brodie raporu
bir jorge louis borges kitabıdır.
borges bir okuldur. mezun olma ihtimalimizin olmadığı ama bunu istemeyi bile aklınızdan geçirmeyeceğiniz bir okul.
borges karanlık bir kütüphaneye aydınlık gözleri ile ışık saçan bir edebiyat tanrısıdır. borges bir yol göstericidir. borges korku dolu gözleriyle fırtınanın ortasında bir umut arayan yitik denizcilere soluk aldıran bir deniz feneridir. borges hayalimizdeki cenneti kurgulayan bir kurtarıcıdır. borges kitapların kağıt parçaları olarak kalmasına müsade etmeyen bir ruhun üfleyicisidir.
borges okumak düşsel bir seyahat esnasında kaybolup kendini bulmaktır. borges okumak metrelerce altına dalıp okyanusun, nefes alabildiğini fark ettiğinde duyulan mutluluktur. karanlık bir gecede korku içinde dolanırken bir ormanda kapısındaki huzurlu ışığın altında oynayan çocuklar olan bir eve rastlamaktır borges okumak. borges okumak kalabalık bir caddede kimsesizliğinizi iliklerinize kadar hissederken eski bir dosta rastlamaktır. borges okumak yıllar önce kaybolduğunu sanıp ardından günlerce üzüntü çektiğiniz eski bir oyuncağınıza rast gelmektir beklenmedik bir anda. bunların hepsidir borges okumak, belki de hiçbiri değildir.
bu yazdıklarımın hepsini 11 kez yaşayabilirsiniz bu kitapla.
borges bir okuldur. mezun olma ihtimalimizin olmadığı ama bunu istemeyi bile aklınızdan geçirmeyeceğiniz bir okul.
borges karanlık bir kütüphaneye aydınlık gözleri ile ışık saçan bir edebiyat tanrısıdır. borges bir yol göstericidir. borges korku dolu gözleriyle fırtınanın ortasında bir umut arayan yitik denizcilere soluk aldıran bir deniz feneridir. borges hayalimizdeki cenneti kurgulayan bir kurtarıcıdır. borges kitapların kağıt parçaları olarak kalmasına müsade etmeyen bir ruhun üfleyicisidir.
borges okumak düşsel bir seyahat esnasında kaybolup kendini bulmaktır. borges okumak metrelerce altına dalıp okyanusun, nefes alabildiğini fark ettiğinde duyulan mutluluktur. karanlık bir gecede korku içinde dolanırken bir ormanda kapısındaki huzurlu ışığın altında oynayan çocuklar olan bir eve rastlamaktır borges okumak. borges okumak kalabalık bir caddede kimsesizliğinizi iliklerinize kadar hissederken eski bir dosta rastlamaktır. borges okumak yıllar önce kaybolduğunu sanıp ardından günlerce üzüntü çektiğiniz eski bir oyuncağınıza rast gelmektir beklenmedik bir anda. bunların hepsidir borges okumak, belki de hiçbiri değildir.
bu yazdıklarımın hepsini 11 kez yaşayabilirsiniz bu kitapla.
devamını gör...
plasebo etkisi
işe yarayan bir etkidir.
tecrübeyle sabittir.
tecrübeyle sabittir.
devamını gör...
bir gün tek başına
babamın kitaplığından(bkz: tek kişilik ölüm) ile tanıdım (bkz: vedat türkali) 'yi.. darbeler gören, darbelerin öncesi ve sonrasının siyasal atmosferinin topluma etkilerini kitaplarına yansıtan bi (bkz: çınar)..
''ömrünün her dönemin de bütün bilgisini kuşanıp, tanıklık ettiği dönemi anlatmak için kalemini silahı yapardı.'' der bizim ihtiyar onun için..
(bkz: bir gün tek başına) tuğla kıvamında olsa da, sayfa sayısı gözünüzü korkutmasın. kitabı okutan sayfa sayısı değil sonuçta. bakmayın 747 sayfalık bi kitap olduğuna, elimde sabun gibi iki haftada kaydı gitti. .
kitabın akıcılığı sıkılmadan okumama sebep oldu aslında. öyle ki anlatılan konulara yabancı olmayan okurlar film izler gibi ilerleyeceklerdir. kenan'la, günsel'le ve diğerlerinin rakı masalarına misafir oldum, onların memleket üstüne sohbetlerini dinleyip, onlarla birlikte şikayetçi oldum, zaman zaman küçük burjuva dünyalarında kirlendim. günselin o güzel sesinden nazım'dan şiirler dinledim. kızlı erkekli ortamda hemde! "biz böyle rakı masalarında memleket meselelerini konuşarak mı bir şeylerin değişmesini bekleyeceğiz?" diye soran günselin karşısında ezildim.
korkaklığımı kenan gibi haklılaştırmak için kendime bile inandıramadığım sebepler ürettim. ümitsizliğe kapıldığımız anlarda babanın kapısını çalıp sohbetlerini dinleyip yüreğimize düşen eylem ateşiyle yasaklanmış doğruları onlarla birlikte sokaklarda haykırdım. "dağılın" diye haykıran gücün karşısına bedenini siper edenlerle yoldaş oldum.
düzenin korucuları tarafından gözaltına alınan günsel'in işkence de ki dirayetine hayran kaldım. cellatların karşısında onlarla birlikte dik durdum. hücrede sessiz sessiz ağladım. günsel ile beraber ağız dolusu küfürler ettim komisere . dönemin haramileriyle günümüzün haramilerini kıyasladım. küçük devrimciler ile, geleneksek sol üstüne kafa yordum.
sonra geldim buraya kitabı okuduktan sonra bir şeyler karalayayım dedim, yazıp yazıp sildim, acaba başıma bir iş gelir mi diye tedirgin oldum! herhalde o günlerden bugünlere gelinen süreci anlatacak en güzel örnek parmaklarımızın ucuna kadar gelip de yazamadığımız şeylerin tedirginliğidir. bu tedirginliği yaşamayıp bedel ödemeyi göze alan insanlara sırtınızı dönmemeniz umuduyla tadına vararak keyifle okumanız dileği ile...
--! spoiler !--
"kimseden izin beklemedim seni sevmek için..."
"uyan artık uykudan uyan, uyan esirler dünyası… kavga sesleri geliyor köylerden ve şehirlerden. devrimciler ilerliyor, bugün esir, yarın herşey…"
"nasıl tanıyamıyoruz kişileri...yıllarca yan yana yaşıyoruz, yatıp kalkıyoruz, bir de bakıyoruz bambaşka biriymiş o. "
"demokrasi yapacaklarmış pezevenkler!.. halksız, işçisiz demokrasi olur mu be? koyun sürüsü ettiler milleti..."
"yıllarca çekilen işkenceler, baskılar, hapislikler, sürekli polis kovalamaları öylesine yılgınlık yaratmış ki en namuslu kişiler bile ''örgüt'' sözcüğünden ürker olmuşlardı. faşizmin iyice kuduzlaştığı böyle bir dönemde düzenli bir örgüt çalışması söz konusu değildi. "
".. yararı olur böyle durumlarda. bir şeyler okursun, dalar gidersin, her şeyi unutursun çoğu kez. “sadece okumaya yarıyorsa kitaptan iyi afyon yok ! ”
"felsefe okuyorsunuz demek... vatanınızın, devletinizin yararına düşünmeyi öğretmediler mi size ? "
"birden kızın elini tuttu kenan.
-ne olur beni bırakma günsel, dedi. kimseyle böyle konuşmadım ben. belki budalayım, ama inan bana dürüstüm. şaşırmak istemiyorum yolumu...yalnız yakalıyorlar beni. bırakma artık. sensiz hiçim. çevremdeki her şey sırtımda. tek başıma ezecekler beni."
".. mutluluk da yorar insanı. pırıl pırıl bir ırmakta yüzüyorsun, mutluluk dediğin bu. bir kıyıda, bir dönemeçte arada bir ortaya çıkıveren pis bulanık akıntılardan uzaklaşacaksın, güçlü kulaçlar atman gerek. ne çok düşmanı var mutluluğun."
--! spoiler !--
''ömrünün her dönemin de bütün bilgisini kuşanıp, tanıklık ettiği dönemi anlatmak için kalemini silahı yapardı.'' der bizim ihtiyar onun için..
(bkz: bir gün tek başına) tuğla kıvamında olsa da, sayfa sayısı gözünüzü korkutmasın. kitabı okutan sayfa sayısı değil sonuçta. bakmayın 747 sayfalık bi kitap olduğuna, elimde sabun gibi iki haftada kaydı gitti. .
kitabın akıcılığı sıkılmadan okumama sebep oldu aslında. öyle ki anlatılan konulara yabancı olmayan okurlar film izler gibi ilerleyeceklerdir. kenan'la, günsel'le ve diğerlerinin rakı masalarına misafir oldum, onların memleket üstüne sohbetlerini dinleyip, onlarla birlikte şikayetçi oldum, zaman zaman küçük burjuva dünyalarında kirlendim. günselin o güzel sesinden nazım'dan şiirler dinledim. kızlı erkekli ortamda hemde! "biz böyle rakı masalarında memleket meselelerini konuşarak mı bir şeylerin değişmesini bekleyeceğiz?" diye soran günselin karşısında ezildim.
korkaklığımı kenan gibi haklılaştırmak için kendime bile inandıramadığım sebepler ürettim. ümitsizliğe kapıldığımız anlarda babanın kapısını çalıp sohbetlerini dinleyip yüreğimize düşen eylem ateşiyle yasaklanmış doğruları onlarla birlikte sokaklarda haykırdım. "dağılın" diye haykıran gücün karşısına bedenini siper edenlerle yoldaş oldum.
düzenin korucuları tarafından gözaltına alınan günsel'in işkence de ki dirayetine hayran kaldım. cellatların karşısında onlarla birlikte dik durdum. hücrede sessiz sessiz ağladım. günsel ile beraber ağız dolusu küfürler ettim komisere . dönemin haramileriyle günümüzün haramilerini kıyasladım. küçük devrimciler ile, geleneksek sol üstüne kafa yordum.
sonra geldim buraya kitabı okuduktan sonra bir şeyler karalayayım dedim, yazıp yazıp sildim, acaba başıma bir iş gelir mi diye tedirgin oldum! herhalde o günlerden bugünlere gelinen süreci anlatacak en güzel örnek parmaklarımızın ucuna kadar gelip de yazamadığımız şeylerin tedirginliğidir. bu tedirginliği yaşamayıp bedel ödemeyi göze alan insanlara sırtınızı dönmemeniz umuduyla tadına vararak keyifle okumanız dileği ile...
--! spoiler !--
"kimseden izin beklemedim seni sevmek için..."
"uyan artık uykudan uyan, uyan esirler dünyası… kavga sesleri geliyor köylerden ve şehirlerden. devrimciler ilerliyor, bugün esir, yarın herşey…"
"nasıl tanıyamıyoruz kişileri...yıllarca yan yana yaşıyoruz, yatıp kalkıyoruz, bir de bakıyoruz bambaşka biriymiş o. "
"demokrasi yapacaklarmış pezevenkler!.. halksız, işçisiz demokrasi olur mu be? koyun sürüsü ettiler milleti..."
"yıllarca çekilen işkenceler, baskılar, hapislikler, sürekli polis kovalamaları öylesine yılgınlık yaratmış ki en namuslu kişiler bile ''örgüt'' sözcüğünden ürker olmuşlardı. faşizmin iyice kuduzlaştığı böyle bir dönemde düzenli bir örgüt çalışması söz konusu değildi. "
".. yararı olur böyle durumlarda. bir şeyler okursun, dalar gidersin, her şeyi unutursun çoğu kez. “sadece okumaya yarıyorsa kitaptan iyi afyon yok ! ”
"felsefe okuyorsunuz demek... vatanınızın, devletinizin yararına düşünmeyi öğretmediler mi size ? "
"birden kızın elini tuttu kenan.
-ne olur beni bırakma günsel, dedi. kimseyle böyle konuşmadım ben. belki budalayım, ama inan bana dürüstüm. şaşırmak istemiyorum yolumu...yalnız yakalıyorlar beni. bırakma artık. sensiz hiçim. çevremdeki her şey sırtımda. tek başıma ezecekler beni."
".. mutluluk da yorar insanı. pırıl pırıl bir ırmakta yüzüyorsun, mutluluk dediğin bu. bir kıyıda, bir dönemeçte arada bir ortaya çıkıveren pis bulanık akıntılardan uzaklaşacaksın, güçlü kulaçlar atman gerek. ne çok düşmanı var mutluluğun."
--! spoiler !--
devamını gör...
bütün hesaplarında aynı şifre olan insan
başka nasıl aklımda tutacağım ki? gerçi bunu da tutamıyorum ama neyse.
devamını gör...
sevilmediğini kabullenmek
can acısı geçer ama kabullenmeyip
kendine saygını kaybedersen onun telafisi çok daha zor olur. elzem olandır.
kendine saygını kaybedersen onun telafisi çok daha zor olur. elzem olandır.
devamını gör...
zenginlerin bayrak edebiyatı yapması
bu memlekette kimin tuzu kuruysa en fazla bayrak edebiyatı yapan, en fazla şükret diyen o oluyor. çünkü başka derdi yok. laf kalabalığı yaparak gündem olmaya çalışıyor. aksi halde gündemden düşer.
devamını gör...
şu hayatta üç yanlışım oldu
-hayatta üç yanlışım oldu olric.
+ne gibi efendim?
-tanıdım, inandım, güvendim. ama bir doğrum oldu.
+o nedir efendim?
-sevdim olric.
fakat sen de bilirsin ki, üç yanlış bir doğruyu götürür.
-oğuz atay
+ne gibi efendim?
-tanıdım, inandım, güvendim. ama bir doğrum oldu.
+o nedir efendim?
-sevdim olric.
fakat sen de bilirsin ki, üç yanlış bir doğruyu götürür.
-oğuz atay
devamını gör...
kelime şakası yapan yazar
kelime niye şaka yapayım saçıma yaparım kardeşim rezillik resmen..
devamını gör...
-1 tanımı olan yazar
an itibarıyla @abuzer nickli yazardır.
devamını gör...
fedailerin kalesi alamut
başıma bir iş gelmeyecekse oldukça beğendiğim kitap. şahsen anlatım biçimi ile çok ilgili değil bu beğeni. olayların tarihi doğruluğu muhakkak tartışılır fakat sahte bir cennet algısı yaratmak istenildiğinde bundan daha iyisi yapılamazdı diye düşünüyorum.
--! spoiler !--
sırf bu sahte cennet algısını oluşturmak için özel olarak kadınları yetiştirmek ve o kadınların eğitilme biçimi bana tuhaf bir şekilde uzak doğu'da bulunan geyşa eğitimini hatırlatmıştır.
--! spoiler !--
--! spoiler !--
sırf bu sahte cennet algısını oluşturmak için özel olarak kadınları yetiştirmek ve o kadınların eğitilme biçimi bana tuhaf bir şekilde uzak doğu'da bulunan geyşa eğitimini hatırlatmıştır.
--! spoiler !--
devamını gör...
feminazi
artık feminizmin cılkını çıkarmış tiplere verilen isim. ulan birinden sırf erkek diye nefret edilir mi?
devamını gör...
hayatta yapmam denilen şeylerin yapılması
bunu görünce aklıma hicligindansi geldi. kendileri de her zaman büyük konuşur ve asla dediği her şeyi yapar.* hayatın bizi nereye savuracağı, nelerle karşı karşıya getireceği belli değil. o yüzden asla dememek gerek. zorunda kalınırsa her şey yapılabilir.
devamını gör...
çıkmaza girip yolunuzu kaybettiğinizde yaptıklarınız
öncelikle gerçekten yolumu kaybettiysem ki yayayken kaybolurum. karşılaştığım kişilere soruyorum veya kendim arıyorum. onun dışında mecazi olarak bir çıkmazın içindeysem ki çoğunlukla olurum. daha çok nasıl kaybolabilirim diye düşünüp onun yolunu buluyorum.
devamını gör...
hi my i run
hayırlı, uğurlu olmasını dilerim sevgili kardeşime. allah, bahtiyar etsin.
devamını gör...
sahip olmak istenilen süper güç
bir defaligina ölmek. ve insanların arkamdan verdiği tepkiyi görebilmek.
devamını gör...
şu an duymak istediğiniz söz
eğitim hayatındaki sınavların bitti bir daha sınava girmeyeceksin dese keşke biri
devamını gör...











