ilk buluşmada su içen kadın
cep dostu kızdır.
devamını gör...
çocuklarla girilen komik diyaloglar
yer:kahvaltı sofrası
kardeşim: benim en büyük hayalim ne biliyor musunuz?
(herkes pür dikkat merakla bekliyor)
kardeşim: emekli olup çizgi film izlemek.
ben takdir ettim
kardeşim: benim en büyük hayalim ne biliyor musunuz?
(herkes pür dikkat merakla bekliyor)
kardeşim: emekli olup çizgi film izlemek.
ben takdir ettim
devamını gör...
the finishing
bir stavroz eseri.
kendisini değerlendirmeye benim kelime dağarcığım yetmeyeceğinden, hakkında yapılan bir youtube yorumunu alıntılamakla yetineyim: "stolen from god's ipod".
kendisini değerlendirmeye benim kelime dağarcığım yetmeyeceğinden, hakkında yapılan bir youtube yorumunu alıntılamakla yetineyim: "stolen from god's ipod".
devamını gör...
eniyisipencere
nickini görür görmez,
geçen kuşları görürsün hiç olmazsa;
dört duvarı göreceğine.
dedirten yazar.
geçen kuşları görürsün hiç olmazsa;
dört duvarı göreceğine.
dedirten yazar.
devamını gör...
şarap
içtikçe içesi geliyor insanın, çok ayrı seviyorum seni ama sabahın kötü oluyor be.
yapma bunu, sabah gizlice kaçan tek gecelik ilişki gibi, öyle bir tatsızlık veriyor ama gece çok keyifli.
yapma bunu, sabah gizlice kaçan tek gecelik ilişki gibi, öyle bir tatsızlık veriyor ama gece çok keyifli.
devamını gör...
bir yazar ya da şair neden yazma ihtiyacı duyar sorunsalı
duyuyordur. duyduklarını duyurmak istiyordur. şiiri sadece sözcüklerde değil yaşamın içinde duyuyordur. ve bunu başka nasıl anlatabilir ki? bir filmde, bir şarkıda, bir gülümsemede, bir çocuğun göz yaşında, bir kelimede bazen.
mihály vig - valuska
ben burada duyduğum şiiri keşke dökebilsem kelimelere. hiçbir kelimenin anlamı burada duyduğum şiiri duyurmama yetmez. yine de beni dürter durur bu yazma isteği. ta ki artık birike birike içimde taşıyamayacak kadar ağırlaşır.
not:#597255 tanımında gaunter o'dimm'in sayesinde ilk defa dinledim, kendisine teşekkürlerimle.
mihály vig - valuska
ben burada duyduğum şiiri keşke dökebilsem kelimelere. hiçbir kelimenin anlamı burada duyduğum şiiri duyurmama yetmez. yine de beni dürter durur bu yazma isteği. ta ki artık birike birike içimde taşıyamayacak kadar ağırlaşır.
not:#597255 tanımında gaunter o'dimm'in sayesinde ilk defa dinledim, kendisine teşekkürlerimle.
devamını gör...
cemal süreya'nın alkolik ve kadın şiddeti yanlısı olduğu gerçeği
hiç kimseyi ilgilendirmeyen gerçektir. bu hayatı kim nasıl istiyorsa öyle yaşar. (bkz: herkesin hayatına kimse karışamaz) cemal süreya 'nın şiirlerini okurum, mısralarında soluklanırım. gerçek hayatta işlediği günahlar ben dahil kimseyi ilgilendirmez. bu da böyle bir acı gerçek.
devamını gör...
ateistlerin vatan haini olduğu gerçeği
kafa sözlüğün daha en başlarda kirlenmeye başladığını gösteren uğursuz başlık.
devamını gör...
sigara içmeme nedenleri
istemediği için içmiyor oluşudur. biz sigara içenler de istediğimiz için içiyoruz. bu kadar.
devamını gör...
çat
sözlükte "katı, sert bir nesneden kırılırken çıkan ses ya da böyle iki nesne birbirine çarptığında çıkan ses." anlamına gelen sözcüktür.
devamını gör...
sevilmek
bence hayatta en değerli olandır. istediğin kadar yüreğini aç, bütün benliğinle onun yanında olmayı dile, istediğin kadar çaba sarf et ama karşılık bulamadıysan koca bir boşluk içinde debeleniyorsun demektir.
devamını gör...
sözlük yazarlarının en sevmediği saat aralığı
sabah 5-9 arası uyan, o saatte işe git. 9 a kadar ne yapıyorum ben bu nasıl hayat alüminyum modunda oluyorum.
devamını gör...
yazarların duydukları enfes cümleler
"hani yarınlar güzel olur diyorlardı olric, bu yaşadığımız gün de dünün yarını değil mi?"
- kandırıyorlar efendimiz , kandırıyorlar
- kandırıyorlar efendimiz , kandırıyorlar
devamını gör...
girişi güzel olan şarkılar
akla gelecek çok seçenek var ama ben listeyi çok uzatmadan en güzel girişi olan şarkılardan birkaç örnek veriyorum.
teoman - ne ekmek ne de su
özlem tekin - duvaksız gelin
murat kekilli - salını salını
bora duran - sana doğru
mabel matiz- öyle kolaysa
kayahan - elmanın yarısı.
teoman - ne ekmek ne de su
özlem tekin - duvaksız gelin
murat kekilli - salını salını
bora duran - sana doğru
mabel matiz- öyle kolaysa
kayahan - elmanın yarısı.
devamını gör...
guile
bir street fighter karakteridir.

oyunun, 1991 yılında kollu makinelerle oynandığı dönemdeki sekiz karakterden biridir.

o dönemler en popüler iki karakter olan ken ve ryu’dan sonra atari salonu fareleri tarafından en çok tercih edilen karakterdir.
guile amerikan ordusunda bir pilottur ve amerikan ordusuna mensup olduğu her halinden bellidir. gereksiz bir özgüvenle dolu oluşu, kaslarını sergilemek için sürekli atletle dolaşması, john wayne filmlerine olan hayranlığı ve kolunda dövme olarak taşıdığı amerikan bayrağı ile altı boş amerikan milliyetçiliğinin bir sembolüdür.
guile’ın en bilinen iki hareketi aleks bu ve jilet hareketleridir. orijinal isimleri bizi ilgilendirmediği için türkiye’de kullanılan isimlerini yazmayı tercih ettim. aleks bu hareketi ile rakibine şok dalgası yollayan guile, jilet hareketi ile de bir tür ters takla atarak rakibine şiddetli bir darbe vurur.

düzgün bir aile hayatı olan guile karısı julia ve kızları amy ile mutlu mesut bir halde amerikan rüyasını yaşamaktadır. guile aynı zamanda ken’in bacanağıdır.
guile’in derdi gücü ise m.bison tarafından öldürülen arkadaşı nash’in intikamını almaktır. zaten street fighter’a katılma nedeni de tam olarak budur.
street fighter filminde guile karakterini nokta atışı bir casting ile jean-claude van damme oynamıştır.

oyunun, 1991 yılında kollu makinelerle oynandığı dönemdeki sekiz karakterden biridir.

o dönemler en popüler iki karakter olan ken ve ryu’dan sonra atari salonu fareleri tarafından en çok tercih edilen karakterdir.
guile amerikan ordusunda bir pilottur ve amerikan ordusuna mensup olduğu her halinden bellidir. gereksiz bir özgüvenle dolu oluşu, kaslarını sergilemek için sürekli atletle dolaşması, john wayne filmlerine olan hayranlığı ve kolunda dövme olarak taşıdığı amerikan bayrağı ile altı boş amerikan milliyetçiliğinin bir sembolüdür.
guile’ın en bilinen iki hareketi aleks bu ve jilet hareketleridir. orijinal isimleri bizi ilgilendirmediği için türkiye’de kullanılan isimlerini yazmayı tercih ettim. aleks bu hareketi ile rakibine şok dalgası yollayan guile, jilet hareketi ile de bir tür ters takla atarak rakibine şiddetli bir darbe vurur.

düzgün bir aile hayatı olan guile karısı julia ve kızları amy ile mutlu mesut bir halde amerikan rüyasını yaşamaktadır. guile aynı zamanda ken’in bacanağıdır.
guile’in derdi gücü ise m.bison tarafından öldürülen arkadaşı nash’in intikamını almaktır. zaten street fighter’a katılma nedeni de tam olarak budur.
street fighter filminde guile karakterini nokta atışı bir casting ile jean-claude van damme oynamıştır.
devamını gör...
an itibarıyla yazarların nerede olup ne yaptığı sorusu
konum atabilsek iyi olacak olan başlıktır.
bütün gün mutfak dolaplarıyla haşir neşir olmuşumdur. astar, 3 kat boya, vernik ve hepsinin arasında 24 saat mecburi bekleyiş. neyse işte efem bugün bir bölümünün birleştirme işlerini gerçekleştirdim ve tek olduğum için azıcık zorlandım.
şuan ablamda çay içip iki dedikodunun belini kırıyor bir yandan da sözlük akışını takip ediyorum.
bütün gün mutfak dolaplarıyla haşir neşir olmuşumdur. astar, 3 kat boya, vernik ve hepsinin arasında 24 saat mecburi bekleyiş. neyse işte efem bugün bir bölümünün birleştirme işlerini gerçekleştirdim ve tek olduğum için azıcık zorlandım.
şuan ablamda çay içip iki dedikodunun belini kırıyor bir yandan da sözlük akışını takip ediyorum.
devamını gör...
tam kapanmanın bir hafta daha uzama ihtimali
aklımızla eğleniliyor resmen.
devamını gör...
normal sözlük'ün reklam almaya başlaması
ulan bende bu yazarlar ne biçim fotoğraflar atmış diyordum.
kesen dolu olsun yoldaş!
kesen dolu olsun yoldaş!
devamını gör...
yanlış zamanda tanışılan doğru insan
sorun değil. bekliyorum ve bekleyeceğim. çok doğru hissettiriyor, eğer gerçekten öyleyse bir yerde yollarımız kesişecek, biliyorum.
devamını gör...
ezilenler
nobel ödüllü, mısırlı, 70 yıllık yazarlık kariyeri boyunca 340’tan fazla hikaye, 30’dan fazla roman yayımlamış, yeri gelmiş hakkında ölüm fetvaları verilmiş usta yazar (bkz: necib mahfuz)’un bir kitabıdır.
kitap, odaklanma problemi olanlar için takip edilmesi zor bir kitap çünkü; baştan sona ilerleyen bir hikaye içerisinde çok fazla karakter girip çıkıyor hikayeye. bazıları kısa ömürlü oluyor bu karakterlerin, bazıları sayfalar boyu devam edebiliyor. ama yine de tüm bu zorluğuna rağmen çok beğendiğim bir eserdir ezilenler.
kalemine hakim olduğum bir yazar necib mahfuz. misal; daha öncesinde okuduğum (bkz: cebelavi sokağı’nın çocukları) isimli kitabı da bunun gibiydi. hatta birbirine çok benzettiğim iki kitaptır bu iki kitap.
her biri farklı huyları, farklı mizaçları olan bir sürü karakter geliştirip dahil ediyor hikayelerine. yani kitabın başıyla sonu arasına düz bir çizgi çeksek; bu çizgi üzerinde hiç değilse 30’dan fazla karakter okuyacaksınızdır kitabın sonuna kadar, çok garip…
kitap bir derviş tekkesinin önüne bırakılan kundakta bir bebekle başlıyor. hiçbir karakterini ebediyete kadar yaşatmamaya yemin etmiş yazarımızın kitaptaki bir çok karakteri de , işte bu bebeğin soyundan geliyor.
özetle biz de kitap boyunca bu sülalenin başından geçen destansı, acınası, zenginlik, açlık ve yoksulluk ihtiras, hırs vb. gibi bir sürü durumun olduğu olayların içine giriyor, çözümlemelerde bulunuyor, derdiyle dertleniyor, sevinciyle gülüyoruz. bazen sürgün oluyoruz, bazen sürgün ediyoruz. kabilelerle savaşıyoruz, dostluklar kuruyoruz.
okuyucusundan okuyucusuna farklılık gösteren bu kitap yukarıda anlattığım nedenlerden ötürü çok çabuk sıkılmaya meyilli kimselere tavsiye etmeyeceğim türden bir kitaptır.
ilgilisi ise kesinlikle beğenecektir…
kitap, odaklanma problemi olanlar için takip edilmesi zor bir kitap çünkü; baştan sona ilerleyen bir hikaye içerisinde çok fazla karakter girip çıkıyor hikayeye. bazıları kısa ömürlü oluyor bu karakterlerin, bazıları sayfalar boyu devam edebiliyor. ama yine de tüm bu zorluğuna rağmen çok beğendiğim bir eserdir ezilenler.
kalemine hakim olduğum bir yazar necib mahfuz. misal; daha öncesinde okuduğum (bkz: cebelavi sokağı’nın çocukları) isimli kitabı da bunun gibiydi. hatta birbirine çok benzettiğim iki kitaptır bu iki kitap.
her biri farklı huyları, farklı mizaçları olan bir sürü karakter geliştirip dahil ediyor hikayelerine. yani kitabın başıyla sonu arasına düz bir çizgi çeksek; bu çizgi üzerinde hiç değilse 30’dan fazla karakter okuyacaksınızdır kitabın sonuna kadar, çok garip…
kitap bir derviş tekkesinin önüne bırakılan kundakta bir bebekle başlıyor. hiçbir karakterini ebediyete kadar yaşatmamaya yemin etmiş yazarımızın kitaptaki bir çok karakteri de , işte bu bebeğin soyundan geliyor.
özetle biz de kitap boyunca bu sülalenin başından geçen destansı, acınası, zenginlik, açlık ve yoksulluk ihtiras, hırs vb. gibi bir sürü durumun olduğu olayların içine giriyor, çözümlemelerde bulunuyor, derdiyle dertleniyor, sevinciyle gülüyoruz. bazen sürgün oluyoruz, bazen sürgün ediyoruz. kabilelerle savaşıyoruz, dostluklar kuruyoruz.
okuyucusundan okuyucusuna farklılık gösteren bu kitap yukarıda anlattığım nedenlerden ötürü çok çabuk sıkılmaya meyilli kimselere tavsiye etmeyeceğim türden bir kitaptır.
ilgilisi ise kesinlikle beğenecektir…
devamını gör...