doğum günü
doğum günlerimde beni daha büyük bir hüzün kaplar. ölmeyi daha çok isterim nedense ve kendimi de ölüme çok yakın hissediyorum doğum günlerimde. bu güne bilinçaltımda nasıl bir anlam yüklediysem artık.
devamını gör...
yeterince hissetmemek
kaygı, stres ve heyecanın yoğun yaşanmasından da kaynaklanabilen durum. henüz gerçekleşmemiş ancak gerçekleşmesi muhtemel bir şey için öncesinde o kadar çok kaygılanırız ve stres altında oluruz ki; o şey gerçekleştiğinde beklediğimiz kadar kötü hissetmeyiz. çünkü öncesinde zaten o anın tüm stresini devamlı düşünerek/kaygılanarak tüketmiş oluruz. belki bu noktada kendimizi en kötüsüne hazırlayıp onunla karşılaşmamanın verdiği bir rahatlık da yaşıyor olabiliriz. örneğin; önemli bir sınava gireceğiz. sınav anına kadar çok yoğun stres yaşadığımızda aslında bir yandan da bununla baş etmeyi öğreniyoruz. ben bunu bir yıl boyunca yaşadım. sınav anında bir baktım gayet sakin ve kontrollüyüm.
şimdi böyle söyleyince kaygı bozukluğunu övüyormuşum gibi oldu ama insanı gerçekten çok yıpratan bir süreç. belki yalnızca son noktada işe yaradığını söyleyebilirim.
bir de işin pozitif duyguları yeterince hissedememe yanı var. aynı mantıkla; bir şey gerçekleşmeden önce ona yüklenen büyük anlamlar ve düşüne düşüne tüketilen heyecan/mutluluk da insanı aynı hissizliğe götürebilir.
şimdi böyle söyleyince kaygı bozukluğunu övüyormuşum gibi oldu ama insanı gerçekten çok yıpratan bir süreç. belki yalnızca son noktada işe yaradığını söyleyebilirim.
bir de işin pozitif duyguları yeterince hissedememe yanı var. aynı mantıkla; bir şey gerçekleşmeden önce ona yüklenen büyük anlamlar ve düşüne düşüne tüketilen heyecan/mutluluk da insanı aynı hissizliğe götürebilir.
devamını gör...
annenin ölmesi
hayattaki en büyük korkum ve bundan kaçış yok. bundan daha büyük bir zulüm olabilir mi sözlük? babasını erken kaybetmiş bir birey olarak annem her şey benim için ki her halükarda ana kuzusu bir tipim. başlık engelleme gelse ilk başlıklardan olur engelleyeceğim. her gördüğümde içim burkulur çünkü anksiyetem kudurur. annesini kaybetmiş tüm yazarlara da sabır diliyorum, yaşamayanın tahayyül bile edemeyeceği bir kayıp.
devamını gör...
kahramanmaraş'ta bir esnafın böbreğini satışa çıkarması
protestosunu bu şekilde göstermiş esnafımız. bıçak kemiğe dayandı diyor.
devamını gör...
hem laik hem müslüman olunmaz
hem hırsız.. hem mümin hiç olunmaz..
devamını gör...
mantinealı diotima
tarihteki ilk kadın filozof olarak tanımlayabileceğimiz diotima'nın, rahibe ve kahin olduğu varsayılır.
ismi etimolojik olarak zeus-onurlu anlamına gelir.
sokrates ondan hocası olarak bahseder. platon'un şölen adlı eserinde diotima'yı andığı diyaloglar var. bazı kaynaklar diotima'yı platon'un hayal ettiği bir karakter olarak tanımlar. platon bir kadın figürü kullanarak felsefe'deki değişmeyi temsil etmiştir. burası tartışmalı işte, kişi gerçek mi yoksa kurgusal mı ikilemi çıkar karşımıza. fakat platon'un diyologlarında genelde gerçek karakterlere yer vermesi diotima'yı olası kılar.

sokrates, aşk felsefesi konusunda diotima'dan eğitim gördüğünü belirtir.
bu felsefe'de aşağıdaki gibi bir sorgulamaya gidilir.
önemli olan merdiveni tırmanırken kadın-erkek, iyi-kötü, güzel-çirkin, bilge-cahil vb. şeklindeki karşıtlıklara vurgu yapmak değildir. bundan ziyade önemli olan her bir adımda neye ilerlediğimizi ve neyi geride bıraktığımızı sorgulamaktır.
diotima'nın aşk merdiveni:
birinci basamak:
fiziksel özelliklere duyulan bir arzudur.
ikinci basamak:
tüm güzel bedenlerin sevgisidir.
üçüncü basamak:
nefs sevgisidir.
dördüncü basamak:
kanunlara ve kurumlara duyulan aşktır.
beşinci basamak:
bilgiye duyulan aşktır.
altıncı basamak:
aşkın kendisine duyulan aşktır.
ister gerçek ister kurgusal bir karakter olsun zamanın en gizemli köşelerinde bilgi ışığıyla ortaya çıkarılan bir öğretinin kahramınıdır kendisi. konu aşk olunca erkek filozoflar temsili bir kadın figürü üzerinde düşüncelerini mi anlatmış yoksa gerçek bir kadın karakteri üzerinde öyle biri yok dedikodusu mu yaratılmış bilemiyorum. sokrates'in bile kurgusal bir karakter olduğunun söylendiği bazı yerler var. hiç buralara girmeden ne yazmışlar bu güzellikler onlara bakacağım.
ismi etimolojik olarak zeus-onurlu anlamına gelir.
sokrates ondan hocası olarak bahseder. platon'un şölen adlı eserinde diotima'yı andığı diyaloglar var. bazı kaynaklar diotima'yı platon'un hayal ettiği bir karakter olarak tanımlar. platon bir kadın figürü kullanarak felsefe'deki değişmeyi temsil etmiştir. burası tartışmalı işte, kişi gerçek mi yoksa kurgusal mı ikilemi çıkar karşımıza. fakat platon'un diyologlarında genelde gerçek karakterlere yer vermesi diotima'yı olası kılar.

sokrates, aşk felsefesi konusunda diotima'dan eğitim gördüğünü belirtir.
bu felsefe'de aşağıdaki gibi bir sorgulamaya gidilir.
önemli olan merdiveni tırmanırken kadın-erkek, iyi-kötü, güzel-çirkin, bilge-cahil vb. şeklindeki karşıtlıklara vurgu yapmak değildir. bundan ziyade önemli olan her bir adımda neye ilerlediğimizi ve neyi geride bıraktığımızı sorgulamaktır.
diotima'nın aşk merdiveni:
birinci basamak:
fiziksel özelliklere duyulan bir arzudur.
ikinci basamak:
tüm güzel bedenlerin sevgisidir.
üçüncü basamak:
nefs sevgisidir.
dördüncü basamak:
kanunlara ve kurumlara duyulan aşktır.
beşinci basamak:
bilgiye duyulan aşktır.
altıncı basamak:
aşkın kendisine duyulan aşktır.
ister gerçek ister kurgusal bir karakter olsun zamanın en gizemli köşelerinde bilgi ışığıyla ortaya çıkarılan bir öğretinin kahramınıdır kendisi. konu aşk olunca erkek filozoflar temsili bir kadın figürü üzerinde düşüncelerini mi anlatmış yoksa gerçek bir kadın karakteri üzerinde öyle biri yok dedikodusu mu yaratılmış bilemiyorum. sokrates'in bile kurgusal bir karakter olduğunun söylendiği bazı yerler var. hiç buralara girmeden ne yazmışlar bu güzellikler onlara bakacağım.
devamını gör...
islamcılık adı altında türk düşmanlığı yapan soysuzlardan nefret ediyorum
islamcılık altında her hangi bir şeyler yapandan nefret ediyorum diye düzeltmek istediğim başlıktır.
din adı altında her şeyi yapacağını zanneden insanların kafasına portakal atayım.
ayıptır ayıp.
din adı altında her şeyi yapacağını zanneden insanların kafasına portakal atayım.
ayıptır ayıp.
devamını gör...
tunus
cezayir ile birlikte osmanlıya gönüllü katılan ve onlar gibi fransa tarafından osmanlıdan koparılmış bir ülkedir.
arap baharı burada başladı ve başarılı oldu. bir ara birkaç solcu önderi suikaste uğradı, iç savaş çıkartılmaya çalışıldı ama neyseki solcu yada dindar halkın çoğunluğu bu tuzağa düşmedi.
arap baharı burada başladı ve başarılı oldu. bir ara birkaç solcu önderi suikaste uğradı, iç savaş çıkartılmaya çalışıldı ama neyseki solcu yada dindar halkın çoğunluğu bu tuzağa düşmedi.
devamını gör...
börek
en önemli lezzet bileşeninin sadece yufka olmadığı yemek.
#420802 numaralı entrde bahsedildiği üzre en önemli bileşenlerinden biri yufka, buna katılıyorum fakat tek başına yufka böreği börek yapan şey değil. gözden kaçırılan diğer önemli ayak ise fırın. fırın var böreği vezir eder, fırın var rezil eder. o yüzden tarifiniz, yufkanız, malzemeleriniz ne kadar iyi ve kaliteli olursa olsun yeni çalışacağınız bir fırında böreğiniz her zamanki gibi olmayabilir.
en son yaptığım böreğin tarifini vereyim, siz fırın konusunu kendiniz optimize edersiniz artık.
malzemeler
4 yufka
250g lor peyniri
500g ıspanak
1 adet kırmızı kapya biber
tereyağ
sıvı yağ
sirke
sosu için
yarım çay bardağı su
yarım çay bardağı sıvı yağ
4 kaşık yoğurt
2 yumurta
tuz, karabiber
tarif
1. ıspanakları su dolu bir kabın içine basın. üzerine de biraz sirke ekleyin. sirke, yapraklar arasındaki böceklerin falan dökülmesini sağlar. ara sıra karıştırıp/sallayıp toprakların kumların dökülmesini de sağlayın.
2.ıspanakları sudan çıkartıp saplarını kesin. doğramak istiyorsanız doğrayın ama doğramadan da yapabilirsiniz. tekrar sirkeli suya ıspanakları ekleyip bekleyin.
3. ıspanakları tek tek akan suyun altında iyice yıkayın.
4. ıspanak temizlemek çok pis bir iş. sürekli kum akıyor, o yüzden kumsuz olana kadar iyice yıkayın, temiz olduğundan emin olun.
5. tepsinizi tereyağ ile yağlayın, üzerine bir adet yufkayı serip kenarlarını tepsiden dışarı sarkıtın (mini fırın kullanıyorsanız çeyrek yufkayı serin, bir kenarı sadece tepsiden dışarı sarkacaktır. üzerine bir çeyrek daha yufka serip ters taraftan yufkanın kenarını sarkıtın). yufkanın üzerine yoğurtlu yumurtalı karışımdan 3-4 çorba kaşığı koyup iyice dağıtın.
6. kapya biberi yıkayıp julyen doğrayın. tavada erittiğiniz tereyağın üzerine biberi atıp kavurun (soğan isterseniz soğan da aslında eklenebilir tarife).
7. biberler yağı kırmızı yapmaya başlayıp kavrulmaya yüz tuttuğunda ıspanakları da ekleyin, tavanın kapağını kapatın.
8. ıspanaklar zamanla sönecektir. biraz karıştırıp biberlerle ıspanakları iyice harmanlayın. çiğ ıspanakla börek hiç yapmadım. fırın pişirmez falan, onun katır kuturuyla uğraşamam.
9. tamamen de pişirebilirsiniz, biraz diri de bırakabilirsiniz ıspanakları. zaten fırına girip pişecek, hafif diri kalmasında sorun yok. oda sıcaklığına geldiğinde üstüne lor peynirini de ekleyip karıştırın iyice. peynirler biraz sulanabilir, vıcık vıcık bir görüntü alabilir, olsun.
10. tepsideki 2 kat yufkanın üzerine peynir-ıspanak-biber karışımından bolca ekleyin, üzerine 3. yufkayı ekleyin. yoğurtlu yumurtalı karışımdan çorba kaşığıyla yufkanın üzerine döküp iyice dağıtın, 4. kat yufkayı serin. ıspanaklı peynirli karışımdan tekrar ekleyin. ilk kat ıspanak-peynir karışımı şu şekilde görünmeli.
11. mini fırında yapıyorsanız 1 kat yufka için bütün yufka kullanmayın. çeyrek yufka yeterli olacaktır. her yufkanın arasında bir kat ıspanak-peynir, bir kat yoğurt-yumurta olacak yani. bunu kendinize göre modifiye edebilirsiniz ama bu tarif çalışıyor.
12. en son kat yufkayı da serdikten sonra tepsiden sarkan yufkaları böreğin üstüne doğru katlayın. en üste bir kat daha yufka serip kenarlarını tepsinin içine sokuşturun.
13. kalan yoğurtlu yumurtalı karışımdan en üst kata sürün. kalmadıysa yumurta sarısı sürebilirsiniz ama madem yumurtayı kırıyorsunuz tekrar yoğurtlu yumurtalı karışımdan yapın. o yoğurt pişip peynir olacak, daha hoş oluyor heheh.
14. benim fırınıma göre 240 derece fırında altlı üstlü ve fanlı olacak şekilde 30 dakikada pişti. siz kendi fırınınıza göre denemelisiniz. takip ettiğim tarife göre 180 derece fırında 30 dakika pişirmem gerekiyordu, fırın optimizasyonundan kastım bu.
böyle kabarıyor, üstüne sürdüğümüz yoğurt pişince böyle oluyor. afiyet olsun *
#420802 numaralı entrde bahsedildiği üzre en önemli bileşenlerinden biri yufka, buna katılıyorum fakat tek başına yufka böreği börek yapan şey değil. gözden kaçırılan diğer önemli ayak ise fırın. fırın var böreği vezir eder, fırın var rezil eder. o yüzden tarifiniz, yufkanız, malzemeleriniz ne kadar iyi ve kaliteli olursa olsun yeni çalışacağınız bir fırında böreğiniz her zamanki gibi olmayabilir.
en son yaptığım böreğin tarifini vereyim, siz fırın konusunu kendiniz optimize edersiniz artık.
malzemeler
4 yufka
250g lor peyniri
500g ıspanak
1 adet kırmızı kapya biber
tereyağ
sıvı yağ
sirke
sosu için
yarım çay bardağı su
yarım çay bardağı sıvı yağ
4 kaşık yoğurt
2 yumurta
tuz, karabiber
tarif
1. ıspanakları su dolu bir kabın içine basın. üzerine de biraz sirke ekleyin. sirke, yapraklar arasındaki böceklerin falan dökülmesini sağlar. ara sıra karıştırıp/sallayıp toprakların kumların dökülmesini de sağlayın.
2.ıspanakları sudan çıkartıp saplarını kesin. doğramak istiyorsanız doğrayın ama doğramadan da yapabilirsiniz. tekrar sirkeli suya ıspanakları ekleyip bekleyin.
3. ıspanakları tek tek akan suyun altında iyice yıkayın.
4. ıspanak temizlemek çok pis bir iş. sürekli kum akıyor, o yüzden kumsuz olana kadar iyice yıkayın, temiz olduğundan emin olun.
5. tepsinizi tereyağ ile yağlayın, üzerine bir adet yufkayı serip kenarlarını tepsiden dışarı sarkıtın (mini fırın kullanıyorsanız çeyrek yufkayı serin, bir kenarı sadece tepsiden dışarı sarkacaktır. üzerine bir çeyrek daha yufka serip ters taraftan yufkanın kenarını sarkıtın). yufkanın üzerine yoğurtlu yumurtalı karışımdan 3-4 çorba kaşığı koyup iyice dağıtın.
6. kapya biberi yıkayıp julyen doğrayın. tavada erittiğiniz tereyağın üzerine biberi atıp kavurun (soğan isterseniz soğan da aslında eklenebilir tarife).
7. biberler yağı kırmızı yapmaya başlayıp kavrulmaya yüz tuttuğunda ıspanakları da ekleyin, tavanın kapağını kapatın.
8. ıspanaklar zamanla sönecektir. biraz karıştırıp biberlerle ıspanakları iyice harmanlayın. çiğ ıspanakla börek hiç yapmadım. fırın pişirmez falan, onun katır kuturuyla uğraşamam.
9. tamamen de pişirebilirsiniz, biraz diri de bırakabilirsiniz ıspanakları. zaten fırına girip pişecek, hafif diri kalmasında sorun yok. oda sıcaklığına geldiğinde üstüne lor peynirini de ekleyip karıştırın iyice. peynirler biraz sulanabilir, vıcık vıcık bir görüntü alabilir, olsun.
10. tepsideki 2 kat yufkanın üzerine peynir-ıspanak-biber karışımından bolca ekleyin, üzerine 3. yufkayı ekleyin. yoğurtlu yumurtalı karışımdan çorba kaşığıyla yufkanın üzerine döküp iyice dağıtın, 4. kat yufkayı serin. ıspanaklı peynirli karışımdan tekrar ekleyin. ilk kat ıspanak-peynir karışımı şu şekilde görünmeli.
11. mini fırında yapıyorsanız 1 kat yufka için bütün yufka kullanmayın. çeyrek yufka yeterli olacaktır. her yufkanın arasında bir kat ıspanak-peynir, bir kat yoğurt-yumurta olacak yani. bunu kendinize göre modifiye edebilirsiniz ama bu tarif çalışıyor.
12. en son kat yufkayı da serdikten sonra tepsiden sarkan yufkaları böreğin üstüne doğru katlayın. en üste bir kat daha yufka serip kenarlarını tepsinin içine sokuşturun.
13. kalan yoğurtlu yumurtalı karışımdan en üst kata sürün. kalmadıysa yumurta sarısı sürebilirsiniz ama madem yumurtayı kırıyorsunuz tekrar yoğurtlu yumurtalı karışımdan yapın. o yoğurt pişip peynir olacak, daha hoş oluyor heheh.
14. benim fırınıma göre 240 derece fırında altlı üstlü ve fanlı olacak şekilde 30 dakikada pişti. siz kendi fırınınıza göre denemelisiniz. takip ettiğim tarife göre 180 derece fırında 30 dakika pişirmem gerekiyordu, fırın optimizasyonundan kastım bu.
böyle kabarıyor, üstüne sürdüğümüz yoğurt pişince böyle oluyor. afiyet olsun *
devamını gör...
kız öpme kuyruğu
bir nazlı eray kitabıdır.
nazlı eray’a ankaralıdır. kitaplarında en çok ankara vardır ve ben nazlı eray kitaplarını okumaya ankara’da başladım. yazdığı öykülerin geçtiği sokakları bulup dükkanlara girip parklarda dolaşmak nazlı eray’ın ne kadar büyük bir yazar olduğunu daha iyi anlamamı sağlamıştı o zamanlar. hala daha düşüncem değişmedi.
bu nazlı eray’ı çok sevmemin bir nedeni, diğer nedeni ise tadında, ayarında ve müthiş fantastik öyküler yazması. ama bu topraklara ait fantastik öyküler; bildiğimiz gördüğümüz mekanlarda tanıdığımız insaların başından geçen alışılmadık öyküler.
kız öpme kuyruğu da bu kitaplardan biri. iki bölümden oluşan bir öykü kitabı. bu kitabı okurken beklemenin ve bu işin üstadı olamanın sonunda başına güzel ya da kötü şeyler gelen bir kadınla tanışacaksınız mesela. benim en sevdiğim öyküde ise ömür uzatma kahvesinde oturup ömürlerini yirmi yıl uzatan insanların öyküsü bekliyor sizi. hem de sadece konuşarak yapıyorlar bunu.
nazlı eray okumak tanıdığınız bir yolda yürürken bir ağacın dibine uzanıp mutlu mesut düşlere dalmak gibi bir şey. bence siz de bir önce kız öpme kuyruğundaki yerinizi alın.
nazlı eray’a ankaralıdır. kitaplarında en çok ankara vardır ve ben nazlı eray kitaplarını okumaya ankara’da başladım. yazdığı öykülerin geçtiği sokakları bulup dükkanlara girip parklarda dolaşmak nazlı eray’ın ne kadar büyük bir yazar olduğunu daha iyi anlamamı sağlamıştı o zamanlar. hala daha düşüncem değişmedi.
bu nazlı eray’ı çok sevmemin bir nedeni, diğer nedeni ise tadında, ayarında ve müthiş fantastik öyküler yazması. ama bu topraklara ait fantastik öyküler; bildiğimiz gördüğümüz mekanlarda tanıdığımız insaların başından geçen alışılmadık öyküler.
kız öpme kuyruğu da bu kitaplardan biri. iki bölümden oluşan bir öykü kitabı. bu kitabı okurken beklemenin ve bu işin üstadı olamanın sonunda başına güzel ya da kötü şeyler gelen bir kadınla tanışacaksınız mesela. benim en sevdiğim öyküde ise ömür uzatma kahvesinde oturup ömürlerini yirmi yıl uzatan insanların öyküsü bekliyor sizi. hem de sadece konuşarak yapıyorlar bunu.
nazlı eray okumak tanıdığınız bir yolda yürürken bir ağacın dibine uzanıp mutlu mesut düşlere dalmak gibi bir şey. bence siz de bir önce kız öpme kuyruğundaki yerinizi alın.
devamını gör...
hayatından sürekli birilerinin eksilmesi
eksilerek yaşamak, özgürleştirir.
devamını gör...
yazarların aile evindeki adı
düzgün otur
devamını gör...
kendime saygım yok davranışları
birine sesli, yazılı, görsel vb. şekilde açık veya dolaylı yollardan hakaretvari düşüncelerle basit davranışlar içinde olmak.
devamını gör...
2250 yılında normal sözlük başlıkları
en sevdiğiniz 3 robot.
devamını gör...
etimoloji
t: tehlikeli ve manipleye açık bir bilim dalı. bir zamanlar facebook dedeleri sıkıntıdan etimolojiyle çok uğraşırlardı, sonra yavaş yavaş azaldılar. genellikle de doktorlar ve yurt dışındaki türklerde bu etimoloji aşkı vardı. doktorlarınki herhalde yabancı dil bildiklerinden çeşitli kaynaklara ulaşabilmeleri hasebiyle etimolojiyle uğraşmak ilgi çekici gelmiş olabilir, yurt dışındakilerin sevdası ise net bir kimlik bunalımı kaynaklı, diye düşünüyorum. mesela ne yapıyorlardı örnek vereyim:
meme kelimesinin tüm dünyaya türkçeden yayıldığını zannediyorlardı. oysaki çocuk dilinden gelen, hemen hemen tüm dünyada benzer şekilde olan bir kelimedir. bebekleri gözlemlediğiniz anda basitçe bu sonuca varabilirsiniz.
az çok bu konularda okumuş biri olarak naçizane tavsiyem her gördüğünüz köken çözümlemesine inanmayın. kendiniz bakıp teyit edin. yine de tam olarak inanmayın.
etimoloji üzerine türkçede pek fazla kaynak yok, aklıma gelenleri şuraya bırakayım, ilgili arkadaşlar okurlar*:
iştikakçının köşesi - şinasi tekin
sözcük hikayeleri - hatice şirin
düşünen türkçe - ali akar
oksfordun öküzü - kerim demirci
kelime dağarcığımızdan etimoloji araştırmaları - osman fikri sertkaya
kuşlar böcekler çiçekler - uwe blasing
buraya kadar olanlar akademisyenlerin kitapları. hepsi birbirinden değerli, son ikisi hariç dilleri de ağır değil, oldukça zevkli.
elifin öküzü, kelimebaz (1-2) - sevan nişanyan daha önce elifin öküzü tanımında belirtmiştim görüşlerimi, gayet okunabilir.
kök: kelimelerin serüveni, hatırla: kelimelerin serüveni - alp paksoy bu ikisini henüz okumadım.
meme kelimesinin tüm dünyaya türkçeden yayıldığını zannediyorlardı. oysaki çocuk dilinden gelen, hemen hemen tüm dünyada benzer şekilde olan bir kelimedir. bebekleri gözlemlediğiniz anda basitçe bu sonuca varabilirsiniz.
az çok bu konularda okumuş biri olarak naçizane tavsiyem her gördüğünüz köken çözümlemesine inanmayın. kendiniz bakıp teyit edin. yine de tam olarak inanmayın.
etimoloji üzerine türkçede pek fazla kaynak yok, aklıma gelenleri şuraya bırakayım, ilgili arkadaşlar okurlar*:
iştikakçının köşesi - şinasi tekin
sözcük hikayeleri - hatice şirin
düşünen türkçe - ali akar
oksfordun öküzü - kerim demirci
kelime dağarcığımızdan etimoloji araştırmaları - osman fikri sertkaya
kuşlar böcekler çiçekler - uwe blasing
buraya kadar olanlar akademisyenlerin kitapları. hepsi birbirinden değerli, son ikisi hariç dilleri de ağır değil, oldukça zevkli.
elifin öküzü, kelimebaz (1-2) - sevan nişanyan daha önce elifin öküzü tanımında belirtmiştim görüşlerimi, gayet okunabilir.
kök: kelimelerin serüveni, hatırla: kelimelerin serüveni - alp paksoy bu ikisini henüz okumadım.
devamını gör...
40 yaşında olup 20 yaşında gösteren insan
meja'dır.
devamını gör...
cinsiyetçi söylemler
bu söylemler kadınların ağzında daha bir korkunç olur. ilginç örneklerini görmek mümkündür. söztemsil, "bir erkeğe aşık olmak, devrimci mücadeleme sekte vurur" tarzı bir ifadeyi twitter profiline iliştiren genç kadın, galatasaray'ın şampiyonluk kutlamalarından görüntü paylaştığı twitinde "ananı s.k..k fener" yazmıştı. ya da kendi güzelliğinden fazlasıyla emin ve bunu her şeyin üzerinde gören bir başkası, rakip gördüğü başka bir kadının çirkin olduğunu vurgulamak için o kadını onlarca defa 'travesti' diye aşağılamıştı. böylece kendi cinsine ihanet ederken, bir de boğazına kadar homofobiye batmıştı.
hasılı, bu tarz söylemler mide bulandırıcıdır, kim söylerse söylesin.
hasılı, bu tarz söylemler mide bulandırıcıdır, kim söylerse söylesin.
devamını gör...
srpski film
kesinlikle izlenmesi gereken filmdir. o kadar da sert değildir hatta sıradandır filmin içindeki olaylar döngüsü. zevkli filmdir eğlencelidir memleketim belgrada gitme isteği uyandırmıştır.
hafif gerilim,biraz drama azıcık ucundan da vahşet gösterilmektedir çünkü benim gibi gözler gerçek hayatta ne vahşetlere tanık olmuştur yazsa müebbet hapsi istenebilir o yüzden film aşırı sıradan ve hergün yaşanan olayları biraz sanatsal açıdan ele almıştır hassas bünyeler disney filmlerine yönelmelidir.
hafif gerilim,biraz drama azıcık ucundan da vahşet gösterilmektedir çünkü benim gibi gözler gerçek hayatta ne vahşetlere tanık olmuştur yazsa müebbet hapsi istenebilir o yüzden film aşırı sıradan ve hergün yaşanan olayları biraz sanatsal açıdan ele almıştır hassas bünyeler disney filmlerine yönelmelidir.
devamını gör...

