fazla özgüven olduğunu düşündüğüm etkendir.
eskiden ailelerde bir sorun olsa kimse duymasın diye üstü örtbas edilir, sorun ne ise halledilirdi. şimdi millet aile içindeki tüm rezillikleri, olayları utanıp çekinmeden milyonlar önüne seriyor yetmiyor kayıp ilanı için gelenlerin giydiği dona kadar, mahallede tüm ilişkilerin (çarpık), aile içindeki dıdısının dıdısına kadar oturulup konuşuluyor. reyting uğruna ortaya neler dökülüyor neler. hiç insan içine çıkamayacaklarını, ele güne karşı rezil olacaklarını düşünmeden kendilerini elaleme güldürüyorlar.

bir başka etken ise cahilliktir. yakin zamanda denk gelip izlediğim bahsedilen programdaki olaydan yola çıkarak kadının kızı evden 8 ay içinde tamı tamına 3 kez evden, evli bir adam için kaçıyor. kızı kaçıran adam evli ve 3 çocuğu var. bunlar adam, karısı,3 çocuğu, ve sevgilisi ayni evde yaşıyorlar. adamın karısı programa başvuruyor. buraya kadar bi nebze belki problem yok. koca programda karısına nispet sevgilisiyle el ele diz dize oturuyor. bunu gören yaşlı teyze(adamın sevgilisinin annesi) kızına ayağındaki terliği fırlatıp atıyor. artık kime denk gelirse. terlik de frizbi gibi geri teyzeye dönüyor. programda sakatlık çıkmasın diye ananın terlik stüdyodan uzaklaştırılıyor. kadın çoraplariyla stüdyoyu paspasliyor. mağdur olan adamın karısına, x hanim yardım etmeye "bak kocandan ayrıl,bu gün bu sevgilisi gider yarin yenisi gelir, ben size sahip çıkarım" diyor. adamın karısı, tamam %95 boşanacağım diyor.

2 gün sonra işler iyice ipe sarıyor. mağdur eş ben ne ayrılacağım ne de barışacagim %50 kararim diyor. stüdyoda ki seyirciler tarafından yuhlaniyor bu kez terlik ona atılıyor. yaşlı teyzenin adam yaralamadan sabıkalı terliği studyo ekibi tarafından yine el konuluyor. teyzemizin ayağı yine boş kalıyor. bu sırada malum olaylı koca da ne olduysa 2 gün de "ben pişmanım karıma, çocuğuma döneceğim diyor" yüzsüz yüzsüz. sevgilisi "niye duygularımla oynadın?" o zaman diyor. mağdura yatıyor milli metres ah pardon "sevgilisi" ve bu kez de mağdur sevgili oluyor. x hanim ona da iş bulup yardım edeceğini söylüyor. bu olay için tipik (bkz: sadakatsiz dizisi) desek sırıtmaz.

programa katılan eş " lan bu adam beni aldattı bir daha aldatır" demiyor, aldatan koca zaten işsiz 3 çocuk da var ortada. kendi babası çalışıp onlar yiyormuş bir de yetmezmiş gibi gitmiş sevgili bulmuş. adamın sevgilisi pek sağlam ayakkabı değil 3 kere aynı adama kaçmış üstelik adam evli, yaşlı teyzemiz zaten malum. terligi anlatmama gerek yok bir tek rengi mavi. bu çok gerekli bilgi icin de bana da saygılar. neyse kısacası

bir allahin kulu da biz napiyoruz dememiş.
fırlatılan terlik kadar beyinleri yok bunların.
devamını gör...

ihtiyacım olan 1 tane şey vardı ona yine yetmiyor *
devamını gör...

b.k çukurunda yaşamakla eş değerdir. aldığın her nefeste değersiz olduğunu hissettirir. yaşayıp gidersin tabi ona yaşamak denirse. kadının, hayvanın, ağacın, çocuğun, insan emeğinin, düşüncelerin, insan canının, bilimin, egitimin, adaletin çöp kadar değeri yoktur. her türlü pislik yapılır hem de ahlak bekçileri tarafından. bu kadar şeye rağmen akıl saglığını koruyanlar vardır ki onlara madalyon taksak azdır. hayatımın ziyan olmasını izliyorum. canım çok yanıyor. ama umudum var. bu ülkeden değil,hayattan umudum var. umudum olmak zorunda çünkü başka hiçbir şekilde böyle yasamaya devam edemem ben.
devamını gör...

yüksek ısıya maruz kalarak ışık saçacak duruma gelmiş maddeler için kullanılan terimdir.
devamını gör...

dindar vampirlerin korkusudur. inançsız olsalar kokmayacaklardı. neye inanırsan gerçeğin o olur.
devamını gör...

sanırım iki saat kadar olmuştur kendimi buraya atalı. nasıl buraya geldim onu da hatırlamıyorum ya, neyse...
aldım elime kalemimi kağıdımı, yaktım sigaramı, ucunda kıvılcımı. arkada iki abi, çöpleri topluyorlar. sohbetlerini duyuyorum bir yandan. biri bilmediğim bir şarkıyı mırıldanırken diğeri ağzında geveliyor bir şeyleri. söylenir gibi bir hali var ama tam da çözemedim.

boş sayfaya kalemim değer değmez döküldü iki üç anlamsız kelime. sonucu bir şeye benzemedi de, amaaan boşver...

üzerimde bir garip sakinlik. kıyamet kopsa, dünya yansa kalemimi ve kağıdımı bırakmayacağım neredeyse. derken bir kedi geldi sokuldu bacaklarıma. sürtündü de sürtündü. sonra atladı kucağıma yattı, sevdirdi kendini biraz. bir süre sonra sıkılmış olsa gerek ki kaldırdı kafasını, gözlerimin en içine baktı. o an çok merak ettim biliyor musunuz? gözlerimin içinde görüp de gittiği şey neydi diye. öyle bir baktı ki o büyük gözleriyle, ayıramadım gözlerimi gözlerinden. baktı, baktı... ne kadar baktı bilmiyorum, hatırlamıyorum daha doğrusu. sonra kaldırdı götünü, aldı başını gitti. o gitti, ben bir sigara daha yaktım, kalemim sustu, şiirler bitti.

kısacası gitti,gitti ve bitti...


kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

söylediği ya da savunduğu şeyleri davranışlarıyla da göstermesi gereken patrondur. davranışa geçmeyen temennilerin önemi yoktur. psikolojik şiddet, sözel şiddete başvurup "biz aileyiz" demesi örneğin hiçbir anlam ifade etmez. çalışanların motivasyonunu düşürür bu tür durumlar.
devamını gör...

1976'da erkan oğur tarafından icat edilmiştir. elbette kökeni milattan öncelere kadar dayanan bir çalgıdır* ancak günümüzdeki çalma tekniklerini geliştiren, blues müziğe kazandıran ve patentini alan erkan oğur'dur. batı müziğinde bulunmayan koma sesleri içermesiyle klasik gitardan farklıdır, ses aralığı geniştir.
(bkz: cenk erdoğan)
devamını gör...

"öbür taraf"ta da tüm entry'lerini silip hesabı kapatmışsın, çabuk dön abi.

bak bana gülerek yolladığın son şarkı çalıyor, duyuyor musun?

devamını gör...

böyle siyasetçiler yüzünden akp bu kadar başımızda kaldı. yetişkin bir bireyin istediği inanca sahip olabilmesi ve inandığına göre de giyinebilmesi o kişinin temel haklarından biridir. ne piercing'liye, ne şortluya, ne başörtülüye, ne sih inançlı türbanlı bir erkeğe bu kişi yetişkinse kimsenin karışma hakkı yoktur. bu kişiler bu kıyafet ve aksesuarlarla üniversite okuyabilmeli ve çalışabilmelidir. ancak bu ülkede gücü eline geçiren islamcıysa karşıt görüşlere, sekülerse dindarlara karışma hakkını kendinde görmeye başlıyor. bu döngü bir yerde kırılmalı. ve bu sorunları aşamadığımız müddetçe her kesimden insanın birlik olması çok zor.
devamını gör...

m.ö. 3'cü yüzyılda mısır'da kurulmuş antik bir kütüphane. kaynaklara göre bu kütüphanede 900.000 veya 100.000 ya da 150.000 cilt el yazması vardı. beni şaşırtan tarafı, m.ö. 3'cü yüzyılda bile bu kadar çok el yazmasının bulunmasıdır. kütüphanenin kurucusuysa büyük iskender'dir. kütüphane maalesef günümüzde yok, neden yok, çünkü yakıldı. bu çok üzücü bir olaydır, yani düşünsenize 2300 yıl öncesine ait el yazmalar, kütüphaneyle birlikte yok oldu. belki de tarihin bilmediği büyük bir yazarın yazdığı yazılar da, bu kütüphaneyle birlikte gittiler. belki de muhteşem eserleriyle tanınanacak olan nice yazarlar, bu kütüphanenin yakılmasıyla birlikte, unutulmaya mahkum bir hale geldiler. ayrıca, kütüphanenin hz. ömer tarafından yakıldığına dair de yanlış bir bilgi vardır.

m.s. 300'lü yılların sonlarında mısırın valisi theophilos (ö.412(?)), mısır'da yer alan hristiyanlara ait olmayan, osiris tapınağına ait bir bölgeyi, kilise inşa etmeleri için hristiyanlara verir. burda kazılar yapılır ve bir taş bulunur, ki taşın üzerinde bazı yazılar vardır (belli ki çok eski dönemlere ait yazıtlar bulmuşlar). bunun üzerine şakalaşıp, dalga geçmeye başlarlar. bu putperestleri kızdırır ve bir isyan başlatır. bir savaş gerçekleşir, ve insanlar "topluluklar halinde" öldürülürler. imparator, theophilos'a "neden hâlâ eski dine mensup insan sayısı bu kadar çok?" diye sorunca, o da sebebi iskenderiye kütüphanesi olarak açıklar. o burda eski putperestlik geleneğini devam ettiren yazıtların olduğunu söyler. imparator da, bu yazıtların hepsinin yok edilmesini ister. kütüphanedeki tüm eserler yakılır ve böylece insanlık tarihi için çok büyük bir felaket gerçekleşmiş olur.

ayrıca şunu da söylemek de fayda vardır ki, m.ö. 48 yılında, sezar'ın askerlerinin yanlışlıkla kütüphanenin bir kısmını yaktığı da söylentiler arasındadır. * *

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

"kazanabileceğim bu oyunu oynamak istemedim. istediğim biricik kredi, gösterdiğim biricik özveri bu benim, ama bunu yaptım ve bu yüzden benim o kasvetli, benim o kederli kıskançlığımı, bazı bazı seni haklı olarak sinirlendirmiş olan bayağılıklarımı bağışlamış olduğunu ummak isterdim, philippe. ben de bağlayabilirdim seni, gücünden özgürlüğünden, mutluluğundan yoksun bırakabilirdim; o korktuğun, o aradığın acılı kaygıyı ben de uyandırabilirdim içinde. istemedim. seni hiçbir kurnazlığa başvurmadan sevmek, göğüs göğüse çarpışmak istedim. silahları sen bana kendi elinle verirken, hiçbir savunmaya başvurmadan bıraktım kendimi sana. iyi ettiğimi sanıyorum. bana öyle geliyor ki sevgililer arasındaki bu amansız savaştan daha büyük bir şeydir aşk. sevdiğimizi açıkça söylememiz, gene de sevilmemiz olanaklı olmalı...  ben sana karşı akıllı bir politika gütmek istemiyordum ki, sevgilim. yapmacığa kaçamazdım, önlemci olamazdım. seni seviyordum."

andré maurois - iklimler
devamını gör...

bilye, topaç, kaset, futbolcu kartı, toz leblebi, çatapat, mantar tabanca, kız kaçıran, sulugöz sakızı, arı mayalı silgiler, şeker kız candy, heidi, tsubasa, şirinler. sokakta oynayan çocuklardık biz, toplu konut bilmezdik.
devamını gör...

yurt dışındayken kış aylarında letonyalı arkadaşla birer şişe alıp iş çıkışı dikerek eve gittiğimiz likör.
devamını gör...

yaz aylarında ciddi ciddi yaptığım eylem. gelmeyin diyorum, öldürmek zorunda kalacağım bak diyorum. yok, anlamıyor şerefsizler.
devamını gör...

adımı yazacak yazarları merakla ve aç gözle beklediğim başlıktır. püre gibi kalmak istemiyorum.

snapchati olan 60 yaş üstü kadın yazarlar umarım ismimi yazarlar.
devamını gör...

--- alıntı ---

sabahları uyanıp parıldayan güneşi gördüğümde, "al işte, yine cenneti andıran bir gün ve yine insanlar bunu mahvedecekler," diye düşünmekten kendimi alıkoyamıyorum.

--- alıntı ---
devamını gör...

içindeki özlemin saatler ve günler geçtikçe arttığını hissetmek.
devamını gör...

ben diyojen'i savundum. ama o, hiç oralı olmadı. 'çekil git başımdan, benim savunmaya ihtiyacım yok' dedi. üzüldüm, köşeye çekilip ağladım. kendini bile savunamayan ben, diyo'yu savunacakmış pehh.. ne haddine!

sokrates ve diyojen kendilerini pek güzel savunmuşlardır.
devamını gör...

tam bir tematik canavarı olan yazar. hoşgelmiş aramıza.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim