kuan
dinginlikte kaybolmak için.deli gönül neyi özler durursun
deli gönül neyi özler durursun
acınacak dostun cananın mı var
dünya yansa yorganın yok içinde
harab olmuş evin dükkanın mı var.
deli gönül neyi özler durursun
acınacak dostun cananın mı var
dünya yansa yorganın yok içinde
harab olmuş evin dükkanın mı var.
devamını gör...
yazarların itiraf köşesi
bu yaşta hala "annem izin vermiyor." diyerek ortamlardan kaçıyorum.*
devamını gör...
sıfır takipçisi olan bir yazarı ciddiye almak
niye öyle dediniz beyefendi? alındım. gücendim.
edit: teşekkürler 3 takipçi teşekkürler! yo ağlamıyorum mutluluk gözyaşları bunlar.
edit: teşekkürler 3 takipçi teşekkürler! yo ağlamıyorum mutluluk gözyaşları bunlar.
devamını gör...
dişlerini fırçalamayan insan
kendine saygısı olmayan insandır, diş lan bu diş nasıl fırçalamazsın hadsiz ? diş hekimiyim ben şerefsiz !
devamını gör...
ölçülü olmak
ölçülü ve dengeli bir insan:
her türlü davranışında, işinde ve sözünde haddi aşmaktan, taşkınlık yapmaktan sakınır. bunu bir prensip haline getirir. aksini yapanlara:
hadlerini bilmeleri gerektiği, her şeyin bir usulünün olduğu acı bir şekilde öğretilir!
her türlü davranışında, işinde ve sözünde haddi aşmaktan, taşkınlık yapmaktan sakınır. bunu bir prensip haline getirir. aksini yapanlara:
hadlerini bilmeleri gerektiği, her şeyin bir usulünün olduğu acı bir şekilde öğretilir!
devamını gör...
uyku apnesi
geçmişte çok yakınımda yaşayarak öğrendiğim, hastaya bipap adı verilen cihazlarla ve bir maske vasıtasıyla çift yönlü hava verilmek suretiyle kişinin uyku anındaki nefes alış verişinde düzen sağlamayı ve bu yolla uyku kalitesinin yükselmesini amaçlayan, tedavi süreci oldukça zor ve uzun hastalık.
hastanın, geceleri yüzünde bir savaş uçağı pilotunu anımsatan maskeyle uyumak zorunda kalması, yaşayan için olduğu kadar çevresindekiler için de zor bir durum ve süreçtir.
şöyle bir "kara mizah" örneği de aklımda kalmıştı.
hastanın, geceleri yüzünde bir savaş uçağı pilotunu anımsatan maskeyle uyumak zorunda kalması, yaşayan için olduğu kadar çevresindekiler için de zor bir durum ve süreçtir.
şöyle bir "kara mizah" örneği de aklımda kalmıştı.
devamını gör...
batlamyus
m.s. 100-108 civarı yıllarda doğmuş olan yunan bir astronom. oluşturduğu evren modeline göre merkezde güneş değil dünya var. batlamyus'un oluşturduğu bu yermerkezci (geosantrik) evren modeli, 14 asır yani 1400 yıl ileri gelen toplumlar tarafından bile, batı'da bile, islam aleminde bile kabul görmüştür. daha sonra fake * olduğu ispatlanmıştır. fakat burda ilgi çekici nokta, yanlış bir evren modeli 1400 yıl kabul görmüş, gerçek görülmüş. düşünsenize olm 1400 yıl kimse yanlışlığını kanıtlayamamış.
fakat bu evren modelinin farkı, sanırsam bu modelde de dünya küre diye biliyorum ben. neyse abiler-ablalar, bu modeli boşverelim. batlamyus bundan ilave, mekke şehrinden bahseden ilk insandır. yani, mekke ile ilgili en eski kaynaklar, ahanda batlamyus'a dayanıyor. tabii bu görüşü kabul etmeyip, hayır la, batlamyus'un bahsettiği yer mekke değil diyenler de var. neyse. batlamyus, mekke şehrinden "macoraba" olarak bahseder. haa beyler-bayanlar, peki neden bazı insanlar hayır la macoraba mekke değildir diyor diye soracak olursanız, çünkü akademik toplulukta, macoraba diye bahsedilen yerin mekke olduğuna dair bir görüş birliği yoktur. günümüzde hâlâ mekke-macoraba konusu tartışılıyor. fakat ben bu tartışmaları anlamsız buluyorum. mekke macoraba olmasa noolacak bilmiyorum. sanırsam insanlar macoraba'ya alışmış, ısınmışlar. ailelerinden biri olarak görmüşler. fakat bu beni bağlamaz. yani abicim, islam öncesi, adı ne olursa olsun bakın adı ne olursa olsun diyorum, günümüzdeki mekke şehri bölgesinde var olan bir bölge vardı değil mi? vardı tabii. alın eski haritayı, bakın arayın işte. bize ne macoraba'dan. daha adını yazamıyorum.
neyse batlamyus'a dönelim. batlamyus hakkındaki bilgiler, genelde islami kaynaklara dayanır çünkü, batlamyus, islam astronomisine etki etmiş bir şahıstır. bazı müslüman alimlerini etkilemiş bir şahıstır. o yüzden. yani, aristo diye bahsettiğimiz aristotelestir, eflatun diye bahsettiğimiz platondur, hah işte bu kervanda batlamyus el-kalûzî diye bahsettiğimiz ptolemy de vardır. aristo, eflatun, batlamyus. aa doğru ya sokrat diye bahsettiğimiz sokrates de var. neden islam aleminde yunan bilim adamları bu kadar rağbet görmüş bu da merak konusu. herhalde eski yunanların güzel işler çıkarmalarından dolayıdır.
neyse batlamyus abimize dönelim. batlamyus abiye göre, evrenin sonunda sabit yıldızlar topluluğu vardır. yani adam evrenin sonunu görmemiş ama sonda sabit yıldızlar olduğunu söyleyebilecek kadar mükemmel, babayiğit bir adam. şimdiki araştırmacılar da, uzayda uzaylı var mı onu araştırsın. adam evrenin sonunu tahmin ediyor, biz mars'a gidiyoruz diye övünelim. o değil de cidden mars gezegenine gidince ne olacak acaba. başımız göğe mi erecek. tabii ermiş olacak mantıken uzaydaysak neyse.
son olarak, fatih sultan mehmet, batlamyus'un dünyaca ünlü bir eserini arapçaya tercüme ettirmiştir. bu eser, geographike hyphegesis yani coğrafya kılavuzu adındaki muhteşem bir eserdir. umarım bu tanımı sonuna kadar okuyan herkes inşallah mutlu olur ve bu tanımı sonuna kadar okumayan herkesin allah bela....şaka yapıyorum elbette. selametle.
fakat bu evren modelinin farkı, sanırsam bu modelde de dünya küre diye biliyorum ben. neyse abiler-ablalar, bu modeli boşverelim. batlamyus bundan ilave, mekke şehrinden bahseden ilk insandır. yani, mekke ile ilgili en eski kaynaklar, ahanda batlamyus'a dayanıyor. tabii bu görüşü kabul etmeyip, hayır la, batlamyus'un bahsettiği yer mekke değil diyenler de var. neyse. batlamyus, mekke şehrinden "macoraba" olarak bahseder. haa beyler-bayanlar, peki neden bazı insanlar hayır la macoraba mekke değildir diyor diye soracak olursanız, çünkü akademik toplulukta, macoraba diye bahsedilen yerin mekke olduğuna dair bir görüş birliği yoktur. günümüzde hâlâ mekke-macoraba konusu tartışılıyor. fakat ben bu tartışmaları anlamsız buluyorum. mekke macoraba olmasa noolacak bilmiyorum. sanırsam insanlar macoraba'ya alışmış, ısınmışlar. ailelerinden biri olarak görmüşler. fakat bu beni bağlamaz. yani abicim, islam öncesi, adı ne olursa olsun bakın adı ne olursa olsun diyorum, günümüzdeki mekke şehri bölgesinde var olan bir bölge vardı değil mi? vardı tabii. alın eski haritayı, bakın arayın işte. bize ne macoraba'dan. daha adını yazamıyorum.
neyse batlamyus'a dönelim. batlamyus hakkındaki bilgiler, genelde islami kaynaklara dayanır çünkü, batlamyus, islam astronomisine etki etmiş bir şahıstır. bazı müslüman alimlerini etkilemiş bir şahıstır. o yüzden. yani, aristo diye bahsettiğimiz aristotelestir, eflatun diye bahsettiğimiz platondur, hah işte bu kervanda batlamyus el-kalûzî diye bahsettiğimiz ptolemy de vardır. aristo, eflatun, batlamyus. aa doğru ya sokrat diye bahsettiğimiz sokrates de var. neden islam aleminde yunan bilim adamları bu kadar rağbet görmüş bu da merak konusu. herhalde eski yunanların güzel işler çıkarmalarından dolayıdır.
neyse batlamyus abimize dönelim. batlamyus abiye göre, evrenin sonunda sabit yıldızlar topluluğu vardır. yani adam evrenin sonunu görmemiş ama sonda sabit yıldızlar olduğunu söyleyebilecek kadar mükemmel, babayiğit bir adam. şimdiki araştırmacılar da, uzayda uzaylı var mı onu araştırsın. adam evrenin sonunu tahmin ediyor, biz mars'a gidiyoruz diye övünelim. o değil de cidden mars gezegenine gidince ne olacak acaba. başımız göğe mi erecek. tabii ermiş olacak mantıken uzaydaysak neyse.
son olarak, fatih sultan mehmet, batlamyus'un dünyaca ünlü bir eserini arapçaya tercüme ettirmiştir. bu eser, geographike hyphegesis yani coğrafya kılavuzu adındaki muhteşem bir eserdir. umarım bu tanımı sonuna kadar okuyan herkes inşallah mutlu olur ve bu tanımı sonuna kadar okumayan herkesin allah bela....şaka yapıyorum elbette. selametle.
devamını gör...
solucan deliği
olası iki evren arasında ya da evrenimizdeki iki nokta arasında, ışıktan hızlı seyahat etmeyi mümkün kılacak teorik kestirme yol.
yapısını ve neden görelilik kuramına göre imkânsız ama kuantum kuramına göre mümkün olduğunu anlatmaya çalışayım.
biliyoruz ki kara delikler şu an için bildiğimiz en yoğun cisimler ve uzay - zaman dokusunu büyük ölçüde bükebiliyorlar. şu temsili resim üzerinden konuşalım:

bunun bir kara delik olduğunu farz edelim. dış kısımda olan bir cisim, kara deliğin çekim gücünden çok fazla etkilenmez ama içeriye doğru hareket ettikçe, geri dönüşü olmayan olay ufkuna doğru gitmeye başlar. bu resim zamanın sadece bir anında donup kalmış kara deliği temsil ediyor. oysa gerçekte bu yapı böyle dümdüz durmuyor ve şunun gibi dalgalanmalar yapıyor:

bu dalgalanmaların sonucunda, kara deliğin merkezi bölgesi, içine düşen bir cismin üzerine kapanır. yani teorik olarak bir cisim bir kara deliğin içine düştüğünde, uzayda bir yırtık bulup oradan başka bir yere gitmez. merkeze yani tekillik denen noktaya ulaşamadan yapı o cismin üzerine kapanır.
***
şimdi bu cismin matematiğini yani bunu temsil eden formülü de cismi de alıp ters çevirelim. solda bir kara delik temsili, sağda ise bunun tersini görüyoruz:
hizliresim.com/Y7M97C
her şeyi tersine çevirdiğimiz için, cismin özellikleri de tersine döndü. yani bu kez, içine giren şeyi bir daha dışarı bırakmayan bir cismin aksine, içine giren bir şeyin hiçbir şekilde orada kalamadığı bir cisim elde ettik. bu iki cismi uçlarından birbirine eklediğimizde ta - daaa! karşınızda bir solucan deliği...

şimdi burada şöyle bir yapı elde etmiş olduk: bir tarafından giren cisim bir daha geri dönemeyecek ve diğer tarafa doğru yolculuğun sonunda bu kez orada kalamayarak dışarıya atılacak. cismi dışarıya atan kısma beyaz delik de diyoruz ancak henüz evrende böyle bir şey gözlenmedi.
bu arada elde ettiğimiz bu yapıya einstein - rosen köprüsü de denir.
***
yalnız burada bir sıkıntı çıkıyor ortaya. kara deliğe düşen x cismi, kara deliğin merkezine gelemeden kara deliğin kendi üzerine kapandığını söylemiştik. bu durumda x cismi hiçbir zaman beyaz deliğe geçiş yapamayacak demektir. bir solucan deliği elde edebilmemiz için, kara deliğin beyaz deliğe geçiş kısmının bir şekilde açık tutulabilmesi gerekiyor.
bunu yapabilecek tek şey, yani kara deliğin kendi üzerine çökmesini önleyerek bir solucan deliği elde etmeyi sağlayan şey negatif enerjidir. fakat görelilik kuramı, böyle bir yapıyı uzun bir süre boyunca çökmekten koruyacak olan negatif enerji dediğimiz özelliğin imkânsız olduğunu söyler. bu nedenle bir solucan deliğinin var olması, genel göreliliğe aykırıdır.
***
egzotik madde dediğimiz parçacıklar, negatif enerji etkisi yaratabilir. casimir etkisi başlığı altında da inceleyebileceğimiz bu etki, bir solucan deliğinin çökmeden kalmasını sağlayabilir. bu nedenle solucan delikleri, kuantum kuramına göre varlığı mümkün olabilecek yapılardır. ancak henüz bir solucan deliği gözleyemediğimiz için bunlar şimdilik sadece teorik cisimlerdir.
yapısını ve neden görelilik kuramına göre imkânsız ama kuantum kuramına göre mümkün olduğunu anlatmaya çalışayım.
biliyoruz ki kara delikler şu an için bildiğimiz en yoğun cisimler ve uzay - zaman dokusunu büyük ölçüde bükebiliyorlar. şu temsili resim üzerinden konuşalım:

bunun bir kara delik olduğunu farz edelim. dış kısımda olan bir cisim, kara deliğin çekim gücünden çok fazla etkilenmez ama içeriye doğru hareket ettikçe, geri dönüşü olmayan olay ufkuna doğru gitmeye başlar. bu resim zamanın sadece bir anında donup kalmış kara deliği temsil ediyor. oysa gerçekte bu yapı böyle dümdüz durmuyor ve şunun gibi dalgalanmalar yapıyor:

bu dalgalanmaların sonucunda, kara deliğin merkezi bölgesi, içine düşen bir cismin üzerine kapanır. yani teorik olarak bir cisim bir kara deliğin içine düştüğünde, uzayda bir yırtık bulup oradan başka bir yere gitmez. merkeze yani tekillik denen noktaya ulaşamadan yapı o cismin üzerine kapanır.
***
şimdi bu cismin matematiğini yani bunu temsil eden formülü de cismi de alıp ters çevirelim. solda bir kara delik temsili, sağda ise bunun tersini görüyoruz:
hizliresim.com/Y7M97C
her şeyi tersine çevirdiğimiz için, cismin özellikleri de tersine döndü. yani bu kez, içine giren şeyi bir daha dışarı bırakmayan bir cismin aksine, içine giren bir şeyin hiçbir şekilde orada kalamadığı bir cisim elde ettik. bu iki cismi uçlarından birbirine eklediğimizde ta - daaa! karşınızda bir solucan deliği...

şimdi burada şöyle bir yapı elde etmiş olduk: bir tarafından giren cisim bir daha geri dönemeyecek ve diğer tarafa doğru yolculuğun sonunda bu kez orada kalamayarak dışarıya atılacak. cismi dışarıya atan kısma beyaz delik de diyoruz ancak henüz evrende böyle bir şey gözlenmedi.
bu arada elde ettiğimiz bu yapıya einstein - rosen köprüsü de denir.
***
yalnız burada bir sıkıntı çıkıyor ortaya. kara deliğe düşen x cismi, kara deliğin merkezine gelemeden kara deliğin kendi üzerine kapandığını söylemiştik. bu durumda x cismi hiçbir zaman beyaz deliğe geçiş yapamayacak demektir. bir solucan deliği elde edebilmemiz için, kara deliğin beyaz deliğe geçiş kısmının bir şekilde açık tutulabilmesi gerekiyor.
bunu yapabilecek tek şey, yani kara deliğin kendi üzerine çökmesini önleyerek bir solucan deliği elde etmeyi sağlayan şey negatif enerjidir. fakat görelilik kuramı, böyle bir yapıyı uzun bir süre boyunca çökmekten koruyacak olan negatif enerji dediğimiz özelliğin imkânsız olduğunu söyler. bu nedenle bir solucan deliğinin var olması, genel göreliliğe aykırıdır.
***
egzotik madde dediğimiz parçacıklar, negatif enerji etkisi yaratabilir. casimir etkisi başlığı altında da inceleyebileceğimiz bu etki, bir solucan deliğinin çökmeden kalmasını sağlayabilir. bu nedenle solucan delikleri, kuantum kuramına göre varlığı mümkün olabilecek yapılardır. ancak henüz bir solucan deliği gözleyemediğimiz için bunlar şimdilik sadece teorik cisimlerdir.
devamını gör...
microsoft yazılımlarındaki açık nedeni ile 60 bin şirketin hacklenmesi
abd merkezli haber sitesi bloomberg’in eski bir üst düzey abd’li yetkiliye dayandırarak verdiği haberine göre, microsoft yazılımındaki bir güvenlik açığı nedeniyle dünya genelinde en az 60 bin şirket saldırıya uğradı.
haberin devamı için
devamını gör...
çocukken inanılmaz kıymetli olan şeyler
bayram harçlıklarıyla alınan abur cubur. özellikle magnum dondurma.
devamını gör...
diyanet'in 100 milyon liraya saray yaptırması
an itibariyle resmi rakamlara gore, turkiye'de yoksul sayisi 18 milyona yakin. 18 milyon insan yeme,barinma, giyinme gibi temel ihtiyaclarda sikinti yasarken, 100 milyon liraya saray yaptirmak muslumanlik mi? dini geciyorum peki bu insanlik mi? "komsusu acken tok uyuyan bizden degildir" diyen peygamberin ummeti mi bunlar? hep diyorum bu dine zarar veren tek kesim muslumanlardir, aksi de mumkun degildir...
devamını gör...
hayalet gemi
ülkemizde 1992_2002 yillari arasında yayimlanmis edebiyat dergisidir. murat gülsoy‘un önderliğindeki dergi nazlı ökten, selçuk akman, yekta kopan, mehmet açar ve sabri gürses gibi yetenekli kalemlere de ev sahipliği yapmıştır. yine murat gülsoy, ayfer tunç, yekta kopan'in sonradan kitap haline getirilmiş öyküleri de ilk bu dergide yayımlanmıştır.
buradanderginin tüm sayılarına ve açık radyo kayıtlarına ulaşabilirsiniz.
buradanderginin tüm sayılarına ve açık radyo kayıtlarına ulaşabilirsiniz.
devamını gör...
az bilinen muhteşem şarkılar
benim için bu şarkıdır. sanırım the walking dead (dizi) 'in bir sahnesinde yer almış ancak ben spotify'da kendim keşfetmiş ve çok beğenmiştim.
devamını gör...
unknown artist
devamını gör...
aksi ve nalet
tanımlarını okurken ülkede erkek kıtlığı varmış gibi hissettiğim yazar, kendisinin gönlüne göre bir yakışıklı erkek bulmasını diliyoruz canı gönülden.
devamını gör...
bir kadına yenilmek
başka bir insana yenilmektir. hepsi bu.
küçük bir not düşeyim: onur veya gurur gibi kavramların cinsiyeti olmamakla beraber bir insan yenilgi karşısında gurur yapıyorsa bu, onun olgunlaşamadığının göstergesidir.
küçük bir not düşeyim: onur veya gurur gibi kavramların cinsiyeti olmamakla beraber bir insan yenilgi karşısında gurur yapıyorsa bu, onun olgunlaşamadığının göstergesidir.
devamını gör...
lazerle göz çizdirme ameliyatı
tam 2 hafta önce geçirdiğim operasyon. ameliyat olmadan önce benim de çok çekincelerim vardı dolayısıyla sözlüklerdeki kişilerin yazdıklarını okumuştum hep. operasyondan önce, benim gibi buraları okuyanlar için kendi tecrübemi aktarayım.
öncelikle, ameliyat hakikaten çok kısa sürüyor. dışarı çıktığında 5 dkda bitmiş olduğunu anladığın ameliyat, içerde sanki 10 15 dk gibi geldi bana. ameliyat esnasında sadece gözü vakumladıkları ilk kısımda bir tık baskı ve acı hissettim onun dışında hiçbir acı yoktu. her şeyin gözünüzün önünde yapılıyor olması biraz garip, görüyorsunuz çünkü işlemleri. ameliyattan çıktıktan 45 dk sonra falan anestezi etkisini kaybetmeye başlıyor ve yanmalar beraberinde geliyor. doktor eve gidip uyusan daha iyi olur dediği için eve gider gitmez uyudum. sadece damlalarımın katılması için gözlerimi açtım. 5 6 saat sonra uyandığımda nerdeyse yanma ve batmalar tamamen bitmişti. ben ameliyatı saat 17'de olduğum için sabaha kadar tekrar uyudum ve sabah kalktığımda hiçbir eser yoktu acıya dair. ertesi sabah doktor muayenesinde doktorun gösterdiği tüm yazıları okudum. onun dışında ilk 2 3 gün buğulu gördüğüm için yazıları okumak için vs zorlamadım gözlerimi. 3. günden sonra zaten göz toparlıyor ve okumaya başlıyorsun her şeyi. yalnız, ikinci haftadan itibaren her ilaç sıktığımda, biraz ışığa maruz kaldığımda ya da güneş gözlüğüne rağmen güneşte durduğumda gözlerim dehşet derecede yanmaya başladı. ameliyattan sonra bile bu kadar acı çekmemiştim. şu an 14 gün geçti, bakalım kontrollerde numaram ne çıkacak. bu arada gözlerim 2.5 miyop - 3.5 astigmata sahipti.
edit: 5 ay sonraki göz kontrolümde miyopum tamamen sıfırlanmış, astigmatım da 0.25. her şeyden çok memnunum. yanmalar ve batmalar göz çok kuru kaldığında çok feci oluyor. o yüzden devamlı olarak gözyaşı kullanmak durumundayım. 6 ay sonra yavaş yavaş toparlar demişti doktor, bekliyoruz bakalım.
öncelikle, ameliyat hakikaten çok kısa sürüyor. dışarı çıktığında 5 dkda bitmiş olduğunu anladığın ameliyat, içerde sanki 10 15 dk gibi geldi bana. ameliyat esnasında sadece gözü vakumladıkları ilk kısımda bir tık baskı ve acı hissettim onun dışında hiçbir acı yoktu. her şeyin gözünüzün önünde yapılıyor olması biraz garip, görüyorsunuz çünkü işlemleri. ameliyattan çıktıktan 45 dk sonra falan anestezi etkisini kaybetmeye başlıyor ve yanmalar beraberinde geliyor. doktor eve gidip uyusan daha iyi olur dediği için eve gider gitmez uyudum. sadece damlalarımın katılması için gözlerimi açtım. 5 6 saat sonra uyandığımda nerdeyse yanma ve batmalar tamamen bitmişti. ben ameliyatı saat 17'de olduğum için sabaha kadar tekrar uyudum ve sabah kalktığımda hiçbir eser yoktu acıya dair. ertesi sabah doktor muayenesinde doktorun gösterdiği tüm yazıları okudum. onun dışında ilk 2 3 gün buğulu gördüğüm için yazıları okumak için vs zorlamadım gözlerimi. 3. günden sonra zaten göz toparlıyor ve okumaya başlıyorsun her şeyi. yalnız, ikinci haftadan itibaren her ilaç sıktığımda, biraz ışığa maruz kaldığımda ya da güneş gözlüğüne rağmen güneşte durduğumda gözlerim dehşet derecede yanmaya başladı. ameliyattan sonra bile bu kadar acı çekmemiştim. şu an 14 gün geçti, bakalım kontrollerde numaram ne çıkacak. bu arada gözlerim 2.5 miyop - 3.5 astigmata sahipti.
edit: 5 ay sonraki göz kontrolümde miyopum tamamen sıfırlanmış, astigmatım da 0.25. her şeyden çok memnunum. yanmalar ve batmalar göz çok kuru kaldığında çok feci oluyor. o yüzden devamlı olarak gözyaşı kullanmak durumundayım. 6 ay sonra yavaş yavaş toparlar demişti doktor, bekliyoruz bakalım.
devamını gör...


