mö. 484 yılında halikarnassos(bodrum)'da doğmuş, dünyanın ilk araştırmacı tarihçisidir.
romalı devlet adamı ve bilgin cicero tarafından “pater historiae” (tarihin babası) unvanı verilmiştir.
herodot gerçekten de başarılması çok zor ve uzun yolculuklar gerçekleştirmiştir. trakya’yı, lidya ve frigya gibi tüm anadolu kentlerini, karadeniz ve doğu akdeniz kıyılarını, mısır’ı, fenike’yi, iran’ı, makedonya’yı, yunanistan’ı gezmiş ve sicilya’ya kadar varmıştır. zaten kitabını da burada yazmış ve yaşama burada veda etmiştir. uğradığı kentlerde halka hikayeler anlatarak bundan gelir kazanmış bu gelir ile gezilerine devam etmiştir. geçtiği kentlerin dili, dini, kültürü, efsaneleri hakkında bilgiler toplamıştır.
devamını gör...

çocuklarımın bana anneler gününde aldığı çiçeğin kartı.
bayılırım ona.
dursun benimle bir daha ki anneler gününe kadar.
devamını gör...

yazdıklarından anladığım isyankar bir ruha sahip olduğu,
beğenilerinden anladığım, beğenirken isyanlar olmadığı.
sağolsun var olsun.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

din dersinde kopya çekilmez. din sınavında çekilir .
devamını gör...

yolun sol tarafından yürüyüp karşılarına, doğru yönden giden biri çıktığında yol vermedikleri gibi bir de insanın üzerine üzerine gelen tiplerdir.

- kamu spotu -
gittiğiniz istikametin sağ tarafından yürüyün ve ters taraftan yürümek mecburiyetinde kalırsanız da yok verin lütfen.**
- kamu spotu -
devamını gör...

inanın ki şu ana kadar hiç bir tanıma bu kadın mı erkek mi diye bakmadım. çok cinsiyetçi bir söylem değilse eğer farketmek de çok zor zaten.
devamını gör...

şöyle bir şey lazım bana.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

islam'a göre tasavvufta vahdet-i vücut(her şey tanrıdır evren tanrının kendisidir) ve vahdeti şühud(bu daha panenteizm yani tanrı hem evrenin kendisidir hem de başka bir şeydir) diye de geçer fakat ehl-i sünnete göre kafirdirler.
panteizm uyarılmış ateizmdir, deizm sulandırılmış teizmdir.
-richard dawkins
devamını gör...

bazı bilim kurgu romanlar, dünyaya dair gerçekliği kendi mecrasından ve kendi bakış açısı ile okura yansıtır. brackett'in bu romanı da o tarz romanlardan birisidir. romanla ilgili birkaç kelam etmeden önce yazarla ilgili galat-ı meşhur haline gelen bir konuya açıklık getirmek gerek; bracket, star wars serisi için bir senaryo yazmıştır lakin o senaryo george lucas'tan veto yemiş ve kullanılmamıştır. yani bahsedilen star wars senaryosu kendisine ait değildir. ama şöyle bir durum oluşmuştur, lucas veto ettiği senaryodan bir kaç fikri ana senaryoya dahil etmiş bu yüzden de bracket'in adı senaryoya eklenmiştir. yani star wars episode v: the empire strikes back, leigh brackett'in senaryosu değildir.

değerli @evernevergreen gayet güzel bir tanıtım yapmış ama böyle bir kitap için birkaç kelam etmezsem kabuğumda rahat uyuyamam, o yüzden şu noktalara değineyim;

evvela, bu kitapta amerikan anayasasına eklenen 13. madde mühim;

amerika birleşik devletleri’nin hiçbir yerinde, bin kişiden veya iki buçuk kilometrekareye iki yüz binadan fazlasını barındıran hiçbir şehrin, hiçbir kasabanın, hiçbir topluluğun kurulmasına veya mevcudiyetini korumasına izin verilmez.

bahsedilen iki çocuğun bartorstown adını gerçek anlamda ilk kez duyup bağnazlıkla ve vahşet ile tanıştıkları ilk an ise aslında romanın ruhu.

yıkım sonrası toplulukların kendi normlarını yaratırken dayandıkları temel unsur genelde korku oluyor. bu korku kutsal olana yapılan bir atıf ile güçlendirildiğinde ise korkunun tetiklediği bağnazlık diğer bağnazlık çeşitlerinden daha tehlikeli bir hale geliyor. düşünmek, sorgulamak, illiyet bağı kurmak ve merak etmek gibi insana has özellikler tehlikeli ve lanetli olarak görülmeye başlıyor. bir çocuktan merak dürtüsünü alırsanız ondan geriye ne kalır? fabrikasyon yaşayan bir ölü. romanda işlenen toplumda kendi korkularının esiri olmuş ölü bir toplum. ve bu toplum kendi çocuklarını insana dair en önemli hasletleri içlerinden söküp atarak an be an öldürüyor.

tüm baskılara ve yasaklara rağmen bu özelliklerinden vazgeçemeyenler ise şeytanla iş birliği yapmış sayılıyor. şeytanın uşağı olarak görülüyorlar ve sert yaptırımlarla karşılaşıyorlar. sürgün iyi bir seçenek. ölüm ise eninde sonunda bu tarz insanları buluyor. romandaki toplumsal gerçeklik bu. düşündüğünüz, sorguladığınız ve merak ettiğiniz için size layık görülen şey ölüm! dünya gerçekliği çok farklıdır diyebilir misiniz? özellikle bilimsel düşüncenin inşası sürecinde kapalı toplumlar din, dil, ırk ayırt etmeksizin kendilerine göre ayrık otu olanları bu şekilde temizlemeye çalışmadı mı? işte kurgu burada gerçekliği yakalıyor ve dünya gerçekliğine güzel bir selam çakıyor.

bir adam ölüyor, çocuklar bunu görüyor. peki ne uğruna? cevabı romanda saklı. okuyunuz gitsin. tabi toplumsal anlamda ve kişisel bazda aynalarla arası pekiyi olmayanların okumasını salık vermem. kendilerini bir kurgu romanda görmek canlarını sıkabilir * uyarımı da yaptım. bu iyiliğimi unutmazsınız artık.
devamını gör...

2023’te çağ atlayacak bu ülke çağ! ama geriye doğru.
devamını gör...

trigeminal nevralji.
beyin cerrahi servisinde çalışırken en çok bu hastalarıma üzülürdüm. zira hastalıktan "delirten hastalık" olarak bahsederler.
mesleki deformasyon sanırım, insanlar afili sözler paylasirken ben hastalık paylaşmışım. daha napayım sen söyle kurban olduğum.
devamını gör...

istanbul’da çalışan otobüs şöförüdür. yolda giderken psikolojim bozuldu deyip yolcuları indirmeye çalışmış.
buradan çıkarmamız gereken mesaj hayat uzun bir yoldur. yolculuktur. yolda başımıza böyle şeyler gelebilir. *

habere ve videoya ulaşmak için. buradan
devamını gör...

kime göre, neye göre? diye düşünmek lazım. her dinden bir kişiye sorsan herkes kendi inandığı dinin doğru olduğunu söyler. bu din konusu dipsiz karanlık bir kuyu. içine giren çıkamıyor. islam doğru dinse ortadoğu da yaşanan bu içinden çıkılmaz felaket silsilesi neden yaşanıyor diye düşünmüyor değil insan.
devamını gör...

zamanında siyasi yasaklar nedeniyle, türkiye'de çekilememiş olan, güzel bir senaryoyla beyaz perdeye taşınmasını istediğim, yaşar kemal'in 4 ciltlik ince memed kitabıdır.
devamını gör...

genellikle adolf hitler ile bağdaştırılan ancak alman tarihinde kökeni çok daha eskilere uzanan radikal siyasi görüştür. alman imparatorluğu'nu iyi incelerseniz aslında nazizm ve hitler'in bir sonuç olduğunu görürsünüz. sonuçta hitler, gökten zembille inip ''aha ben reich kuruyom thats what i like it'' dememiştir. bismarck ve von hohenzollern almanyası da en az nazi almanyası kadar şovenist bir backgrounda sahiptir. hatta, çok abartırsanız wagner'de bile nasyonel sosyalizmden kırıntılar yakalarsınız. yahu, adamların birinci dünya savaşı'nda sloganları heute deutschland morgen die ganze welt (bugün almanya sabah tüm dünya)

neoklasizm, paganizm bu tarz aşırı radikal etnik milliyetçi fikirleri tarih boyunca boostlamıştır. bugün tabi avrupa'da kimse gamalı haç veya siyah beyaz kırmızı renkleri bir araya getiremiyor. ama paganizm özellikle de cermen paganizmi iskandinavya'da sapık supuk milliyetçi akımların kuvvet kazanmasına yardımcı oluyor. yani ileride bir gün sosyal demokrat aşırı refah ve rahat içinde yaşanılan iskandinavya'dan yeni bir hitlercik çıkarsa kimse şaşırmasın. çünkü almanların 80-100 sene evvel başlarına gelen şeylerin aynısı bugün birebir iskandinavlar için söz konusu. finlandiya hariç... finliler türkün bulgur yemeyen hala torunlarıdır.
devamını gör...

le père goriot, türkçesiyle goriot baba kitabı honore de balzac'ın insanlık komedyası adlı eserinin ilk kitabıdır. önceden zengin olan ve daha sonra hayatında 2 kızından başka zenginliği olmayan goriot babanın bir pansiyona yerleşmesinden itibaren olaylar başlıyor. zengin olduğu dönemlerde kızları tarafından nasıl sevildiğini ve kabul gördüğünü ama daha sonra zenginliğinin bitmesi ile kızlarının ilgisinin de bittiği anlatılıyor. sadece kızları değil pansiyondaki diğer insanlar tarafından da aşağılanıyor çoğu kez. sessiz, yardımsever ve kibar olan goriot babanın kızlarına olan sevgisi, her şeyi kabul edici tavırları, kendisini onlara adaması en dikkat çekici nokta. bu ilgiye, sevgiye hiçbir zaman kızları layık olamıyor. bencillik, doyumsuzluk ve kendini adamışlık duygularını hissettiren hüzünlü bir hikaye.

--- alıntı ---

aynı masanın etrafında toplanan bu onsekiz kişinin arasında kolejlerde olduğu gibi türlü alaylara maruz kalan çaresiz biri vardı. bu biçare adam goriot baba'ydı. eğer bu topluluğun tarihi yazılacağı yerde, resmi çizilecek olsaydı bütün ışık bu adamın üzerinde toplanırdı. bu kinle karışık küçümsemenin, bu merhamete karışmış eziyetlerin, acılara merhamet göstermeyişin, bu en eski kiracıyı hedeflemesi acaba hangi tesadüfün eseri olabilirdi? bu duruma kendisi mi sebep olmuştu? bu sorular bir sürü toplumsal haksızlıklarla yakından alakalıdır.
zorluklara, alçakgönüllülükten, zaaftan ve kayıtsızlıktan dolayı tahammül eden insanları, her şeye katlanmak zorunda bırakmak belki de insan tabiatının bir gereğidir. gücümüzü bir insan veya bir şeyin karşısında ispat etmeyi hepimiz sevmez miyizi?

--- alıntı ---
devamını gör...

sabah 5 te kalkıyorum sözlük ve bunu kiminle paylaşsam gözlerinde vah garibiiim 6 aylık ömrü kalmış bakışını yakalıyorum.
devamını gör...

insan vücuduna yerleştirilen biyomedikal cihazlara, piezoelektrik etkiyle enerji sağlayan sistemlerin mucidi fizikçi ve malzeme bilimci, ilk tanımda bahsedilen harvard üniversitesi akademi üyeliğine hak kazanmış ilk türk bilim insanı.

massachusetts institute of technology (mit) "media lab" bünyesindeki "conformal decoders"* araştırma grubunun başkanıdır. sonuncusu mart 2021'de, abd bilim vakfı*'ndan almış olduğu kariyer ödülü de dahil olmak üzere sayısız ödülün sahibidir.

yine mit laboratuvarı içerisinde, "yellowbox"* adını verdiği temiz odayı kendi başına kurmuştur. tamamen şeffaf ve ziyaretçilerin yalnızca dışarıdan bakarak bile inceleme yapmalarına olanak veren bir laboratuvar olması, onu benzersiz kılmaktadır. yellowbox, 2017 yılında kalite güvencesi kurumu tarafından "yeşil laboratuvar"* sertifikasını almış ve mit media lab tarihinde bu sertifikayı almaya hak kazanan ilk ve tek laboratuvar olmuştur.
devamını gör...

normal şartlarda çok zeki ve öngörülü bir insan olan annemin bana ikinci bir isim olarak koyduğu isim tipi.
bilememiş ki ilkokulda ismimden dolayı sınıftan atılacağımı falan.
bana hamileyken tanıştığı bir kızı çok beğenmiş ona benzesin kızım diye onun adını koymuş. benzemiş miyim? tabiki hayır.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim