edinilmiş en kıymetli hayat tecrübesi
kadınların aşık olduğunu sadece akıllı erkekler anlar.
devamını gör...
chernobyl
ilk çıktığı zamanlarda koşa koşa izlemiş olduğum başarılı mini dizi. hbo'nun zaten boş bir proje üstlendiğini hatırlamıyorum.
yayına ilk girdiği dönem bazı ideolojik saplantısı bulunanlar dizinin gerçekleri çarpıttığını ima eden sayfalar dolusu yazılar yazıp mesnetsizce eleştiriler düzmüştü. yahu böyle bir facia yaşandı mı yaşanmadı mı? sscb'nin ihmali var mı yok mu? o dönem yaşanmış olayları %100 yansıtmak tillahı gelse imkansız bu sektörde. ancak bu dizi bir dizi veya film ne kadar gerçekçi olabilirse o kadar gerçekçi şekilde çekilmiş. dekorlar, oyunculuklar, dönemin ruhu yansıtan atmosfer ve dünya üzerindeki siyasi havanın yansımaları çok net bu faciadan bihaber olan izleyicide bile merak uyandırmış ve enerjisini seyirciye geçirmiştir. dizinin ilk bölümünden itibaren tarafsızlığı tartışma konusu olmuştu ancak bana göre olabildiğince tarafsız kalmaya çalışılmış. tabi bu sektörde tam orta noktada durabilmek cidden çok zor o yüzden tartışmaların çıkmış olmasını yadırgamıyorum.
dizide korkutucu sahneler mevcuttur ki bir facia nasıl anlatılabiliyorsa öyle anlatılmıştır ve bu sahneler de gayet yerinde olmuş. 3. ve 4. bölümlerdeki kaos ortamı ve gerginlik izlerken insanın ruhuna işliyor resmen. bu sebeple bir oturuşta bitirilebilecek bir dizi. diziyi izlerken şunlar da çok rahatlıkla farkedilebiliyor; sovyetlerin insanı bezdiren sıkıcı bürokrasisi, sscb'de devlet kademesinde bulunan yöneticilerin asla sorumluluk kabul etmemesi ve bu tip facialar karşısında gereğinden fazla soğukkanlı oluşları ve abd ile girişilen soğuk savaş'a sırf bok sürdürmeme sırf rekabette geri kalmama gayesi uğruna insanını felakete sürükleyen yönetim anlayışı.
oyunculardan jarred harris efsane iş çıkarmış. emily watson ise ulana khomyuk'u oynuyor ve dizide tarafını tutabileceğimiz bir karakter olarak resmen "ben burdayım" diyor. diğer oyunculardan da tek tek bahsetmeye gerek yok, içinde bir tanesine bile şu adam kötü oynamış diyemem.
dizinin imdb'de 9,4 puanı var. sonuna kadar hakediyor. keşke izlememiş olsaydım da aynı heyecanla tekrar izleyebilseydim.
yayına ilk girdiği dönem bazı ideolojik saplantısı bulunanlar dizinin gerçekleri çarpıttığını ima eden sayfalar dolusu yazılar yazıp mesnetsizce eleştiriler düzmüştü. yahu böyle bir facia yaşandı mı yaşanmadı mı? sscb'nin ihmali var mı yok mu? o dönem yaşanmış olayları %100 yansıtmak tillahı gelse imkansız bu sektörde. ancak bu dizi bir dizi veya film ne kadar gerçekçi olabilirse o kadar gerçekçi şekilde çekilmiş. dekorlar, oyunculuklar, dönemin ruhu yansıtan atmosfer ve dünya üzerindeki siyasi havanın yansımaları çok net bu faciadan bihaber olan izleyicide bile merak uyandırmış ve enerjisini seyirciye geçirmiştir. dizinin ilk bölümünden itibaren tarafsızlığı tartışma konusu olmuştu ancak bana göre olabildiğince tarafsız kalmaya çalışılmış. tabi bu sektörde tam orta noktada durabilmek cidden çok zor o yüzden tartışmaların çıkmış olmasını yadırgamıyorum.
dizide korkutucu sahneler mevcuttur ki bir facia nasıl anlatılabiliyorsa öyle anlatılmıştır ve bu sahneler de gayet yerinde olmuş. 3. ve 4. bölümlerdeki kaos ortamı ve gerginlik izlerken insanın ruhuna işliyor resmen. bu sebeple bir oturuşta bitirilebilecek bir dizi. diziyi izlerken şunlar da çok rahatlıkla farkedilebiliyor; sovyetlerin insanı bezdiren sıkıcı bürokrasisi, sscb'de devlet kademesinde bulunan yöneticilerin asla sorumluluk kabul etmemesi ve bu tip facialar karşısında gereğinden fazla soğukkanlı oluşları ve abd ile girişilen soğuk savaş'a sırf bok sürdürmeme sırf rekabette geri kalmama gayesi uğruna insanını felakete sürükleyen yönetim anlayışı.
oyunculardan jarred harris efsane iş çıkarmış. emily watson ise ulana khomyuk'u oynuyor ve dizide tarafını tutabileceğimiz bir karakter olarak resmen "ben burdayım" diyor. diğer oyunculardan da tek tek bahsetmeye gerek yok, içinde bir tanesine bile şu adam kötü oynamış diyemem.
dizinin imdb'de 9,4 puanı var. sonuna kadar hakediyor. keşke izlememiş olsaydım da aynı heyecanla tekrar izleyebilseydim.
devamını gör...
akışına bırakmak
hem akışına bırakmak hem bırakmamak, dengeyi tutturmak.
nasıl olacak?
ben beceremiyorum bu işi.
yapabilene helal olsun.
nasıl olacak?
ben beceremiyorum bu işi.
yapabilene helal olsun.
devamını gör...
bir abinizin normal sözlük gözlemleri
kesinlikle katılıyorum. çoğu zaman şuraya girdiğimde ülkede ne olmuş/insanların bakış açısı ne diye bakmak için giriyorum ama hiç bir konu benlik değilmiş gibi geliyor. önemli konular gündeme gelmiyor, nadiren yazan olsa da başlık pek kimsenin ilgisini çekmiyor.
devamını gör...
erkek yazarlardan kadın yazarlara sorular
#618058 1- ses sanatlarını seçerdim ve insan kulağının algılayabileceği en yüksek frekansa ayarlardım. bir süre dinleyince zaman kavramı yavaştan yok oluyor, bununla bağlantılı olarak da fizik bilimini seçerdim.
2- ambiyans müziğinin soft melodileri.
3- afrika örgüsü yapılmış saçlarını geriye savuran elektrogitarlı kadın.
4- gerçek nesneldir, doğruluğun nesnel ya da öznel olabilmesi için düşünce kavramının öznel ve nesnelliğinden bahsetmek gerekir. dinamik düşünceyle bu pek mümkün olmaz.
5- yokluk var olan tek yokluktur.
2- ambiyans müziğinin soft melodileri.
3- afrika örgüsü yapılmış saçlarını geriye savuran elektrogitarlı kadın.
4- gerçek nesneldir, doğruluğun nesnel ya da öznel olabilmesi için düşünce kavramının öznel ve nesnelliğinden bahsetmek gerekir. dinamik düşünceyle bu pek mümkün olmaz.
5- yokluk var olan tek yokluktur.
devamını gör...
online alışveriş
rahat alışveriştir. parmağınızı kaydıra kaydıra alırsınız ne güzel. fakat sıkıntı yarattığı durumlar da olmuyor değil. geçen aldığım bir üründen sonra kartı kopyalmışlar herhalde. bir mesaj geldi. vatandaşın teki benim kartla pizza yemiş. hayır vizyonsuzluğuna mı üzüleyim, kartı tekrar çıkarmak zahmetlerine girdiğime mi?
neyse afiyet olsun kardeş.
neyse afiyet olsun kardeş.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının ilginç alışkanlıkları
lahmacuna sarılı adana yemek gibi skandal bir alışkanlığım var.
devamını gör...
engelli biriyle evlenmemek
eğer ki sırf engelli diye koşarak kaçıyorsanuz karakter ile alakalıdır, yorum yapmam.
ancak kendinizde onda destek olacak, hayatı paylaşacak, derdine ortak olacak gücü göremiyorsanız derhal mevcut ilişkiyi de sonlandırıp kalp kırmamalısınız. evet hepimiz bir engelli adayıyız, hayatın bize neler getireceğini bilemeyiz. hayatınızdaki insan zaten engelli ise sağlam bir psikolojiye ihtiyacınız var. hiç kimse oyuncak değil, evlilik de bir oyun değil ancak bu insanlara bir tık daha hassas olunmalı diye düşünmekteyim.
ancak kendinizde onda destek olacak, hayatı paylaşacak, derdine ortak olacak gücü göremiyorsanız derhal mevcut ilişkiyi de sonlandırıp kalp kırmamalısınız. evet hepimiz bir engelli adayıyız, hayatın bize neler getireceğini bilemeyiz. hayatınızdaki insan zaten engelli ise sağlam bir psikolojiye ihtiyacınız var. hiç kimse oyuncak değil, evlilik de bir oyun değil ancak bu insanlara bir tık daha hassas olunmalı diye düşünmekteyim.
devamını gör...
cahit zarifoğlu
"otogarlar düğün salonlarından daha samimi sarılmalar görmüştür. ve hastane duvarları da cami duvarlarından daha fazla inanan"
sözünün sahibi ve saygı duyulası insan.
sözünün sahibi ve saygı duyulası insan.
devamını gör...
dark moor
köklü bir ispanyol power metal grubudur. 1993'te kurulmuşlardır ve encyclopaedia metallum'a* göre hala aktiflerdir. sonuncusu 2018'de olmak üzere, şu ana kadar 11 tane stüdyo albümü çıkartmışlardır. ben 2009'a kadar (2009 da dahil) çıkarttıkları albümleri epey beğeniyorum. favorim, beyond the sea albümleridir. ilk zamanlarındaki tarzları fazlaca "tipik"* power metal mahiyetindeydi. 2003'te vokalleri devralan alfred romero ile birlikte grup daha modernize edilmiş bir yola girdi. * gene de power metal türünde müzik yapmayı sürdürdüler. bu türde falconer ve nocturnal rites gibi gruplarla birlikte anılan topluluklardan biridir dark moor. bir blind guardian veya rhapsody of fire kadar bilinmeseler de, power metal ile ortalama düzeyde ilgilenenler bu grupla bir şekilde tanışırlar, normalde. gene de power metalin "prime"ı geçeli çok oluyor. bugün, böyle gruplarla karşılaşmak, eskisi kadar kolay da değil.
açıkçası, grubun son iki albümüne katlanamadım. metal müzikte böylesi bir "düşüşe" * az rastlamışımdır, belki de hiç rastlamamışımdır. keşke falconer yerine bunlar dağılsaydı demekten de kendimi alamıyorum. falconer, zirvede bıraktı; dark moor ise dibe vurmaya kararlı gibi görünüyor.
o halde, eskileri dinlemeye devam.
açıkçası, grubun son iki albümüne katlanamadım. metal müzikte böylesi bir "düşüşe" * az rastlamışımdır, belki de hiç rastlamamışımdır. keşke falconer yerine bunlar dağılsaydı demekten de kendimi alamıyorum. falconer, zirvede bıraktı; dark moor ise dibe vurmaya kararlı gibi görünüyor.
o halde, eskileri dinlemeye devam.
devamını gör...
dede evi yorganı
iki dedem de ben doğmadan çok önce vefat ettiği için nasıl bir şey olduğunu bilmediğim yorgandır.
devamını gör...
baby driver
sadece açılış sahnesi için bile izlenebilecek aksiyon türündeki, bol müzikli bir film.
devamını gör...
sıçtın mavisi
proje deadlineları yaklaştıkça sıklıkla rastlanan ve insanın içinin acıyarak rengini kaybetmemesini dilediği gıcık ötesi renk.
devamını gör...
yaş ilerledikçe azalan şeyler
hayaller ve beklentiler
devamını gör...
türkiye'de lider olmaması sorunsalı
lideri gectim uc tane akli selim siyasetci yok.bu konuda o kadar düsmüsüz ki, selahattin demistas'tan medet uman bir kesim var.
devamını gör...
lucifer (yazar)
peçeteden kendi imkanlarıyla doğduğunu tahmin ettiğim yazarımsı.*
devamını gör...
arsen lüpen
ilk olarak je sais tout’da tefrika edilmeye başlanan kibar hırsız arsen lüpen sonraları çok fazla rağbet gördü. yazar maurice leblanc kendisini üne kavuşturan karakteri 15 temmuz 1905'te kaleme almaya başlamıştı. yazar karakteri oluştururken ünlü fransız anarşist ve akıllı bir hırsız olan marius jacob' dan esinlenmiştir. oldukça kıvrak bir zekaya sahip olan hırsızımız fransız halkı tarafından da çok sevilmektedir. bu sebeptendir ki kendisine "kibar hırsız" lakabı verilmiştir. kan sevmediği için soygunlarında mümkün olduğunca en az seviyede silah kullanan birisidir. kılık değiştirme konusunda o kadar usta birisi ki kimse onun gerçek kılığıyla görememiş bile. kendisine has bir gazetesi ve elbette yaptıklarını anlatan bir gazeteci bulunmakta. bir nevi sherlock'taki john karakteri gibi. elbetteki arsen'in peşinde onunla kafayı bozmuş olan bir dedektif bulunmakta: ganimard. yazar leblanc meslektaşı olan sir conan doyle'le ve karakteri sherlock holmes'e atıfta bulunur kitabında. hatta sırf bu yüzden arsen lüpen'i herlock sholmes adında ingiliz bir dedektifle karşı karşıya getirir. sherlock holmes' den sonra en sevdiğim polisiye türünde 2. kitap seri karakteri oldu diyebilirim. hatta peyami safa, server bedi takma adıyla yazdığı cingöz recai isimli karakteri arsen lüpen'den etkilenerek oluşturmuştur. favori kötü karakterim (aslında anti-kahraman) olur kendileri.
devamını gör...


