patatesin görünüş olarak pek bir şey vadetmemesi
gollomun açmış olduğunu düşündüğüm başlık.
evde ya da gittiğim herhangi bir yerde patates yemeği yapıldığında 'pattisss ne beee? ' diye tepki vererek kendi kendimi eğlendiriyorum ben de. ama o kadar sevmesem çok yemeyi tercih etmesem de yine de bu tutumu sergilemem asla.*
benim minnoş patatesimin kalbini kırdılar. yine bir yerde birileri öbürsüleştirildi yazıklar olsun. *
evde ya da gittiğim herhangi bir yerde patates yemeği yapıldığında 'pattisss ne beee? ' diye tepki vererek kendi kendimi eğlendiriyorum ben de. ama o kadar sevmesem çok yemeyi tercih etmesem de yine de bu tutumu sergilemem asla.*
benim minnoş patatesimin kalbini kırdılar. yine bir yerde birileri öbürsüleştirildi yazıklar olsun. *
devamını gör...
bungee jumping
yapmayı çok istediğim bir aktivite. sanki intihar ediyormuşsun ama ölmüyormuşsun gibi. ölümü yaşıyorsun ama ölmüyorsun. çok güzel bence.
devamını gör...
yazarları ağlatan şarkılar
sezen aksu-küçüğüm
bana bir masal anlat baba
-her seferinde gerçekten gözlerim dolu dolu dinlediğim ama çok da sevdiğim şarkılardandır.
bana bir masal anlat baba
-her seferinde gerçekten gözlerim dolu dolu dinlediğim ama çok da sevdiğim şarkılardandır.
devamını gör...
polis kılığına girerek yurttaşlarını soyan ugandalı
kör ile yatan şaşı kalkar..
devamını gör...
cağ kebabı
ulan başlığı görünce bile garip hissettim. garip değil de gariban. 5 sene erzurumda okudum da parasızlıktan şunun tadını hiç bilmedim. hiçbir zaman deneyecek param olmadı. güzel mi çirkin mi bilmiyorum ki. riske atamazdım çünkü çok pahalıydı. atandıktan sonra görev icabı erzuruma gidince denedim. çok güzelmiş lan. ıyi ki öğrenciyken yememisim.
devamını gör...
mustafa kemal'in ne işi var burada diyen şey
ooofff oooff!!!
yıllardır bunların içinde yaşıyorum.
'rahmetli atatürk 'dedim diye annem 'o kefereye rahmetli denmez' diyerek, bana dayak attığını bilirim.
medreselerde 7 sene beynimi yıkadılar. ben yine de öğrendim atatürk kimdir ve neden önemlidir.
ben bile başardım da, bunlar mal kaldı.
ooooff!!!
yıllardır bunların içinde yaşıyorum.
'rahmetli atatürk 'dedim diye annem 'o kefereye rahmetli denmez' diyerek, bana dayak attığını bilirim.
medreselerde 7 sene beynimi yıkadılar. ben yine de öğrendim atatürk kimdir ve neden önemlidir.
ben bile başardım da, bunlar mal kaldı.
ooooff!!!
devamını gör...
clocks
en sevdiğim coldplay şarkısı, tüm enstrümanları o kadar kolay ki, insan yarım saatlik bir deneme ile baştan sona çalabiliyor, bu kadar kolay bir şeyden bu kadar büyülü bir şey çıkması ise müziğin ne denli tuhaf bir şey olduğunu seriyor gözümün önüne.
bir dönem en yakın dostumla derslere girmez ve güzel sanatlar fakültesindeki müzik bölümünü provalarında kullanılan piyano odalarına kaçak girip clocks çalar, bağıra bağıra söylerdik.
ah, nerede o eski coldplay?!
bir dönem en yakın dostumla derslere girmez ve güzel sanatlar fakültesindeki müzik bölümünü provalarında kullanılan piyano odalarına kaçak girip clocks çalar, bağıra bağıra söylerdik.
ah, nerede o eski coldplay?!
devamını gör...
bacha bazi
afganistan'da uzun yıllar özellikle bm ile birlikte sosyal ve ekonomik kalkınma projeleri kapsamında kadın hakları, çocuk hakları konusunda çalışmış biri olarak bu konuda bugüne kadar yapılanları özetlemek isterim.
bacha bazı geleneği hala devam etmekle beraber büyük oranda azalmıştır. taleban döneminde dans ve müziğin yakalanmasıyla halk arasında chai boy yani çay oğlanı olarak anılmaya başlamışlardır.
genelde öksüz ya da ailelerinin bakamadıkları çocuklardır. ayrıca borç karşılığı diyet olarak verilen çocuklar yine kan davalarında diyet olarak verilen çocuklar kullanılır. bu çocuklar gün içinde dükkanda, evde temizlik, çay servisi gibi işleri yaparlar.kimileri tarlada çalışır. geleneklere göre bu çocuklar evlenme yaşına geldiklerinde, evin ağası tarafından evlendirilir ve düğün hediyesi olarak kendilerine chai boy verilir.
aslında dışarıdan bakıldığında hepsi çocuk işçidir. dans edeni etmeyeni aynıdır. ancak kimi insanlar bu çocukları akşam erkek misafirleri eğlendirmek ve seks için kullanırlar. bacha bazı aslında sadece çocuk değildir. bizdeki köçekler gibi yetişkin erkeklerin yine kadın kıyafetleriyle bu toplantılarda dans etmesi oldukça yaygındır. afganistan'da bulunduğum dönemde çocukların yanı sıra neredeyse 35-40 yaşlarında olan bache bazılarla röportaj yapmıştım.
röportaj yaptığım yetişkin bache bazilerden biri
lh3.googleusercontent.com/w...
afganistan'da yasal olarak bacha bazı ya da bugünkü adıyla chai boy geleneğini yasaklayan özel bir madde bulunmamaktadır ancak bu bacha bezinin yasak olmadığı anlamında değildir.
birleşmiş milletler ve insan hakları derneklerinin çabalarıyla 2004 yılında çocuk haklarını korumak amacıyla bir protokol imzalanmıştır. bu protokolde afganistan çocuk hakları konusunda uluslarası insan hakları hukukuna uygun hareket edeceğini garantilemiştir.
bu aynı zamanda anayasanın 7. maddesiyle garanti altına alınmıştır.
7. madde -the state shall observe the united nations charter, inter-state agreements, as well as international treaties to which afghanistan has joined, and the universal declaration of human rights.
32. madde - borçların bir kimsenin özgürlüğünü kısıtlayamacağını düzenler (borcu olan ailelerin çocuklarını chaiboy orak vermelerini engeller)
49.madde - çocukların zorla çalışmaya zorlanmasını engeller
58. madde herkesin bağımsız insan hakları organizasyonlarına başvurmasını ve davalarının takibini garantiler
yasalar kapsamında yine tecavüz yasaklanmıştır. bu noktada bahcha bazı tecavüz kapsamındadır. 2019'da yapılan düzenlemede evlilik içi cinsel tecavüz tecavüz kapsamından çıkarılmıştır ancak yasanın diğer bölümlerinde değişiklik yoktur.
2019'da güncellenen çocuk hakları konusunda detaylı bilgi için buradan
uluslararası insan hakları dernekleri lokal insan haklarının dernekleriyle birlikte çalışmaktadır. lokal insan hakları dernekleri kendilerine ulaşan şikayetlerin ardından bu çocuklara ulaşmakta, bm ve çocuk haklarıyla ilgilenen diğer ngolar ve go ile birlikte onlara kalacak güvenli yer ayarlamakta ve dava süreçlerini takip etmektedir.
2004'den bu yana gerek afgan hükümeti gerek ise din adamları bache bazı geleneğini kınayan açıklamalar yapmışlardır. anayasa'nın üçüncü maddesi anayasanın islami kurallara aykırı olamayacağını belirtir. bu anlamda din adamlarının bache bazi geleceğinin günah olduğunu ve şeriat göre suç olduğunu ilan etmeleri özellikle bu geleneğin belli bölgelerde azaltılmasında biraz olsun etkili olmuştur.
bache bazı ya da çay oğlanı geleceğini özellikle cinsel taciz ve kölelik boyutunu engellemenin önündeki en büyük engel ise güneydoğuda kız çocuklarının evlendirilmesi ya da türkiye genelinde erkek çocuklara yönelik tecavüzlerin üstünün kapatılmasıyla benzer nedenlerdir.
resmi bir işlem yapılabilmesi için resmi şikayet gerekir.
çocuklar ve eğer varsa aileleri bu konudan bahsettiklerinde dışlanmaktan, ayıplanmaktan korkarlar.
çevredeki insanlar resmi şikayette bulunmaz.
resmi şikayet olmadan bu çocuklardan hangilerinin bizde eskiden olduğu gibi besleme olarak anılan ya da çalışan çocuk olduğu, hangilerinin zorla çalıştırıldığını, hangilerinin cinsel tacize uğradığını belirlemek zordur.
lgbtq bireylerin yine afganistan'da yaşamak ve para kazanmak için tek yolu genelde seks işçisi olarak çalışmaktır. bache bazı genelde erkek seks işçilerini ve dansözleri tanımlamak içinde kullanılır.
afganistan'da çocuk hakları dahil olmak üzere insan haklarının yerleşebilmesi için daha çok çalışmaya ihtiyaç vardır.
tencere dibin kara derken türkiye'de seks köleliğini unutmamak gerekir. türkiye'de seks kölesi olarak çalıştırılanların yarısından fazlasının çocuk olduğu tahmin edilmekte. 2013 itibariyle 50 binden fazla kız çocuğunun ve yine sayısı tam olarak tahmin edilemekle birlikte binlerce erkek çocuğunun seks kölesi olarak kullanıldığı belirtilmekte.
türkiye'de yine çocuk köçekler ve köçeklerin uğradığı cinsel tacizler göz ardı edilmemelidir.
dünyanın her neresinde olursa olsun çocukların zorla çalıştırılmaları, kölelik ve çocukların seks için kullanılması kabul edilemez.
bacha bazı geleneği hala devam etmekle beraber büyük oranda azalmıştır. taleban döneminde dans ve müziğin yakalanmasıyla halk arasında chai boy yani çay oğlanı olarak anılmaya başlamışlardır.
genelde öksüz ya da ailelerinin bakamadıkları çocuklardır. ayrıca borç karşılığı diyet olarak verilen çocuklar yine kan davalarında diyet olarak verilen çocuklar kullanılır. bu çocuklar gün içinde dükkanda, evde temizlik, çay servisi gibi işleri yaparlar.kimileri tarlada çalışır. geleneklere göre bu çocuklar evlenme yaşına geldiklerinde, evin ağası tarafından evlendirilir ve düğün hediyesi olarak kendilerine chai boy verilir.
aslında dışarıdan bakıldığında hepsi çocuk işçidir. dans edeni etmeyeni aynıdır. ancak kimi insanlar bu çocukları akşam erkek misafirleri eğlendirmek ve seks için kullanırlar. bacha bazı aslında sadece çocuk değildir. bizdeki köçekler gibi yetişkin erkeklerin yine kadın kıyafetleriyle bu toplantılarda dans etmesi oldukça yaygındır. afganistan'da bulunduğum dönemde çocukların yanı sıra neredeyse 35-40 yaşlarında olan bache bazılarla röportaj yapmıştım.
röportaj yaptığım yetişkin bache bazilerden biri
lh3.googleusercontent.com/w...
afganistan'da yasal olarak bacha bazı ya da bugünkü adıyla chai boy geleneğini yasaklayan özel bir madde bulunmamaktadır ancak bu bacha bezinin yasak olmadığı anlamında değildir.
birleşmiş milletler ve insan hakları derneklerinin çabalarıyla 2004 yılında çocuk haklarını korumak amacıyla bir protokol imzalanmıştır. bu protokolde afganistan çocuk hakları konusunda uluslarası insan hakları hukukuna uygun hareket edeceğini garantilemiştir.
bu aynı zamanda anayasanın 7. maddesiyle garanti altına alınmıştır.
7. madde -the state shall observe the united nations charter, inter-state agreements, as well as international treaties to which afghanistan has joined, and the universal declaration of human rights.
32. madde - borçların bir kimsenin özgürlüğünü kısıtlayamacağını düzenler (borcu olan ailelerin çocuklarını chaiboy orak vermelerini engeller)
49.madde - çocukların zorla çalışmaya zorlanmasını engeller
58. madde herkesin bağımsız insan hakları organizasyonlarına başvurmasını ve davalarının takibini garantiler
yasalar kapsamında yine tecavüz yasaklanmıştır. bu noktada bahcha bazı tecavüz kapsamındadır. 2019'da yapılan düzenlemede evlilik içi cinsel tecavüz tecavüz kapsamından çıkarılmıştır ancak yasanın diğer bölümlerinde değişiklik yoktur.
2019'da güncellenen çocuk hakları konusunda detaylı bilgi için buradan
uluslararası insan hakları dernekleri lokal insan haklarının dernekleriyle birlikte çalışmaktadır. lokal insan hakları dernekleri kendilerine ulaşan şikayetlerin ardından bu çocuklara ulaşmakta, bm ve çocuk haklarıyla ilgilenen diğer ngolar ve go ile birlikte onlara kalacak güvenli yer ayarlamakta ve dava süreçlerini takip etmektedir.
2004'den bu yana gerek afgan hükümeti gerek ise din adamları bache bazı geleneğini kınayan açıklamalar yapmışlardır. anayasa'nın üçüncü maddesi anayasanın islami kurallara aykırı olamayacağını belirtir. bu anlamda din adamlarının bache bazi geleceğinin günah olduğunu ve şeriat göre suç olduğunu ilan etmeleri özellikle bu geleneğin belli bölgelerde azaltılmasında biraz olsun etkili olmuştur.
bache bazı ya da çay oğlanı geleceğini özellikle cinsel taciz ve kölelik boyutunu engellemenin önündeki en büyük engel ise güneydoğuda kız çocuklarının evlendirilmesi ya da türkiye genelinde erkek çocuklara yönelik tecavüzlerin üstünün kapatılmasıyla benzer nedenlerdir.
resmi bir işlem yapılabilmesi için resmi şikayet gerekir.
çocuklar ve eğer varsa aileleri bu konudan bahsettiklerinde dışlanmaktan, ayıplanmaktan korkarlar.
çevredeki insanlar resmi şikayette bulunmaz.
resmi şikayet olmadan bu çocuklardan hangilerinin bizde eskiden olduğu gibi besleme olarak anılan ya da çalışan çocuk olduğu, hangilerinin zorla çalıştırıldığını, hangilerinin cinsel tacize uğradığını belirlemek zordur.
lgbtq bireylerin yine afganistan'da yaşamak ve para kazanmak için tek yolu genelde seks işçisi olarak çalışmaktır. bache bazı genelde erkek seks işçilerini ve dansözleri tanımlamak içinde kullanılır.
afganistan'da çocuk hakları dahil olmak üzere insan haklarının yerleşebilmesi için daha çok çalışmaya ihtiyaç vardır.
tencere dibin kara derken türkiye'de seks köleliğini unutmamak gerekir. türkiye'de seks kölesi olarak çalıştırılanların yarısından fazlasının çocuk olduğu tahmin edilmekte. 2013 itibariyle 50 binden fazla kız çocuğunun ve yine sayısı tam olarak tahmin edilemekle birlikte binlerce erkek çocuğunun seks kölesi olarak kullanıldığı belirtilmekte.
türkiye'de yine çocuk köçekler ve köçeklerin uğradığı cinsel tacizler göz ardı edilmemelidir.
dünyanın her neresinde olursa olsun çocukların zorla çalıştırılmaları, kölelik ve çocukların seks için kullanılması kabul edilemez.
devamını gör...
otobiyografinize yazacağınız son cümle
iyi ki.
devamını gör...
#anneyeneoldu
hayvanların varlığını, hissedebildiğini ve en önemlisi canlı olduklarını unuttuğumuzun kanıtıdır. yıllardır yalvarılıyor resmen, imza kampanyaları düzenleniyor hala tık yok. hayvanlar ki en masumu bu dünyanın, onların zulme uğradığı bir topluluk nasıl refaha kavuşabilir.
biri hayvana tecavüz eder, biri kedi besliyor diye bir kadını darp eder, diğeri gelir kedileri öldürüp pencereye asar, öbürü gelir köpeği bağlayıp aç bırakır, beriki gelir kedinin kuyruğunu kesip işkence eder, başkası gelir eşeğin ağzını metal telle bağlayıp dağa atar, başka bir aşağılık gelir hayvanı hedef tahtası yapar...
sonuç!!!!
bu masumların canı iki üç bin lira...
biri hayvana tecavüz eder, biri kedi besliyor diye bir kadını darp eder, diğeri gelir kedileri öldürüp pencereye asar, öbürü gelir köpeği bağlayıp aç bırakır, beriki gelir kedinin kuyruğunu kesip işkence eder, başkası gelir eşeğin ağzını metal telle bağlayıp dağa atar, başka bir aşağılık gelir hayvanı hedef tahtası yapar...
sonuç!!!!
bu masumların canı iki üç bin lira...
devamını gör...
yazarların unutamadıkları dizi replikleri
bomba patlıyor 50 kişi ölüyor panik olmuyorsunuz teker teker ölünce mi panik oluyorsunuz. (bkz: şahsiyet)
devamını gör...
en güzel teoman şarkısı
tabiatım böyle.
devamını gör...
neçayev dönüyor
jorge semprun'un batılı sosyalistlerin geçirdiği dönüşümü, beş genç adamın * yaşamından kesitler sunarak aktardığı muazzam eserinin adıdır. kitap hesaplaşma adıyla da yayınlanmıştır. her ne kadar ''hesaplaşma'' adı kitap için uygun bir ad gibi gözükse de kitabın ana karakterlerinden birisi olan ''neçayev'' kod adlı roman karakterinin okurda bıraktığı iz, romana kattığı gizem ve sürükleyicilik sebebi ile ''neçayev dönüyor'' adı bana hem daha doğru hem daha çekici gelir.
romanın başlangıcında şöyle bir ifade yer alır; ''bir sabah, elie silberberg'in telefonu çalar. eski silah arkadaşı zapata'dır arayan, ''neçayev'le ilgili...'' der.
bu cümleyi okuduğunuz andan itibaren, kitap sizi içine alıyor. ondan sonra kendinizi kaptırıp gidiyorsunuz.
bahsedilen 5 genç ''proleter öncü'' adıyla bir örgüt kurarlar. şiir, felsefe ve politik yakınlıklarıdır onları bir araya getiren. içerisinden geçtikleri karşı devrimci sürecin önünde durmak için militan bir tutum izlerler. ancak bu süreç çok sancılı ve güven kaybına yol açan bir şekilde son bulur. örgütü fesih etme kararı alırlar. neçayev kod adlı roman kahramanımız ise buna karşı çıkar.
aslında arkadaşlarının fesih kararının arkasında yatan temel gerçek korkudur. başlarına gelecek olanlardan çekinmektedirler. beyinlerinde idealize ettikleri mücadelelerini, kalplerinde oluşan korkuya kurban vermişlerdir. ve bu korkuyu kutsallaştırmak için de sisteme bir adak adamaları gerektiğinin farkındadırlar. ve kurban bulunur. örgüt'ün feshine karşı çıkan ''neçayev'' hain ilan edilir. vicdanlarını rahatlatmak için ona bir seçenek sunarlar. derler ki; ''ya ülkeyi ve mücadeleyi terk edeceksin. ya da ihanetin cezalandırılacak.''
bu olaydan sonra ise neçayev'in intihar haberi duyulur ve diğer karakterler kendi yaşamlarında bu habere göre vaziyet alırlar. zira neçayev'in ölümü ve örgütün feshi hepsini rahatlatmıştır. bir dostu ve yoldaşı feda etmenin ağırlığını yaşamadan yollarına devam ederler. tabii burada elie'ye haksızlık yapmamak lazım. o korkularının esiri olmuş olsa da, vicdanının sesini bir türlü susturamamıştır.
diğer üç kafadar ise karşı çıktıkları her şeyin kölesi olurlar. kapitalizme entegrasyon süreçleri gayet başarılıdır. öyle ki; piramidin en üst seviyelerine kadar tırmanmışlardır. güç, para ve şöhret...
hepsine sahiptirler. çünkü düşmanlarını ona karşı mücadele ettikleri dönemden çok iyi tanıyorlardır. eski düşmanlarının tüm inceliğini bildikleri içinde, doğru kartları oynayarak sistem içerisinde başarılı olurlar.
işte tüm bu yaşananların ışığında zapata'nın elie'ye açtığı telefonu değerlendirdiğinizde içinizi kaplayan merak romana öyle bir tutunmanıza sebep oluyor ki, kitabı elinizden bırakamıyorsunuz. işlenen ilk cinayet de cabası...
neçayev'in intikamı mı ? yoksa kafadarların kendi içlerindeki ahlaki hesaplaşması mı ön plana çıkacak ?
ne olacağını ziyadesiyle merak ediyorsunuz. yazarın olayları anlatımı, karakterleri analizi ve kendi içerisinde gizemi tutarlı bir şekilde koruyabilmesi de romana keyif katıyor. asıl önemlisi kendinizi bu arkadaşların arasındaymış gibi hissetmeniz. söz hakkı sahibi olmak, bir şeyler söyleyebilmek, duruma müdahale etmeye çalışmak istiyorsunuz. hele ki, felsefi ve edebi tartışmaların/sorgulamaların içine katılabilme isteği duymak yok mu? işte o muazzam bir his. semprun'un bu hisleri okuyucuya aktarıyor olabilmesi ve kitabın derinliklerine dalıyor olabilmek, bir okur için dünyanın en keyifli şeyi.
elbette kitabı överken kendi penceremden gördüklerimi dile getiriyorum. siz pencereyi kapatıp, arkanızı dönüp çekip gidebilirsiniz. netice olarak herkesin farklı bir penceresi var.
benim içinse gerçekleşen; kitabı ne zaman okusam veya kitap ne zaman aklıma gelse, pencerenin önünde kalıp, uzun uzun düşünmek oluyor.
şu ayrıntıyı da vermek lazım; neçayev karakteri rastgele seçilmiş bir karakter değil. sergey neçayev'e bir gönderme var.
şöyle der ''devrimcinin anahtar kitabı''nda sergey neçayev;
devrimci adanmış bir insandır. kişisel çıkarları, işleri, duyguları, bağlılıkları, kişisel eşyaları, hatta kendi adı bile yoktur. ondaki herşey, biricik tek bir çıkar, tek bir düşünce, tek bir tutku devrim tarafından özümlenmiştir.”
karakterimiz de mi öyle ? bilemeyeceğim. * belki, yazar sadece adını ona olan saygısına binaen kullanmıştır. okur görürsünüz.
unutmadan şunu da söyleyeyim; kitapla ilgili elimde sağlam bir kamuoyu yoklaması var. yıllar önce kitabı önerdiğim 4 arkadaşımdan ikisi kitaba bayıldılar. diğer ikisi ise kitabı yarıda bıraktı. yani bu kitabı ya çok seveceksiniz, ya da hiç sevmeyeceksiniz. ortası yok...
romanın başlangıcında şöyle bir ifade yer alır; ''bir sabah, elie silberberg'in telefonu çalar. eski silah arkadaşı zapata'dır arayan, ''neçayev'le ilgili...'' der.
bu cümleyi okuduğunuz andan itibaren, kitap sizi içine alıyor. ondan sonra kendinizi kaptırıp gidiyorsunuz.
bahsedilen 5 genç ''proleter öncü'' adıyla bir örgüt kurarlar. şiir, felsefe ve politik yakınlıklarıdır onları bir araya getiren. içerisinden geçtikleri karşı devrimci sürecin önünde durmak için militan bir tutum izlerler. ancak bu süreç çok sancılı ve güven kaybına yol açan bir şekilde son bulur. örgütü fesih etme kararı alırlar. neçayev kod adlı roman kahramanımız ise buna karşı çıkar.
aslında arkadaşlarının fesih kararının arkasında yatan temel gerçek korkudur. başlarına gelecek olanlardan çekinmektedirler. beyinlerinde idealize ettikleri mücadelelerini, kalplerinde oluşan korkuya kurban vermişlerdir. ve bu korkuyu kutsallaştırmak için de sisteme bir adak adamaları gerektiğinin farkındadırlar. ve kurban bulunur. örgüt'ün feshine karşı çıkan ''neçayev'' hain ilan edilir. vicdanlarını rahatlatmak için ona bir seçenek sunarlar. derler ki; ''ya ülkeyi ve mücadeleyi terk edeceksin. ya da ihanetin cezalandırılacak.''
bu olaydan sonra ise neçayev'in intihar haberi duyulur ve diğer karakterler kendi yaşamlarında bu habere göre vaziyet alırlar. zira neçayev'in ölümü ve örgütün feshi hepsini rahatlatmıştır. bir dostu ve yoldaşı feda etmenin ağırlığını yaşamadan yollarına devam ederler. tabii burada elie'ye haksızlık yapmamak lazım. o korkularının esiri olmuş olsa da, vicdanının sesini bir türlü susturamamıştır.
diğer üç kafadar ise karşı çıktıkları her şeyin kölesi olurlar. kapitalizme entegrasyon süreçleri gayet başarılıdır. öyle ki; piramidin en üst seviyelerine kadar tırmanmışlardır. güç, para ve şöhret...
hepsine sahiptirler. çünkü düşmanlarını ona karşı mücadele ettikleri dönemden çok iyi tanıyorlardır. eski düşmanlarının tüm inceliğini bildikleri içinde, doğru kartları oynayarak sistem içerisinde başarılı olurlar.
işte tüm bu yaşananların ışığında zapata'nın elie'ye açtığı telefonu değerlendirdiğinizde içinizi kaplayan merak romana öyle bir tutunmanıza sebep oluyor ki, kitabı elinizden bırakamıyorsunuz. işlenen ilk cinayet de cabası...
neçayev'in intikamı mı ? yoksa kafadarların kendi içlerindeki ahlaki hesaplaşması mı ön plana çıkacak ?
ne olacağını ziyadesiyle merak ediyorsunuz. yazarın olayları anlatımı, karakterleri analizi ve kendi içerisinde gizemi tutarlı bir şekilde koruyabilmesi de romana keyif katıyor. asıl önemlisi kendinizi bu arkadaşların arasındaymış gibi hissetmeniz. söz hakkı sahibi olmak, bir şeyler söyleyebilmek, duruma müdahale etmeye çalışmak istiyorsunuz. hele ki, felsefi ve edebi tartışmaların/sorgulamaların içine katılabilme isteği duymak yok mu? işte o muazzam bir his. semprun'un bu hisleri okuyucuya aktarıyor olabilmesi ve kitabın derinliklerine dalıyor olabilmek, bir okur için dünyanın en keyifli şeyi.
elbette kitabı överken kendi penceremden gördüklerimi dile getiriyorum. siz pencereyi kapatıp, arkanızı dönüp çekip gidebilirsiniz. netice olarak herkesin farklı bir penceresi var.
benim içinse gerçekleşen; kitabı ne zaman okusam veya kitap ne zaman aklıma gelse, pencerenin önünde kalıp, uzun uzun düşünmek oluyor.
şu ayrıntıyı da vermek lazım; neçayev karakteri rastgele seçilmiş bir karakter değil. sergey neçayev'e bir gönderme var.
şöyle der ''devrimcinin anahtar kitabı''nda sergey neçayev;
devrimci adanmış bir insandır. kişisel çıkarları, işleri, duyguları, bağlılıkları, kişisel eşyaları, hatta kendi adı bile yoktur. ondaki herşey, biricik tek bir çıkar, tek bir düşünce, tek bir tutku devrim tarafından özümlenmiştir.”
karakterimiz de mi öyle ? bilemeyeceğim. * belki, yazar sadece adını ona olan saygısına binaen kullanmıştır. okur görürsünüz.
unutmadan şunu da söyleyeyim; kitapla ilgili elimde sağlam bir kamuoyu yoklaması var. yıllar önce kitabı önerdiğim 4 arkadaşımdan ikisi kitaba bayıldılar. diğer ikisi ise kitabı yarıda bıraktı. yani bu kitabı ya çok seveceksiniz, ya da hiç sevmeyeceksiniz. ortası yok...
devamını gör...
normal sözlük fidan kampanyası
devamını gör...
aceso
yunan mitolojisi'nde hastalıklardan iyileştirme tanrıçasıdır. tıbbın ve sağlığın tanrısı asklepios ile ağrı yatıştırma tanrıçası epione'nin kızıdır.
devamını gör...
yapılmış en aptalca dalgınlık
gülmeyin.
üniversite yıllarında kalabalık ev takılmaları yaptığımız bir gece, fazlaca içtikten sonra tuvalete gittim. salona döndüğümde herkesi bir gülme aldı, kahkahalar gırla, gülerken devrilip halı üstünde yuvarlanan bile oldu. nooluyog alüminyum dememle elimdeki tuvalet tasını fark etmem bir oldu.
üniversite yıllarında kalabalık ev takılmaları yaptığımız bir gece, fazlaca içtikten sonra tuvalete gittim. salona döndüğümde herkesi bir gülme aldı, kahkahalar gırla, gülerken devrilip halı üstünde yuvarlanan bile oldu. nooluyog alüminyum dememle elimdeki tuvalet tasını fark etmem bir oldu.
devamını gör...
ülkemizin en önemli meselesi
butun meseleler zincirleme birbirine bagli aslinda. nereden tutsan elinde kalan bir suru mesele var. uretmeyen bir toplumuz mesela, uretmeyi bir kenara birakalim, var olan kaynaklari muhafaza edemedik. hukuk sistemimiz yerlerde, adalet anlayisimiz bitik.
egitim meselesi zaten basli basina ayri bir sorun. ogrenim ve ogretimden uzak, sinav ve ezbere dayali bir sistemden ote degil. bilim ve teknolojiyle de aramiz iyi sayilmaz... savunma alaninda sadece son zamanlarda elle tutulur projeler icinde yer almaktayiz. koklu reformlara ihtiyacimiz var. yalniz bunu saglayacak ne maddi gelirimiz ne de bunu yapacak siyasi kesimimiz var. dolayisiyla "ne olacak bu memleketin hali" diye dusunmeden otesini yapamiyoruz malesef...
egitim meselesi zaten basli basina ayri bir sorun. ogrenim ve ogretimden uzak, sinav ve ezbere dayali bir sistemden ote degil. bilim ve teknolojiyle de aramiz iyi sayilmaz... savunma alaninda sadece son zamanlarda elle tutulur projeler icinde yer almaktayiz. koklu reformlara ihtiyacimiz var. yalniz bunu saglayacak ne maddi gelirimiz ne de bunu yapacak siyasi kesimimiz var. dolayisiyla "ne olacak bu memleketin hali" diye dusunmeden otesini yapamiyoruz malesef...
devamını gör...
içine ata ata çöp poşeti olmak
kötüleri, acıları, unutmak istediklerimizi yani çöpleri atmak isteriz içimize. bu da bizi çöp poşeti haline getirir mecazi anlamda. tanım da bitti zaten bu kadar.
devamını gör...

