evlilik
üzerine iyice düşünülmesi gereken müessese. evlilik için yaş sınırının yükseltilmesi ve öncesinde çeşitli elemelerin / yeterliliklerin olması gerektiğine inanıyorum gün geçtikçe.
devamını gör...
özenilen meslekler
ses sanatçısı.
hem şarkı söyleyip, severek hissederek her anını dile dökebilmek, duygulara tercüman olabilmek ve iyi para kazanıp geçim sıkıntısı çekmemek.
hem şarkı söyleyip, severek hissederek her anını dile dökebilmek, duygulara tercüman olabilmek ve iyi para kazanıp geçim sıkıntısı çekmemek.
devamını gör...
sözlükte ders çalışan tip
gördüğü konuları hem okuyanlar yararlansın diye sözlüğe aktaran hem de unutmamak için tekrar eden tiptir.
ben bilgi içerikli bir şeyi aktaracağım zaman kendi bildiklerimle beraber ekstra makalelere ya da bilgilere de bakıyorum ve hem bildiklerime bilgi katıyorum hem de yazarak bir kez daha tekrar ettiğim için o konuyu unutmuyorum. kazan-kazan durumu olduğu için aşırı iyi bir olay olduğunu düşünüyorum.
ben bilgi içerikli bir şeyi aktaracağım zaman kendi bildiklerimle beraber ekstra makalelere ya da bilgilere de bakıyorum ve hem bildiklerime bilgi katıyorum hem de yazarak bir kez daha tekrar ettiğim için o konuyu unutmuyorum. kazan-kazan durumu olduğu için aşırı iyi bir olay olduğunu düşünüyorum.
devamını gör...
çapraz kur
bir yabancı para biriminin, farklı bir yabancı paraya göre değerini ifade eden kurdur.
devamını gör...
içinde karadeniz geçen şarkılar
devamını gör...
geceye acı ama gerçek bir cümle bırak
geçmişle bugün arasında neler vardı! işe yaramaz çalışmalar, hayal kırıklığı, büyük fedakarlıklarla kazanılmış şöhret, peşinden tutkuyla koşulan ve sonra yitirilen mal mülk, ağır ağır tükenen aşk ve tutku, bir sürü buluşma ve zor ayrılık, genel ve özel her şeyle mücadele etme, bulanık sulara sürüklenen berrak hedefler, yalnızca çaresiz ve kör bir mahkumiyetle son bulan özgürlük ve kendini bulma mücadelesi.
devamını gör...
yazarların normal sözlük’te yazma nedenleri
şakalarımı yapıp gideceğim.
devamını gör...
asal sayılar
yalnızlığa damgasını vurmuş asil tek sayılardır. lakin 2 hariç.
t: asal sayıların bahsinin geçtiği başlık.
t: asal sayıların bahsinin geçtiği başlık.
devamını gör...
we could be the same
bak yine hatırladık mevzuyu yapmayın şunu yaradır içimizde.. ah manga üzümlü kekimiz. o lena yok mu o.. ah ah neyse kaç sene önceye üzüldük yine hakkımız yenildi sözünü en çok bunun için kullandık.
devamını gör...
hz. muhammed
inandığınız peygamberle müşrik diye nitelendirdiğiniz insanlar arasında yaşanan tek şey iktidar kavgasıdır. peygamberin dedesi abdülmüttalip meşhur fil olayı sırasında mekke'yi yöneten güçlü bir adamdı. lakin ölünce güç peygamberinde mensubu olduğu haşimi sülalesinden emevi sülalesine geçti. işte peygamberin tek amacı bu yitirdiği iktidarı yeniden ele almaktı. erkek çocuk sahibi olmak için gösterdiği çaba (bkz: hz. muhammedin 11 karısı olması) bunu ölümünden sonra da sürdürmek istediğinin en güzel göstergesidir. peygamberin ölümünden sonra ise erkek çocuğunun olmayışı sebebiyle taht kavgaları çıkmış, haşimi sülalesinden olan peygamberin damadı ali bin ebu talip peygamberin azılı düşmanlarından olan ebu süfyanın oğlu muaviyeye yenilmiştir. lakin savaş hala bitmemiş daha sonra bu sülale gene yıkılacak yerine haşimi soyuna mensup abbasi sülalesi geçecekti. evet bizim islam tarihi diye okuduğumuz şey aslında arap kabilelerinin iktidar kavgasıdır.
devamını gör...
çaylak yazısını görünce ortaya çıkan duygu
sabah uyanınca çaylak olduğumu gördüm. şuan da hala yazıyor. tabii bir hüzünlendik ama tuttuk kendimizi ağlamadık :') boynuz kulağı geçer demişler ;)
edit: geçti ;)
edit: geçti ;)
devamını gör...
ağalar saltanatı
sultan ibrahimin tahttan indirildiği 1648 yılında başlayıp, valide kösem sultan'ın öldürüldüğü 1651 yılları arasında geçen 3 yıllık döneme verilen isimdir. ağalar saltanatı tabiri gerçekten bu dönemi çok iyi anlatır. bu dönemde kösem sultan saltanat naibesi olarak görünür fakat bütün idare yeniçeri ağaları'nın elindedir.
kesinlikle bir düzenin olmadığı, osmanlı tarihinin en anarşik devresidir. bu dönem gücü elinde bulunduran yaklaşık 50 kişi devlet hazinesini ciddi bir zarara uğratmışlar ve birçok isyana sebep olmuşlardır.
ama en nihayetinde kösem sultan padişahı öldürtmeye kalkmış fakat emelini gerçekleştiremeden 1651 yılında boğdurulmuş ve ağalar saltanatı son bulmuştur. o dönem kösem sultan'a sırtını dayamış olan ne kadar ağa varsa hepsi yakalanıp idam edilmiş ve bütün servetleri hazineye aktarılmıştır.
kesinlikle bir düzenin olmadığı, osmanlı tarihinin en anarşik devresidir. bu dönem gücü elinde bulunduran yaklaşık 50 kişi devlet hazinesini ciddi bir zarara uğratmışlar ve birçok isyana sebep olmuşlardır.
ama en nihayetinde kösem sultan padişahı öldürtmeye kalkmış fakat emelini gerçekleştiremeden 1651 yılında boğdurulmuş ve ağalar saltanatı son bulmuştur. o dönem kösem sultan'a sırtını dayamış olan ne kadar ağa varsa hepsi yakalanıp idam edilmiş ve bütün servetleri hazineye aktarılmıştır.
devamını gör...
hz. ali'den hikmetler
islam tarihinin en çok tartışılan, en çok sevilen, en fazla tanınması gereken, (peygamberimiz buyurdu ki ; "ben ilmin şehriyim, ali onun kapısıdır. şehre girmek isteyen kapıdan gelsin.") hutbelerini, mektuplarını veya hikmetli sözlerini duyunca bir filozofun ağzından çıktığını düşündüğümüz, ancak ömrü boyunca savaşlarda, muharebelerde bulunmuş biri olduğunu düşününce, hayran olunan bir şahsiyetin bize hediye ettiği hikmetli sözlerin ilki benden gelsin.
"en büyük zenginlik arzuları terk etmektir."
"en büyük zenginlik arzuları terk etmektir."
devamını gör...
hachiko
2009 yılında yayımlanan bir profesörün, akita cinsi bir köpekle kurduğu duygusal bağı konu alan yönetmenliğini lasse hallström'in yapımcılığını richard gere, bill johnson, vicki shigekuni wong'un senaristliğini stephen p. lindsey'in üstlendiği drama filmidir.
oyuncuları,
richard gere
chico
layla
forrest
joan allen
cary-hiroyuki tagawa
sarah roemer
jason alexander
erick avari
film 1923-1935 yılları arasında japonya'nın akita ilinin odate semtinde yaşayan bir köpeğin hayatından uyarlanmıştır.
tokyo üniversitesinde görev yapan bir profesör dr. hidesaburo ueno küçük bir köpek yavrusu buluyor ve onunla yaşamaya başlıyor. hachiko her sabah babasını metroya kadar götürüyor ve akşamları onu almak için tekrar oraya geliyor. bu böyle uzun bir zaman devam ediyor aralarındaki bağ her geçen gün dahada güçleniyor.
bir gün profesör inmiyor metrodan ve böylece başlıyor hachiko nun dramı. hiç ayrılmıyor ordan her gelen metroya dikiyor gözlerini bekliyor sevdiğini ama sevdiği gelmiyor. 1,2,3...9 sene sürüyor böyle ve hachiko orada yaşamını yitiriyor.
japonlar bu sevgiye bu bağlılığa hayran kalıyor ve hachiko'nun heykelini dikiyor oraya. hachiko'yu da profesörün yanına yatırıyorlar.
çok duygulu ve insanı hüzne gark eden bir film. benim gibi insanlara çok ağır bir yük ama yine de izlemeye değer.
iyi seyirler...
oyuncuları,
richard gere
chico
layla
forrest
joan allen
cary-hiroyuki tagawa
sarah roemer
jason alexander
erick avari
film 1923-1935 yılları arasında japonya'nın akita ilinin odate semtinde yaşayan bir köpeğin hayatından uyarlanmıştır.
tokyo üniversitesinde görev yapan bir profesör dr. hidesaburo ueno küçük bir köpek yavrusu buluyor ve onunla yaşamaya başlıyor. hachiko her sabah babasını metroya kadar götürüyor ve akşamları onu almak için tekrar oraya geliyor. bu böyle uzun bir zaman devam ediyor aralarındaki bağ her geçen gün dahada güçleniyor.
bir gün profesör inmiyor metrodan ve böylece başlıyor hachiko nun dramı. hiç ayrılmıyor ordan her gelen metroya dikiyor gözlerini bekliyor sevdiğini ama sevdiği gelmiyor. 1,2,3...9 sene sürüyor böyle ve hachiko orada yaşamını yitiriyor.
japonlar bu sevgiye bu bağlılığa hayran kalıyor ve hachiko'nun heykelini dikiyor oraya. hachiko'yu da profesörün yanına yatırıyorlar.
çok duygulu ve insanı hüzne gark eden bir film. benim gibi insanlara çok ağır bir yük ama yine de izlemeye değer.
iyi seyirler...
devamını gör...
brezilya denince akla gelenler
benim aklıma hep futbol gelir.
tanım: brezilya deyince aklımıza gelenleri paylaştığımız başlık.
tanım: brezilya deyince aklımıza gelenleri paylaştığımız başlık.
devamını gör...
acun'un ekşi sözlük'ün gündeminin tepesine oturması
reklam ajansı sağlam çalışıyor demektir bu. acun akıllı adam, reklamı nerde yaptıracağını iyi biliyor.
devamını gör...
kadınların eskisi kadar zor olmaması
83 milyon küsürlü ülkemde öldürüle öldürüle hepi topu 10 kadın kaldı. onlarında yarısı yaşlı, yaşlı genç. yaşlıdan zaten size ekmek çıkmaz, genç olanları da salın zahmet olmazsa.
devamını gör...
kurama
dokuz kuyruklu, uzun kulaklı, ejderha tavşan ve tilki kırması bir çizgi film* karakteridir. naruto'nın sevilen karakterlerinden olan
ve ölen
kahramanımızı, naruto'nun ortağı olarak görmekteyiz.

uzak doğu'nun gerçekten oldukça ilginç bir metaforu vardır. zaten bu karakterle de uzak doğu'nun, efsanevi yaratıkları ve mitsel ögeleri hakkında genel bir bilgi edinebilmekteyiz. karakter, hem kurnazlığı, hem cesareti, hem de kötülüğü bünyesinde barındırır.

aslında bir iblis türü olan kurama, naruto'ya yardım ettiğine göre; demekki mücadele halinde olduğu yaratıklar ve/veya karakterler, hayli kötü olmalıdır.

şimdi gelelim 9 kuyruk olayına... bizim kültürümüzde de vardır bu dokuz kuyruklu tilki olayı..
bizim kültürümüzde ise, hem 9 kuyruk, hem de 40 kuyruk düşüncesi hakimdir.
misal kurnaz insana, dokuz kuyruklu tilki gibi denir. genel manada kolay nakavt olmayan zeki ve kurnaz insanlar içinse; aklında kırk tilki dolanır, kırkının da kuyruğu birbirine değmez denir. yöreden yöreye bu kırk, dokuz olabilmektedir.
tilki ise; zekayla harmanlanmış bir kurnazlık timsalidir kültürümüzde. demekki uzak doğu coğrafyasıyla büyük kaçgun, kavimler göçü ya da yer yer hafif seyirli göçler sonrası uzak düşsek de, kültürel bağlamda hala bağlıyız. bunu dilde de görebilmek mümkün fakat şimdi konumuz bu değil.

söz konusu anime naruto'da ise bu özellikler biraz daha abartılmış ve kurama, normal insan boyutunun bi yedi-sekiz misli büyütülerek farklı bir boyut kazandırılmıştır.
yine kurnazdır ki, dokuz tane kuyruk resmedilmiştir.
ve ölen

uzak doğu'nun gerçekten oldukça ilginç bir metaforu vardır. zaten bu karakterle de uzak doğu'nun, efsanevi yaratıkları ve mitsel ögeleri hakkında genel bir bilgi edinebilmekteyiz. karakter, hem kurnazlığı, hem cesareti, hem de kötülüğü bünyesinde barındırır.

aslında bir iblis türü olan kurama, naruto'ya yardım ettiğine göre; demekki mücadele halinde olduğu yaratıklar ve/veya karakterler, hayli kötü olmalıdır.

şimdi gelelim 9 kuyruk olayına... bizim kültürümüzde de vardır bu dokuz kuyruklu tilki olayı..
bizim kültürümüzde ise, hem 9 kuyruk, hem de 40 kuyruk düşüncesi hakimdir.
misal kurnaz insana, dokuz kuyruklu tilki gibi denir. genel manada kolay nakavt olmayan zeki ve kurnaz insanlar içinse; aklında kırk tilki dolanır, kırkının da kuyruğu birbirine değmez denir. yöreden yöreye bu kırk, dokuz olabilmektedir.
tilki ise; zekayla harmanlanmış bir kurnazlık timsalidir kültürümüzde. demekki uzak doğu coğrafyasıyla büyük kaçgun, kavimler göçü ya da yer yer hafif seyirli göçler sonrası uzak düşsek de, kültürel bağlamda hala bağlıyız. bunu dilde de görebilmek mümkün fakat şimdi konumuz bu değil.

söz konusu anime naruto'da ise bu özellikler biraz daha abartılmış ve kurama, normal insan boyutunun bi yedi-sekiz misli büyütülerek farklı bir boyut kazandırılmıştır.
yine kurnazdır ki, dokuz tane kuyruk resmedilmiştir.
devamını gör...
sevilmeyen biri sevmeyi bilebilir mi sorusu
ona sevmeyi öğretebilecek biri ile karşılaşacak kadar şanslı ve bunu anlayabilecek kadar akıllı ve kıymet bilen biri ise evet.
devamını gör...
symphony no. 102
symphony no. 102; the miracle symphony, mucize senfoni olarak bilinen bir franz joseph haydn eseridir. londra'da yazılmış bu eser; sahnelendiği ilk gün -morning chronicle'nin 3 şubat 1975 tarihli sayısında bahsedildiği üzere- salondaki avizenin düşmesiyle tarihe geçer. haydn'ı görmek veya alkışlamak için seyircilerin sahneye yaklaşması sonucu salonun ortasında bir boşluk oluşmuştur ve avize buraya düşmüştür. çoğu seyircinin hayatını kurtaran bu eser, senfoni, bu sebeple mucize senfonisi olarak anılmaktadır.
uzun yıllar mucize senfoninin 1791 tarihli symphony no. 96 olduğu düşünülmüştür. fakat olay 2 şubat 1795'te her majesty's theatre'da gerçekleşmiştir.
haydn'ın biyografi yazarının söylediklerine göre haydn orkestrayı klavyeden yönetiyordu ve haydn'ı yakından görmek isteyen seyirciler önlere doğru hareket etmişti. zeminin boş kalan olan ortasına, salonun avizesi düştü ve parçalara ayrıldı. ilk korku anı sona erdiği zaman şans eseri hayatta kaldığını düşünen seyirciler bunları ifade edecek kelime bulamıyordu. kalabalığın içinden ''mucize! mucize!'' sesleri yükselmeye başladı. durumdan etkilenen sanatçı, kendisi insanların hayatlarını kurtarmaya vesile olduğu için tanrıya teşekkür etti. başta 96 numaraları senfoniye atfedilmiş bu lakabın aslında 102 numaralı senfoniye ait olduğu keşfedilmiştir.
uzun yıllar mucize senfoninin 1791 tarihli symphony no. 96 olduğu düşünülmüştür. fakat olay 2 şubat 1795'te her majesty's theatre'da gerçekleşmiştir.
haydn'ın biyografi yazarının söylediklerine göre haydn orkestrayı klavyeden yönetiyordu ve haydn'ı yakından görmek isteyen seyirciler önlere doğru hareket etmişti. zeminin boş kalan olan ortasına, salonun avizesi düştü ve parçalara ayrıldı. ilk korku anı sona erdiği zaman şans eseri hayatta kaldığını düşünen seyirciler bunları ifade edecek kelime bulamıyordu. kalabalığın içinden ''mucize! mucize!'' sesleri yükselmeye başladı. durumdan etkilenen sanatçı, kendisi insanların hayatlarını kurtarmaya vesile olduğu için tanrıya teşekkür etti. başta 96 numaraları senfoniye atfedilmiş bu lakabın aslında 102 numaralı senfoniye ait olduğu keşfedilmiştir.
devamını gör...