benim inandığım yalanlardan birisi tüp bebeğin mutfak tüpünden yapıldığı ve yaşaması için devamlı tüpünün değiştirilmesi gerektiğiydi. bunun yalan olduğunu ancak lisede öğrenebildim.
devamını gör...

bestelenen şiirlerden biridir ve ataol behramoğlu'ya aittir.

"bu aşk burada biter ve ben çekip giderim.
yüreğimde bir çocuk, cebimde bir revolver.
bu aşk burada biter, iyi günler sevgilim!
ve ben çekip giderim, bir nehir akıp gider.

bir hatıradır şimdi dalgın uyuyan şehir,
solarken albümlerde çocuklar ve askerler...
yüzün bir kır çiçeği gibi usulca söner,
uyku ve unutkanlık gittikçe derinleşir.

yan yana uzanırdık ve ıslaktı çimenler,
ne kadar güzeldin sen! nasıl eşsiz bir yazdı!
bunu anlattılar hep, yani yiten bir aşkı...
geçerek bu dünyadan bütün ölü şairler...

bu aşk burada biter.
ve ben çekip giderim
yüreğimde bir çocuk, cebimde bir revolver...
bu aşk burada biter, iyi günler sevgilim!
ve ben çekip giderim,
bir nehir akıp gider.


muazzamdır.
devamını gör...

kanatlarımı kırdılar.
devamını gör...

bok altın olsaydı fakir götsüz doğardı.
devamını gör...

orada olacağım dediğim yayındır. ama saat çok erken yahu biraz geçe alsaydınız keşke naçizane tavsiye. iyi yayınlar iyi şanslar şimdiden.
devamını gör...

üsteki yazar o kadar haklısın ki. bekar mısın? ailen ile mi yaşıyorsun? evlenmeyi düşünüyor musun yada nişanlı mısın? evliysen çocuk düşünüyor musun? sanki iş yerinin nüfusuna giriyorsun hangi şirket yada kurumsa ismini soyad olarak alıcaksın. 2 ay deneme süresi var zaten işi ve çalışanı tanıma süreci bu kadar özele gerek yok. tam bir köle olabilir misin soruları.
devamını gör...

50 milyon facebook kullanıcısının siyasi yönelimlerini belirleyip bu kişilerin timeline akışına müdahale edilerek onların manipüle edilmesi sonucu trump'ı başkan yapan ingiliz şirket. big data budur.

netflix'te the great hack adlı belgesel bu konuyu ele alır. gerçek kişiler gösterilir. tavsiye edilir.
devamını gör...

bir soru.

cevap; durmaz.

zamanı durdurmak isterseniz teorik olarak yapmanız gereken tek şey ışık hızında hareket etmek.
devamını gör...

bir feyzi tuna filmidir.

film 1939 yapımı lloyd bacon filmi olan invisible stripes filmini yeşilçam uyarlamasıdır. filmin senaryosunu efsane olmuş birçok yeşilçam filminin senaryolarını da yazmış olan sadık şendil yazarken yapımcılığını da büyük yönetmen ertem eğilmez üstlenmiştir.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
filmin yönetmeni feyzi tuna bence türk sinemasında kadri kıymeti bilinmeyen bir yönetmendir. birçok yönetmenin aksime müthiş bir sinema gözü ve bakışı olmasına rağmen film çektiği dönem gereği hep arka planda kalmıştır.

senaryoda, invisible stripes’a göre büyük değişiklikler olmamasına rağmen bence türkiye şartlarına güzel uyarlanmış bir filmdir ancak bazı planların fazlasıyla zorlama olmuş gibi görünmektedir.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

filmde, fikret hakan hapisten yeni çıkmış ve normal bir hayat yaşamak isteyen fikret karakterini canlandırırken ekrem bora ise bunun doğru olmadığını düşünen arkadaşını canlandırmakta. iki aktörün de performanslarını çok beğendiğim söylemeliyim. filmin gidişatı beklentilerimizi karşılıyor ve bizi şaşırtmıyor. sabıkalı bir insanın hayata tutunma çabalarınının çevresi, ailesi ve toplum tarafından nasıl boşa çıkartıldığını izliyoruz filmde.

film bence kesinlikle yeşilçam klasikleri arasındadır. filmin adı her şeyi anlattığı için spoiler olmayacağını düşünerek söylüyorum bunu; filmin sonu biraz fazla zorlama olmuş.
devamını gör...

allah'ın vıp kullarındandır.
devamını gör...

aspendos antik kenti ve kleopatra plajı.
devamını gör...

açılış müziği harika olan dizilerdendir. hatta içerdiği konular ve havası ile tek örneğidir diyebilirim. karakterlerin ağır dramlarını da konunun kendisine iyi yedirdiklerini düşünüyorum. bazen sırf uzatmak için bu dramları artırıyorlar ama her karakterin yaşadığı sıkıntı bir ucundan anlatılmak mesaj ile örtüşüyordu. rahip ile tanrı olduğunu iddia adam konuşması falan efsanedir mesela:
devamını gör...

aile terbiyesi almamış, açgözlü, gizli obez, empati özürlü, mal gelmiş mal gidecek arkadaş modeli. sevemedim ulan seni hırt.
devamını gör...

bu yazıyı yazmaya başladığım şu anda cep telefonumun saati 09:32, bilgisayarımın saati 09:34, trt’nin saati 09:30 ve kol saatim inadına 09:35… allahım bu ne büyük bir azaptır, bundan bir kurtuluş yok mudur? hangisine inanayım? hangi saate güveneyim? kaybettiğim bu kadar zamanın vebalinin altından nasıl kalkarım? bu kadar büyük bir karmaşadan beni kurtaracak bir halit ayarcı’ya şu an bile ne kadar da ihtiyacım var!

saat deyip geçmeyiniz efendim saatler zamanın bizimle konuşma organıdır. onlar olmasa birçok şeyden mahrum kalırdık ya da en azından yarım yamalak yapardık yaptığımız şeyleri. “allah’ı bulmanın en kolay yolu saattir.” ezan, ramazanda oruç hep saatle. işimizde gücümüzde insanlarız ya, nasıl bileceksin ne zaman nereye gideceğini, ne zaman bitirceğini. ahmet hamdi tanpınar olmasaydı, hayri irdal ve halit ayarcı da olmayacaktı ve o zaman biz zamana ihanetimizin farkında olmadan, kaybettiğimiz onca zamanın günahıyla yaşayıp gidecektik. halit ayarcı’nın keskin zekasının ürünü olan saatleri ayarlama enstitüsü lağvedilmeseydi eğer, şimdi zaman karmaşası yaşamayacaktık. onun önce bir isim bulup sonra içini doldurma fikri bana şu sözü hatırlattı nedense;
“nerde ki kavram yoktur, tam zamanında bir kelime imdada yetişir.kelimelerle mükemmel tartışılabilir. sistemler kurulabilir. kelimeye pek ala iman edilebilir. ve ondan bir tek harf çıkarılamaz.” hatırladınız mı eski dostumuz mefisto’yu. saatleri ayarlama ensitütüsünün kendisinin, böümlerinin, müdürlüklerinin ve diğer bütün parçalarının mefisto’nun bu sözünden etkilenilmiş gibi ortaya çıkması size de ilginç gelmedi mi? doğrusu odur ki s.a.e. nin çalışanları ayarcı ve irdal’ın akrabalarından, eşinden, dostundan ve dahi diğer tavsiyelerden saçilmeliydi, öyle de oldu. fakirlikten bir anda sıyrılıp erfaha eren insanlar, ölümden dönen, mezardan çıkanlar, bir anda gerçek aşkı bulanlar o zamana kadar manasız gördükleri enstitüye aşkla bağlandılar. ey mübarek sen olmasaydın, ahmet zamani efendi de olmayacaktı, enstitünün yeni binası senin kendine güvenli sesin, mağrur duruşunla var oldu. sen öyle bir saattin ki her evde bir tane olmalı, gençler bayram sabahları elini öpmeli ,sana adaklar adamalıdır. hayri irdal senin alelade bir aat olduğunu düşünmüş olabilir bir zamanlar ama inandıktan sonra o da emin olmasa da kabul etmiş görünmedi mi senin kerametlerini?

avrupa’dan amerika’dan gelen heyetler bu ne yaptığı tam belli olmayan enstitüye hayran kaldıkları anda artık dünüşü olmayan bir yola giren enstitü, herkesi şaşırtma, imkansıza yönelme yoluna girdiğinde elleri alkışlamaktam kızaranlar arasında sen değilsen bile dedelerinden bir yok muyu ey okur!

tatlı bir kızın yolda seni durdurup saatini ayarlmasını istemez misin içinde bulunduğumuz şu sanal yüzyılda bile.
ahmet hamdi tanpınar üstün bir zeka ürünün oalrak saatleri ayarlama enstitüsü koymamış olsaydı bu başyapıtın adını böyle bir fikir deler miydi zihnimizi?

bu yazıyı bitirmeye hazırlandığım şu anda cep telefonumun saati 09:51, bilgisayarımın saati 09:53, trt’nin saati 09:39 ve kol saatim inadına 09:54… ne kadar sürede yazdım bu yazıyı bilemiyorum, bu sabah kaçta uyandım, ne kadar zaman yitirdim daha sabahın bu vakitlerinde? çıldırmak işten değil!!!
pazar gecesi saatlerinizi 1 saat geri almayı unutmayın! hayri irdal ve halit ayarcı yoksa da artık, saatleri ayarlama enstitüsü lağvedilmiş olsa da, mübarek’in kerametleri sorgulanmakta olsa da, ben fahri bir s.a.e. çalışanı olarak nakdi ceza uygulamak için sizi kontrole geliyor olacağım…
devamını gör...

bilgi arayışı, farklı bakış açılarını görmek, bir şeyler öğrenmek, kişisel gelişim ve özgüven geliştirme gibi sebeplerdir.
devamını gör...

kedilerimden biri kızgınlığa girdi gram huzurum kalmadı. uyutmuyor sürekli" sev beni, sev okşa beni "modunda. diğeri aşırı akıllı, kapı, pencere, musluk ve çekmece açabiliyor. sürekli nerede ne yapiyor yaramaz cocuk gibi pesinde dolanıyorum. kızgınlığa giren diğer kedimi en son çorap çekmecesine kapatmış ses var, kedi yok.

ayrica sokaktan hasta diye aldığım yavru kediler odamı işgal etti. aylardir koltuk tepelerinde tünüyorüm. herkes beni gececi biliyor oysa ben, uyumayan değil, uyutulmayanım.

bir de spotify'da takip eden arkadaşlarim son calan şarkının saatini görüp uyanık olduğumu anlamasınlar bir de onların çenesini çekemem diye youtube premium abonesi oldum.

ortanca kardeşimin zamanlı zamansız video izletmeye gelmesinden bıktım. sürekli ,"ablaaa ablaa bir izle çok komik adam bu ahahaha "diye evde beni aramasından da gına geldi. 80 metrekare ev ne bağırıyorsun? bilinçsizce üç adım at bulursun beni. o kadar daraldım ki klima açtım bu soğukta önüne oturdum.

yalniz kalmak istiyorum. yapayalnız...
bir başıma kalmak istiyorum. cok yoruldum. hatta ben bile olmayayım, hiçlik olsun. şu an bile kızgınlıklaki kediyi seviyorum. zorla sevdiriyor kendini...

ay imdat!!!
devamını gör...

macaristanlı matematikçi, iktisatçı ve bilim felsefecisi. popper'in öğrencisidir kendileri. biyografisinde yazmasına gerek yok, zaten kuramlarından popperyenlik akar. feyerabend'le uzun uzadıya atışmaları vardır. sürekli birbirlerine mektup, makale gönderirler, dergilerde yayınlar yaptırırlarmış. feyerabend son darbeyi vurmuş* ancak bunu görmeye lakatos'un ömrü vefa etmemiş. zaten hayatı popper çizgisinde, kuhn'la bi orta nokta bulmaya çabalayıp, feyerabend'e cevap vermeye çalışarak geçmiş.

lakatos amcamız, öncelikle yanlışlamacılığı eleştirir, ancak yanlışlamacılığın ruhunu her zaman taşır. ona göre, bir kuramı reddedebilmek için; yeni kuramın, eskisinin açıkladığı her şeyi ve daha fazlasını açıklaması gerektiğini söyler. a teorisi b'den fazla bilgi açıklıyorsa, b teorisi kabul edilmeye başlanır. buna göre kuramlar arasında bir süreklilik vardır. birbirleriyle çelişmezler. birbirlerini içerirler. bu tanımla kuhn'un paradigma kavramını da reddeder ve yerine 'araştırma programlarını' ikame eder.( kuhn'un paradigmasında bilim birikimle değil, irrasyonel devrimlerle ilerler) burada ilginç olan, lakatos'un şunu da söylemesidir: 'mümkün bilimsel gözlemin nesnel olarak (ampirist bilgi kuramında olduğu gibi) yapılması gereklidir.'*

hadi tamam, kuramlar arası süreklilik tanımına bi şey demedik, yeni teori eskisinde fazla şey açıklar zırvana da bi şey demedik. ama bu son söylediğini ufak atması gerekir ki civcivler yesindir efendim. bilimsel gözlemin nesnel yapılması! bu pozitivizmin naiv bi inancıdır sevgili yazarlar. önyargılardan arınmış, tüm önceki değer, bilgi, inanç ve ya zihinde geçmişle ilgili sizi 'özne' yapan ne varsa hepsini paranteze alabilmiş bi şekilde deney yapabilmek... böyle bi şeyin konuşulduğu yerde ciddiyet olamaz efendiler.

lakatos'un disipline kattığı pek çok kavram var. en önemlilerinden biri 'rational reconstruction'. tarih yazımının kronolojiden ibaret olmadığını ifade etmekle yetinmez, bilimin gelişiminde bireylerin irrasyonel yenilikleri olsa da, tarihin, tüm irrasyonelliği “düzleyerek” günün sonunda rasyonel olarak ilişkilenen önermelerden oluşan bir evrimi göz önüne serdiğini iddia eder. dolayısıyla, bu evrimi takip edebilmek için, bilim insanlarının çalışmalarına epistemoloji penceresinden bakılmalı, ortaya attıkları tezler arasındaki epistemolojik ilişkiler tespit edilmelidir. her bilim tarihçisi kendi metodolojisini seçer, bu metodolojinin epistemolojik ilkeleri doğrultusunda tarihsel kayıtları ilişkilendirir ve “rasyonel olarak yeniden yapılandırılmış" bir tarih anlatısı üretir. burada lakatos bilimin rasyonelliğinin güvencesinin teminatı olarak bilim tarihçilerini gösterir. bilim adamının deney sürecinde rasyonel olmak zorunda olmadığını da söyler. her ne kadar lakatos bilim adamına ''saf görü'yü layık görse de, kuhn'un da dediği gibi, gözlem yapabilmek için önce bir kavramsal sistemin benimsenmesi gerektiğinden, ve bakış açısı değiştikçe fark edilen hatalar ve uyumsuzluklar da değişeceği için, kuramların birikerek gelişmesi mümkün değildir.
devamını gör...

yolda aşk. amerikalı ressam ron hicks. tuval üzerine yağlı boya.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

15 temmuz demokrasi ve milli birlik roketi.*
devamını gör...

başrolünde rebel wilson olan, netflix yapımı ve 2019 senesine ait bir romantik komedi filmi.

imdb puanı 5,9 olduğu için izlemekte tereddüt edebilirsiniz ki öyle düşünürseniz bence biraz haklı olursunuz. özellikle açıp izlenecek bir film değil ama keyifli vakit geçireyim, öylesine bir şeyler izleyeyim derseniz tercih edebileceğiniz bir film.



şişman esas kızımız ve onu her haliyle sevmeye hazır bir esas erkeğimiz var filmde tabii ki çünkü bu romantik komedilerin klişelerinden biridir aslında. ama sürpriz! bu filmin amacı da romantik komedilerin klişeleri ile dalga geçmek zaten. kızımız romantik komedilerden nefret ediyor çünkü bu nefreti ona annesi o daha küçükken aşılıyor. gerçek hayatta böyle şeyler asla olamaz, her şey muhakkak mutsuz bir sona sahiptir.

bir gün olanlar olur, bu hanımefendi bir gasp olayının ortasında kafasını dannn diye bir yere vurur ve film başlar.

filmde kendimizi ve özellikle bedenimizi her şeye rağmen sevelim mesajı verilmeye çalışılsa da bende bunun tam tersi düşünceler belirmesine neden oldu. yani bu mesajı vermeye çalışırken aslında genel güzellik algısına uymayan kişilerin mükemmel erkek tanımına uyan erkekler tarafından tercih edilmediğini göstermiş oldu desem yeridir.

filmdeki romantik komedi klişelerinin neler olduğu bariz bir şekilde ortaya konuyor ve bunların çok itici şeyler olduğu da gözümüze sokuluyor.

yani filmin hakkını da yemek istemem. mesela başrolün romantik komedi filmi tadındaki hayatının içindeki küfürlerin komik sansürler yemesi çünkü bu filmin -belki de rüyanın- aslında 13 yaş üzeri olması detayı ile beni gülümsetti.

devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim