normal sözlük aşık atışması
kuruldu saatler dokuza dokuza
sürmeyin sözleri yokuşa yokuşa
kırmayın lafları tokuşa tokuşa
uzaklaşın meyveler kokuşa kokuşa
sürmeyin sözleri yokuşa yokuşa
kırmayın lafları tokuşa tokuşa
uzaklaşın meyveler kokuşa kokuşa
devamını gör...
insanı yoran şeyler
beklenti içinde bırakılıp devamının gelmemesi. bu ara yoran o. bir iki gün daha beklerim oldu oldu olmadı çay demlerim. *
devamını gör...
kürtçeden türkçeye geçen şarkılar
kürtçe eserleri türkçe okuyan sanatçılar: celal güzelses, mukim tahir, kel hamza, cemil cankurt gibi sanatçılardır. bu isimlere zamanla mahmut güzelgöz, kazancı bedih, birecikli nuri sesigüzel, ibrahim tatlıses, burhan çaçan, izzet altınmeşe gibi sanatçılar eklenmiştir.
şimdi de “derlenen” parçalara bir göz atalım. öncelikle şivan perwer’den başlayalım:
“de lorî ” adlı parçayı güler ışık yıllarca kulaklarımıza “şey yani ” olarak fısıldadı.
daha çok ilyas salman‘ın oynadığı yeşilçam filmlerinden aşina olduğumuz ve ibrahim tatlıses’in “bir mumdur iki mumdur” adlı parça aslında yılar önce “mumik” olarak biliniyor, dinleniliyordu.
“hinê bînin li destê kin” adlı parça da bu coğrafyada gelinin kına gecesinde söylenen ve gelinin annesi tarafından gözyaşları eşliğinde dinlenilen “kınayı getir anne” olarak çevrilmişti.
“di dinê de sê tişt hene” adlı parça da sonraları ibrahim tatlıses tarafından “bu dünyada üç şey vardır” olarak dillendirilmişti.
yine , “lawo destê min berde” adlı parçasını yurdun muhtelif sanatçıları “makaram sarı bağlar” diye dillendirmişlerdi.
türk sinema tarihinin belki de en acıklı filmlerini yapan ve küçük emrah olarak ünlenen, seksenli yıllarda filmleri izlenen her evde gözyaşlarının sel olup aktığı filmlerden bildiğimiz “ben yetim, ben öksüz” adlı parçayı, şivan perwer ondan çok daha önce ” lê dotmam” olarak okumuştu.
yine “peşmerge” adlı parçasını ibrahim tatlıses, kendisini de katarak “zurnacı ibo dayı” olarak bir güzel söylemiş. canê canê”yi şivan perwer tanıttıktan sonra ibrahim tatlıses de gazinolarda, düğün salonlarında “caney caney” olarak okumuştur.
heycanê mukrîyanî’nin söylediği vakit insanın içinden bir şeylerin kopup gittiğini fark ettiğimiz “ez kevokim” adlı parçayı zamanın tatlıses’i olan celal güzelses “hele yar zalim yar” şeklinde değiştirerek kulaklarımızın kirini silmeye yetmemişti.
bazı kaynaklara göre zahid brifkani’nin bazı kaynaklara göre ise anonim bir kirdkî (zaza) olduğu söylenen “leyla ” parçasını da, özcan deniz alıp bir güzel söyledi. üstelik özcan deniz, ünlü dengbêjlerden şakiro’nun öz yeğenidir.
bir dönem dillere düşen ve bülent serttaş’ın dillendirdiği “ağlama yar” adlı parça aslında “seyran mengî” dir. bu parçanın aslının süryanice olduğunu ve yıllar sonra kürtlerin şarkıyı kürtçeye çevirdiğini de söyleyenler vardır.
yine sahneye izzet altınmeşe çıkar. “lê nazê ” adlı parçayı “naze ” olarak seslendirir , “lê xanimê” yı da “le hanım” olarak müzikseverlere seslendirmiştir.
anonim olarak bilinen ve hemen hemen her halayda mutlaka müziğiyle halay çekilen bir başka parça da “lorke lorke”dir. ve sahneye yine tanıdık bir isim çıkar: ibrahim tatlıses.
“cotkar” isimli kürtçe eser tahsin taha tarafından söylenip, biliniyordu. mehmet özbek, eseri alıp “beyaz gül, kırmızı gül” diye çevirmişti.(5)
yine gülistan perwer’den bildiğimiz (daha önce söyleyen de olmuştur) “zara” adlı parçayı, günümüzün sinemacısı, ve “çok yönlü kişiliğiyle” bilinen, mahsun kırmızıgül “öleyim” olarak çevirmiş ve bizlere dinletmişti.
hızlarını bir türlü alamayan mümtaz sanatçılarımızdan olan ceylan ve azer bülbül, şivan perwer’in “xanê û xwedêde” adlı parçasını kendilerine göre çevirmişlerdi. ceylan bu parçayı : “ben anayım” olarak, azer bülbül ise bu parçayı : “ben babayım” olarak cinsiyet isteklerine göre şekillendirmişlerdir.
yine anonimlerden olan
“çavit civana leyla” parça: “çavuş kızı leyla” olarak
“lo berde” adlı parça: “makaram sarı bağlar” olarak
“lorke lorke” adlı parça: “diyarbakır güzel bağlar” olarak
“sînemê” adlı parça: “zap suyu” olarak
“esmera min” adlı parça: “kibar yarim esmerim” olarak çevrilmiştir.
kemal sunal’ın bir filminde seslendirdiği ve türkçe’ye“ay akşamdan ışıktır” olarak çevrilen parçanın aslı da “edlê yemman” adlı parçadır.
yine ilyas salman’ın filmlerinden birinde bu tepe kumlu tepe adlı şarkının da aslı nabikeve adlı parçadır.
türk halk müziği topluluğu’nun korosunda sıklıkla söylenen “toycular” adlı parça da nizamettin ariç’in de söylediği porzerîn adlı şarkı olduğunu belirtmek lazım.
daha fazlası var mı bilemem ama şimdilik bu kadarını derleyebildim burda asla bir art niyet olmadığını belirtmek isterim sadece bilgi amaçlı girilmiş tanımdır.https:buradan
anormal bir olay değildir tam tersi normaldir bunu paylaşmak kadar normal bir şey yok. ayrıca kürtçe şarkıların türkçeye uyarlanması hoşuma gider ama nerdeyse hiçbirinin kime ait olduğu belirtilmemiş, bildiğimiz çalıntı yoksa öbür türlü ancak gurur duyabilirim. paylaşma amacımda kesinlikle art niyet değil farkındalık yaratmak eğer bunlar yapılacaksa kime ait olduğu da yazılmalıdır eser altına.
şimdi de “derlenen” parçalara bir göz atalım. öncelikle şivan perwer’den başlayalım:
“de lorî ” adlı parçayı güler ışık yıllarca kulaklarımıza “şey yani ” olarak fısıldadı.
daha çok ilyas salman‘ın oynadığı yeşilçam filmlerinden aşina olduğumuz ve ibrahim tatlıses’in “bir mumdur iki mumdur” adlı parça aslında yılar önce “mumik” olarak biliniyor, dinleniliyordu.
“hinê bînin li destê kin” adlı parça da bu coğrafyada gelinin kına gecesinde söylenen ve gelinin annesi tarafından gözyaşları eşliğinde dinlenilen “kınayı getir anne” olarak çevrilmişti.
“di dinê de sê tişt hene” adlı parça da sonraları ibrahim tatlıses tarafından “bu dünyada üç şey vardır” olarak dillendirilmişti.
yine , “lawo destê min berde” adlı parçasını yurdun muhtelif sanatçıları “makaram sarı bağlar” diye dillendirmişlerdi.
türk sinema tarihinin belki de en acıklı filmlerini yapan ve küçük emrah olarak ünlenen, seksenli yıllarda filmleri izlenen her evde gözyaşlarının sel olup aktığı filmlerden bildiğimiz “ben yetim, ben öksüz” adlı parçayı, şivan perwer ondan çok daha önce ” lê dotmam” olarak okumuştu.
yine “peşmerge” adlı parçasını ibrahim tatlıses, kendisini de katarak “zurnacı ibo dayı” olarak bir güzel söylemiş. canê canê”yi şivan perwer tanıttıktan sonra ibrahim tatlıses de gazinolarda, düğün salonlarında “caney caney” olarak okumuştur.
heycanê mukrîyanî’nin söylediği vakit insanın içinden bir şeylerin kopup gittiğini fark ettiğimiz “ez kevokim” adlı parçayı zamanın tatlıses’i olan celal güzelses “hele yar zalim yar” şeklinde değiştirerek kulaklarımızın kirini silmeye yetmemişti.
bazı kaynaklara göre zahid brifkani’nin bazı kaynaklara göre ise anonim bir kirdkî (zaza) olduğu söylenen “leyla ” parçasını da, özcan deniz alıp bir güzel söyledi. üstelik özcan deniz, ünlü dengbêjlerden şakiro’nun öz yeğenidir.
bir dönem dillere düşen ve bülent serttaş’ın dillendirdiği “ağlama yar” adlı parça aslında “seyran mengî” dir. bu parçanın aslının süryanice olduğunu ve yıllar sonra kürtlerin şarkıyı kürtçeye çevirdiğini de söyleyenler vardır.
yine sahneye izzet altınmeşe çıkar. “lê nazê ” adlı parçayı “naze ” olarak seslendirir , “lê xanimê” yı da “le hanım” olarak müzikseverlere seslendirmiştir.
anonim olarak bilinen ve hemen hemen her halayda mutlaka müziğiyle halay çekilen bir başka parça da “lorke lorke”dir. ve sahneye yine tanıdık bir isim çıkar: ibrahim tatlıses.
“cotkar” isimli kürtçe eser tahsin taha tarafından söylenip, biliniyordu. mehmet özbek, eseri alıp “beyaz gül, kırmızı gül” diye çevirmişti.(5)
yine gülistan perwer’den bildiğimiz (daha önce söyleyen de olmuştur) “zara” adlı parçayı, günümüzün sinemacısı, ve “çok yönlü kişiliğiyle” bilinen, mahsun kırmızıgül “öleyim” olarak çevirmiş ve bizlere dinletmişti.
hızlarını bir türlü alamayan mümtaz sanatçılarımızdan olan ceylan ve azer bülbül, şivan perwer’in “xanê û xwedêde” adlı parçasını kendilerine göre çevirmişlerdi. ceylan bu parçayı : “ben anayım” olarak, azer bülbül ise bu parçayı : “ben babayım” olarak cinsiyet isteklerine göre şekillendirmişlerdir.
yine anonimlerden olan
“çavit civana leyla” parça: “çavuş kızı leyla” olarak
“lo berde” adlı parça: “makaram sarı bağlar” olarak
“lorke lorke” adlı parça: “diyarbakır güzel bağlar” olarak
“sînemê” adlı parça: “zap suyu” olarak
“esmera min” adlı parça: “kibar yarim esmerim” olarak çevrilmiştir.
kemal sunal’ın bir filminde seslendirdiği ve türkçe’ye“ay akşamdan ışıktır” olarak çevrilen parçanın aslı da “edlê yemman” adlı parçadır.
yine ilyas salman’ın filmlerinden birinde bu tepe kumlu tepe adlı şarkının da aslı nabikeve adlı parçadır.
türk halk müziği topluluğu’nun korosunda sıklıkla söylenen “toycular” adlı parça da nizamettin ariç’in de söylediği porzerîn adlı şarkı olduğunu belirtmek lazım.
daha fazlası var mı bilemem ama şimdilik bu kadarını derleyebildim burda asla bir art niyet olmadığını belirtmek isterim sadece bilgi amaçlı girilmiş tanımdır.https:buradan
anormal bir olay değildir tam tersi normaldir bunu paylaşmak kadar normal bir şey yok. ayrıca kürtçe şarkıların türkçeye uyarlanması hoşuma gider ama nerdeyse hiçbirinin kime ait olduğu belirtilmemiş, bildiğimiz çalıntı yoksa öbür türlü ancak gurur duyabilirim. paylaşma amacımda kesinlikle art niyet değil farkındalık yaratmak eğer bunlar yapılacaksa kime ait olduğu da yazılmalıdır eser altına.
devamını gör...
isimlerin kişiliğe etkisi
ismimin anlamı sadece gözlerime yansıdığını ve kişiliğimde herhangi bir etkisi olduğunu düşünmüyorum **
devamını gör...
city lights
charlie chaplin’in oyuncu, yönetmen ve senarist olduğu 1931 yılına ait zamanın çok çok ötesine geçmeyi başarmış kemal sunal'ın başrolünde olduğu en büyük şaban filmi ile türk sinemasına'da uyarlanmış şaheseri. charlie chaplin bu filmde öyle bir oynar ki...
en başta belirteyim charlie chaplin filmlerinin çoğu gibi sessiz bir film ama bütün çığlıkları atıyorsunuz filmde karakterlerin yerine. zaten, chaplin'in olayı budur sesle söyleyemediklerimizi mimikler ile öyle bir anlatır ki...
film sizi şehirde başıboş umarsamaz bir şekilde gezen charlie chaplin ile açıyor, ama bir gün bu gezintiler sırasında köşe başında çiçek satan bir kıza rastlar. kızdan çok etkilenir ama güzelliğinden değil kızın gözlerinin görmüyor oluşundan. filmimizin merkezine yerleştirdiğimiz olay işte burada başlıyor. hemen ardından film bir trajıkomik sahne ile devam ediyor . sebebini bilmediğimiz bir şekilde intihar etmeye çalışan sarhoş bir adamın yanında buluyor kendini chaplin ve onu engelliyor burada olan hareketlerini izlemeniz gerekmektedir. intihar etmeye çalışan adam chaplin’i dost beller ve onu bir an bile yanından ayırmak istemez. sahip olduğu her şeyden charlie’nin de yararlanmasını isteyecektir. soluğu hemen gözleri görmeyen kızın yanında alır. charlie’nin film boyunca tek bir amacı vardır: kıza yardım edip, gözlerinin görmesini sağlamak. sonu çok hüzünlü bitse de izlenilmesi gereken bir charlie chaplin filmidir.
virginia cherrill kör çiçekçi kız rolünde duyguyu çok güzel geçirir insana, ayrıca çokta güzel bir hanımefendidir.harry myers zengin adamdır resmen chaplinle beraber ikili sahnelerinde döktürmüşlerdir.
boks sahnesinde gülmekten karnınıza ağrılar girebilir benden söylemesi. modern times'tan sonra olan en sevdiğim chaplin filmidir.
en başta belirteyim charlie chaplin filmlerinin çoğu gibi sessiz bir film ama bütün çığlıkları atıyorsunuz filmde karakterlerin yerine. zaten, chaplin'in olayı budur sesle söyleyemediklerimizi mimikler ile öyle bir anlatır ki...
film sizi şehirde başıboş umarsamaz bir şekilde gezen charlie chaplin ile açıyor, ama bir gün bu gezintiler sırasında köşe başında çiçek satan bir kıza rastlar. kızdan çok etkilenir ama güzelliğinden değil kızın gözlerinin görmüyor oluşundan. filmimizin merkezine yerleştirdiğimiz olay işte burada başlıyor. hemen ardından film bir trajıkomik sahne ile devam ediyor . sebebini bilmediğimiz bir şekilde intihar etmeye çalışan sarhoş bir adamın yanında buluyor kendini chaplin ve onu engelliyor burada olan hareketlerini izlemeniz gerekmektedir. intihar etmeye çalışan adam chaplin’i dost beller ve onu bir an bile yanından ayırmak istemez. sahip olduğu her şeyden charlie’nin de yararlanmasını isteyecektir. soluğu hemen gözleri görmeyen kızın yanında alır. charlie’nin film boyunca tek bir amacı vardır: kıza yardım edip, gözlerinin görmesini sağlamak. sonu çok hüzünlü bitse de izlenilmesi gereken bir charlie chaplin filmidir.
virginia cherrill kör çiçekçi kız rolünde duyguyu çok güzel geçirir insana, ayrıca çokta güzel bir hanımefendidir.harry myers zengin adamdır resmen chaplinle beraber ikili sahnelerinde döktürmüşlerdir.
boks sahnesinde gülmekten karnınıza ağrılar girebilir benden söylemesi. modern times'tan sonra olan en sevdiğim chaplin filmidir.
devamını gör...
salak meyvesi
“salacca zalacca”, arecaceae familyasından güneydoğu asya'da yetişen bir palmiye ağacı türüdür. ağacın meyvesi “salacca” olarak bilinir. hem okunuşu hem de beyne faydaları nedeniyle dilimize salak meyvesi olarak geçmiştir.
sert, pulsu ve kırmızımsı-kahverengi renkli salak meyvesi; ananas gibi hafif ekşi, armut gibi lifli ve elma gibi gevrek bir yapıda olup muhteşem bir lezzete sahiptir. uzun süre tokluk hissi vermesi bakımından diyet programlarının popüler besinidir. potasyum ve pektin bakımından da zengin olan salak meyvesine kibar diyetisler “hafıza meyvesi” der.
snake fruit olarak da bilinen bu meyve kalp damar hastalıklarını önler, göz sağlığı için birebirdir. zengin antioksidan içeren salak meyvesini yiyen sigara tiryakileri çok faydasını gördüklerini belirtmiştir. cinsel gücü artırması nedeniyle son dönemin gözde meyvesidir.
sert, pulsu ve kırmızımsı-kahverengi renkli salak meyvesi; ananas gibi hafif ekşi, armut gibi lifli ve elma gibi gevrek bir yapıda olup muhteşem bir lezzete sahiptir. uzun süre tokluk hissi vermesi bakımından diyet programlarının popüler besinidir. potasyum ve pektin bakımından da zengin olan salak meyvesine kibar diyetisler “hafıza meyvesi” der.
snake fruit olarak da bilinen bu meyve kalp damar hastalıklarını önler, göz sağlığı için birebirdir. zengin antioksidan içeren salak meyvesini yiyen sigara tiryakileri çok faydasını gördüklerini belirtmiştir. cinsel gücü artırması nedeniyle son dönemin gözde meyvesidir.
devamını gör...
manisa'da dilencinin 3 saatte 603 lira toplaması
dilencilik asla bitmez.çünkü toplum olarak iyi niyetten onlara az da olsa para vererek güç veriyoruz. her ne kadar onlar bizi keriz yerine koysa da olan durum bu. 1 liradan bir şey olmaz diye düşünüyoruz .o 1 lirayı çoğu veriyor ve günlük para miktarı artıyor.
biz boşa çalışıyoruz evet.vay halimize.
biz boşa çalışıyoruz evet.vay halimize.
devamını gör...
kafa sözlük’ün twitter'a dönmesi
kaç zamandır üzülerek fark ettiğim bir olay. zaten açılan başlıklardan (bkz: ilk buluşmada kızı ciğerciye götüren varoş) (bkz: mini etek giyen kadın) ve doluşan yazarlardan (!) yeterince belli olmakta. twitterda geçen çapsız diyaloglardan tiksinirken karşıma çıkan bir sözlüktü burası ama üzülerek görüyorum ki git gide sözlüğün kalitesi düşüyor. umarım moderatörler buna bir çözüm bulur.
.
(bkz: bundan başka kafa sözlük yok.)
.
(bkz: bundan başka kafa sözlük yok.)
devamını gör...
yazarların en sevdiği mfö şarkısı
daha az bilinen, sözleri olmayan ama hepsinden de derin.
hep böyle sev
hep böyle sev
devamını gör...
geceye bir şiir bırak
karanlık bir gecede tenime işler yağmur damlaları
derimin altındaki cam kırıkları
ayaklarımın altındaki papatyalar kan kırmızı
fısıldar durur bir adam şarkımı
sırtımda havanın ayazı
ölmekteyim gecenin bir yarısı
tutacak olan var mıdır bir korkağın yasını
kaldıramaz ölü bedenim acıyı
yolun sonu ceset torbası
ölürsem tutma yasımı
derimin altındaki cam kırıkları
ayaklarımın altındaki papatyalar kan kırmızı
fısıldar durur bir adam şarkımı
sırtımda havanın ayazı
ölmekteyim gecenin bir yarısı
tutacak olan var mıdır bir korkağın yasını
kaldıramaz ölü bedenim acıyı
yolun sonu ceset torbası
ölürsem tutma yasımı
devamını gör...
sözlük yazarlarının takıntıları
cüzdan içinde paranın büyükten küçüğe doğru sıralı olacak şekilde (en dışta 200 en içte 5 gibi) iç içe katlanmış olarak cüzdanın sol tarafında, bozukların fermuarlu bozuk gözünde, kimliğin ise (eski kimlik olduğu için kredi kartı yerine sığmıyor) sağda durması. banka kartlarının da, kredi kartı gözünde, en üstte en çok kullandığım kart olacak şekilde sıralanmasıdır. çantada, ceplerde para taşımamak, 5 kuruşu bile cüzdanda taşımaktır.
diğer türlü kasaya gidince aradığımı şıp diye bulamazsam gözüm kaşım seğiriyor.
diğer türlü kasaya gidince aradığımı şıp diye bulamazsam gözüm kaşım seğiriyor.
devamını gör...
nickaltı yalakalığı
hiç tanışıklığın olmayan insanın bile,yazdığın yorum ve açtığın başlıklardan senin hakkında fikir edinip, seninle ilgili düşüncelerini paylaştığı alandır. çok samimi olduğun insandan bile duyamayacağın güzel düşünceler hem seni sözlükte kalmaya teşvik ediyor, hem de başkaları tarafından yapılmış x kişisinin nick altı yorumunu okuduğunda az buçuk yazar hakkında bilgi sahibi olmanı sağlıyor. abartılmamak şartıyla yapılırsa daha güzel olacağını düşünüyorum.
devamını gör...
geleneksel çocuk oyunları
(bkz: saklambaç)
bir ebe ve saklanan oyuncular olmak üzere iki tarafı olan genelde açık havada oynanan bir oyundur.
oyun şu şekilde oynanır:
- tüm oyuncuların katıldığı bir sayışmada ebe belirlenir.
-bir duvar veya ağaca ebe olan oyuncu gözlerini kapayarak yüzünü dayar ve önceden belirlenen sayıya kadar saymaya başlar.
-bu sırada ebe olmayan oyuncular alanda çeşitli yerlere saklanırlar, maksat ebe onları görmeden ebenin sobeleme yerine koşup "sobelemek"tir.
- ebe, saymanın sonunda "önüm, arkam, sağım, solum sobe, saklanmayan ebe" diyerek saklananları bulmaya başlayacağını duyurur.
-sayma bitince ebe saklananları aramaya başlar, bulduğu kişilerin isimlerini söyleyerek duvar/ağaca koşup sobeler.
-eğer saklanan kişiler ebeden önce duvarı sobelerse ebe olmaktan kurtulur.
-bu oyunda tatlı bir detay vardır ki o da "çanak çömlek patladı"dır. eğer ebe ebelediği kişinin ismini yanlış söylerse ismi söylenen kişiler ritimli bir şekilde "çanak çömlek patladı" diyerek ortaya çıkarlar.
-sobelenmeyen son çocuğa kadar oyun devam eder.
-daha sonra ilk sobelenen çocuk ebe olacak şekilde oyun yeniden başlar.
ps: oyun çok geceye bırakılmamalıdır zira saklanan çocuklar saklandıkları yerde uyuyakalabilmekte veya orada unutulabilmektedir.*
bir ebe ve saklanan oyuncular olmak üzere iki tarafı olan genelde açık havada oynanan bir oyundur.
oyun şu şekilde oynanır:
- tüm oyuncuların katıldığı bir sayışmada ebe belirlenir.
-bir duvar veya ağaca ebe olan oyuncu gözlerini kapayarak yüzünü dayar ve önceden belirlenen sayıya kadar saymaya başlar.
-bu sırada ebe olmayan oyuncular alanda çeşitli yerlere saklanırlar, maksat ebe onları görmeden ebenin sobeleme yerine koşup "sobelemek"tir.
- ebe, saymanın sonunda "önüm, arkam, sağım, solum sobe, saklanmayan ebe" diyerek saklananları bulmaya başlayacağını duyurur.
-sayma bitince ebe saklananları aramaya başlar, bulduğu kişilerin isimlerini söyleyerek duvar/ağaca koşup sobeler.
-eğer saklanan kişiler ebeden önce duvarı sobelerse ebe olmaktan kurtulur.
-bu oyunda tatlı bir detay vardır ki o da "çanak çömlek patladı"dır. eğer ebe ebelediği kişinin ismini yanlış söylerse ismi söylenen kişiler ritimli bir şekilde "çanak çömlek patladı" diyerek ortaya çıkarlar.
-sobelenmeyen son çocuğa kadar oyun devam eder.
-daha sonra ilk sobelenen çocuk ebe olacak şekilde oyun yeniden başlar.
ps: oyun çok geceye bırakılmamalıdır zira saklanan çocuklar saklandıkları yerde uyuyakalabilmekte veya orada unutulabilmektedir.*
devamını gör...
istanbul sözleşmesi kadın haklarına saygıyı getirmedi
islam'da kadına şiddet harammış, diyanetin yaptığı açıklamalar aklımda hâlâ. istanbul sözleşmesi de getirmemiş saygıyı, uygulanmadığı için getirmemiş olabilir mi? *
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının süper güçleri
herhangi bir el yazısından kişilik ve karakter okuyabiliyorum.
avuç içi enerjisi ile kişinin geçmiş, şimdi ve mühtemel olayları görebiliyorum.
fakat şöyle bir durum var! her iki şekilde de baktığım şahısla birdaha hiç bir şekilde iletişim kuramıyor ve karşı karşıya gelemiyoruz.
avuç içi enerjisi ile kişinin geçmiş, şimdi ve mühtemel olayları görebiliyorum.
fakat şöyle bir durum var! her iki şekilde de baktığım şahısla birdaha hiç bir şekilde iletişim kuramıyor ve karşı karşıya gelemiyoruz.
devamını gör...
asla canı sıkılmayan üstün insan
"kendinizi,kendinizle zaman geçirmeyi yalnızlık sanmayacağınız şekilde yetiştirin."
sözüne hayat verebilmiş insandır. kendisiyle olduğu sürece sıkılmayacaktır, belki hülyalara dalacak, belki yeri gelecek kendini yerden yere vuracak, belki de ruhunun ellerinden tutup dansa kaldıracaktır. zihninde ki her bir olay bir dans, bir valsdir. kendini tanımaya çalışacak, zaten tanıyorsa daha da derin muhabbetler açacak, onu neyin mutlu edeceğini bildiği uğraşlarını sıraya dizecek, tek tek sayacaktır. bilmiyorsa yeni keşiflere çıkacak yeni bir uğraş satın alacaktır zihninin köşe başındaki hiç girmediği dükkandan. bahsedilen ki muhtemelen kendine yetebilmeyi öğrenmiş insan olacaktır. ne mutludur ona, kendine iyi bir arkadaş da olacaktır.
sözüne hayat verebilmiş insandır. kendisiyle olduğu sürece sıkılmayacaktır, belki hülyalara dalacak, belki yeri gelecek kendini yerden yere vuracak, belki de ruhunun ellerinden tutup dansa kaldıracaktır. zihninde ki her bir olay bir dans, bir valsdir. kendini tanımaya çalışacak, zaten tanıyorsa daha da derin muhabbetler açacak, onu neyin mutlu edeceğini bildiği uğraşlarını sıraya dizecek, tek tek sayacaktır. bilmiyorsa yeni keşiflere çıkacak yeni bir uğraş satın alacaktır zihninin köşe başındaki hiç girmediği dükkandan. bahsedilen ki muhtemelen kendine yetebilmeyi öğrenmiş insan olacaktır. ne mutludur ona, kendine iyi bir arkadaş da olacaktır.
devamını gör...
sarhoşken yapılan saçmalıklar
bir arkadaşım gözlerimin içine bakıp "ahmet seni çok seviyorum" demişti ve ben ne ahmet'tim ne erkek.
devamını gör...
2 saat kesintisiz araba kullanmak
sizi ancak mecidiyeköy'den mecidiyeköy viyadüğe götürür.
devamını gör...
dinlemekten bıkmayacağınız şarkılar
devamını gör...
