bugün adana'da, büyüksaat'te rakı festivali var. sabaha kadar rakı içip, sabahleyin de ciğer yiyip dönüyorsun. rakı ciğer elbette. ay yok keyfim, evimde oturup durun.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

ilk örneklerinin kim tarafından verildiği hep tartışma konusu olmuştur. exodus bu türün babasıdır diyen de vardır, bu onuru metallica'ya atfeden de.
en son, türe ait ilk demonun exodus'a, ilk resmi albümün ise metallica'ya ait olduğu konusunda anlaşmaya varılmıştı ama sonra ne oldu ne bitti bilemiyorum...
devamını gör...

biri alfa mı dedi? işte alfanın yazar olmuş hali. girdiği ortamda kimse sigarasını,cüzdanını,çakmağını masanın üstüne bırakamaz. öyle bir alfadır ki erkek olsanız bile arada kadın olmanızı dileyecek derecede. o derece yani. ses kaydımla hayallerini suya düşürdüğüm için üzgünüm führerim. benim kaydı dinlerken eklediğim videodaki gibi (0:55- 1:01) tepki verdiğine yemin edebilirim ama ispatlayamam.


ayrıca öyle yardımsever bir yazar ki eminim cebinde 5 tl si kalmış bile olsa ekmek almaz size verir. borç istemeyeceğim korkmayın führerim. tavla turnuvası düzenleyip bitmesini istemeyecek kadar da hassas yürekli bir yazardır.biterse bir çok yazar kaybetmiş olacağı için bitmesini hiç istememektedir. komünist düşüncelere sahip tam bir faşizm sevdalısıdır. "heil hitler" hatırnazdır,size sevgisini sık sık belirtir.

profil resmi aynen böyledir.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
hiç aldanmayın sert tanımlarına ve trolmüş izlenimi yaratmaya çalışmasına.eminim her tanımını bu şekilde düşünerek yapıyordur. namıdiğer "cedric" böyle bir ifşa yaptığım için beni toplama kampına göndermeyecek kadar da tatlı ve sevimli bir yazarımızdır.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

sahil kenarı.
devamını gör...

lisede insan anca birinden hoşlanır, onu gözetler, ömrünün sonuna kadar o insanla beraber olacağını hayal edip rüyalara dalar, hormonların etkisiyle beyaz atlı prensini veya güzellik tanrıçanı falan bulduğunu sanar. pembe rüyalar görülür, pamuk şekerden bulutlar üzerinde hop hop hoplar. bu süre içinde kendini birinin sana “aşık” olduğu düşüncesine o kadar kaptırmış olursun ki, karşındakinin gösterdiği kırmızı bayrakları fark etmezsin bile. yok görülsen de, yerin dibine gömülsen de ama o beni seviyoor diye kendini avutursun, zaten o da öyle demiştir, yalan mı söyleyecek, ahahahaha, öyle bir imkan yok. sonra bir şekil karşındaki ergenden kurtulursun ve ayılırsın. tabii bu senaryo benim gibi ailesiyle çoğu şeyi konuşamayan insanların başına gelir genelde; bu tip evlerde aşktan, sevgiden konuşmak bile tabudur. ne kadar acı değil mi, aslında ne kadar güzel şeyler bunlar... sitemlerimi bir kenara koyayım da başka senaryoları ele alayım, aslında gerek de yok ama konuşmak istedim bu konuda.
bir başka senaryo da sevgililik meselelerinden daha haberdar insanların yaşayacağı lise hoşlantısı, ki muhtemelen üstteki senaryomdan çok daha güzel olur, bir gün biteceğini bilirsin, belki de inanmak istemezsin ama götürebildiğin kadar götürürsün. ilklerini yaşarsın, kelebekler uçuşur, daha masumsundur bu nedenle her şey ileride yaşayacaklarına nazaran çok çok daha tatlıdır. o güzel anılar hep akılda kalır, en azından öyle gözlemledim ben.
bir de ilişkilerini gerçekten inandıkları gibi sürdürebilen, yıllarca beraber kalan, evli mutlu çocuklu moduna girebilen lise aşıkları var ki takdire şayan. onlara da helal olsun demekten başka bir şey diyemiyorum açıkçası.
her halükarda güzel bir tecrübe olacağına inanıyorum lise hoşlantılarının, sevmek kadar masum ne var ki zaten, doğru kişi bulunduğu sürece nesi kötü olabilir ki?
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

bütün yazı deniz kenarında geçirmek
devamını gör...

islamiyet'ten hareket etmesine karşılık,insan sevgisini ön planda tutmuştur.gayrimüslüm'lerden de bir çok mürit edinmiştir.
devamını gör...

antik roma'da hem kadınların hem de erkeklerin giydiği basit bir kıyafettir. genelde daha düşük sınıf tunik giyerken, yüksek sınıf pahalı kumaşlardan yapılmış tunikleri giyerdi. tabii ki yüksek sınıf bu tunikleri sadece alt giysi olarak tercih ederdi.

erkekler statü için tuniklerin üzerine bir de toga giyerken, kadınlar medeni hallerini göstermek için eğer evlilerse tuniklerin üzerine stola giyerlerdi. yani antik roma'da giyim, statü ve medeni durum belirtmek için bir araçtı.

fotoğrafta görülen açık pembe kıyafet bir tunik örneğidir. kadınlarda ayak bileğine kadar uzanmaktadır. kolları ise kolsuz, kısa kollu veya uzun kollu olarak değişiklik gösterirdi. eğer tunik giyen kişi evliyse üzerine stola giyerdi fakat evli olan ya da olmayan kişiler dışarı çıktıklarında üzerlerine palla giyebilirlerdi.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
görsel kaynak: link

erkeklerin giydikleri tunik ise kadınlarınkinden biraz daha bol yapılmıştır. uzunlukları dizlerin hemen üzerinden ayak bileklerine kadar değişiklik göstermiştir. ne yazık ki eğer köleyseniz tunik, antik roma'da giyebileceğiniz tek kıyafetti.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
görsel kaynak: link

edit: görsellerin süresi dolmuştu.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
dışarda kar , yüreğimde sen..
devamını gör...

bugün dergimizi şereflendiren yazarımız:
gandalfgillerden. bir solukta okunacak bu güzel yazıya buradan ulaşabilirsiniz. iyi okumalar diliyoruz.

dergimize de buradan ulaşabilirsiniz.
devamını gör...

haftasonları da alarmı kuruyorum sonra kapatıp oohhhh tatil diye uyuyorum
devamını gör...

beşiktaş'ın efsanevi futbolcularından birisidir. ada çocuğudur. kınalıada doğumludur. beşiktaş'ta beş sene top koşturmuş sakatlığı sonrası panathinaikos'a transfer olmuştur. tabi biz onun muhabbetlerini büyüklerimizden hikâye usulü dinledik. tıpkı vedatları, sanlıları, sabrileri dinlediğimiz gibi. şimdiki kuşaklar adını pek bilmezler ama sıkı beşiktaşlıdır. zaten aile efradı ve babası da koyu beşiktaşlıymış. vefa'da oynarken de herkes onun beşiktaşlı olduğunu bilirmiş, saklamazmış. ama beşiktaş'a karşı oynarken de çatır çatır topunu oynarmış. tabi beşiktaş'ta oynadığı yıllar biraz da beşiktaş'ın kötü gittiği dönemlere denk geliyor. o yüzden şampiyonluk görememiş sarı niko. ama onun haricinde türkiye'de kazanılabilecek tüm kupaları da beşiktaş'la kazanmış.

niko aynı zamanda milli futbolcumuzdur. türk milli takımında oynamıştır. ümit milli takımın kaptanlığını yapmıştır. yunanistan milli takımını değil tıpkı lefter gibi doğup büyüdüğü toprakların milli takımını tercih etmiştir. fakat onun bu duruşuna bile leke sürmek isteyenler olmuş ve onu ziyadesiyle üzmüşlerdir. futbolun doğasında olan bir hatayı yani kendi kalesine attığı golü. ''gayrı müslim kendi kalesine bilerek gol attı.'' manşeti ile okurlara duyurarak türkiye'nin ve beşiktaş'ın çocuğuna haksızlık yapmışlardır. belki de sarı niko sırf bu yüzden hastalıklarla ve sakatlıklarla boğuştuğu dönemde kalbi kırık bir şekilde panathinaikos'un yolunu tuttu. kim bilir...

sonrasında da yunanistan'da kalmış zaten. ama işin ilginç tarafı şu ki yunan vatandaşlığı almamış. türk vatandaşı olarak kalmış. bir de lakabı ile ilgili şöyle bir durum var; kendisine sarı niko denildiği zaman sanki takımda başka niko var diye söylenince bu sefer de kendisine direkt sarı diye seslenmeye başlamışlar. baktı ki durumu kotaramayacak sarı niko diye seslenilmesine ses etmemiş. niko'nun beşiktaş'ın yüzüncü yıl formasında da adı vardır.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kimi zaman "kader"'in de müdahil olduğu, hatta "ben bu işi düzeltirim/düzelteyim" diyerek davranıldığında daha da beter bir duruma kişiyi düşürdüğü görülmüş, zaman zaman tecrübe de edilmiş olan eylem, durum.

demek ki bazen bazılarının bizi yanlış anlaması gerekiyor.
devamını gör...

"arkası daş, önü yaş; burası gaş."

kaşlılar böyle anlatırla kaş'ı. hakikaten de arkasında kocaman bir dağ, dağın bittiği yerde ise deniz başlar. aradaki daracık sahil şeridine ise kaş yerleşmiştir. buranın asıl adı kaş değildir aslında. 1930'larda "yer adlarının türkçeleştirilmesi" garabeti sonucunda burası ve çevresindeki pek çok yerleşimin güzelim isimlerinin ırzına geçilmiştir. bu kasabanın en son bilinen ve en uzun süre kullanılmış olan ismi andifli'dir ve bugün hala ilçenin merkez mahallesinin ismi olarak hayattadır.

çok kısaca geçmişten günümüze hangi isimleri kullandığını anlattıktan sonra kaş isminin kökenine gelelim. bilinen en eski ismi (bkz: habesos). likya dilinde* bir isim. zaten kelimenin yapısı anadolu ismi olduğunu bas bas bağırıyor. m.ö. 10 ve 9 yüzyıllarda başlayan yunan kolonizasyonu burada da etkisini hissettiriyor. ve 8. yüzyıldan bu yana buraya antiphellos ismi veriliyor. antiphellos esasen asıl yerleşim yeri değil. kaşın hemen yukarısındaki tepelerin üstünde yer alan ve bugün felen mevkii olarak bilinen yerde kurulu olan ve kayalık yer anlamına gelen phellos kenti savunma, tarım ve hayvancılığa elverişlilik açısından asıl yerleşim yeri olarak kullanılıyor. eski habesos ise "phellos'un karşısı" anlamına gelen antiphellos ismi ile bu ana kentin liman yerleşkesi halini alıyor. yaklaşık 3 bin yıl boyunca yunan, pers, iskender, mısır, roma, bizans, selçuklu, osmanlı ve erken cumhuriyet dönemleri boyunca burası antiphellos ismiyle biliniyor. türk hakimiyeti altındayken ismin söylenişi birazcık yuvarlanarak andifli'ye evriliyor. yukarıda da dediğim gibi bu isim merkez mahallenin ismi olarak günümüzde hala kullanılıyor.

şimdi gelelim en sevdiğim kısma. uydurma hikaye kısmına *.

kaş'ın yerlilerine "buraya niye kaş demişler" diye sorarsanız, size hemen güzel bir hikaye anlatırlar. kaş'tan bir taş atımı uzaklıkta olan meis adası da bu hikayeye suç ortaklığı eder. derler ki ada göze benzediği için ona yunanca güya göz anlamına gelen meis adını vermişler. kaş da bu adayı kuzeyden yay gibi sardığı için buraya da kaş adını vermişler. oysa ki ne ada göze benzer, ne kaş kaşa benzer; ne meis kelimesi yunanca'da göz anlamına gelir, ne de yunanca'da böyle bir kelime vardır. adanın asıl ismi kastellorizo'dur. kastello rizon*, yani "tepenin dibindeki kale" anlamına gelir. bu ismin "kastello rosso"dan* geldiğine dair rivayetler olsa da gerçeği yansıtmaz. buna rağmen, bu yanlış düşünce sebebiyle bir dönem fransızlar "château rouge", türkler ise "kızılhisar" gibi çeviri isimler kullanmışlar. diğer adı ise megisti'dir. yunanca'da "en büyük" anlamına gelir, ki bu bölgedeki irili ufaklı 14 kayalık adacığın en büyüğü olduğu için bu isim kullanılır. meis ise megisti'nin türkçe'de deforme olmuş halidir. bu hikaye yanlış hatırlamıyorsam rum bir şairin meis ve kaşı kaş ve göze benzettiği bir şiirinden doğma. bulursam eklerim buraya.

kaş-göz kaş-meis hikayemiz patladığına göre gelelim kaş'ın asıl kökenine. isim aslında kaş'ın coğrafi yapısından geliyor. kaş modern türkçe'de artık unutulmaya yüz tutsa bile "kıyı, kenar, keskin kenar, sarp yamaç" anlamına gelir. tam da başta verdiğimiz cümleyle uyumlu. bölgedeki türkmenlerin geçmişten bu yana bölgeyi ifade etmek için kullandığı bir isim. hele hele kaş ile kalkan arasındaki yoldan geçerseniz bu ismin neden verildiğini daha da iyi anlarsınız.

burası cumhuriyet dönemine kadar büyük ölçüde rum kasabası olarak kalmış. 1900-1915 arası nüfus kayıtlarına bakılacak olursa andifli kasabasına kayıtlı 200-300 müslüman ya var, ya yok. yaklaşık 1800'den fazla rum buranın ana sakinleri. türkler daha çok yukarıda yaylada yaşıyorlar. fakat 1922 senesinde türklerin kurtuluş savaşında inisiyatifi ele geçirip kazanan taraf olmaları sebebiyle başlayan büyük rum göçü 1923'te türk-yunan nüfus mübadelesine dönüyor ve bölgedeki rum nüfusu sıfıra iniyor. andifli kasabasında rumlardan boşalan yere de yine bölge halkı yerleşiyor. bölge çok uzun yıllar tarım, hayvancılık, balıkçılık ve kaçakçılık ile geçiniyor. yine çok uzun yıllar boyunca türk tarafında cinayet vb. büyük suçlara karışanlar hapse girmemek için meis'e kaçıp orada saklanıyorlar. hatta yılmaz güney'in de yurtdışına kaçmak için kaş-meis hattını kullanması buranın uzun yıllar merkezi otoritenin kontrolünden uzak, rahat rahat geçilebilen bir sınır kasabası olduğunu gösteriyor.

2000'lerin başında popülerleşmeye başlayan kasaba bugün kapasitesinin çok üzerinde misafir sayılarının yükü altında eziliyor ve yerel kültürünü ciddi anlamda yitirme tehdidi altında yaşıyor.
devamını gör...

rope, 1948 yapımı bir alfred hitchcock filmi. the man from earth adlı filme benzer filmler ararken bulduğum ve iyi ki izledim dediğim bir film. eski filmlere, oyunculuklara olan görüşümü değiştirmiş ve kısa, akıcı, heyecanlandıran, geren ve size insan psikolojisini başarılı bir şekilde gösteren bir film.

bunu tanımlarken hangi kelimeyi kullanmak istersiniz, kendiniz seçin: psikoloji, ruh hali, his, duygu, dışa vurum, mimik ve hareket, jest, ima, beyan... nasıl tanımlarsanız tanımlayın bu filmin içinde gördüğüm en başarılı yansımalarına tanık oldum. özellikle john dall ve james stewart'dan sonra farley granger'i altını çizerek belirtmek istiyorum. bu üç aktörün, yaklaşık bir buçuk saatlik bir filmde tek bir odada yaptıkları, hissettirdikleri gerçekten izlemeye değer.

mükemmel cinayet işlenebilir mi? sorusuna yanıt arayan film, konusu itibari ile düşündürücülüğünü bence filmden sonraya saklamış. çünkü izlerken, sahnelere odaklanmaktan alt yazıyı takip etmeyi bırakın okumadığım zamanlar oldu. bunu pek sık yaşamadığım için de abartarak ve uzatarak yazıyorum. sanırım, bunları da hak ediyor. hem konu, hem işleniş hem de oyunculuk olarak etkileyici bulduğum bu filmi izlemenizi şiddetle tavsiye ediyorum.
devamını gör...

poe, ablasına gider. işte, hoş geldinizler beş gittinizler, selamlaşmalar, sarılışmalar, öpülüşmeler. oturma odasına geçilir, poe oturur. karşılamaya gelmeyen dört numaralı küçük kız yeğen akrobatik esneme hareketleri yapıyordur. poe'nun eve girmesi umurunda olmadığı gibi oturma odasına girmesi de umurunda olmamıştır. pek cool pek.

poe: naber kız zilli, ne yapıyorsun?
dnkky: hiç... bir... şey... yapmıyorum.*
poe: pijaman da pek güzelmiş, ne o üzerindeki ayı mı?
dnkky: hayır! tavşan o, tavşan.* bak kulaklarınaaa.
poe: emin misin, bana ayı gibi geldi?
bir numaralı büyük kız yeğen: ayı ablacığım o. bak kulaklarına.
dnkky: ya dayı! ayı diyorum ayı. ayı bu ya! (ablasına döner) ayı diyorum anlamıyor ya.*

suyla getirir, suyu içer, suçu sana atar, geri de götürmez, yollar seni vallahi.
devamını gör...

güzel türkçemizin, güzide deyimlerinden biridir. ilk kelime olan asıl: gerçek, hakikat, öz , şecere gibi manalar taşırken; ermek : erişmek, ulaşmak, anlamak, bilmek, edinmek manalarına gelir.....

kelime grubu, deyim halinde; gerçek manasıyla; şeceresine kadar bilmek, soyunu öğrenmek anlamına gelirken, elbette ki deyim olma özelliğinden mütevellit mecaz anlamı da taşır ve asıl olarak, işte bu mecaz kast edilir. bilhassa meraklı kişiler için kullanılan deyim; bir konunun, olayın, meselenin kökenine kadar öğrenme, iyice bilme, böylece içini rahatlatma anlamına gelir...

örnek verecek olursak; mahallede bir kız sözden ayrılmıştır ve mahallenin dedikoducu teyzesi, mağdur kızımızın üzüntüsünü, perişanlığını; üzgün ailenin halini, can sıkıntısını ve buhranını hiiiiiç umursamadan, hatta hesaba katmadan, işin aslına ermek istemektedir. araştırır, soruşturur, karıştırır hatta buruşturur ve nihayet kılı kırk yararak, her türlü haberi, veriyi gözden geçirdikten sonra, bir çıkarsama yapar. işte burada mobese yahut gözetleme kulesi olarak adlandırdığımız bu teyzemizin yaptığı şey: işin aslına ermektir... işin aslına erer ve mahalleliyi de aydınlatır.**
devamını gör...

mersinin en büyük ilçesidir. tarihi mö yıllara dayanan şehirde dini ve kültürel bir çok tarihi yer bulunmaktadır. birçok ünlü insanın ayak bastığı, doğduğu, yaşadığı bir yerdir. türkiye'de ilk elektrik bu şehirde kullanılmaya başlanmıştır. (sanırım o yüzdendir ki elektrikleri sık sık bakım adıyla kesilmektedir.) şehrin ekonomik olarak geçimi çoğunluk tarım ve onun etrafında gelişen sanayisidir. ayrıca organize sanayisi mevcuttur.
yerel halkı türk ve yerel araplardan oluşur. ancak son yıllarda düzensiz göçler alarak, fazla olan çeşitlilik daha da artmıştır.
devamını gör...

entrylerini vakit buldukça okuduğum, ancak yoğunluk ve balık hafızam nedeniyle okuduktan sonra oy vermeyi unuttuğumdan ve unuttuğumu da ancak bildirim gelip de entrylere tekrar bakınca hatırladığım için seri oy yağmuruna tutmak zorunda kaldığım güzide yazar; affola jkjkgjffhhchgf.**

kafa yapısı olarak bana yakın gelen bir yazar ayrıca. güzel ve kaliteli tanımlarını ailecek takipteyiz efem.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim