konum: manisa, yer vermeyeyim buraya da çökerler.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

herkes batsın yahu kendinle aranı bozma yeter dediğim kişidir.
devamını gör...

“psikanaliz tarihiyle” yakından ilgilenen bir tarihçi olarak meseleyi en başından başlayarak kısaca anlatmaya çalışayım.

sigmung freud, viyanalı yahudi bir nörologtur. freud, psikanaliz kuramını ortaya atmadan önce hâlihazırda “psikoloji” adlı bir disiplin vardı. ancak “psikoloji” disiplini pek itibar görmüyordu dünyada. akli melekelerini yitirdikleri düşünülen varlıklı kimseler, özellikle 19. yüzyıl sonu ve 20. yüzyıl başında isviçre’de bolca bulunan rehabilitasyon merkezlerine kaldırılıyorlardı. tıpkı tüberkülozdan muzdarip olanlar gibi. psikologlar da bu kişilere bir nevî “hasta bakıcı” olarak refakat ediyorlardı. hastalara uygulanan tedavi yöntemleri bilimsel temelden yoksundu, çoğunlukla alternatif yöntemlerdi. psikiyatri sözcüğü ise 19. yüzyılın başından beri bir ıstılah/terim olarak kullanılıyordu. fakat “psikiyatri” , akademik camialarının üzerinde fikir birliğine vardığı bir disiplin değildi.

psikanaliz kavramının isim babası ise freud’un hocalarından biri olan breuer’dir. ancak breuer yalnızca ismin mucididir, psikanalitik tekniğin değil. freud, psikanalitik kuramı geliştirdiğinde bütün dünyanın ilgisini çekmeye başladı. bu ilgi öylesine arttı ki, psikanalist olma hevesiyle yanıp tutuşan, 30’lu yaşlardaki genç entelektüeller freud’un evinde toplanmaya başladılar. bir süre sonra her çarşamba günü, akşam yemeğinden sonra freud’un evinde buluşmaya karar verdiler. buna da “çarşamba psikoloji toplantıları” denildi. freud’a büyük saygı duyduklar için ona “herr professor” diye hitap ediyorlardı, zamanla bir tür ulvi lakap haline geldi.

bu toplantılara katılanlar arasında: alfred adler, carl gustav jung, otto rank, ernest jones, karl abraham, max eitingon, sandor ferenczi gibi isimler vardır. bugün, büyük bir kitabevinin psikoloji kitaplığına baktığınızda göreceğiniz kült psikoloji kitaplarının yüzde doksanından fazlası bunların eserleridir. hepsi, freud’un eski öğrencileridir.
freud, bu toplantıları yeterli bulmadığı için 1907’de “wiener psychoanalytische vereinigung” (viyana psikanaliz derneği) kuruldu.

herkesin dilediğinde söz alabildiği, tatlıların yendiği, puroların içildiği, samimiyetin ön planda olduğu “çarşamba toplantıları” yerini hiyerarşinin apaçık hissedildiği ve ciddiyetin önem kazandığı dernek toplantılarına bıraktı. artık kimin ne kadar konuşacağına doğrudan doğruya freud karar veriyordu. bu toplantılar uzun süre devam etti.

kısa keserek, freud’un yaşamının son dönemine değinelim biraz. psikanalitik kuram abd ve ingiltere’de de fazlasıyla popülerlik kazanmış hatta yaratıcısı freud’un adı anılmadan tartışılmaya başlanmıştı. yaratıcısının adını gölgede bırakacak bir üne kavuşmuştu psikanaliz.
freud’un en küçük kızı anna freud da babasının izinden giderek psikanalist olmuştur. özellikle “çocuk psikolojisi” alanında hâlâ saygınlığını koruyan biridir. melanie klein ile girdiği uzun yıllar süren akademik tartışma meşhurdur.
yıllar içerisinde, bir sağaltım yöntemi olarak görülecek olan antidepresan ilaçların ortaya çıkışıyla beraber; edebiyatın, tıbbın, antropolojinin ve dinler tarihinin kıyılarında gezinen “psikanalitik kuram” unutulmaya yüz tutmuştur.

naziler, iktidarı tamamen ele geçirdiklerinde freud’un kitaplarını meydanlarda yakmışlar, yıllar evvel kurduğu yayınevini talan ettikten sonra kapatıp mühürlemişler ve freud’u da göç etmeye zorlamışlardır.
o dönemde oldukça iyi kazanmasına rağmen bütün ailesini gitmeyi karar verdiği londra’ya götürmesini sağlayacak parayı denkleştirememiştir. çünkü naziler, ülkeden çıkış parası istemişlerdir (yüklü miktarda) yani bir nevî haraç. bunun üzerine yakın dostu marie bonaparte’ın (napoleon bonaparte’ın yeğeni) maddi desteğiyle yaşlı kız kardeşleri hariç bütün yakınlarıyla beraber londra’ya hicret etmiştir. gitmeden evvel naziler ona bir evrak imzalatmışlardır. evraktaki metni paylaşıyorum.

erklärung. ıch bestätige gerne, dass bis heute den 4. juni 1938, keinerlei behelligung meiner person oder meiner hausgenossen vorgekommen ist. behörden und funktionäre der partei sind mir und meinen hausgenossen ständig korrekt und rücksichtsvoll entgegen gereten. wien, den 4. juni 1938
prof. dr. sigmund freud

türkçesi:
beyan. 4 haziran 1938’e değin, şahsıma ve hane halkına rahatsızlık verilmediğini kendi isteğimle teyit ediyorum. parti yetkilileri, bana ve aileme karşı her zaman düzgün, ölçülü davranmışlardır.
4 haziran 1938, viyana. prof. dr. sigmund freud
devamını gör...

az önce tüm tanımlarını okuduğum yazar. güzel yazıyor vallahi. takibe alınsın bakalım.
devamını gör...

sonra belki düşüncelerin asılmadığı bir yerlere gideriz. (bkz: 3 fidan)
devamını gör...

yanına bir de beyaz peynir ve çay ekleyerek mükemmel bi kahvaltı kombosu elde edebiliriz.
devamını gör...

bu sabah ağlayarak uyanmama sebebiyet verendir. kalbim çıkıyordu sanki, ellerim titriyordu, kafam zonkluyordu uyandığımda. içime taş oturdu sanki sözlük, çok gerçekçi bir kâbustu.

rüyamdaki herkes ve her şey gerçek gibiydi. herkes mutsuzdu, bana bakıyordu arkadaşlarım, berbat asık suratlarla, mutsuz mutsuz. üniversiteden eski hocam bağırarak bir şeyler anlatıyordu derste. ne olduğunu anlamıyordum. sonra bir an dışarıdaydım, elimde gazete. baktım, bir kadın siyasi bir cinayete kurban gitmiş, birisi analiz kasmış konuyla ilgili, sevdiğim kızın adı ve resmi. inanamıyorum, deli gibi ağlamaya başlıyorum ve koşuyorum. en son bir tepeden aşağı ağlayarak son hız koşuyordum. o acıyı çektim bir an gerçekten. etkisinden çıkamadım, kendime gelemedim. hemen mesaj attım ona. sordu ama anlatamadım tabii, buralara içimi dökmek istiyorum, zaten okuyan pek yok. bir an gerçek olmadığı için çok sevindim. sonra onu gerçekten bir gün kaybedeceğim için, bu kayıp acısını gerçekten yaşayacağım için çok endişelendim.

dün halbuki ne güzel mutlu mutlu uyumuştum, ne güzel konuşmuştuk. bu kâbuslar hep mutlu zamanlarda gelir zaten, insanı olmadık durumlara sokar. neyse, sevdiklerinizin kıymetini bilin. allah ani ölümlerden korusun. ölüm eninde sonunda gelecek. o gelene kadar sevdiklerimizin değerini bilelim, daha çok zaman ayıralım onlara...
devamını gör...

/ neyi suçlayıp bir hayat yaratcaz*
kaybolmuş çoşkusu bir hayat kapımda
bir hayat kan kusacak hep geçer sanıcaz*
bir hayat kayıptır her türlü açıdan / * *
devamını gör...

ulan daha ne tanınacam geçen minibüs şöferi abi sen kaymak değil misin dedi! (bkz: sısısısı) keyif için okuyup beğeniyorum sefam olsun.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

yine yazacağım bunları, başka bir zaman yeniden yazmak zorunda kalmam umarım tek temennim bu yönde şimdilik.
#173315 ilgili tanımda bahsedilen şey, bir çatışmanın ya da bir çatışma başlatmanın aracısı olarak görülmemelidir. sadece bir fikirdir. eğer fikriniz varsa siz de tanımınızı girin, yoksa başlığa tanım girilmedikçe zaten 2 dakika sonra sol frame'de altlarda kalacaktır, görülmeyecektir bile. ayriyeten; çatışma çıktı, saldırı altındayız, ateistin şöylesi, tatlı su müslümanı vs. diye başlık açıp yazmanın bir fikirden çok saldırı biçimi olduğunu zaten bilirsiniz. böyle başlıklar açıp kendisiyle çelişmemelidir insan.

herhangi bir başlığa bilgi temelli bir tanım girmek kadar, içeriği hakkında bilgi sahibi olmadığı başlığa tanım girmemek de bir erdemdir. her konuda yazıp çizmenize ya da her fikir çatışmasının merkezinde olmanıza gerek yok. bazen de okuyup geçin işte, size ne di mi?
devamını gör...

yıllardır demleme çayın yerini tutmadığı söylenen ama inatla tüketilen çaydır.
ulan bu kadar tüketiliyorsa satılıyorsa bir bildikleri vardır bir alıcısı vardır.
şimdi sallama çayı icat eden herife ayıp değil mi ne zaman sallama çay muhabbeti geçse abi demleme çayın yerini tutmuyor yaaaa muhabbeti dönüyor.
devamını gör...

aşık olduğu kadındır.
devamını gör...

kitabı bana bakıyor, ben ona. hakkında o kadar varsayım duydum ki hiç dokunasım bile gelmiyor kitaba. ayrıca meraklısına netflixte filmi de bulunuyor. o kadar olasılık var ki bu grup hakkında, her şeyin sonunda hepsi bir şehir efsanesi de çıkabilir. bilemeyiz.
devamını gör...

''uyuşturucu ticareti yapandan vergi alacaksın, organ ticareti yapan adamdan vergi alacaksın, kara parayla devleti dolandıranlardan vergi alacaksın.'' gibi sözlerinin sarf edildiği konuşma. gündem konusu olmuştur haliyle.

video
devamını gör...

ailem sayesinde tanıyıp minik yaşımda depresyonla tanışmamı sağlayan şarkıdır. maksimum 3-4 yaşlarındaki bir çocuğa bu şarkı dinlettirilir mi size soruyorum sayın çocuğu esirgeme kurumu? keşke o zaman ailemden esirgeseydiniz beni.
üstüne üstlük ne zaman ufak tefek yaramazlık yapsam tak bu şarkı açılır ani duygu durum değişiminden ötürü ağlamaya, çeşme altına girip ıslanmaya çalışacak kadar psikolojim derinden etkilenmiştir.
çocukken büyüyünce ne olacaksın diye sorduklarında " murat kekilli'nin şarkı söylerken yağmurdan ıslanmış saçları veya korkuluk edasıyla yagmurda süzülen siyah deri montu olmak isterdim" diyordum. travmami siz düşünün.

t: murat kekilli'nin çıkış tarihi 1999 yılı olan şarkısıdır. tüh yaşımız da ifşa oldu şimdi.
devamını gör...

içinden konuştuklarını düşündüğüm insanların yaptığı eylem. misal annem. duymadım, söylemedin deyince de bağırıyor bu sefer söyledim yaa, dinlemiyorsunuz diye. ama vallahi içinden konuşuyorsun canım anneciğim. *

ama asıl sessiz konuşmak bence fısıltı şeklinde konuşmaktır. mesela benim 4-5 yaşlarındayken yaptığımdır. annem öğlen uykusuna yatırırdı ve uyuduğumu düşünerek işe geri dönerdi. ben de uyumak istemez (ah salak kafam) hemen arkasından kalkar, oyun oynamaya başlardım. kısaca oyun oynarken evde olmayan annemin beni duyacağını sanıp yaptığım eylemdi.
devamını gör...

yunanca son anlamına gelen sözcük, teoloji ve fesefenin bir bölümüdür. ölüm yargı ve ruhun ve insanın kaderi ile iliskilidir. hristiyanlık eskatolijisinde apokaliptik bir felaket sonrası gelen bin yıllık refah vardır.
eskatoloji ve eskatolojik beklentiler zamanın tanrı lehinde dönüsü ve tanrı’nın zamanı kendi kontrolü altına alması beklentisi icindedir. eskatoloji mitleri; evrenin gelecegi ve olacak olaylar hakkında bilgi verir.
eskatoloji, son seylerin ya da bilinen dünyamızın sona ulastıgı olayların ögretisidir. eskatoloji, tarihin hızlı bir sona gidisini dogal görür ancak bu gidisin insan tarafından hızlandırıldını yadsımaz. hristiyanlık tarihi, eskatolojik beklentiler tarihidir. incil dünya icin birsey vaad etmez ama öbür taraf ile ilgili bircok mitolojik hikayeleri vardır. türk mitolojisindeki yaratıs ve yaratılıs gök tanrı inanc sisteminden farklıdır. yeraltı tanrısı olan erlik ve ülgen ile birlikte düalist bir tanrı inancını temsil eder. altay türklerinde insanoglunun eliyle kirletilen ve yasanmaz hale gelen dünya ve evrenin sonunun kacınılmazlıgı anlatılır. tanrı’nın safında olan iyiligin ve iyilerin kazanması türk eskatologyasında görülür.
devamını gör...

anne şefkatidir.
devamını gör...

kendi düzenlediği turnuvada 3. olarak izleyenleri dumura uğratmış satranç dehası. muhtemelen online olmasından dolayı zira satranç hesaplama oyunu olduğu kadar psikoloji oyunudur da. şu pandemi bitse de eski formuna dönse.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim