sadece asyalılara, afrikalılara, amerikan kızılderililerine değil boer denilen hollanda kökenlilerede zulmetmişler.
cape town'a ilk hollanda'lılar gelip yerleşmiş, çiftlikler kurmuş, üzüm bağlarında şarap yapıp deli paralar kazanmış ama 1800'lerde britanya gelip burayı hollanda'lılardan almış. bazı hollanda kökenliler madem öyle biz gidiyoruz deyip iç bölgelere gitmişler ama gittikleri kimberley çevresinde elmas çıkınca britanya gelip burayıda almış. bazı hollandalılar gene yollara koyulmuş ama johannesburg'da altın bulununca gene britanyalılar almak istemiş ama bu sefer hollandalılar yeter ulan *uck youuuu demişler ve boer savaşı başlamış. tabi bir yanda çiftliklerde yaşayan sıradan insanlar, bir yanda üzerinde güneş batmayan ülkenin ordusu varmış. buna rağmen boer'ler ingilizleri iki yıl uğraştırmış ama ingilizler boer'leri kadın, çocuk, yaşlı demeden toplama kamplarına koymuş, çiftlikleri yakıp yıkmış ve sonunda boer'ler yenilmişler.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

adamlar- öyle normal

toparladım senin için, daha güzel boz diye arka bahçemi.
devamını gör...

rastrel ukdesidir.

yönetmenliğini edgar wright’ın yaptığı, senaryosunu nerdlerin piri simon pegg’in yazdığı ve yine simon pegg’in doğuştan komedyen nick frost ile paylaştığı kusursuz komedi filmidir.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
daha önce zombieland’e yazdığım tanımda bir zombi istilasını ve benzer her türlü kıyamet senaryosuna hazırlıklı bir ekibin üyesi olduğumu yazmıştım. ama o yazıda çok da dürüst olmadığımı itiraf etmeliyim. çünkü zombilere karşı harika bir planım var ve biliyorum ki hiçbir işe yaramayacak.

bütün nerdler bir kıyamet senaryosu bekler dururlar hayatları boyunca ancak o senaryo gerçekleşirse olacakların çizgi roman ve bilimkurgu alemindeki gibi olmayacağını da bilirler içten içe.

shaun hayatını kolejden beri evi arkadaşları olan iki kişiyle paylaşan, her sabah bir kutu kola içen, bir elektronik eşya dükkanında ömür tüketen, kız arkadaşı ile arası her zaman limoni olan bir adamdır. yani aslında shaun gündelik hayatını bir zombi olarak geçirmektedir.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
bu o kadar böyledir ki işler çığrından çıktığında ne olup bittiğini anlaması bile uzun bir zaman alacaktır. bundan sonrası ise paul ve hot fuzz’da harikalar yaratan ikilinin muhteşem performansları ve yönetmen edgar wright’ın harika bakış açısı ile gülmekten kendiniz alamayacağınız bir macera olacak.

meraklısı için söylüyorum ki filmin adı 1978 yapımı dawn of the dead’e bir göndermedir ve bu film de mutlaka izlenmelidir.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

ne fark eder. gelen de elinde semeriyle gelmeyecek mi ?
devamını gör...

ekler.
devamını gör...

seviyeli bir sekilde olursa tadından yenmez..
devamını gör...

farklı kullanımı ile ohlokrasi, ayak takımının yönetimi şeklinde bir tabirdir. hemen hemen belki de dünya üzerindeki çoğu yönetimin bu şekilde olduğunu düşünenlerdenim.

düşünsenize, bir dünyaya geliyorsunuz. ve daha gelirken sizin adınıza konulan tüm kuralları kabul ederek geliyorsunuz. aslında özgürlük denilen bir kavram yok. var mı? birileri toprak parçalarını bölüyor, sınırlarını çiziyor. siz oradan ileri adım atamıyorsunuz. ama bu durum kör isek çok da bir anlam ifade etmiyor aslında. çünkü dünyaya geldiğimizde açık olan gözlerimiz, eğitim sistemi ile kapatılmaya başlanıyor. sonraları okumak denen kavramı içselleştirirsek o kapanan gözleri yavaş yavaş açmaya başlıyoruz. ve açıldıkça gözlerimiz, acı çekmeye başlıyoruz. çünkü anlıyoruz ki, her ne kadar görebilmeye başlasak da hiçbir şeyi değiştiremeyeceğiz. işte bu yüzdendir belki de; cahillik mutluluktur.
devamını gör...

eğer mutlu olduğunuz şeyi dozunu kaçırmadan ve istikrarlı olarak yaparsanız eminim ki karşınıza daha çok mutluluk çıkacaktır. dozu ayarlayamazsanız maalesef olumsuza kayacaktır.

bilirsiniz, ilaç ile zehri ayıran şey dozdur.
devamını gör...

lütfen bu muhabbeti sidik yarışına çevirmeyin. yok hitler şöyle yaptı yok stalin böyle yaptı. bu ne lan çocuk musunuz? ikisi de birer vahşi, "o diğerinden daha az pislik yaptı" diye bir savunma olamaz, olmamalı da. hem, futbol takımı tutar gibi parti/siyasetçi tutmanın yanlış olduğuna inanıyorum.

ikisi de dünyanın ağzına etti. ikisinin arkasından atarım da tutarım da. anlamıyorum, yeni akım bu galiba. özellikle liseli akranlarımda gözlemliyorum. bir yerden hitler'i övme modası çıktı. kavgam okumalar filan.
devamını gör...

sana yüzme bilmeyen kuşlarımı
ellerinden yeryüzüne düşmekten
yorgun düştüğüm düşlerimi
sensiz hiçbir şeye yaramayan
gülüşlerimi bırakıyorum.
sana belki uğrarsın diye
açılmış bir gönül kafesi,
bir yangının külünü
yeniden yakacak hevesi,
başka birine 'sensiz yaşamam' demek
için benden aldığın nefesi bırakıyorum.
sana affetmekten asla
vazgeçemediğim suçlarımı,
seninle buluşmak için
gidemediğim beşiktaş maçlarını
ve intiharımın ipuçlarını bırakıyorum.
ben sana ezberlediğim şiirin
ardından kalan son iki cümle,
sana istikbalim kadar uykusuz
karanlık ve biçare bir gece,
isminden bile güzel
gözlerine kurduğum iki hece,
yakışıklı prensin seni öpmesine
kıyamadığım 6 cüce bırakıyorum.
ben sana düşen her yaprağa sela okuyan
aşkların ve şarkıların sözlerini,
belki ağlayasın gelirse diye
hülya avşar'ın mavi gözlerini,
ben sana baharı bekleyen
kumruların güzlerini bırakıyorum..
yani ben sana her şeyimi bırakıyorum..*
devamını gör...

2019 yılında yayımlanan robyn carr'ın romanlarından uyarlanarak çekilen ve netflix'te yayımlanan dram dizisi.

2021'de 3. sezonu yayımlanmış. her sezon 10 ar bölümden olmak üzere 30 bölüm çekilmiş.

başrollerinde;
alexandra breckenridge
martin henderson
colin lawrence
jenny cooper
lauren hammersley
annette o'toole
tim matheson
benjamin hollingsworth
grayson gurnsey
sarah dugdale
zibby allen
marco grazzini

başından kötü olaylar geçen bir kadın kendisi hemşire/ebe olmakla birlikte yaşadığı büyük şehri bırakıp küçük bir kasabaya yerleşir. burada yaşadığı sıkıntılar, alışma süreci, anıları, eski ve yeni ilişkileri, kasaba halkıyla ilişkileri, aşk, sevgi bilmem ne işleri konu alınarak çekilmiş bir dizi. yani izlemeye başladığımda beklentim çok yüksekti fakat devamında hayal kırıklığına uğradım. peki neden 3 sezonu da izledim vallahi bilmiyorum. açtım o devam etti ben başka şeyler düşündüm falan filan.

yani evet çok kötü değil ama dizide bir demodelik var. mel'in (alexandra breckenridge) jack'la (martin henderson)
bir uzak bir yakın ilişkisi. charmanie'nin
(lauren hammersley) kişiliksiz tavırları yani sanki içine ortadoğu kadını kaçmış. doğu batı sentezi bir dizi gibi olmuş. yeterince geniş ilerleyen ilişkiler bir anda garip şekillere bürünüyor. kararsızlıklar, gereksiz kopmalar, küsmeler barışmalar ipin ucunu hep kaçırdım.

çok fazla kopukluk ve mantık hatası var dizide. yani sezon finalleri de çok saçma sapan askıda veriliyor. mel'in gereksiz iyimserliği falan ay ne bileyim. izlerken iyi gibiydi bir anda saçmalamaya başladı özellikle ilk sezondan sonra.

bilmiyorum pek tavsiye etmiyorum ama çok büyük beklentim yok arkada oynasın ara ara bakayım diyorsanız izleyebilirsiniz. can sıkıntınızı dahada arttırabilir aman dikkat. yinede iyi seyirler efem.
devamını gör...

fazla duygusal durumlara düşülmediği takdirde, sorgulama ve düşünmenin mutluluğu getirebileceği kanaatindeyim.
yani başlık sahibesi yazarımız ile bu konuda aynı fikirde değilim.

tanım : güzelleşmek için diye cevaplanabilecek sorunsal.
devamını gör...

ülkemizde 2002'den sonra doruk noktasına ulaşmıştır.
devamını gör...

klişe gibi olacak ama gönül kimi severse güzel o' dur.
devamını gör...

ufak mutluluklar. tam kayışı kopartıcam tutunacak bir bahane buluyorum. bazen galatasarayımın bir galibiyeti, bazen sevilen bir dizinin yeni bölümünde ne olacağının merakı, bazen bir tadelle, bazen bir taze çay. üstelik yalnız değilim. kardeşlerim var, dostlarım var. başım sıkıştığında yanımda olacaklarını biliyorum şu sıralar pek görüşemesekte. hiçbir şey olmasa, bakıyorum şuraya; yalnız değilim. avunuyoruz işte bir şeylerle.
devamını gör...

astronom frank drake tarafından ortaya atılan ve dünya dışı yaşamın varlığı hakkında bir yorum yapmaya yarayan denklem. green bank denklemi olarak da bilinir. şöyle bir şey:

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

denklemin solundaki n, galaksimiz içerisinde var olan ve kendileriyle iletişim kurabileceğimiz, dünya dışında yaşayan uygarlıkları temsil eden değer.

eşitliğin sağındakilere bakalım (kendi yazımdan alıntı):

--- alıntı ---

r* : galaksimizdeki, gezegenlerinde yaşam oluşumuna izin verebilecek türden yıldızların yıllık oluşum miktarı
fp : bu yıldızların içerisinde gezegene sahip olanların sayısı
ne : gezegene sahip bu yıldızların her birine düşen, yaşama elverişli gezegen sayısı
fl : bu gezegenlerden kaçında gerçekten yaşam oluştuğunu, yani kaçında yaşam olasılığının gerçekleştiğini gösteren sayı (herhangi bir yaşam formunun varlığı yeterli)
fi : yaşam olasılığı gerçekleşen bu gezegenlerden kaçında akıllı yaşamın oluştuğunu veren sayı (herhangi bir yaşam formu değil, akıllı yaşama geçilmiş gezegen sayısı)
fc : sadece akıllı yaşamın oluşmasıyla kalmayıp, bu yaşam formlarının kaç tanesinin, dünya dışından saptanabilecek bir haberleşme sistemi geliştirdiğini veren sayı. bizim, iletişim için radyo dalgalarını kullanıyor oluşumuz gibi...
l : bu iletişim sinyallerinin o uygarlıklar tarafından ortalama üretilme süresi

--- alıntı ---

***

burada fl, fi, fc ve l değerlerini bilmiyoruz ama bunlara ilişkin tahminlerde bulunabiliyoruz. ancak tabi olasılıklar üzerine kurunca denklemi, sonuç aralığı da oldukça geniş oluyor. bunun sonucunda evrende yalnız da olabiliriz, bizden başka, bizimkine benzer yaklaşık 15 milyon uygarlık da var olabilir. tamamen bu ifadelere verilen tahmini değerlere bağlı, bulunacak n değeri.

fakat her ne kadar aşırı geniş bir olasılık dağılımı içerse de, dünya dışı yaşam konusunda belirli bir yaklaşım sunduğundan tamamen yararsız bir denklem diyemeyiz.
devamını gör...

(bkz: özkıyım)
devamını gör...

geldi kutsal salı. sizi çoğaltamıyor muyuz? ben dört gözle bekler oldum yayını. özlüyorum vesselam. konuğunuz da var bu hafta çok iyisiniz. ooo konular da süper. ne fiskoslar dönecek bakalım. yerimi aldım bekliyorum. (öpücüks).
devamını gör...

kedi evcil olmasının yanında bir anlamda da besleyene yabani hayvan beslemenin hazzını veriyor. köpek gibi ufak bir hediyeye kanmaz kediler. bununla da gururlu olduklarını gösterip karakter dersi veriyorlar. nankörlük hikayesinin ardındaki sebep budur.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim