bilgi içerikli tanım girmek
wikipedia gibi yorumsuz direkt bilgiden ziyade tecrübe aktarılarak veya bilgi yorumlanarak girilen tanımların çoğunu okurum.
aynı konu hakkında tecrübe ve gözlem içeren on tane tanım okumak on kişinin penceresinden bakmaktır. faydalanmaktır. mesela şu tarzda #223522 tanımların artmasını dilerim.
aynı konu hakkında tecrübe ve gözlem içeren on tane tanım okumak on kişinin penceresinden bakmaktır. faydalanmaktır. mesela şu tarzda #223522 tanımların artmasını dilerim.
devamını gör...
doğal sakinleştiriciler
kedidir kedi
devamını gör...
itici gelen hitap şekilleri
naptın hacı
teşekkür ederim bacım
eyvallah
bunlar nedir arkadaş ya bildiğiniz uyuz oluyorum.
teşekkür ederim bacım
eyvallah
bunlar nedir arkadaş ya bildiğiniz uyuz oluyorum.
devamını gör...
roswell vakası
1947 yazında art arda gelen uçan parlak cisim ihbarlarından sonra 4 temmuz'da new mexico eyaletinin roswell kasabasında bir fırtına kopar. fırtına sırasında foster çiftliğinin sahibi william mac brazel ve komşuları patlamaya benzer bir ses duyarlar.
ertesi gün erkenden fırtınanın oluşturduğu hasarı tespit ederken geniş alana yayılmış olan bir enkaz bulurlar. enkaz parlak metal parçalar ve yanmaz, kesilmez üzerilerinde hiyeroglife benzer yazılar bulunan çubuklar gibi esrarengiz parçalardan oluşmaktadır. parçalar her şekle çok kolay girebilen fakat hiç bir şekilde işlenemeyen bir maddeden yapılmıştır.
enkaz
çevrelerinin yönlendirmesiyle olayı kasabanın şerifi george wilcox'a bildirirler. evlerine getirilen parçaları gören şerif ve ailesi parçaların bir uçan daireye ait olduğunu düşünürler. şerif, yardımcılarını olay yerine gönderir. bölgeye giden şerif yardımcıları toprağın eriyip karardığı yuvarlak geniş bir alanla karşılaşırlar.
bu sırada şerif'le görüşen yerel muhabir frank joyce bu haberi duyuran ilk kişi olur. muhabirin tavsiyesiyle olayı o sırada dünyadaki tek atomik grup olan 509. bomba grubu’nun merkezi durumundaki roswell ordu hava kuvvetleri üssüne iletirler.
buradan gelen hava istihbarat görevlileri bulunan parçalara inceleme amacıyla el koyarlar. fakat olay onları da aşar ve gelen emir üzerine araştırmayı pentagon'a devrederler. pentagon'dan gelen yetkililer bulunan parçalar üzerinde radyoaktivite ölçümleri yapar. sonuçlar yüksek çıkınca enkazın tam yerinin tespiti için bölgeye uçaklar gönderilir.
havadan yapılan araştırma sonucunda roswell’in 65 km kuzeydoğusunda bir uçan dairenin enkazı bulunur. enkaz inceleme ve kaldırma çalışmaları için hazırlık yapmak üzere bölgeye bir arama-kurtarma ekibi gönderilir.
o döneme ait gazete
bu sırada, şerif ve ekibi ilk tespit edilen yanık izinin yakınlarında tanımlayamadıkları cansız yaratıklar bularak önemli bir keşif yaparlar. olayın şahitleri yaratıkları büyük kafalı ve gümüş rengi üniformalı olarak anlatır. keşfin üzerine kasabada aniden güvenlik kontrolleri arttırılır, bütün giriş-çıkışlara barikatlar kurulur.
bölgede konuşulan tek konu uzaylılar olur. bunun üzerine dedikoduları engellemek ve halkın ilgisini "ölü uzaylılar"dan başka bir yöne çevirmek için yerel yetkililer yazılı bir basın açıklamasını radyo istasyonlarına verir.
uzaylı
"uçan dairelerle ilgili söylentiler dün gerçeğe dönüştü" başlıklı açıklamada düşen ve ele geçirilip incelemeye alınan bir uçan daireden bahsedilirken bulunan bedenlerden tek kelime bahsedilmez. radyo istasyonları haberi associated press’e iletir; haber buradan tüm dünyaya yayılır.
olay önce amerika'da ve sonra da tüm dünya büyük ses getirir. roswell hava üssü, şerif'in ofisi ve yerel radyolar londra'dan tokyo'ya telefon yağmuruna tutulur. olay kontrolden çıkınca washington olaya el koyar.
washington, yeni bir açıklama hazırlayarak ilk açıklamayı yalanlar ve bulunan parçaların aslında bir meteoroloji balonu olduğunu açıklar. esrarengiz parçalar meteoroloji balonu parçalarıyla değiştirilip fotoğraflanır ve kanıt diye bu fotoğraflar yayınlanır.
bölgedeki radyo ve televizyon kanalları baskı ve tehditle görgü tanıkları ile yapacakları röportajlardan vazgeçirtilir. olayı ilk duyuran kanala konuyu kapatmak için 24 saatleri olduğu, yoksa bir daha radyo işletemeyecekleri söylenir.
enkaz kaldırma ve araştırma operasyonlarında görev alan tüm askerlere olayın ulusal güvenliği ilgilendiren bir konu olduğu ve çok gizli tutulması gerektiği söylenir ve kimseyle bu konu hakkında konuşmamaları emredilir ve resmi bir sessizlik başlar.
hava balonu
30 yıl süren sessizlik nükleer fizikçi araştırmacı s.friedman’ın tanıklarla yaptığı röportajlarla sona erer. bunu takip eden 16 yıl içinde 300’ü aşkın tanığın ifadelerini temel alan 5 kitap yazılır. kitaplardaki tanıklardan otopsiye katılan bir hemşire şunları söyler "varlıkların çok büyük başları, çukur gözleri ve sadece dört parmakları vardı, insan değil yabancı bedenlerdi".
friedman
1995'de hava kuvvetleri, meteoroloji balonu yalanını kabul eder ve bir başka yalanla enkazın aslında mogul adlı gizli bir hükümet projesinde kullanılan bir balonun olduğunu söyler. ama inandırıcı bulunmaz.
1997 yılında dönemin radyo programı olan coast to coast am sözde eski bir 51.bölge çalışanı tarafından aranır ve telefon görüşmesi kısa bir süre sonra garip bir şekilde kesilir.
telefon konuşması video linki
2011'de fbı'ın açtığı arşivinde olayın, “araçlarda insan vücuduna benzer cesetler bulduk. bulunanlar 90 cm boyunda ve metalik kıyafetler giyiyor. vücutları pilotların giydiği kıyafetlere benzer bandajlarla kaplı.” diye kaydedildiği ortaya çıkar.
tüm yaşananlardan, konuşmalardan ve resmi açıklamalardan sonra olayın herkesten gizlenen, insanlığın kaderini değiştirebilecek bir gerçek mi yoksa aşırı heyecan ve hayal gücünün ürünü profesyonel bir kurgu mu olduğu hakkında bugün dahi kesin bir sonuca varılamıyor.
ertesi gün erkenden fırtınanın oluşturduğu hasarı tespit ederken geniş alana yayılmış olan bir enkaz bulurlar. enkaz parlak metal parçalar ve yanmaz, kesilmez üzerilerinde hiyeroglife benzer yazılar bulunan çubuklar gibi esrarengiz parçalardan oluşmaktadır. parçalar her şekle çok kolay girebilen fakat hiç bir şekilde işlenemeyen bir maddeden yapılmıştır.
enkaz
çevrelerinin yönlendirmesiyle olayı kasabanın şerifi george wilcox'a bildirirler. evlerine getirilen parçaları gören şerif ve ailesi parçaların bir uçan daireye ait olduğunu düşünürler. şerif, yardımcılarını olay yerine gönderir. bölgeye giden şerif yardımcıları toprağın eriyip karardığı yuvarlak geniş bir alanla karşılaşırlar.
bu sırada şerif'le görüşen yerel muhabir frank joyce bu haberi duyuran ilk kişi olur. muhabirin tavsiyesiyle olayı o sırada dünyadaki tek atomik grup olan 509. bomba grubu’nun merkezi durumundaki roswell ordu hava kuvvetleri üssüne iletirler.
buradan gelen hava istihbarat görevlileri bulunan parçalara inceleme amacıyla el koyarlar. fakat olay onları da aşar ve gelen emir üzerine araştırmayı pentagon'a devrederler. pentagon'dan gelen yetkililer bulunan parçalar üzerinde radyoaktivite ölçümleri yapar. sonuçlar yüksek çıkınca enkazın tam yerinin tespiti için bölgeye uçaklar gönderilir.
havadan yapılan araştırma sonucunda roswell’in 65 km kuzeydoğusunda bir uçan dairenin enkazı bulunur. enkaz inceleme ve kaldırma çalışmaları için hazırlık yapmak üzere bölgeye bir arama-kurtarma ekibi gönderilir.
o döneme ait gazete
bu sırada, şerif ve ekibi ilk tespit edilen yanık izinin yakınlarında tanımlayamadıkları cansız yaratıklar bularak önemli bir keşif yaparlar. olayın şahitleri yaratıkları büyük kafalı ve gümüş rengi üniformalı olarak anlatır. keşfin üzerine kasabada aniden güvenlik kontrolleri arttırılır, bütün giriş-çıkışlara barikatlar kurulur.
bölgede konuşulan tek konu uzaylılar olur. bunun üzerine dedikoduları engellemek ve halkın ilgisini "ölü uzaylılar"dan başka bir yöne çevirmek için yerel yetkililer yazılı bir basın açıklamasını radyo istasyonlarına verir.
uzaylı
"uçan dairelerle ilgili söylentiler dün gerçeğe dönüştü" başlıklı açıklamada düşen ve ele geçirilip incelemeye alınan bir uçan daireden bahsedilirken bulunan bedenlerden tek kelime bahsedilmez. radyo istasyonları haberi associated press’e iletir; haber buradan tüm dünyaya yayılır.
olay önce amerika'da ve sonra da tüm dünya büyük ses getirir. roswell hava üssü, şerif'in ofisi ve yerel radyolar londra'dan tokyo'ya telefon yağmuruna tutulur. olay kontrolden çıkınca washington olaya el koyar.
washington, yeni bir açıklama hazırlayarak ilk açıklamayı yalanlar ve bulunan parçaların aslında bir meteoroloji balonu olduğunu açıklar. esrarengiz parçalar meteoroloji balonu parçalarıyla değiştirilip fotoğraflanır ve kanıt diye bu fotoğraflar yayınlanır.
bölgedeki radyo ve televizyon kanalları baskı ve tehditle görgü tanıkları ile yapacakları röportajlardan vazgeçirtilir. olayı ilk duyuran kanala konuyu kapatmak için 24 saatleri olduğu, yoksa bir daha radyo işletemeyecekleri söylenir.
enkaz kaldırma ve araştırma operasyonlarında görev alan tüm askerlere olayın ulusal güvenliği ilgilendiren bir konu olduğu ve çok gizli tutulması gerektiği söylenir ve kimseyle bu konu hakkında konuşmamaları emredilir ve resmi bir sessizlik başlar.
hava balonu
30 yıl süren sessizlik nükleer fizikçi araştırmacı s.friedman’ın tanıklarla yaptığı röportajlarla sona erer. bunu takip eden 16 yıl içinde 300’ü aşkın tanığın ifadelerini temel alan 5 kitap yazılır. kitaplardaki tanıklardan otopsiye katılan bir hemşire şunları söyler "varlıkların çok büyük başları, çukur gözleri ve sadece dört parmakları vardı, insan değil yabancı bedenlerdi".
friedman
1995'de hava kuvvetleri, meteoroloji balonu yalanını kabul eder ve bir başka yalanla enkazın aslında mogul adlı gizli bir hükümet projesinde kullanılan bir balonun olduğunu söyler. ama inandırıcı bulunmaz.
1997 yılında dönemin radyo programı olan coast to coast am sözde eski bir 51.bölge çalışanı tarafından aranır ve telefon görüşmesi kısa bir süre sonra garip bir şekilde kesilir.
telefon konuşması video linki
2011'de fbı'ın açtığı arşivinde olayın, “araçlarda insan vücuduna benzer cesetler bulduk. bulunanlar 90 cm boyunda ve metalik kıyafetler giyiyor. vücutları pilotların giydiği kıyafetlere benzer bandajlarla kaplı.” diye kaydedildiği ortaya çıkar.
tüm yaşananlardan, konuşmalardan ve resmi açıklamalardan sonra olayın herkesten gizlenen, insanlığın kaderini değiştirebilecek bir gerçek mi yoksa aşırı heyecan ve hayal gücünün ürünü profesyonel bir kurgu mu olduğu hakkında bugün dahi kesin bir sonuca varılamıyor.
devamını gör...
ünlülerle saçma anılarınız
ayy...
ben elveda rumeli dizisinden beri onulmaz bir ertan saban hayranıyımdır, gerçekten çok fena şekilde oturup kendisiyle rakı içmek isterdim bir ara. yani hala da çok severim de, öyle normal.
bi gece taksim’deyiz bir arkadaşımla, felfena içilmiş. nevizade’de mavi bar vardı bilmiyorum hala var mıdır, teraslı böyle, arkadaşımla terasta kenarda içiyoruz. bu arada ben aşırı kör bir insanım yani lenssiz asla göremem, açık lahmacun görselini rihanna sanmamla nam salmışımdır. o gece de lensim var ama taa yukarıdan böyle aşağıyı süzüyorum, arkadaşıma dedim ki “olum ertan saban aşağıda” o da bana dedi “o kim” jfrjsj dedim s**tir et biri işte ben çok seviyorum nasıl yapsak, gidip darlayamam da yani adam efendi efendi rakı içiyor. işte o an ‘allah bir’ dese 02 çifte şans oynamam gerektiğini unutmuş olduğum hıyar turşusu arkadaşım dedi ki kafasına tükür burdan, yani bilmiyorum bana da mantıklı gelmiş herhalde çok ani oldu, haa öyle mi yapayım ya falan demeden tükürüverdim. gençlik var tamam da yani bu gençlik değil dalyarroluk. sonra allahın sevdiği kulu muyum nedir, tükmüğüm masasına inmedi galiba, aşağıdan kimsede bir hareketlenme olmadı. zaten ne olmasını bekliyordum o da belli değil, oturup içmemize devam ettik. kimse de gelip “neden aşağıya tükürüyorsunuz hanımefendi, akıl hastası mısınız” demedi.
bi keresinde de öykü-berk ikizlerinin berk olanıyla mecidiyeköy meydan şampiyon kokoreç’te karşılaşıp* “senin kız kardeşin niye öyle yaa, yavuz bingöl ne abi, salak salak adamlar” demiştim ve adam benle bu konu hakkında uzun uzun efendi gibi konuşmuştu. evet biz de desteklemiyoruz falan gibi. ay çok kötü hatıralar ya, rezillik.
ben elveda rumeli dizisinden beri onulmaz bir ertan saban hayranıyımdır, gerçekten çok fena şekilde oturup kendisiyle rakı içmek isterdim bir ara. yani hala da çok severim de, öyle normal.
bi gece taksim’deyiz bir arkadaşımla, felfena içilmiş. nevizade’de mavi bar vardı bilmiyorum hala var mıdır, teraslı böyle, arkadaşımla terasta kenarda içiyoruz. bu arada ben aşırı kör bir insanım yani lenssiz asla göremem, açık lahmacun görselini rihanna sanmamla nam salmışımdır. o gece de lensim var ama taa yukarıdan böyle aşağıyı süzüyorum, arkadaşıma dedim ki “olum ertan saban aşağıda” o da bana dedi “o kim” jfrjsj dedim s**tir et biri işte ben çok seviyorum nasıl yapsak, gidip darlayamam da yani adam efendi efendi rakı içiyor. işte o an ‘allah bir’ dese 02 çifte şans oynamam gerektiğini unutmuş olduğum hıyar turşusu arkadaşım dedi ki kafasına tükür burdan, yani bilmiyorum bana da mantıklı gelmiş herhalde çok ani oldu, haa öyle mi yapayım ya falan demeden tükürüverdim. gençlik var tamam da yani bu gençlik değil dalyarroluk. sonra allahın sevdiği kulu muyum nedir, tükmüğüm masasına inmedi galiba, aşağıdan kimsede bir hareketlenme olmadı. zaten ne olmasını bekliyordum o da belli değil, oturup içmemize devam ettik. kimse de gelip “neden aşağıya tükürüyorsunuz hanımefendi, akıl hastası mısınız” demedi.
bi keresinde de öykü-berk ikizlerinin berk olanıyla mecidiyeköy meydan şampiyon kokoreç’te karşılaşıp* “senin kız kardeşin niye öyle yaa, yavuz bingöl ne abi, salak salak adamlar” demiştim ve adam benle bu konu hakkında uzun uzun efendi gibi konuşmuştu. evet biz de desteklemiyoruz falan gibi. ay çok kötü hatıralar ya, rezillik.
devamını gör...
sözlükteki birinden etkilenmek
aynı betimi girmek. veyahut aynı düşüncede olan yazarlarla uzun uzun konuşmak. hem iyi geliyor. hem iyi hissettiriyor.
devamını gör...
zeytin ağacı
antik yunan'da kutsal sayılan ağaç. çoğunlukla devlet malıydı; dolayısıyla ne kesilebilir ne de yakılabilirdi.
athena ile poseidon, atina'nın yönetimini üstlenmek amacıyla bir rekabet içindedir. zeus, insanlığa en değerli ödülü veren hangisi olursa yönetimin de onun eline geçeceğini söyler. bunun üzerine poseidon, üç dişli mızrağını akropole saplayarak tuzlu bir göl oluşturur. athena ise şehirde bir zeytin ağacı yetişmesini sağlar ve bu bitkinin insanlığa olan sayısız faydasını anlatır. böylece rekabetten galip çıkarak atina'nın yönetimini eline alır.
tanrıçanın o vakit yerden fışkırtmış olduğu kökten çıkan on iki filize m.ö. 5. yüzyılda hala tapıldığı söylenir.
athena ile poseidon, atina'nın yönetimini üstlenmek amacıyla bir rekabet içindedir. zeus, insanlığa en değerli ödülü veren hangisi olursa yönetimin de onun eline geçeceğini söyler. bunun üzerine poseidon, üç dişli mızrağını akropole saplayarak tuzlu bir göl oluşturur. athena ise şehirde bir zeytin ağacı yetişmesini sağlar ve bu bitkinin insanlığa olan sayısız faydasını anlatır. böylece rekabetten galip çıkarak atina'nın yönetimini eline alır.
tanrıçanın o vakit yerden fışkırtmış olduğu kökten çıkan on iki filize m.ö. 5. yüzyılda hala tapıldığı söylenir.
devamını gör...
yoldaş benjamin franklin'in ayrımcı biri olması
bugün kafa sözlük youtube tanım sohbetlerini izledim. yoldaşa mesaj attım. youtube kanadında ben de kendi çapımda içerik ile destek vermek isterim diye. bana “ tabi dostum sözlük senin. bu sözlüğün sahibi sizsiniz” tarzında bir geri dönüş yaptı. şimdi yorumu size bırakıyorum ayrımcı mı değil mi...
devamını gör...
bir kadını ilgisiz bırakmak
(bkz: bir çiçeği susuz bırakmak)
devamını gör...
miko
kendisini seviyorum...
gerçek değil gibi görünse de evet, kendisini seviyorum...
etrafımda kanka/arkadaş/dost işte adı her ne ise sizin lügatınızda, kendisi gibi insanlardan oluşturmaya çalışıyorum. bazen başarıyorum bunu, bazen başardıktan sonra da hak ettikleri değeri gösteremiyorum. sanırım bu da benim eksik bir yanım...
mesela, o asla etrafındakilere kendini değersiz hissettirmiyor, biliyorum... tartıştığı insanlara bile...
kadın olsaydım mesela, miko gibi bir kadın olmak isterdim. kaya gibi böyle... sıkı... ama dediğim dedik bir sıkılıktan bahsetmiyorum ha; yanıldığında ''yanılmışım'' diyebilecek cesareti ve bunu kabullenebilecek gücü bünyesinde barındıran, çok harika bir kadın miko...
mesela, tam da onun gibi, güçlü, zeki, güzel bir kadın olmak isterdim kadın olsa idim şayet...
zirvede mesela...
daha 1 saat sohbet bile etmemişken,
aramızda en az 5 insan varken bile, bakışlarından ne hissettiğini, ne anlatmak istediğini, sanki en az 10 yıldır tanışıyormuşum gibi gayet net bir şekilde anladım... anladığımı o da anladı...
tuhaf bir andı...
yani işin özü, ben bu muhteşem insanda kendimdeki çok sevdiğim yanlarımı görüyorum. benden çok çok daha fazlasının onda olduğunu da bizzat yakından gördüm. siz ısrarla görmek istemeseniz bile o zaten bir şekilde muhakkak gösteriyor. o yüzden, iyi ki varsın miko'can... seni tanıdığıma çok memnunum...
gerçek değil gibi görünse de evet, kendisini seviyorum...
etrafımda kanka/arkadaş/dost işte adı her ne ise sizin lügatınızda, kendisi gibi insanlardan oluşturmaya çalışıyorum. bazen başarıyorum bunu, bazen başardıktan sonra da hak ettikleri değeri gösteremiyorum. sanırım bu da benim eksik bir yanım...
mesela, o asla etrafındakilere kendini değersiz hissettirmiyor, biliyorum... tartıştığı insanlara bile...
kadın olsaydım mesela, miko gibi bir kadın olmak isterdim. kaya gibi böyle... sıkı... ama dediğim dedik bir sıkılıktan bahsetmiyorum ha; yanıldığında ''yanılmışım'' diyebilecek cesareti ve bunu kabullenebilecek gücü bünyesinde barındıran, çok harika bir kadın miko...
mesela, tam da onun gibi, güçlü, zeki, güzel bir kadın olmak isterdim kadın olsa idim şayet...
zirvede mesela...
daha 1 saat sohbet bile etmemişken,
aramızda en az 5 insan varken bile, bakışlarından ne hissettiğini, ne anlatmak istediğini, sanki en az 10 yıldır tanışıyormuşum gibi gayet net bir şekilde anladım... anladığımı o da anladı...
tuhaf bir andı...
yani işin özü, ben bu muhteşem insanda kendimdeki çok sevdiğim yanlarımı görüyorum. benden çok çok daha fazlasının onda olduğunu da bizzat yakından gördüm. siz ısrarla görmek istemeseniz bile o zaten bir şekilde muhakkak gösteriyor. o yüzden, iyi ki varsın miko'can... seni tanıdığıma çok memnunum...
devamını gör...
geceye bir bilgi bırak
eğer yanlışlıkla yumurtayı fazla haşlarsanız, sarısının etrafının nahoş, gri ile yeşil arasında bir renge dönüştüğünü görürsünüz. bu reaksiyonun nasıl meydana geldiğini merak ediyor musunuz?
yumurta haşlandığında neler olur?
yumurtanın başlıca bileşeni proteinlerdir. yumurtanın beyazı %12, sarısı %16 oranında protein içerir. yumurtanın beyazında bulunan proteinler, birbirine bağlı amino asit zincirlerinden oluşan uzun moleküllerdir.
yumurta çiğken bu proteinler birbirine dolanmış olarak bir arada bulunurlar; haşlandıklarında, yani ısı uygulandığındaysa proteinler açılır ve yeni bağlantılar oluştururlar. proteinlerin (veya nükleik asitlerin)ısıya (veya alkol ve kloroform gibi dış ajanlara) maruz kalması sonucunda orijinal yapıları değişir, bu değişikliğe protein denatürasyonu denir. yumurtanın uzun bir süre ısıtılması durumunda proteinler birbirine yakınlaşır ve oluşan protein kümeleri içinde yeni bağlantılar kurulur. işte bu sebeple yumurta katılaşır ve aynı sebeple uzun süre haşlanmış yumurtaya “katı yumurta” adı verilir.
haşlanmış yumurta
yumurtanın beyazı az miktarda sülfür içerir. denatürasyon sırasında (yani kaynatıldığında) yumurtanın beyazındaki sülfür, hidrojen ile birleşerek hidrojen sülfür formunun oluşmasına neden olur. hidrojen sülfürün son derece rahatsız edici bir kokusu vardır. kimya eğitimi almış kişilere, hidrojen sülfür derseniz büyük olasılıkla akıllarına gelecek ilk şey inanılmaz derece rahatsız edici kokusu olacaktır.
atmosferimizde en yoğun olarak bulunan iki gaz, azot ve oksijendir. hidrojen sülfür ise bu ikisinden daha ağır bir gazdır. bu yüzden hidrojen sülfür yeryüzünde çoğunlukla derin mağaralarda ve madenlerde bulunur. çok kötü kokmasının yanı sıra, zehirli ve patlayıcı bir gazdır.
tahmin etmiş olabileceğiniz gibi; “çürük yumurta”nın iğrenç kokusu, gerçekte hidrojen sülfür gazının kokusudur. ancak yumurta sevenleri endişelendirecek bir durum da söz konusu değil, çünkü yumurtadan salınan nitrojen sülfür miktarı o kadar azdır ki hiçbir şekilde bir tehlikeli değildir.
grimsi yeşil renk neden oluşur?
yumurtanın sarısında demir vardır. yumurtaya uzun bir süre ısı uygulanırsa yumurtanın sarısının içeriğinde yer alan demir, yumurtanın beyazında bulunan hidrojen sülfür ile reaksiyona girer. bu reaksiyon demir sülfür formunun oluşmasına neden olur. yumurtanın sarısının dış yüzeyinin renk değiştirme nedeni budur.
aynı reaksiyon yumurtanın demirden yapılmış bir tavada pişirilmesi durumunda da ortaya çıkar. tavadaki demir, yumurta beyazındaki hidrojen sülfür ile reaksiyona girer ve pişmiş yumurtaya grimsi-yeşil bir renk verir.
kaynak:www.olaganustukanitlar.com/...
yumurta haşlandığında neler olur?
yumurtanın başlıca bileşeni proteinlerdir. yumurtanın beyazı %12, sarısı %16 oranında protein içerir. yumurtanın beyazında bulunan proteinler, birbirine bağlı amino asit zincirlerinden oluşan uzun moleküllerdir.
yumurta çiğken bu proteinler birbirine dolanmış olarak bir arada bulunurlar; haşlandıklarında, yani ısı uygulandığındaysa proteinler açılır ve yeni bağlantılar oluştururlar. proteinlerin (veya nükleik asitlerin)ısıya (veya alkol ve kloroform gibi dış ajanlara) maruz kalması sonucunda orijinal yapıları değişir, bu değişikliğe protein denatürasyonu denir. yumurtanın uzun bir süre ısıtılması durumunda proteinler birbirine yakınlaşır ve oluşan protein kümeleri içinde yeni bağlantılar kurulur. işte bu sebeple yumurta katılaşır ve aynı sebeple uzun süre haşlanmış yumurtaya “katı yumurta” adı verilir.
haşlanmış yumurta
yumurtanın beyazı az miktarda sülfür içerir. denatürasyon sırasında (yani kaynatıldığında) yumurtanın beyazındaki sülfür, hidrojen ile birleşerek hidrojen sülfür formunun oluşmasına neden olur. hidrojen sülfürün son derece rahatsız edici bir kokusu vardır. kimya eğitimi almış kişilere, hidrojen sülfür derseniz büyük olasılıkla akıllarına gelecek ilk şey inanılmaz derece rahatsız edici kokusu olacaktır.
atmosferimizde en yoğun olarak bulunan iki gaz, azot ve oksijendir. hidrojen sülfür ise bu ikisinden daha ağır bir gazdır. bu yüzden hidrojen sülfür yeryüzünde çoğunlukla derin mağaralarda ve madenlerde bulunur. çok kötü kokmasının yanı sıra, zehirli ve patlayıcı bir gazdır.
tahmin etmiş olabileceğiniz gibi; “çürük yumurta”nın iğrenç kokusu, gerçekte hidrojen sülfür gazının kokusudur. ancak yumurta sevenleri endişelendirecek bir durum da söz konusu değil, çünkü yumurtadan salınan nitrojen sülfür miktarı o kadar azdır ki hiçbir şekilde bir tehlikeli değildir.
grimsi yeşil renk neden oluşur?
yumurtanın sarısında demir vardır. yumurtaya uzun bir süre ısı uygulanırsa yumurtanın sarısının içeriğinde yer alan demir, yumurtanın beyazında bulunan hidrojen sülfür ile reaksiyona girer. bu reaksiyon demir sülfür formunun oluşmasına neden olur. yumurtanın sarısının dış yüzeyinin renk değiştirme nedeni budur.
aynı reaksiyon yumurtanın demirden yapılmış bir tavada pişirilmesi durumunda da ortaya çıkar. tavadaki demir, yumurta beyazındaki hidrojen sülfür ile reaksiyona girer ve pişmiş yumurtaya grimsi-yeşil bir renk verir.
kaynak:www.olaganustukanitlar.com/...
devamını gör...
bülent ortaçgil
"olmalı mi? olmamalı mı?" şarkısıyla tanıdığım ses sanatçısı.
devamını gör...
kadın ve erkeğin arkadaş olması
gayet güzel olan, seviye korunduktan sonra uzun süre gidebilecek, bazı konularda çok da yardımı dokunabilecek arkadaşlık türüdür. 5 senelik bir arkadaşım var öyle, aramızda ne bir sorun çıktı ne de kimse birbirine yavşadı. arkadaşlığından da gayet zevk alıyorum.
devamını gör...
kendi hayallerini çocuğu üzerinden yaşatmaya çalışan anne baba
"ben yapamadım bari evladım yapsın" cümlesini çok duyduğumuz ebeveyn türüdür. peki size soruyorum sayın ebeveynler, ya çocuğunuz istemiyorsa? onun isteklerini göz önünde bulundurdunuz mu? ilgisinin, yeteneğinin olduğu konuları fark ettiniz mi? yoksa sadece kendinizin gerçekleştiremediği o hayale zorla itiyor musunuz onu?
devamını gör...
geceye bir şiir bırak
ah muhsin ünlü
hatirlat da haziranin sonlarinda cocuklugumu yakalim
sen beni öpersen belki de ben fransız olurum
şehre inerim bir sinema yağmura çalar
otomobil icad olunur, zarifoğlu ölür
dünyadaki tüm zenciler kırk yaşından büyüktür.-senegalliler dahil değilsen beni öpersen belki de bulvarlar iltihablanır
çağdaş coğrafyalarda üretir cesetlerini siyaset bilimi
o vakit bir sufiyi darplarla gebertebilirsin
hayat bir yanıyla güzeldir canım, sen de güzelsin-yoksa seni rahatsız mı ettim?sen beni öpersen belki de aşkımız pratik karşılık bulur
ne ikna edici bir intihar girişimidir şimdi göz göze gelmek
elbette ata binmek gibidir seni sevmek sevgilim
elbette gayet rasyoneldir attan atlamak-freud diye bir şey yoktur.sen beni öpersen belki de ben gangsterleşirim
belki de şair olurum seni de aldırırım yanıma
bilesin; göğsümde hangi yöne açmış tek gülsün
yani ya bu eller öpülür, ya sen öldürülürsün.-haydi iç de çay koyayım.
hatirlat da haziranin sonlarinda cocuklugumu yakalim
sen beni öpersen belki de ben fransız olurum
şehre inerim bir sinema yağmura çalar
otomobil icad olunur, zarifoğlu ölür
dünyadaki tüm zenciler kırk yaşından büyüktür.-senegalliler dahil değilsen beni öpersen belki de bulvarlar iltihablanır
çağdaş coğrafyalarda üretir cesetlerini siyaset bilimi
o vakit bir sufiyi darplarla gebertebilirsin
hayat bir yanıyla güzeldir canım, sen de güzelsin-yoksa seni rahatsız mı ettim?sen beni öpersen belki de aşkımız pratik karşılık bulur
ne ikna edici bir intihar girişimidir şimdi göz göze gelmek
elbette ata binmek gibidir seni sevmek sevgilim
elbette gayet rasyoneldir attan atlamak-freud diye bir şey yoktur.sen beni öpersen belki de ben gangsterleşirim
belki de şair olurum seni de aldırırım yanıma
bilesin; göğsümde hangi yöne açmış tek gülsün
yani ya bu eller öpülür, ya sen öldürülürsün.-haydi iç de çay koyayım.
devamını gör...
tavukların teyzesi
hakli yere olusturulmus soz obegidir. cumartesi gecesi erken mi yatilir? kahve esliginde kitabin icine kafa gomulur, bir film biter baska bir film izlenir. cok daha guzeli sozluge girilir mesela konudan konuya gecis yapilir, baslik acilir, yorum yazilir...
devamını gör...
geceye bir poyraz karayel repliği bırak
+sinan'in bir kardeşi olacak
- aaa begüm hamile miymiş
+ gerizekalı ben hamileyim
-aa valla mı tebrik ederim allah analı babalı...
- aaa begüm hamile miymiş
+ gerizekalı ben hamileyim
-aa valla mı tebrik ederim allah analı babalı...
devamını gör...
sözlükte herkesin birbiri ile senli benli konuşması
şimdiye kadar mesajlaştığım insan sayısı 300'ü geçmiştir. hiçbirine '' sen '' diye hitapla iletişime başlamadım. bence sohbet veya mesajlaşma daha samimi hale gelmeden '' sen '' kullanılmamalı. tabi bu benim düşüncemdir.
devamını gör...

