divinity original sin
larian studios'un geliştirdiği rol yapma oyunu. temelinde source hunter olarak oynadığımız bir crpg oyun. izometrik bir bakış açısına sahip, yani karakterlere hafif açılı bir şekilde yukarıdan bakıyoruz. crpg olması sebebiyle birçok diyalog içermekte ve kendimiz de birçok şey seçebilmekteyiz. oyunun en temel özelliklerinden birisi dövüş dışındayken normal akan zaman dövüşe gelince sıra tabanlı hale geliyor. yani herkes aniden duruyor ve sırayla hareket etmeye başlıyor. böylelikle daha taktiksel bir oyun oynayabiliyorsunuz. pek olmuyor ama eğer olur da etrafınızda savaşa katılmayan npc'ler olursa onlar sıra tabanlıya geçmediği için normal hareket ediyorlar siz dururken. birazcık komik bir durum oluşturabiliyor. oyunda birçok tür de var. karakterinizi çok farklı şekillerde oluşturabiliyorsunuz. daha sonra bu alanlarda gelişebiliyor ya da başka alanlara yönelebiliyorsunuz. tam net hatırlamıyorum ama büyücü olabiliyorsunuz, uzun mesafe savaşçısı olabiliyorsunuz, yakıncı olabiliyorsunuz vs. tabi bunlar da kendi içinde ayrılıyor. pyrokinetic var, ateş büyücüsü. sucu var vs. partiniz de 4 kişi. yani birçok farklı alanda uzmanlaşmış kişilerle oluşturduğunuz bu partide çok farklı taktikler uygulayabilirsiniz. aynı zamanda, bu partiden bir karakteri bir arkadaşınız da yönetebilir, ki bana kalırsa oyunu oynamanın en zevkli şekli bu. devam oyunu olan divinity original sin 2 daha güzel olsa da temelinde çok fazla fark yok. eğer tek bir oyun oynayacak vaktiniz varsa ikincisini öneririm ama çok vaktiniz varsa iki oyunu da oynayabilirsiniz. ikisi de uzun sürüyor. arkadaşımla iki oyunda da 100 saati çok rahat devirdik.
devamını gör...
doğu ekspresi
iyi bir pazarlama sonucu popüler kültür haline gelmiş tren hattı.
ankara'dan kalkan tren, kars tren garı'na kadar gidiyor. ara duraklar ise, kırıkkale, kayseri, sivas, erzincan ve erzurum.
ankara'dan kalkan tren, kars tren garı'na kadar gidiyor. ara duraklar ise, kırıkkale, kayseri, sivas, erzincan ve erzurum.
devamını gör...
eski pehlivanım korona bana bulaşmaz
salgının sürme nedenlerinden biri.oksijen israfı.
www.sozcu.com.tr/2021/gunde...
www.sozcu.com.tr/2021/gunde...
devamını gör...
etrafındaki kişilerle arandaki duygusal mesafenin giderek açıldığını hissetmek
bazen herkese aynı anda mesafe koyup yalnızlığın dibini boyluyorsun ya o dip çok güzel işte ve çok uzun sürdüğünde o duygusuzluktan kopmak bile istemiyorsun.bu kafa da böyle napıcan atsan atılmaz satsan satılmaz.
devamını gör...
yazarlar bugün bir kelime olsa olacakları kelime
nisyan.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının süper güçleri
sıkıldığım ortamlarda hayallere dalıp ortamın sıkıcılığından bir nebze de olsa sıyrılıyorum. astral seyahate yakın tecrübelerim var bununla ilgili.
devamını gör...
sivas katliamı
tanımları okurken bir tanımda neden öncesinden bahsedilmiyor falan denilmiş. - edit: üstten silip alta gitmiş, yılan gibi mübarek kayıp gidiyor.
olayın öncesi değil, 33 insanın cayır cayır yakılarak katledilmesi asıl olay.
asıl olay, kurtulamayacakları bir binanın içerisinde, dışarı çıkmalarına engel olan cahil, yobaz, gerici, gözünü kan bürümüş, şerefsizliklerini, hainliklerini, kahpeliklerini, köpekliklerini sayılarının çokluğuyla uygulamaya koymaktan beis görmeyen bir kalabalık ve bu olaylar olurken sessiz sedasız bir köşede kuyruğunu kıstırıp seyreden görevliler.
asıl olay, 20. yüzyıl sonunda, böyle bir vahşetin göz göre göre yaşanması.
güneydoğunun g sini bilmeyen bebelerin gelip burada ama onlar bölücü, tererö diye klavye delikanlığı yapmaları kadar bu vahşilerle ortak bir çok yanları olduğundan maalesef eminim.
zira bulunduğunuzda o pembe poponuzdan soluyacağınız ortamlarda 7 yıl dağ tepe dolaşarak teröristleri eşek cennetine yollayan eski bir tsk mensubu olarak,
her kim olursa olsun, ister terörist, ister düşman; bir insanın ki burada 33 insandan basediyoruz...
savunmasızken,
silahsızken,
köşeye sıkışmışken,
kaçamayacakken
yakılarak öldürülmesine karşı olmayanın insan olmayı ve şerefi, haysiyeti, onuru bilmediğini adım gibi biliyorum.
çıkıntılık yapacağım diye, ceddinize sövdürmeyin.
olayın öncesi değil, 33 insanın cayır cayır yakılarak katledilmesi asıl olay.
asıl olay, kurtulamayacakları bir binanın içerisinde, dışarı çıkmalarına engel olan cahil, yobaz, gerici, gözünü kan bürümüş, şerefsizliklerini, hainliklerini, kahpeliklerini, köpekliklerini sayılarının çokluğuyla uygulamaya koymaktan beis görmeyen bir kalabalık ve bu olaylar olurken sessiz sedasız bir köşede kuyruğunu kıstırıp seyreden görevliler.
asıl olay, 20. yüzyıl sonunda, böyle bir vahşetin göz göre göre yaşanması.
güneydoğunun g sini bilmeyen bebelerin gelip burada ama onlar bölücü, tererö diye klavye delikanlığı yapmaları kadar bu vahşilerle ortak bir çok yanları olduğundan maalesef eminim.
zira bulunduğunuzda o pembe poponuzdan soluyacağınız ortamlarda 7 yıl dağ tepe dolaşarak teröristleri eşek cennetine yollayan eski bir tsk mensubu olarak,
her kim olursa olsun, ister terörist, ister düşman; bir insanın ki burada 33 insandan basediyoruz...
savunmasızken,
silahsızken,
köşeye sıkışmışken,
kaçamayacakken
yakılarak öldürülmesine karşı olmayanın insan olmayı ve şerefi, haysiyeti, onuru bilmediğini adım gibi biliyorum.
çıkıntılık yapacağım diye, ceddinize sövdürmeyin.
devamını gör...
haziran 2021 köy okulları yardım projesi
varım kardeşlerim. maaş günüme kadar süre rica edeceğim. iyi ki varsınız.
devamını gör...
swann'ların tarafı
marcel proust'un, kayıp zamanın izinde serisinin ilk kitabıdır. kitabı okuyan, okumayıp da proust okumak isteyenler için kısa bir analiz yapacağım.
öncelikle swann'ların tarafı romanının en dikkat çeken noktası uzun, bitmek tükenmek bilmeyen betimlemeleridir. burada biz bizeyiz, balzac'ın vadideki zambak romanını betimlemelerden okuyamadığını söyleyenlerin hiç başlamaması gereken bir romandır. (bunu söylememin sebebi, vadideki zambak gibi kaymak gibi akan bir kitabı yarıda bırakan insanları anlayamamamdır. gerçekten anlamıyorum; vadideki zambak okumak ne kadar zor olabilir yav) proust, bu romanda çocukluğunu, yaşadığı evi, ailesini, memleketi(combray) anlatır uzun uzun.
kitabın adı, proust'un çocukluğunu geçirdiği evden çıktığınız zaman, combray çevresinde gezinti yapabileceğiniz iki taraftan biri olmasından gelir. bunlar birbirine o kadar zıt taraftadırlar ki ikisi için iki ayrı kapıdan çıkarsınuz. bunlardan biri guermantes tarafı, diğeri de meseglise-la-vineuse tarafıdır. bu tarafta swann'lar yaşadığı için de proust buraya swann'ların tarafı der. bu yolları, nehirleri, çiçekleri anlatır uzun uzun. onlara insani duyguları atfeder ve adeta onları canlandırır.
m.swann, bir aile dostudur. yüksek sosyeteden çokça ahbabı bulunur. guermantes prensi, parma prensesi, fransa cumhurbaşkanı, diplomatlar, sanatçılar vs. her kesimden üst düzey insanlarla görüşen, saygın bir insandır. proust, o dönemi, dönemin fransa'sını, toplumsal sorunları, sınıfları anlatmak, eleştirmek, ara ara yaşamdan dersler çıkarmak için m.swann'ın hayatını kullanır. ilk sayfalardaki uzun betimlemeler, yaklaşık 160 sayfa sonunda swann ve onun aşk hayatına ayrılarak daha kolay okunabilir bir hal alır. swann'ın aşkını, tutkularını, yalpanışını anlatır proust. aslında fiziksel olarak beğenmediği bir kadına korkunç bir tutkuyla aşık oluşunu aşama aşama anlatır. bu süreçteki reddedişi, swann'ın kurtulmaya çalışmasını, bağımlılığın çaresizliğini size hissettirir.
bu kitabın, çok uzun analizi yapılmalı aslında ancak ben de siz de yorulmayın, zaten üç beş kişi anca okur. kitabı okumalısınız. herkese saygım sonsuzdur ancak proust okumak bir insanın hayatında kendine yapacağı en büyük iyiliklerden biridir. ona ayıracağınız zaman size kat kat geri dönecekir. size anlattığı olaylar içinde müthiş hayat dersleri verir. adam acayip bir usta, kelimelerle resmen dans ediyor; okudukça okuyasınız geliyor, not edesiniz geliyor, düşünesiniz geliyor. şiddetle tavsiye ederim.
proust'un çocukluğunu geçirdiği yeri ve dönemi anlattığı bu romanı, m.swann'ın kızını görmesiyle biter. ergenliğini, artık tiyatrolara(berma) gittiği, swann ailesini, aşkını da serinin ikinci kitabı, içerisinde muhteşem çözümlemeler olan, serinin muhtemelen en sağlam kitabında (bkz: çiçek açmış genç kızların gölgesinde) anlatacaktır.
öncelikle swann'ların tarafı romanının en dikkat çeken noktası uzun, bitmek tükenmek bilmeyen betimlemeleridir. burada biz bizeyiz, balzac'ın vadideki zambak romanını betimlemelerden okuyamadığını söyleyenlerin hiç başlamaması gereken bir romandır. (bunu söylememin sebebi, vadideki zambak gibi kaymak gibi akan bir kitabı yarıda bırakan insanları anlayamamamdır. gerçekten anlamıyorum; vadideki zambak okumak ne kadar zor olabilir yav) proust, bu romanda çocukluğunu, yaşadığı evi, ailesini, memleketi(combray) anlatır uzun uzun.
kitabın adı, proust'un çocukluğunu geçirdiği evden çıktığınız zaman, combray çevresinde gezinti yapabileceğiniz iki taraftan biri olmasından gelir. bunlar birbirine o kadar zıt taraftadırlar ki ikisi için iki ayrı kapıdan çıkarsınuz. bunlardan biri guermantes tarafı, diğeri de meseglise-la-vineuse tarafıdır. bu tarafta swann'lar yaşadığı için de proust buraya swann'ların tarafı der. bu yolları, nehirleri, çiçekleri anlatır uzun uzun. onlara insani duyguları atfeder ve adeta onları canlandırır.
m.swann, bir aile dostudur. yüksek sosyeteden çokça ahbabı bulunur. guermantes prensi, parma prensesi, fransa cumhurbaşkanı, diplomatlar, sanatçılar vs. her kesimden üst düzey insanlarla görüşen, saygın bir insandır. proust, o dönemi, dönemin fransa'sını, toplumsal sorunları, sınıfları anlatmak, eleştirmek, ara ara yaşamdan dersler çıkarmak için m.swann'ın hayatını kullanır. ilk sayfalardaki uzun betimlemeler, yaklaşık 160 sayfa sonunda swann ve onun aşk hayatına ayrılarak daha kolay okunabilir bir hal alır. swann'ın aşkını, tutkularını, yalpanışını anlatır proust. aslında fiziksel olarak beğenmediği bir kadına korkunç bir tutkuyla aşık oluşunu aşama aşama anlatır. bu süreçteki reddedişi, swann'ın kurtulmaya çalışmasını, bağımlılığın çaresizliğini size hissettirir.
bu kitabın, çok uzun analizi yapılmalı aslında ancak ben de siz de yorulmayın, zaten üç beş kişi anca okur. kitabı okumalısınız. herkese saygım sonsuzdur ancak proust okumak bir insanın hayatında kendine yapacağı en büyük iyiliklerden biridir. ona ayıracağınız zaman size kat kat geri dönecekir. size anlattığı olaylar içinde müthiş hayat dersleri verir. adam acayip bir usta, kelimelerle resmen dans ediyor; okudukça okuyasınız geliyor, not edesiniz geliyor, düşünesiniz geliyor. şiddetle tavsiye ederim.
proust'un çocukluğunu geçirdiği yeri ve dönemi anlattığı bu romanı, m.swann'ın kızını görmesiyle biter. ergenliğini, artık tiyatrolara(berma) gittiği, swann ailesini, aşkını da serinin ikinci kitabı, içerisinde muhteşem çözümlemeler olan, serinin muhtemelen en sağlam kitabında (bkz: çiçek açmış genç kızların gölgesinde) anlatacaktır.
devamını gör...
normal sözlük kullanan kadın
kafa sözlük kullanan erkekten farkı olmayan kadındır.
kaliteli ve samimi bir sözlükte yazmak ve okumak istiyordur.
kaliteli ve samimi bir sözlükte yazmak ve okumak istiyordur.
devamını gör...
mustafa mert topal'ın yalan haberi
bu olay neredeyse her haber kanalı tarafından haber yapıldı. bir şeyi haber olarak sunmadan önce araştırmak gerekmiyor mu? nerede güvenilirlik?
ingiltere'de okuyorum diyen kızda da aynı şey oldu.
bir meslek icra ediyorsanız hakkıyla icra edin.
ingiltere'de okuyorum diyen kızda da aynı şey oldu.
bir meslek icra ediyorsanız hakkıyla icra edin.
devamını gör...
iletişim engellerinin temel sebebi
sabit fikir. yeni bir düşünceye alışamama. kendisinin algıyamadığı düşünceyi ön yargıyla reddetme.
devamını gör...
mecburen katlanılan ortamlar
düğün.
devamını gör...
kadınların birbirine sürekli nemlendirici krem ikram etmesi
gülümsetmiştir, vardır hakikaten böyle bir durum. kremin kokusu, dokusu vs hakkında da konuşulur bir süre belki. sonra ana mevzuya dönülür. canım kadınlar.
devamını gör...
sözlüğü terk ediyoruz kampanyası
sözlüğe üye olurken haberdar olunan ve mevcut oldukları halde yazılıp çizildikten sonra vay bu kurallar var yazmayı bırakalım demek pek samimi gelmiyor bana. ayrıca bırakana da bırakma denmiyor bildiğim kadarıyla. *
arkamda iz bırakmayayım istiyorsanız bir yönetici ile irtibata geçin sildirin bütün hesabı ve tanımları.
(bkz: kafa sözlük'ten süresiz uzaklaştırılan yazar)
arkamda iz bırakmayayım istiyorsanız bir yönetici ile irtibata geçin sildirin bütün hesabı ve tanımları.
(bkz: kafa sözlük'ten süresiz uzaklaştırılan yazar)
devamını gör...
karpuz kabuğundan gemiler yapmak
kütahya'nın tavşanlı ilçesinde geçen,iki yakın arkadaşın sinemaya olan tutkularına hayran kaldığım,yer yer güldüren ahmet uluçay filmi.
hayatın en acımasız taraflarından biri de,tutku denen şeyin herkeste olmayışı.
ne zaman birinin gözlerinde görsem o ateşi,dünyanın en ayrıcalıklı insanına dönüşüyor.
hayatın en acımasız taraflarından biri de,tutku denen şeyin herkeste olmayışı.
ne zaman birinin gözlerinde görsem o ateşi,dünyanın en ayrıcalıklı insanına dönüşüyor.
devamını gör...
oğuz atay
herkesin oğuz atayı anlama dönemi olduğunu düşünüyorum. ben üniversite döneminde keşfettim ve o an kendimi anlamlandırma da bir dönüm noktasıydı. daha önce veya daha sonra değil o an da okumam gerekiyormuş. benim de çevremde okuyamayan, zorlanan insanlar çok fazla. bunun sebebi o anının gelmemesi. eğer bu zorlukla karşılaşıyorsanız. bana göre değil diyip bırakmayın. yıllar sonra tekrar okumaya çalışın. farkındalığınız da ki değişimi gözlemleyeceksiniz. hala onun kitapları kadar ilk okumada beni sarsacak kitap peşindeyim. henüz karşılaştığım söylenemez.
devamını gör...
erkeklerin eşlerinin çalışmasını istememeleri
tercih meselesidir. kadın da bir birey olup erkekler kadar bir çok hakka sahiptir.
evlenmeden önce istişare yapıp her ikisi için de doğru olan yapılmalı. zorlayarak kimse kendini kandırmasın. etrafımızda o kadar sığ görüşlüler var ki şaşırmamak elde değil. bu demek değildir ki çalışan kadın kötü kadındır. çalışıp kendini evini geçindirmek için uğraşan gözü dışarıda olmayan ahlaklı bir çok kadın var, lütfen onları anlayın. herkes insan ama herkes aynı değil. hepimiz görüyoruz ki, zihni pis, kendi iğrenç kadın ve erkek her zaman her yerde var.
evlenmeden önce istişare yapıp her ikisi için de doğru olan yapılmalı. zorlayarak kimse kendini kandırmasın. etrafımızda o kadar sığ görüşlüler var ki şaşırmamak elde değil. bu demek değildir ki çalışan kadın kötü kadındır. çalışıp kendini evini geçindirmek için uğraşan gözü dışarıda olmayan ahlaklı bir çok kadın var, lütfen onları anlayın. herkes insan ama herkes aynı değil. hepimiz görüyoruz ki, zihni pis, kendi iğrenç kadın ve erkek her zaman her yerde var.
devamını gör...
evde sıkıntıdan patlarken yapılan garip şeyler
halıda yuvarlanmak, kanepenin kenarından baş aşağı sarkmak.
devamını gör...

