sözlük radyosunun yayına başlaması
oha ya çok heyecanlı. sözlük diye girdik konu nerlere nerlere geldi. daha nerrlere nerlere gelsin inşallah*
uyumadan 5 dakika girdiğim sözlükten radyo sebebiyle çıkamamış, uyuyamamış bulunmaktayım. hayırlısı.
uyumadan 5 dakika girdiğim sözlükten radyo sebebiyle çıkamamış, uyuyamamış bulunmaktayım. hayırlısı.
devamını gör...
çaykur
her zaman tercih ettiğimiz çaycık.
devamını gör...
avustralya denince akla gelen
ufak bir fırtına sonrası oluşabilecek su baskını suretiyle evde şöyle bir manzara ile karşı karşıya kalmak.

kaynak: buradan
kaynak: buradan
devamını gör...
geceye az bilinen bir şarkı bırak
tabii biliniyordur illaki ama bizim yaş grubu pek bilmez diye düşünüyorum. şöyle buyrun:
devamını gör...
sonsuzluk yolcusu
üslubu, duruşu, kalemi, refleksi, varlığı ve kumaşı kaliteli bir yazar. bu bilgiçlik evvelce mahlasına aşina olduğumdandır, ekrem selcuk sözlüğe değer katan bir alemdir. safa getirmiş.
devamını gör...
hakaret olmayan ama hakaret olan cümleler
daha genç ekip arkadaşları arıyoruz.
son iş görüşmemde bana söylenen söz. insanın yüzüne bu söylenir mi be? dobarlanamıyorum, çok kırıldım sözlük.
son iş görüşmemde bana söylenen söz. insanın yüzüne bu söylenir mi be? dobarlanamıyorum, çok kırıldım sözlük.
devamını gör...
makinist (yazar)
“birkaç sayfa okuyayım, yatarım.” diye açtığınız kitabı, sonuna kadar bir nefesde okursunuz ya ha işte makinist’ in tanımlarıda bir nefesde okunan cisten. o kadar güzel tanımların nasıl bu kadar az oy aldığını anlamak mümkün değil.
özenerek ve önem vererek tanımlar giren, yeni keşfettiğim takip edilesi ve okunası yazar.
özenerek ve önem vererek tanımlar giren, yeni keşfettiğim takip edilesi ve okunası yazar.
devamını gör...
ünlü bir düşünür der ki
devamını gör...
kızıl veba
jack london'ın eserinde geçen kızıl veba, insanın kalbinin daha hızlı atmasına, ateşinin yükselmesine ve yüzlerinin kızıl bir renge bürünmesine sebep olan bir hastalık. bence vebanın en kötü yanı, bu hastalığı kapan insanların dakikalar içerisinde topuklarından başlayıp kalplerine gelene kadar yavaş yavaş (o sınırlı dakikalar içerisine göre yavaş) hissizleşmesiydi. zaten kalbe geldiğinde ölüyorlardı.
işte kitap bu veba'dan sonra hayatta kalanları anlatıyor. daha doğrusu hayatta kalan yaşlı bir insanın torunlarına geçmişteki düzeni anlatıp şu anki dünyadan, dilin ve insanların yozlaşmasından, insanların nasıl kaba saba bir hal aldığından duyduğu hüzne şahit oluyoruz.
diğer yazar arkadaşlarım da belirtmiş fakat jack london'ın ne kadar ileri görüşlü bir kişilik olduğuna ben de bir kez daha değinmek istiyorum. övülmeyi ve takdiri kesinlikle hak ediyor çünkü 1912 yılında yayınlanan ve gelecek hakkında birçok tahminde bulunarak yazılan bir eserin gerçeklerle bu kadar paralellik göstermesi hayranlık verici. zaten kitabı okuduğunuzda çevirmenin açıklayıcı ve kısa olmasına rağmen doyurucu açıklamasını görebilirsiniz fakat kısaca bu paralelliklere değinmek istiyorum:
- kızıl veba'da kendi canını hiçe sayıp başkalarına yardım edenler günümüzde yaşanan salgındaki sağlık çalışanlarıyla ve kaosta bile başkalarına yardım edenlerle,
- insanlar zaten hemen öldüren kızıl veba ile uğraşırken keyif ve kaos çıkarmak için yangın çıkarıp kızıl vebaya eşlik eden kızıl gökyüzünü oluşturan benciller, günümüzdeki çıkarcı insanlarla paralellik gösteriyor.
işte kitap bu veba'dan sonra hayatta kalanları anlatıyor. daha doğrusu hayatta kalan yaşlı bir insanın torunlarına geçmişteki düzeni anlatıp şu anki dünyadan, dilin ve insanların yozlaşmasından, insanların nasıl kaba saba bir hal aldığından duyduğu hüzne şahit oluyoruz.
diğer yazar arkadaşlarım da belirtmiş fakat jack london'ın ne kadar ileri görüşlü bir kişilik olduğuna ben de bir kez daha değinmek istiyorum. övülmeyi ve takdiri kesinlikle hak ediyor çünkü 1912 yılında yayınlanan ve gelecek hakkında birçok tahminde bulunarak yazılan bir eserin gerçeklerle bu kadar paralellik göstermesi hayranlık verici. zaten kitabı okuduğunuzda çevirmenin açıklayıcı ve kısa olmasına rağmen doyurucu açıklamasını görebilirsiniz fakat kısaca bu paralelliklere değinmek istiyorum:
- kızıl veba'da kendi canını hiçe sayıp başkalarına yardım edenler günümüzde yaşanan salgındaki sağlık çalışanlarıyla ve kaosta bile başkalarına yardım edenlerle,
- insanlar zaten hemen öldüren kızıl veba ile uğraşırken keyif ve kaos çıkarmak için yangın çıkarıp kızıl vebaya eşlik eden kızıl gökyüzünü oluşturan benciller, günümüzdeki çıkarcı insanlarla paralellik gösteriyor.
devamını gör...
zahidem
neşet ertaş'ın türküsüdür.
zahidem kurbanım oy n'olacak halım
yine bir laf duydum kırıldı belim
yine bir laf duydum kırıldı belim
gelenden gidenden oy haber sorarım
zahidem bu hafta oluyor gelin
zahidem bu hafta oluyor gelin
hezeli de deli gönül hezeli
çiçekdağı da döktü m'ola gazeli
çiçekdağı da döktü m'ola gazeli
dolaştım alemi gurbet gezeli
bulamadım zahidem'den güzeli
bulamadım zahidem'den güzeli.
zahidem kurbanım oy n'olacak halım
yine bir laf duydum kırıldı belim
yine bir laf duydum kırıldı belim
gelenden gidenden oy haber sorarım
zahidem bu hafta oluyor gelin
zahidem bu hafta oluyor gelin
hezeli de deli gönül hezeli
çiçekdağı da döktü m'ola gazeli
çiçekdağı da döktü m'ola gazeli
dolaştım alemi gurbet gezeli
bulamadım zahidem'den güzeli
bulamadım zahidem'den güzeli.
devamını gör...
ülkeler sözlük yazarı olsaydı alacakları nickler
ingiltere - güneş batmayan imparatorluk.
devamını gör...
at eti
kazakistanlı vatandaşların çokça tükettikleri et.
normal dana ya da kuzu etine göre biraz daha sert ve ekşimsi bir tadı var.
nerden mi biliyorum, çünkü yedim.*
normal dana ya da kuzu etine göre biraz daha sert ve ekşimsi bir tadı var.
nerden mi biliyorum, çünkü yedim.*
devamını gör...
diyelim ki o bunu okuyor
(bkz: ne ekersen onu biçersin)
devamını gör...
neden ağladığını bilmeden ağlamak
ara ara yaşadığım bir hadise. ortada net bir sebep yokken birden ağlayasım geliyor ve ağlıyorum, sonra da az önce ne oldu diye kendime soruyorum.
devamını gör...
nedir bu kadar zor olan sorusu
varolabilmek.
her şeye rağmen hayatta bir yere tutunabilmek, kendini bulabilmek aslında en zoru. dahil olabilmek dünyaya, bende varım diyebilmek. evet hayattayız, yaşıyoruz ama ne kadar yer kapılıyoruz bu dünyada, nerelerde bizim varlığımız iz sürmekte, nerelere kadar ulaşabilmekte ruhumuz, nerede benliğimiz, zordur bunları bilebilmek ve zordur evrendeki küçücük bir toz parçası olarak varolabilmek.
her şeye rağmen hayatta bir yere tutunabilmek, kendini bulabilmek aslında en zoru. dahil olabilmek dünyaya, bende varım diyebilmek. evet hayattayız, yaşıyoruz ama ne kadar yer kapılıyoruz bu dünyada, nerelerde bizim varlığımız iz sürmekte, nerelere kadar ulaşabilmekte ruhumuz, nerede benliğimiz, zordur bunları bilebilmek ve zordur evrendeki küçücük bir toz parçası olarak varolabilmek.
devamını gör...
vampirlerin haçtan korkması
dindar vampirlerin korkusudur. inançsız olsalar kokmayacaklardı. neye inanırsan gerçeğin o olur.
devamını gör...



