muhabbet kuşu öldü diye ağlayan erkek
candır o erkek.
merhametli, sevgi dolu, kalbi pır pır...
yahu yeme de.. bu burda olmaz ay dur aman.*
şahsen yakınlarında olan beğenmeyen varsa bana kargolasın. evet adresi veriyorum yazın. *
merhametli, sevgi dolu, kalbi pır pır...
yahu yeme de.. bu burda olmaz ay dur aman.*
şahsen yakınlarında olan beğenmeyen varsa bana kargolasın. evet adresi veriyorum yazın. *
devamını gör...
kız çocuk vs erkek çocuk
hic cocuk.
devamını gör...
sait faik abasıyanık
türk öykücülüğünde yeni bir devir başlatmış ve modern öykünün en güzel örneklerini vermiş yazardır. kitaplarının telif haklarını darüşşafaka'ya bağışlamıştır. şuan kitapları iş bankası yayınları tarafından basılmaktadır. şiirleri, öyküleri kadar rağbet görmemiştir. eheh zaten ustalığı da öykülerindedir.
devamını gör...
el âlem ne der
"elalem değil elli âlem de konuşsa, ben kendimden eminsem, el alkışlar, âlem izler."
diye bir söz okumuştum. biraz atarlı giderli bir söz*. ama çok doğru gelmişti. boş verin elalem ne derse desin onların tek işi boş konuşmak zaten. siz kendinizden emin olun gerisi önemli değil.
diye bir söz okumuştum. biraz atarlı giderli bir söz*. ama çok doğru gelmişti. boş verin elalem ne derse desin onların tek işi boş konuşmak zaten. siz kendinizden emin olun gerisi önemli değil.
devamını gör...
kafa kağıdı
nüfus cüzdanı.
1845' te yapılan nüfus sayımı sonrasında, erkeklere "mecidiye" denilen kimlik belgeleri verildi. bu kimlikler büyük defter şeklinde ve biraz ağırcaydı. nüfus cüzdanını yanında taşıyan kişiler ceplerine koymak yerinde feslerinin içinde taşırlardı. kimisi fesin içine cep yaptırır kimileri de direk cüzdanı fese dikerlerdi. istenildiğinde kafa üzerindeki fes içerisinden çıkarılan kimliklere halk arasında kafa kağıdı denmiştir.
1845' te yapılan nüfus sayımı sonrasında, erkeklere "mecidiye" denilen kimlik belgeleri verildi. bu kimlikler büyük defter şeklinde ve biraz ağırcaydı. nüfus cüzdanını yanında taşıyan kişiler ceplerine koymak yerinde feslerinin içinde taşırlardı. kimisi fesin içine cep yaptırır kimileri de direk cüzdanı fese dikerlerdi. istenildiğinde kafa üzerindeki fes içerisinden çıkarılan kimliklere halk arasında kafa kağıdı denmiştir.
devamını gör...
ses taklitçisi
avusturyalı dev yazar thomas bernhard’ın yüz dört parçadan oluşan kitabıdır.
kitap hakkında yazmadan önce büyük yazar hakkında yazmak gerekir belki de. thomas bernhard okumak tam eğlenceli bulduğunuz bir şeye gülmeye başlamak üzere iken birden gelen korku ve hüznü hissetmektir. sanki yanı başınızda oturan insanları anlatmaktadır bernhard ama sizin hiç görmediğiniz, fark etmediğiniz özellikleri ile. sizin anlatmaya ve dinlemeye değer bulmadığınız şeylerin aslında insan hayatında ne kadar önemli bir yer tutabileceğini fark etmektir thomas bernhard okumak.
bu kitap müthiş bir yazar olan thomas bernhard’ın adliye muhabirliği yaptığı dönemde karşılaştığı, şahit olduğu ya da gözlemlediği olayların ve kişilerin bir dökümü. bernhard bir gözlemci olarak gördüklerini en büyük süper gücü olan kendine has üslubu ile o kadar güzel anlatmış ki kitabı okumak sanki yazarla birlikte anlattıklarını izlemek gibi.
yazar bize farklı sosyo-ekonomik altyapıları olan farklı meslek gruplarına dahil farklı insanları hiç felsefe yapmadan sakin bir üslupla anlatıyor ve okumak insana korku dolu bir huzur veriyor.
kitap hakkında yazmadan önce büyük yazar hakkında yazmak gerekir belki de. thomas bernhard okumak tam eğlenceli bulduğunuz bir şeye gülmeye başlamak üzere iken birden gelen korku ve hüznü hissetmektir. sanki yanı başınızda oturan insanları anlatmaktadır bernhard ama sizin hiç görmediğiniz, fark etmediğiniz özellikleri ile. sizin anlatmaya ve dinlemeye değer bulmadığınız şeylerin aslında insan hayatında ne kadar önemli bir yer tutabileceğini fark etmektir thomas bernhard okumak.
bu kitap müthiş bir yazar olan thomas bernhard’ın adliye muhabirliği yaptığı dönemde karşılaştığı, şahit olduğu ya da gözlemlediği olayların ve kişilerin bir dökümü. bernhard bir gözlemci olarak gördüklerini en büyük süper gücü olan kendine has üslubu ile o kadar güzel anlatmış ki kitabı okumak sanki yazarla birlikte anlattıklarını izlemek gibi.
yazar bize farklı sosyo-ekonomik altyapıları olan farklı meslek gruplarına dahil farklı insanları hiç felsefe yapmadan sakin bir üslupla anlatıyor ve okumak insana korku dolu bir huzur veriyor.
devamını gör...
yunan erkeklerinin türk erkeklerinden kibar olması
anlamsız bir kıyaslamadır.
böyle kıyaslamaların milletlere göre değil, kişilere göre yapılması gerekir.
böyle kıyaslamaların milletlere göre değil, kişilere göre yapılması gerekir.
devamını gör...
safiye ali
1891 yılında istanbul'da dünyaya gözlerini açar.
6 kişilik ailenin en küçük ve en zeki kız çocuğudur. amerikan kız kolejinde okurken balkan savaşından getirilen yaralıları tedavi eder. lise bitince doktor olmaya karar verir.
fakat hangi kapıyı çalsa "tıp fakültesine kadın öğrenci alamayız" sözüyle karşılaşır. kafaya koymuştur bir kere doktor olacaktır. maddi imkansızlıklara rağmen almanya'ya tıp okumaya gider.
açlık ve sefaletin en dibini görür.
günlüğünde şu not vardır; "çöpten çıkarıp geceleri yediğim ekmek hiç ağrıma gitmiyor.
ülkemde tip fakültesi varken buralarda olmam daha çok ağrıma gidiyor.
ne olursa olsun ülkeme doktor olarak döneceğim."
dediğini yapar ve okulunu derece ile bitirip ülkesine doktor olarak döner. cağaloğlu'nda ilk muayenehanesini açar fakat kadın olduğu için ilk zamanlar kimse gelmez.
halbuki kadın ve çocuk hastalıkları doktorudur.
aşağılamalara, dışlamalara ve hakaretlere aldırmadan, pes etmeden devam eder. fakir ailelerin kadınlarını ve çocuklarını evlerinde ücretsiz tedavi eder.
eline geçen ilk parayla süt ve bakım evi açar.
hasta ve zayıf çocuklar için hilal-i ahmer muayenehanesini kurar. direnerek, kadınların tıp fakültesine alınmalarını sağlar. ülkenin tıp eğitimiveren ilk kadını olur.
vücudu kendisinden önce pes eder; kansere yakalanır. almanya'ya gönderilir.
almanya'da tıp eğitimi aldığı hastanede ılık bir bahar günü hayata gözlerini yumarken şu sözleri söyler:
"kadınlar size emanet..."
devamını gör...
korkutucu mekanlar
neden kimse geceleri mezarlık dememiş ki?
devamını gör...
homofobi
herhangi bir şiddeti doğurmadığında elbette suç değildir. fakat yine de hastalıklı bir düşünce olduğu doğrudur. zira homofobi, cinsel tercihi yüzünden kendisiyle belki herhangi bir şekilde ilgisi bile olmayan bir insana karşı duyulan aşırı tepkiyi belirtir. sadece hoşnut kalmama ya da tasvip etmemekten bahsediyorsak belki bir nebze kabul edilebilir olabilir, evet. fakat yalnızca kendi cinsine karşı cinsel istek duyuyor diye bir insandan nefret edebilmek, yadırgayabilmek ya da işi ayrımcılığa götürebilmek pek de hoş karşılanamaz bana kalırsa.
devamını gör...
bir şiirin tamamını anlatan tek mısrası
ölümdür yaşanan tek başına
aşk; iki kişiliktir.
ataol behramoğlu
aşk; iki kişiliktir.
ataol behramoğlu
devamını gör...
bir idam mahkumunun son günü
"yüreğimin öfkeyle ve acıyla dolduğunu hissediyorum. sanırım kin kesem patladı. ölüm insanı kötü kılıyor."
devamını gör...
kaybedenler kulübü
başımıza bela ettiler dediğim film. eskiden kadife sokağın tadı tuzu vardı. filmdeki orta yaşlı abazan karakterler gibi olmaya özenen insanlar doluştu sonra. ayrıca o karakterlerin gerçekleri öyle kuul kişiler filan değil, barda kendisinden 15 20 yaş küçük kız düşürmek için çırpınan sıkıcı amcalardır. kültürel sermayeleri de bir hayli azdır.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarından geceye anlamlı söz
bir şeyin ters gitme olasılığı varsa, ters gidecektir. bir şeyin birkaç şekilde ters gitme olasılığı varsa, hep en kötü sonuç doğuracak şekilde ters gidecektir. bir şeyin ters gidebileceği olasılıkları engelleseniz bile, anında yeni bir olasılık ortaya çıkacaktır. (bkz: murphy kanunları) )
devamını gör...
bugünkü hava durumu
devamını gör...
5 yıl sonraki kendine not
sevgili kendim,
şimdi sen bunları okuyabiliyorsan eğer yaşam savaşından galip çıkıp ta bugünlere gelebilmişsin. bunun için tebrik ederim demek ki 5 yıl daha yaşayabilmişsin. senin değişmeyecek huylarını bildiğim için şu anda da bir mücadelenin içinde olduğunu çok net söyleyebilirim. çok yoruldun bunun da farkındayım. herşeyi idare etmek ne kadar zor değil mi? tek temennim bu yazıyı okurken hedeflerinden şaşmadan, dimdik durarak, inandığın şeyi başarmış olman. başarı odaklı olduğunu bildiğim için ne şartta olursa olsun onu başarmışsındır tahmin edebiliyorum. ama yapamadıysan da sorun yok daha önce de çok denedin sadece uygun zamana az kalmıştır sabret. kendini geliştirmeyi de bırakma sakın 5 yıl geçti kafam almıyor bahanesini sakın alma üstüne. çokça güldün, çokça eğlendin, çok yer gezdin, çok dertlendin, çok sıkıntılandın, istediğin bazı şeyleri aldın, hayal olarak şimdi kurduğun şeyleri başarmana da ya az kaldı ya da onları da başardın eminim. zaman çok kısa değil mi bak bunları yazalı 5 yıl olmuş. hiçbir karşılaşma tesadüf değildir, sen tesadüfe inanmayan bir insansın. karşılaşıp hayatına aldığın her insan ya cezadır, ya imtihandır ya da bir lütuf. ne olursa olsun her şartta yanında kalanları sakın üzme. sonuçta herkesi yarına götüremiyorsun demek ki bazıları dünde kalmalıymış. dünde kalanlara üzülme. gerçek güzelliği, gerçek değeri, gerçek sevgiyi tanımamış, görmemiş, tatmamış insanların yargıları ne kulağında ne de kalbinde yer etsin. ayrıca hiçbirşeyi başaramadıysan da kendini suçlama sen elinden geleni yaptın. zaman zaman kalbin sıkıştı belki ruhun yorgun düştü. korkma! sen yeniden ışık saçana kadar karanlığında sabırla oturup bekleyebilirim.
ve son olarak, her ne halde ne şekilde olursan ol olduğun halinle muhteşemsin. bunu sana her unutturmaya çalıştıklarında bıkmadan hatırlatmaya devam edeceğim.
sevgiler,
kendin*
şimdi sen bunları okuyabiliyorsan eğer yaşam savaşından galip çıkıp ta bugünlere gelebilmişsin. bunun için tebrik ederim demek ki 5 yıl daha yaşayabilmişsin. senin değişmeyecek huylarını bildiğim için şu anda da bir mücadelenin içinde olduğunu çok net söyleyebilirim. çok yoruldun bunun da farkındayım. herşeyi idare etmek ne kadar zor değil mi? tek temennim bu yazıyı okurken hedeflerinden şaşmadan, dimdik durarak, inandığın şeyi başarmış olman. başarı odaklı olduğunu bildiğim için ne şartta olursa olsun onu başarmışsındır tahmin edebiliyorum. ama yapamadıysan da sorun yok daha önce de çok denedin sadece uygun zamana az kalmıştır sabret. kendini geliştirmeyi de bırakma sakın 5 yıl geçti kafam almıyor bahanesini sakın alma üstüne. çokça güldün, çokça eğlendin, çok yer gezdin, çok dertlendin, çok sıkıntılandın, istediğin bazı şeyleri aldın, hayal olarak şimdi kurduğun şeyleri başarmana da ya az kaldı ya da onları da başardın eminim. zaman çok kısa değil mi bak bunları yazalı 5 yıl olmuş. hiçbir karşılaşma tesadüf değildir, sen tesadüfe inanmayan bir insansın. karşılaşıp hayatına aldığın her insan ya cezadır, ya imtihandır ya da bir lütuf. ne olursa olsun her şartta yanında kalanları sakın üzme. sonuçta herkesi yarına götüremiyorsun demek ki bazıları dünde kalmalıymış. dünde kalanlara üzülme. gerçek güzelliği, gerçek değeri, gerçek sevgiyi tanımamış, görmemiş, tatmamış insanların yargıları ne kulağında ne de kalbinde yer etsin. ayrıca hiçbirşeyi başaramadıysan da kendini suçlama sen elinden geleni yaptın. zaman zaman kalbin sıkıştı belki ruhun yorgun düştü. korkma! sen yeniden ışık saçana kadar karanlığında sabırla oturup bekleyebilirim.
ve son olarak, her ne halde ne şekilde olursan ol olduğun halinle muhteşemsin. bunu sana her unutturmaya çalıştıklarında bıkmadan hatırlatmaya devam edeceğim.
sevgiler,
kendin*
devamını gör...
pratik bilgiler
*ekmek yaparken hazırlayacağınız hamur için dolapta duran suyu kullanın. daha uzun sürede mayalanır ve daha fazla kabarmasını sağlar.
* arabanın direksiyonunu hiçbir zaman sonuna kadar çevirmeyin, hidrolik yağını çabuk bitirir.
* olmamış meyveyi, kırmızı elmayla beraber poşete koyun. yarım gün içinde olgunlaşacaktır.
* saçınız yıkarken saç derinizi yıkamayın, saç tellerinizi yıkayın. böylece saçlarınız zarar görmez. örnek: kuaförlerdeki saç yıkama lavabosu.
* zeytinyağını asla güneş alan bir yerde muhafaza etmeyin. içi ayrışmaya başlar ve tadı kaçar.
* sucuğu soymadan önce 30sn kadar suya batırın. çok kolay soyulacaktır.
* arabanın direksiyonunu hiçbir zaman sonuna kadar çevirmeyin, hidrolik yağını çabuk bitirir.
* olmamış meyveyi, kırmızı elmayla beraber poşete koyun. yarım gün içinde olgunlaşacaktır.
* saçınız yıkarken saç derinizi yıkamayın, saç tellerinizi yıkayın. böylece saçlarınız zarar görmez. örnek: kuaförlerdeki saç yıkama lavabosu.
* zeytinyağını asla güneş alan bir yerde muhafaza etmeyin. içi ayrışmaya başlar ve tadı kaçar.
* sucuğu soymadan önce 30sn kadar suya batırın. çok kolay soyulacaktır.
devamını gör...
6 mayıs 1972
49 yıldır hiç yaşlanmayan 3 genç adamın hayattan koparıldıkları gün.
49 yıldır neden asıldıkları anlaşılmayan 3 genç adamın bitmeyen yasının yıl dönümü.
49 yıldır tanımadan sevilen 3 genç adamın bıraktığı yürek acılarının bir kez daha kor olup yaktığı gün.
49 yıldır neden asıldıkları anlaşılmayan 3 genç adamın bitmeyen yasının yıl dönümü.
49 yıldır tanımadan sevilen 3 genç adamın bıraktığı yürek acılarının bir kez daha kor olup yaktığı gün.
devamını gör...
moderatörlerin siz diye hitap etmesi
ne ettik biz size hep bir elestiri? aslinda bu olmasi gereken bir durum degil midir? moderatorlugu bir kenara birakiyorum, gunluk hayatta da ileri duzeyde samimiyetimizin olmadigi insanlara siz diye hitap etmek kurulan resmiyetin hatta duyulan sayginin bir gostergesidir. bence olmasi gereken bir hitap seklidir. boyle ufak detaylara cok takilmamali ayrica oyle degil mi?
devamını gör...
