yazdığım öykü, editör tarafından onaylandı. ilk defa bir kitapta öyküm yayınlanacak, çok mutluyum, çok heyecanlıyım.
devamını gör...

anneler oğullarına birazcık cık cık torpil geçiyor.böyle söyleyince çok kızıyor ama.*
devamını gör...

dünyanın son kuzey beyaz erkek gergedanının 2018 de öldüğü. iki dişi kaldı. ölen son erkek gergedanının spermlerinden bunları nasıl dölleyeceklerinin araştırmasını yapan biliminsanları.

teoride soyu tükendi. ve biz buna şahit olduk.
devamını gör...

depresyon hırkası olmasına rağmen huzur veren bir tarafı vardır. ayrıca hırka seven arkadaşlara melamet hırkasını da öneririm.
devamını gör...

cumhuriyet ile beraber bonus gelen tek sesliliğe, kürtlerin alınmasının eğitimle çözüleceğinden umut duyma.
bizim orda, her köyün bir türkçe bir rumca ismi vardır. birine köyünü söylerken, eski adı neydi diye sorarlar.
misal benim köyümün yeni adı koldere , eski adı vahtanç.
kaç yıldır böyle, ama hala kimse koldere'yi benimseyemedi.
yıllar önce bejan matur zaman gazetesinde yazıyorken bu minvalde bir yazı yazmıştım ona.
bizde mağdur olduk, tek tipçi hükümetlerden diye.
benim köyde, köy ebesi ile doğmam, köyüme 10-15 senedir yol gelmesi, yaşadığımız bir çok mağduriyet.
bizim bu kürt kardeşlerden farkımız, alınmamamız.
2007 yılında ağrı'ya gittim.
gerçekten trabzon ile arasında uçurum vardı.
ülke standartları ile hiç alakası olmayan bir hayat vardı orda.
coğrafya kaderdir diye, yarısı doğru yarısı değiştirilebilir bir durum var.
biz karadenizliler manasız derecede çalışkanız.
çoğu zaman abartılı olacak şekilde hem de.
duramıyoruz.
doğu insanı ise biraz daha rahat ve fazla geleneksel.
tanıdığın 23 yaşında 5 çocuk annesi bir kürt vardı.
okuma bilmiyordu.
niye dedim,
amcam izin vermedi dedi.
doğu'nun, anadilde eğitimden çok daha fazla sorunu var.
ataerkilliğin en sıkıntılı modunda yaşıyorlar.
baba izin verse, amca izin vermiyor, kız çocuğunun okumasına.
dilerim, beraber yaşadığımız tüm milletlerin, kendini daha iyi ifade etmek için istediği tüm haklara kavuşacağı çok güzel günler görelim.
t: olmasında sakınca olmayan hak.
devamını gör...

sırf provokatiflik yapmak için açılan absürt başlıkların altına zaten birkaç kişi adamakıllı karşı tanım yazıyor, çok istiyorsanız onlara beğeni atın, malum başlığa ekstra karşı tanım girip popülerleştirmeyin tavsiyem. akışta görmek istemiyorum bunları, sayfayı yeniledikçe yukarı çıkması iyi değil.
devamını gör...

la casa de papel.
devamını gör...

peace
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
laf aramızda sacini da yakmis boyayim derken...
devamını gör...

kendime sıklıkla söylediğim cümle. biraz oblomovluk, biraz korkaklık ve çokça güvensizlikten kaynaklanan bir hayat içerisinde ot gibi yaşıyorum. bir yandan uzun yolculuklar planlarken bir yandan günün birinde "kötü yaşarım korkusuyla hiç yaşamadım." demekten korkuyorum. korkuyorum sözlük. kendi hayatım içinde kendi hayatıma yabancı kalmaktan, günün birinde öylesine bir insan olarak ölüp gitmekten ve dünya üzerinde beni tanıyan son insan da öldükten sonra unutulmaktan, bu ömrün sevip sevilemeden geçmesinden korkuyorum. tüm bu olasılıkların içerisinde kendim için en doğru olasılığı bulmaya çalışırken bu hayatın geçici olduğunu unutmaktan korkuyorum. ve bu satırları buraya kendim için bırakıyorum.
"söz ver kendine
denizleri seviyorsan, dalgaları da seveceksin
sevilmek istiyorsan, önce sevmeyi bileceksin
uçmayı seviyorsan, düşmeyi de bileceksin
korkarak yaşıyorsan, yalnızca hayatı seyredersin"
ot gibi yaşama kızım, ot gibi yaşamayalım. bu başlığın altına siz de ot gibi yaşamama kararlarınızı bırakın ve hepimiz hayata bir yerinden başlayalım.
devamını gör...

21.yüzyıl insanı bencilleşmektedir ve de işe yaramayacağını düşündüğüm , son derece yıpratıcı bir eylem. arada yanan kimse olabiliteniz son derece yüksektir.
devamını gör...

radyonun anahtarını verdim daaaa bi de sana istek mi çalacam? deyip yine de isteğimi kabul eden yüce gönüllü gomercan'ın açtığı; 2022 senesinin ilk sözlük radyosu yayınıdır.

ben durdum, sen dön dün/ya, denilen; son 1 aydır hastası olduğum can bonomo-dağ şarkısını tümmmm sözlük yazarlarımıza hediye ediyorum. gönlümüzce, huzurlu, mutlu, sağlıklı ve daha nice güzelliklerle dolu yıllaaaaraa! *
devamını gör...

rüyalarımızda çoğu zaman semboller görürüz . bunlar gün içinde bilinçaltımıza kazınan nesne ve varlıklardır. rüyalar bir tür mesaj gönderme işlevi de görür yani bilinçaltınız, kendinizi ve çevrenizi daha iyi algılayabilmeniz için size rüyalar aracılığıyla mesajlar gönderiyor olabilir.
rüyamızda bizi en çok etkisinde bırakan ama bilinçli olarak fark etmediğimiz yani bilinç altımızı etkilemiş olan şeyler su yüzüne çıkar bu nedenle önemsiz olarak düşündüğümüz nesneler ve semboller aslında büyük bir önem taşıyor olabilir.


psikanalizin öncülerinden jung ve freud hayatlarını ikinci seçeneğin ihtimallerine adamışlar.
öyle ki freud'un rüya teorilerine göre, bütün algı ve davranışsal düzeni oluşturan bilinç dışı (unconscious) sadece rüyalarda ortaya çıkıyor ve benliğin esas keşfi hatırladığımız veya hatırlamadığımız rüyaların sembollerinde yatıyor.


ezan'ın rüyalarla gelişi

mescidi inşa eden müslümanlar insanları namaza nasıl çağırma konusunda karara varamamıştı. bunun üzerine kendi aralarında oturup bu meseleyi tartışmaya başladılar.
çan çalalım,
bu hristiyanların adeti.

boru çalalım,
bu da yahudilerin adeti.

yüksekçe ateş yakalım,
o da ateşe tapanların adeti.

bunun üzerine hz.ömer : "en iyisi namaz vaktinde tellal bağırtalım" dedi. herkes bu fikri uygun buldu . hz.muhammed bu görevi sesi gür olan bilal-i habeş'e verdi. namaz vakti geldiğide çarşı pazar dolaşıp "es-salatü cami" (namaz için toplanalım) diye bağırıyordu. kısa bir süre sonra hz.ömer ve abdullah bin zeyd farklı saatlerde hz.muhammed'e gelerek her ikiside aynı rüyayı anlattılar. rüya şöyleydi:
"gökten iki kişi inip abdest aldılar. biri iki elini kulaklarına götürerek ezan okudu. diğeri de imam olup namaz kıldırdı."
hz.muhammed bunun üzerine : "o melek ne okudu ?" deyince, zeyd iki elini kulağına koyup şimdiki ezanı okumaya başladı.

islamiyet'in adeta büyük bir simgesi haline gelen ezan rüya vasıtasıyla gelmiş olmasının yanısıra, kuşkusuz islam dünyası için apayrı yeri ve önemi vardır.
devamını gör...

sibel tüzün - kaçın kurası (sezen aksu da olur)
barış manço - gülpembe
şebnem ferah - yağmurlar
serdar ortaç olmazsa olmaz o yüzden serdaç ortaç - karabiberim
bunlar da benim naçizane önerilerim.
devamını gör...

bu filmde hem çok sevdiğim hem de pek sevmediğim şeyler bir arada. o yüzden görsel olarak çok etkilensem de sevemedim sanırım genelinde. western filmlerini hiç sevmem, o ıssızlık, yeşilsizlik bir miktar izlememi zorlaştırdı hatta izlemek için izledim. ama yukarıda bir yazar arkadaşımızın da dediği gibi fotoğraflık muhteşem kareler var filmde. keza müzikler, kameranın yavaş hareket ettiği rüzgarı bile hissettiğimiz görüntülerle birleşince seyir zevki çok güzel oluyor. sinemada izlesem çok daha etkilenirdim. gelelim oyunculuklara benedict phill karakterini o kadar iyi oynamış ki ister istemez gıcık oldum adama. zaten filmin başlarında kağıttan çiçeklere laf atmasından bi kıl kaptım. o kadar doğru profil oluşturulmuş ki phill için, klasik erkek muhabbetleri döndürmesi, kabullenemediği şeyler üzerinden herkese öfkeli davranışları, saklamak istedikleri uğruna kontrolünü kaybetmesi. rose’u canlandıran kirsten ise o döneme ait mutsuz kadını oynuyor. piyano sahnesinde özellikle, naif ama depresif ruh halini güzel yansıtıyor. abisini ise baştan beri ayy bir şey söyledi söyleyecek diye bekledim. bi darlandım valla. peter ise filmin en coolu olabilir. açıkçası filmden bir brokeback mountain gibi bir konu bekledim ama aşk meşk filmi değilmiş. gerilim dram arası türe sahip. bir de atlar, western, erkek karakterlerin çokluğu, bar sofra muhabbetleri falan bana biraz maskülen film gibi geldi. sakin filmleri sevenler, tercihen güzel çözünürlüğe sahip bir tvde izlemeli.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

avrupa yakası. benim için rakibi yok.
devamını gör...

uzun süredir ortalarda olmayan bir zamanların en aktif yazarı tekrar dönmüş
kız nerelerdeydin ?
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

aslında atanan rektörden ziyade, tepeden inme atamalara ve üniversitelerin özerkliğine karşı alınan tavırlaradır eleştiriler.

fakat hilal kaplan gibi düşünenlerin bu durumu görmezden geldikleri bellidir. popülist söylemler ile “milleti” arkasına alma çabasıdır. ayrıca metnin altında “elit” kötülemesi de vardır.
devamını gör...

deneysel araştırmalarda araştırmacının olaylara müdahalesi söz konusudur. gözlem yeteneğinden ziyade etkinliğini gösterir.

-hafıza faktörünün etkisi en azdır.
-araştırma sonuçlarını etkileyebilecek değişkenler kontrol altına alınabilir.
-etken-sonuç ilişkisini en iyi gösteren araştırmalardır.
-uzun zaman alan pahalı ve zor araştırmalardır.
-yeterli denek bulmak güçtür.
-sıklıkla etik sorunlarla karşılaşılır:
a)denek grubundan dolayı
b)kontrol grubundan dolayı
c)deney hayvanlarından dolayı
-bazı müdahaleler insanlara uygulanamaz
-hayvanlardan elde edilen sonuçların insanlara genellenmesi hatalı olabilir.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim