tarihte bugün
3 mart 2013 müslüm gürses'in vefatı.
allah rahmet eylesin.
allah rahmet eylesin.
devamını gör...
akp'ye sürekli çamur atan tip
(bkz: başlıklarını engelle butonu)
devamını gör...
manzara fotoğrafçılığı
sözlüğümüzün bilgi kütlesini artırmak için açtığım başlıklardan bir tanesi.
manzara fotoğrafçılığı demek,önüne gelen doğallığı,güzelliği,bazen bir yapıyı çekmek demektir bana göre.fotoğrafçılığın temel kuralları dışında pek bir kurala uymaksızın çekilebilir.ürün fotoğrafçılığı başlığında bahsettiğim etik değerler pek göz önünde bulundurulmaz.çünkü bu alanda ticari kaygı güdülmez.
fotoğraçılığın temel kuralları dedik,başka başlıklara sizi göndermeden,burada temelden anlatalım.
a)ışık:ışık bir nesneyi olması gerektiği gibi de gösterir,olmaması gerektiği gibi de.ışık kaynağını doğru ayarlamak,gölgeyi etkiler.dolaylı olarak fotoğrafın kalitesini de.
b)kompozisyon:kompozisyon dediğimiz şey aslında kadraja aldığımız görüntüdür.kadrajda istenmeyecek görüntüler olmadığı takdirde o kompozisyon,iyi kompozisyondur.
c)planlama:hayatımızın temel ögesi olması gereken bu kavram burada da karşımıza çıkıyor.ürün fotoğrafçılığı başlığında bahsettiğim sorular gibi sorularla yol haritanızı çıkarabilirsiniz.misal;'ne çekeceğim,ne arıyorum,nerede çekeceğim,ne zaman çekeceğim?' gibi sorular temeldir.size yol haritası verir ve de fotoğrafta mükemmeli ararken size yardımcı olur.
500px,shutterstock,vsco gibi büyük adreslerde birçok örnek bulabilirsiniz.buralardaki örnekleri analiz ederek,hangi ortamda nasıl çekim yapılır,sorusuna yanıt arayabilirsiniz.tabi ki kendinizi bir kalıba sokamazsınız.çünkü binlerce açı,binlerce kompozisyon yaratmak mümkündür.
(google bile bu konuda bir derya.)
bir başka bilgilendirici entaride görüşmek üzere.
(bkz: ürün fotoğrafçılığı)
(bkz: düğün kameramanlığı)
(bkz: fotoğraf renklendirme)
örnek verecek olursak da,legal torbacı adlı yazarın fotoğraflarını verebiliriz.
#172694
ayrıca çeşitli örnekler için (bkz: kafa sözlük yazarlarının çektiği fotoğraflar) başlığını ziyaret edebilirsiniz.
manzara fotoğrafçılığı demek,önüne gelen doğallığı,güzelliği,bazen bir yapıyı çekmek demektir bana göre.fotoğrafçılığın temel kuralları dışında pek bir kurala uymaksızın çekilebilir.ürün fotoğrafçılığı başlığında bahsettiğim etik değerler pek göz önünde bulundurulmaz.çünkü bu alanda ticari kaygı güdülmez.
fotoğraçılığın temel kuralları dedik,başka başlıklara sizi göndermeden,burada temelden anlatalım.
a)ışık:ışık bir nesneyi olması gerektiği gibi de gösterir,olmaması gerektiği gibi de.ışık kaynağını doğru ayarlamak,gölgeyi etkiler.dolaylı olarak fotoğrafın kalitesini de.
b)kompozisyon:kompozisyon dediğimiz şey aslında kadraja aldığımız görüntüdür.kadrajda istenmeyecek görüntüler olmadığı takdirde o kompozisyon,iyi kompozisyondur.
c)planlama:hayatımızın temel ögesi olması gereken bu kavram burada da karşımıza çıkıyor.ürün fotoğrafçılığı başlığında bahsettiğim sorular gibi sorularla yol haritanızı çıkarabilirsiniz.misal;'ne çekeceğim,ne arıyorum,nerede çekeceğim,ne zaman çekeceğim?' gibi sorular temeldir.size yol haritası verir ve de fotoğrafta mükemmeli ararken size yardımcı olur.
500px,shutterstock,vsco gibi büyük adreslerde birçok örnek bulabilirsiniz.buralardaki örnekleri analiz ederek,hangi ortamda nasıl çekim yapılır,sorusuna yanıt arayabilirsiniz.tabi ki kendinizi bir kalıba sokamazsınız.çünkü binlerce açı,binlerce kompozisyon yaratmak mümkündür.
(google bile bu konuda bir derya.)
bir başka bilgilendirici entaride görüşmek üzere.
(bkz: ürün fotoğrafçılığı)
(bkz: düğün kameramanlığı)
(bkz: fotoğraf renklendirme)
örnek verecek olursak da,legal torbacı adlı yazarın fotoğraflarını verebiliriz.
#172694
ayrıca çeşitli örnekler için (bkz: kafa sözlük yazarlarının çektiği fotoğraflar) başlığını ziyaret edebilirsiniz.
devamını gör...
tayyip erdoğan'ı sevmeyip ülkesinde gezmek
(bkz: insanların gerçekten küfürsüz konuşamıyor olması) ilgili başlığa gereken açıklama yapıldı.#463950
bu düşüncedeki insanların kulakları çınlıyor olmalı.
bu düşüncedeki insanların kulakları çınlıyor olmalı.
devamını gör...
ponçik savar kulübü
bana verin yetkiyi, ponçiklerin nasıl savuşturulacağına dair etkiyi görün. içimdeki kim jong-un'un çıkmasından korkuyorum. bence asıl sorun bu ponçiklerin yancıları. tam bir baş belasıdır bunlar. bu ponçikler önden önce yancılarını gönderir sonra kendileri ile muhatap olursunuz. bir de onlar ile muhatap olursunuz. #876476 no'lu tanımdan da göreceğiniz üzere zamanında bunlara karşı net bir tavır takınmıştık ancak kitlelere yeterince ulaşamamıştı. şimdi ise sesimizi daha gür bir biçimde çıkarma şansına sahibiz.
edit: unutmuşum, bunlar bir de birbirinin doğum gününü kutlamaktalar.
edit: unutmuşum, bunlar bir de birbirinin doğum gününü kutlamaktalar.
devamını gör...
petrol ofisi
daha önce kamu kurumu niteliğinde kit (kamu iktisadi teşebbüsü) iken, özelleştirme yoluyla satılan ve büyük ortağı iş bankası olan, petrol ve akaryakıt ürünleri satış, pazarlama ve dağıtımına ek olarak rafineri işletmeciliği ve petrol arama çalışmaları da yapan, ülke ekonomisinin büyük kuruluşlarından biri.
devamını gör...
neden mutsuzsun sorusu
mutsuzluktan söz etmek istiyorum
dikey ve yatay mutsuzluktan
mükemmel mutsuzluğundan insansoyunun
sevgim acıyor*
bu gece mutsuzluktan bahsediyoruz efenim sizde mutsuzluklarınızı bu başlığa yazın birlikte konuşup tartışalım...
ama kafamız nasıl güzel saat 23'te sözlük radyo'da...
dikey ve yatay mutsuzluktan
mükemmel mutsuzluğundan insansoyunun
sevgim acıyor*
bu gece mutsuzluktan bahsediyoruz efenim sizde mutsuzluklarınızı bu başlığa yazın birlikte konuşup tartışalım...
ama kafamız nasıl güzel saat 23'te sözlük radyo'da...
devamını gör...
8 kasım 2021 mansur yavaş'ın pkk açıklamaları
bu adam zamanında ülkücüydü şimdi de öyle bana göre ama ülkücülerin arasında tek sevdiğim siyasetçi mansur başkan galiba. saksıya fesleğen gibi oturtmuş resmen. adamsın başkanım, helal olsun sana. konuş anasını satıyım.
devamını gör...
ben bir ceviz ağacıyım gülhane parkında
ne sen bunun farkındasın, ne polis farkında.
devamını gör...
90'lı yıllara dair akılda kalanlar
bir çok unutulmayacaklar vardır elbette.en önemlisi de, çoğu insanı etkileyen, kolay kolay da unutulmayacak olan 17 ağustos 1999 gölcük depremi dir. allah bir daha yaşatmasın.
devamını gör...
21 haziran 2021 galata kulesinden atlayıp intihar eden genç
aklıma ümit yaşar oğuzcan'ın oğlu geldi. o da galata 'dan atlamıştı. ve 17 yaşındaydı!
vedat.
neden etti, çözümü yok muydu, ikna edilemez miydi, tartışılır. keşke başka bir çözümü olsaydı.
genç iken eğilen bir başak daha. ne denir ki?
vedat.
neden etti, çözümü yok muydu, ikna edilemez miydi, tartışılır. keşke başka bir çözümü olsaydı.
genç iken eğilen bir başak daha. ne denir ki?
devamını gör...
jibaku shounen hanako-kun
ingilizce adı toilet bound hanako-kun olan, 2015'ten bu yana ayda bir bölüm olmak üzere yayımlanan ve aidairo takma adı altındaki iki kişi tarafından yazılıp çizilen manga. 2020'de lerche studio tarafından 12 bölümlük anime versiyonu yapılmış ancak manga kadar olamamıştır. en önemli arc'lar atlanmış, kısa kesilmiş ve ikinci sezonun gelme olasılığı da epey aza indirilmiştir. yine de animesi crunchyroll anime awards'da 2020 en iyi karakter tasarımı ödülünü almıştır. anime ve manga dışında bir de afterschool boy hanako-kun adında spin-off serisi ve ocak 2021'de gösterime girmiş sahne oyunu bulunmaktadır.
kamome akademisi'nin yedi gizemi vardır. akademide lise birinci sınıfı okuyan yashiro nene aşkı aramaktadır, sevilmek ve bir erkek arkadaş bulmak istiyordur. yedi gizemden biri olan tuvaletin hanako-san'ını duyduktan sonra kızlar tuvaletine gider, kapıyı tıklatır, "hanako-san, hanako-san, orada mısın?" diye seslenir ve efsanede anlatılanın aksine bir erkek olan hanako-kun ile tanışır. böylece hikayemiz başlamış olur. internetteki herhangi bir kaynak size konuyu aşağı yukarı böyle özetler çünkü devamı ağır spoilerlar içerebilir.
hikaye kulağa basit gelse de işlenişi bakımından kötü değil ve ilerledikçe açılıyor. çizim stili de oldukça özgün ve hoş. ana üçlü olan yashiro, hanako ve kou dışında yan karakterler de oldukça iyi yazılmış denilebilir (gerçi burası daha çok manga için geçerli, animede yan karakterleri doğru düzgün tanıyamıyoruz bile). başlarda fazla shoujovari ilerliyor ve shounen etiketine de sahip olmasına rağmen diğer shounenler kadar vurdulu kırdılı, hadi savaşalımlı değil genel itibarıyla. daha çok gizem-gerilim serilerini andırıyor.
bu ay manganın 76. bölümü yayımlandı ve aylık takip eden biri olarak gayet düzgün ilerlediğini söyleyebilirim, kafamızdaki soru işaretlerini giderirken bir yandan da hikayeyi heyecan verici bir şekilde dallandırıp budaklandırıyorlar. trajik bir konuyu işin içine komedi ve sevimli karakterler katarak anlatmakta gayet iyiler. şu an maalesef türkçe baskısı yok ancak ileride olursa mutlaka koleksiyonunu yapmak istediğim bir seri. bir de zaten güzel olan çizimlerin yanında çizerin bir boyama stili var ki birçok sayfa poster yapıp asılmalık.
ek olarak, mangayı okumadan önce karakterleri ve arc'ları çok araştırmamakta fayda var. hakkında bir şeyler aratıp spoiler yememek imkansıza yakın oldu artık.
kamome akademisi'nin yedi gizemi vardır. akademide lise birinci sınıfı okuyan yashiro nene aşkı aramaktadır, sevilmek ve bir erkek arkadaş bulmak istiyordur. yedi gizemden biri olan tuvaletin hanako-san'ını duyduktan sonra kızlar tuvaletine gider, kapıyı tıklatır, "hanako-san, hanako-san, orada mısın?" diye seslenir ve efsanede anlatılanın aksine bir erkek olan hanako-kun ile tanışır. böylece hikayemiz başlamış olur. internetteki herhangi bir kaynak size konuyu aşağı yukarı böyle özetler çünkü devamı ağır spoilerlar içerebilir.
hikaye kulağa basit gelse de işlenişi bakımından kötü değil ve ilerledikçe açılıyor. çizim stili de oldukça özgün ve hoş. ana üçlü olan yashiro, hanako ve kou dışında yan karakterler de oldukça iyi yazılmış denilebilir (gerçi burası daha çok manga için geçerli, animede yan karakterleri doğru düzgün tanıyamıyoruz bile). başlarda fazla shoujovari ilerliyor ve shounen etiketine de sahip olmasına rağmen diğer shounenler kadar vurdulu kırdılı, hadi savaşalımlı değil genel itibarıyla. daha çok gizem-gerilim serilerini andırıyor.
bu ay manganın 76. bölümü yayımlandı ve aylık takip eden biri olarak gayet düzgün ilerlediğini söyleyebilirim, kafamızdaki soru işaretlerini giderirken bir yandan da hikayeyi heyecan verici bir şekilde dallandırıp budaklandırıyorlar. trajik bir konuyu işin içine komedi ve sevimli karakterler katarak anlatmakta gayet iyiler. şu an maalesef türkçe baskısı yok ancak ileride olursa mutlaka koleksiyonunu yapmak istediğim bir seri. bir de zaten güzel olan çizimlerin yanında çizerin bir boyama stili var ki birçok sayfa poster yapıp asılmalık.
ek olarak, mangayı okumadan önce karakterleri ve arc'ları çok araştırmamakta fayda var. hakkında bir şeyler aratıp spoiler yememek imkansıza yakın oldu artık.
devamını gör...
kafa sözlük
“ bakıp çıkacağım” diye geldiğim, moderatörler tarafından sıcak ve samimi mesajlarla karşılandığım, okumaktan ve yazmaktan keyif aldığım, baktığım ama çıkmayacağım, yeni ve güzel bir platform.
devamını gör...
bir kitaba başlama nedenleri
arka kapak yazısı ve kitabın ilk cümlesi.
devamını gör...
kendi açıklaması
hayatımda kötü kalpli dediğim, dizilerde, filmlerde karşılaşılacak türden salt kötülükten beslenen 1 tam 1 de yarım insan tanıdım. 32 senede 1.5 insan. baya az. kötülüğü anlamlandırmayı daha doğrusu insanları anlamlandırmayı, sebeplendirmeyi, netice itibariyle de affetmeyi doğru kabul eden biri olduğum için bu kadar az olabilir sayısı bilemiyorum. düşündüm de bunu ama bir şekilde hep kapatmışım galiba defterleri dolayısıyla artmadı bu sayı. neyse. 1.5 yine de iyi bir sayı.
kötülük, kötü kalpli biri olmak çok ilginç bir şey. yanından geçen lüks arabanın içindeki akranı hemcinsini kıskanıp "abi anlamıyorum, ben de çalışıyorum, bunlar bu parayı nereden buluyor ya, işallah kaza yapar" demek mesela, bunun açıklaması, anlamlandırması, sebeplendirmesi yok. varsa da formülü bende yok. pasaport kontrol sırasında, ikimiz başka sıralara girelim hangimizinki önce gelirse diğeri onun yanına gelir... inanılmaz. 2.5 dakika fazla beklesen ne olur acaba? iş arkadaşının ayağını kaydırmak için kritik bir konuda bilgi saklamak, onu hataya yönlendirmek için yalan söylemek ve üstelik bunu amaçsız yapmak. son kertede eline geçecek bir şey olsa belki bir küçük sebep bulacağım, ama yok. gerçekten yok.
zaten konu bu. hepimiz kusurlu yaratıklarız. binlerce şey yaşayıp, milyonlarca farklı kırılımla, milyarlarca farklı hayat yaşıyoruz. kaç insan varsa o kadar hayat işte. biricik. birbirimizi anlamamız da bu yüzden bu kadar zor oluyor. hele de birbirimizin kusurlarını. aslında hiçbirimiz birbirimizle tam örtüşmüyoruz. örtüşmeli miyiz gerçi, bilmiyorum da. çok anlamı olmazdı gibime geliyor bu hiçliğin o versiyonda. belirtmeden geçmeyeyim; çok emin değilim bundan. yaşanmamış şeylerin simülasyonlarını hatalı kabul etmek gerek. gerçekleşmemiş tüm versiyonlar fantezidir günün sonunda. ama yine de uğraşıyoruz istemsizce insanları "anlamayı". ben çok zorlanıyorum açıkçası bir sebep bulamadığımda veya sorularıma tatminkar cevaplar alamadığımda. isyan edesim geliyor. iki ihtimalden birine doğru evriliyor duygularım istemsizce.
1- ben salağım.
2- bir insan nasıl bu kadar anlamsız olabilir?
iki olasılık da beni eşit düzeyde rahatsız hissettiriyor.
kolay manipüle edilebilen biriyim ben. hayatımdaki insanlar benden bir şey istediğinde hayır demekte çok çok zorlanıyorum. bunu uzun zaman önce keşfettim. bunla çok savaştım. bunu değiştirmek için çok çaba sarf ettim. geçmişten gelen travmalar. sorumluluk almaya itilen bir çocuk. çok erken, baya erken birey olmaya başlamış, sistemi kendisi için epey erken bir döneminde olduğundan bir parça da hatalı kurgulamış bir küçük insan yavrusu. sorumluluk almayı, kendisinden istenen her şeyi kendisini zora sokmak pahasına kabul etmek zanneden. bazen isteneni yapıp mutlu olan bazen yapamayıp bundan deliler gibi zarar gören. istenenin ne olduğundan, gerekliliğinden, haklılığından bağımsız. hatta bazen istenmediği halde inisiyatif alan. yardımcı olacağım diye insanları kıran, inciten... evet dönüşüm hikayelerim vardır, kendimi, kabullerimi yeniden yapılandırmayı, bir şekilde yeni doğrularımla barışmayı becerebilen biriyim herkes kadar ama kemikleşmiş özelliklerimle de dövüşmemeyi öğrenecek kadar okuma yaptım psikolojiyle ilgili. hal böyle olunca da dedim ki madem ben kendimi kendimden koruyamıyorum hayatıma dahil edeceğim insanları kontrol edeyim. iyi insanlar dahil edeyim bu hikayeye. tünelin ucu bombok bir yere çıkacak yoksa. işte tam bu yüzden kötü insanlardan çok korkuyorum. bir şekilde girdiler mi hayatıma, onlar tarafından manipüle edileceğim konular ve olayların sınırları yok çünkü. deneyimledim. cidden yok.
şimdi ben bunları neden anlattım? çünkü kişinin kendine de kendine değen insanlara da ara ara hatırlatmalar yapması gerektiğine inanıyorum. ben şimdi 19 gün falan bana değen bir hikayeyi düşüneceğim. içinde olmadığım ama hissettiğim bir hikayeyi. kahramanları iyi olsun diye düşüneceğim. bu hikayenin pozitif çıktıları olsun diye umacağım. o yüzden düşünüyorum. o yüzden yazıyorum. o yüzden hatırlatıyorum. her şeyden önce insanların, bildiklerini uyguladığından emin olmak için sağlama yapması gerektiğini biliyorum. bu o kadar kolay bir şey değil. bilgi tek başına anlamlı değil. uygulamak, uygulamaya zorlamak, bu uğurda zorlanmayı göze almak lazım.
kötülük, kötü kalpli biri olmak çok ilginç bir şey. yanından geçen lüks arabanın içindeki akranı hemcinsini kıskanıp "abi anlamıyorum, ben de çalışıyorum, bunlar bu parayı nereden buluyor ya, işallah kaza yapar" demek mesela, bunun açıklaması, anlamlandırması, sebeplendirmesi yok. varsa da formülü bende yok. pasaport kontrol sırasında, ikimiz başka sıralara girelim hangimizinki önce gelirse diğeri onun yanına gelir... inanılmaz. 2.5 dakika fazla beklesen ne olur acaba? iş arkadaşının ayağını kaydırmak için kritik bir konuda bilgi saklamak, onu hataya yönlendirmek için yalan söylemek ve üstelik bunu amaçsız yapmak. son kertede eline geçecek bir şey olsa belki bir küçük sebep bulacağım, ama yok. gerçekten yok.
zaten konu bu. hepimiz kusurlu yaratıklarız. binlerce şey yaşayıp, milyonlarca farklı kırılımla, milyarlarca farklı hayat yaşıyoruz. kaç insan varsa o kadar hayat işte. biricik. birbirimizi anlamamız da bu yüzden bu kadar zor oluyor. hele de birbirimizin kusurlarını. aslında hiçbirimiz birbirimizle tam örtüşmüyoruz. örtüşmeli miyiz gerçi, bilmiyorum da. çok anlamı olmazdı gibime geliyor bu hiçliğin o versiyonda. belirtmeden geçmeyeyim; çok emin değilim bundan. yaşanmamış şeylerin simülasyonlarını hatalı kabul etmek gerek. gerçekleşmemiş tüm versiyonlar fantezidir günün sonunda. ama yine de uğraşıyoruz istemsizce insanları "anlamayı". ben çok zorlanıyorum açıkçası bir sebep bulamadığımda veya sorularıma tatminkar cevaplar alamadığımda. isyan edesim geliyor. iki ihtimalden birine doğru evriliyor duygularım istemsizce.
1- ben salağım.
2- bir insan nasıl bu kadar anlamsız olabilir?
iki olasılık da beni eşit düzeyde rahatsız hissettiriyor.
kolay manipüle edilebilen biriyim ben. hayatımdaki insanlar benden bir şey istediğinde hayır demekte çok çok zorlanıyorum. bunu uzun zaman önce keşfettim. bunla çok savaştım. bunu değiştirmek için çok çaba sarf ettim. geçmişten gelen travmalar. sorumluluk almaya itilen bir çocuk. çok erken, baya erken birey olmaya başlamış, sistemi kendisi için epey erken bir döneminde olduğundan bir parça da hatalı kurgulamış bir küçük insan yavrusu. sorumluluk almayı, kendisinden istenen her şeyi kendisini zora sokmak pahasına kabul etmek zanneden. bazen isteneni yapıp mutlu olan bazen yapamayıp bundan deliler gibi zarar gören. istenenin ne olduğundan, gerekliliğinden, haklılığından bağımsız. hatta bazen istenmediği halde inisiyatif alan. yardımcı olacağım diye insanları kıran, inciten... evet dönüşüm hikayelerim vardır, kendimi, kabullerimi yeniden yapılandırmayı, bir şekilde yeni doğrularımla barışmayı becerebilen biriyim herkes kadar ama kemikleşmiş özelliklerimle de dövüşmemeyi öğrenecek kadar okuma yaptım psikolojiyle ilgili. hal böyle olunca da dedim ki madem ben kendimi kendimden koruyamıyorum hayatıma dahil edeceğim insanları kontrol edeyim. iyi insanlar dahil edeyim bu hikayeye. tünelin ucu bombok bir yere çıkacak yoksa. işte tam bu yüzden kötü insanlardan çok korkuyorum. bir şekilde girdiler mi hayatıma, onlar tarafından manipüle edileceğim konular ve olayların sınırları yok çünkü. deneyimledim. cidden yok.
şimdi ben bunları neden anlattım? çünkü kişinin kendine de kendine değen insanlara da ara ara hatırlatmalar yapması gerektiğine inanıyorum. ben şimdi 19 gün falan bana değen bir hikayeyi düşüneceğim. içinde olmadığım ama hissettiğim bir hikayeyi. kahramanları iyi olsun diye düşüneceğim. bu hikayenin pozitif çıktıları olsun diye umacağım. o yüzden düşünüyorum. o yüzden yazıyorum. o yüzden hatırlatıyorum. her şeyden önce insanların, bildiklerini uyguladığından emin olmak için sağlama yapması gerektiğini biliyorum. bu o kadar kolay bir şey değil. bilgi tek başına anlamlı değil. uygulamak, uygulamaya zorlamak, bu uğurda zorlanmayı göze almak lazım.
devamını gör...
insanın içini hoş yapan kokular
en güzelleri fırından yeni çıkmış ekmek kokusu, yağmur yağmış toprak kokusu, kahve kokusu, yeni alınan kitap kokusu sırf bu koku için bile kitap alınır.
devamını gör...
dövme
bir gün yaptıracağım. cesaretimi topladığım bir gün vazgeçmeye fırsat vermeden dövmeciye koşucam.**
devamını gör...
bir sözlük yazarına aşık olmak
yoldaş yoldaşa yürümez. etmen guzum.
devamını gör...

