en çok defterler.. renk renk, şekilli şukullu defterler...
willy wonka çikolatası şeklinde defter gördüm yahu. bu istek nasıl olmasın? *
devamını gör...

ayna.
arkadaş
devamını gör...

kitap okunma oranları bence birinciliği göğüsler bu başlıkta.
devamını gör...

yakın zamanda seyrettiğim film, 1973 yapımı orjinal olandan bahsediyorum. b sınıfı film olarak hiç fena değildir.

--! spoiler !--


neil howie isimli bir dedektif polis iskoçya'daki summerisle adası'nda meydana gelen gizemli bir davayı çözmek için bölgeye gider. bir genç kız esrarengiz bir şekilde ortadan kaybolmuştur ve howie onu bulması için görevlendirilmiştir. adaya vardığında bir sürprizle karşılaşan dedektif yerli halktan aslında öyle bir kızın asla var olmadığını işitir. koyu bir pagan inancına sahip olan yerli halk genç kızın varlığını kabul etmedikçe neil howie burada paganizme dair öğrendiği şeylerle birlikte olayların göründüğü gibi olmadığına kanaat getirecek, genç kıza ne olduğunu öğrenebilmek için ada halkına karşı zorlu bir mücadeleye girişecektir.


--! spoiler !--

bir de 2006 yılı yapımı nicholas cage' li versiyonu vardır ama konu cage olunca iki adım geri duruyorum.
devamını gör...

"öz güvenim var". herkes öz güvenli olduğunu sanıyor. "öz güven" adı altında ne büyük patavatsızlıklar yaptıklarının farkında değiller.
bunun bir de "ben açık sözlüyüm" olanı var, aynı şey sayılır.

bir de "ben özgürüm" diyerek her türlü saçmalığı yapan insanlar, insanlarımız... tamam en özgür sensin de neden otobüste bağırarak telefonda konuşuyor , gülüyorsun kardeşim? bu özgürlük değil ahmaklık!

bu kavramların içleri sadece boşaltılmakla kalmadı. bu kavramlar saçma sapan anlamlara maruz kalarak tekrar dolduruldu.
devamını gör...

mimarı olan kişi (bkz: recep tayyip erdoğan)
devamını gör...

tv karşısında elinde kılıçla biz osmanlı torunuyuz, bir emrin yeter diyen ahalinin çocukları korkmuş mu? kıyamam yaa! korkak, pısırık ama lafa gelince höyt höyt elinde kılıç minberde poz kesmeler. aslında size sormak lazım "kimsin sen?" diye. bu kostümlere bakıp korkan çocuk yetiştiren aile de ne bileyim artık

pagan maskeleri ile pagan dansları olduğunu bilecek kadar her türlü dini ve inancı araştırıp ateist oldum.
bariz güneşin kızı,damalı zemin falan onların ritüelleri.akpye giydirmek için bariz olan şeyleri de görmezden gelmek hüloğ diyen insanla aynı zeka seviyesi gerektirir.hep diyorum akplisi de aynı chpliside ondan ülke bir adım ileri gitmez
devamını gör...

işsiz olduğum. bıktım bu sorunun sorulmasından, her seferinde utanıyorum söylemeye.
devamını gör...

eskilerden. (bkz: hame)
son zamanlardan. (bkz: bengaripsengüzeldünyaumutlu)
tüm zamanların...(bkz: eyluling)
devamını gör...

burçe bahadır'ın bugün 5harfliler'de yayımlanan yazısı.buradan

yazının tamamı okunmalı fakat burçe bahadır'ın 2013 yılında eşlerini öldüren kadın ve erkeklerle yaptığı röportajlardan birkaç kesit bırakmak istiyorum.


*“bana ceza veren hâkim bile vuraydın götüne gideydi, dedi. 20 senelik evliydik. insanın 20 senelik karısı nasıl der, ben senden ayrılacağım diye. böyle bir cesaret var mı? çocukları da örgütlemiş. çocuklar annemiz diyor başka bir şey demiyor… amcamın oğlu yattığın suç aslan gibi suç, namus cinayeti diyor. ama burayı bilmiyor tabii. ne kadar zor olduğunu bilmiyor. özgürlüğümün bu kadar süre kısıtlanacağını bileyim, düşünürdüm o an… bıçakladım. polikliniğe götürmeyecektim, aklımda yoktu ama kızım durdurdu arabayı. o götürdü. ben de bindim. allah işimi rast getirecek ya, o da benim lehimeymiş. cezam düştü, polikliniğe götürdüm diye. isteyerek öldürmedim anlamına geliyormuş… boşanmayı hiç düşünmedim, boşansam kendime zarar olurdu.”



*“karımı, kaynanamı ve baldızımı evlerine giderek kurşuna dizdim. kaynanam felç kaldı, baldızım öldü, karımın sırtından üç mermi çıkardılar. o şekilde bir rahatsızlığı var. polisi aradım. ben yaptım ama beni aramayın, yarın gelip teslim olacağım dedim. o akşam komşuyu arayıp hangi hastanede yattıklarını öğrendim. eğer mermi bulabilseydim gidip karımı öldürecektim. ama mermi bulamadım… ne kadar ceza alacağımı öğrenmiştim. ben bunların üçünü öldürsem ne kadar ceza alırım diye sormuştum. en fazla 36 yıl ceza verirler dediler. sorduğum kişiler de eskiden cezaevinde yatan, tanıdığım arkadaşlardı. biri de gene eşini öldürmüştü. o da 10 sene yatıp çıkmıştı.”



biri hariç diğer erkekler ne kadar ceza alacaklarını etraflıca soruşturmuştu. cinayet işlemeden önce alacakları cezayı üç aşağı beş yukarı biliyorlardı. üç kadını kurşuna dizen hamit’e, ne zaman korktun, diye sordum. bir insan katil olduğunu hangi dakika anlar, merak ediyordum. ilk kurşunu sıktığında mı, kan gördüğünde mi, çığlıkları duyduğunda mı? ne zaman korkmuş biliyor musunuz? hâkim, 84 yıl dediğinde. kadın cinayetlerini sona erdirmek isteyenler için ne büyük ipucu, öyle değil mi?


bu röportajların yer aldığı belgesel için buradan
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

fizik dersinin sınavı için elime formül yazmıştım. hoca kağıdı masaya koymadı, direkt uzattı ve anlık reflexle kağıdı kopya yazan elimle aldım. hoca da benim elimi aldı, formülü okudu, gözlerini yuvarladı, kağıdımı aldı, yerine döndü. sınav bitene kadar duvarları izlemiştim sıkıntıdan.
devamını gör...

önceden depolanmış olan kimyasalları kullanıp enerjiye dönüştürerek, bazı elektrikli/elektronik aletleri bir süre çalıştıran aygıt.
şarj edilebilir piller, daha önceden veya kullanılırken de doldurulabilen ve daha uzun süre dayanan pillerdir.
devamını gör...

renkli olmak. çocuksuluk.
devamını gör...

rüyalar konseptini sevdim.
konkunçlu geliyor bir tane.
beni çok etkileyen aklımdan hiç çıkmayan bir rüyamı anlatacağım. sonradan bu rüyayı bir arkadaşa anlattım üzerinden birlikte bir hikaye yazdık, adını bahçe koydum.* rüyamın ismi bile var düşünün.*
hikaye çok uzun olduğu için ben direkt gördüğüm rüyayı anlatıyorum.

deniz kenarında ahşap bir evin içindeyim. yalnızım ve etrafta çok fazla kuş var. dışarı çıktığımda yüzüme çarpıyorlar. içeri geçiyorum sanki o evden kurtulmam gerek. ters giden bir şeyler var. mutfakta arka bahçeye açılan büyük bir kapı var, kilitli. bir ses duyuyorum, sakın açma!. rüya bu canım, bari orada cesaretli olayım diyerek kapıyı açmaya çalışıyorum. kapıyı açtın, o halde gözlerini kapat! ilk uyarıyı dikkate almamışım ikinciyi neden alayım: gözlerim açık, dışarısı fırtına, etrafta uçuşan kuşlar ve ormanın ürkütücü sesi eşliğinde denizi ve gösterişli beyaz bir evi görüyorum. oraya doğru büyük bahçeden yola koyuluyorum. yanlız bir masa etrafında dört kişi var. hepsinin gözleri siyah bant ile kapatılmış. denize doğru oturuyorlar, yürüme sesimi duyduklarında kıpırdıyorlar. ürkütücü bir görüntü, rüya da ecel terleri döküyorum. geriye dönemiyorum geldiğim yerlere karanlık çökmüş. aydınlık olan sadece o beyaz evin yolu. önlerinden geçmem gerekiyor, ne kadar yaklaştıysam o kadar üzerime kuşlar geliyor. kuşlarla çarpışıyorum, onların önüden geçiyorum, tir tir titriyorum. bacaklarım tutmuyor, başlarını bana doğru çeviriyorlar ama hiçbir şey yapmıyorlar. biri ayağı kalkar gibi oluyor, arkama bakacak cesareti bulamıyorum, yanlızca beyaz eve doğru ilerliyorum. yaşadığım korku dehşet. tam evin yoluna giriyorum, arkama bakıyorum dördü de oturduğu yerde. bir oh çekip beyaz eve varıyorum. kapıyı tıklatıyorum. kapı açılıyor kendiliğinden. hiç korkmadan içeri giriyorum çünkü o ev kurtuluş biliyorum. aklımda kalan son şey evin her yerinin turuncu bir ışık altında olması. uyandım burada ve uzun bir süre kendime gelemedim.* rüyanın garip bir dokunuşu vardı, çözemedim.
devamını gör...


“dağın uykusuna, kuşun gözüne,
sabahın sesine, taşıdım seni.
kerem’in yaralı, ince dizine,
ırmağın yasına taşıdım seni.
canın içinden, canımı duyan,
canımın içine taşıdım seni.
elma kabuğunda, nar tanesinde,
gizlenen mermere taşıdım seni.
gecenin ördüğü, gün kafesinde,
dolaşan kedere taşıdım seni.
canın içinden, canımı duyan,
canımın içine taşıdım seni.
arının yazına, kışın otuna,
yaprağın güzüne taşıdım seni.
yürekten yüreğe mekik dokuyan,
sevginin göçüne taşıdım seni.
canın içinden, canımı duyan,
canımın içine taşıdım seni.”


bir ülkü tamer şiiri.
devamını gör...

fransızca kale anlamına gelen kelime.
devamını gör...

ezikçe ve şuursuzca kullanmaya devam edecektir. çünkü kablosuzları kaybetmektedir. ipi olan şey kaybolmaz. size bedavadan hayat dersi.
devamını gör...

bir sözlük içi hareketi.

sırf bu sebeple beni engelleyecek olan varsa kapı orada efendim. hiç itiraz edecek değilim.
devamını gör...

türkiye'nin bir numaralı kömür yatakları olmasından mütevellit, nam-ı diğer karaelmas olarak da bilinen; batı karadeniz'de bulunan il.

17 sene yaşamış biri olarak çarşısı 1024 adımdır. etrafı dağlık olduğundan genişleme yönünden zayıftır. 20 sene sonra tekrar gitseniz; sadece dükkan isimlerini değişmiş bulursunuz.

esnaf ve madenci ağırlıklı kesimden oluşur. kendine has kültürü vardır; karadeniz bölgesinde bulunmasına rağmen; diğer karadeniz illerine göre düşünce özünde moderndir.

gittiğinizde çok sıkılırsınız; ancak 1 hafta ayrı kalsanız özlersiniz.

emeğin başkentidir.

orhan veli'nin sözlerinden;

siyah akar zonguldağın deresi;
yüzkarası değil, kömür karası;
böyle kazanılır ekmek parası
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim