20 yıl sonra kendisi olacağım insandır.

şuan ise maazallah boğaz ağrısı sebebiyle hastaneye yolum düşecek olsa yenidoğan servisine alınıyorum hemen. şırıngayla bebek maması falan veriyorlar. swh
devamını gör...

3 sene önce eşimle birlikte dişimizi tırnağımıza taktık, varımızı yoğumuzu ortaya koyup, uğruna günde 12 saat çalıştık (şaka değil, yasal da değil, beyaz yaka da maalesef bu şartlarda ülkemizde) ve bir ev aldık, kredisinin yarısını ödedik devamını da hala ödüyoruz. bu kredi varken bakamayız diye çocuk bile yapmadık. komşularımızla çok mutlu olduğumuz, kendisini çok sevdiğimiz bir evimiz var. yurt dışı imkanları karşımıza çıksa dahi burada mutluyuz deyip bir yere kımıldamadık.

şimdi evimizin 100 m yanında bulunan 10 senelik okul bilmediğimiz bir nedenle (!) yıkıldı ve mülteci okulu yapılıyor. bu demek oluyor ki, yaşam tarzlarımız aynı olmayan insanlar kısa süre içinde buraya yerleşecekler. ve biz şimdi kendi aramızda ne yapalım? taşınalım mı? komşularımızı seviyoruz, burayı seviyoruz? yine de gitmeli miyiz bunu konuşuyoruz..

neden mi? çünkü mahallemizin çehresi değişecek, çünkü ben bugün giydiğim elbiseyi (zaten inanılmaz sakin ve ıssız olan bu yerde) giyemeyeceğim. korkacağım, bakışlardan rahatsız olacağım. çünkü biz istanbul'dan tam da bu sebeple taşındık. çünkü biz tam da bu sebeple bu semtte oturmak istedik. çünkü ben işten gecenin köründe döndüğümde evime huzurla gidebileyim istedik.

şimdi çok kafasız varmış sözlükte diyen arkadaşa sormak isterim, bir tane, 2 tane değil tüm semtin çehresini değiştirecek okul senin evinin yanına yapılsın ister miydin? şimdi yukarıda uzun uzun projeyi anlatan ve onlar zaten oradaydı, yoğun yaşadıkları yerlere yapılıyor diyen arkadaşa da belirtmek isterim. hayır! bizim semtte yoklar.. hem de hiç.. bu tamamen yerleştirme politikası. eğer bu okullarla bir adaptasyon planlansaydı bunu mevcut devlet okullarında yaparlardı. almanya'da sizce türk çocukları türk okuluna mı gidiyor? hayır, haftada bir gün türkçe dersi seçiyorlar benliklerini unutmamak için, o kadar. ayrıca medeni ülkelerde bir semt için böyle büyük adımlar atılırken mahalle sakinlerine sorulur, referandum yapılır bölgesel. öyle tepeden inme al yaptım senin de hayatın değişisin banane denmez.

istanbul'daki arkadaşlarımdan 3 tanesi geçtiğimiz ay yine yurt dışına gitti yaşamak için. bunların hepsi bu ülkenin yetiştirdiği emek ve para harcayıp bir yere getirdiği ve tam da ülkeye en çok katkı sağlayacak zamanı gelen insanlar. gittiler.. neden mi? 3'ününki de ekonomik değil. artık burda yaşayamıyoruz, sahile inemiyoruz yolda bile yürünmüyor. 5 kişiden biri türkçe konuşmuyor burda, rahat değiliz dedikleri için..

37 yaşındayım.. mühendisim.. 11 senedir bir konuda uzmanlaştım. 2 yabancı dilim var. eşim de benzer. ve biz bugün, burada kendi insanımızla yaşamayı sevdiğimiz, buranın güzelliklerine duyduğumuz hayranlık ve etrafımızda çocukken bizimle aynı çizgi filmi izlemiş aynı şeylere gülebildiğimiz insanlar olsun diye zamanında çalışmak için gitmeyi düşünmediğimiz ülkeleri şimdi düşünmek zorunda kaldık.. birlikte yaşamak istemediğimiz mülteciler yüzünden, bize aynı tavırla bakacak ülkelere.. bin bir emekle aldığımız evimizin fiyatını dahi düşüren okul yüzünden... o yüzden kimse de bana şimdi gelip yok hamaset, yok bilmem ne demesin.
devamını gör...

sabah-ı şerifleriniz hayrola sözlük,
ben yine işteyim, siz fosur fosur uyuyun.
yo yo kıskanmadım gözüme uyku kaçtı.
neyse siz rahat uyuyun kardeşlerim vatan bize emanet.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

bu aşkın nüshası rüzgârlarda
aslı bende kalacak
bizi hasret saracak
bulutlar çıldıracak

bizi hasret saracak
bulutlar çıldıracak
ayrılık başımı döndürüyor
kavuşmayı özlettin

intiharlar kuşandım
bu aşkı sen kirlettin
intiharlar kuşandım
bu aşkı sen kirlettin

geçtim borandan kardan
yitirdim bahçeleri
ellerimi tutmazsan gülüm
yakarım geceleri..
devamını gör...

(bkz: okumadım kardeş durumumuz yoktu)
devamını gör...

bir cinsiyeti önde tutan bir ideoloji ile düşünmeleri.

köken: latince isim, yunanca ek
feminist: kadıncı [femina + ist]
feminizm: kadıncılık [femina + ism]

cinsiyette eşitlik arayan insanlar başım üstüne. fakat bunun için pozitif ayrımcılık gerektiğini düşünen insanları sevmiyorum.

- "eşitlik istiyorsanız siz de feministsiniz, her yere yazın" gibi söylemler, tartışılmaz bir yanlıştır.
kelimelerin tanımını kafanıza göre değiştiremezsiniz. eşitlik veya adalet, hangisini istiyorsanız, bu kelimeleri kullanın. başka kelimeleri bükmeye çalışıp ideoloji yaratmaya çalıştığınızda, doğal olarak tepki alırsınız.
- bugün bir çok erkek, başka kadınlara yapılan zulmü kullanarak yolunu bulmaya çalışan* kadınlar tarafından suçlanıyor, işinden atılıyor, toplumdan soyutlanıyorsa, sebebi bellidir.
- kadın hakları olarak türkiye'de ne aranmak istendiği bilinmemektedir. cezalar zaten belli. uygulanmasında sorun var. bunun için tüm erkekleri değil, baştakileri sorumlu tutmalısınız.
- sırf siz sevmiyorsunuz diye "onlar feminist değil", "onlar radikal", "onlar feminazi" diyerek kendinizi kurtaramazsınız. bugün ben "onlar gerçek nazi değil" desem, gülerek hapse atarlar.

bir gün ben kendime erkekçi* desem, şurada linçlenirim, ki şimdiden geçmiş olsun, bu tanımda da linçleneceğim. bu sözlükte ilk kez böyle bir tanım yazdım, çünkü başlık çok güzel sormuş ve tanımda giydirmece yok.
devamını gör...

bir kimsenin düşüncesini açıklayamaması köleliktir.

euripides
devamını gör...

adam doğru söylüyor. gerçek islam bu değil şu değil falan diye yazılıp çiziliyor ya. işte gerçek islam tam olarak budur. her şeye karışmaktır. günaydınları falan bırak hangi elle yemek yediğinden tut kafandan geçen düşüncelere bile karışır. islamda olmayan her şey günah. bu kültürde olmayan her şey cahilcedir. her şeyin doğrusunu tabi ki de uzay çağındaki yüce müslümanlar bilir.

adamda haklı olarak islamın misyonunu yerine getirmeye çalışıyor. iki yıl sonra bi update. şak günahlar yazılmaya başlar. birden olmuyor bu işler biliyorsunuz.

haaa her şey günah haram. ama alman marka mercedesler helaldir. asla gavur icadı falan olmaz. israf falan diyorlar. merso lan bu, sensin israf.
devamını gör...

kaç zamandır inatla bir sevdayı sürerim,
bilinmedik yüzünde balkıyan sis peçesi.
yolları ezberden ben hep ona giderim,
içimde düğüm düğüm bir bozlak cerbezesi.

sahi o bozlağı ben ilk nerde duymuştum?

ben ki çağ dışı bir uyumsuzluk delisi,
kendi ipimi belki kendim çekerim.
gölgeme dadanmış bir tuhaf güz kedisi,
her yere peşimden onu da sürüklerim.

sahi o kediyi ben ilk nerde görmüştüm?

durmadan garlara garajlara düşerim,
gayri bilmem ne olur size kalmış gerisi.
adıma arasıra törenle mum dikerim,
ölümüme gönülden bir merhaba yenisi.

sahi o ölümü ben ilk nerde ölmüştüm?

bozlak kedi ve ölüm
devamını gör...

üst edit: konuyu anladığım şekilde yorum yapacağım, yanlış anlamışsam affola. *

x kuşağı diğer kuşaklara nazaran daha fazla sorgulayan bir kitleyi barındırıyor. tabii bu dediğim hepsi için geçerli değil, hâlâ olanı olduğu gibi kabullenenler var.

biriyle evlenmeden önce yapılması gereken en önemli şey; kalbi bir kenara koyup beyinle iletişime geçmektir. artılar, eksiler, olması veya olmaması gerekenler iyice düşünülmeli. kişilerin birbirine uyumu gözlemlenmeli. basit gibi görünüyor fakat sonuçta adı evlilik. iki ailenin birleşmesi, iki kişinin ayrılana/ölene kadar birlikte yaşaması. yabana atılacak şeyler mi bunlar? işte x kuşağı tüm bunları su yüzeyine çıkardı. birbirinize uygun değilseniz evlenmenin manası ne?

düşünüyorum mesela çocuklar duymasın (dizi) dizisindeki haluk gibi bir eşim olmasını asla istemezdim. mız mız, her şeye hayır, her şeye olmaz diyen bir tiple geçinemezdim muhtemelen. hal böyleyken neden sırf sevdiğim için böyle biriyle evleneyim ki? neden onu kendimle, kendimi onunla yorayım? x kuşağı olması gerekenin bu olduğunu gösterdi. eğer uygun değilseniz, kafalarınız uyuşmuyorsa evlenmeyin mesajını verdiler alttan alttan. bu yüzden de evliliklerde başarılılar.
devamını gör...

dolar 9 tl yi aştı, avro 10,50 yi geçti, ekmek 2 tl , 1 kg domates 9-15 tl arasında, kiralar uçuyor, eğitim zaten komada , zeynep bastık ' in kasiginda kimin eli varı tartışıyoruz, hayır! tartışılan bir sanat eseri olsa , bir roman , bir bilim ilim olsa , tamam der çekilirim kenara yazılanları okur birşeyler öğrenirdim .
biz bunları değil bu kışı nasıl atlatırız bunları konuşalım.
devamını gör...

minik kiz ilgi, patron iş bekliyor... neyseki herseyi birden yapabiliyorum *

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

an itibariyle 750 karma puana bu özelliği sınırsız aktif etme şanşları olan yazarlardır. saldırın tellioğulları.
devamını gör...

çok değişik çeşitleri olan klasik bir kırtasiye ürünüdür.

benim en beğendiğim ise masaüstü için olan kalemtıraşlardı.
devamını gör...

nasıl açılmamış dediğim başlık ? çok kaliteli çizimleri olan biri böyle bir sözlükte hiç mi takipçisi yok ?

1996 yılında mimar sinan üniversitesi güzel sanatlar fakültesi grafik bölümü'nden mezun oldu kendisi. ilk karikatürleri çarşaf ve horoz gibi dergilerde yayınlandı. pişmiş kelle, avni ve dıgıl dergilerinde çizdiği karikatürler ve yeşilçam sinemasıyla dalga geçen duka film öyküleriyle beğeni topladı. l-manyak dergisinde çizmeye başlayıp lombak dergisinde devam ettiği kunteper canavarı ile popüler oldu. lombak, penguen ve kemik gibi dergilerde çizdiği üzeyir ve macerayı seven adam tipleri de sevildi. kendisi gibi karikatürist olan kardeşi bülent üstün'ün 2006'da çıkarttığı fermuar dergisi'nde çizdi. halen uykusuz dergisinde çalışmalarını sürdürmektedir.

kendisinin sıkı takipçisiyimdir çizimlerini küçüklüğümden beri beğenirim onun yüzünden çizgilerim değişti hep kara kalem çalışan ben onun sayesinde animasyona merak saldım bir daha da kare kalemin yüzüne bakmadım(: kunteper ve macerayı seven adam favorilerimdi
şehinşah'ın kunteper adlı şarkısını çıkarması üzerine tekrardan çizimlerine başladı kunteper'in.

zın zın zın zın zın zın zın zın zın zın zın zın zın zın zın zın zın zın zın zın zın zın zın zın zın zın zın zın zın zın zın zın zın zın.
devamını gör...

(bkz: barış manço) üstadın da vardır böyle bir şarkısı. sözleri:

--- alıntı ---

dün yine yapayalnız dolaştım yollarda
yağmurlarda ıslanan bomboş sokaklarda
gözlerimde yaş, kalbimde sızı, unutmadım seni
unutamadım, unutamadım, ne olur anla beni

unutmak kolay demiştin, alışırsın demiştin
öyleyse sen unut beni, yeter ki benden isteme
gözlerimde yaş, kalbimde sızı, unutmadım seni
unutamadım, unutamadım, ne olur anla beni

yıllar ikimizden de çok şeyler götürmüş
sen yeni yuva kurarken beni paramparça bölmüş
gözlerimde yaş, kalbimde sızı, unutmadım seni
unutamadım, unutamadım, ne olur anla beni

unutmak kolay demiştin, alışırsın demiştin
öyleyse sen unut beni, yeter ki benden isteme
gözlerimde yaş, kalbimde sızı, unutmadım seni
unutamadım, unutamadım, ne olur anla beni

--- alıntı ---
devamını gör...

bir türlü kendi derdimizi dinleyemiyoruz. kafamız çok mu şişti yoksa o sesler uzaktan mı geliyor?
ya da kulağımızın dibinde de bir türlü odaklanamıyor muyuz?
hâlbuki bu sesle yaşıyoruz, an be an hissediyoruz. umarım o seslerin hikmetini çözeriz.
yine de sevdiklerimiz dertleri azaltmak için var.
o ses ne mi? içimize dert olan şey işte kafamızdaki ses.
devamını gör...

abla olmanın yazılı olmayan kuralıdır.
devamını gör...

deneylerini hala unutmadığım ve şuanda da yayınlanması gerektiğini düşündüğüm, çocuk bilim programı. beni çocukluğuma götüren başlık.
devamını gör...

1.dünya savaşından sonra fransa'nın, almanların işgaline uğramaması için yapılan yüzlerce km uzunluğunda inşa edilen savunma hattıdır.

şimdi efendim, 1. dünya savaşı sırasında almanlarla savaşan fransızlar, almanlara karşı kolaylıkla savunabilecekleri içeriden beton duvarlarla sağlamlaştırılmış, aralara büyük kalibreli toplar yerleştirilmiş tünellerden oluşan hattın inşasına önayak olan kişi savunma müsteşarı andre maginot'tur. maginot'a göre, fransa'nın güneydoğu ucundan başlayıp baltık denizine kadar uzatarak hesapta alman tanklarına karşı koyacaktı.
(arada lüksenburg civarında çok yoğun ağaçlıklı arden ormanları var, orayı es geçmişler)

yaklaşık olarak 650 km uzunluğunda inşa edilen tüneller, belçika ve hollandalıların kabul etmemesi sebebiyle baltık denizine uzatılamamıştır.
1930lu yılların sonlarına geldiğimizde , avrupa'da çalan savaş çanlarına karşı uyanık fransızlar, "hacı n'olcak ya en kötü ihtimalle hollanda'da ve belçika'da karşılarız almanları, oraya asker yollarsak tampon bölge oluşturur durumu idare ederiz" diye düşünüyorlardı.

altta maginot hattı, üstte hollanda-belçika savunmasını ayarlayan fransızlar keyfimiz keyif, bir elimizde ayna umurumuzda mı dünya diye şaraplarını yudumlayıp danslarını ediyorlardı.
gelgelelim, almanlar da batı cephesine geldiklerinde (muhtemelen aralarında en çok bira içeninin aklına gelmiş olup), " hafız bu ortadaki arden ormanlarını niye yıkıp geçmiyoruz ki biz, zamanı gelince de 8 milyar ağaç diktik deriz, kim bilecek" demişler ve tüm iş makinaları ve tanklarını bu ormanlardan geçirerek maginot hattını yarıp boşa çıkarmışlar, fransa'yı işgal etmişlerdir.

elin fransızı baktı ki işler öyle yürümüyor, mecburen gerilla savaşına geçmiş öyle böyle amerikanlar yardıma yetişene kadar almanları oyalamıştır (yersen).

şimdi de "madem bu kadar para harcadık bu hattı inşa ettik bari parasını çıkaralım" diye turizme açmışlar öyle gelene geçene bilet kesiyorlar.
öyle jose morinho gibi ceza sahası önüne otobüsü çekerim mantığıyla yaklaşırsan elin almanı gelir aradan bir gedik bulur uzaktan golu atar.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim