derin mi derin anlamlara sahip bir ahmed arif şiiridir, aynı zamanda cem karaca’nın muhteşem ötesi yorumlamasını merak edenler tıklayınız

terketmedi sevdan beni,
aç kaldım, susuz kaldım,
hayın, karanlıktı gece,
can garip, can suskun,
can paramparça...
ve ellerim, kelepçede,
tütünsüz uykusuz kaldım,
terketmedi sevdan beni...
devamını gör...

maske takmaya başladığım son 1 senedir başıma gelendir, soğuk soğuk terler akmasına sebep oluyor resmen duş almış gibi maske takmaktan nefret ediyorum bu yüzden.
devamını gör...

bu kişiyi hata yapmış olarak kabul ediyorsanız eğer kulak verin şimdi;

allah bağışlanma dileyen kullarını bağışlıyor ama insan bağışlamıyor.

allah kul hakkı yiyeni bağışlamıyor ama insan bağışlıyor.

benim bu zihniyette gördüğüm her türlü kötülüğü yapsın ama biri ile birlikte olmasın.

böyle biri tercihin olmayabilir anlarım ama torpille işe gireni rüşvet vereni yolsuzluk yapanı kabul edip bunu etmemek üzerine bir de kabul eden ile alay etmek ikiyüzlülüktür.

seviyorsan dik duracaksın.
devamını gör...

böyle değil.
devamını gör...

bir iki burç hariç herkese iyi bir şey düşüyor.
onlar da üzülmesin, kasımda aşk başkadır.
hoş geldin ekim.
niyet ediyorum denge, mutluluk, güzellik, keyif, huzur, sağlık,başarı, para bulmaya.*
sizde edin. niyet edelim ki tüm istediklerimiz bize doğru gelsinler.
en son dua trendi, niyet üzerine.
niyet bizden, nasip etmek mevladan inşallah.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

üşüme genini aldırmak.
devamını gör...

balıklardan korkmadır.
devamını gör...

sorun bana aşık olması değil. oraya kadar sorun yok zaten. sorun ise bu aşkı sürdürebilmesi.

doktorlar dizisindeki ela'yi düğün masasında birakan levent gibi olmaması. neymis ela ile olan aşkına inancını kaybetmişmiş. (ağla kalbim ağla çalıyor bu sıra) . bir hışımla çıkıyor kapıdan dışarı beyinsiz beyin cerrahı levent.

bak yine dellendim gece gece. aşık olmak kolay maksat onu taşıyabilmekte, sürdürebilmekte ve ilk günkü tazeliğini ultra lüks buzdolabının sebzelik ve meyvelik çekmecesindeymiş gibi saklayabilmektedir.

hala kafamin içinde ağla kalbim ağla çalıyor tabii. sonra ordan arceliğin çelik robotu seslisi soner yellow'kabadayi giriş yapıyor.

biri beni sevsin güzel sevilirim
bir de yetişirse önümüzdeki yaza
diyor *

görüyorsunuz aşkı ne kadar ciddiye aldığımı.
devamını gör...

bu sene çıkmış bir disney plus dizisi. adından da anlaşılacağı üzere boba fett öyküsüdür. jeday’ın dönüşünden sonra boba’nın başından neler geçmiş onu öğreniyoruz.

yönetmenler ise the mandalorian dizisi ile aynı kadro. jon favreau ve dave filoni. soundtrack desen, o da mando’nun soundtrack’ini besteleyen kişi taradından bestelenmiş; ludwig göransson.

the mandalorian ile güzel bir iş çıkaran bu kadro hiç şüphesiz boba fett’i de çok iyi kotarmış. hem göze hem kulağa ziyafet gibi sahnelerle bezeli çoğu sahnesi. hele bi açılış müziği var ki, defalarca dinlenilesi.

konuya gelecek olursak, boba fett jabba’nın yerine daimyo ilan etmiş kendini. yanına da bir yardımcı almış ve sağdan soldan haraç kesiyor. pek tabii kredisi az olduğu için kimsecikler tınlamıyor kendisini. boba ise varlığını hissettirmek için tek yol siyaset deyip soluğu belediye reisinin yanında alıyor derken olaylar gelişiyor. ara ara da boba’nın geçmişinden enstantaneler görüyoruz. başına neler gelmiş, tusken’larla nasıl tanışmış vesaire hep öğreniyoruz. bu geçmiş sahnelerinde göze en çok çarpan detaylar ise dune kitaplarına kibarca gönderilen selamlar oldu benim için. belki de bu sebeple bi başka sevdim bu diziyi diğer star wars işlerine kıyasla.

bir diğer detay ise dizideki karakterlerin isimlerinin telafuzunun güzelliği oldu benim için ilginç şekilde. fennec shand, garsa fwip, mok shaiz, lortha peel… insan bu isimleri duyar duymaz bir yakınlık hissediyor nedense. neyse efendim çok övdük yeter. 8/10 dizi.

not: star wars evrenine çok aşina değilim, idare edin yanlışım olduysa. *
devamını gör...

bi' küçük çilemden bahsedeyim size...

daha önce belirtmiştim fakat denk gelmeyenler için hatırlatmakta fayda görüyorum; ben laz'ım ve evet, genellikle günün bazı saatlerinde kafamın durduğu doğrudur.

bundan yaklaşık 14 sene önce, rahmetli dedemden kalan aile apartmanının çatı katına, benim gibi laz olan babam, kat çıkma kararı aldı. gerekli izinler hem aile büyüğü rahmetli babaannemden hem de belediyeden alındı ve işe koyulduk.

benim, benim gibi laz olan yılların usta marangozu babam, inşaat işlerinde kendisine yardımcı olması için yine bizim gibi laz olan kendi amcasının oğlunu çalışma programına dahil etti.

gerekli yıkım-söküm-zıkkım gibi benim anlamadığım işler hususunda yine laz usulü bir program yapıldı, programa uygun olarak ilk önce bacanın yıkılması ve bu gibi işlerden hiç anlamadığım için amcaoğlunun ayak işlerini benim yapmam kararlaştırıldı.

babamın, babam ve benim gibi laz olan amcasının oğlu 4 katlı binamızın çatısına çıkıp bacaya gerekli müdahaleyi yapmaya başladığı esnada, 4. kattan zemine kadar tek bir beton blok halinde inen baca, binadan tehlikeli bir biçimde tek parça olarak ayrılmaya başladı...

gerçekleşmekte olan şeyi farkeden, babam ve benim gibi laz olan bu amcaoğlu, elinde urgandan hallice bir iple 4.katta bulunan evimize teşrif etti, tek parça beton blok halindeki bacaya ipi, mutfak camından dışarı sarkarak geçirdi ve yine aynı ipi benim elime tutuşturup ''tut'' dedi...

babam ve amcasının oğlu gibi laz olan ben, talimatı kat'i suretle anlayıp ipi, çölde günlerce susuz kalmış bedevinin 1.5 lt erikli su şişesine sarılması gibi tutmuş, yetmezmiş gibi bir de bir kaç tur koluma dolamıştım...

babam ve benim gibi laz olan amcaoğlu, ipi benim elime tutuşturduktan sonra çatıya çıkıp, bacayı kırmak için gerekli müdahalelere başladıktan takribi 2-3 dakika sonra, o koca beton bloğun tek parça halinde yavaşça binadan ayrılışını derbide atılmış jenerik bir golün defalarca verilmesi gibi ağır çekimde izledim. izledim ve ipe, bu ülkede parti başkanlarının genel başkanlık koltuğuna tutunduğu gibi sıkı sıkı tutunarak birazdan olacaklara kendimi hazırladım.

kendimi hazırladığım son gerçekleşmedi elbette. çünkü ben ve babam gibi laz olan amcaoğlu'nu, 17 yaşında bir körpe delikanlı olarak, o koca beton bloğu tek başıma tutabileceğime inandıracak ne mucize gösterdiğimi bilmeden buna inandırmış olduğumdan; bir anda ipin beni çekmesiyle ayaklarım yerden kesilmiş; ipin peşine 4.kattaki mutfak camından dışarı doğru havada süzülürken, son anda aydınlanmamla beraber (istanbul'un havasını teneffüs edip suyunu içtiğimden sanırım son anda aydınlandım) belime kadar camdan dışarı çıktığımda kurtulabilmiştim ancak koluma doladığım o ipten...

tüm bu bir kaç saniyede gerçekleşen olay sonucu ipin kolumdan sıyrılırken ki bıraktığı iz, haftalarca 'nike' amblemini hatırlattı her baktığımda bana. bi'de gerçekten ne kadar fazlaca laz olduğumuzu...

sonradan gelen edit: yaşımla çeliştim 9 değil, 14 sene... al, bak.. laz'ım işte...
devamını gör...

ikinci dozunu, geçen hafta olarak
dahil olduğum başlık.
yaşıyorum hala.
olun sizde.
devamını gör...

gelme. içim kan revan.
devamını gör...

yanlışlıkla beğendi beğenisi: çift tıklayarak beğenme özelliğinden dolayı sıkça başıma gelen durum.
devamını gör...

(bkz: 27'ler kulübü) geldi aklıma.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
edit: (bkz: janis joplin) (bkz: kurt cobain) (bkz: brian jones) (bkz: jimi hendrix) (bkz: jim morrison) (bkz: amy winehouse) (bkz: jacob miller)
devamını gör...

18. yy'da sanayi devrimine üretim artışı bir hayli fazla olunca özellikle ingiltere dünyada yeni pazarlar arayışına sahipti. bu da liberal dış ticaret politikası gerektiriyordu. liberal politikalar ise klasik iktisatçıların eseri olacaktı. çünkü klasik iktisatçılara göre piyasanın işleyişi kusursuzdu. bu kadar kusursuz işleyen piyasalara devlet hiç bir şekilde müdahale etmemeliydi. devlet sadece jandarma devlet rolünü üstlenmeliydi. 1776 yılında yayımlanan (bkz: adam smith)'in işbölümü ve uzmanlaşmayı temel alan ve liberalizmin en temel kaynağı kabul edilen (bkz: ulusların zenginliği) ile dünyada libreal ekonomim işleyiş hakim kılındı. taa ki 1929 dünya ekonomik krizi (bkz: büyük buhran)'ne kadar. 1929 krizi çok büyük bir kapitalist krizdir. devletleri deyim yerindeyse afallatmıştır. bu krizden çıkacak politikaları ortaya atan iktisatçı ise john maynard keynes olmuştur. aslında bir matematikçidir. (bkz: basit keynesyen model)'i oluşturduktan sonra krizin sebebini efektif talep yetersizliğine bağlamıştır. çözüm olarak ise piyasa talebini artırmayı hedefleyen politikalar öne sürmüştür. mailye politikasının uygulanması gereken temel politika olduğunu söylemiştir. çünkü (bkz: çarpan mekanizması) sayesinde piyasada harcama artışı sayesinde çıktı artacaktır. keynes piyasayı eksik istihdamda kabul ettiği için devletin piyasalara girip etkin rol oynaması gerektiğini savunmuştur. bunun üzerine devletçilik politikası uygulanmaya başlamıştır. bizim ülkemizde de 1930'lu yıllarda uygulanan devletçi ekonomik sistemin temelinde keynes'in politikası yatar. keynes kurduğu teoriyi tamamlayamadan hayatını kaybeder. bu yüzden keynes; ekonomide "uzun dönem", ve "enflasyon" kavramlarına yer verememiştir. keynes'in kurduğu sistem taa ki 1974 petrol krizine kadar devam eder. petrol krizi arz şoku olduğu için keynesyen ekonomi krizi açıklamakta eksik kalır. işte o zaman da sahneye (bkz: monetarizm)'in fikir babası (bkz: milton freidman)çıkar.
devamını gör...

iron maiden'ın bugün çıkardığı yeni single'ı... belshazzar's feast adlı incil'de anlatılan olaya gönderme yapan parça... klibi ise bir animasyon şeklinde yayınlanmıştır. tek kelimeyle ba-yıl-dım. hep söylüyorum yine tekrar ediyorum, dünyada metal grupları ikiye ayrılır: iron maiden ve diğer kalan gruplar...

şarkı ağır bir tempoda başlamasına karşın o klasik alışkın olduğumuz melodik gitar partisyonlarıyla giriş yapıyor. kolay akılda kalıcı bir ritmi var. en güzel detay ise bruce dickinson vokali epey bir toparlamış eski kalitesine geri dönmüş. cümlesinin sağlığı daim olsun. 2021 senesinde hala iron maiden'dan yeni ve güzel bir şeyler dinleyebiliyor olmak harika bir şey.

ahan da klip:

devamını gör...

artık dile getirilmesi gerekendir.
oraya (bkz: swh), buraya (bkz: swh)
espiri yapsan da (bkz: swh), yapmasan da (bkz: swh)
yıldıza da*. ee? komik mi? ne gülüyosun kardeşim..
devamını gör...

bunu sadece tek uğraşı burası olanlar yapar.yani ben*
devamını gör...

hayallerim ve gerçekleşme ihtimalleri.
devamını gör...

cinsiyetçilik kokan başlıkların tamamı.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim