failler umarım yakılır.
devamını gör...

ne kimseyi etkilemek için , ne de kimse için yaşamıyorum. özgürlüğümün başladığı gün, kendim için parladığım gündür.
"kendim için en az iyi bir şey yapıp, yaşamaya geldiğimi unutmamalıyım"
devamını gör...

papa ii. urbanus'un clermont konsili sonrası propaganda amaçlı kullanmaya başladığı latince değiş.
devamını gör...

ve duy beni ya da bul beni. nefesin kesilince...
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

ülkemizin içinde bulunduğu durum düşünüldüğünde çoğu zaman mantıklı olan düşüncedir.

sayın yazarımızın da dediği gibi tıp, hukuk gibi iş bulma şansı nispeten daha yüksek bölümlerde okuyanlar hariç çoğu kişi tarafından sık sık düşünülür ama yıllardır üzerinde yaşadığın topraklardan ayrılıp başka bir yere gitmek sanıldığı kadar kolay değildir.
devamını gör...

kafa sözlük farkı! vay be duygulandım. aferin yoldaş, böyle içten ve dram içerikli tanımların hastasıyız. duygulanarak gaza geliyoruz.

ha bu arada, "seni çok merak ediyorum yoldaş, gelip bi yüzünü göreyim." diyebiliyor muyuz? ses falan yemem öyle numaraları, yüzünü göster bana.
devamını gör...

gerek yok. hoşlanmadığın bir yazar varsa engelle gitsin bu kadar basit.
devamını gör...

...

ne olmuştu da "seninle dünyanın her yerine gelirim" diyen müzeyyen, durduğu yerden çekip gitmelere başlamıştı.
- "ayna" dedim. "seni bölük bölük bölerim"
- " denememeni tavsiye ederim" dedi. "bölünerek çoğalırım ve çoğaldıkça fazla suret veririm, hoşuna gitmez"
- "gidene güle güle denir, canımın içi"
...

fmbdbt.
devamını gör...

simidin ekmek misali arasını yararak üçgen peyniri, tereyağı sürer gibi arasına yedirerek yemek suretiyle ihtiyaç giderilebilir.
devamını gör...

t: yoğun ve güzel hisler barındıran bir sevgi cümlesidir.

mesela attila ilhan şöyle söylemiş “ben bir seni bilirim bir de adın geçince sıkışan kalbimi”. eğer seni seviyorum derken sıkışan bir kalbiniz yoksa boşuna kullanmak için kullanmayın derim efendim. lakin sevginin bir sorumluluğu bir ağırlığı olmalı. laf olsun diye söylenen sıradan bir cümle değildir bana göre. seni seviyorum dediğiniz insanın gözlerine bakıp veya sesini duyup yahut yazıp kendinizden geçercesine o duyguyu veremiyorsanız ne cümlenin ne de anlamının anlamı kalır. hayatta sahtesi olmayan tek şey duygulardır. herşeyin her sözün sahtesi olabilir ama duyguların asla. o yüzden can-ı gönülden söylenen bir seni seviyorum bütün herşeye bedeldir. kaldı ki sadece söylemek yerine sevdiğinizi gösterebileceğiniz küçük davranışlarda da bulunabilirsiniz. mesela japonya’da seni seviyorum kelimesinin karşılığı yok. çünkü japonya’da “sevgi, aşk” gibi duyguların sözlerle değil, hareketler, mimikler, jestler ve davranış kalıplarıyla anlatılabilecek bir duygu olduğuna inanılıyormuş. ne anlamlı değil mi?

en azından kendi dilimizde söyleyebildiğimize ve bundan vergi alınmadığına göre sevdiğiniz insanı ve kendinizi mutlu edin ve sevdiğinizi mutlaka söyleyin, hissedin, hissetirin efendim.
devamını gör...

şu yaşıma kadar girdiğim en kazık ösym sınavıdır 2021 ales. ertelendi diye mi kinlendiniz ne yaptınız kardeşim? bir ara soruları okumaktan yoruldum ve sıkıldım. 3 kez bırak çık noktasına geldim ama devam ettim. bu bile soru çözme tempomu bozdu.

okullar aylardır boş olduğu için salonlar buzhane idi. balık olsam elverişli bir ortam olabilirdi belki ama insanım ben. önceden açıp ısıtsanız ne olurdu? zaten amfiye düşmüşüm oturduğum sıra ile masam arasından tır geçerdi, asla rahat değildim. sırayı ben kendime çekmeliyim keşke dandik bir lisede girseydim. sonra gözetmen ablacım, ben eşofmanımı, spor ayakkabımı çekmiş gelmişim rahat rahat. zaten ayıkamamışım ki sınav boyunca başını masaya koyup uyuduğuna göre sen de ayıkamamışsın buna rağmen sen de spor giymek yerine neden o 10 cm topuklar ha? anlatsana biraz? kitapçık dağıtacaksın diye amfide basamakları çıkarken beynimiz delindi. neyse ki sınav anında uyudun. dolaşmana müdahale etmek zorunda kalmadım.

gelelim iett’ye. otobüs seferlerini nasıl ayarlamış ise gelen giden yok. üstelik hem sokak yasağı hem sınav var. epey bi bekledikten sonra gelen otobüse herkes tıkıştı. akraba olup pazar sabahı otobüsle gezi yaptık. teşekkürler ekrem başkan! virüs belamızı vermese bari bir daha.

sınava gelince türkçe soruları türkçe miydi neydi anlayamadan sınav bitti. 2 soru çok basitti okuyup işaretlemelik. onda bile bunda bir pislik var kesin diye huylandım. matematik türkçe’ye göre çok daha kolaydı. ben hepsine bakmadım. işime yarar bir puan alamayacağım. akademik devam etmeyi de düşünmüyorum. niye girdim bilmiyorum. çok önceden başvurduk sonra ertelendi bari gideyim dedim. çünkü ağustos’ta ki ales’te uyuyakalmıştım. daha fazla ösym’ye beleş para kazandırmak istemedim herhalde.

çıkışta kalemleri köy okullarına verdim. onu gönderseler bari de pazar uykumu bölmeme ve donmama değse.
devamını gör...

175 ile katılıyorum aranıza arkadaşlar. canım boyum.
devamını gör...

bazı insanlardan kötülük 101 dersi alırdım sanırım, papucumu ters giydirdiklerine göre öğrenecek çok şey var.
devamını gör...

az önce yaşadığım hadise
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

ne diyebilirim ki, kendi etmiş kendi bulmuş.

istanbul'da cezaevinden çıktıktan sonra corona virüs şüphesiyle yurda yerleştirilen kişi, 6. kattan çarşafla kaçmaya çalışırken düşerek öldü.

olay, 2 mayıs pazar günü saat 06.00 sıralarında maltepe mimar sinan erkek öğrenci yurdu'nda meydana geldi. corona virüs şüphesi bulunan pakistan uyruklu ali muhtar (36) maltepe cezaevi'nden çıkarıldıktan sonra il göç idaresi'ndeki işlemleri bitene kadar pandemi yurduna yerleştirildi.

muhtar, yurtta 2 gün kaldıktan sonra kaçmak için odalardan topladığı perde ve çarşafları birbirlerine bağladı. perde ve çarşaflara tutunarak 12'inci kattaki odasının penceresinden aşağı sarkan muhtar, 6'ıncı kata kadar indi.

muhtar, çarşafların kopması sonucu 6'ıncı kattan, yaklaşık 25 metre yükseklikten aşağı düştü. kanlar içinde yerde yatan muhtar'ı gören görevliler, durumu sağlık ve polis ekiplerine bildirdi.

kısa sürede olay yerine gelen sağlık ekipleri, ali muhtar'ın hayatını kaybettiğini belirledi. polis ve savcı incelemesinin ardından muhtar'ın cenazesi adli tıp kurumu'na sevk edildi.

buradan
devamını gör...

orta asya türk geleneğinde hastalık sağaltımı yapan şamanlara kam adı verilir. kırgızlarda ve farklı bazı türk boylarında ise baksı ya da bahşı adıyla anılır. tengricilik öğretisine göre, kam'ın ata ruhlarıyla iletişime geçtiğine inanılıyordu. aynı zamanda ülgen ve erlik' le de iletişim halinde oldukları inancı hakimdi. tabi öyle pat diye kam olamıyorsunuz. evvela bir süre hastalanmanız lazım. onların kendilerine göre özel nöbetleri var. bu nöbetler kamların alameti farikasıdır. yuriy vasiliev'e göre kamlar bu nöbetler esnasında gırtlaktan garip sesler çıkarırlar. bu seslerin kam ile bütünleşen öte alem ruhları olduğuna inanılır. bu arada mevzu biraz ailesel miras olarak görüldüğü için kamın ailesinde, daha önceden yaşamış kamların ruhları da kendisi ile bütünleşmeye gelir. yani bu süreç bir nevi aile saadeti gibi bir şey. tabi şöyle bir noktada var; kam öldü diyelim ama onun mirasını taşıyacak kimse yok. eyvah ki eyvah! bu durum da o kamın işi pek zor. uhrevi alemde uygun kam adayını bulana kadar dolaşıyor. yani kimsesiz ve öksüz bütünleşeceği kam adayı için tabiri caizse 36500 takla atıyor. yine vasiliev'in aktardığına göre eski türkler'de kam'a yardımcı olarak gelecek ata ruhları anne tarafından gelen ruhlar oluyor. anaerkil bir yardımlaşma hakim. bu bahsettiğimiz süreç 5-6 yıllık bir süreci kapsıyor ve ortalama olarak 7-8 yaşlarında mevzu başlıyor.

tabi bu tedavi ve esrime işleri de enteresan. kam dansı (baksı dansı) diye bilinen dans türü sağaltmanın olmazsa olmazı ve bu dans bazen kapalı alanlarda yapılıyor. şahsen benim birkaç kere bu tarz bir ritüeli canlı izleme fırsatım oldu. ben o kıyafetlerin içerisinde -ki altay türkleri ve tuva türkleri kam cüppesine ''manyak'' adını veriyorlar.- cidden manyak olurum. burada 15 ile 20 kilo arası bir ağırlıktan bahsediyoruz. birde elinizde düngür var. aman ki aman! ben kesin otağda bulunan herkesi ezip geçerdim. şifa vereceğiz diye milleti hastanelik ederdim. o yüzden tuvalı arkadaşa büyük saygı duydum. o kostümle kimsenin kılına zarar gelmeden ritüeli tamamladı. birde ara ara esrime esnasında çok fena bağırıyorlar, tamam kötü ruhları kovmak için yapıyorlar ama size doğru adım atıp, ayağı yere vurup, düngürü de beraberinde gümbürdetince, kalp atışlarınız düzensizleşebiliyor. türkmenlerde ise adet çok daha farklıymış öğrendiğim kadarı ile. kam ayrı ayrı dört yöne doğru koşmaya başlayıp, bayılana kadar koşmaya devam edermiş. bayıldığı anda da etrafındakiler başına toplanır söylediklerini dinler ve ona göre hareket ederlermiş.

birde bu totem hayvanı olayı türklerde biraz daha farklıdır. kuzey amerika ya da güney amerika yerlilerinin inancı ile pek örtüşmez. kamların totem hayvanına iye kııl adı verilir. vasiliev onu da şöyle betimliyor;bu hayvan mızrak gagalı, keskin pençeli, üç kulaç kuyruklu, büyük bir kuştur. yani kam'a özel ayrı bir yaratıktır. kamlar bu kuşu iki defa görürlermiş, biri kam oldukları anda ikincisi de ölmeden önce. yani bu yaratık; ''haydi abbas, vakit tamam; akşam diyordun işte oldu akşam!'' demek için geliyormuş ikinci seferde. ama ilk seferde öğretmenlik vazifesini yerine getirdiği için kendisine gönül koymamak lazım. zaten her şeyi öğretmiş, seni adam etmiş, son nefesinde yanında olması iyi bir şey kanımca.

şimdi tabi kaplumbağa ve kam mevzusuna girmezsek olmaz * özellikle uygur kamlarının mezar taşlarında kaplumbağa motifi bulunuyor. bu figürün kâinatı temsil ettiğine inanılıyor. orada cheyenne kabilesiyle bizimkilerin arasında bir benzerlik var aslında. #398987 ölümdü mezar taşıydı demişken, şöyle ilginç bir alıntı paylaşayım;


ölüm günümde fırtınalar eserse geri dönmeyeceğim

matrena adlı kadın şaman (udağan) şöyle vasiyet etmişti:

benim ölüm günümde güçlü rüzgârlar eserse, fırtınalar koparsa, ben geri dönmeyeceğim. akrabalarım rahat edecekler.

ve dediği gibi olmuş. öldüğü gün güçlü rüzgârlar esmiş, fırtınalar kopmuş, ağaçlar devrilmiş, evlerin camları kırılmış, aynı gece bir inek ölmüş, cenaze gömülürken bir de at ölmüş, mezarın yerini de vasiyet etmiş, akrabaları da o yeri kazmışlar, fakat yer sahipleri gömülmesine izin vermemişler bunun üzerine mezar çukuruna bir köpek gömmüşler, kendisini de başka bir yere gömmüşler.

matrena' nın ölümünden sonra, ikametgâhı olan köyügüye adlı yerdeki gölün buzunda üç ayının yattığını görmüşler. bu ayıların o şaman’ın ruhları olduğuna inanıyorlar. adamlar o şaman kadının ruhunun tunguz milletinden geldiğini söylüyorlar.

ulu şamanlar'ın ruhlarının üç defa dirildiği söylenir, küçük şamanlar’ın ise ancak bir defa dirildiği söylenir.

tarkaayı adlı yerde (nyurba rayonunda) alaca-oyuun adlı şaman oturmuştur. o bir zamanlar şöyle anlatmıştır:

''ben önce tunguz milletinin şamanı idim. bir gün kayıp olan geyiklerimi ararken tuzağa takılıp öldüm'' (tuzak mızrak idi).

sonra sakalar’ın ortasında ikinci defa doğdum. bu sırtımdaki delik ilk ölümüme sebep olan mızrağın deliğidir. gelecekte de böyle olacak ve ben köpeği çok olan bir milletin ortasında doğacağım.”

yuriy vasiliev, saha halk edebiyatı örnekleri s.146


kamlar öldükten sonra düngür geride bırakılmaz. ormana götürülür ve orada parçalanır. sonrasında bir ağaca asılır. genelde ilk tercih ardıç ve kayındır zira kamın gerek düngürü gerekse kopuzu bu ağaçlardan yapılır. sonrasında kamın bedeni doğa ile bütünleşmesi için bu ağacın dibine defnedilir. ekstra bir merasim yapılmaz. birde üç kere tekrarlanan bir aranas mevzusu var ama o daha istisna bir durum ve kısa bir ritüel barındırıyor.

mevzu uzun mevzu meşakkatli benden bu kadar. *
devamını gör...

soyunurken seyrediliyormuşum hissine kapılıyorum ben.
devamını gör...

erkeksiz de kadınsız da bir dünya olmaz. üreme devam etmez.*
devamını gör...

edit: yorum tutmuş. ayşe seni çok seviyorum.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim