bir ülkenin her yerinde geçerli olan, hareket ve mesai birliği sağlayan saate ulusal (ortak) saat denir.

türkiye, uzun yıllar yaz döneminde 45 derece doğu meridyeninin yerel saatini (+3. saat dilimi), kış döneminde ise 30 derece doğu meridyeninin yerel saatini (+2. saat dilimi) ortak saat olarak kullanılmıştır. bu nedenle saatlerimiz yazın bir saat ileri, kışın ise geri alınmıştır. ancak 2016 yılından beri +3 saat dilimi sabit olarak kullanılmaktadır.

saat dilimlerinin sınırı her zaman meridyenler boyunca düzgün uzanmaz. ülkelerin siyasi sınırlarına uymak için meridyenlerden sapar.

doğu-batı yönünde geniş olan ülkelerde aynı anda birden çok ortak saat kullanılır.
- - - alıntı - - -

referans: coğrafya dersi notlarıdır. bilgiler bana ait değildir.
devamını gör...

şiiri ve nazım hikmeti seven,* kibar, bilgili, hem tanımlarını hem kendisini sevdiğim yazar.
devamını gör...

benim de mensup olduğum türki alt kimliktir. türk tarihindeki en kafa karıştırıcı terimlerden biridir. bunun sebebi ise çeşitli coğrafyalarda birçok farklı amaçla kullanılmakta olan bir kelime olmasından dolayıdır.

ortaçağ'da, batı'da "tartar" şeklinde tüm göçebe orta asya kavimlerini kapsayacak şekilde yanlış bir şekilde kullanılmıştır. hatta hazar denizi'nden, maveraünnehir'i, tüm orta asya'yı ve mançurya'ya kazar uzanan geniş coğrafyayı kapsayan bölgenin tamamına "tartaria" adını vermişlerdir.

çin kaynaklarında "tatar" kelimesi moğollar'ın bir kabilesinin ismi olarak kullanılmıştır. hatta ünlü moğol kağanı cengiz han'ın babasını öldüren kabile de onlardır.

yine çin kaynaklarında, cengiz han döneminden daha önce çin'in batısında kalan tüm moğol toplumları için "ta-tar" kelimesi kullanılmakta idi. onları uygarlık düzeylerine göre: ak-tatar, kara-tatar ve yabani tatar olarak üç gruba ayırmışlardır.

cuci ulusu olarak adlandırılan altın orda devleti'nin halkı da tatar olarak adlandırılmaydı.

yine altın orda'da, ve de altın orda parçalandıktan sonra oluşan kırım, kazan hanlığı gibi devletlerde yaşayan müslüman türk halkını kastetmek amacıyla "tatar" kelimesi kullanılmıştır.

osmanlı devleti'nde resmi haberleri ulaştırmakla görevli olan, bir nevi postacılara "tatar" denmekte idi.

bugün ise temelde kırım ve kazan tatarları olarak, iki farklı türki lehçede konuşan halk için kullanılmaktadır. aynı şekilde osmanlı zamanında yapılan göçler, ve stalin zamanında yapılan tehcirle birlikte türkiye, romanya, bulgaristan, ukrayna, finlandiya ve rusya'nın muhtelif bölgelerine yerleşmiş diğer kırım tatarları da bu gruba dahildir.

kaynak: tdv islam ansiklopedisi
türklerin tarihi: pasifik'ten akdenize 2000 yıl - jean paul roux
hunların, türklerin, moğolların ve daha sair batı tatarlarının tarih-i umumisi - joseph de guignes
devamını gör...

heyecanlıdır, güzeldir. bazen iyi bazen kötü sonuçlanır. ancak eylemin kendisi, başlangıcı ifade eder ve tek başına bu bile onu pozitif tarafta konumlayabileceğiniz anlamına gelir.

tabi ki bir sürü şekli şemali var. bu ara en popüleri büyük ölçekte sosyal medya üzerinden küçüğündeyse sözlük üzerinden olanı. biriyle ya da yarattığı karakterle (açıkçası ben bunu çok korkunç bulmuyorum) hiç iletişime geçmeden, ürettiği içerikleri okuyarak tanışabiliyor olmak harika değilse ne? tercihe bağlı, gerçekten hiç konuşmayabilir ama yansıttığı kadarıyla o kişiyi gözlemleyebilirsin. ben bayılıyorum yeni tanıştığım insanları düşünmeye mesela. bugün günü nasıl geçti diye düşünüp, satır aralarında bazen cevaplar bulup, küçük keşiflerimle eğlenip okuduklarım çoğaldıkça tahminlerde bulunup, o kişilerle ilgili hikayeler falan uyduruyorum kafamda.

siz yapmıyor musunuz?*
devamını gör...

bütün şıkları işaretleyip sorusu geçersiz sayılan öğrencinin bir üst modelidir.
devamını gör...

favori içkim. hiç meriç falan demeyin, güzel bir single malt viskinin yerini hiçbir şey tutamaz. amerikan viskileri çöp onları geçiniz. robdöşambr ile falan içmiyorum, bildiğin pijama, şort, t-shirt ile bağdaş kurup içiyorum.

(bkz: talisker)
(bkz: lagavulin)
(bkz: glenlivet)
devamını gör...

benim sevmediğim insan olmak çok kolaydır. aynı evde yasayalım mesela, sevmediğim insanla bir kelime konuşmadan 6 yıl yaşayabilirim. o kadar umursamaz davranırım. benim için koltuktan farkı kalmaz. kavga çıkarsın, bağırsın, hakaret etsin, sırf huzurum bozulmasın diye duymazlıktan gelirim. beni kıramaz, gönül koymam, sinirlendirmek için yoğun çaba vermesi gerekir.

sevdiğim insan olmak zor. valla üzülüyorum ben sevdiğim insanlara. en ufak şey olsun, kırılırım. bir ters bakışından kaçarım, sakin bir tipse ve en sonunda sesini yükselttiyse ciddi ciddi birkaç gün boyunca yataktan kalkmadan ağlayabilirim. bi de huysuzlanma dönemim vardır, kaçmak yerine savaşmaya başladığım. inadımın tuttuğu. yani ya böyle kırılgan tarafımla ya da edepsiz tarafımla uğraşıyor sevdiğim insanlar. ortasını bulacak kadar büyüyemedim. büyür müyüm yoksa hep böyle siyah ve beyaz olarak mı kalırım, bilmiyorum. bildiğim şey çoğu şeyin farkında olduğum ama onları henüz düzeltecek kadar olgunlaşmayı başaramadığım.

durum buyken kırılmayı bıraktığım zaman anlıyorum sevmeyi bıraktım. ya da sevmeyi bıraktım diye kırılmayı bırakıyorum. bir ihtimal kırıla kırıla sevgiden uzaklaşıyorum. henüz bilmiyorum.
devamını gör...

efsaneye göre mıknatıs(magnes) sözcüğü sürüsünü otlatırken ayakkabısının çivileri ve sopasının demir ucu yere yapışıp kalan magnes adlı bir çobandan gelmektedir.
bir başka varsayıma göre mıknatıs(magnes) sözcüğü, mıknatıslık özelliği taşıyan manyetit taşların bolca bulunduğu manisa(magneisa) kentinden gelmektedir.
ilk başta sadece metalleri çekme özelliğiyle ilgilenilen bu taşların daha sonraları bir ipin ucuna serbestçe asıldığında yada bir tahta parçası üzerinde suya bırakıldığında daima kuzey güney doğrultusunu gösterdiği fark edildi. sonraki yıllarda mıknatısın bu özelliğinden yararlanılarak denizciler için pusulalar geliştirildi.
günümüzde evlerde buzdolaplarının kapısının kapalı kalmasını sağlayan şeritlerde, buzdolabı kapak süslerinde, pusulalarda, elektrik motorlarında olmak üzere pek çok alanda kullanılan mıknatıslar yaşamımızın vazgeçilmez unsurlarındandır.
devamını gör...

günaydın sözlük,
güne azıcık güzel başlamışken korktuğum ve iki gündür işaretlerini gösteren şey oldu ve kronik rahatsızlığım bir anda hello ben buradayım dedi.
şirkette yada evde olsam başa çıkabilirdim ancak serviste olunca gözümden pıtır pıtır yaşlar damlayarak eşime döndüm* dikkatimi dağıtmasını istedim. biraz işe yaradı. işe geldim daha iyiyim ancak hala pek keyifli değilim. bugün de böyle geçsin madem.
devamını gör...

en sinir olduğum insani özelliğim. ağlamasam, öyle güzel konuşup, kendimi savunucam ki, ama ağlayınca sinirlendiğim kişi bir de teselliye felan başlıyorya, kendimi imha edesim geliyor o an.
devamını gör...

eski yunan komedi yazarı'dır. bulutlar adlı oyununda socrates'in öğretilerini lysistrata adlı oyununda kadınların gücünü hicvetmiştir.
devamını gör...

marshall major 3 kullanmaktayım, kulakları biraz sıksa da saatlerce müzik dinlememe engel olmadı. sesler çok temiz gelmekte ve dengeli, bas ya da tiz ağırlıklı değil. malzeme kalitesi de son derece iyi
devamını gör...

bütün bunların amerika'nın dünyayı ele geçirme planı olduğunu söyleyip komplo teorileri üreten enişte modeliyle aynı mantık seviyesine sahip kişidir.
devamını gör...

''evet dedi ben de seni aldattım.
bir kez de değil üstelik
çünkü beni çok kanattın
çok sevdiğim bir yalandın.''
devamını gör...

bizim neslin çocukluğunun efsane dizisi "çocuklar duymasin"dan haluk repliği geldi aklıma başlığı görünce.
"senin yine psikoloğun gelmiş paraları saç da rahatla."
devamını gör...

dostoyevski bir kumarbazdı. ve hep bir kumarbaz olarak kaldı. bir derebeyinin oğlu olarak babasının tüm gücünü, nüfuzunu ve zenginliğini elinin tersiyle iterek dünyanın en büyük edebiyatçısı olacağı o yola çıkmaya karar verdiğinde de bir kumar oynamıştı ve başarılı oldu, en azından edebiyat konusunda. çünkü edebiyatta kazanan çoğu zaman hayatta kaybediyor.

kumarbaz 30 gün gibi çok kısa bir sürede yazılmış bir romandır. zira dostoyevski’nin yayımcısı ile yaptığı anlaşmaya göre eğer bu kitabı zamanında teslim edemezse o andan itibaren yazacağı her şey hiçbir ücret ödenmeden yayıncıya ait olacaktı.

dostoyevski bir steno tutup - ki daha sonra onula evlenecekti- bu romanı hızla yazıp teslim ederek edebi geleceğini kurtarmış oldu.

benim okumam da çok hızlı oldu bu romanı çünkü kitabı elime aldığımda yaklaşık 2 saat sonra trt 2 kanalını “ sinema edebiyat kuşağın”da bu kitaptan uyarlama filmin yayınlanacağını gördüm ve film başlayana kadar kitabı okudum ve bitirdim. ben de böylelikle dostoyevski’ye olan hayranlığımı perçinlemiş oldum. filmde kitabın yazılma aşaması ile konusu iç içe geçmiş olduğu için kumarbaz’ın aslında dostoyevski’nin kendisi olduğunu rahatlıkla düşünebiliriz.
devamını gör...

01.
devamını gör...

bazı öğretmenler için geçerli önerme. öğretmen demeye bile şahit ister bu tipler için. adam sırf rahatı bazulmasın diye her ders çocuğa boyama verip, çizgi film izletiyor. azıcık bir şey katayım diyen öğretmene de 'aman hocam ne uğraşıyorsun bunun alacağı sınırlı zaten hahaha' deyip moral bozmaya çalışıyor, uğraşan öğretmen hem öğrenciler, hem veliler, hem idare tarafından sevilince de başlıyor bi' çekememezlik. tam diyorsun hay ben senin öğretmenliğini, seni öğretmen yapan sistemi seveyim hem de duvardan duvara vura vura ama diyemiyorsun, niye? çünkü küfür yasak bebelerin önünde.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

sanırım hiç kimseye
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim