hamakta sallanırken bir yandan müzik dinleyerek entry giriyorum

(bkz: birazda hüzünleniyorum)
devamını gör...

babam da giyiyor.
devamını gör...

telefon.
devamını gör...

izlediğim anime dizileri ve yorumlarım:

erased: izlediğim ilk anime dizisi. yanlış anlaşılma durumuna düşen polisler tarafından aranan esasoğlanımız her bir şey olduğunda geçmişe gider. çocukluğunda bir kız arkadaşını öldüren ve devamlı hale getiren çocuk katilini bulma peşine düşer.

monster: psikolojili, gerilimli ve biraz da aksiyonlu anime serisi. ana tema ana karakter harici diğer karakterlere de etki ettiği ve onların da hikayesini ele aldığı için tek yönlü diyemeyeceğim, kısa masal kitapları bile tasarlanmış anime dizisi.
holywood filmlerine taş çıkarır, öyle diyeyim.

fullmetal alchemist brotherhood: dünyanın enerjisini kullandıkları bir simya konusu geçiyor. eşit takas prensibi animede sıkça geçen bir deyim. bir hata sonucu vücudunu kaybeden alphonse ve sol kolunu ve sağ bacağını kaybeden abisi edward bir arayış içinde maceraya atılırlar. açılış ve kapanış şarkıları bayağı güzel ve ortaya karışık anime yapmışlar. hayat dersleri veriyor, aksiyon da var, o aile sıcaklığı hissiyatını da veriyor.

death note: adaleti sorgulatan bir anime. animelerin klasiğidir ve başyapıtlarından üste oynar. animeye yeni başlayanlar için psikoloji ve zeka seviyorsanız kesinlikle öneririm. kalbime işlemiş ilk animedir kendileri.*
sırf canı sıkıldığından animeyi başlatan troll ryuk için dahi izlenir.

death parade: death note'dan sonra boşluğa düşüp ona yakın bir anime arayışına girdiğimde izlediğim mini dizidir. hayat dersleri veren bir anime dizisi. spoiler yemeyin, izleyince bölümün sonunda nerde geçtiğini anlarsınız.

terror in resonance: kesinlikle başyapıt ama hızlı bitmesiyle tadı damağımda kaldı(az ve öz). çizimleri harika ve yunan mitolojisini esas alan psikolojik eser. sonunda ağlatabilir.

another: korku filmi tadında bir tür. bir kasabada her sene lise 3-3 sınıfında kendisinin ölü olduğunu bilmeyen bir öğrenci yerleşir. kimse ölmesin diye öğrenciler her 3-3'e geldiğinde bir kişiyi ölü olarak oylayıp görmezden gelirler. bana göre opening şarkısı bayağı güzel, telefonuma indirdim.

mirai nikki: 12 günlük kullanıcısının birbirleriyle mücadelesini anlatan içerisinde bir tane yandere kızımızı bulunduran anime. içerisinde çıplaklık ve çokça kan var, 18 yaş altı iseniz tavsiye etmem.

hellsing ultimate: mirai nikki'ye kan ve aksiyonda fark atan dracula'lı animemiz. vampir ve zombi avcısı olan hellsing yanındaki alucard ile ve onun vampir yaptığı kızımızla işbirliği içinde nazi zombilerle mücadele ediyor. çok kan ve dehşet istiyorsanız izlediğim tüm animeleri sollayan bir dizi. animenin ayrıntıları için bayağı süre harcamışlar. yine kan görmeyi kaldıramıyorsanız önermem.

guilty crown: ne yalan söyliyim başlarda beni sarmadı. sonlara doğru biraz odaklanabildim diyebileceğim bir anime. en çok canımı sıkan hala saf karakterle takılan esasoğlanımızın teee son bölümlere doğru aklı başına gelmesidir. esasoğlanımız kralın gücü diye adlandırılan bir gücü yanlışlıkla elde ederek insanların kalbinden onların karakterlerine göre alet alabiliyor ve salgın bahanesiyle ülkenin içine edenlere karşı bir grubuyla mücadele içine giriyorlar. (tabi aşık olduğu bir kızımız da var, yanında savaşıyor.)

one punch man: komedi ve ironi sevenler için kesinlikle önerebileceğim bir anime. tüm sezonlarını izleyebilirsiniz. diğer animelerdeki dağları, taşları aşarak olağanüstü güç elde eden karakterlerle baya dalga geçmiş. çok güçlü olması tek yumruğuyla rakiplerini indirebilmesi karakterimizi sıkıyor ve daha güçlü rakipler aramaya başlıyor. genellikle son zamanlarda gelmesiyle ünlüdür.

mob psycho 100: one punch man havası olan psişik güçleri konu alan anime serisi, one punch man'deki aynı mangaka tarafından çıkan ürün. siz de farklı bir konu arıyorsanız size göre, ben sevdim.

arakawa under the bridge: komedinin ve deliliğin dibine vurmuş bir anime dizisi.
ailecek borçlanmama prensibiyle yaşayan esasoğlanımız şirketin başına geçecek veliahtken kendini köprüaltında buluverir. çünkü hayatını bir kız kurtarır ve borcunu ödemek ister. o günden sonra iyice onlardan olmaya başlar. ki kendisi de öyle diye oraya çekilme ihtimali var. başlarda sarmasa da ortalarda beni içine çekmeye başardı. sonlara doğru iyice gülmekten ağzım kulaklarıma gelmişti. tabi borçlandığı kızımıza aşıktır.
arakawa under the bridgexbridge de serinin 2. sezonudur. efektli olmasıyla ve yeni karakterlerin eklenmesiyle biraz farklı bir hava vermişler.
"gezo"ya arakawa under the bridge anime önerisi için teşekkür ederim.*

izlediğim anime filmleri ve yorumlarım:

spirited away: hayao miyazaki şaheseri. küçük kızın ruhlar bölgesine girmesiyle başlayan macerasına tanık olacak ve o harikulade sanattan, manzaralardan gözlerinizi alamayacaksınız.
eğer vaktiniz yoksa animeye spirited away'den başlayabilirsiniz. kendileri de benim ilk anime filmim olur.

prenses mononoke: hayao miyazaki'nin yine harikulade manzaralı bir anime filmidir. doğa ve insanların savaşını anlatan filmde kızımız doğadan yanadır.

a whisker away: bir netflix anime filmidir. arada bir maske takmasıyla kediye dönüşür ve
sevdiği oğlanın bir kedisi olur. sonraları insanlığını kaybeden kız bir maceraya atılır.

your name: bir sanat eseri daha. çok güzel manzaraları olan japon kültürü ve inanışı ile ilgili bağlantılı olayları olan bir anime filmi.
mutlaka izlemeniz gerekiyor. iki kişi hem beden değiştiriyor hem de spoiler olacağı için söylemiyorum. izleyince anlarsınız.
devamını gör...

sokrates gerçekten yaşadı mı yaşamadı mı tartışmaları süredursun, yaşamış olsa da olmasa da muhteşem bir kitapla karşı karşıya olduğumuz gerçeği değişmiyor.

o dönemin kokusunu hissetmeniz açısından zevkle okunacak bir kitap. dili ağır değil ve anlaşılır. socrates’in akıl yürütmeleri ve zekası gerçekten inanılmaz. hayatını bilmeye, öğrenmeye adamış. öğrenmenin en önemli koşulu ise ‘hiçbir şey bilmediğini kabul etmek’.

en çok etkilendiğim bölüm ise son bölüm oldu. hücresinde öğrencileriyle son sohbeti. zehri içtikten , zehir etkisi geçene kadar olan, hayatının son dakikalarında dahi öğrenmeye ve öğretmeye açlığı. öncelikle öğrencilerine ‘bu böyledir’ demiyor; tüm karşıt görüşleri dinliyor ( ki karşıt görüşleri duymayı gerçekten seviyor) , akıl yürütmeyle doğru yolu bulmaya çalışıyor. yani aslında o ‘öğretmeyi’ değil, ‘düşündürtmeyi’ amaçlıyor.

yine kitabın son bölümünde geçen, ‘tüm insanlar doğmadan önce her şeyi bilir, doğduktan sonra hatırlar’ teorisi de hayli ilgi çekici.

eski bir kitap diye korkmayın; çok rahatlıkla ve zevkle okuyacaksınız. ama arada gözlerinizi kapatın ve o dönemi hayal edin. anlayacaksınız ki bizden çok daha ilerilermiş.
devamını gör...

iki adet muhabbet kuşu sahiplendim. fahiş fiyata kafes aldım. bir dediklerini iki etmiyorum. en kaliteli yemlerle besliyorum. ne elime ne de omuzuma konuyorlar. kafesin kapağı açık ama çıkmıyorlar. beni gördüklerinde dönüp hakkımda birbirlerine birşeyler söylüyorlar. ne diyorlarsa artık. yaklaşınca çığlık çığlığa kaçışıyorlar.

ulan diyorum ki millette ne kuşlar var. siz de havada iki tur atıp gelip avucumdan yem yiyin. arada kulağımı boynumu gagalayın. canımmm cicimmm filan diyip beni mesud edin. yok işte. canları sağolsun.
devamını gör...

--- alıntı ---

iyi olan hiçbir şey gece saat 2'den sonra gerçekleşmez. saat gece yarısı 2 olduğunda, sadece eve gidin ve uyuyun. çünkü saat 2’den sonra verilen kararlar, yanlış kararlardır.

--- alıntı ---
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
sağdaki diyor ki;benim de arkadaşım olsun buradan, özlesin,ansın,mesaj atsın,gelsin püskevitler gitsin çaylar.

soldaki durur mu; hayatım yoğun ve güzel iken kim takar burayı.ben de zaten sizi aramıyorum.

yakın zamanda bildirimleri kapatmama rağmen sanırım ağlamayı*tercih ederim.
tabi tüm bunlardan kime ne?*
devamını gör...

''tanrı'nın hediyesi'' anlamına gelen farsça ''yâsamin'' kelimesinden türemiştir. birçok kaynakta saflığı, güzelliği ve duygusallığı sembolize etmekle birlikte ülkelere göre çeşitli anlamları vardır.

örneğin:
filipinler'de onur ve saygıyı simgelerken, hindistan'da yasemin çiçeğinin şans getirdiğine inanılır, rönesans italya'sında ise hz. meryem'in saflığı ile ilişkilendirilmiştir.
devamını gör...

sözlükte bu kadar homofobik olduğunu keşke bilmeseydim. tamam saygı da duymayın, psikolojik ya da fiziksel olarak zarar vermeyin yeter.
bu arada eşcinsellerden korkmanın (homofobi) dışında onlara nefret beslemeniz ya da sevmemeniz de normal bir durum değil. bütün eşcinseller aynı değil ya hani.
anlasanız mı bütün insanların sizin ahlak anlayışınıza uymak zorunda olmadığını. e hadi artık.
devamını gör...

dünyanın bize vermiş olduğu en güzel nimetlerden olan patates ile yapılan bir yiyecek.

aklımdan ortaköy’e gitme fikri çıkkkk


not: aklımdan çıkacağı yok dedim geldim yemeye.
devamını gör...

pandeminin en patlak dönemlerinde fahrettin koca'yı görmüştüm. birlikte vaka sayılarını nasıl azaltabiliriz diye tartışıyorduk. taktik veriyordum. sanırım pek işe yaramamış benim tavsiyeler üzgünüm.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

bilim ve din ikisi de dünya’yı algılamaya çalışır. doğa olaylarını, insan yapılarını, düzeni, dünya’nın oluşunu. aradaki farksa din dogmatiktir yani bu algılama şeklini seneler önce sunmuş ve bitmiş. bilimse gelişmeye, geliştikçe ilerlemeye devam ediyor.
t. bilim ve din arasında uyumsuzluk yoktan kastettiği ikisinin de bir yerde ortak bir amacı olmasıdır.
devamını gör...

edit: şu entryi elden ele yaysak fena olmazdı...
hemen sizin de benim şu an yazmakta olduğum satırları yazabileceğiniz dikdörtgenimizin altında "link" butonunun solunda, "alıntı" butonunun sağında sizi bir sürpriz bekliyor. kendinizi yazdığınız cihaz yerine koyuyorsanız da linkin sağı alıntının solu.

t: bir yazar türü.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

almayayım, mümkünse orjinal hata yapmak istiyorum.
devamını gör...

napolyon için en utanç verici "yenilgi".

napolyon, 1807 yılında elde ettiği bir başarının ardından, başarının verdiği keyifle bir etkinlik düzenlenmesini ister. etkinlik açık hava yemeği ve tavşan avı olarak düzenlenir.

av için 3000 kadar evcil tavşan alınır ve etkinlik alanına getirilir. evcil olmalarının nedeni, yabani tavşanlar gibi insanlardan kaçmalarını önlemektir. av saatine kadar aç kalan gariban tavşancıklar alana salındığında, herkesin beklediğinin tersine gelişir olaylar. tavşanlar açlığın verdiği gözü dönmüşlükle, kendilerine yiyecek vereceklerini sandıkları parlak giysili adama -yani napolyon'a- topluca saldırırlar. napolyon canını, arabaya binerek zor kurtarır ve bu olay da waterloo muharebesi'nden bile utanç verici bir anı olarak hafızalarda yer edinir.
devamını gör...

ellerinde kitaplar ile kendisine çarpacak kızı bekliyor olabilir. tabi okulu çoktan bitirdiği için şansını arttırmak için kütüphaneye gitmelidir. ama hiçbir şey yapmadığı için de gitmeyecektir. nerden baksan tutarsızlık
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
sıkıyorsa konuş.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim