düşünceyi ifade özgürlüğü ve basın özgürlüğü anlamında olumlu bir gelişme. ahmet altan'ın yazılarını seversiniz ya da nefret ederseniz o ayrı ancak kişilerin düşünceyi ifade hakkını, haber alma ve verme hakkını kullandıkları için yargılanmaları ve hapsedilmeleri insan haklarına aykıdır. avrupa insan hakları mahkemesinin türkiye kararının ardından altan'ın serbest bırakılması olumlu bir gelişmedir. türkiye hala en çok gazetecinin tutuklu olduğu ülkeler arasındadır.
ahmet altan'ın serbest bırakılması dünya basınında geniş yer buldu. guardian gazetesinde verilen haber için buradan
devamını gör...

serkan inci bunlardan biridir. ayrıca dindarların çoğu da böyledir.
devamını gör...

alın size fotoğraf
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
sözü de döşeyelim; kaplumbağalar da uçar...

nefis oldu. görev tamam! * bir başka anlam arayışında buluşmak dileğiyle hoş kalınız...

dibine kaynak: fotoğrafı çeken fotoğrafçının adı pat carosone. fotoğraf 2011 yılında çekilmiş.
devamını gör...

az önce istemeden yaptığım şeydir. çok gıcık oluyor farkındayım ama boş boş otururken elime telefonu almışım, mesajı görmüşüm yani ne diyebilirim ki. o anda koltukta oturup telefona bakıyorum. bunu mu yazayım aynen. aramda samimiyet olmayan kişilere cevap olarak iyiyim demek daha kestirme geliyor. yoksa samimi biri olsa anlatırım bol bol ne yaptığımı.
devamını gör...

2020 işte
devamını gör...

en eski ve etkileyici anlatım yöntemlerinden birisidir. özellikle antik yunan tragedyalarında muazzam örnekleri ile karşılaşılabilir. shakespeare ise bu anlatıma boyut atlatmıştır.

dramatik ironi genel olarak bir hikayede seyircinin bildiği veya tahmin ettiği, ancak karakterin bilmediği ya da henüz bihaber olduğu bir durumun hikayeyi şekillendirmesi, çoğu zaman seyirciyi katharsise taşıyacak ölçüde bir kırılmaya neden olması olarak ifade edilebilir. bu öyle bir histir ki spoiler yediğin, hatta defalarca izlediğin bir filmi hop oturup hop kalkarak izlemeye benzer. adeta istemsiz bir duygu yoğunluğu yaşatır.

dramatik ironi bir yandan seyirciye kendini, olimpos dağında ölümlülerin başına gelecekleri gören ama olaylara müdahil olmayan bir tanrı gibi hissettirirken, bir yandan da seyirciye karakterle empati kurdurarak tanrıların ve kaderin acımasız oyunlarına karşı koyamayan bir ölümlü olduğu hissini aynı anda yaşatır.

örnekle anlatmak gerekirse en çarpıcı örnek sophokles’in kral oidipus tragedyasıdır. oidipus’un thebai kentinin lanetini kaldırmak için giriştiği soruşturma derinleştikçe seyirci acı gerçekleri oidipus’tan önce sezinler, olacakları biliyor olsa da hikayenin doruğa ulaştığı o noktada duyguların coşmasına engel olamaz.
devamını gör...

tanımlarını ilgi ve beğeniyle takip ettiğim sözlüğe nefes veren yazarlardan birisidir. türkçe'yi güzel kullanması ayrıca övgüyü hak ediyor. nickaltımı açarak bana sözlükte yapılabilecek en büyük jestlerden birini yapmıştır.
devamını gör...

melisa aslı pamuk
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

filmi "arayış" kelimesi ile özetleyebiliriz. senelerdir sürdürdüğü düzenden, içinde olduğu ve olmak zorunda olduğunu düşündüğü hayatının işleyişinden sıkılan bir kadının arayış hikayesi. karakterler üzerinden toplumun sosyal yapısına yapılan güçlü bir eleştiri, anlamak isteyene kuvvetli bir tokat. modern insan yaşamı, kalıpları aşamayan ilişkiler. oldukça bunaltıcı bir atmosfer.
öte yandan film hakkında araştırma yaptığımda ufak tefek biyografik özellikler taşıdığını, zeki demirkubuz'un hastane ve cezaevinde c blokta kalmış olduğunu öğrendim. filme kendi sıkışmışlığından ve kendi hislerinden çokça şey kattığını düşündüğüm için izlerken oldukça garip hissettim.
diğer yandan bakarsak zeki demirkubuz'un henüz ilk filmi olduğu için bu tecrübesizlik filmde kendini çokça hissettiriyor. kopuk sahne geçişleri biraz rahatsızlık verse de temelinde dayandıkları diğer sahneleri siz kendi aklınızda birleştirebiliyorsunuz.
ben yönetmenlerin filmlerini kronolojik sırasına göre izlemeyi, yönetmenin gelişimini görmeyi sevdiğim için izledim ve çoğu kişinin aksine pişman olmadım tam tersine birçok düşüncemi geliştirmekte yardımcı oldu. izleyecek olanlara iyi seyirler.
devamını gör...

1590 - osmanlı devleti ve iran arasında ferhat paşa antlaşması imzalandı.
1914 - başyazarlığını nigar hanım'ın yaptığı "kadınlık" adlı dergi haftalık olarak yayımlanmaya başladı.
1937 - tunceli'de dersim isyanı başladı.
1964 - boulanger müzik ödülü'nü türk piyanist idil biret kazandı.
1965 - martin luther king 3.200 kişilik bir grupla, insan hakları yürüyüşü için selma, alabama'dan montgomery, alabama'ya doğru yola çıktı.
1993 - nevruz kutlamaları olaysız geçti. aynı gün antalya'da yapılan türklük kurultayı kutlamalarına cumhurbaşkanı turgut özal ve başbakan süleyman demirel de katıldı.
2008 - ergenekon çetesi suçlamasıyla ilhan selçuk, doğu perinçek, kemal alemdaroğlu gözaltına alındılar.
devamını gör...

"benim zamanımda böyle değildi, ben böyle görmedim.." şeklinde başlayabilen cümleler olabilir.
devamını gör...

"haram olsun. yargılanacaksın" diyerek cevap verilebilir.

çocuklarımızdan çalınanların hesabı sorulacak.
devamını gör...

oy verince 1. mi oluyoruz. bilseydim bu yönde kasardım yaa tüh.
devamını gör...

jules verne'e ait iki ciltlik seri kitabıdır.

verne, edgar allen poe'nun, kışkırtıcı korku öyküsü arthur gordon pym’in öyküsü'nün yarım kalmış olduğunu düşünerek, iki ciltlik bu seriyi kaleme almıştır.

aslı fransızca olan bu eser, ilk defa 1897 yılında pierre jules hetzel tarafından yayımlanmıştır. daha sonra ingilizce, almanca ve nihayet türkçe'ye çevrilen eser, yayınlandığı günden itibaren sayısız baskıyla rekor kırmıştır.

fransız yazar eserinde, antarktika'nın keşfedilmeyi bekleyen topraklarını ve nice özelliklerini, sade ama esrarengiz bir anlatımla ele alır. her ne kadar günümüzde, bu anlatılara konu olan buz dağları, penguenler, foklar vs. gibi antarktika'ya has özellikler, merak uyandırma özelliğini yitirmiş olsa da, dönemi göz önüne alındığında, yani 19. yüzyılda, hayli ilgi çekici ve merak uyandırıcı kabul edilebilir. yine kitabın şu an, bir çocuk kitabı olarak kabul edilebiliyor oluşu da, söz konusu konudan ileri gelmektedir.
esas olarak, yazarı baz alındığında kült olmuş, klasikleşmiş bir roman olma özelliğini hala diri tuttuğu söylense, herhalde yanlış olmayacaktır.

romanın birçok yayınevinden, birçok baskısı bulunmasına karşın en sıra dışı kapak tasarımı, bence, alfa kitap'tan gelmiştir:
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
*
*
devamını gör...

durduk yere geldi aklıma. sonra geçtim aynanın karşısına. çökmüş gözaltılarım ve dağınık saçlarımla. biraz makyaj yaptım biraz da çeki düzen verdim üstüme başıma. açtım bu şarkıyı da. missssss...


devamını gör...

zaten herkes yazmış kitaplar konusunda bir okyanus gibi okumaktan asla ama asla bıkmayacağım sonsuza kadar yazsa okuyacağım hoş sohbet sözlüğün madalya canavarı bilgesi.
devamını gör...

garibin çilesi mezarda biter.. vizelerimin bitmesinin üstünden daha bir hafta geçmesine rağmen mekanda oturup, not yazmaya başladım... *
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

böyle diye diye metalci ruhumu şahlandırdınız. sabahın köründe işe giderken artık doom metal dinliyorum. püü size.
devamını gör...

nickaltıma yazdığın şaheser tanım sebebiyle çok doğal olarak doğan cevap hakkımı kullanmayacağımı mı sandın sayın domestic?
elbette benim de diyecek iki çift lafım olacak sana...*

asıl bu bir dramdır öncelikle, sen bana önce fotoğraf at, gel buyur de, sonra tabakları sil süpür alttaki fotoğrafı yolla...*
sonra da dondurma bittiği için (fotoğraf atmadım diye) beni bencil ilan et ve tüm sözlüğe duyur, pes vallahi. senden korkulur.*
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
ayrıca öyle alelade kuş diye bahsettiğin benim oğlumdur, canımdır, marşımıza eşlik edecek kadar takımına bağlı, fenerbahçe'li cengaver bir delikanlıdır. kime laf attığımıza dikkat edelim lütfen.*
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
tabii ki ben de iyi niyetlerle bitireceğim bu nickaltını;
elini attığın tüm biberler acının da acısı çıksın,
tuzluklar hep nemli olsun tuz dökeme yediklerine,
bira almaya git ama bir tane bile soğuk bira kalmamış olsun, hatta en sevdiğin bira üretimden kalksın *
uğraşma benimle, uğraşırım seninle... *
devamını gör...

bir nesile tırnak yemeyi alışkanlık haline getirten hadisedir. sıra gelene kadar tırnakları uzun olanlar tıkır tıkır tırnak yerdi.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim