eskitilmiş ve fıçılanmış acımtırak bir acının hatırasından geçtim. yetim olan çığlıkları ve öksüz kalan hatıranın geri dönüşü bu. şimşekler ne denli çaksa bile uzaklaştıkça zaman, hatıralar yüklenir belleğine insanın. aslında uzaklaştıkça silinmesi kaybolması küçülmesi gerekmez mi ? neden uzaklaştıkça derinleşiyor ? uzaklaştıkça büyüyor. hatırlanması imkansız buğulu flu zamanların ayrıntılarını hatırlamak ne kadar da emniyetli ? toynaklarıyla bilhassa ezilmiş bir kalbin bu denli ağrılı saniyeyi yaşamadı hak mı ?

anne kabuslarımdan uyandır beni. gerçeklerden korkuyorum.
devamını gör...

karanlığın rengini bilmem.
aydınlık ne demek?
mutlu olmak sevmekse sevmek aydınlık demek.
devamını gör...

türkiye'de bir alman, bir fransız bi de türk denize girmişler.

türk'e ceza kesmişler.
devamını gör...

sanılanın aksine doğumda yaşanan acı tamamen unutulmaz. bazı kadınlar acıyı en yüksek derecede hatırlarken bazılarının anıları daha siliktir sadece.


doğum ağrısı konusunu inceleyen bir araştırmada kadınların aslında bu acıyı unutmadığını ortaya koyuyor. ayrıca isveç’te 2000 kadın üzerinde yapılan ve ağrıyla ilgili hafızanın zaman içinde değişip değişmediğine bakıldı.

kadınlardan bu ağrının şiddetini doğumdan iki ay sonra ve 12 ay sonra derecelendirmeleri istendi. veriler ağrının unutulmadığını gösteriyordu. kadınların yüzde 60’ı her iki dönemde aynı derecede ağrı bildiriminde bulunmuş, üçte biri daha önce hangi dereceyi bildirdiklerini unutmuş, yüzde 18’i ise 12. ayda daha fazla ağrı çektiklerini ifade etmişti.

beş yıl sonra araştırmacılar kadınlarla yeni bir değerlendirme yaptı. bazı kadınların ağrıya dair hafızaları silikleşmiş, yarıya yakını ilk değerlendirmeden daha az acıya işaret etmişti; fakat ilk değerlendirmede en fazla ağrıdan söz edenlerde acıya dair hafıza etkisini yitirmemişti. ancak bu kötü anlama gelmiyordu. kadınlar doğum tecrübesini bir başarı olarak görüp, “doğum acısına katlandıysam her şeye katlanabilirim” sonucunu çıkarıyordu.


kaynak
devamını gör...

dün itibarıyla açıklanmış karardır. dünyanın hangi ülkesinde korona virüsün yayılış hızının önüne geçmek için içki satışı yasaklanıyor?
devamını gör...

sözlükte ''yerkabuğunun, toz durumuna gelmiş türlü doğal kütle kırıntılarıyla, çürümüş organik cisimlerden oluşan ve canlılara yaşama ortamı sağlayan yüzey bölümü.'' anlamına gelen sözcüktür.

aşık veysel üstadın da en sadık dostu olduğunu söylediği şeydir aynı zamanda.

ayrıca insanlığın ilk dönemlerinde araç-gereç yapımı için kullanılmıştır.
devamını gör...

bu gece ki buluşmamızdan bir kare =)
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

ardında beni bıraktı, kırgınım ona.
devamını gör...

pek çok şey öğreniriz ama ben bu zamanda öğrendiğimi yazmak istiyorum.

"neyi öğrendim biliyor musunuz? bazı insanlara sevgi tuhaf geliyormuş, iyleştirici etkisi var diyorlar bu kişilerde yan etkisi oluyor daha çok. şaşırtıcı. bu grupta olmadığım için mutluyum. samimi, hissettirilen, çıkarsız sevginin hastasıyım, nadir bulunuyor zaten. "
devamını gör...

yeni adıyla ıg a vaskülitidir.küçük damar vaskülitlerindendir.
çocuklarda en sık görülen vaskülittir.yenidoğanda da görülebilmektedir.en sık 3-10 yaş arasında görülür.erişkinde de görülebilir ama onlarda ağır ve kötü prognozludur.
erkeklerde daha sık görülür.lökositoklastiktir.birçok yerde ıg a depolanır.dokularda özellikle ıg a1 birikir.
tipik olarak alt ekstremite ve gluteal bölgede palpe edilebilen purpuralar mevcuttur. üst ekstremitede de purpuralar daha az sıklıkla da olsa görülebilirken bu durum hastalığın ilerlediğini veya nispeten daha kötü prognozu gösterebilir.kafa derisinde de döküntü veya ödem olabilir.
üst solunum yolu enfeksiyonu öyküsü de varsa hsp akıldan çıkmamalıdır.hastalar orşitle,akut batın tablosu ile de gelebilir.
%75 sıklıkla oligoartiküler artrit olur.eklemde deformite bırakmadan 2 haftada iyileşse de sonradan tekrarlayabilir.
ıg a yüksekliği şart değildir.%50 vakada yüksektir sadece.invajinasyon olursa çilek jölesi dışkılama,batın sağ alt kadranda kitle olur.
6 ay boyunca çocuk izlenmelidir çünkü nefropati riski vardır.
ağrı kesici olarak parasetamol verilir.gis tutulumu varsa,ağırsa steroid verilir.
hsp çocukta çok kötü prognozlu değildir.
devamını gör...

şu sıralar sözlüğün ihtiyacı olan şey.
devamını gör...

12 eylül darbesine teğet geçtik hamdolsun.
devamını gör...

fenerbahçelilerin şampiyon olduk diye sahaya atlamaları.
devamını gör...

üzücü bir olaydır. biri "2006 türkiyesine döndük" demiş. hayır, 2006'da en azından televizyonda lgbt bireylerin haklarına değiniyorlardı. buyrun bakın. şu an türkiye 2006 yılından çok daha geride.
devamını gör...

irlandalı yazar ve şair william butler yeats tarafından yazılmış kısa öykü. esasında bir efsanenin yeniden yorumlanışı demek daha doğru olur. irlanda ayaklanmasından yaklaşık bir yıl sonra, 1642 yıllarında frederick hamilton; irlandalı bir gal klanı olan o'rourke tarafından yapılan sığır katliamlarının intikamını almak için sligo kasabasını -sligo manastırı dahil olmak üzere- talan eder ve yakar. efsaneye göre sir frederick hamilton ve askerleri geri dönerlerken bu askerlerin bir kısmı sislerin içerisinde yolunu kaybeder. daha sonra kimliği belirsiz biri tarafından atlarını uçuruma sürüp kendilerini öldürmelerine sebep olan bir takım olaylar yaşanır. yeats bu efsaneyi kendi mistik üslubu ile muhteşem bir biçimde yorumluyor.

manastırın sir frederick hamilton ve çok sayıda püriten asker tarafından basılması ile açılıyor öykü. ilk başta hamilton'ın saldır emrine korkudan ötürü hiçbir asker tepki vermiyor fakat hamilton'ı korumakla görevli olan beş asker saldırmaya başlayınca diğerleri de bundan cesaret bularak yakıp yıkmaya başlıyor. yangının arasında, öldüğü düşünülen başrahip kısa bir süre ayağa kalkarak odadaki herkesi hükmedilemez gölgeleri takip etmek ile lanetliyor. bu olayın hemen ardından hamilton ve beraberindeki askerlerin çevirdiği iki gözcü ormanın içerisinde ilerleyen tehlikeden söz ediyor ve hamilton emrine ilk tepki veren beş askeri ormana gönderiyor. ormanda birbirinden tuhaf ve ürkütücü olaylar yaşayan askerlerin yavaş yavaş korkup, delirecek noktaya gelmeleri ve kendilerine rehberlik eden gizemli ve muhtemelen 'hayali' bir köylü tarafından uçuruma nasıl sürüklendiği aktarılıyor yeats tarafından ve öykü burada son buluyor.


while they stood dumb and motionless with horror, the woman began to speak, saying slowly and loudly: 'did you see my son? he has a crown of silver on his head, and there are rubies in the crown.' then the oldest of the troopers, he who had been most often wounded, drew his sword and cried: 'ı have fought for the truth of my god, and need not fear the shadows of satan,' and with that rushed into the water. ın a moment he returned. the woman had vanished, and though he had thrust his sword into air and water he had found nothing.
devamını gör...

hindistan'ın uttarakhand eyaletinde bulunan himalaya dağları'nı oluşturan 7,120 m yüksekliğindeki trishul dağının eteğinde yer alan yaklaşık iki metre derinliğe sahip ve en yakın köye 4 – 5 günlük yürüme mesafesinde olan halk içindeki roopkund olarak adlandırılan bir buzul gölüdür.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
yüzlerce insan kemiğinin gölde ve gölün etrafında dağılmış halde bulunması dışında engebeli bir manzara için pek de olağan dışı sayılmayan sert çakıl taşları ve yamaç molozları arasında yer alan mücevher gibi parıldayan bir su kütlesidir. 300 ile 800 civarındaki sayıda kişiye ait olan bu kemikler bir orman korucusunun onları ilk kez 1942 senesinde dünyaya duyurmasından bu yana büyük bir gizem oluşturmuştur. göl çevresinde bulunan kemikler üzerinde yapılan araştırmada kemiklerin bir çoğunun akdeniz bölgesinden olan insanlara ait olduğu ortaya çıkmıştır. bilinen en eski dna örneklerini barındırmaktadır.. yalnızca kemiklerin kendileri bile yeterince esrarengizdir.. kemikler belki de onlarca yüzlerce yılda çeşitli dönemlerde ölmüş görünen kadın erkek birçok genç yetişkine aittir.. civardaki köylerde dilden dile aktarılan sözlü hikayelerde ayrıca vardır.. insanların nasıl öldükleri bilinmemekle beraber efsanesi şu şekildedir.

göl, hint tanrıçası parvati’nin bir tezahürü olan nanda navi’ye giden hac yolunun üzerindedir. yerel efsaneye göre, bir zamanlar uzak diyarlardaki krallardan biri nanda navi’yi kızdırdı. bunun üzerine, nanda navi de onun krallığının üzerine kuraklık gönderdi. tanrıçanın öfkesini yatıştırmak için kral maiyeti ile birlikte günümüzde uttarkant devleti olarak bilinen roopkund’dan geçen bir hac yolculuğuna çıktı. ancak aptal kral hac yolculuğunda dansçıları ve gereksiz diğer lüks eşyaları da yanına alarak nanda navi’nin hiddetini daha da şiddetlendirdi. efsaneye göre, nanda navi kral ve maiyetinin başına korkunç bir dolu fırtınası gönderdi. ve kim var kim yoksa hepsini öldürdü.

hikaye gerçeklerden çok uzak gibi görünse de araştırmacılar kurbanlarından bazılarının kafataslarında künt cisim travmasının yol açabileceği çatlaklara benzer bulgular saptadı.. ölenlerin çoğunun nasıl ölmüş olduklarına dair şu anki en iyi tahmin ise..

gölün yukarı kesimindeki sırtta bazıları ölüme yol açabilecek kadar büyük dolu kütleleri içeren korkunç bir fırtınaya yakalandılar. kurbanların çoğu muhtemelen fırtınaya maruz kalmaktan ve hipotermiden öldü.. ve cesetleri göle ve göl çevresine yuvarlandı.. çünkü vücutları ya tepeden aşağı yuvarlandı ya da kalıntıları yamaçta sık görülen mini çığlarla yamaçtan aşağıya doğru indi..


gidip görülmesi gereken nadir güzelliklerden sadece biridir..
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
şu güzellik.. işte rengi de bu, tam bayılmalık.
devamını gör...

60 yaşında olan anneden duyulunca garip hissettiren söylem.

anneme durduk yere hediye almam sonucunda "paranı neden böyle şeylere harciyorsun" vs diye saydirirken birden ağzımdan "boş yapma" çıktı. annemde anlamını ısrarla sordu bende "boş konuşmak, boş anlamsız hareketlerde bulunmak" olarak açıkladım. aradan yarım saat geçtikten sonra tlc izleyen anneme hala bu kanalı mi izliyorsun sorusuna "boş yapma" cevabını almamla dumura uğradım. bunu söylerken tonlamasini tam olarak doğru yaptı ve asla gözünü televizyondan ayırmadı. kusursuz bir andı. bir süre sessizce oturmak zorunda kaldım.

hala kendime gelebilmiş değilim.
devamını gör...

100 gerekir ki ortalama 60 düşsün.başarana rastlamadım.
devamını gör...

başka insanların yüzüne bakabilmek için ilk önce kendi yüzüme bakabilmeliyim. çoğunluğa bağlı olmayan tek şey insanın vicdanıdır. sözünün sahibidir.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim