direk olarak fiyatları çevirince avrupada araba hariç her şey türkiyeden daha pahalı bu bir gerçek. fakat her ülkenin ortalama alım gücü ve içerideki gelir dağılımı farklı. ben de birim para saçmalığı ile örnekleme yapıp ve avrupada en düşük asgari ücret 1500 euro diye konuşup duranlara gülüyorum. orda x asgari ücret olan telefon/araba burda y asgari ücret hesabı falan tamamen yanlış. baltık ülkeleri ve balkan ülkelerinde durum hiç de öyle değil. baltıklar ülkelerinde ve türkiyeye ekonomik olarak çok benzeyen polonya'da asgari ücret net 600 euro civarıyken balkanlarda romanya ve bulgaristan'da bu 400 eurolara kadar düşüyor.

türkiye'de sorun asgari ücretin çok düşük olması ve gelir dağılımının adaletsiz olması.

asgari ücret nedir, vasıfsız iş gücünün aldığı maaş. asgari ücret ne kadar düşükse, bir mal ya da hizmetin içindeki insan gücünden doğan maliyet o kadar ucuzdur. asgari ücretle üst düzey bürokratlar mühendisler arasındaki maaş farkı ne kadar açıksa asgari ücretliye çok pahalı gelen şey o tepedeki adam için o kadar daha ucuz oluyor.

şöyle bir örnek vermek istiyorum. ben türkiye'den ayrılmadan evvel senior bir yazılımcı olarak ankara'nın en iyi maaş veren firmalarından birinde o dönemin asgari ücretinin tam 7.5 katı net maaş alıyordum. yıllık bonusları falan da ekleyince 8-9 katına çıkıyordu. şu an aynı şekilde avrupada bulunduğum ülkede piyasanın en iyi maaşını veren firmalardan birinde aldığım ücret ise asgari ücretin 5 katı.

bir diğer fark da avrupa'da asgari ücretle çalışan kişi sayısı türkiyeye göre çok çok az yüzde olarak. bu da demek oluyor ki, türkiyede ben evimi temizlemeye gelen temizlikçiye türkiye'de ödediğimden 3 kat fazla para vermek durumundayım (2 yıl oldu daha temizlikçi çağıramadım seve seve kendim temizliyorum). arabamın lastiğini değiştiren elemana türkiyedekinin 4 katı para ödemek zorundayım. etin birim maliyeti daha ucuz olduğu halde aynı hamburgere 2-3 kat para ödüyorum. herhangi bir mağazadaki çinden gelen herhangi bir ürünü 2-3 katı fiyata alıyorum çünkü tezgahtarından kasiyerine güvenliğinden şoförüne herkesin maaşı daha iyi. eve matkapla iki delik delecek elemana 40 euro para vermek zorundayım daha ucuza kimse gelmiyor.

bu "türkiye'ye göre x kat para ödemem lazım"daki x çarpanı zengin avrupa ülkelerine gittikçe daha da artıyor. işte bu yüzden o gıcık olduğunuz alamancı dayılar teyzeler türkiye cennet cennet diyor, avrupa çoggghh bahalı, domatesi taneynen alıyoz diyor. avrupa'da kazandığı asgari ücretle alamayacağı hizmete göremeyeceği hörmete türkiye'ye tatile geldiğinde erişebiliyor, 5 yıldızlı otelde kalıp en kral kebapçıya gidebiliyor.

özetle avrupada gelir dağılımı daha adaletli. hizmet sektöründe çalışan adam da alnını terinin karşılığını alıyor. öyle mühendisler hakimler doktorlar da lüks hayatlar yaşamıyor. buranın cumhurbaşkanı net 6bin euro maaş alıyor. asgari ücret net 600 euro. türkiye'de 10 katı değil 30 katı fazla maaş alıyor cumhurbaşkanı. işte olay burada kopuyor.

eh o zaman iko hazretleri buyur geri gel neden avrupadasın madem ağlıyorsun hayat pahalılığından diyenleri duyar gibiyim. evet türkiye'de olsam araba ve devletin fahiş vergi koyduğu bazı kalem mallar hariç her şeyi, özellikle de hizmet denen şeyi çok daha rahat satın alabilirdim ama satın alamayacağım şeyler var.

1- gelir dağılımının adaletli olması suç oranını düşürüyor. kimse para için birbirini kesmiyor dövmüyor. hırsızlık gasp çok daha düşük. herkes işinde gücünde. can güvenliğim ve huzurum her şeyden kıymetli. varsın evimi kendim temizlerim ev tamiratımı kendim yaparım.
2- eğitim sistemi ve eğitim imkanları daha iyi. çocuğum kaliteli eğitim alsın diye servet ödemek zorunda değilim.

türkiye için çözüm ne? türkiye'de meslek grupları ve seviyeleri arasındaki gelir uçurumunu azaltmak, asgari ücreti arttırmak. ama mevcut şartlarda bu üst gruptaki beyaz yakalının ve patron tayfasının işine gelmez. aradaki uçurum kapandıkça üstteki beyaz yakalının keyfi için aldığı normalde lüks denebilecek tüm hizmetler pahalanacak, patron daha az kazanacak, ucuz işgücü üzerine kurulu yüksek kar marjları düşecek. herşeyin fiyatı bir miktar yükselecek. asgari ücretli için alması eskisine göre daha kolay olurken eskiden kral olan beyaz yakalı için zorlaşacak. artık her ikisi de gidip starbucks dan kahve alabilecek. bu dengeyi zamana yayarak sağlayabilmek için de üreten bir ülke olmak şart. üretmeden bir halt olmaz. üreteceksin ki istihdam yaratacaksın. istihdam yaratacaksın ki mimarın mühendisin vasıflı eğitimli elemanın asgari ücrete muhtaç olmasın. bunu yapmazsan. döviz süreklü yükselir, anca komisyoncu alsatçı ve sürekli artan fiyatlarla para ve borç döndüren saçma sapan bi ekonomi olarak devam edilir.
devamını gör...

evet efendim o günleri gördük. diğer yazarlar detaylı anlatmışlar konuyu zaten.

biraz saçı uzun olan gençler, siyah giyenler, marjinal görünenler hemen gammazlanırdı. sonra evleri didik edilir, şeytandır şudur budur bir şeyler aranırdı.

o dönem yurttayken de bir kızı arkadaşları ihbar etmiş, dolabı didik didik edilmişti. sonra ne bulduysalar artık, kızı yurttan kovmuşlardı.uzaktan uzağa bilirdim kızı, sessiz sakin bir kızdı halbuki.

neyse ki bitti o karanlık geçmiş. yoksa uzun saçlı erkeklerimiz, siyah giyinenlerimiz hemen yaftalanırdı.
devamını gör...

hepimiz için mutlu, huzurlu, sağlıklı ve sevdiklerimizle birlikte geçireceğimiz bir yıl olman dileğimle.. hoşgeldin 2021.
ekleme : doğru insanların yanlış insanlarla karşılaşmadığı ve sınanmadığı bir yıl ol.
devamını gör...

derde düşüp hiç kan aramamış kişilerin maalesef önemsemediği bağıştır. özellikle negatif olanların (zor bulunan) allah rızası için bunu yapmaları gerekmektedir. cana can katar o kadar mühimdir. *
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

bu gece kulübün en afili üyesi benim, anam ameliyat olacak, haram oldu bana uyku.
devamını gör...

edebiyatta, halkın duygu ve düşüncesini özlü bir şekilde dile getiren, en duygusuz kişileri duygulandıran, en uyuşmuş gönülleri heyecanla dolduran bir halk şiiri türüdür.
hoyrat kelimesinin bu şiir türüne ad olması konusunda çeşitli görüşler vardır. bize göre hoyrat, gerek söz ve gerekse kendine has ezgisiyle yiğitlik ve mertlik havası uyandıran; sevda, gurbet, sevinç, keder, yas, vatan sevgisi, kin, v.b. duyguları işleyen; sanat kavramından az çok nasibini almış, klasik unsurlarla beslenmiş bir türk halk edebiyatı ve müziğinin birlikte adıdır.

düşte gör düş de gör/ hayalde gör düşte gör/bu aşktan çektiğimi/sen de bir yol düş de gör.
devamını gör...

kaplamada kullanılan çikolatası oldukça kalitelidir ve benzer ürünlere göre ucuzdur da.
devamını gör...

3 sene önce kamp yapmaya gittik, o zamanlar kamp yapmak yasak değildi, gece manzarası da süperdi, o gece yakamoz da vardı... ama meğer sabah bizi bekleyen bir sürpriz varmış, sabah uyanıp da çadırı toplarken altından büyükçe bir akrep çıkması ile büyük bir şok yaşamıştık, salda gölü deyince aklıma hep o akrebi gördüğüm an geliyor.
devamını gör...

buyrun çaya...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

doğru söylemiştir. senin ne haddine?
hz. vahşi bir sahabedir, kendisine ayet inmiştir.
buradaki bazı arkadaşlar meseleyi yanlış anlamış, bu adamı toz tanesi kadar sevmem ama doğru söylemiş.
devamını gör...

her birinin çözümünün değeri 1 milyon dolar olan 7 adet matematik problemidir.bu soruları 2000'de massachusetts clay matematik enstitüsü, şimdiye kadar çözümlenememiş matematik sorularının en zorlarından seçip belirlemiş ve çözümleri için ödül koymuştur. bu problemlerin bazılarının sadece matematiği ilgilendirmeyip hayattaki birçok gizemi çözebileceği düşünülüyor. mesela daha gelişmiş uzay mühendisliği ve siber güvenlik yöntemleri ile şimdikilerden daha etkili ilaç tedavileri bunlardan sadece birkaçı.bazılarının ise evrenin işleyiş düzenini felsefi açıdan anlamak için katkı yapabileceği sanılmakta. bu problemler;
1)yang-mills ve kütle aralığı problemi
2)riemann hipotezi
3)p,np'ye karşı problemi
4)navier-stokes denklemleri
5)hodge kestirimi
6)poincare kestirimi
7)biech ve swinnerton-dyer kestirimi'dir.

bu soruların 6 tanesi henüz çözülememiş olsa da 6.soru dr.grigoriy yakovlevich perelman tarafından 2002'de çözülmüştür.zaten perelman bu çözümüyle matematiğin nobel'i olan fields madalyası'ını kazanmıştır.fakat kendisi hem 1 milyon dolarlık ödülü,hem de fields madalyası'nı reddetmiştir.
umut verici birkaç hipotez çözüm mevcut olsa da henüz kesin çözümü olan başka milenyum problemi yok. zaman daralıyor efendim. tik tak.
devamını gör...

insanlıktan nasibini alamamış yazar beyanı.
devamını gör...

merhaba,

sözlüğün kıymetli birkaç üyesi ile sohbet arasında konuştuğumuz bir fikirdi. bir ekleme de ben yapayım;

sizlerden gelecek şarkılardan oluşacak olan live djin` set, tamamen stüdyo ortamında yapılacak olup; bootleg ve promo remix olarak tekrar düzenlendikten sonra çalınacaktır. yani spotify mantığı ile buradan belirlenen şarkılar belirli bir sıra dahilinde, player vasıtasıyla çalınmayacaktır.

rock, metal, blues gibi ayırım yapılmadan (taverna müziği ve arabesk istisnadır.) elektronik müzik tandanslı ve yılbaşı konseptine uygun hale rework edilebilecek şarkıların tamamı listeye dahil olabilir.

set, kayıt olarak download a açık olacak olup, belki sizler için 2021 ve normal sozluk'e dair küçük de olsa bir hatıra niteliğinde olacaktır.

bilgilerinize.
devamını gör...

bu hayatın kalitesi nasıl arttırılır sorusunun cevabıdır.
devamını gör...

karanlığa mahkum olmayı seviyorum. ışığı kapatıp karanlıkta otursam bu kadar mutlu olmam.
devamını gör...

idam birden bire öylece gelivermez. ekonomi gibidir, talep edersin ve arz edilir. fakat bu talep ve arz korelasyonu psikolojik ve sistematik bir şekilde yürütülür. hukuk kurallarının; coğrafyanın kültürüne, yaşayış biçimine, örf ve adetlere göre dizayn edilmesi gibi.

medyaya günlerce, haftalarca belki de aylarca servis edilen hayvanlara işkence haberlerini izledik. daha da ileri gidilerek işkencenin boyutları değişti ve hayvanları katletme haberleri başladı. ayakları, kulakları veya kuyrukları kesilen, işkence edilen hayvanları gördük. hayvanlar ve insanlar form olarak birbirlerine benzerdir. insan beyni de -form olarak kendisine daha yakın olana- hayvana veya insana empati kurmak konusunda daha iyimser bir yaklaşım sergiler. bu sebeple bir hayvanın öldürülmesi ve bir insanın öldürülmesi beyinde aynı bölgeyi uyarır ki temeldeki eylem aynıdır, öldürmektir.

yani süreç hayvanlara işkence ile başladı. sonra hayvanlar ölmeye/tecavüz edilmeye başlandı. hayvanlardan sonra sıra insanlara geçti ki irrasyonel duyguları ve empatiyi daha da harekete geçirmenin en etkili yolu da buydu. sürekli olarak medyaya servis edilen haberlerin konuları; kadına şiddet, kadına tecavüz, çocuğa tecavüz, çocuğun cinsel istismarı boyutlarına taşındı. sonra birisi çıkıp idam diye haykırdı. zaten büyük kitleleri arkasına almış iktidar kalkıp “halkımız isterse getiririz” dedi. halbuki halk istemedi, zorunda bırakıldı.

fakat şahsi fikirlerimce eklemek isterim ki: yaygın kanının aksine, cinsel istismar ve tecavüz cinsellik değil cinsel şiddettir. yani şiddet uygulamak için cinselliğin kullanılmasıdır. cinsel istismar ve saldırı suçları failleri cinsel dürtüleri ile değil, şiddet uygulamaya hakları olduğuna inançları ile hareket ediyorlar.

gündemdeki tartışmalara dönüp baktığımızda sorun olarak kabul edilmekte olanın cinsel şiddet olmadığını görüyoruz. kuşkusuz bu yaklaşımın ardında kadınlara, çocuklara ve tüm saydığım olaylarda şiddet uygulamanın erkeklere tanınmış hak olduğuna dair maalesef toplumsal ve politik bir kabul var.

linç kültürünü beslemek, idam/hadım gibi insanlık dışı cezaların uygulanması için kamuoyu hazırlamak, toplumsal bir sorunu tek tek “suçlu bireylere” indirgeyip sorumluluktan sıyrılmak gerçek adaletin tesisine yeğ kılar. ama bu çocukları, hayvanları veya kadınları kurtarmaz. kimsenin vicdanını da kurtarmaz. çünkü tezahür eden her yeni olay, daha da büyüyen şiddetiyle bir daha “temizlenmesi gereken vicdanlar” yaratır.

açık ve net; kadın cinayetlerine, çocuk istismarına, şiddete, tacize, tecavüze karşı ilk talep “eşitlik” olmalıdır. herhangi bir cinsin egemenliğini veya şiddeti semirten, büyüten düzeni reddetmektir. çünkü, eşitlik yoksa suç da ceza da hep ezileni eksiltir.
devamını gör...

how i met your mother dizisinde ki kurgu bir karakter olan çılgın kazanova barney stinson tarafından, arkadaşlarının barda takılan bir grup çekici kadını göstermesi üzerine bunun bir yanılsama oluduğunu ortaya atmasıyla ilk kez gündeme gelmiştir.

çekicilik kat sayımızın çevremizdeki kişilerle doğru orantılı olması temeline dayanan bu teori, bir grup insanın* hep birlikteyken daha çekici ve seksi görünmesi anlamına geliyor. grup çekiciliği etkisi olarak da tanımlayabileceğimiz bu etki, grup üyelerinin tek tek değerlendirildiğinde grup olarak taşıdıkları çekiciliği kaybettiklerini savunur.

amigo kız etkisi olarak adlandırılmasının sebebi, amigo gruplarından hareketle tek tek bakıldıklarında çekici gelmeyen kızların bir arada olduklarında daha çekici gelmelerinin farkına varılmasıdır. bu duruma, nedimeler paradoksu ya da spice girls komplosu da dendiği duyulmuştur.

bu etkinin gerçekten var olabileceğini keşfeden kaliforniya üniversitesi, 2013 yılında çok sayıda katılımcının yer aldığı bir deney yaptı. üçer kişilik kadın ve erkek fotoğrafları gösterilen deneklerden resimleri çekiciliklerine göre puanlamaları istendi. sonra başka deneklere tek tek oldukları fotoğraflar sunularak tekrar puanlamalar alındı. sonuçların karşılaştırılmasında grup olarak sunulan fotoğrafların tek tek gösterilenlere oranla çok daha yüksek puanlar aldığı görüldü. böylelikle ortalama simaların grup halinde olduklarında daha çekici geldikleri kesinlik kazanmış oldu.

pazarlamacılık alanında da kullanılan bir yöntem olan bu teoriyi pekiştirmek adına hepimizin fark ettiği bir şeyi daha eklemek istiyorum. herhangi bir mobilya kataloğunu ya da bir kıyafet kataloğunu incelediğinizde ürünlerin tek tek parça parça sunulmasından ziyade bir odanın içinde yerleştirilmiş veya bir mankenin üzerinde değişik aksesuarlarla, kıyafetlerle desteklenmiş şekilde gruplandırılarak sunulduğu görmüşüzdür. tek başına cazip gelmeyen bir koltuk veya bir t-shirt, belli bir kompozisyon içerisinde sergilendiğinde ya da bir manken üzerinde bir başka pantolonla, ceketle kombin edildiğinde gözümüze çok daha cazip gelmektedir. bu bir pazarlama tuzağıdır. etkilenmemek istiyorsanız ilgi duyduğunuz her şeyi mutlaka tek tek ele alarak değerlendirin bu daha tutarlı olacaktır.

madem kalabalık olunca daha çekici oluyoruz öyleyse toplanalım 10 kişilik ekiple süper çekici bir şekilde alemlere akalım diye düşünenler varsa, orada durun.! yapılan bir başka çalışma da göstermiştir ki en ideal grup oluşturacak sayısının maksimum 4 olduğudur. grubu oluşturanların sayısı 4'ün üzerine çıktığında sonuca bir etkisinin olmadığı ispatlanmıştır.*

gereksiz bilgiler içeren hissiyat;
şüphesiz bir gerçektir ki beğenilmek insan ruhunu besleyen bir durumdur. bir başkası tarafından beğenildiğimizi hissettiğimizde mutluluk hormonu salgılarız. beynimiz, hep olsun daha fazla salgılasın istediğimiz serotonin ve dopamin hormonlarını salgılar. böylelikle vücudumuzun en ihtiyaç duyduğu duygulara ulaşmış oluruz. psikologlar başkalarının beğenilerine göre kendimizi şekillendirmenin bizi zamanla çok mutsuz edebileceğini belirtmiştir. böylesi durumlarda bireylerin kendi mutluluklarını bir başkasının onayına bağılı kılması sağlıklı bir özgüvenden bahsetmemizi engeler. 'o beğenirse mutlu olurum', 'o bana ilgi gösterirse kendimi iyi hissederim' veya 'ya beni beğenmezlerse?' gibi düşüncelerin sonucunda kaygı, takıntı hatta depresyon bile ortaya çıkabilir. önceliğin her daim kendimiz olduğunu belirtmek isterim. kendisine, ruhuna özveriyle yaklaşan insanlar, dışarıdan gelecekleri yani 'onaylanma ihtiyacını' bir kenara bırakmış olur. siz kendinizi beğenip sevmezseniz, başkasının sizi beğenmesi veya sevmesi pek mümkün olamamaktadır.

hayatınızda size sunulan bilgiler ve nesneler grup halinde sunulduğunda ya da siz genelleme yaparak ele aldığınızda ne kadar farkında olursanız olun, zihninizin ve gözlerinizin sizi yanıltabileceğini asla unutmayın.. kişisel ilişkilerinizde kimseyi kimseyle karşılaştırmayın arkadaşlar, genellemeleri baz alarak kişileri olumsuz kişilerle aynı kefelere koymayın. bunu yaptığınız taktirde yanılmanız ve üzülmeniz muhtemeldir..

-buraya kadar okudunuz madem don't let me be misunderstood parçasını da dinleyiveriniz..*
devamını gör...

seni saklayacağım

seni saklayacağım inan
yazdıklarımda, çizdiklerimde
şarkılarımda, sözlerimde.

sen kalacaksın kimse bilmeyecek
ve kimseler görmeyecek seni,
yaşayacaksın gözlerimde.

sen göreceksin duyacaksın
parıldayan bir sevi sıcaklığı,
uyuyacak, uyanacaksın.

bakacaksın, benzemiyor
gelen günler geçenlere,
dalacaksın.

bir seviyi anlamak
bir yaşam harcamaktır,
harcayacaksın.

seni yaşayacağım, anlatılmaz,
yaşayacağım gözlerimde;
gözlerimde saklayacağım.

bir gün, tam anlatmaya...
bakacaksın,
gözlerimi kapayacağım...
anlayacaksın.

-özdemir asaf.
devamını gör...

üst üste gelen zamlar neticesinde, artık hoşlanma durumunu gösteren zevk cümlesi.
evet evet şurama da zam, oh evet buramada zam, devam et evet orama da zam...
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim