türk dizilerindeki gerçekçi olma takıntısı
dizi yapımcılarının konuşmalarında sıkça gözlemlediğim bir unsur. adamlar inatla bunu vurguluyor, "gerçekçi olsun istedik" diyorlar. gerçekçiliğe verdikleri önemden bahsediyor, insanların kendilerinden birer parça bulmalarını umut ediyorlar. bu cidden çok enteresan. zira türkiye fantastik, bilim kurgu içeren dizilerle boğuşuyordu da böyle bir akım mı başladı diye düşünmeden edemiyoruz. zaten 80 yıldır dizilerimiz inanılmaz gerçekçi, bu yüzden iğrençler. ne bir bilim kurgu, ne de fantastik bir yapımımız mevcut. kalas gibi aşk hikayelerini kendimizi bildik bileli yapıştırıp geçiyorsunuz. bize sürekli aşk anlatıyorsunuz, sürekli basit klişe olayları senaryolaştırıp ısıtarak tekrar önümüze koyuyorsunuz. bunun da üzerine gerçekçiliğe önem veriyoruz diyorsunuz. gerçeğimiz çok mu güzel de diziniz güzel olsun? üç aşağı 5 yukarı hepimizin kereste gibi bir hayatı var zaten. ev iş okul, çocuk vs. gerçekçi olunca ne oluyor? bizi bize yansıtarak gösterince ne oluyor? çok mu kıymetli bir iş yapmış oluyorsunuz? bunu cidden anlayamıyorum.
devamını gör...
bence artık sen de herkes gibisin
nazım hikmet ran'ın bir şiiri.
--- alıntı ---
gözlerim gözünde aşkı seçmiyor
onlardan kalbime sevda geçmiyor
ben yordum ruhumu biraz da sen yor
çünkü bence şimdi herkes gibisin
yolunu beklerken daha dün gece
kaçıyorum bugün senden gizlice
kalbime baktım da işte iyice
anladım ki sen de herkes gibisin
büsbütün unuttum seni eminim
maziye karıştı şimdi yeminim
kalbimde senin için yok bile kinim
bence sen de şimdi herkes gibisin
--- alıntı ---
--- alıntı ---
gözlerim gözünde aşkı seçmiyor
onlardan kalbime sevda geçmiyor
ben yordum ruhumu biraz da sen yor
çünkü bence şimdi herkes gibisin
yolunu beklerken daha dün gece
kaçıyorum bugün senden gizlice
kalbime baktım da işte iyice
anladım ki sen de herkes gibisin
büsbütün unuttum seni eminim
maziye karıştı şimdi yeminim
kalbimde senin için yok bile kinim
bence sen de şimdi herkes gibisin
--- alıntı ---
devamını gör...
hevesi kırılmak
insanın kısa ya da uzun süreli olarak hayata karşı isteksiz olmasına hatta hayattan soğumasına neden olan duygu.
heves insana istediğini yapma gücü ve enerjiyi veren en önemli motivasyon kaynağı bence, olmazsa olmaz. ee hal böyleyken bir insanın hevesini kırmak ona en büyük kötülüklerden birini yapmak değil de nedir?
"bir gün her şey yoluna girerse, umarım hala hevesim ve isteğim kalmış olur."
(bkz: frida kahlo)
heves insana istediğini yapma gücü ve enerjiyi veren en önemli motivasyon kaynağı bence, olmazsa olmaz. ee hal böyleyken bir insanın hevesini kırmak ona en büyük kötülüklerden birini yapmak değil de nedir?
"bir gün her şey yoluna girerse, umarım hala hevesim ve isteğim kalmış olur."
(bkz: frida kahlo)
devamını gör...
5n1k
gazetecilik kuralıdır. ne, nerede, ne zaman, nasıl, niçin, kim sorularının altısını içermelidir. bunları içermiyorsa yazılanlar masal olur.
devamını gör...
günaydın mesajı
babam her sabah kardeşime ve bana günaydın mesajı atardı. bana günaydın paşam falan yazardı sadece yeterdi de ama kardeşime uzun uzun güzel şeyler yazardı bi defa ona atacağı mesajı bana atmıştı oradan biliyorum. babalar ve kızları gerçekten ayrı bi dünyaya aitler. kardeşim artık yok babam o günden beri günaydın mesajı atmıyor. ufak ayrıntılar boğazı düğümlüyor.
gününüz güzel olsun herkese günaydın.
gününüz güzel olsun herkese günaydın.
devamını gör...
yerli film sevmemek
yapamıyorlar ki. yapsalar severiz. en gözde iki yönetmen demirkubuzla ceylan. demirkubuz desen aldatma teması olmayan filmi yok, ceylan desen sessizlik izliyorsun. yok yani psikolojik gerilim desen dabbe var en popüler.
devamını gör...
normal sözlük sermaye düşmanı yazarlar listesi
pandemi olmasa "buluşma isteriz yoldaş" diyeceğim listedir.(#ilk100)
devamını gör...
sana ne kime ne
1975 yılında çıkan, sözleri ülkü aker'e müziği ise philippos nikolaou'a ait olan ajda pekkan şarkısı.
sözleriyle gaza getiren, bağımlılık yapan ve herkese dinletilmesi gereken bir şarkı bence.*
şuraya bırakayım şarkıyı.
*
şarkı sözleri.
lay lay lay laylala lalallay
lay lay lay laylala lalallay
lay lay lay laylala lalallay
lay lay lay
hiç rahat yok mu bana şu yalancı dünyada
kimin ne hakkı var ki karışır hayatıma
hesap soramaz bana kim çıkarsa karşıma
kimin ne hakkı var ki karışır hayatıma
hür doğdum hür yaşarım kime ne kime ne
köle miyim sana ben sana ne sana ne
zararım kendime kime ne kime ne
sen bak kendi derdine sana ne sana ne
layla lay lay lay lalala la lalay
layla lay lay lay la lalalalala
layla lay lay lay lalala la lalay
bu kalp benim değil mi severim severim
canım nasıl isterse gezer eğlenirim
her günüm mutlu benim kim ne derse desin
canım nasıl isterse gezer eğlenirim
hür doğdum hür yaşarım kime ne kime ne
köle miyim sana ben ay sana ne sana ne
zararım kendime kime ne kime ne
sen bak kendi derdine sana ne sana ne
lay lay lay lala lay lay lay
layla la lala lala lay lay lay
layla lalalala la la lay lay lay
la la lay la la lay
hür doğdum hür yaşarım kime ne kime ne
köle miyim sana ben ay sana ne sana ne
zararım kendime kime ne kime ne
sen bak kendi derdine sana ne sana ne
layla lay lay lay lalala la lalay
layla lay lay lay la lalalalala
layla lay lay lay lalala la lalay
lay lay lay lala lay lay lay
layla la lala lala lay lay lay
layla lalalala la la lay lay lay
la la lay la la lay
lay lay lay lala lay lay lay
layla la lala lala lay lay lay
layla lalalala la la lay lay lay
la la lay la la lay
sözleriyle gaza getiren, bağımlılık yapan ve herkese dinletilmesi gereken bir şarkı bence.*
şuraya bırakayım şarkıyı.
*
şarkı sözleri.
lay lay lay laylala lalallay
lay lay lay laylala lalallay
lay lay lay laylala lalallay
lay lay lay
hiç rahat yok mu bana şu yalancı dünyada
kimin ne hakkı var ki karışır hayatıma
hesap soramaz bana kim çıkarsa karşıma
kimin ne hakkı var ki karışır hayatıma
hür doğdum hür yaşarım kime ne kime ne
köle miyim sana ben sana ne sana ne
zararım kendime kime ne kime ne
sen bak kendi derdine sana ne sana ne
layla lay lay lay lalala la lalay
layla lay lay lay la lalalalala
layla lay lay lay lalala la lalay
bu kalp benim değil mi severim severim
canım nasıl isterse gezer eğlenirim
her günüm mutlu benim kim ne derse desin
canım nasıl isterse gezer eğlenirim
hür doğdum hür yaşarım kime ne kime ne
köle miyim sana ben ay sana ne sana ne
zararım kendime kime ne kime ne
sen bak kendi derdine sana ne sana ne
lay lay lay lala lay lay lay
layla la lala lala lay lay lay
layla lalalala la la lay lay lay
la la lay la la lay
hür doğdum hür yaşarım kime ne kime ne
köle miyim sana ben ay sana ne sana ne
zararım kendime kime ne kime ne
sen bak kendi derdine sana ne sana ne
layla lay lay lay lalala la lalay
layla lay lay lay la lalalalala
layla lay lay lay lalala la lalay
lay lay lay lala lay lay lay
layla la lala lala lay lay lay
layla lalalala la la lay lay lay
la la lay la la lay
lay lay lay lala lay lay lay
layla la lala lala lay lay lay
layla lalalala la la lay lay lay
la la lay la la lay
devamını gör...
halimiz itten beter keyfimiz paşada yok
gaye su akyol'dan:
"bi’ kuruş yok cepte
ama yedi cihan benim
derdimin karnı tok
seneler ne hain
bahtım ağlar ardımdan
hep aza talim
halimiz itten beter keyfimiz paşada yok
koy masaya bir duble buzsuz olsun
bu garip devranda seni aradım durdum
varlıktan geçip yokluğa tutundum
ah’lar ağacında ham meyvayım
buldum sandım, kavruldum, kaçamıyorum
halimiz itten beter keyfimiz paşada yok
koy masaya bir duble buzsuz olsun"
buradan
"bi’ kuruş yok cepte
ama yedi cihan benim
derdimin karnı tok
seneler ne hain
bahtım ağlar ardımdan
hep aza talim
halimiz itten beter keyfimiz paşada yok
koy masaya bir duble buzsuz olsun
bu garip devranda seni aradım durdum
varlıktan geçip yokluğa tutundum
ah’lar ağacında ham meyvayım
buldum sandım, kavruldum, kaçamıyorum
halimiz itten beter keyfimiz paşada yok
koy masaya bir duble buzsuz olsun"
buradan
devamını gör...
extremely wicked shockingly evil and vile
yönetmeliğini joe berlinger’ın üstlendiği zac efron*, lily collins*’li 2019 amerikan yapımı biyografik suç filmi. bir de bi ufak james hetfield barındırır.
öncelikle biyografik dedik fakat bu yapım ted bundy’nin hayatını anlatmıyor. yakalandığında ilişki içerisinde olduğu elizabeth kendall’ın the phantom prince: my life with ted bundy kitabının uyarlaması. yani birçok yerde bahsedildiği gibi bir caniyi minnoş göstermeye çalışmamışlar. aksine liz karakterinin iç buhranlarını, son ana kadar acaba mı demesini, şüphede kalmasını aktarmaya çalışmışlar ve başarılı da olmuşlar. çünkü ted bundy’ye dair hiçbir şey bilmeyen bir insan bu yapımı izleyip liz’in hissettiklerinin aynısını hissederdi.
liz’in kuşkularını değil de ted bundy’nin caniliğini görmek isteyen conversations with a killer the ted bundy tapes izlesin. bu yapım cani aklama yapımı değil, cani biriyle hayatını paylaşmış birinin, bu korkunç durumla yüzleşme sürecindeki buhranlarını anlatıyor. izleyene de “çok özgüvenli ve sempatik, yapmamış olabilir mi” dedirtme çabası bu yüzden. liz ne hissettiyse izleyiciye onu geçirmeye çalışmışlar. bu yüzden amacına ulaşmış, başarılı bir yapım olduğunu söyleyebiliriz.
öncelikle biyografik dedik fakat bu yapım ted bundy’nin hayatını anlatmıyor. yakalandığında ilişki içerisinde olduğu elizabeth kendall’ın the phantom prince: my life with ted bundy kitabının uyarlaması. yani birçok yerde bahsedildiği gibi bir caniyi minnoş göstermeye çalışmamışlar. aksine liz karakterinin iç buhranlarını, son ana kadar acaba mı demesini, şüphede kalmasını aktarmaya çalışmışlar ve başarılı da olmuşlar. çünkü ted bundy’ye dair hiçbir şey bilmeyen bir insan bu yapımı izleyip liz’in hissettiklerinin aynısını hissederdi.
liz’in kuşkularını değil de ted bundy’nin caniliğini görmek isteyen conversations with a killer the ted bundy tapes izlesin. bu yapım cani aklama yapımı değil, cani biriyle hayatını paylaşmış birinin, bu korkunç durumla yüzleşme sürecindeki buhranlarını anlatıyor. izleyene de “çok özgüvenli ve sempatik, yapmamış olabilir mi” dedirtme çabası bu yüzden. liz ne hissettiyse izleyiciye onu geçirmeye çalışmışlar. bu yüzden amacına ulaşmış, başarılı bir yapım olduğunu söyleyebiliriz.
devamını gör...
muhlis berberoğlu
bir enstrümana, bir ton duygu yükleyen adam.
muhlis berberoğlu; 1995 sivas/şarkışla doğumlu. 4 yaşında bağlama ile tanışır ve yolculuğu başlar. izmir güzel sanatlar lisesi ardından, 9 eylül üniversitesi müzik bilimleri bölümünde eğitimine devam etmiştir.
bir insan duyguyu bir enstürmana nasıl yansıtır? virtüöz kime denir? esere nasıl özgün yorum getirilir? sorularının karşılığıdır.
2018 yılında sinan cem eroğlu ile “herdem” albümünü yaparlar. herdem; birlikte nefes almak anlamına gelir. dinlerken gerçekten birlikte nefes alırsınız. daha önceki yazılarımda, türkülerin bir kültürel miras olduğunu ve mutlaka gelecek nesillere aktarılması gerektiğini söylemişimdir. muhlis berberoğlu bu anlamıyla doğru kişidir. esntrümental dinletileri o kadar duygu yüklüdür ki, normal insan işi değildir. bir yetenekten daha fazlası, gerçek bir müzisyendir.
haklı bir sitem ile soruyorum;
kültür bakanlığı ne işe yarar? böyle bir değer ortada iken, senfoni orkestralarıyla birlikte performansla, sahip olduğumuz mirası dünyaya tanıtmak varken, kültür bakanlığı gerçekten ne iş yapar?
youtube’da videoları vardır. henüz izlemeyenler için öneririm. benim gibi enstrümental müziğe ilğiniz var ise, izleyin derim.
sözlerimizi son viedo paylaşımı olan, “bahçalarda mor meni” ve kapadokya görüntüleri ile bitirelim. esere girerken yaklaşık 3 dk taksim çalar. bu yazıyı yazarken, bir taraftan da dinliyorum. siz dinlerken ben bir kadeh drink alayım. başka türlü olmuyor.
bahçalarda mor meni,
yine üzüme düşürdün, muhlis sen beni.
buyrunuz;
muhlis berberoğlu; 1995 sivas/şarkışla doğumlu. 4 yaşında bağlama ile tanışır ve yolculuğu başlar. izmir güzel sanatlar lisesi ardından, 9 eylül üniversitesi müzik bilimleri bölümünde eğitimine devam etmiştir.
bir insan duyguyu bir enstürmana nasıl yansıtır? virtüöz kime denir? esere nasıl özgün yorum getirilir? sorularının karşılığıdır.
2018 yılında sinan cem eroğlu ile “herdem” albümünü yaparlar. herdem; birlikte nefes almak anlamına gelir. dinlerken gerçekten birlikte nefes alırsınız. daha önceki yazılarımda, türkülerin bir kültürel miras olduğunu ve mutlaka gelecek nesillere aktarılması gerektiğini söylemişimdir. muhlis berberoğlu bu anlamıyla doğru kişidir. esntrümental dinletileri o kadar duygu yüklüdür ki, normal insan işi değildir. bir yetenekten daha fazlası, gerçek bir müzisyendir.
haklı bir sitem ile soruyorum;
kültür bakanlığı ne işe yarar? böyle bir değer ortada iken, senfoni orkestralarıyla birlikte performansla, sahip olduğumuz mirası dünyaya tanıtmak varken, kültür bakanlığı gerçekten ne iş yapar?
youtube’da videoları vardır. henüz izlemeyenler için öneririm. benim gibi enstrümental müziğe ilğiniz var ise, izleyin derim.
sözlerimizi son viedo paylaşımı olan, “bahçalarda mor meni” ve kapadokya görüntüleri ile bitirelim. esere girerken yaklaşık 3 dk taksim çalar. bu yazıyı yazarken, bir taraftan da dinliyorum. siz dinlerken ben bir kadeh drink alayım. başka türlü olmuyor.
bahçalarda mor meni,
yine üzüme düşürdün, muhlis sen beni.
buyrunuz;
devamını gör...
sabah sabah dinlenen şarkı
yeni keşif arkadaşlar, taze çıktı. çok beğendim. mutlaka dinleyin. *
devamını gör...
gelecekteki kendine mektup yazmak
her yıl belirli zamanlarda yaparım. zaten mektup yazmayı çok sevdiğimi başka bir tanımda belirtmiştim. aynı şekilde kendime de mektup yazmayı çok seviyorum.
her mektubun sonunda, gelecekle ilgili merak ettiğim şeyleri sorar, diğer mektupta da ilk olarak o soruları cevaplayarak başlarım. bu sayede gerçekten zamanda yolculuk yapıyor gibi hissediyor insan. yazın, yazdırın dostlar.
her mektubun sonunda, gelecekle ilgili merak ettiğim şeyleri sorar, diğer mektupta da ilk olarak o soruları cevaplayarak başlarım. bu sayede gerçekten zamanda yolculuk yapıyor gibi hissediyor insan. yazın, yazdırın dostlar.
devamını gör...
edebiyattan anlayan kız vs mantıdan anlayan kız
ikisinden de anlayarak farkımı belli etsem mi?
t: edebiyattan anlayan kız oturup dizini kırsa, şahane mantı yapması iki başarısız denemeye bakar. edebiyat ise uzun zaman ve emek ister.
t: edebiyattan anlayan kız oturup dizini kırsa, şahane mantı yapması iki başarısız denemeye bakar. edebiyat ise uzun zaman ve emek ister.
devamını gör...
yazarların en sevdiği şiir
sevgileri yarınlara bıraktınız
çekingen, tutuk, saygılı.
bütün yakınlarınız
sizi yanlış tanıdı.
bitmeyen işler yüzünden
(siz böyle olsun istemezdiniz)
bir bakış bile yeterken anlatmaya her şeyi
kalbinizi dolduran duygular
kalbinizde kaldı.
siz geniş zamanlar umuyordunuz
çirkindi dar vakitlerde bir sevgiyi söylemek.
yılların telâşlarda bu kadar çabuk
geçeceği aklınıza gelmezdi.
gizli bahçenizde
açan çiçekler vardı,
gecelerde ve yalnız.
vermeye az buldunuz
yahut vaktiniz olmadı.
sevgilerde/ behçet necatigil
devamını gör...
ilk buluşmada yanlışıkla osurmak
enerjik, kıpır kıpır ne güzel bir şey olmuştur.
devamını gör...
nergis
mitolojide bir hikayesi vardır. şu şekildedir:
kendine aşık olanlara aldırmayıp, onları karşılıksız bırakan ve çok güzel bir peri kızı olan ekho, bir gün avlanan bir avcı görür. narkissos adındaki bu avcı çok yakışıklıdır. ekho bu genç avcıya ilk görüşte aşık olur. ancak narkissos bu sevgiye karşılık vermeyerek, peri kızının yanından uzaklaşır. ekho bu durum karşısında günden güne eriyerek, kara sevda ile içine kapanarak ölür. bütün vücudundan arta kalan kemikleri kayalara, sesi ise bu kayalarda ‘eko’ dedigimiz yankılara dönüşür. olimpos dağında yaşayan tanrılar bu duruma cok kızar ve narkissos’u cezalandırmaya karar verirler. günlerden bir gün av izindeki narkissos susar ve bitkin bir şekilde bir nehir kenarına gelir. buradan su içmek için eğildiğinde, sudan yansıyan kendi yüzü ve vücudunun güzelliğini görür. o da daha önce fark edemediği bu güzellik karşısında adeta büyülenir. yerinden kalkamaz, kendine aşık olmuştur. o ana dek kimseyi sevmediği kadar, sevmiştir kendi görüntüsünü. o şekilde orada ne su içebilir, ne de yemek yiyebilir, aynı ekho gibi narkissos da günden güne erimeye başlar ve orada sadece kendini seyrederek ömrünü tüketir. öldükten sonra da vücudu nergis çiçeklerine dönüşür. narsis (ya da narkissos) , adını narsizme, narkoza, bir çiçek familyasına (nergisgiller) ve bir çiçeğe vermiştir.
kendine aşık olanlara aldırmayıp, onları karşılıksız bırakan ve çok güzel bir peri kızı olan ekho, bir gün avlanan bir avcı görür. narkissos adındaki bu avcı çok yakışıklıdır. ekho bu genç avcıya ilk görüşte aşık olur. ancak narkissos bu sevgiye karşılık vermeyerek, peri kızının yanından uzaklaşır. ekho bu durum karşısında günden güne eriyerek, kara sevda ile içine kapanarak ölür. bütün vücudundan arta kalan kemikleri kayalara, sesi ise bu kayalarda ‘eko’ dedigimiz yankılara dönüşür. olimpos dağında yaşayan tanrılar bu duruma cok kızar ve narkissos’u cezalandırmaya karar verirler. günlerden bir gün av izindeki narkissos susar ve bitkin bir şekilde bir nehir kenarına gelir. buradan su içmek için eğildiğinde, sudan yansıyan kendi yüzü ve vücudunun güzelliğini görür. o da daha önce fark edemediği bu güzellik karşısında adeta büyülenir. yerinden kalkamaz, kendine aşık olmuştur. o ana dek kimseyi sevmediği kadar, sevmiştir kendi görüntüsünü. o şekilde orada ne su içebilir, ne de yemek yiyebilir, aynı ekho gibi narkissos da günden güne erimeye başlar ve orada sadece kendini seyrederek ömrünü tüketir. öldükten sonra da vücudu nergis çiçeklerine dönüşür. narsis (ya da narkissos) , adını narsizme, narkoza, bir çiçek familyasına (nergisgiller) ve bir çiçeğe vermiştir.
devamını gör...
engin günaydın'ı hangi yapımda izlersem izleyeyim burhan altıntop olarak göreceğim gerçeği
engin günaydın'ı hiçbir zaman engin günaydın olarak göremiyorum.
devamını gör...
bir kadını kırmadan ona şişman olduğunu söylemek
söylemenize gerek yok, herkes ne b*k olduğunu biliyordur.
devamını gör...
