aslı elazığ olan bizim cevizli sucuk dediğimiz şey. badem, ceviz, fındık, çikolata ve bazen kuru üzüm bir ipliğe geçirilir, koyu üzüm suyu veya meyve sularına batırılır ve sosis şeklinde kurutulur.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

bir tatil beldesi olarak valhalla

evet değerli dostlar bugün tatilinizi huzur içerisinde geçirebileceğiniz bir mekan önerisinde bulunacağım. tanrı odin'in muazzam salonu valhalla...

nasıl bir yerdir?

valhalla, çatısı altın kalkanlardan oluşan , duvarları ve kirişleri mızraklardan yapılmış bir mekan. kapısında kurtlar bekliyor ve başınızı göğe çevirdiğinizde üzerinizde sürekli uçan kartallar görüyorsunuz. etrafta valkür adıyla bilinen silahlanmış genç ve güzel kadın savaşçılar geziyor. salon içerisinde biraz dikkatli olmanız gerekiyor. özellikle huzur kaçırıcı hareketlerden uzak durmanız lazım. yoksa tepenize binerler ve vallahi valhalla'dan atılırsınız. içki serbest. dilediğiniz kadar içebiliyorsunuz. yemekler on numara, her tür yemeğe bedava erişiminiz var. ekmek elden su gölden takılabileceğiniz bir mekan.

nasıl giderim?

önce asgard'ı bulmanız gerekiyor. duyduğuma göre navigasyon'un pek bir faydası olmuyormuş. bu sebeple hislerinize güveneceksiniz, hele bir yola çıkın gerisi gelir zannımca. neyse, asgard'ı buldunuz diyelim, burada karşınıza 540 tane kapı çıkacak, bu kapıların her biri 800 kişi alıyor o yüzden elinizi çabuk tutmanız lazım. artı, viking pasaportu çıkarmayı ve yanınızda götürmeyi de ihmal etmeyin. yoksa onca yolu boşa gitmiş olursunuz.

tabi en önemli şart, bir savaşta onurunuzla ölmüş olmanız gerekliliği, onu da kendiniz halledersiniz diye düşünüyorum. insan isterse her şeyin üstesinden gelir.

ne tarz etkinlikler vardır?

en önemli etkinlik sabahın ilk ışıkları ile kalkıp, mekanda bulunan diğer arkadaşlarınızla, kılıç kalkan oyunu oynamak...

akşama kadar birbirinize kılıç sallar, oranızı buranızı yaralar, akşam olduğunda ise bir anda iyileşerek alemlere akma fırsatına erişirsiniz.

bu etkinlik sonrasında çok fazla acıkmış olacağınız için, sizi aşçıların efendisi andhrimnir’in hazırladığı, sihirli dev domuz eti karşılayacak. bazılarınızın tövbe tövbe dediğini duyar gibiyim lakin geldiniz bir kere ve aç kalmayı tercih ediyorsanız, elbette seçim sizin, buna saygı duymaktan başka yapacak bir şey yok.

e hani başlangıçta her türlü yiyecek serbest demiştin diyebilirsiniz. serbest efendim. o vakti bulursanız yiyebilirsiniz.

arkasından bal şarabı şenlikleri başlıyor. savaştınız, karnınızı tıka basa doyurdunuz ve bingo! keçi heidrun'un memesinden akan bal şarabı ile kafayı bulma şansına erişiyorsunuz. mekanın böyle de güzel yanları var.

unutmadan at turlarına da katılabiliyorsunuz.

keyfiniz daim olsun. iyi tatiller dilerim.
devamını gör...

her gün trigonometri mi çözüyoruz dediğim başlık. eşit ağırlıkçı olarak her iki tarafa eşit mesafedeyim ama sözelcilerin kurduğu cümleler daha güzel ve anlaşılır.
devamını gör...

sevdiğimiz veya sevebileceğimiz birine sımsıkı sarılmak için duyduğumuz büyük arzuya verilen isimdir.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kaçsam gitsem...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

şimdiden hoş gelsinler. 1. nesil yazarlar olarak gerekli desteği vereceğiz.
devamını gör...

sosyal ağlar sayesinde fark ettiğimiz bir gerçektir.
devamını gör...

bir rahat ettiğimiz burası vardı,burada da mı baskı be!
devamını gör...

her istediğini yapın, her istediğini alın alın sevgili dostlar. dışarı da salmayın öcüler kapar diye yalnız bakkala da yollamayın. ileri de nur topu gibi bir özgüvensiz, millete muhtaç yetişkin bir evlat sahibi olun. ama kontrollü sorumluluk vermek diye bir şey var. bunu araştırın uygulayın, birey olduğunu hissettirin, bir şey isteyip tepindiğinde kendisine hedef koyun ve ileride arkanıza yaslanıp eseriniz ile evladınız ile gururdan gurura akın.
devamını gör...

kendini karşısındakine tam olarak ifade edememekten kaynaklanan durumdur. bunun yolu önce kendini tanımaktan geçiyor bana göre. insan kendini tanıyorsa, başkasıyla da rahatça iletişim kurup tanışabilir. biz gerçekten kendimizi tanımıyoruz.
devamını gör...

abi muazzam bir tehdit. ortaokul çocuklarının ''çıkışa gel sen çıkışa, seninle çıkışta görüşeceğiz'' demesi gibi bir şey. ciddi anlamda güldürüyor beni her gördüğümde. şu nickaltı fetişini anlamadım. harbi acayip.
devamını gör...

kale gibi sağlam karaktere, empati yeteneğine sahip, cefakar, vefakar, fedakar dost. kötü gün insanı. bir tür aziz. dört yapraklı yonca gibidir.
devamını gör...

sabah kalkar kalkmaz ilk girdiğim uygulama oldu, burada ki insanları çok sevdim, hakaret yok saygı var. gözümü kapatıp uyumadan önce de son kez bakıyorum ne var ne yok diye. çok sevdim umarım böyle de kalır...
devamını gör...

iç işleri bakanı.
devamını gör...

bipolarsan çok olağan..
devamını gör...

(bkz: beirut) isimli harika grubun 2007 yılında yayınladığı pompeii ep'sinde yer alan, dijital kimliğimi oluşturan şarkıdır nickimin hikayesi.

tanımı yaptıktan sonra başlayalım yazmaya. ep'deki üç şarkı da apayrı hisler yaşatır, başka başka mekanlarda gezdirir insanı ama napoleon on the bellerophon; tüm beirut albümlerindeki en hüzünlü, en karanlık şarkı olabilir. belki la llorona bu karanlık seviyesine yaklaşır. sözleri belli belirsiz anlaşılan bu şarkının şöyle bir hikayesi olduğuna inanıyorum. teorim doğru da olabilir yanlış da ama bence bu anlamıyla çok çok başka bir boyut kazanıyor şarkı.

şarkının isminde geçen iki tarihi şahıs mevcut. biri hepimizin bildiği napoleon, diğeri ise yunan mitolojisinden bir kahraman olan (bkz: bellerophontes). ikisininde gücü ele geçirip, kaybetme öykülerinde benzerlikler vardır. napolyon da bellerophon da memleketleri dışında en tepeye çıkmış, daha sonra da kibirleri yüzünden tepe taklak olmuş şahıslar.

ikisi de kendisini en tepeye taşımış şeyleri kibirleri nedeniyle terketmişler. bellerophon hayat boyunca bir çok zorlukla karşılaşır. son görevlerinden birini kendisine verilen (bkz: pegasus) ile tamamlar ve artık kendisini çok yüksekte görmeye başlar. hedefi artık (bkz: olympos) dağıdır. kendisini tanrılarla bir görmeye başlar ve kafa tutar. pegasus'a atladığı gibi tanrılar katına doğru yol almaya başlar. fakat buna sinirlenen (bkz: zeus) yolladığı bir at sineği ile pegasus'un bellerophontes'i sırtından atmasını sağlar. yere düşen fakat ölmeyen bellerophontes; kalan ömrünü aç, sefil bir şekilde geçirir. daha sonra evlatları da tanrılar tarafından öldürülür ve bunun acısını, kaybını ölene kadar yaşar. kibri yüzünden tepetaklak olmuş görkemli bir yaşamdır onunki.

arada bazı farklar olsa da; napolyon da ülkesi dışında çeşitli savaşlar, görevleri tamamlar. devrim sonrası fransa'da var olan ilişkileri nedeniyle sürgün yer. italya'da, mısır'da bir savaşa katıldı. burdaki başarıları ile ünlendi. bu ünü sayesinde çeşitli darbe ve siyasi oyunların içinde yer aldı. en sonunda kendi pegasus'unu bulmuştu. onun pegasus'u; imparatorluk tahtıydı. imparator olan napolyon; gözünü olympos'a dikmiş ve avrupa devletleri ile bir bir savaşa girmişti. başlangıçta başarılı da olan napolyn; rus seferinin başarısız bitmesi üzerine; ordusunun büyük çoğunluğunu kaybeden napolyon; biraz durup soluklanmak yerine kibrine yenik düşüp yeni bir ordu kurmaya çalışır. bu süreçte artan vergiler, savaştan bıkmış insanlar, ele geçirilen yerlerdeki halkların huzursuzluğu gibi sebepler işini zorlaştırır. kaybedeceği belli bir savaşa girer kibri yüzünden. tahtı bırakması, geri alması, waterloo falan derken ölene kadar sürgüne st. helena adasına gönderilir.

ve başka bir ilginç tesadüfte; ikinci kez yakalanan ve st. helena adasına sürgüne giden napoleon'un bindiği ingiliz gemisinin adı hms bellerophon'dur. agamemnon gemisi ile çanakkale'yi bombalayan kurnaz, sinsi ingiliz diplomasisinin bir oyunu mu yoksa tesadüf mü bilmem. ama bana göre bu şarkı; o geminin güvertesinde yolculuğun bitmesini bekleyen napoleon'a fon müziği olarak yazılmış gibi. senelerce süren savaşlar, kazanılan zaferler, parlak bir deha ve en büyük mağlubiyetinden sonra düştüğün durum. orada olup napoleon'a bu şarkıyı dinletmek isterdim. şarkı bellerophon gemisinin güvertisindeki napolyon'un yaşadığı hüznü taşımakta sanki..

son olarak; william quiller orchardson adlı ressamın konuyla ilgili yaptığı enfes bir resmi buraya bırakayım.
bellerophon güvertesindeki napolyon

ben buraya başka bir sözlükten geldim. orada napoleon on the bellerophon idim. burada napoleon oldum.
devamını gör...

misafirlik laneti gibi.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim