sözlük yazarlarının haykırmak istedikleri
havalar bu kadar güzelken, oturup ders çalışmak çok zoruma gidiyor, çok.
devamını gör...
normal sözlük'teki yoksulluk sınırı
eksi ikiyüzseksenaltı puanı ile benim bi kategorim bile yok şuan. ayıptır be. işsiz misiniz tüm tanımları beğenip, aramız bozulunca hepsini tek tek geri alıcak kadar? bu nasıl bir takıntıdır, nasıl bi travmadır hey allahım?
doğduğum günden başlayarak şuanıma kadar öğrendiğim her şeyi tek tek girip “zevkleri için yaşayanlar” kategorisine gireceğim. görürsünüz zalımlar. en çok ben harcayacağım. *
doğduğum günden başlayarak şuanıma kadar öğrendiğim her şeyi tek tek girip “zevkleri için yaşayanlar” kategorisine gireceğim. görürsünüz zalımlar. en çok ben harcayacağım. *
devamını gör...
gotik mimari
gotik özellikler avrupa’da çoğunlukla katedral ve kiliselerde görülmektedir.
gotik mimari de katedral ve kiliselerin göğe doğru yükselen görkemli yapıları, kralların ve hıristiyanlığın insanlar üzerindeki gücünü göstermektedir.
gotik katedral, evreni temsil eder. yapının yüceliği ve büyüklüğü gibi her mimari özellik dini bir mesaj içermektedir. göğe doğru yükselen gotik katedrallerin vermek istediği en önemli mesaj ise tanrının büyüklüğü ve yüceliğidir.
skolastik felsefe nin etkisi ile incil’den kesitler sunan heykeller, vitraylar ve duvar resimleri gotik kiliselerde görülen diğer mimari unsur olmuştur.
gotik mimari de katedral ve kiliselerin göğe doğru yükselen görkemli yapıları, kralların ve hıristiyanlığın insanlar üzerindeki gücünü göstermektedir.
gotik katedral, evreni temsil eder. yapının yüceliği ve büyüklüğü gibi her mimari özellik dini bir mesaj içermektedir. göğe doğru yükselen gotik katedrallerin vermek istediği en önemli mesaj ise tanrının büyüklüğü ve yüceliğidir.
skolastik felsefe nin etkisi ile incil’den kesitler sunan heykeller, vitraylar ve duvar resimleri gotik kiliselerde görülen diğer mimari unsur olmuştur.
devamını gör...
bengaripsengüzeldünyaumutlu ile dünyadan uzak
biraz işim var, dinleyemiyorum yine *
iyi yayınlar dilemeye geldim sadece.
iyi yayınlar dilemeye geldim sadece.
devamını gör...
düzenli çiğ sarımsak yemek
4 yıl önce youtube da eric bugenhagen adlı bir arkadaşı keşfettim. saygıdeğer ağırlıklar kaldırıyor arka planda çalan hardcore metal parçası eşliğinde ağzından salyalar saçarak headbang yapıyor, damardan 100 gr kafein almış gibi kendinden geçiyordu. neyse bu deli simdi wwe güreşçisi oldu ayrı mesele. diyeceğim şu ki eric düzenli olarak her gün 1 baş sarımsak yiyen ve sarımsağın faydalarını saymakla bitiremeyen her iki lafından biri ''garlic!'' olan biriydi. kendisiyle birlikte ben de günlük sarımsak yemeye başladım ve 2 yıldır yiyor 1 yıldır düzenli olarak yiyorum. sarımsağı oldum olası aşırı seven bir insan olarak çiğ yerken bile keyif alıyorum ama faydaları (özel olarak yaptırdığım arıvital polen arı sütü propolis vs karışımı dışında) bugüne kadar yediğim hiç bir besinde olmadığı kadar sansasyoneldir.
kanlı canlı bir denek olarak tecrübelerim şunlar ki, düzenli yemek şartıyla her gün 1-3 büyük diş sarımsak, vücuttaki yenilenmeyi doruğa çıkartıyor. nedir bu yenilenme fiziksel olarak ağır bir işle uğraşıyorsanız ertesi gün yine aynı yoğunlukta yapabilecek bir yenilenme sağlıyor. nasıl sağlıyor yorulmuş bitap düşmüş merkezi sinir sisteminizin her yerine işleyip güçlendiriyor. yumuşak doku ve kaslardaki tahribin rejenarasyonunu hızlandırıyor.
2. si; stres seviyesini düsürüyor. ve vucudu sakinleştiriyor. ne melisa ne papatya ne kedi otu ben de bu etkiyi yapmıyor.
3.sü; bekar bir adam olarak benim bir işime yaramasa da evlilerin yarar, libidoya nitro oksit bağlamış seviyeye getiriyor. insan her gün azgın olur mu düzenli sarımsak yersen oluyorsun.
4.sü; bağışıklık sistemi üzerinde bariz bir şekilde etkisini gördüğüm yukarıdaki saydığım karışım dışında doğrudan etki yapan tek besin kaynağıdır. özellikle anne sütü emmemiş tiplere ısrarla tavsiye ediyorum, bakın ikide bir hasta oluyorsanız sarımsak sizin devanız ilacınızdır.
bunlar, iki yıldır yiyen ve son 1 yılda etkilerini ciddi şekilde gören benim şahsi tecrübelerimdir.bu zorlu dönemde benim gibi doğal eslenme sevdalı arkadaşlara bir tavsiyemdir.
yeme şekli olarak ise, çiğneyerek yemenizi ve direkt su içmenizi tavsiye ederim. yutmaya kalkmayın midenizi duman eder, garanti ederim ki ağrısından kusarsınız, o yüzden ısırarak ağzınızda parçalayıp sonra suyla direkt yutun.
kanlı canlı bir denek olarak tecrübelerim şunlar ki, düzenli yemek şartıyla her gün 1-3 büyük diş sarımsak, vücuttaki yenilenmeyi doruğa çıkartıyor. nedir bu yenilenme fiziksel olarak ağır bir işle uğraşıyorsanız ertesi gün yine aynı yoğunlukta yapabilecek bir yenilenme sağlıyor. nasıl sağlıyor yorulmuş bitap düşmüş merkezi sinir sisteminizin her yerine işleyip güçlendiriyor. yumuşak doku ve kaslardaki tahribin rejenarasyonunu hızlandırıyor.
2. si; stres seviyesini düsürüyor. ve vucudu sakinleştiriyor. ne melisa ne papatya ne kedi otu ben de bu etkiyi yapmıyor.
3.sü; bekar bir adam olarak benim bir işime yaramasa da evlilerin yarar, libidoya nitro oksit bağlamış seviyeye getiriyor. insan her gün azgın olur mu düzenli sarımsak yersen oluyorsun.
4.sü; bağışıklık sistemi üzerinde bariz bir şekilde etkisini gördüğüm yukarıdaki saydığım karışım dışında doğrudan etki yapan tek besin kaynağıdır. özellikle anne sütü emmemiş tiplere ısrarla tavsiye ediyorum, bakın ikide bir hasta oluyorsanız sarımsak sizin devanız ilacınızdır.
bunlar, iki yıldır yiyen ve son 1 yılda etkilerini ciddi şekilde gören benim şahsi tecrübelerimdir.bu zorlu dönemde benim gibi doğal eslenme sevdalı arkadaşlara bir tavsiyemdir.
yeme şekli olarak ise, çiğneyerek yemenizi ve direkt su içmenizi tavsiye ederim. yutmaya kalkmayın midenizi duman eder, garanti ederim ki ağrısından kusarsınız, o yüzden ısırarak ağzınızda parçalayıp sonra suyla direkt yutun.
devamını gör...
kendime not
güzel kızım,
gün boyu ders çalışmadın, uyudun uyandın, uyudun, uyandın. neden mi oldu? içinden gelmedi ve istemedin. hep bunu yapıyorsun yapma güzel kız, kendin için yapma. seni bir şey kötü hissettirdiği zaman ondan uzaklaş, yoğunlaşma lütfen, berbat oluyorsun berbat... iyi bir şey bul ve onu düşün, işinle ilgilen, kahveni iç, müzik dinle en önemlisi de şu an senin için önemli olan sınavına yoğunlaş. bal gibi de biliyorsun ki hepsini halledeceksin zor da olsa olscak. kendini üzme lütfenn...
(saat 02.32 de anlıyorum, gün boyu anlamadım. aslında biliyordum, hatırlattım güzel kendime bir kez daha)
gün boyu ders çalışmadın, uyudun uyandın, uyudun, uyandın. neden mi oldu? içinden gelmedi ve istemedin. hep bunu yapıyorsun yapma güzel kız, kendin için yapma. seni bir şey kötü hissettirdiği zaman ondan uzaklaş, yoğunlaşma lütfen, berbat oluyorsun berbat... iyi bir şey bul ve onu düşün, işinle ilgilen, kahveni iç, müzik dinle en önemlisi de şu an senin için önemli olan sınavına yoğunlaş. bal gibi de biliyorsun ki hepsini halledeceksin zor da olsa olscak. kendini üzme lütfenn...
(saat 02.32 de anlıyorum, gün boyu anlamadım. aslında biliyordum, hatırlattım güzel kendime bir kez daha)
devamını gör...
yazarların kendilerine yakın hissettiği filozof
iki alakasız adam;
arthur schopenhauer , spinoza
bu ikisini birleştirince de friedrich nietzsche ortaya çıkıyor.
arthur schopenhauer , spinoza
bu ikisini birleştirince de friedrich nietzsche ortaya çıkıyor.
devamını gör...
arapça yazılı bebek tişörtü satan lc waikiki'den açıklama
gerçek anlamda boykot görmedikçe böyle şeylere devam edecek olan firmalardan sadece birine ait açıklama.
watsons arapça katalog çıkardığında belirli bir kesim ortalığı ayağa kaldırdı. sonra geri adım attı watsons ama bence o boykot artarak sürmeliydi. aynı hafta önünden geçerken içeriye baktım özellikle, insanlar vardı alışveriş yapan.
boykot denen şey böyle yarım bırakılacak bir şey olmamalı. sağlam bir zarar ettirene kadar devam edilmedikçe hiçbir anlamı olmaz çünkü ve bugün geri adım atan adam yarın ilk fırsatta aynı şeyi yine yapar. ondan gören diğer firmalar da yapar.
toplu bir bilinçle hareket edilmedikçe daha çoook duyarız böyle haberleri.
watsons arapça katalog çıkardığında belirli bir kesim ortalığı ayağa kaldırdı. sonra geri adım attı watsons ama bence o boykot artarak sürmeliydi. aynı hafta önünden geçerken içeriye baktım özellikle, insanlar vardı alışveriş yapan.
boykot denen şey böyle yarım bırakılacak bir şey olmamalı. sağlam bir zarar ettirene kadar devam edilmedikçe hiçbir anlamı olmaz çünkü ve bugün geri adım atan adam yarın ilk fırsatta aynı şeyi yine yapar. ondan gören diğer firmalar da yapar.
toplu bir bilinçle hareket edilmedikçe daha çoook duyarız böyle haberleri.
devamını gör...
hayatı güzelleştiren ufak detaylar
küçük bi prenses gelip sarıldı birkaç gün önce. tabii şaşırdım. ama belki de hayatımda ilk defa bir çocuk bana öyle sarıldı. annesine döndüm. sebebi birkaç hafta önce çubuk kraker vermemmiş. ama nasıl vermişim hangisinden vermişim hiç hatırlamıyorum. herkese ikram ederken ona da vermişim ve karşılığında kocaman bi sarılma kazanmışım. harika.
devamını gör...
ecce homo
nietzsche'nin son eseri. yazar bu eseri fikirlerinin saptırılması, amacından farklı lanse edilmesi, ve tersine olarak da kendisinin bir ahlak timsali misali peygamber yüceliğinde sunulmasına tedbir olarak yazmış; önemli eserlerinin konusu ve içinde barındırdığı temel düşünceleri, ayrıca hangi durumlarda yazıldığı ve başka birine dair kitap yazarken bile (schopenhauer, wagner gibi) birnevi kendini eserine yansıttığını açıklamış.
daha detaylı bir yoruma ihtiyaç duyuyor ancak şimdilik yeterli birikimim yok, tanımları takip ediyor olacağım.
daha detaylı bir yoruma ihtiyaç duyuyor ancak şimdilik yeterli birikimim yok, tanımları takip ediyor olacağım.
devamını gör...
geceye latince bir söz bırak
benim gençliğimden beri favorim, juvenalin (bkz: quis custodiet ipsos custodes) sözü olmuştur.
yaklaşık çevirisi "koruyuculardan kim koruyacak" şeklinde olan cümle, günümüzde sosyal medyadan bazı haberleri görmemizin ardından söylendiğinde, gaipten gelen "cuk" sesi ile irkilmemize neden olabilir.
sorgucuları kim sorgulayacak?
görevi kötüye kullananları denetleyenlerin görevlerini kötüye kullanmalarını kim denetleyecek? * ve benzeri şekillerde anlamca açılabilir.
yaklaşık çevirisi "koruyuculardan kim koruyacak" şeklinde olan cümle, günümüzde sosyal medyadan bazı haberleri görmemizin ardından söylendiğinde, gaipten gelen "cuk" sesi ile irkilmemize neden olabilir.
sorgucuları kim sorgulayacak?
görevi kötüye kullananları denetleyenlerin görevlerini kötüye kullanmalarını kim denetleyecek? * ve benzeri şekillerde anlamca açılabilir.
devamını gör...
değeri sonradan bilinen şeyler
zaman
devamını gör...
dasein
bir heideggeryen terim olarak dasein... kıtacılar tarafından yorumlandıkça yorumlanan, teist ve ateist felsefecilerin ucundan tutmaya çalıştıkları, heidegger hayattayken bile insanların net olarak konumlandıramadığı bir kavram. uğraşanlar kant'a kadar geri götürüyo bu kavramın tarihini ama böyle şeyler tamamen anakronik kanımca.
''being there''('burada'laşan varlık) olarak çevrilebilir. (bu tarz kelimelerin tercümeleri gerçekten çok problemli olmakta. varlık ve zaman kitabını okuyacaklar mümkünse aziz yardımlı çevirisi okusunlar) heidegger ''sein und zeit''* adlı kitabında batı metafiziğini ters çevirecek bir kavramı bize gösterir. modern felsefenin kurucu öğesi olan özne-nesne ayrımına, dolayısıyla epistemoloji-ontoloji ayrımına kuvvetli bi saldırıda bulunur. hatta hocası *husserl'ın fenomenolojisine de saldırır.* heidegger kendi dasein kavramını inşa ederken ilhamını frenz *brentano'nun, aristoteles'in metinlerinde geçen ''var olan'' kelimesine getirdiği farklı yaklaşımlardan alır.
bazıları için kabul etmek zor olsa da heidegger inançsız bi adamdı. kitaplarında ''kutsal olan''a pek çok atıf olması okur ve yorumcuları yanlış yönlendirse de, husserl'ın mantık araştırmaları kitabından çok etkilenmiş ve tanrısız bir dünyanın mümkün olabileceğine inanmıştı. heidegger'in dasein kavramını anlamak için bu kısım çok önemlidir kanımca. çünkü ben sartre'ın felsefesiyle heidegger felsefesi arasında pek bi fark görmüyorum.
varlık ve zaman'da bahsedilen dasein için öncelikli olarak bilinmesi gereken, dasein ile kastedilenin kozmoloji ve matematiğin uç noktalarında bulunan en 'ontolojik varlık' değil, gündelik varlıktır. pratik ilgiyle alakalı olandır. pratik ilgi, tefekkürden önce gelir ona göre. dünya kusursuz işleyen bir makine değildir. sürekli engel çıkartan ve bize ayak direyen şeylerle doludur. insan da tam bunun ortasında kalmıştır. heidegger okurlarına bu durumu yansıtmak ister. dasein böylesine bi mücadeleye 'fırlatılmışlık''tır aynı zamanda.
son olarak, heidegger das man kelimesini 'ben' *olarak karşılar. das man'ın belirli bir kimliği yoktur. das man hepimizizdir aslında. gaflete düştüğüm zamanlarda das man benim yerime karar alandır. düşünme edimindeki kusur, das man'ın bizim yerimize karar vermesini sağlar ki, heidegger'e göre sıradanlık budur. şayet ben das man'a karşı direneceksem, 'kendi' vicdanıma hesap verebilmem gerekir. dasein'de bu vicdanın sesi, hristiyan anlayışındaki gibi tanrı'dan gelmez, yine insanın kendisinden, varoluşun kaynağından gelir.
''being there''('burada'laşan varlık) olarak çevrilebilir. (bu tarz kelimelerin tercümeleri gerçekten çok problemli olmakta. varlık ve zaman kitabını okuyacaklar mümkünse aziz yardımlı çevirisi okusunlar) heidegger ''sein und zeit''* adlı kitabında batı metafiziğini ters çevirecek bir kavramı bize gösterir. modern felsefenin kurucu öğesi olan özne-nesne ayrımına, dolayısıyla epistemoloji-ontoloji ayrımına kuvvetli bi saldırıda bulunur. hatta hocası *husserl'ın fenomenolojisine de saldırır.* heidegger kendi dasein kavramını inşa ederken ilhamını frenz *brentano'nun, aristoteles'in metinlerinde geçen ''var olan'' kelimesine getirdiği farklı yaklaşımlardan alır.
bazıları için kabul etmek zor olsa da heidegger inançsız bi adamdı. kitaplarında ''kutsal olan''a pek çok atıf olması okur ve yorumcuları yanlış yönlendirse de, husserl'ın mantık araştırmaları kitabından çok etkilenmiş ve tanrısız bir dünyanın mümkün olabileceğine inanmıştı. heidegger'in dasein kavramını anlamak için bu kısım çok önemlidir kanımca. çünkü ben sartre'ın felsefesiyle heidegger felsefesi arasında pek bi fark görmüyorum.
varlık ve zaman'da bahsedilen dasein için öncelikli olarak bilinmesi gereken, dasein ile kastedilenin kozmoloji ve matematiğin uç noktalarında bulunan en 'ontolojik varlık' değil, gündelik varlıktır. pratik ilgiyle alakalı olandır. pratik ilgi, tefekkürden önce gelir ona göre. dünya kusursuz işleyen bir makine değildir. sürekli engel çıkartan ve bize ayak direyen şeylerle doludur. insan da tam bunun ortasında kalmıştır. heidegger okurlarına bu durumu yansıtmak ister. dasein böylesine bi mücadeleye 'fırlatılmışlık''tır aynı zamanda.
son olarak, heidegger das man kelimesini 'ben' *olarak karşılar. das man'ın belirli bir kimliği yoktur. das man hepimizizdir aslında. gaflete düştüğüm zamanlarda das man benim yerime karar alandır. düşünme edimindeki kusur, das man'ın bizim yerimize karar vermesini sağlar ki, heidegger'e göre sıradanlık budur. şayet ben das man'a karşı direneceksem, 'kendi' vicdanıma hesap verebilmem gerekir. dasein'de bu vicdanın sesi, hristiyan anlayışındaki gibi tanrı'dan gelmez, yine insanın kendisinden, varoluşun kaynağından gelir.
devamını gör...
viswanathan anand
arkadaşları arasında lakabı ''vishy''dir. kocaman camlı, çerçevesi kalın gözlükleri beni benden alıyor.
hint satranç büyükustası. gelmiş geçmiş en iyi oyuncular arasında yer alır.
fıde reyting listesinde 2.800 puan barajını geçen beş oyuncudan biridir.
bugün, , satranç denilince akıllara düşen ülkeler denilince hindistanbeliriyorsa zihninizde, bunu kendisine borçluyuz. amerikalı bobby fischer'in 1975'te ünvanı terk etmesinden bu yana ilk kez , dünya satranç şampiyonu olmak için rus olmayan bir favori olarak ortaya çıktı.
satrancı 6 yaşında anasından öğreniyor. 16 yaşında ülke birincisi oldu.
1987 yılında dünya gençler şampiyonu oldu böylece bu turnuvayı kazanan ilk hintli, hisdistanda çıkan ilk gm, asyanın ilk dünya şampiyonu olarak tarih yazdı...
hızlı satrançta inanılmaz bir herif...
kendisi çok yönlü bir oyuncudur. modern satranç, turnuva maçları, maç ve nakavt formlarındaki tüm seçenekleri oynayabilir. sezgilerine güvenerek oynar.
rakibi carlsen'le sık sık maç yaparlar efenim...
kah yenilir kah yener...
kendisi tarafından yazılan, vishy anand: my best games of chess, yani en iyi satranç oyunlarım kitabını çıkarmıştır.
en önemli maçlarından bir ikisinin analizini bırakalım aşağı...
2005 vishy anand -veselin topalov:
1995, anand - kasparov:
''
''
hint satranç büyükustası. gelmiş geçmiş en iyi oyuncular arasında yer alır.
fıde reyting listesinde 2.800 puan barajını geçen beş oyuncudan biridir.
bugün, , satranç denilince akıllara düşen ülkeler denilince hindistanbeliriyorsa zihninizde, bunu kendisine borçluyuz. amerikalı bobby fischer'in 1975'te ünvanı terk etmesinden bu yana ilk kez , dünya satranç şampiyonu olmak için rus olmayan bir favori olarak ortaya çıktı.
satrancı 6 yaşında anasından öğreniyor. 16 yaşında ülke birincisi oldu.
1987 yılında dünya gençler şampiyonu oldu böylece bu turnuvayı kazanan ilk hintli, hisdistanda çıkan ilk gm, asyanın ilk dünya şampiyonu olarak tarih yazdı...
hızlı satrançta inanılmaz bir herif...
kendisi çok yönlü bir oyuncudur. modern satranç, turnuva maçları, maç ve nakavt formlarındaki tüm seçenekleri oynayabilir. sezgilerine güvenerek oynar.
rakibi carlsen'le sık sık maç yaparlar efenim...
kah yenilir kah yener...
kendisi tarafından yazılan, vishy anand: my best games of chess, yani en iyi satranç oyunlarım kitabını çıkarmıştır.
en önemli maçlarından bir ikisinin analizini bırakalım aşağı...
2005 vishy anand -veselin topalov:
1995, anand - kasparov:
''
''
devamını gör...
zibaldone
umutsuzluğun, ölümün ve belirsizliğin karanlıklar içindeki şairi giacomo leopardi tarafından yazılmış günlük. genç yaşında bir çok eseri kendi dilinde okuyabilecek kadar farklı dillere olan hakimiyeti ve kısa bir yaşama bunca eser sığdıracak kadar verimli olması onun düşüncelerini anlamaya çalışmak için yeterli bir isteğe sahip olmaya yetecektir muhakkak. leopardi, neredeyse 4500 sayfa olan bu yedi ciltlik eseri 16 yıla yakın bir sürede kaleme almıştır ve yayımlama gibi bir niyeti de yoktur aslında; leopardi öldükten yıllar sonra yazdıkları derlenmiş ve zibaldone adı altında basılmıştır. eserin büyük çoğunluğu edebi bir değer taşımıyor; daha çok şairin iç dünyasını, umutsuzluk, din, acı ve ızdırap hatta zaman zaman intiharı okuyoruz satırlarda fakat sadece bundan ibaret görmek yanlış olacaktır çünkü dillere ayrı bir ilgisi olan ve halihazırda zaten dilbilimci olan leopardi dilin işleyişi hakkında da uzun incelemeler aktarıyor. medeniyeti, var oluşu, çeşitli mitleri de inceleyip fikirlerini aktardığını belirtmek gerek. kişinin şiirini oluşturan felsefenin altında yatanları, antik şiir kültürünü de uzun uzun incelemiş ve eserleri hakkında kısa incelemeler ve açıklamalarda bulunmuş. eser italyanca'dan türkçe'ye çevrilmiş değil fakat zibaldone, the notebooks of giacomo leopardi ismi ile ingilizceye çevrilmiştir.
--- alıntı ---
tutto si è perfezionato da omero (homeros) in poi, ma non la poesia. (s. 59)
il gusto presente per la filosofia non si deve stimare nè passeggero nè casuale. (s.32)
--- alıntı ---
--- alıntı ---
tutto si è perfezionato da omero (homeros) in poi, ma non la poesia. (s. 59)
il gusto presente per la filosofia non si deve stimare nè passeggero nè casuale. (s.32)
--- alıntı ---
devamını gör...
sahura kadar oturmak
yapmakta olduğum eylem
devamını gör...
düşün ki kedin bunu okuyor
pek çok benzeri gibi ekşi sözlükten aktarma bir başlıktır. o kadar çoklar ki üşenir insan hepsinin altına bu tanımı yapmaya. şahsen bazı özgün tanım ya da yazılarımı tüm sözlüklerde paylaşmaya çalışsam da, sözlüklerde kopyasız bir özgünlük, bir ilham arıyorum. bir kedim bile yok ama olsun, olsa eminim o da bunu okurken “kimin kedisiyim” notuyla bol patili bir fav atardı. *
devamını gör...
netflix içerik önerisi
gezegenimiz belgeseli çok kaliteli görüntüler içeriyor imkanınız varsa tv açıp izleyin ışıkları da kapatın adeta terapi.
devamını gör...
anneler günü
en çok da cumartesi anneleri’nin anneler günü kutlu olsun.
devamını gör...
