rimbaud
son günlerde ufak çaplı bir kafa izninde gibi görünen en sevdiğim yazarlardan biri. tanımlarından tanıdığım kadarıyla etrafını güzelleştiren biri. umarım kendi gibi insanlarla karşılaşır ve toksik insanları kafasına takmaz.
devamını gör...
elimize bir kalem geçtiğinde ilk yazdığımız kelime
adımı soy adımı yazarım.
sanırım bu durum evrensel bir ritüel.
sanırım bu durum evrensel bir ritüel.
devamını gör...
ben küçükken sarışınmışım
kardeşim küçükken öyleymiş,derisi saydam falan o derece,damarları görünümüş.insanlar dokunmaya korkarmış,neyse yeter bu kadar.
büyürken o arada ne olduysa küçük bir kürt oldu*
büyürken o arada ne olduysa küçük bir kürt oldu*
devamını gör...
arapları sevmek için nedenler
-peygamberimizin arap ırkından olması.
devamını gör...
didim'de derisi yüzülüp yol kenarına atılan köpek
haber başlığını okur okumaz içimin sıkılmasına, göğsümün daralmasına neden olmuş canilik örneği. biz köpekleri, kedileri, rahatını bozmamak için sevmiyoruz bazen. bazen kucakta yatan bir kedi rahatsız olmasın diye dakikalarca kıpırdamadan oturuyorum. bunu yapan insanları anlamaya çalışıyorum ama anlayamıyorum. şunu yapmak için saf kötülük lazım. hiç iyilik görmemiş olmak lazım. böyle bir şey nasıl mümkün olabilir? köpeğin yanında ölü bir kedi de bulunmuş...
aydın'ın didim ilçesinde bir köpeğin yüzülmüş derisini gören nazlı ekinci adlı yurttaş, didim hayvanları ve doğayı koruma derneği'ni (dihad) aradı. olay yerine giden dernek görevlileri, katledilen köpeğin yakınında bir de cansız kedi görünce olayı didim asayiş büro ekiplerine bildirdi. polis olayla ilgili inceleme başlattı.
birgün'ün haberi
aydın'ın didim ilçesinde bir köpeğin yüzülmüş derisini gören nazlı ekinci adlı yurttaş, didim hayvanları ve doğayı koruma derneği'ni (dihad) aradı. olay yerine giden dernek görevlileri, katledilen köpeğin yakınında bir de cansız kedi görünce olayı didim asayiş büro ekiplerine bildirdi. polis olayla ilgili inceleme başlattı.
birgün'ün haberi
devamını gör...
durdurma banyosu
başlık sahibinden özür dilerim.
yanlış okumuşum*
bir küvet dolusu dondurma içine giren bir insan hayal ettim ve üşüdüm.
yanlış okumuşum*
bir küvet dolusu dondurma içine giren bir insan hayal ettim ve üşüdüm.
devamını gör...
normal sözlük - yedikule hayvan barınağı yardım kampanyası
yine iyi insanlar iyiliklerini dağıtıyor diyebileceğimiz bir etkinlik. az çok demeden bütçenize uygun yardım yapabilirsiniz. soğuk kış günlerinde minik dostlarımızı unutmak olmaz. haydi hep beraber bu bilinci oluşturalım. sokak hayvanları için kafa kafaya!
devamını gör...
e-girl
vaktinin çocuğunu çeşitli sosyal medya platformlarında geçiren ve kendilerine yeni bir karakter yaratmış olan kadın bireylerdir bunun erkek versiyonlarına da e-boy denmektedir.
elektronic girl/boy
elektronic girl/boy
devamını gör...
normal sözlük'e bir daha gelinse alınacak nickler
(bkz: platon ders anlatırken hocam fotokopi alsak olur mu diyen atinalı)
(bkz: buffy de vampir sayılır) (bir başka sözlükte görmüştüm, çok hoşuma gitti.)
(bkz: buffy de vampir sayılır) (bir başka sözlükte görmüştüm, çok hoşuma gitti.)
devamını gör...
18 şubat 2021 apartman boşluğu yayın
benim şöyle bir sorum olacak. daddy için de geçerli, hatta sevgili sek ve thekirps de cevap verebilir bu soruya.
sanatsal filmlerle aranız nasıl? nuri bilge ceylan, zeki demirkubuz, ömer kavur gibi yönetmenlerin sakin, hafif sessiz ve hatta kimine göre sıkıcı olan filmlerini sıkılmadan sonuna kadar izleyebilir misiniz?
sanatsal filmlerle aranız nasıl? nuri bilge ceylan, zeki demirkubuz, ömer kavur gibi yönetmenlerin sakin, hafif sessiz ve hatta kimine göre sıkıcı olan filmlerini sıkılmadan sonuna kadar izleyebilir misiniz?
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının karalama defteri
bu gün bir melekle tanıştım.
aynı dili bilmek anlaşılamaya yetmiyormuş.
şu zamanlarda öyle kötü bir durumdayım ki anlatırken bile bizzat yorulacağımı biliyorum. bir yerde , insan kalabalıkta iken kendini yanlız hisseder ki diye sormuşlardı.şimdi cevap verebilirim o hâlde.hisseder , hem de öyle bir hisseder ki kendisi bile anlam veremez.
iki gün önce acaip sarsıldığım,parçalanmış, yıpranmış hissettiğim bir gündü. hepsinin yükünü o güne atmam tabi. hepsi de tek bir neden değil zaten. insan aynı evde olduğu insana sarılamaz bazen. çok insan vardır yanında gözün başkasının gelisindedir. o da gelmez.
ağlamaktan nefret ediyorum! nefesimi tutarak ağlamaktan...
çok neden vardır aslında lakin bardağı taşıran o son damla, gözünden akacak o damla oluyor. ve yalnızlık demek istiyorum son damla için.
yalnızlık; tek bir kelime olup altında yatan milyonlarca kötü his, bir o kadar da göz yaşı. korkuyorum, sevdiğim insanların gitmesinden, başaramamaktan ve onlarca beklentiyi karşılayamamaktan.
o gün bn de kötüydüm. yazdığım nedenler, bazı şeylere engel olamayışlarım ve yazamadıgim bazı nedenler.yalnızlık; beğendiğim sözü yanimdakiyle oturup üzerine düşünemiyişlerim, komik olan bir şeye kafanı çeviremeyislerim ve bir yerde geçiyordu 'tek başıma oturuşum'da gizli. veya konuşmak istediğim kişinin yanında olmayışı, olmak istemeyişi. . .
sadece sohbet dediğimiz şeyin içinde çok şey saklıdır. bir meditasyon, bir motivasyon, bir büyü misali. . .
neyse dışarda biraz beraber yürümek istedim o kadar, yok. tek başıma çıktım biraz dolandım , oturdum banka. sırtımı döndüm tüm hekese, her şeye . hiç birinizi istemiyorum dercesine. konuşmayı istdigim o kişi gelmedikten sonra gelenler gelmiş olduklarıyla kalır, o kadar.
gelip oturanlar oldu yanıma. hepsine "yalnız kalmak, düşünmek istiyorum" dedim.
oysa ikisini de istemiyordum.
yoruldum; ruhen,kalben, aklen, bedenen. . . her şeyimle yoruldum. küçükken ne kolaydı öyle yorulmak.*iki koşturur yorulurduk falan.
bir söz vardı
cam kırıkları gibidir bazen kelimeler. ağzına dolar insanın;sussan acıtır, konuşsan kanatır.
birileriyle konuşmaya ihtiyacım vardı lakin konuştukça ağlıyorum.
neyse gelen giden oldu bankta oturduğum süre boyunca. bin sorduğu tek soru, aldığı da tek bir cevap vardı.
"neyin var,iyi misin?"
"hiç bir şeyim yok!"
" ama kötü görünüyorun."
"hiç bir şeyim yok dedim ya "
ama doğru söylüyordum.hiç bir şeyim yok görmüyor musun?! yalnızım işte, tekim, bir başıma. demek istedim hepsine, diyemedim.
yine tek kaldım. evet düşünme sırası geldi. ne yaptım, kırdım mı, niye soğuk davranıyor, bu kadar yakınken neden bu kadar uzakta, benden uzakta. uzaklık da göreceli imiş meğersem onu öğrendim . mesafe pek bir önem arz etmiyormuş. istediğin kadar yakınında olayım yanında hissettirmedikten sonra dermiş gibi...
bir de ben böyle kötü olunca arada, garipseyenler falan oluyor. normalde güçlüymüş gibi görmeye çalışırım da. mutluymuş gibi falan. çok ağır gelir insana bazı şeyleri örtmek, gizlemek, çok zor gelir bazı şeylerin önüne geçememek, engelleyememek. sırf sevdiğin o insanın canı daha fazla yanmasın diye susmak, ve her gece sustuğun için vicdan azabı çekmek ve ağlamak her günkü rutinden.
ne yapacağını bile bilmezken bir şey yapamıyorum demek , acı.
düşüncelerinde kaybolurken biri daha oturdu hemen yanıma. hepsinden farklı bir soru sormuştu. galiba sormak için değil, anlamak için sorduğundan ötürü farklıydı.
"kötü hissediyorsun, nedenini bilmiyorum."
" . . . "
( " . . . ")
" . . . "
" kafanı dağıtmak istiyorum. hangi sınıf, hangi bölüm? ben..."
"ıı ıııı bn de zioland."
soruyu bile anlamamıştım öyle ki kafam karışık.
"bazen yabancı biriyle konuşmak iyi gelir insana. bn . . .
" freud kızına yazdığı mektupta şöyle diyor, diye başladım. sevgili anna ,insanlardan kötülük görüp üzülmen güçsüz biri olduğunu göstermez. fizik kurallarına göre de bu böyledir. sırtını dayandığın bir nesne birdenbire giderse, sen de o yöne doğru devrilirsin. yani bunun güçsüzlükle alakası yoktur."
ben fizik kurallarına aykırıyım galiba. ı bn şey . . ."
gözlerimden yaşlar boşaldı. ne çok şey pardon ne kadar ağır şeyler yaşamıştı öyle. ona sarıldım. ne kadar da güçlü görünüyordu.
"öyle olmak zorundayım, güçlü görünmek zorundayım."
öyleydi gerçekten. bayağı da konuştuk. hayatımda ilk defa derse girmedim ancak hayatımın dersini almıştım.
o da -kızıl melek- derse girmedi.bir melek gibiydi.ve bana guvenmisti. anlatmıştı ona özel olan ve kimsenin bilmesini istemediği şeyleri . onun durumuna benzer şeyler bende de vardı. belki de onu bn çektim. bn inanırım böyle şeylere . yuhu'nun özellikleri vardı onda. hissetmişti , benim burda kötü olduğumu hissettmişti.
kızıl melek etrafındaki insanlara öyle güler yüzlü, öyle sevecendi ki. sanırsın biraz önce anlattığı baskasiydi. güçlüydü, belki de alışmıştı aslında.
bir silkindim,kendime az da olsa gelmeye çalıştım. az zaman daha geçti. öyle tek başıma düşmüştüm.biri daha geldi ve sordu:
"iyi misin?"
bu sefer kelime oyunlarına falan girmedim
"kötüyüm."dedim. kötüyüm işte. . . ne diyecektimbki başka?!
ancak bu cevabım ötekilerden farklı olmuştu. daha önce hiç böyle kötüyüm dmemiştim. kötüyüm dediğimde normalde sesimde titreme, kalbimde acı, parçalanmışlik hissiyle söylerdim. ancak bu sefer öyle değildi. soğukkanlılıkla, kendimden emin bir şekilde demiştim. hiç bu kadar emin olmamıştım, kötü olduğumdan.
kötüydüm ama diktim en azından...
insan başkasının derdini duymayan dek kendi derdini de ders sanırmış. aynn öyle işte.
işte o gün çok farklıydım. bir çok duyguyu beraber yaşadım. bir kez daha dik durmam gerektiğini hatırladım. ama hala konuşmaya ihtiyacım var gibi.
bir dokunuş, sihirli bir dokunuş gibi geldi konuşmaların, kızıl melek . . .
gün bitti bitmesine ancak bn de bitmiştim o gün . . .
onun için bir de resim çizdim sabah gözlerim uykulu iken.
küçük bir jest*
aynı dili bilmek anlaşılamaya yetmiyormuş.
şu zamanlarda öyle kötü bir durumdayım ki anlatırken bile bizzat yorulacağımı biliyorum. bir yerde , insan kalabalıkta iken kendini yanlız hisseder ki diye sormuşlardı.şimdi cevap verebilirim o hâlde.hisseder , hem de öyle bir hisseder ki kendisi bile anlam veremez.
iki gün önce acaip sarsıldığım,parçalanmış, yıpranmış hissettiğim bir gündü. hepsinin yükünü o güne atmam tabi. hepsi de tek bir neden değil zaten. insan aynı evde olduğu insana sarılamaz bazen. çok insan vardır yanında gözün başkasının gelisindedir. o da gelmez.
ağlamaktan nefret ediyorum! nefesimi tutarak ağlamaktan...
çok neden vardır aslında lakin bardağı taşıran o son damla, gözünden akacak o damla oluyor. ve yalnızlık demek istiyorum son damla için.
yalnızlık; tek bir kelime olup altında yatan milyonlarca kötü his, bir o kadar da göz yaşı. korkuyorum, sevdiğim insanların gitmesinden, başaramamaktan ve onlarca beklentiyi karşılayamamaktan.
o gün bn de kötüydüm. yazdığım nedenler, bazı şeylere engel olamayışlarım ve yazamadıgim bazı nedenler.yalnızlık; beğendiğim sözü yanimdakiyle oturup üzerine düşünemiyişlerim, komik olan bir şeye kafanı çeviremeyislerim ve bir yerde geçiyordu 'tek başıma oturuşum'da gizli. veya konuşmak istediğim kişinin yanında olmayışı, olmak istemeyişi. . .
sadece sohbet dediğimiz şeyin içinde çok şey saklıdır. bir meditasyon, bir motivasyon, bir büyü misali. . .
neyse dışarda biraz beraber yürümek istedim o kadar, yok. tek başıma çıktım biraz dolandım , oturdum banka. sırtımı döndüm tüm hekese, her şeye . hiç birinizi istemiyorum dercesine. konuşmayı istdigim o kişi gelmedikten sonra gelenler gelmiş olduklarıyla kalır, o kadar.
gelip oturanlar oldu yanıma. hepsine "yalnız kalmak, düşünmek istiyorum" dedim.
oysa ikisini de istemiyordum.
yoruldum; ruhen,kalben, aklen, bedenen. . . her şeyimle yoruldum. küçükken ne kolaydı öyle yorulmak.*iki koşturur yorulurduk falan.
bir söz vardı
cam kırıkları gibidir bazen kelimeler. ağzına dolar insanın;sussan acıtır, konuşsan kanatır.
birileriyle konuşmaya ihtiyacım vardı lakin konuştukça ağlıyorum.
neyse gelen giden oldu bankta oturduğum süre boyunca. bin sorduğu tek soru, aldığı da tek bir cevap vardı.
"neyin var,iyi misin?"
"hiç bir şeyim yok!"
" ama kötü görünüyorun."
"hiç bir şeyim yok dedim ya "
ama doğru söylüyordum.hiç bir şeyim yok görmüyor musun?! yalnızım işte, tekim, bir başıma. demek istedim hepsine, diyemedim.
yine tek kaldım. evet düşünme sırası geldi. ne yaptım, kırdım mı, niye soğuk davranıyor, bu kadar yakınken neden bu kadar uzakta, benden uzakta. uzaklık da göreceli imiş meğersem onu öğrendim . mesafe pek bir önem arz etmiyormuş. istediğin kadar yakınında olayım yanında hissettirmedikten sonra dermiş gibi...
bir de ben böyle kötü olunca arada, garipseyenler falan oluyor. normalde güçlüymüş gibi görmeye çalışırım da. mutluymuş gibi falan. çok ağır gelir insana bazı şeyleri örtmek, gizlemek, çok zor gelir bazı şeylerin önüne geçememek, engelleyememek. sırf sevdiğin o insanın canı daha fazla yanmasın diye susmak, ve her gece sustuğun için vicdan azabı çekmek ve ağlamak her günkü rutinden.
ne yapacağını bile bilmezken bir şey yapamıyorum demek , acı.
düşüncelerinde kaybolurken biri daha oturdu hemen yanıma. hepsinden farklı bir soru sormuştu. galiba sormak için değil, anlamak için sorduğundan ötürü farklıydı.
"kötü hissediyorsun, nedenini bilmiyorum."
" . . . "
( " . . . ")
" . . . "
" kafanı dağıtmak istiyorum. hangi sınıf, hangi bölüm? ben..."
"ıı ıııı bn de zioland."
soruyu bile anlamamıştım öyle ki kafam karışık.
"bazen yabancı biriyle konuşmak iyi gelir insana. bn . . .
" freud kızına yazdığı mektupta şöyle diyor, diye başladım. sevgili anna ,insanlardan kötülük görüp üzülmen güçsüz biri olduğunu göstermez. fizik kurallarına göre de bu böyledir. sırtını dayandığın bir nesne birdenbire giderse, sen de o yöne doğru devrilirsin. yani bunun güçsüzlükle alakası yoktur."
ben fizik kurallarına aykırıyım galiba. ı bn şey . . ."
gözlerimden yaşlar boşaldı. ne çok şey pardon ne kadar ağır şeyler yaşamıştı öyle. ona sarıldım. ne kadar da güçlü görünüyordu.
"öyle olmak zorundayım, güçlü görünmek zorundayım."
öyleydi gerçekten. bayağı da konuştuk. hayatımda ilk defa derse girmedim ancak hayatımın dersini almıştım.
o da -kızıl melek- derse girmedi.bir melek gibiydi.ve bana guvenmisti. anlatmıştı ona özel olan ve kimsenin bilmesini istemediği şeyleri . onun durumuna benzer şeyler bende de vardı. belki de onu bn çektim. bn inanırım böyle şeylere . yuhu'nun özellikleri vardı onda. hissetmişti , benim burda kötü olduğumu hissettmişti.
kızıl melek etrafındaki insanlara öyle güler yüzlü, öyle sevecendi ki. sanırsın biraz önce anlattığı baskasiydi. güçlüydü, belki de alışmıştı aslında.
bir silkindim,kendime az da olsa gelmeye çalıştım. az zaman daha geçti. öyle tek başıma düşmüştüm.biri daha geldi ve sordu:
"iyi misin?"
bu sefer kelime oyunlarına falan girmedim
"kötüyüm."dedim. kötüyüm işte. . . ne diyecektimbki başka?!
ancak bu cevabım ötekilerden farklı olmuştu. daha önce hiç böyle kötüyüm dmemiştim. kötüyüm dediğimde normalde sesimde titreme, kalbimde acı, parçalanmışlik hissiyle söylerdim. ancak bu sefer öyle değildi. soğukkanlılıkla, kendimden emin bir şekilde demiştim. hiç bu kadar emin olmamıştım, kötü olduğumdan.
kötüydüm ama diktim en azından...
insan başkasının derdini duymayan dek kendi derdini de ders sanırmış. aynn öyle işte.
işte o gün çok farklıydım. bir çok duyguyu beraber yaşadım. bir kez daha dik durmam gerektiğini hatırladım. ama hala konuşmaya ihtiyacım var gibi.
bir dokunuş, sihirli bir dokunuş gibi geldi konuşmaların, kızıl melek . . .
gün bitti bitmesine ancak bn de bitmiştim o gün . . .
onun için bir de resim çizdim sabah gözlerim uykulu iken.
küçük bir jest*
devamını gör...
seni seviyorum demenin farklı şekilleri
küçük ayrıntılara bile dikkat etmek, bazı anlar değil her an değer verdiğini göstermek. bunun bir adım ötesi yok. *
devamını gör...
mantının abartılmış bir yemek olması
en çok sevdiğim yemektir. az bile abartılmıştır. şiirler bile yazabilirim canım mantıma.
devamını gör...
mafya
mafya dizilerin medarı iftiharı miroğlu dizisine öyle kaptırmıştık kendimizi tuvalete bile pardesü ile girer olmuştuk, miroğlu yasaları hayatımızda öyle yer edimiştiki. kurala uyan yaşar uymayana uyku haram sloganı atardık. bir havalar, bir özgüven parke taşları pardesü ruzgarımızdan yerinden oynar o yüzden kenara basarken cırcık diye dize kadar su fışkırırdı.
bigün böyle mahallede millete ızdırap olmamız yetmez gibi evde de aynı havaya girince.
abim ile babamın gazabına uğramam ile o gün bugün mafya sözü duyunca 3-5 dk hissizleşir sessizleşir atmosfer dışına çıkar gelirim.
yok böyle bir dayak atma şekli hayatım da o hafta yok eksik yani, en işe giderken usta bana para verip git kauçuk al diyip manava gidip bi çuval kavun almıştım usta da kavunu kafama geçirince, hayatım artık şirinler, haidi, tom&jary ile sınırlı kalmıştı.
tanım: mafya, mafyacılık kötüdür gençler heves etmeyin.
bigün böyle mahallede millete ızdırap olmamız yetmez gibi evde de aynı havaya girince.
abim ile babamın gazabına uğramam ile o gün bugün mafya sözü duyunca 3-5 dk hissizleşir sessizleşir atmosfer dışına çıkar gelirim.
yok böyle bir dayak atma şekli hayatım da o hafta yok eksik yani, en işe giderken usta bana para verip git kauçuk al diyip manava gidip bi çuval kavun almıştım usta da kavunu kafama geçirince, hayatım artık şirinler, haidi, tom&jary ile sınırlı kalmıştı.
tanım: mafya, mafyacılık kötüdür gençler heves etmeyin.
devamını gör...
kibar insanı zayıf görmek
siz birine nezaket gösterip ince/kibar davrandığınızda karşı taraf sizin bu iyi niyetinizi kullanıp sizi zayıf ve enayi yerine koyar. iyi niyeti kullanıp bununla övünen insan çok fazla. aslında bu yaptığı kendi zayıflığı ve ayılığıdır.
devamını gör...
bengaripsengüzeldünyaumutlu ile dünyadan uzak
emeği geçen yazarlara teşekkürler. neşe kattınız. var olun.
devamını gör...
derin sular
orijinal adı: deep water
yönetmenliğini adrian lyne'in yaptığı, senaryosu zack helm ve sam levinson tarafından kaleme aldığı ve patricia highsmith'in 1957 tarihli aynı adlı romanından (deep water) uyarlanan bir erotik ve psikolojik gerilim filmi. film de ben affleck , ana de armas , ve tracy letts başrolleri alıyor. ilk yapıma başladığına dair haberlerin 2013 yılına kadar dayandığına ilişkin bilgilerin internette bulunduğu bu film pandemiden önce, (2019’da) çekimleri tamamlanmasına karşın kasım 2020 de seyirci ile buluşması planlanmış fakat vizyona 18 mart 2022 de girmiştir. bu arada, filme amazon prime'dan ulaşabilirsiniz. öncelikle belirtmek isterim ki ben affleck ve ana de armas oyunculuk açısından beni tatmin etti.
film de kısaca femme fatale olan melinda ve bu kadını elinde tutmak için herşeyi göze alan kocası (vic) var. evliliklerde tutku yavaş yavaş azalır ya ama sizin olduğunuzu zannettiğiniz bu femme fatale sizin bu hissi yaşamanıza izin vermiyorsa durum sakat demektir. burada melinde kasabadaki yeni gelen, genç ve yakışıklı erkekleri kocasına karşı yem yaparak, bir yandan kendisi bayağı bayağı seksi eğleniyor ve öte tarafta kocasının tüm tutkusunun ortaya çıkmasını ateşliyor. film sıkıcı amerikan kültürü ile eğlenceli ve erotik avrupa kültürünün harmanlanması bence . diğer yandan filmde çiftin kızı olan trixie (grace jenkins) arası bozuk anne-babayı bir arada tutmaya çalışan çocuktan çok yaşından büyük laflarlar edecek olgunlukta ve ebeveynlerinin hayatında olup bitenlerin farkında olan ve konuşan, dile getiren, insiyatif alan bir çocuk rolünde .
filmdeki seksi kıyafetleri ile de baş döndürücü olan ana de armas ile ben affleck arasında bu çekimler sırasında bir aşk yaşandığı da magazinde yer almıştı.
neyse, aşağıya bir fragman bırakıyorum. umarım beğenirsiniz.
yönetmenliğini adrian lyne'in yaptığı, senaryosu zack helm ve sam levinson tarafından kaleme aldığı ve patricia highsmith'in 1957 tarihli aynı adlı romanından (deep water) uyarlanan bir erotik ve psikolojik gerilim filmi. film de ben affleck , ana de armas , ve tracy letts başrolleri alıyor. ilk yapıma başladığına dair haberlerin 2013 yılına kadar dayandığına ilişkin bilgilerin internette bulunduğu bu film pandemiden önce, (2019’da) çekimleri tamamlanmasına karşın kasım 2020 de seyirci ile buluşması planlanmış fakat vizyona 18 mart 2022 de girmiştir. bu arada, filme amazon prime'dan ulaşabilirsiniz. öncelikle belirtmek isterim ki ben affleck ve ana de armas oyunculuk açısından beni tatmin etti.
film de kısaca femme fatale olan melinda ve bu kadını elinde tutmak için herşeyi göze alan kocası (vic) var. evliliklerde tutku yavaş yavaş azalır ya ama sizin olduğunuzu zannettiğiniz bu femme fatale sizin bu hissi yaşamanıza izin vermiyorsa durum sakat demektir. burada melinde kasabadaki yeni gelen, genç ve yakışıklı erkekleri kocasına karşı yem yaparak, bir yandan kendisi bayağı bayağı seksi eğleniyor ve öte tarafta kocasının tüm tutkusunun ortaya çıkmasını ateşliyor. film sıkıcı amerikan kültürü ile eğlenceli ve erotik avrupa kültürünün harmanlanması bence . diğer yandan filmde çiftin kızı olan trixie (grace jenkins) arası bozuk anne-babayı bir arada tutmaya çalışan çocuktan çok yaşından büyük laflarlar edecek olgunlukta ve ebeveynlerinin hayatında olup bitenlerin farkında olan ve konuşan, dile getiren, insiyatif alan bir çocuk rolünde .
filmdeki seksi kıyafetleri ile de baş döndürücü olan ana de armas ile ben affleck arasında bu çekimler sırasında bir aşk yaşandığı da magazinde yer almıştı.
neyse, aşağıya bir fragman bırakıyorum. umarım beğenirsiniz.
devamını gör...
dm'den fingirdeşen yazarlar
dm den fingirdeşmek sözlüğe ciddi zararlar vermektedir. lütfen bir süre bekledikten sonra işleme devam ediniz.
devamını gör...
