günaydın sözlük, benim için neşeli uyanmanın gittikçe zorlaştığı şu günlerde herkese musmutlu bir gün dilerim.
devamını gör...

babamın kızı olmam galiba bhhbjn
devamını gör...

şiddetli bir baş ağrısı bunlardan biridir.
devamını gör...

montaigne'nin denemelerinde bulunan başlık adıdır.
şöyle diyor montaigne,
ruhun her türlü beslenişinde merak tek başınadır.
hoşumuza giden herşey besleyici yada varlığa yararlı değildir.

varlığa yararı olmayan araştırma,
zevk vermiyor yada besleyici değilse..neden merak ederiz?
diyerek sorgulamadan geçemiyor insan.

kısmi olarak güdü'sel,
kısmen de dogmatik olduğunu düşündürüyor.
devamını gör...

hasta olunca anladım,o zamana kadar tarzan gibi giyinmeye devam ettim tabi.
devamını gör...

bu gündüz kuşağı programlarda gösterilenler bildiğin gündüz gözüyle görülen kabuslara dönüştü.
devamını gör...

nasıl edilirse edilsin ileride sorun yumağı haline gelecek birleşimdir.

evlenmek haklarını ikiye bölmek ve görevlerini ikiye katlamak demektir. arthur schopenhauer

çok yaratıcıymış gerçekten!
devamını gör...

dünyanın en pahalı ayakkabısı olarak anılan ‘passion diamond’ adlı ayakkabı tam 17 milyon dolar değerinde.

resimag.com/p1/6e5a2ad17602.jpeg
(bkz: passion diamond)

yüzlerce elmas, altın ve 2 adet 15 kıratlık elmasla süslenen ayakkabı burj el arab otelinde sergilendi. the passion diamond, daha önce dünyanın en pahalı ayakkabısı olarak bilinen ve 5.1 milyon dolar değerindeki debbie wingham topuklu ayakkabıyı geride bırakarak dünyanın en pahalısı olacak.
resimag.com/p1/816c7c3d8a22.jpeg
(bkz: debbie wingham)

sergilenen ayakkabının 36 numara olduğu, ancak sipariş veren kişinin ayağına özel olarak üretileceği açıklandı.

buradan ayakkabıyı alanlara sesleniyorum allah gözünüzü doyursun vicdansızlar.
teşekkürler.
devamını gör...

sadece sözlükte değil tüm sanal mecralarda olan ve ama burada kendini fosforlu kalemle altı çizilmiş gibi belli eden kötücül bir eylem.

kaç bin tane yazar var bu sözlükte. kaç yüz tanesini okuyoruz? okuduklarımız arasında da seçim yapıyoruz elbette. neye göre? ben üsluba bakarım efendim. kişisel olarak tanıştığım insanların kendi hayatında neyle mücadele ettiğini bilmediğim için olabildiğince nazik olmak düsturumdur benim. ha, herkes bunu benimsemek zorunda değil. ama ben  biz, siz, etrafımızda olmasını istediğimiz insanları böylelerinin arasından seçmekte özgürüz. haliyle burada okuduğum yazarlar da üslubu oturaklı insanlardır. bu hareketim beni yazar seçme konusunda zorba ya da gruplaştıran biri yapar mı? bu kadar kolaysa aksi için uğraşmayalım zaten, yapsın.

ama birinin fikirlerini beğenmemek başka şey, fikirleriyle alay etmek başka. ve bu durumda "gruplaşma" olmasın diye tepki göstermeyeceksek o zaman da yine aynı yazarlar tarafından "etliye sütlüye karışmayan, kendi fikirlerini söylemekten korkan, karma peşinde koşan yazar" olarak eleştiriliyoruz.

sonra, kendi tanımları için oylama peşinde olmadığını söyleyen yazarların, başka yazarların tanımlarındaki oylarla ilgilendiğini görüyoruz. bu, kendinde kalsa yine pekiyi. ulu orta "bu yazarlar nokta koysa kafadan x beğenisi var" diye dövünüyorlar. e yazın siz de. kimseye saldırmadan, hakaret etmeden, hakaret yoksa da varmış gibi bir öfkeyi kızıl kızıl bağıran tanımlar haricinde tanımlar yazın. vallahi okurum. vallahi oylarım. ha, gerçi geçti artık o iş.

öte yandan dün gün boyu başlık sahibini hedef gösteren başlıklar açıldı sözlükte. bakarsanız bu tanımlara, bariz bir hakaret yoktur. ama zaten bu başlıkların sırf bir yazarı tanımlayarak hedef göstermek ve kendince alay etmek için açılması bile başlı başına zorbalıktır. ve mesela ben, bu yazarları okumayı ve oylamayı tercih etmiyorum diye gruplaşmış mı oluyorum? olayım. gerçekten bu kadar kolaysa aksi için hiç çabalamayalım.

yani aslında birine kancayı takmak isteyen zaten takıyor. geçiniz bu gruplaşma işini.

yine de şunu sormadan geçemeyeceğim. bir yazarın nickaltında onu takdir eden tanımları görmek sizi bunca rahatsız ediyorken, nefretle yazılmış tanımları görmek neden rahatsız etmiyor? sataşmak için yazılmış, eleştirinin çok ötesine geçen nickaltı yazıları da bu kadar midenizi bulandırıyor mu? benim bulandırıyor. hele şu iki gündür neden burada olduğumu bile sorguladım. diyelim ki sözlüğe bir yenilik geldi ve nickaltı tanımları gizlendi; bırakacak mısınız nickaltı ipine yeni yıkanıp asılmış bembeyaz çamaşırlara çamur atmayı? sanmıyorum. çünkü mesele zorbalığın kendisidir ve son derece zehirlidir. o kendine bir yol bulur.

son olarak güneş'le ilgili diyeceklerim var. zorbalık var ona karşı evet. buram buram esiyor hem de ve birçok yazarın bizi birbirimize benzetmesi gibi ben de benzetiyorum ve her lafını derinden hissediyorum. evet, nokta koysa bile. haliyle dün tüm bu nickaltı ve başlık zorbalığı bana yapılmış gibi üzgündüm. ama tahminimce gerçek kişiler gibi o da bunun iş hayatında olanına da rastlamıştır çocukluğundakine ek olarak. kendisi için değilse de yine buradaki gibi bir başkası için şahitliği olmuştur hiç değilse. onu harekete geçiren de dolduruş olmasa gerek(kurma kolu olan oyuncak mı bu kadın canım? ne dolduruşu?) olsa olsa vicdanıdır, ki gerçek hayatta tanımadığım birinin vicdanına ancak güneş'e kendisi olduğu için güvendiğim kadar güvenebilirim. iyidir çünkü. kelimenin saf haliyle iyi. ayrıca bu durumda nasıl vaziyet alacağını da bilir. o yüzden bu bir güneş savunması değil. kendisi bir pankart yazmış yürümüş. bir ucundan tutup onunla yürüyen de çok. ama o dedi diye değil; dediği doğru diye! geldim, bir omuz veriyor ve ben de tutuyorum bir ucundan pankartı sadece: kahrolsun bağzı şeyler!

not: cabbar hoca hayattaysa ömrü bereketli olsun. öldüyse canına rahmet olsun. köşe başlarının bu kadar arttığını bilse üzülürdü muhtemelen.

not 2: sizi severiz güneş. sizi seveni de severiz!*
devamını gör...

kültür sahibi dayı göstergesi. altında yatan derin bir bilgi birikimine işarettir.

bu ifade ile, bilginin akademinin tekelinde olmadığını, bilgiye konvansiyonel yöntemler dışında, gözlem ve deneyler ile de ulaşılabilecegine işaret edilmiştir.
modern dünyada diploma ile özdeşleşen bilgelik kavramını sorgulanmaya açmış, öncü sayılan bilgelerden birini emsal göstererek savını savunmuştur. tartışma usulu açısından da çok doğru bir adım atmıştır.

çağdaşlarının yanılgısına düşmeyen bu dayı elbette anlaşılamamiş ve çevresindeki alelade insan tarafından , tıpkı sokrates'e yapıldığı gibi, yargılanmıştır. sonuçta büyük bir fikir dayısı daha, kıymeti anlaşılamadan, kalabalıklar içine karışıp gözden uzaklaşmıştır.
devamını gör...

ders çalışma isteği.
"eskiden nasıl 6-7 saat çalışabiliyordum ben.." diye hayret ediyorum arada.
devamını gör...

bir linda boström knausgard romanıdır.

bu kadar hacimsiz bir romanda bu kadar yoğun duyguların cirit atması çok beklendik bir durum olmayabilir ama yazar kendi hayatından yola çıkarak yazdığı için sanırım elle tutulur, gözle görülür bir çocukluk travması, diyalektik bir acı ve dipten gelen bir umut dalgası var romanda.

çocuk ve çok mutlu olduğum zamanların birinde, henüz büyümeye karar vermemişken mahalledeki bir apartmanın önünde arkadaşlarla yakartop oynarken topumuz sadece bir kez oynadığımız yerinin bir buçuk metre kadar üstünde kalan bir bahçeye kaçtı.

bahçenin sahibi olan otuz yaşlarındaki mutsuz ve sinirli kadın topumuzu alıp bize deliler gibi küfür etmeye başladı. mahalleyi ayağa kaldırdı. yanında da sümüğü yeterli uzunluğa ulaştığında yalayan oğlu vardı. bize küfür etmesi en çok benim zoruma gitti.

içimden umarım, dedim, senin çocuğunun da başına bir şey gelir. neden çocuğu lanetledim bilmiyorum. ve neden hiçbir duamı kabul etmeyen, ciddiye almayan tanrı bu dileği kabul etti onu da bilmiyorum ama bir saat sonra mahalleye gelen ambulans bahçede düşüp kafasını yaran çocuğu alıp hastaneye götürdü. hayatımın en korku dolu anlarından biriydi bu. çünkü benim yüzümden olduğunu biliyordum ve bunu sadece ben biliyordum.

o günden sonra bir şey dileyeceğim zaman çok dikkatli oldum. neme lazım, tanrı bir kez daha bana insaf eder diye.

romanda da benim o zaman olduğum çocuğa benzer bir kız var ama onun travması daha büyük çünkü onun duası babasının ölmesi için ve o da tanrının aynı oyununa düşüyor. bundan sonrası ise travmatik bir hayatı yola koyma çabası.

amerika’ya hoş geldiniz hanımlar beyler, aile salonumuz bulunmaktadır.
devamını gör...

kadın milletinin kanayan yarası dersem çok da absürd bir tanım olmamış olur. cidden pahalı ürün ve gerekli de üstelik. biri de demiş ki tek marka yok. evet yok ama ucuz diye sağımızı solumuzu pişik yapan bir şeyi de kullanmak akıl kârı değil. zaten ortalama 5 6 gün her ne kadar aksi söylense de naylonumsu, cilde nefes aldırmayan pamuk katkılı bir muşambayla hayatımızı geçiriyoruz. bari rahat etmeye çalışalım. devletin el atması gereken konulardan biri. aynı şekilde prezervatif fiyatları da almış başını gidiyor.
devamını gör...

öyle şunu yapalım, kanun değiştirelimlerle falan bitmez bu. istanbul sözleşmesi de yetmez. hapı atan cuvarayı çeken kanun dinliyor mu..?
her şey eğitimle başlar. bilinçlenip eğiteceğiz. çocuklarımızı eğiteceğiz. biz bu hale bir anda gelmedik. bir anda norveçe dönemeyiz hiç bir konuda. eğitilip eğiteceğiz. tek yolu bence budur.
devamını gör...

5 yediğim oldu dinlene dinlene kordonda.

edit: beyaz cikolata ve normal severim.
devamını gör...

farketmiyoruz ki?
ne yaşadın ne yaşamadın belli değil.
takıl işte canının istediği gibi..
yok düşünme denilen bir baş belası var izin vermiyor. saatli bombayı beyinine kurmuşlar ortadan kaybolmuşlar. benim sistem de mi sorun var, alışılmışlığa kendini bırakanda mı çözemedim. hayat patlatmadan kafayı bitsede gitsek moduna sokuyor insanı.
nereden başladı? nereye gidecek? ne bu telaşı? sonu zaten dipsiz kuyu. ne saçma.
evet çok saçma. bu kadar saçma olan şeyi abartmakta ironilerin hası. çelişkilerden kurtulmak gerek. yaşa ve bitsin.
devamını gör...

hayatımda hiç bir şeye bu kadar katılmamıştım. gerçekten saçmalık büyük saçmalık.
bırakalım bu ayakları ingiliz çayı içmiyoruz hiç birimiz.
bakın arkadaşın sorduğu soru çok güzel kim sefilleri o yazamadığım isimle aratır.
devamını gör...

katılmıyorum,komik olanlarını tanıdım.erkek olup da yapamayan fazlasıyla mevcut inan.
devamını gör...

onu bilmem anlamam , ikisi de büyük doğruluk ve cesaret ister.

artık ya kendine güveneceksin yada yine kendine.
devamını gör...

anneanneme karşı sarılmak için bir nedene ihtiyacim varmış da durduk yere gidip öylece sarilirsam saçma olurmuş gibi hissettiğimden bu hafta cuma gününü bekledim. hayırlı cumalar diyerek elini öpüp sarılmak çok daha iyi ve rahat hissettiriyor beni.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim