hoca, benim kardeş hasta, diyor.
nesi var? diyorum.
ateşi var çok, diyor. ölecek.
ilaç vereyim mi? diyorum.
hayır, portakal ver, diyor.
portakal yememiştir hiç.

bu diyaloğu ile akılda kalmış ferit edgü romanı.
devamını gör...

tom rosenthal - don't die curious şarkısının klibinden bir kare.


sözlükten bir yazarımızın önerisi ile keşfettiğim ve oldukça sevdiğim bir şarkıdır aynı zamanda.
devamını gör...

tamam kenan komutan! istanbul'u da sen fethettin!
devamını gör...

fiziği , giyim-kuşamı ve kişisel bakımına gösterdiği özeni yani kısacası genel dış görünüşü.

aslında sadece karşı cins için değil insanlar genel olarak bir insanda ilk olarak dış görünüşe dikkat ederler çünkü bir insanı ilk olarak görme duyumuz ile algılarız. bu yüzden bize o kişi hakkındaki ilk fikri veren onun dış görünüşüdür.bu ilk izlenimden sonra diğer duyularla elde edilen veriler neticesinde beğenimiz artar ya da azalır.


insanlar kıyafetleriyle karşılanır, ilmiyle ağırlanır, ahlakıyla uğurlanır
devamını gör...

zirvesine göz koyduğum dağlara bak
koşup takıldığım çitlere bak

cahit zarifoğlu - korku ve yakarış,
sayfa 95
devamını gör...

güneşe çıkınca gelen hapşurma isteğidir. ilk insanların mağarada karanlıkta yaşaması ile bağlantısı vardır. mağaradaki tozlu atmosfere maruz kalan insan, ışığa çıktığı zaman burnuna yapışmış tozları temizleme kökenine dayanır.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

google arama motorunun sadece akademik araştırmalar içerisinden araştırma yapmanızı sağlayan arama bölümü.
devamını gör...

"böyle tutunduk ama balkon demirleri yeterince sağlam mı? bakayım.. sallanıyor gibi. neyse ben dizlerimle balkon duvarından destek alayım en iyisi. ama sanki geçenlerde balkon duvarı yıkılmıştı da biri yere düşmüştü. düşmemiş miydi yoksa? böyle de yaşanmaz ki ya, içeri gidiyorum ben!"
devamını gör...

bilinen ilk sosyal deneyi gerçekleştiren amerikalı psikolog. bu deneyin sonuçları, insanların bir rakibe karşı yarıştıkları koşullarda, zamana karşı yarıştıkları koşullara kıyasla daha hırslı ve istekli davrandıklarını göstermişti.
devamını gör...

olabilir.
devamını gör...

kadıköy

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

''kimlik bunalımı'' kavramını ilk kullanan psikologtur. erikson'ın psiko-sosyal gelişim kuramına göre, gelişim için 8 aşamadan geçeriz ve her aşamada çözülmesi gereken bir kriz vardır. bunu çözenler daha başarılı gelişir.

1- trust versus mistrus / güven karşısında güvensizlik: doğum ile ilk 1-2 yılı kapsar. bebeğin ihtiyacı besin ve ilgidir. besini ağız yoluyla, anne memesini emerek gerçekleştirir. bu dönemde çocuğa besin sağlamak ve güven oluşturmak çok önemlidir. eğer güvenilir bir bakıcı (caregiver) bulamazsa mistrust development (güvensiz gelişme) gerçekleşir.

2- autonomy versus shame and doubt / bağımsızlık karşısında utanç ve şüphe: yürümeye başlayan çocuk (1)-3 yaşlarını kapsar. yetişkinlikte insanlara şüphe ile bakan kişilerin bu dönemdeki gelişimiyle ilgili bir sorun oluşmuştur.
güven karşısında güvensizlik aşamasında eğer çocuk ailesine güvenli bağlandıysa, autonomy (bağımsızlık) aşamasına geçer. bu yaştaki çocuklar çevreyi keşfetmeye çalışır ama bir gözleri de muhakkak ailesinde olur. küçük çocukların hızlı hızlı adım atarak bir yerlere gitmeye çalışırken muhakkak arkasına, aileden bir üyeye baktığını görmüşsünüzdür. fakat ilk aşamada mistrust (güvensiz) olarak gelişen çocuklar daha şüpheci davranırlar. eğer biri onları cezalandırırsa veya bağırırsa bu shame and doubt (utanç ve şüphe) hissetmelerine yol açacaktır.

3- initative versus guilt / girişkenlik karşısında suçluluk: 3-5 yaşı kapsar. bu yaştaki çocuklar daha sosyal olmaya ve sorumluluk almaya çalışır fakat eğer meraklarından dolayı azarlanır veya cezalandırılırsa bu ileride büyük sorunlara (baskılanmışlık, cinsel problemler) yol açar. endişeli ve suçlu hissedebilirler.

4- industry versus inferiority / üretkenlik karşısında aşağılık duygusu: 6 yaş ile ergenliği kapsar. bu yaş aralığındaki çocuklar okulda başarılı olmaya çalışıp öğrenme süreçlerine üretme süreçlerini de ekler. eğer yetersiz veya verimsiz hissederlerse aşağılık/yetersiz aşamadan geçerler.

5- identity versus identity confusion / kimlik kazanımı karşısında kimlik karmaşası: gençlik yıllarını kapsar (12-20). ''ben kimim?'' sorusunu kendilerine sorarak bir kimlik edinmeye çalışırlar. bu döneme kadar edinilen alışkanlıklar, fikirler ve bakış açıları sorgulanmaya fazlasıyla müsaittir. bireyin kendisini tanıması gelecekteki yaşamını şekillendireceği için önemli bir evredir. bu evrenin sağlıklı tamamlanması için önceki evrelerin de sağlıklı tamamlanmış olması gerekir. aksi taktirde kötü alışkanlıklar (alkol, sigara) ve suç işleme eğilimleri görülebilir.

6- intimacy versus isolation / samimiyet karşısında yalnızlık: 20-30 yaşları kapsar. bu yaştaki kişiler samimi ilişkiler bulmaya çalışır. eğer bulurlarsa intimacy yani samimiyet, yakınlık evresinden geçerler. samimi ilişkilerin dışında, farklı görüşteki ve karakterdeki kişilerle ilişki kurmayı öğrenirler.
samimi ilişki bulamazlarsa veya tehlikeli gördükleri çevreden uzaklaşmak isterlerse isolation yani yalnızlığı seçerler.

7- generativity versus stagnation / üretkenlik karşısında durgunluk: 40-50 yaşları kapsar. bu yaştaki insanlar, genç jenerasyona yardım etmeye, verimliliklerini artırmaya çalışır. aile ilişkileri ve faaliyetleri bu dönemdeki insanların üretken hissetmesi için önemlidir. eğer aileye veya başarılı bir kariyere sahip değillerse durgun hissederler.

8- integrity versus despair / benlik bütünlüğü karşısında umutsuzluk: 60 +yaş. bu evrede insanlar geçmişe bakmaya eğilimlidir. kendini tamamladığını düşünen kişiler pek pişmanlık da duymazlar, bundan önceki evreleri sağlıklı tamamlamışlardır. hayatlarını daha pozitif olarak hatırlayanlar 'bütün' hissederken pişmanlıklarla dolu bir hayat yani negatif olarak hatırlayanlar ise 'umutsuzluk' içinde olurlar.
devamını gör...

herkes dendiği için söz hakkı doğdu. ben öyle konuşmuyorum, en azından uzun zaman alıyor senli benli konuşmam. konuştuklarım arasında da, %98.7'si sizli bizli konuşan insanlardı. yanisi size öyle gelmiş. sizli günler dilerim.
devamını gör...

orijinal adı the call of the wild olan jack london romanı.

evinden kaçırılıp satılan köpeğin yaşadığı zorlukları, doğaya alışma sürecini, insanlar tarafından itilip kakılmasını, boyun eğmekle eğmemek arasında kalmasını mükemmel bir dille anlatmış jack london.

buck'ın yaşamak zorunda olduğu şeyler ise içimi parçaladı.


sopa kimdeyse kanun onun elindedir.
devamını gör...

"karla kaplanmış 2 arabaya bakıyor olmayasın?" düşüncesini akla getiren durum.
devamını gör...

zannedersem fakir olduğum ve bunu hissettiği için benim hiç görmediğim mağaza çalışanıdır.
devamını gör...

tam tersi bir açıklamayı bakan beyden bekliyorum.
devamını gör...

kim benim şarjımı aldı?*
devamını gör...

ilk aşkım ilk heyecan, kovaladıkça kaçan ateş böceğim misin? diye devam ettirilecek olan başlık.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim