kafa sözlüğün seri artı oy veren meleklerinden. sağolsun okuyup, beğenip, artılamayı da ihmal etmiyor. okuması, yazması eksik olmasın her daim yazsın, çizsin.
devamını gör...

2017 yılından beri içmediğim asitsiz içecektir.

aslında çok severdim özellikle lipton markasını ama çok fazla şekerli gelmeye başladı ben de bıraktım.
devamını gör...

olay tam olarak baslikta yazildigi gibi oldu evet. ak parti'nin 7. olagan kangresi bilindigi uzere dun ankara'da yapildi. hayat eve sigar adli uygulamanin ihbar hattina dun bir cok vatandas tarafindan rte'yi sosyal mesafeye vb. tedbirlere uymamasindan oturu sikayet ettigi belirtildi...
buradan
devamını gör...

attack on titan, hajime ısayama tarafından çizilen bir manga serisidir. aynı zamanda animesi de vardır. manga olarak sona çok yaklaşmış ama animede bir süre daha gelecek sezonlar var.

seri çok güzel hem okuyup hem izliyorum ikisi de aşırı keyif veriyor. çok animeci biri değilim izlemeyi de düşünmüyordum ama geçen bir deneyeyim dedim inanılmaz ilerledi. tavsiye edilir. ayrıca levi ackerman kalbimizdesin.

ayrıca bugüne kadar nasıl bu başlığı açmamışsınız bilmiyorum ama bu sözlüğe benim elim değmesi lazımmış demek ki ehuehuheeuh.
devamını gör...

"live the story you want to tell."dir. ziyadesiyle özümsediğim bu söz seçim yapmak gerektiğinde yol gösterici niteliğini taşıyabilmektedir.

bonus: hepimiz çamur içindeyiz ama bazılarımız yıldızlara bakar. oscar wilde'dan sevgilerle.
devamını gör...


akp, '128 milyar dolar nerede' sorusunu tekrar kendi elleriyle gündem yaptığı için alay konusu olan animasyonu sildi.

alay konusu oldukları için sildilerse, bu da alay konusu olmaz mı?
acaba neden silindi?
duyan yada bilenlerin insaniyet namına bilgi vermeleri rica olunur.
buradan
devamını gör...

mutluluk bir son durak degil, hayatinizdaki bir secenektir, aptal veya akilli olmakla beraber size yakinlasip uzaklasmaz. siz olan bitene ragmen mutlu olmayi secerek yolunuza bakarsiniz, yaptiklarinizi bu tur bir hayata karsi durus ile yaparsiniz.
mutsuzlugunuzu "ben cok akilliyim ondan mutsuzum" demek bence hem bahane bulmak hem de kendini biraz dev aynasinda gormekten ibaret. biraz donup ic dunyaniza bakmanizda fayda var.
devamını gör...

anonim kalmayacaksam buranın instagram,twitter gibi sosyal medyalarımdan ne farkının olacağını düşündüğüm başlık.

anonimim çünkü düşüncelerimi daha rahat ifade ediyor,dilediğim gibi tanım yapabiliyor ve eş dost ile sözlükte karşılaşma riskine güvenlik çemberimle savabiliyorum. burda kara kaşıma kara gözüme, cinsiyetime bakmayan insanlarla muhabbet edebiliyorum. beni ben olduğum için tanımak istiyorlar, seviyorlar, yazdıklarımı okuyorlar.

yoksa bir fotoğraf koyup beni daha da sevmenizi sağlayabilirim ama bu kadarı kafi *
devamını gör...

sanki erkekler dut yemis bulbul.. gıybet cinsiyet ayrımı tanimaz..
devamını gör...

liste yapmak. aşırı derecede defter almayı sevdiğim için evde bi sürü boş defterim var * hem onları değerlendirmek adına bazen onlara bazen de telefonumdaki notlar kısmına bi şeyler yazıyorum sürekli. almak istediğim kıyafetleri/ihtiyaçlarımı, dizileri-filmleri, o gün yapmam gereken şeyleri vs. liste yapıyorum düzenliyorum falan genelde.
devamını gör...

vay be. koskoca isa dahi olsan 12. havariyi kullanamıyorsun işte. futbol böyle bir oyun. üzgünüz isa, bak işine kardeşim.*
devamını gör...

"akbabaların" diye okudum bir an ama yanlış anlamamışım sonuçta eş anlamlı diyebiliriz. tüm gençlerimizin allah yardımcısı olsun dediğim gündür. *
devamını gör...

bazı insanlar bazı kelimeler kulağa hoş geldiğinden sürekli onu kullanmak ister. ancak bu kişiler takıntı haline getirdiği kelimeleri ciddi anlamda yerli yersiz kullanabiliyor. onomatomani ismi verilen bu takıntıda bir kelimeyi sürekli tekrar etmek karşı koyulamaz bir istek.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

okuduğumuz roman hakkında konuşmayacaksak, şiirler de romantizmi doruklarda yaşamayacaksak, roman karakterlerinin analizini yapmayacaksak, yazarı hakkında dedikodu yapmayacaksak ve kitap hakkinda saatlerce tartismayacaksak, birbirimize kitap hediye etmeyeceksek veya kitap alıntısı paylaşmayacaksak neyleyim ben böyle hoşlanılacak sevgiliyi.

konu da bulamayız ki konuşacak. sıkılırım ben. hee kitap okumayı sevdirebilirim belki bir yerde ama ya bu sürede beni de kitaplardan soğutursa ya da benim israrimla istemeyerek kitap okumaya başlarsa ne faydası olacak.
bilemiyorum altan bilemiyorum çok zor.

whis bunu beğenmedi.
devamını gör...

ateizm, tanrı veya tanrıların varlığına dair inanç yokluğudur, bir yaratıcıya inanmamaktır. müslümanlara ve islamiyete hakaret etmek değil, beyinden yoksun bırakılmış çocuklar.

şimdi muhabbetinize devam edebilirsiniz.
devamını gör...

sen beni öpersen belki de bulvarlar iltihablanır
çağdaş coğrafyalarda üretir cesetlerini siyaset bilimi
o vakit bir sufiyi darplarla gebertebilirsin
hayat bir yanıyla güzeldir canım, sen de güzelsin

(bkz: ah muhsin ünlü)
devamını gör...

yunan mitolojisinin en acıklı fakat felsefesi derin hikayelerinden biri birazdan anlatacaklarım.

girit kralı minos tahta geçince poseidon’a yalvarıp kendisine kraliyetinin sembolü olarak kar beyazı bir boğa göndermesini, bunu da tanrısına adayacağını söyler. istediği gibi bir boğa gelir fakat minos boğanın güzelliğine dayanamayıp kurban etmekten vazgeçer. bu hikayede gökten koç inmiyor ne yazık ki. tanrı poseidon, minos’un cüretkarlığına çok kızıp unutamayacağı bir ceza planlar. minos’un karısı pasiphaë’yi beyaz boğaya aşık eder. kraliçe pasiphaë, dönemin usta zanaatkarlarından daedalus efendiyi çağırtıp meramını anlatır, “bana tahtadan bir boğa yap ki beyaz boğayı kandırayım, benimle birlikte olabilsin” der. daedalus kraliçenin isteğini gerçekleştirir, boğayla kraliçenin bir çocuğu olur, fakat tövbestağfurullah ecinni gibi bir şey çıkar ortaya. insan desen insan değil, boğa desen boğa değil, “ee ad vericez ki lan buna” diye düşündüren bir şey çıkmıştır ortaya. şehrin zekilerinden biri çıkıp “beyler biz minoslu değil miyiz (minoan civilization)? burası minos şehri değil mi? e şehrin adını verelim gitsin, minoslu boğa diyelim, ne diyonuz?” diye sorar. ahali tabi alkış kıyamet, fikri çok beğenir, minos ve taurus kelimelerini harmanlayıp minotaur ismini üretirler.

bu sırada kraliçe pasiphaë yavrusunu besler, büyütür, fakat hayvan (?!) büyüdükçe insani duygulardan yoksun olduğunu görür. merhamet duygusu yoktur. öldürme güdüsü baskındır. garip de bir yaratık olduğu için neyle besleyeceklerini de bilemezler, açlıktan iyice gözü dönen minotaur insan öldürüp kendine ziyafet çekmeye başlar (otçul boğayı da insan yiyen canavara çevirmeleri ilginç bir detay olmuş). kral minos, karısı kraliçe için tahta boğayı yapan adamı çağırtır, “bu belayı başımıza sen açtın, sen temizleyeceksin. şu yaratığı hapsedebileceğimiz bir hapishane yap” der, peşine de “yıkıl karşımdan” diye ekler. daedalus ve oğlu ikarus bir labirent yapar, minotaur da bu labirentin merkezinde hapis tutulur der efsane. hatta derler ki, daedalus o kadar mükemmel bir labirent yapmış ki neredeyse kendisi bile içerde yolunu kaybedecekmiş.

tam “işler bitti, hadi biz ödemeyi alıp yolumuza gidelim sayın kralım” diyecekken minos “bi’ dakka durun bakalım. bu labirentin varlığından haberdar olan, girişini çıkışını bilen, dahası içinde kraliçenin bizzat kendi doğurduğu boğa adamın varlığını bilen sadece siz varsınız. bu bilgilerle sizi salamam. muhafızlar! kapatın bunları kuleye” der ve baba oğulu kuleye hapsettirir.

daedalus bakar ki kral minos’un ordusu gün geçtikçe daha da büyüyor, kral da daha sert davranmaya başlamış; “bize karadan kaçış yok” diyerek gözünü denize dikmiş. bakmış ki donanma da o biçim, ondan da vazgeçmiş. umudunu kaybetmek üzereyken kulenin tepesine gelip giden kuşları fark etmiş. kuşların tüylerini balmumuyla tahta bir iskelete tutturarak kanat yapan daedalus, bir çiftini oğluna verir diğer çifti kendi alır. uçmadan önce oğlunu sıkı sıkıya tembihler, “ey oğul” der. “sakın denize çok yakın uçma, kanatlarındaki tüyler ıslanır, boğulursun”. baba ya bu, nasihatlere devam eder. yine “ey oğul” der. “güneşe de çok yakın uçma, kanatların erir, çakılırsın”. ikarus tabi uçan ilk insan olacak, gencecik çocuk, heyecandan yerinde duramıyor. “he baba he” deyip babasıyla birlikte kulenin penceresinden bırakır kendini boşluğa.

piyuuuu… hezarfen uçmazdan yıllaaar yıllar önce ikarus uçmuş. o kadar uçmuş ki, sanki yıllardır uçuyormuş gibiymiş. kuşlarla yarışa tutuşmuş, bir yukarı bir aşağı dala çıka uçmaya başlamış. kendini özgürlüğün büyüsüne o kadar kaptırmış ki yükseldikçe yükselmiş. “bir fani bu kadar yükselerek bana nasıl saygısızlık edebilir” diyerek küplere binen güneş tanrısı helios, yakıvermiş ikarus’un kanatlarını. tüylerini bir arada tutan balmumu eriyince olanca hızıyla suya çakılmış, oracıkta boğularak can vermis ikarus. o günden sonra ikaria adasına ve çevreleyen denize ikarus’un ismini vermişler.

şimdi gelelim hikayenin ana fikrine. çok yüksekten uçmak (kendine çok güvenmek) ve çok alçaktan uçmak (fazla uysal olmak), ikisi de tehlikelidir. ikarus, korkularımızın (en azından bir kısmının) sezgisel olduğunu ve yeterli cesaretle üstesinden gelinebileceğini temsil eder. yüksekten, ya da düşmekten korkmanın yerine bugün konfor alanından çıkıp riskli bir girişimde bulunmayı da koyabiliriz (parayı dolara yatırmak gibi, borsaya girmek gibi, “ben bu işi başarırım ya ne var ki” gibi).

“limitlerimizin farkında olmak” sonucu da çıkartılabilir. ölçülü olmak, yerine göre davranmak falan gibi şeyler. mesela rains of castamere şarkısında der ki “and who are you, the proud lord said, that i must bow so low? (peki siz kimsiniz ki, dedi gururlu lord, ben önünde yerlere kadar eğileceğim?)”, bence anlatmak istediğimi çok güzel anlatıyor. saygıyı elden bırakmadan dişlerini gösteren lannister lordunun gözünden bu “kendini ezdirmemek ama çizgiyi de aşmamak” düsturunu ben görebiliyorum yani, umarım size de görünür. zorlarsak belki büyüklere, yaşlılara, tecrübelilere vs saygı, hürmet falan gibi sonuçlar da çıkarılabilir (ama hiç benim çıkartacağım sonuç değil heheh).
son olarak bahsetmezsem çarpılırım dediğim bir konu var. eskiden sakin diye bir grup vardı, bu konu üzerine bir şarkıları var.

ikarus’un (eğer başarsaydı) güneşe ulaşan ilk ölümlü olması üzerine bir şarkı. “birden susarsa bütün yenilgiler // tekil hayatlar da bir gün devrim yapar ya” der, sanki o istediğin hedefe ulaşınca geçmişteki bütün yenilgilerin kaybolacağını, hayatının ihtilalini gerçekleştireceğini, zincirlerini kıracağını söyler.

ya da ben çok fazla anlam yüklüyorum. bilemedim.

bruegel'in landscape with the fall of icarus isimli tablosunda mesela ikarus'un düştüğünü sağ altta görebilirsiniz.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
ya da daha modern çalışmalarda şu şekilde de resmedildiği oluyormuş.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel ya da böyle
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kadınların şöyle olması, kadınların böyle olması diye tek tek başlık açmak yerine hepsini bu başlık altında toplayalım da kurtulalım diye açtığım başlıktır.
devamını gör...

abraham lincoln'ün bitirmek için çok uğraşıp uğrunda canından olduğu savaş.
devamını gör...

dostoyevski-karamazov kardeşler
tolstoy-insan ne ile yaşar
jack london- martin eden
john steinbeck-fareler ve insanlar
sabahattin ali- kürk mantolu madonna
sabahattin ali- içimizdeki şeytan
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim