üyeliği yapmıştır. ayrıca isveç pen kulübü ve uluslararası pen kulüp'te aktif olarak çalıştı. isveç ve dünya gazeteciler birliği'nin de üyesi olan uzun'un bugüne kadar çok sayıda kürtçe romanı bulunmaktadır.

yakalandığı mide kanseri nedeni ile uzun süre tedavi gören ünlü edebiyatçı, 11 ekim 2007 yılında diyarbakır'da yaşamını yitirmiştir.

mehmed uzun, 13 ekim günü diyarbakır ulucami'de kılınan cenaze namazı ardından, cami önündeki kalabalığa sırasıyla yaşar kemal, şerafettin elçi, ahmet türk ve osman baydemir'in yaptığı konuşmaların ardından mardinkapı mezarlığına defnedilmiştir.

kürt dilinin yasak olduğu bir dönemde, birçok kürt yazarın aksine egemen dilde değil anadilinde yazmayı tercih etmiştir. özellikle, zayıf olan kürtçe yazı dilini geliştirmek, ortak bir edebi dil oluşturmak ve kürt hikâye anlatım geleneğini canlandırmaya yönelik yaptığı çalışmalarla modern kürt edebiyatında kurucu bir role sahiptir.

kürt edebiyatı alanındaki çalışmaları nedeniyle, dönemin siyasi rejimi tarafından defalarca türklüğe hakaret, bölücülük ve terörizme destek gerekçeleri ile suçlanan yazar, uzun süre sürgünde yaşamış ve yalnızca hayatının son yıllarında türkiye'ye geri dönebilmiştir.
devamını gör...

umarım bu yazacaklarıma denk gelirsin de okursun. okuyacakların umurunda olur mu bilmiyorum ama bu zamana kadar susmayı tercih ettim ve artık gerçekten umrumda değil. neredeyse 2 ay olacak. bu süreçte ve daha öncesinde seni hiç kötülemedim. he sinirle yazdığım birçok şey oldu tabi. sadece çevremdeki insanları görünce içimde kalan şeyler geldi aklıma ve gözlerim doldu, konuşamadım. benim o halimi görenler bana bir şeyleri sorma gereği bile duymadılar. hayatımdaki son çapayı da artık koparmak üzereyim. senden uzun bir süre nefret ettim, mutsuz ol istedim ama şimdi baktığımda sen gerçekten de bu hissettiklerime bile değmezsin. benden gelecek herhangi kötü bir duyguyu bile hak etmiyorsun sen. ne senin için ne de çevrendeki herhangi birisi için zerre üzülmüyorum. sadece hayatına yeni girecek insanlara acıyorum. bana yaptıklarının aynısını onlara da yapmazsın umarım. gerçi o yaptıkların için seni suçlamam da gereksiz. sadece sana güç verdim ve beni yaralamanı izledim. bu yazdıklarımı da sinirimden değil içimde sana dair hiçbir şey kalmasın diye yazıyorum. aslında sana teşekkür bile etmem lazım. zor yoldan da olsa beni olmam gereken kişi yaptığın için. bu süreçte asıl içimi acıtan ne oldu biliyor musun? birbiri için çabalayan insanları gördükçe gözlerim doldu, aklıma sen geldin ve o kadar nefrete rağmen yinede seni suçlayamadım. belkide bunları bu yüzden yazıyorum. kendi içimde hissizleşip sana dair her şeye son noktayı koyuyorum. son zinciride kopardığımdan dolayı hayata daha sağlam adımlar atacağım ve artık gerçekten beni benden başkası yaralayamayacak. neyse yine fazla uzattım son defa nokta koymanın zamanı geldi artık. ben sayende daha güçlü olacağım ve sana rağmen insanlardan ümidimi kesmeyeceğim.
devamını gör...

yalnız insanların başucu eseri.
dostoyevski bu romanında insanların beyin kıvrımlarında bir bıçak dolaştırıyor diyebiliriz. sadece bir olayı anlatmıyor çaresiz bir adamın hayat karşısında tutunamayışını okuyorsunuz. kendini gerçek dünyadan soyutlamış bir adamın kızgınlıklarının, çatışmalarının, kırgınlıklarının, ve daha yaşadığı bir çok duygunun tasvirini okuyorsunuz.
devamını gör...

tam kapanma marketlerin, kahvecilerin gel al açık olduğu, ekmek alanın 7 düvel gezebildiği olandı diğmi?
devamını gör...

derya köroğlu'yu kafa sözlük ile tanıştırdım. kendisi hakkında yazdığım tanımı okumuş.
#973203

inandırıcı olması için mesajlaşma görseli
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

hayvanlara ve doğaya nasıl davranıldığına dikkat edin.
devamını gör...

böyle bir durum, yöneliş yoktur. yazar arkadaş bununla ilgili bir kaynak ya da makale gösterirse daha iyi olur.

konda'nın yaptığı bir araştırmaya göre son 10 yılda kendisini dindar muhafazakar olarak adlandıranlar gençlerin oranı yüzde 28'den yüzde 15'e geriledi. araştırma gençlerin inanç seviyesi ve örtünme oranlarının ülke geneline göre daha düşük olduğunu ortaya koyuyor.
buradan
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim