dostlar açın bir roman havası, söyle bir kurtlarinizi dökün hiçbir şeyiniz kalmaz. favorim pau-bonzai , silivri'ye gitmeme dilegiyle.
devamını gör...

tiyatroda sahnede unutulan replikleri seyircilere duyurmadan söyleyerek oyuncuya hatırlatma işi.
devamını gör...

ben de tatilde değilim. üzülmeyin.
tatilde bile evde kapalı kalanlar birliği olarak bu günleri de atlatacağız!!
devamını gör...

(bkz: öfke kontrol bozukluğu)
psikologla içimdeki yanlışları düzeltip dogruya çevirirken ve sivri noktalarım törpülenirken bir yandan da psikiyatriste gidip ilaçlarla takviye ettim bu durumu. asla gocunmadım gocunmam. korkulacak,çekinecek bir şey değil hatta o kadar değil ki buzdolabından alıp biranı içmek kadar da basit bir şey. zaman zaman sinirlenir zaman zaman aglarsın tıpkı içtigindeki gibi. ertesi güne kötü hissettirmesi de yoktur. antidepresanlar, uyku ilaçları ve türlü yatıştırıcı sakinleştirici ilaçlarla yaşadım belli bir süre. arkadaşlarım oldu diyemem ama çok eşlik ettiler doğrusu. şimdi oldugum kişi çok mu doğru hayır kesinlikle değil ama olması gereken kesinlikle buydu. halim,tavrım değişti. bakış açık değişti. sabrım arttı.
dilerseniz böyle bu halinizle kalabilirsiniz. memnun musunuz? ben hiç zannetmiyorum.
yoldan geçen göz devirip baktığınız o mültecilerden farkınız yok biliyor musunuz? gözü dönmüş,cani ve düşüncesiz,hiçbir şey açıklanıp anlatılamayan reddetmiş bir insan olmayın olur mu ? siz çok güzel bir potansiyelsiniz. insanlıgın iyi yanlarını ortaya çıkarmak bir antidepresandan daha zordur. bunu denemeye var mısınız ?
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
ilk defa bir söylediğine canı gönülden katıldığım zat-ı şahaneleri.
ne güzel de söylemiş gülcağzım.
devamını gör...

çok fazla şey yetti.
uzun uzun yazmaya mecalim yok galiba.
devamını gör...

yüklü parçacıkların, ortamdaki atom çekirdekleri nedeniyle saptırılarak ivmelenmesi sonucunda kazandığı enerjiyi, ışıma yoluyla geri vermesi. farklı isimlerle de bilinir; frenleme ışıması, frenleyici radyasyon, beyaz ışıma gibi...

radyoterapi ve yüksek enerji astrofiziği gibi alanlarda önemlidir.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kimin kimi sevdiğinden size ne yahu kime ne? müslümanlık takım oyunu değil ki birileri hemcinsiyle sevişiyor diye size günah yazılmıyor korkmayın bu kadar ve rahat bırakın insanları
devamını gör...

güney amerika'nın akciğerleri. yanlış hatırlamıyorsam 8 veya 9 ülkeye dağılmış durumda. manaus şehrinde (brezilya) güzel turlar düzenleniyor. ne yazık ki öyle ne güzel ormanmış burası girip bir bakınayım diyip içeri girmek çok mümkün değil zaten kaçakçılık için ideal bir nokta olduğundan sıkı önlemler alınıyor. peru'nun sınırları içerisinde olan kısmı ayrı olarak peru başlığında aktaracağım ama manaus turlarından biraz bahsedeyim. uçakla seyahat edildikten sonra şehrin sınırlarına ulaşmak için araba kiralayıp gece uzun bir sürüş yapmak zorunda kalınıyor, çok rahat olduğunu söyleyemem. aşırı nem mevcut ama şehrin sınırları içerisine girince capcanlı bir şehir karşılıyor insanı. bir çok bölgede turları inceleyip rehberlerle konuşup anlaşabiliyorsunuz genelde çok uygun fiyatlara turlar bulmak mümkün oluyor. 2014 yılında ortalama 30 dolara turlar düzenleniyordu şu an biraz artmış olabilir ama tatmin edici bir tur için en kötü 60 dolar kenara ayırmak gerek diye düşünüyorum. turlar günü birlik veya 4-5 günlük olabiliyor. öyle gidip şuraya da çadır kurup kamp yapayım diyemiyorsunuz, genelde tur şirketinin özel olarak orman içinde kiraladığı otantik evlerde kalıyorsunuz geceleri ama çok rahat olduğunu da söylemek yanlış olur. gece boyunca sinekler vücudunuzda ısırılmadık yer bırakmıyor zaten nemden uyuyamadığınız gibi kaşıntı ve yanma hissinden dolayı da delirecek gibi oluyorsunuz. yılan, böcek, sinek sevmeyen insanlar için felaket gibi olabilir ama yok benim ruhumda bir indiana jones yatıyor diyorsanız aşırı keyif alırsınız. güzergahın dışına çıkmak çok önerilmiyor, zemin çoğu bölgede bambaşka bir duruma gelebiliyor çünkü. her gördüğünüz parlak canlı ve meyve gibi görünen şeyi de ağzınıza atmayın diye uyarabiliyorlar.* çok farklı hayvan ve bitki türleri ile karşılaşıyor insan. derinlere ilerledikçe işin tüm yapaylığı kayboluyor ve insan kendini insanlık tarihinden bile eski bir canlının ağzının içinde gibi hissediyor; nemli ve her an parçalara ayrılacak gibi. ne kadar belirli sınırlar içerisinde profesyoneller aracılığı ile tur yapılıyor olursa olsun sağlık ve can tehlikeniz oluyor. bunları göze aldıktan sonra biraz sinek biraz balçık ve biraz korku çok önemli değil açıkçası.

edit: imla
devamını gör...

10 stop nd filtre ile 30 saniye pozlama yapılarak çekilmiştir. lokasyon: fethiye.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

her kitabı güzel olmaklar beraber serenad, kardeşimin hikayesi ve mutluluk kitaplarının yeri bende ayrıdır.
devamını gör...

(bkz: z kuşağı dili ve edebiyatı)
devamını gör...

toplumsal bağışıklığı sağlayarak pandemiyi bitirmenin yolu aşıdan geçtiği için yerinde bulduğum karar.
devamını gör...

yalnız uzun adamı rozet yapıp sonra da troll davranırsanız bu size ve dininize yakışmaz.
dininiz diyorum çünkü aamir khan’ın dediği gibi,
iki tane tanrı var
birisi yaratan, diğeri sizin yarattığınız...
devamını gör...

başlık sadece madalya müracaatları için uygundur.
benim şu an yaptığımı yapmayınız efendiler.
devamını gör...

bana ait olan hiç bir şeyi dışarda çöpe atamıyorum. mesela tükenmez kalemin bitmiş yazmıyo artık, dışarda asla çöpe atmıyorum. bi kere denedim ama aklım 2 gün falan onda kaldı. eve gelince atıyorum. neden? çünkü psikopatlık.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kış uykusuna yatam, hiçbir şey yapmayam...*
devamını gör...

ivan alexsandroviç gonçarov'un kaleme aldığı oblomov adlı eserde geçen mektuptur. oblomov bu mektubu biricik aşkı olga'ya yazmıştır. oblomov mektupta içinden geçenleri olga'ya cesurca anlatmıştır. ancak bu mektup bir aşkın değil bir vazgeçişin başlangıcıdır. işte o mektup:

bu kadar sık görüşürken benim yerime mektubumun gelmesi seni her halde şaşırtacak, fakat sonuna kadar okuyunca göreceksin ki başka türlü yapamazdım.
bu mektubu çok daha önce yazmış olmalıydım; o zaman ikimiz de sonradan duyacağımız birçok vicdan azaplarından kurtulmuş olurduk.
ama gene de geç kalmış değilim, birbirimizi o kadar çabuk, o kadar umulmadık bir şekilde sevdik ki ansızın hastalanmış gibi olduk.
bu yüzden kendime daha erken gelemedim.
daha ileri gitmeyeceğim artık, olduğum yerde duracağım; bunu yapmak benim elimde. ama gene de sürükleniyorum… şimdi ise öyle bir savaş içindeyim ki senin yardımına muhtacım.
ne kadar derine sürüklendiğimi ancak bu gece anladım; içine düştüğüm uçurumun derinliğini gördüm ve durmaya karar verdim…
oyun bitti artık; aşk benim için bir hastalık oldu; kendimde bir tutkunluğun başladığını hissettim; sen daha düşünceli, daha ciddi oldun; bütün boş zamanlarını bana verdin; sinirlerin gerginleşti, huzurun kayboldu. şimdi korkuyorum ve anlıyorum ki bu gidişi durdurmak, kendimizi toparlamak için harekete geçmek benim görevim.
evet, seni sevdiğimi söyledim. sen de beni sevdiğini söyledin. ancak aradaki ahenksizliği fark edemedin mi? etmedin değil mi? o halde sonra edeceksin; ben uçuruma düştüğüm zaman. bak benim halime, düşün benim kim olduğumu.
beni sevmen mümkün mü? beni seviyor musun? dün ‘seviyorum, seviyorum, seviyorum’ dedin; bende kesin olarak söylüyorum: hayır, hayır, hayır.
beni sevmiyorsun, ama şunu hemen belirteyim ki yalan da söylemiyorsun.
beni aldatmıyorsun. hayır denecek yerde evet diyecek insan değilsin.
benim sana anlatmak istediğim, duyduğun şeyin gerçek aşk değil, sadece bir aşk umudu olmasıdır…
ben baştan sana bunu açıkça söylemeliydim sen yanlış bir yoldasın; karşındaki adam, rüyalarında gördüğün adam değil. göreceksin, bir gün o kişi karşına çıkacak; bana kızacaksın; ben de bunun azabını duyacağım. daha keskin bir zekâm, daha iyi bir kalbim olsaydı, daha samimi olsaydım sana bunları daha önce söylerdim…
şimdi başka türlü düşünüyorum. kendi kendime şunu soruyorum:
ona iyice bağlandığım zaman, yanımda olması benim için bir zevk değil bir zorunluluk olduğu zaman, aşk yüreğime iyice yerleştiği zaman ne olacak?
bu acıya dayanabilecek miyim? işin sonu kötüye varacak. daha şimdiden bunu düşünmek beni ürpertiyor.
başka birisi olsa şunu da eklerdi ‘bu satırları gözyaşları içinde yazıyorum?’
ama ben sana yalan söylemiyorum, acımın bir gösteriş olmasını istemiyorum, çünkü dertleri, pişmanlıkları artırmak neye yarar? bu çeşit yalanlarda sevgiyi daha fazla kökleştirmek umudu saklıdır. bense bu duyguyu sende ve bende kökünden kazımak istiyorum.
zaten gözyaşları ya boş hayallere ya da bir kadını baştan çıkartmak isteyenlere yaraşır. ben sana bunları uzun bir yolculuğa çıkan iyi bir dostla vedalaşır gibi söylüyorum: iki üç hafta daha beklesem çok geç olurdu.
aşk bir ruh kangreni; o kadar çabuk ilerliyor ki. daha şimdiden ne haldeyim. zamanı saatleri, dakikalarla değil, güneşin doğup batmasıyla değil, seninle ölçüyorum: onu gördüm, göremedim, göreceğim, göremeyeceğim, gelecek, gelmeyecek…
hayatımızın bu kısa dönemi belleğimde her zaman temiz ve ışıklı bir hatıra olarak kalacak ve beni tekrar eski ruh uyuşukluğuna düşürmekten koruyacak.
bu hatıra sana da hiçbir zaman zarar vermeyecek ve gelecekte gerçek aşkı bulmana yardım edecek…
umarım hayat dilediğin gibi olur.
geceler bitti…
yolculuklar da…
yeni yerler yeni sabahlar da bitti…
hoşçakal meleğim…
devamını gör...

belki uzaya çıkamadık...(sigaralı emoji) ama radyoyu açtık... (konfetili emoji)
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim