fakirlik belirten detaylar
salatanın suyuna banmak.
bence salatanın en lezzetli yeri. hiç bir zenginin bunun tadına baktığını sanmıyorum. büyük kayıp.
bence salatanın en lezzetli yeri. hiç bir zenginin bunun tadına baktığını sanmıyorum. büyük kayıp.
devamını gör...
sinirden ağlamak
aşırı sinir bozucu bir olaydır. kendini ifade etmeye çalışırken birden sesin çatallaşır, gözlerin dolar, kendini ağlamamak için zorlarken daha da şekilden şekile girersin ve karşıdaki bunu fark edip gülmeye başlar. bu sefer bir de kendine sinirlenirsin, hayır ağlanacak da bir şey yok ki. e bayıl bi de istersen feriha! gözlerinden istemsiz yaşlar akar, içinden gelen o ağlamayı ne kadar ittirirsen bi süre sonra o kadar boğazın düğümlenir, konuşamazsın. rahat rahat sinirlenemiyoruz da ya.
(bkz: bak şerefsiz evladıyım ağlamamak için kendimi zor tutuyorum)
(bkz: bak şerefsiz evladıyım ağlamamak için kendimi zor tutuyorum)
devamını gör...
ahlat ağacı
derinlemesine izlenirse çok güzel mesajları olan filmdir. film demek biraz ayıp oluyor aslında. bildiğin sanat eseri çünkü. diyaloglar, çekim kareleri, karakterler, senaryo... her biri özenle oluşturulmuş, üzerine baya kafa patlatılmış şeyler. izlemeyene şiddetle tavsiye ederim. hayat üzerine düşünmeyi, insanları gözlemlemeyi filan seviyorsanız bu filme bayılacaksınız. ancak böyle şeyleriniz yoksa filmden nefret bile edebilir ve yarıda çıkabilirsiniz. işte! kim olduğunuzu öğrenmeniz için harika bir fırsat!
devamını gör...
father and son
cat stevens'ın 1977 yılında müslüman olup yusuf islam adını almadan çok önce 1970 yılında çıkardığı tea for the tillerman albümünden bir şarkıdır. genelde her cat stevens şarkısında olduğu gibi basit ama duygulu bir müzik üzerine yazılmış, vurucu sözleri olan bir şarkıdır.
stavros georgiou olarak doğan daha sonra cat stevens sahne adını kullanan, en son yusuf islam isminde karar kılan sanatçımız bu şarkısında biraz da kendi babası ile arasında geçen olaylardan esinlenerek şarkıyı yazdığını belirtir. babası bir yunan restaurantı işleten cat stevens babasının tüm karşı çıkmalarına rağmen aile işini yapacağına şarkıcı olmaya karar verir. ancak hiçbir zaman baba ile oğulun arası bu olay yüzünden limoni olmaz, ikiside gene birbirini sever ve sayar.
aşağıdaki sözlerde normal harflerle yazılan kısımlar babanın evladına, kalın harflerle yazılanlar ise evladın babasına seslenişi/sitemidir, sözlerden sonra ise klibi mevcut, şarkıyı hiç dinlememişseniz bir şans verin, cat stevens'ın müziği sözleri ile birlikte her zaman çok şey ifade eder, keşke şarkıcılığına devam etseydi.:
it's not time to make a change,
just relax, take it easy
you're still young, that's your fault,
there's so much you have to know
find a girl, settle down,
if you want you can marry
look at me, i am old, but i'm happy
i was once like you are now, and i know that it's not easy,
to be calm when you've found something going on
but take your time, think a lot,
why, think of everything you've got
for you will still be here tomorrow, but your dreams may not
how can i try to explain, when i do he turns away again
it's always been the same, same old story
from the moment i could talk i was ordered to listen
now there's a way and i know that i have to go away
i know i have to go.
it's not time to make a change,
just sit down, take it slowly
you're still young, that's your fault,
there's so much you have to go through
find a girl, settle down,
if you want you can marry
look at me, i am old, but i'm happy
all the times that i cried, keeping all the things i knew inside,
it's hard, but it's harder to ignore it
if they were right, i'd agree, but it's them you know not me
now there's a way and i know that i have to go away
i know i have to go
stavros georgiou olarak doğan daha sonra cat stevens sahne adını kullanan, en son yusuf islam isminde karar kılan sanatçımız bu şarkısında biraz da kendi babası ile arasında geçen olaylardan esinlenerek şarkıyı yazdığını belirtir. babası bir yunan restaurantı işleten cat stevens babasının tüm karşı çıkmalarına rağmen aile işini yapacağına şarkıcı olmaya karar verir. ancak hiçbir zaman baba ile oğulun arası bu olay yüzünden limoni olmaz, ikiside gene birbirini sever ve sayar.
aşağıdaki sözlerde normal harflerle yazılan kısımlar babanın evladına, kalın harflerle yazılanlar ise evladın babasına seslenişi/sitemidir, sözlerden sonra ise klibi mevcut, şarkıyı hiç dinlememişseniz bir şans verin, cat stevens'ın müziği sözleri ile birlikte her zaman çok şey ifade eder, keşke şarkıcılığına devam etseydi.:
it's not time to make a change,
just relax, take it easy
you're still young, that's your fault,
there's so much you have to know
find a girl, settle down,
if you want you can marry
look at me, i am old, but i'm happy
i was once like you are now, and i know that it's not easy,
to be calm when you've found something going on
but take your time, think a lot,
why, think of everything you've got
for you will still be here tomorrow, but your dreams may not
how can i try to explain, when i do he turns away again
it's always been the same, same old story
from the moment i could talk i was ordered to listen
now there's a way and i know that i have to go away
i know i have to go.
it's not time to make a change,
just sit down, take it slowly
you're still young, that's your fault,
there's so much you have to go through
find a girl, settle down,
if you want you can marry
look at me, i am old, but i'm happy
all the times that i cried, keeping all the things i knew inside,
it's hard, but it's harder to ignore it
if they were right, i'd agree, but it's them you know not me
now there's a way and i know that i have to go away
i know i have to go
devamını gör...
yazdıklarınızın en az bir kişiye dokunduğunu hissettiğiniz an
çok mutlu hissettiren andır.
mesela düşünüyorum da birisi mesela öyle miymiş kitabını okuyacak ve tanımımı okuyup iyice merak ediyor ve satın alıyor bu his o kadar güzel ki.
veya birisi derdim var yazıyor anlat lan diyorum ve problemi çözmeye çalışıyoruz çok tatlı bir his.
mesela düşünüyorum da birisi mesela öyle miymiş kitabını okuyacak ve tanımımı okuyup iyice merak ediyor ve satın alıyor bu his o kadar güzel ki.
veya birisi derdim var yazıyor anlat lan diyorum ve problemi çözmeye çalışıyoruz çok tatlı bir his.
devamını gör...
yoldaş benjamin franklin
kombinini beğenmediğim kurucu adam. neden kafa sözlük tshirtü giymediniz ki? bi’ giyseniz, kesimi nasıl? kolları oturuyor mu, göbek belli ediyor mu tshirtler baksaydık. ayrıca aylık puan tablosunda solladığım, mavi mahlaslı, ponçik bir teyzeli profil resmi olan, sürekli nope diyen birisi. haklıyım ama mutlu değilim’e katılıyorum. galiba biraz huysuz.
devamını gör...
llanfairpwllgwyngyllgogerychwyrndrobwllllantysiliogogogoch
akıllara şunu getirmiş kasabadır.
devamını gör...
k'yi ka diye okumak
ısrarla yapmadığım şey.
bize "ke" şeklinde öğretildi. sonradan "ka"ya dönüştü sebepsiz yere. bir de üzerine, sesli harfi okumadan sessizi okumaya çalışmakla çıkan "kı" benzeri bir şey çıktı, "ka" yetmezmiş gibi. cidden daha neler göreceğimizi ben de merak ediyorum.
bu arada;
(bkz: grup)
(bkz: gurup)
edit: grup ile ilgili bilgi entry'nin ilk hali içindi. teşekkür ediyorum başlığı açan arkadaşa dikkate aldığı için.
bize "ke" şeklinde öğretildi. sonradan "ka"ya dönüştü sebepsiz yere. bir de üzerine, sesli harfi okumadan sessizi okumaya çalışmakla çıkan "kı" benzeri bir şey çıktı, "ka" yetmezmiş gibi. cidden daha neler göreceğimizi ben de merak ediyorum.
bu arada;
(bkz: grup)
(bkz: gurup)
edit: grup ile ilgili bilgi entry'nin ilk hali içindi. teşekkür ediyorum başlığı açan arkadaşa dikkate aldığı için.
devamını gör...
pazırık halısı
pazırık kurganı'nda bulunan ve tarihin en eski halısı unvanına sahip olan haldır.
asya hun devletine aittir.
bu halı, asya hun devleti'nin dokumacılıkla uğraştığının kesin kanıtıdır.
asya hun devletine aittir.
bu halı, asya hun devleti'nin dokumacılıkla uğraştığının kesin kanıtıdır.
devamını gör...
akşamüstü şarap battaniye film ve sevgili
sadece akşamüstü, battaniye ve film ile yetindiğimi hatırlatıp üzülmeme sebep olmuş beşlemedir. kahrolsundur.
devamını gör...
katameniyal pnömotoraks
genellikle 30-40 yaş arası kadınlarda görülen nadir bir durumdur.
pnömotoraks en sık adetin başlangıcından 24-72 saat sonra meydana gelir.
tedavisi diğer pnömotoraks tiplerinden nüks riski nedeniyle farklıdır, cerrahi gerekir.
pnömotoraks en sık adetin başlangıcından 24-72 saat sonra meydana gelir.
tedavisi diğer pnömotoraks tiplerinden nüks riski nedeniyle farklıdır, cerrahi gerekir.
devamını gör...
şeker oğlan
sabahın bu köründe dinlenen akıl sır ermez müzikler serisinin bir başka hali, orijinali türkü.
ama bu sabah türkünün bu hallerine takıldık biz, allah ve türkü severler affetsin.*
öykümüz chicago'da 1979 model pontiac gto marka bir arabada başlıyor, bissssmiiii!
ama bu sabah türkünün bu hallerine takıldık biz, allah ve türkü severler affetsin.*
öykümüz chicago'da 1979 model pontiac gto marka bir arabada başlıyor, bissssmiiii!
devamını gör...
özel görelilik
uzay ve zamana ilişkin ölçümlerin, gözlemci ve gözlenen arasındaki göreli hareketten nasıl etkilendiğini açıklayan kuram. albert einstein tarafından 1905 yılında yazılan bir makale ile tanımlandı. izafiyet teorisi olarak da bilinir.
özel görelilik ya da genel görelilik konusu incelenirken belki de en önemli kavram, referans sistemleridir. bir cismin hareket ettiğini söyleyebilmek için başka bir cismi referans almamız gerekir. hiçbir şeyin bulunmadığı bomboş bir uzayda bir uzay aracının hareket ettiğini söylemek zordur. fakat yol kenarında dururken yanınızdan geçen bir araba için "hareketli" kavramını kullanabilirsiniz. araba size göre hareketlidir. bu durum sizin ve arabanın birer referans sistemi içerisinde olduğunuzu ifade eder.
***
referans sistemleri 2 türlüdür:
1- eylemsiz referans sistemleri
isaac newton der ki: eğer bir cisim, herhangi bir dış kuvvetin etkisinde değilse, bu cisim duruyorsa durmaya, hareket ediyorsa sabit hızla hareket etmeye devam eder. bu kurala uyan referans sistemleri, eylemsiz referans sistemleridir.
özel görelilikte referans sistemleri eylemsizdir.
2- eylemli referans sistemi
ivmeli hareket eden sistemlerdir.
***
bize göre sabit hızla konum değiştiren bir cismi düşündüğümüzde, hareket eden cisim mi yoksa biz miyiz sorusu anlamsızdır çünkü sabit hızlarla yapılan hareketler görelidir. buna göre, evrende, her yerde kullanabileceğimiz türden geçerliliği olan bir evrensel referans sistemi yoktur. buradan yola çıkarak özel görelilik, ilk olarak şu sonuca ulaşır:
"fizik yasaları tüm eylemsiz referans sistemlerinde aynıdır."
2. sonuç ise şudur:
"ışığın boşluktaki hızı, tüm eylemsiz referans sistemleri için aynıdır."
***
eğer incelenen sistemdeki hızlar, ışık hızından çok düşükse, özel göreliliğin ulaştığı sonuçlar, klasik newton mekaniğinin ulaştığı sonuçlarla aynıdır. ancak ışık hızına yaklaştıkça klasik mekaniktense, göreliliğin yorumları geçerli olmaya başlar. örneğin ikizler paradoksu gibi düşünce deneyleri, özel göreliliğin konusu olduğundan ve eylemsiz sistemler için incelenmeleri gerektiğinden, aslında paradoks değildir.
özel görelilik ya da genel görelilik konusu incelenirken belki de en önemli kavram, referans sistemleridir. bir cismin hareket ettiğini söyleyebilmek için başka bir cismi referans almamız gerekir. hiçbir şeyin bulunmadığı bomboş bir uzayda bir uzay aracının hareket ettiğini söylemek zordur. fakat yol kenarında dururken yanınızdan geçen bir araba için "hareketli" kavramını kullanabilirsiniz. araba size göre hareketlidir. bu durum sizin ve arabanın birer referans sistemi içerisinde olduğunuzu ifade eder.
***
referans sistemleri 2 türlüdür:
1- eylemsiz referans sistemleri
isaac newton der ki: eğer bir cisim, herhangi bir dış kuvvetin etkisinde değilse, bu cisim duruyorsa durmaya, hareket ediyorsa sabit hızla hareket etmeye devam eder. bu kurala uyan referans sistemleri, eylemsiz referans sistemleridir.
özel görelilikte referans sistemleri eylemsizdir.
2- eylemli referans sistemi
ivmeli hareket eden sistemlerdir.
***
bize göre sabit hızla konum değiştiren bir cismi düşündüğümüzde, hareket eden cisim mi yoksa biz miyiz sorusu anlamsızdır çünkü sabit hızlarla yapılan hareketler görelidir. buna göre, evrende, her yerde kullanabileceğimiz türden geçerliliği olan bir evrensel referans sistemi yoktur. buradan yola çıkarak özel görelilik, ilk olarak şu sonuca ulaşır:
"fizik yasaları tüm eylemsiz referans sistemlerinde aynıdır."
2. sonuç ise şudur:
"ışığın boşluktaki hızı, tüm eylemsiz referans sistemleri için aynıdır."
***
eğer incelenen sistemdeki hızlar, ışık hızından çok düşükse, özel göreliliğin ulaştığı sonuçlar, klasik newton mekaniğinin ulaştığı sonuçlarla aynıdır. ancak ışık hızına yaklaştıkça klasik mekaniktense, göreliliğin yorumları geçerli olmaya başlar. örneğin ikizler paradoksu gibi düşünce deneyleri, özel göreliliğin konusu olduğundan ve eylemsiz sistemler için incelenmeleri gerektiğinden, aslında paradoks değildir.
devamını gör...
sivas katliamı
şimdi birileri kalkmış fikir hürriyetinden dem vuruyor. ifade özgürlüğü falan diyorlar. komik! hayret verici şekilde söylenenleri aklayıp, sıçanı incelikle yemeye çalışıyorlar ki; bu arkadaşlar hiç kusura bakmasınlar ama yaptıkları şey en basit tabiri ile, o talihsiz yazıyı yazan arkadaşın arkasına saklanıp, kendi karanlık zihin altlarındaki düşünceleri, nahifçe(!) dile getirmeye çalışmaktan başka bir şey değil.
neymiş olayın öncesine bakılacakmış. bakılsın. hay hay! türkiye barolar birliğinin hazırladığı kapı gibi rapor var misal! işe onu okumakla başlayabilirsiniz! ha pardon, şurada iki satır yazı okuyamıyorsunuz, 900 küsur sayfa rapor ve muhalefet şerhleri falan bozabilir sizi değil mi? ama durun bir dakika! o sadece birinci cildinin sayfa sayısı, özür dilerim bir de onun ikinci cildi var! o da 500 küsur sayfa. kim okuyacak değil mi bunları? okumaya durumunuz olmaz/olmamıştır kesin. bunu yapana kadar, iftiralar atıp, olmayanı olmuş gibi gösterip, yakılarak hayatını kaybetmiş insanlara nefret kusmak daha kolay değil mi?
bakın misal olayların iki gün öncesinde dağıtılan bildiriler de okunmaz/yazılmaz değil mi? aaa! yine unutmadan bir de onun artçısı olan ikinci bir bildiri var, 1 temmuz gecesi evlere dağıtılmış olan. ama yoook, gerek yok! okuyup ne yapacaksınız değil mi?
şuraya bir karar bırakalım. belki o kadarını okursunuz; okursanız anlar mısınız peki? o kısım inanın beyninizle ilgili değil aslında. tamamen vicdanınızla alakalı. vicdanlar kararınca beyin felci olabiliyor insanlar. ondan sonra da düşünce yetilerini kaybediyorlar. allah şimdiden acil şifalar versin bu durumda olanlara;
“…somut olayda 7-8 saatlik uzun bir zaman süreci içerisinde güvenlik görevlerince yapılmış olan çeşitli uyarılara rağmen dağılmayarak hükümet konağı’nın önünde bulunan güvenlik görevlilerinin kurduğu barikatın da zorlanıp devlet ve hükümet’in ilde temsilcisi olan vali’ye “şerefsiz vali” “vali istifa” şeklinde yürüyüşler ve toplanmalar sırasında cumhuriyetçilik ve laiklik ilkelerine aykırı biçimde “şeriat gelecek, zulüm bitecek”, “cumhuriyeti burada kurduk burada yıkacağız”, “yaşasın şeriat”, “kahrolsun laiklik”, “şeriat isteriz”, “dinsiz laikler” sloganlarının atılması, bir kısım işyeri, mesken ve araçların yakılması, “yak”, “yak” sloganları altında, güvenlik görevlilerinin kurduğu barikatın cebir kullanılmak suretiyle aşılıp, otel’in yakılması suretiyle 35 kişinin öldürülmüş ve çok sayıda kişi ve güvenlik görevlisinin yaralanmış bulunması ve nihayet türk inkilabı’nın temel taşlarından birisi olan sivas kongresi’nin imzalandığı ve sonradan müzeye dönüştürülmüş bulunan bina ile önündeki atatürk heykeli’nin tahrip edilmiş olması, olayda kullanılan cebri, bir kısım icra hareketlerinin tck’nın 146. maddesinde belirtilen sonucu yaratmaya elverişliliğini ve aziz nesin’in düşünce ve davranışları bahane edilmek suretiyle anayasal düzen’in en öneli ilkelerinden olan “cumhuriyetçilik” ve “laiklik” ilkelerinin ortadan kaldırılmasına yönelik bulunduğunu tüm açıklığı ile ortaya koymaktadır.”
(yargıtay 9. ceza dairesi, 30.9.1996 tarih ve 1996/688- 4716)
şimdi burada uzun uzadıya yargı süreçlerini yazmayacağım. gerek yok. merak eden açar okur. vicdanı olan adam/kadın olaylar ne şekilde gelişmiş görebilir. altın günü dedikodularını değil de, belgelerle kayıt altına alınmış ifadeleri okuyabilir. ama bunları yapmak için evvela kişinin ülkesinde 35 insanın yakılarak öldürülmüş olmasından rahatsız olması gerekir.
bazı arkadaşların yazdıklarına cidden acı acı tebessüm ettim. fikir özgürlüğü vesaire demişler. anayasa hükümleri falan yazılmış. tepki gösterenlere ders veriyorlar birde. aferim size! m ile... bakın, ''insan hakları evrensel beyannamesi'' diye bir metin var bildiniz mi? hah normalde onun tüm maddelerini bilmeniz lazım ama bilmiyorsanız da sorun değil. misal onun 30. maddesi var. biz bu maddeyi ''özgürlük düşmanları için özgürlük yoktur.'' kalıbı ile ifade ederiz. yani oradaki hak ve özgürlükler, bu hak ve özgürlüklerin ortadan kaldırılması için kullanılamaz! siz neyin duyarını yapıp da, tatlı su demokratlığına imza attığınızın bile farkında değilsiniz. şu iğneyi kendinize bir batırsanız da aklınız başınıza gelse keşke. sonra çuvaldız işine bakarsınız.
bu tarz olaylar ve bu olaylar hakkında yapılan yorumlar turnusol vazifesi görür. buradan bir iki serzenişte daha bulunayım; şu sahte demokratlara canım cicimler çekip, övgüler düzüp, onları havalara sokan güzel arkadaşlar, bakın bakalım bunlardan bir tanesini bile ortada görebiliyor musunuz ? göremezsiniz beyler/bayanlar, çünkü içleri yanmıyor. çünkü içten içe hoşlarına gidiyor. çünkü siz en hafif tabiri ile saftiriksiniz. ve bu kafa yapısı ile giderseniz daha çok ağıtlar yakılır ve sizde ağıtçı kontenjanından mevzuya dahil olursunuz. bu da tanımın dost acı söyler bölümü olsun!
ülkesinde 35 canın, 35 insanın yanmasına/yakılmasına yüreği sızlamayanlar, sizler kendinizi bilirsiniz. size söylenecek tek bir söz var; ama yazmayacağım. ar ederim!!!
neymiş olayın öncesine bakılacakmış. bakılsın. hay hay! türkiye barolar birliğinin hazırladığı kapı gibi rapor var misal! işe onu okumakla başlayabilirsiniz! ha pardon, şurada iki satır yazı okuyamıyorsunuz, 900 küsur sayfa rapor ve muhalefet şerhleri falan bozabilir sizi değil mi? ama durun bir dakika! o sadece birinci cildinin sayfa sayısı, özür dilerim bir de onun ikinci cildi var! o da 500 küsur sayfa. kim okuyacak değil mi bunları? okumaya durumunuz olmaz/olmamıştır kesin. bunu yapana kadar, iftiralar atıp, olmayanı olmuş gibi gösterip, yakılarak hayatını kaybetmiş insanlara nefret kusmak daha kolay değil mi?
bakın misal olayların iki gün öncesinde dağıtılan bildiriler de okunmaz/yazılmaz değil mi? aaa! yine unutmadan bir de onun artçısı olan ikinci bir bildiri var, 1 temmuz gecesi evlere dağıtılmış olan. ama yoook, gerek yok! okuyup ne yapacaksınız değil mi?
şuraya bir karar bırakalım. belki o kadarını okursunuz; okursanız anlar mısınız peki? o kısım inanın beyninizle ilgili değil aslında. tamamen vicdanınızla alakalı. vicdanlar kararınca beyin felci olabiliyor insanlar. ondan sonra da düşünce yetilerini kaybediyorlar. allah şimdiden acil şifalar versin bu durumda olanlara;
“…somut olayda 7-8 saatlik uzun bir zaman süreci içerisinde güvenlik görevlerince yapılmış olan çeşitli uyarılara rağmen dağılmayarak hükümet konağı’nın önünde bulunan güvenlik görevlilerinin kurduğu barikatın da zorlanıp devlet ve hükümet’in ilde temsilcisi olan vali’ye “şerefsiz vali” “vali istifa” şeklinde yürüyüşler ve toplanmalar sırasında cumhuriyetçilik ve laiklik ilkelerine aykırı biçimde “şeriat gelecek, zulüm bitecek”, “cumhuriyeti burada kurduk burada yıkacağız”, “yaşasın şeriat”, “kahrolsun laiklik”, “şeriat isteriz”, “dinsiz laikler” sloganlarının atılması, bir kısım işyeri, mesken ve araçların yakılması, “yak”, “yak” sloganları altında, güvenlik görevlilerinin kurduğu barikatın cebir kullanılmak suretiyle aşılıp, otel’in yakılması suretiyle 35 kişinin öldürülmüş ve çok sayıda kişi ve güvenlik görevlisinin yaralanmış bulunması ve nihayet türk inkilabı’nın temel taşlarından birisi olan sivas kongresi’nin imzalandığı ve sonradan müzeye dönüştürülmüş bulunan bina ile önündeki atatürk heykeli’nin tahrip edilmiş olması, olayda kullanılan cebri, bir kısım icra hareketlerinin tck’nın 146. maddesinde belirtilen sonucu yaratmaya elverişliliğini ve aziz nesin’in düşünce ve davranışları bahane edilmek suretiyle anayasal düzen’in en öneli ilkelerinden olan “cumhuriyetçilik” ve “laiklik” ilkelerinin ortadan kaldırılmasına yönelik bulunduğunu tüm açıklığı ile ortaya koymaktadır.”
(yargıtay 9. ceza dairesi, 30.9.1996 tarih ve 1996/688- 4716)
şimdi burada uzun uzadıya yargı süreçlerini yazmayacağım. gerek yok. merak eden açar okur. vicdanı olan adam/kadın olaylar ne şekilde gelişmiş görebilir. altın günü dedikodularını değil de, belgelerle kayıt altına alınmış ifadeleri okuyabilir. ama bunları yapmak için evvela kişinin ülkesinde 35 insanın yakılarak öldürülmüş olmasından rahatsız olması gerekir.
bazı arkadaşların yazdıklarına cidden acı acı tebessüm ettim. fikir özgürlüğü vesaire demişler. anayasa hükümleri falan yazılmış. tepki gösterenlere ders veriyorlar birde. aferim size! m ile... bakın, ''insan hakları evrensel beyannamesi'' diye bir metin var bildiniz mi? hah normalde onun tüm maddelerini bilmeniz lazım ama bilmiyorsanız da sorun değil. misal onun 30. maddesi var. biz bu maddeyi ''özgürlük düşmanları için özgürlük yoktur.'' kalıbı ile ifade ederiz. yani oradaki hak ve özgürlükler, bu hak ve özgürlüklerin ortadan kaldırılması için kullanılamaz! siz neyin duyarını yapıp da, tatlı su demokratlığına imza attığınızın bile farkında değilsiniz. şu iğneyi kendinize bir batırsanız da aklınız başınıza gelse keşke. sonra çuvaldız işine bakarsınız.
bu tarz olaylar ve bu olaylar hakkında yapılan yorumlar turnusol vazifesi görür. buradan bir iki serzenişte daha bulunayım; şu sahte demokratlara canım cicimler çekip, övgüler düzüp, onları havalara sokan güzel arkadaşlar, bakın bakalım bunlardan bir tanesini bile ortada görebiliyor musunuz ? göremezsiniz beyler/bayanlar, çünkü içleri yanmıyor. çünkü içten içe hoşlarına gidiyor. çünkü siz en hafif tabiri ile saftiriksiniz. ve bu kafa yapısı ile giderseniz daha çok ağıtlar yakılır ve sizde ağıtçı kontenjanından mevzuya dahil olursunuz. bu da tanımın dost acı söyler bölümü olsun!
ülkesinde 35 canın, 35 insanın yanmasına/yakılmasına yüreği sızlamayanlar, sizler kendinizi bilirsiniz. size söylenecek tek bir söz var; ama yazmayacağım. ar ederim!!!
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının karalama defteri
"gök kubbenin üstünde ne var acaba?" diye düşündü, düşüncesini tam algılayamadan bile kanatlarını açtı, havalandı. üzerinde uçtuğu şehrin kendisine ait, alışık olduğu yer olduğunu biliyor ve buradan ayrılmak için havalandığından duyduğu korkunun öğrenip açılmak için hissettiklerinden çok fazla olduğununun da farkındaydı. ne kadar uçtuğunu bilmiyor ama o koyu mavi'ye kavuştuğunu görebiliyordu, biraz daha yükselse "her şeyi" arkasında bırakacaktı. esinti kesildiğinde mavilik siyahi kıvama ermişti, bu onun hayatında ilkti, şaşırdı bunu yapabildiğine. renkler solmaya başladığında hayatının en mutlu anlarında olduğunu anladı ve bir daha da aşağı bakmadı"
devamını gör...
sevilen kitabın en vurucu cümlesi
bir şeyden çok eminim, kendimi üzdüğüm kadar kimseyi üzmedim hayatta.
şeker portakalı
jose mauro de vasconcelos
şeker portakalı
jose mauro de vasconcelos
devamını gör...
türk kahvesi
kırk yıllık hatıra lâyık olup, kömür hâline gelinceye dek kavrulması hâlinde içilmesinin şeyhü'lislâm ebu's-suud efendi tarafından haramlığına fetvâ verilmiş, türklere has bir pişirme ve sunum merâsimine tâbi tutulmakla özel bir lezzet olarak iştihâr etmiş, içeni de özel hissettiren bir içecektir. mâzi derelerini geçip 16. yüzyıla hayâlen seyahat ettiğimizde bizleri şimdi tebessüme sevk eden kahve tartışmalarına şahit oluyoruz. bakınız dönemin ulemâsı, kahve üzerine neler neler döktürmüşler:
''....kanunî döneminin meşhur şeyhü'lislâmı ebu's-suud efendi'nin “kömür derecesinde kavrulmuş kahvenin içilmesi haramdır.” dediği fetvasıyla istanbul'a kahve getiren gemiler batırılmıştır. ebu's-suud efendi'nin bu fetvası kahve etrafında oluşacak iki grubun fitilini ateşlemeye yetmiştir. 1589-1598 yıllarında iki defa şeyhu'lislâmlık yapan bostanzâde mehmet efendi'ye iştipli vaiz emin efendi'nin vermiş olduğu manzum dilekçe, şeyhü'lislâm tarafından ehl-i keyfi memnun edecek manzum bir cevapla karşılık bulur. bostanzâde mehmet efendi, manzum fetvasında kahvenin haram olduğuna dair ifadenin bir vehim ve riya sebebi olduğunu, kahvenin sağlığa zararlı olmayıp tam tersine faydalı olduğunu, ağrıları giderip kusmayı önlediğini, göz kapağı sivilcelerine devâ olduğunu, kulunca ve nefes darlığına iyi geldiğini, ayrıca gamı giderip safâ verdiğini anlatır:''
''kahve hakkında zikr olan şübehât
vehmdür cümlesi medâr-ı riyâ
evvela balgamı izâle ider
eridüp mahv idüp komaz aslâ
gaseyân ile kay'a mâni'dür
nef'i vardur agrıya dimiş hükemâ
kat' idüp cümle-i rütûbâtı
hem haşâda olan riyâha devâ
gözin açdurmaya hücûm-ı seyl
tâ elif gibi kâmetini ide dü-tâ
çâresi def'i kahve içmekdür
kahvedürür âna ilâv u şifâ
kahve iç kahve dâfi'-i gamdur
vire saykal dimâga 'akla cilâ.''
(klasik türk edebiyatı ışığında edebiyat ve kültür tarihimizde kahve ve kahvehâneler makalesinden iktibas edilmiştir. / yrd. doç. dr. hakan yalap , nevşehir hacı bektaş veli üniversitesi eğitim fakültesi / insan ve toplum bilimleri araştırmaları dergisi cilt:6 sayı: 3-2017 sayfa: 1907-1930)
''....kanunî döneminin meşhur şeyhü'lislâmı ebu's-suud efendi'nin “kömür derecesinde kavrulmuş kahvenin içilmesi haramdır.” dediği fetvasıyla istanbul'a kahve getiren gemiler batırılmıştır. ebu's-suud efendi'nin bu fetvası kahve etrafında oluşacak iki grubun fitilini ateşlemeye yetmiştir. 1589-1598 yıllarında iki defa şeyhu'lislâmlık yapan bostanzâde mehmet efendi'ye iştipli vaiz emin efendi'nin vermiş olduğu manzum dilekçe, şeyhü'lislâm tarafından ehl-i keyfi memnun edecek manzum bir cevapla karşılık bulur. bostanzâde mehmet efendi, manzum fetvasında kahvenin haram olduğuna dair ifadenin bir vehim ve riya sebebi olduğunu, kahvenin sağlığa zararlı olmayıp tam tersine faydalı olduğunu, ağrıları giderip kusmayı önlediğini, göz kapağı sivilcelerine devâ olduğunu, kulunca ve nefes darlığına iyi geldiğini, ayrıca gamı giderip safâ verdiğini anlatır:''
''kahve hakkında zikr olan şübehât
vehmdür cümlesi medâr-ı riyâ
evvela balgamı izâle ider
eridüp mahv idüp komaz aslâ
gaseyân ile kay'a mâni'dür
nef'i vardur agrıya dimiş hükemâ
kat' idüp cümle-i rütûbâtı
hem haşâda olan riyâha devâ
gözin açdurmaya hücûm-ı seyl
tâ elif gibi kâmetini ide dü-tâ
çâresi def'i kahve içmekdür
kahvedürür âna ilâv u şifâ
kahve iç kahve dâfi'-i gamdur
vire saykal dimâga 'akla cilâ.''
devamını gör...
kadın yazarlardan kadın yazarlara sorular
sevgili hemcinslerim ;
baba olur, koca olur, sevgili olur, evlat olur, patron olur, hiç farketmez erkeklerin iletisimde belli bir süre sonra (hayranlıkta duysam hürmet de beslesem sevgi de hissetmem saygı da göstersem) cişi gelmiş ama oyunu da bırakmak istemeyen 3 yaşındaki çocuk şaşkınlığı içinde görüyorum.
siz de hayatınıza giren erkekleri belli bir noktadan sonra büyümeyen çocuklar olarak görüyor musunuz ? yoksa bu bende ki mesleki dejenerasyon mu?
baba olur, koca olur, sevgili olur, evlat olur, patron olur, hiç farketmez erkeklerin iletisimde belli bir süre sonra (hayranlıkta duysam hürmet de beslesem sevgi de hissetmem saygı da göstersem) cişi gelmiş ama oyunu da bırakmak istemeyen 3 yaşındaki çocuk şaşkınlığı içinde görüyorum.
siz de hayatınıza giren erkekleri belli bir noktadan sonra büyümeyen çocuklar olarak görüyor musunuz ? yoksa bu bende ki mesleki dejenerasyon mu?
devamını gör...
fırtına
sözleri murathan mungan a ait, 12 eylül sürecine de selam çakan hoş bir yeni türkü şarkısı
'yıllardan sonra yollardan sonra
yeniden yan yana onlar '
'yıllardan sonra yollardan sonra
yeniden yan yana onlar '
devamını gör...
