- internet
- eğitim
- küreselleşme
devamını gör...

hatırlamadığım duygu. çok uzun zaman oldu.

fakat şunu unutmak mümkün değil: tatile çıkarsın. ankara her yere uzak olduğundan, ister ege'ye git ister akdeniz'e yol çok uzun sürer. artık popon otobüsün koltuğuyla hemhâl durumda "eytere beaah!" seviyesine gelmişken yavaş yavaş palmiyeler ilişir gözüne. sonra bir bakarsın ki birkaç çatının arasından o güzel durgunluğuyla "şşt! geldin mi?" diyor sana. uff! işte o anki duygu yok mu... yolculuğun sona ermesiyle poponun nihayet huzura ereceğini bilmeye ek olarak o güzel, mavi sükûnet... işte o duygunun yerini kolay kolay hiçbir şey tutmuyor.
devamını gör...

istiklal caddesi ve nostaljik tramvay
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

ayrılık ne biliyor musun?
ne araya yolların girmesi,
ne kapanan kapılar,
ne yıldız kayması gecede,
ne ceplerde tren tarifesi,
ne de turna katarı gökte.

insanın içini dökmekten vazgeçmesi ayrılık!
devamını gör...

ismiyle uyumsuz olan da ne bileyim.. adalet (!) (bkz: nerede) ve kalkınma (bkz: neye göre) (kalkınamama) partisi :)
devamını gör...

evlenmek için 4 yıllık üniversite şartı getireceksin ( ehliyet için de geçerli bu)
evlilik öncesi psikiyatriden rapor isteyeceksin.
herhangi bir şeye şiddet göstereni 2 yıl tüm sosyal haklardan mahrum edip kamu hizmeti adı altında tuvalet temizleteceksin veya çöp ayıklatacaksın.
devamını gör...

zamana sahip olmayı isterdim.
devamını gör...

eğer ölümden sonra biryer varsa eminim her neredeyse hala bizi izliyor.
devamını gör...

yine bir memurluk falan kovalarmışım gibi geliyor.
devamını gör...

zeki müren - gökyüzünde yalnız gezen yıldızlar.
*
devamını gör...

kaliteli tanımları olan, kötü düşüncelerden uzak iyi kalpli yazar. sadece tek bir şey kaldı, seni cem karaca hayranı yapmamız lazım. tamirci çırağı falan seviyormuşsun zaten, işimiz o kadar zor değil.
devamını gör...

fazla gelen, nefes kesen, bu taraf sıcak diğer tarafa döneyim derken yatağın her yanındaki ısıyı koruduğunu fark ettirip yılgınlık ve bunaltıyla uyandıran, üstten atınca da uyutmayan, mutlak balkonda soluklanıp bir bardak su içme isteğine gark eden yün yorgan.
devamını gör...

kusura bakmayın, çalgıcı mı olacaksın diye gitar kursuna yollanmayan, dansöz mü olacaksın diye dans kursuna yollanmayan insanların ekstrem hobileri maalesef yok, olamaz. anca evde kitap okur, müzik dinler, bisiklet falan sürerler. en fazla bu kadar hobi edinebilmişlerdir, ataerkil ve ders bağımlısı ebeveynlerin elinde büyümüşlerdir, para olsa da zihniyet olarak bir yokluk mevcut bu toplumda. :)
devamını gör...

en sevdiğim yeşilçam filmidir. kanını satıp geçinmeye çalışan umudunu at yarışına bağlayan yoksul bir halkın hikayesidir.
devamını gör...

şu nedenle var olduğunu tahmin ettiğim durum:
çaylak kişi bir tanıdığı tarafından sözlüğe davet edilir. geldiğinde tanıdığına haber verir. tanıyan kişi de arkadaşını doğrudan takibe alır. bu arada çaylak ya uygun bir anda doğru dürüst tanımlar girmek için ağırdan almaktadır ve bu nedenle profili boştur ya da hatır gönül uğruna sözlüğe pek de istemeden gelmiştir ve tanım bile yazmaya tenezzül etmemiştir.

gereksiz analiz kasmam bitti. dağılabiliriz.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

yunus emre’ nin; dünyanın yalancı yüzüne kananların öldüklerinde öbür dünyada yaşadıklarından haber veremediklerini, mezarda nice yiğitlerin yattığını ve tüm bunların allah’ın takdiri olduğunu anlattığı şiiri.

“yalancı dünyaya konup göçenler
ne söylerler ne bir haber verirler
üzerinde türlü otlar bitenler
ne söylerler ne bir haber verirlerkiminin başında biter ağaçlar
kiminin başında sararır otlar
kimi masum kimi güzel yiğitler
ne söylerler ne bir haber verirlertoprağa gark olmuş nazik tenleri
söylemeden kalmış tatlı dilleri
gelin duadan unutman bunları
ne söylerler ne bir haber verirleryunus derki gör taktirin işleri
dökülmüştür kirpikleri kaşları
başları ucunda hece taşları
ne söylerler ne bir haber verirler.”
devamını gör...

2017 güney kore yapımı, 12 bölümlük bir dizi.

küçükken tozpembe gözlüklerimiz biraz büyüyüp de gençlik yıllarımıza ulaştığımızda giderek grileşiyor. gri fazlasıyla belirsiz bir renk. fakat belirsiz olması zaten bize birçok karar aldırıyor. yanlış veya yolunda kararlar.

hayatın beklenmedikleriyle olgunlaşan fakat o beklenmeyen şeylerden ötürü birbirlerini sevseler de ayrılmanın doğru karar olduğunu düşünen bir çift ve sahneleriyle diziyi izlemeye başlıyoruz.

çiftimizden eş ve anneyi canlandıran jang na ra, ''ma jin joo'' karakteriyle can buluyor. ma jin joo ilgili bir anne fakat eşinin fazla çalışmasından ötürü kendini çoğu zaman yalnız hisseden, kırgın bir eş aynı zamanda. annesini de kaybedince iyice yalnız hissetmeye başlıyor. içinde enerjiye dair hiçbir şey yokken tanışıyoruz onunla.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

son ho jun ise ailenin babası choi ban do'yu canlandırıyor. neşeli bir karakterin nasıl patronu tarafından ezildiğini, sırf ailesi için nelere katlandığını görüyoruz. elbette çabaları çoğu zaman görülmüyor. hayat insanları tahmin edemeyeceği kişilere dönüştürüyor.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

bu çiftimiz, boşanma günü yüzüklerini çıkardığında doğa-üstü bir güçle depreme benzer bir sarsıntı yaşıyor ve uyandıklarında kendilerini 20'li yaşlarının başında, üniversite yıllarında buluyor. büyüleyici ve belki de birçok kişinin hayal ettiği bir durum değil mi? geçmiş güzel yıllara geri dönmek..

gözler... insanların gözlerindeki parıltıyı kaybetmiş olmaları üzüyor beni. genç simalarda pırıl pırıl olan gözler neden sonrasında sönüyor? hayatın birçok kötülüğüne ve zorluğuna şahit oldukları için mi?
işte üniversite yıllarına dönen çiftimizin gözlerindeki parıltıya tekrar şahit oluyoruz.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

basit bir konu olarak görülebilir lakin çiftin arasındaki atışmalar, arkadaşlık ve kendi aileleriyle olan ilişkileri o kadar samimi, o kadar içtendi ki. saf sevgiyi işliyordu, hem de birçok türden.
anne sevgisi, arkadaş sevgisi, evlat sevgisi, karşılıksız sevgi..

örneğin geçmişe dönen ma jin joo'nun annesinden hiç ayrılmaması ve tüm işleri kendisinin yapıp annesini yormamak için uğraşması, o pişmanlığı öyle değerliydi ki. halbuki geçmişte annesi yanındayken hep yanında olacakmış gibi düşünüyordu. oysa şimdi bir şansı daha vardı, hayattan öğrendiklerini gençliğinde kullanma şansı.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

dizideki tüm karakterler ayrı ayrı incelenmeyi hak ediyor aslında. fakat onu izleyip siz keşfedin derim. iyi seyirler!
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kendinizi teslim etmeniz gereken hissiyattır. pişman olabilen insan kendiyle çatışmak yerine yüzleşme yolunda ilerlemeye başlamış demektir. asıl mesele kendinle olan problemleri halletmektir. yaptıklarından pişman olmak kendine meydan okuma cesaretini göstermek demektir. bizi bizden ancak biz kurtarabiliriz.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim