burak elmas
bu başlığa 7 ay önce bir entry girip, seçilmesinden dolayı olan mutluluğumu belirtmiştim. fakat geldiğimiz noktada yaşananlar, yüzlerden inen maskeler, basiretsiz ve aklı uçkurunda yöneticiler falan derken ne kadar büyük bir hayal kırıklığı içerisinde olduğumu anlatmaya kelimeler kifayet etmez.
sayın burak elmas bulunduğu konuma galatasaray genel kurulunun teveccühü ile çok küçük bir oy farkı ile seçildi. başkanlığa gelmesindeki en önemli etkenlerden biride yakın zamanda yakışıksız bir şekilde kulüpten gönderilen fatih terim'di. fakat bir laf vardır, körün gözü açıldığında ilk bastonu parçalar misali henüz daha ilk sezonu devirmeden önce hem fatih hocaya yakın iki yöneticiyi, ardından da yakışıksız bir şekilde fatih terim'i yedi.
hadi bunları yaptın, fatih hoca gibi bir idolün arkasından getirdiğin kişi torrent, hayatı 2.adam olarak geçmiş rahat bir ispanyol. kariyerine, bilgi birikimine lafım yok ama türkiye'de yabancı hocalara sabredilmedğini zaten biliyoruz. bile bile lades denebilecek bir kumarı neden oynarsın?
saygı sevgi dedin, karşılıklı etik anlayış falan dedin, rezan epözdemir ile şükrü köksal ünlü'yü kapının önüne koydun. eyvallah başkansın saygı duyarız. fakat bunları yaparken, o allahın pigmesi ışıtan gün ile aklı şeyinin ucunda gezen selim sefada isimli iki insanlıktan nasibini almamış kadın düşmanı şahıs halen nasıl yönetim kurulu toplantılarına katılabiliyor? halen neden disiplin kuruluna sevkleri yapılmadı?
allah rahmet eylesin, mustafa cengiz bu kulübün başında bulunduğu süre içerisinde hem mali hem idari açıdan başarılı dönemler geçirdi. uefa fair play kıskacında iken dahi 2 şampiyonluk kazandı. güzel transferler ve sağlam oyuncu satışları yapıp kulübe ekstradan girdi sağladı.
burak başkan, galatasaray genel kurulu 2019 mart ayında hatırlarsan bu mustafa cengiz ve yönetimini ibra etmedi! başarılı oldukları halde, belki içlerinde sende vardın, gözümle görmediğim için birşey diyemiyorum. ama burdan anla sen, o başarılı yönetimi sırf içlerinden olmadığı için ibra etmeyen galatasaray genel kurulu acaba bu mart ayında beni napar diye.
ben sana söyleyeyim, sen böyle devam et o evlere şenlik yönetim kuruluyla beraber, o genel kurul sizin üstünüzden geçer mart ayında. sizi varya çiğner çiğner öyle bir atar ki, ah annemin rahmine tekrar bi girme şansım olsada geri girsem diye ellerini açar dua edersin.
şimdide zamanında portoda, lille'de falan çalışmış eski menajer bozuntusu adamı kulübün başına sportif direktör olarak getiriyorsun. sanıyorsun ki bu adamlar güney amerikada parlayan yetenekleri ilk sana sunacaklar, nah sunacaklar!
bu adamların ipi tasması dışarıda başkalarının elinde, sana 3.sınıf futbolcuları ittirip, yine class olabilecek isimleri portoya, lyon'a sunacaklar. inşallah bu adamlara yüklü kontratlar vermemişsindir, yoksa genel kurulda seni birde buradan vururlar.
sayın burak elmas bulunduğu konuma galatasaray genel kurulunun teveccühü ile çok küçük bir oy farkı ile seçildi. başkanlığa gelmesindeki en önemli etkenlerden biride yakın zamanda yakışıksız bir şekilde kulüpten gönderilen fatih terim'di. fakat bir laf vardır, körün gözü açıldığında ilk bastonu parçalar misali henüz daha ilk sezonu devirmeden önce hem fatih hocaya yakın iki yöneticiyi, ardından da yakışıksız bir şekilde fatih terim'i yedi.
hadi bunları yaptın, fatih hoca gibi bir idolün arkasından getirdiğin kişi torrent, hayatı 2.adam olarak geçmiş rahat bir ispanyol. kariyerine, bilgi birikimine lafım yok ama türkiye'de yabancı hocalara sabredilmedğini zaten biliyoruz. bile bile lades denebilecek bir kumarı neden oynarsın?
saygı sevgi dedin, karşılıklı etik anlayış falan dedin, rezan epözdemir ile şükrü köksal ünlü'yü kapının önüne koydun. eyvallah başkansın saygı duyarız. fakat bunları yaparken, o allahın pigmesi ışıtan gün ile aklı şeyinin ucunda gezen selim sefada isimli iki insanlıktan nasibini almamış kadın düşmanı şahıs halen nasıl yönetim kurulu toplantılarına katılabiliyor? halen neden disiplin kuruluna sevkleri yapılmadı?
allah rahmet eylesin, mustafa cengiz bu kulübün başında bulunduğu süre içerisinde hem mali hem idari açıdan başarılı dönemler geçirdi. uefa fair play kıskacında iken dahi 2 şampiyonluk kazandı. güzel transferler ve sağlam oyuncu satışları yapıp kulübe ekstradan girdi sağladı.
burak başkan, galatasaray genel kurulu 2019 mart ayında hatırlarsan bu mustafa cengiz ve yönetimini ibra etmedi! başarılı oldukları halde, belki içlerinde sende vardın, gözümle görmediğim için birşey diyemiyorum. ama burdan anla sen, o başarılı yönetimi sırf içlerinden olmadığı için ibra etmeyen galatasaray genel kurulu acaba bu mart ayında beni napar diye.
ben sana söyleyeyim, sen böyle devam et o evlere şenlik yönetim kuruluyla beraber, o genel kurul sizin üstünüzden geçer mart ayında. sizi varya çiğner çiğner öyle bir atar ki, ah annemin rahmine tekrar bi girme şansım olsada geri girsem diye ellerini açar dua edersin.
şimdide zamanında portoda, lille'de falan çalışmış eski menajer bozuntusu adamı kulübün başına sportif direktör olarak getiriyorsun. sanıyorsun ki bu adamlar güney amerikada parlayan yetenekleri ilk sana sunacaklar, nah sunacaklar!
bu adamların ipi tasması dışarıda başkalarının elinde, sana 3.sınıf futbolcuları ittirip, yine class olabilecek isimleri portoya, lyon'a sunacaklar. inşallah bu adamlara yüklü kontratlar vermemişsindir, yoksa genel kurulda seni birde buradan vururlar.
devamını gör...
öğretmenliğin kutsanması
başlığı açan yazarı çok iyi anlıyorum çünkü ben de bu tarz bir ilkokul öğretmenine denk geldim. küfürsüz sözlük olması sebebiyle sıfat bulamadığım bu öğretmen yüzünden belki de öğretmenliğin kutsanmasını saçma buluyorum.
hele öğretmenler gününde kadına bilezik alıyorduk. inanılmaz! siz hiç bir doktora hayat kurtardı diye çeyrek taktınız mı? mühendis mesela. ne güzel ev yaptın diye kolye aldınız mı? zaten işini zevkle yapan öğretmenler bu tarz maddi hediyeleri kabul etmiyor bile. öyleleri de var o yüzden genelleme yapmak istemiyorum.
durduk yere aklıma geldi sinirlendim gene.
hele öğretmenler gününde kadına bilezik alıyorduk. inanılmaz! siz hiç bir doktora hayat kurtardı diye çeyrek taktınız mı? mühendis mesela. ne güzel ev yaptın diye kolye aldınız mı? zaten işini zevkle yapan öğretmenler bu tarz maddi hediyeleri kabul etmiyor bile. öyleleri de var o yüzden genelleme yapmak istemiyorum.
durduk yere aklıma geldi sinirlendim gene.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının almış olduğu en güzel iltifat
o kadar iyisin ki.. kimse sana kötülük yapmaya kıyamaz..
kıydılar güzel adam..
kıydılar güzel adam..
devamını gör...
şu edebiyat denen şey
bir nicholas royle kitabıdır.
şu edebiyat denen şeyi nasıl açıklasak? dünya üzerinde, yaşayan her canlıya dair her hikaye edebiyatın menziline girer. hatta bazen cansız varlıklar bile edebiyatın ilgi alanı dahilinde kendilerine yer bulabilirler. sakın yatağın altına bakma
yel değirmeni ile savaşan şövalye don quixote, dev kütüphanesini yakan profesör körleşme, dev bir böceğe dönüşen memur dönüşüm, bir yüzüğü yok etmek için uzun bir yolculuğu çıkan arkadaşlar yüzüklerin efendisi , bir çiftlikten öbürüne gezip karınlarını doyurmaya çalışan iki arkadaş fareler ve insanlar, elmas yüzük satarak kendine sermaye yapan anthealı dünyaya düşen adam... hepsi edebiyata dair...
edebiyat, bir konuya ihtiyaç bile duymaz bazen, sadece anlatır; anlatırken anlaşılmaya beklemez bile. edebiyat, bir zaman geçirme aracı de değildir ayrıca, onun için özel bir zaman ayırmak gerekir. edebiyat, kör bir yazarın hayal ettiği cennetin biriktiği yerdir, delirmemek için yazan bir öykücünün yaşadığı histeri krizleridir, fildişi kulesinde denemeler yazan günahkar azizin verdiği derslerdir. ülkesinden sürgün edilen bir aforizma yazarının peşinden koştuğu virgüldür.
edebiyat denen şey açıklanamaz ama birçok şeyi açıklayabilir.
şu edebiyat denen şeyi nasıl açıklasak? dünya üzerinde, yaşayan her canlıya dair her hikaye edebiyatın menziline girer. hatta bazen cansız varlıklar bile edebiyatın ilgi alanı dahilinde kendilerine yer bulabilirler. sakın yatağın altına bakma
yel değirmeni ile savaşan şövalye don quixote, dev kütüphanesini yakan profesör körleşme, dev bir böceğe dönüşen memur dönüşüm, bir yüzüğü yok etmek için uzun bir yolculuğu çıkan arkadaşlar yüzüklerin efendisi , bir çiftlikten öbürüne gezip karınlarını doyurmaya çalışan iki arkadaş fareler ve insanlar, elmas yüzük satarak kendine sermaye yapan anthealı dünyaya düşen adam... hepsi edebiyata dair...
edebiyat, bir konuya ihtiyaç bile duymaz bazen, sadece anlatır; anlatırken anlaşılmaya beklemez bile. edebiyat, bir zaman geçirme aracı de değildir ayrıca, onun için özel bir zaman ayırmak gerekir. edebiyat, kör bir yazarın hayal ettiği cennetin biriktiği yerdir, delirmemek için yazan bir öykücünün yaşadığı histeri krizleridir, fildişi kulesinde denemeler yazan günahkar azizin verdiği derslerdir. ülkesinden sürgün edilen bir aforizma yazarının peşinden koştuğu virgüldür.
edebiyat denen şey açıklanamaz ama birçok şeyi açıklayabilir.
devamını gör...
reddeden kızın arkasından söylenecek şeyler
bari konuşmamı bitirseydim.
devamını gör...
hidalgo alonso quijida
la mancha’lı bir asilzadedir.
gerçek bir asilzadedir hem de hidalgo alonso quijida. hakkaniyetli; soylu duruşu, tavrı ve hitabet yeteneği ile büyüleyici, iyi kalpli, soylu her türlü duyguyu doğal bir tavırla sergileyebilen; insanların sevdiği, saydığı; insanları seven ve sayan, muhteşem bir insandır.
ayrıca aydın bir kişidir de. çok okur mesela ama okumaktan kastım sadece sayfalar üzerinde gözlerini boş boş dolaştırmak değil. okudukları üzerinde derin düşüncelere dalar. okuduklarını ciddiyetle tartar zihninde, okuduklarının üzerinde fikirler yürütür, zihninde tartışmalar yaşar ve sonuçlar çıkarır.
ama kitapları hep eski çağa aittir. modern dünyaya ayak uydurmakta zorlanır asilzade. belirsizlik yerini kesinlik arayışına bırakınca bu aydın asilzade bir arafta sıkışıp kalır. ve yine kitaplardan medet umar. ama bir türlü bir çıkış yolu bulamaz. hatta kitaplarını ondan saklamak için kitaplığın önüne duvar bile örer onu sevenler.
elbette bu bile hidalgo alonso quijida isimli asilzadeye durdurmaya yetmez. ve çok sevdiği kitaplarına kavuşur. bu andan itibaren de telefon kulübesi görmüş süpermen gibi bambaşka bir insana dönüşür. o artık hidalgo alonso quijida değildir, o iyiliğin temsilcisi; dulların, bakirlerin, öksüzlerin, güçsüzlerin ve yardıma muhtaçların yardımına koşacak olan la manchalı şövalye don quijote’dir.
hidalgo alonso quijida olarak doğan asilzade don quijote olarak ölümsüzlüğe ulaşır
gerçek bir asilzadedir hem de hidalgo alonso quijida. hakkaniyetli; soylu duruşu, tavrı ve hitabet yeteneği ile büyüleyici, iyi kalpli, soylu her türlü duyguyu doğal bir tavırla sergileyebilen; insanların sevdiği, saydığı; insanları seven ve sayan, muhteşem bir insandır.
ayrıca aydın bir kişidir de. çok okur mesela ama okumaktan kastım sadece sayfalar üzerinde gözlerini boş boş dolaştırmak değil. okudukları üzerinde derin düşüncelere dalar. okuduklarını ciddiyetle tartar zihninde, okuduklarının üzerinde fikirler yürütür, zihninde tartışmalar yaşar ve sonuçlar çıkarır.
ama kitapları hep eski çağa aittir. modern dünyaya ayak uydurmakta zorlanır asilzade. belirsizlik yerini kesinlik arayışına bırakınca bu aydın asilzade bir arafta sıkışıp kalır. ve yine kitaplardan medet umar. ama bir türlü bir çıkış yolu bulamaz. hatta kitaplarını ondan saklamak için kitaplığın önüne duvar bile örer onu sevenler.
elbette bu bile hidalgo alonso quijida isimli asilzadeye durdurmaya yetmez. ve çok sevdiği kitaplarına kavuşur. bu andan itibaren de telefon kulübesi görmüş süpermen gibi bambaşka bir insana dönüşür. o artık hidalgo alonso quijida değildir, o iyiliğin temsilcisi; dulların, bakirlerin, öksüzlerin, güçsüzlerin ve yardıma muhtaçların yardımına koşacak olan la manchalı şövalye don quijote’dir.
hidalgo alonso quijida olarak doğan asilzade don quijote olarak ölümsüzlüğe ulaşır
devamını gör...
kahvede ekşilik ve acılık
kahve hızlı pişirilirse acı bir tat verir. bu nedenle kahve yavaş yavaş pişirilir.
"bir acı kahveni içmeye geldim" sözü kahveyi çabuk pişir, ziyaretim kısadır anlamına gelir.
"bir acı kahveni içmeye geldim" sözü kahveyi çabuk pişir, ziyaretim kısadır anlamına gelir.
devamını gör...
zafer mermer
senaryosu ali atay, feyyaz yiğit, aziz kedi, volkan sümbül ve ali demirel tarafından bir grup çalışması ile yazılmış olan ve yönetmenliğini ali atay’ın yaptığı ölümlü dünya filminden serbest mermer’den sonra en beğendiğim karakterdir.

zafer obsesif kompulsif bozukluktan mustariptir. evinden başka yerde yapamaz büyük abdestini, kadifeye dokunamaz mesela, balon falan yalayamaz. bu acıyı anlamlandırmak zor gelebilir belki ama yaşamayan bilmez balon yalayamamanın ne kadar zor bir şey olduğunu.
elektronik sigara içtiği için bir cihazı, bir eşyayı emmekle suçlanan ve eşyalara olan zaafı yüzünden sürekli eleştiri konusu olan zafer aile örgütün pençesine düşmüşken sarı şortunun derdine düşerek dünya yansa bir kalbur samanının yapmayacağını da göstermiştir.
benim kendisini çok sevme nedenlerimden biri ise elektronik aletlerin bir şekilde zafer’le yakınlaştıklarında bozulmalarıdır. evindeki televizyon, aklımıza yasak aşkları getiren evdeki cinayetlerden sonra çalan müzik seti ve serhan ile yarıştırdıkları uzaktan kumandalı arabanın bozulması. hepsi, aynen olmasa da benim de yaşadığım olaylardır.
zafer’in bir bayan arkadaşı yoktur ve cihazlara olan zaafı yüzünden belki de yaklaştığı her aygıt kendini koruma içgüdüsü ile bozulmaktadır.

zafer obsesif kompulsif bozukluktan mustariptir. evinden başka yerde yapamaz büyük abdestini, kadifeye dokunamaz mesela, balon falan yalayamaz. bu acıyı anlamlandırmak zor gelebilir belki ama yaşamayan bilmez balon yalayamamanın ne kadar zor bir şey olduğunu.
elektronik sigara içtiği için bir cihazı, bir eşyayı emmekle suçlanan ve eşyalara olan zaafı yüzünden sürekli eleştiri konusu olan zafer aile örgütün pençesine düşmüşken sarı şortunun derdine düşerek dünya yansa bir kalbur samanının yapmayacağını da göstermiştir.
benim kendisini çok sevme nedenlerimden biri ise elektronik aletlerin bir şekilde zafer’le yakınlaştıklarında bozulmalarıdır. evindeki televizyon, aklımıza yasak aşkları getiren evdeki cinayetlerden sonra çalan müzik seti ve serhan ile yarıştırdıkları uzaktan kumandalı arabanın bozulması. hepsi, aynen olmasa da benim de yaşadığım olaylardır.
zafer’in bir bayan arkadaşı yoktur ve cihazlara olan zaafı yüzünden belki de yaklaştığı her aygıt kendini koruma içgüdüsü ile bozulmaktadır.
devamını gör...
monday
yunanistanın atina kentinde yaşayan 30'lu yaşlarında olan mickey ve chloe , mickey'nin dj'lik yaptığı partide tanışır. bir hafta sonunu beraber geçirirler ama chloe'nin gitme zamanı yaklaşır. velakin kendilerini büyük bir aşkın içinde bulurlar.
baş rolleri sebastian stan ve denise gough paylaşan film bir kelime ile tanımlayacak olsam sakin olurdu .açıkçası filmi sebastian stan'nın oyunculuğunu beğendiğim için izledim. bu filmde de gerçekten iyi bir oyunculuk sergilemiş çok cesur sahneleri vardı deyim yerindeyse hiç sırıtmamış aynı şekilde denise gough için de söyleyebilirim. çok klasik bir konusu olan film çok büyük bir beklentiye girmeden boş bir kafa ile sadece zaman geçirmek için izlenebilir, izleseniz de izlemesiniz de bir şey kaybetmezsiniz. konuyu ele alış biçimleri dediğim gibi ne kadar klasik olursa olsun yönetmenin farkını ortaya koyduğunu düşünüyorum. önünüzde bir çiftin hayatını izliyorsunuz en açık şekilde ve şunu da eklemeden yapamayacağım filmde habire yemek yapıyorlar habire bir yemek olayı var bir süre sonra absürt bir durum oluyor açıkçası*
imdb 6/10
benim filme puanım da 4/10
baş rolleri sebastian stan ve denise gough paylaşan film bir kelime ile tanımlayacak olsam sakin olurdu .açıkçası filmi sebastian stan'nın oyunculuğunu beğendiğim için izledim. bu filmde de gerçekten iyi bir oyunculuk sergilemiş çok cesur sahneleri vardı deyim yerindeyse hiç sırıtmamış aynı şekilde denise gough için de söyleyebilirim. çok klasik bir konusu olan film çok büyük bir beklentiye girmeden boş bir kafa ile sadece zaman geçirmek için izlenebilir, izleseniz de izlemesiniz de bir şey kaybetmezsiniz. konuyu ele alış biçimleri dediğim gibi ne kadar klasik olursa olsun yönetmenin farkını ortaya koyduğunu düşünüyorum. önünüzde bir çiftin hayatını izliyorsunuz en açık şekilde ve şunu da eklemeden yapamayacağım filmde habire yemek yapıyorlar habire bir yemek olayı var bir süre sonra absürt bir durum oluyor açıkçası*
imdb 6/10
benim filme puanım da 4/10
devamını gör...
40 yaşından sonra bisikletle kafayı kıran güruh
eşimle ben de o güruhtayız. ben arada sitenin içinde küçük oğlumla birlikte bisiklet sürüyorum ama eşim bu işi bayağı yapıyor, günde 80 km sürdüğü oluyor, bazen tek, bazen de bisiklet grubundaki arkadaşlarıyla birlikte sürüyor. bir gün o gruptaki arkadaşlarından biri ve eşiyle buluştuk. eşi, kocasının bisiklet sürmesinden şikayet etmeye başlayınca adam en sonunda patladı: "bizim yaş grubundaki bazı arkadaşlar gibi karı kız peşinde mi koşayım ne istiyorsun yani, bir bisikletim var, ona bari karışma." dedi. kadın bayağı bozuldu. uzunca bir süre sessizlik oldu. yani anlayacağınız, bi salın yahu bırakın bisikletlerini sürsünler.. bu güruhtan kimseciklere zarar gelmez.
devamını gör...
el âlem ne der
başlığı görünce aklıma cem karaca'nın bir röportajında bernard shaw'dan alıntı yapması geldi.
bernard shaw'ın bir sözü vardır: "derler, ne derler, ne derlerse desinler."
aşağıdaki röportajın 51. saniyesi
bernard shaw'ın bir sözü vardır: "derler, ne derler, ne derlerse desinler."
aşağıdaki röportajın 51. saniyesi
devamını gör...
nickaltına yazılınca mutlu olan yazar
küçük şeylerle mutlu olan insandır.
(bkz: aynı ben).
(bkz: aynı ben).
devamını gör...
yemek yapabilen erkek
senelerdir kendi yemeğimi kendim yaparım.
hem mecburiyet diyebilirim hem de zevk aldığımı söyleyebilirim.
yemek yapmaya 13 yaşımda başladım aslında. hep bir merak hep bir iatek vardı içimde. ama tabi yetenek de lazım illa ki.
baba mesleği olarak başladığım aşçılıkta senelerce profesyonel olarak çalıştım.
sonra mesleği bırakınca da evde çeşitli tarifler deneyerek bunu bir hobi haline getirdim.
o an canım ne istiyorsa hemen yapmaya alıştım. dışarıdan yemek gibi masraf da olmuyor ayrıca.
e tabi mecburiyet olunca da haftada 1 gün 4 - 5 çeşit yapıp dolaba atıyorum.
yemek yapan erkeklere sahip çıkalım. *
hem mecburiyet diyebilirim hem de zevk aldığımı söyleyebilirim.
yemek yapmaya 13 yaşımda başladım aslında. hep bir merak hep bir iatek vardı içimde. ama tabi yetenek de lazım illa ki.
baba mesleği olarak başladığım aşçılıkta senelerce profesyonel olarak çalıştım.
sonra mesleği bırakınca da evde çeşitli tarifler deneyerek bunu bir hobi haline getirdim.
o an canım ne istiyorsa hemen yapmaya alıştım. dışarıdan yemek gibi masraf da olmuyor ayrıca.
e tabi mecburiyet olunca da haftada 1 gün 4 - 5 çeşit yapıp dolaba atıyorum.
yemek yapan erkeklere sahip çıkalım. *
devamını gör...
bilfiil
ilk tanım olarak yanlış tanımın girildiği * sözcük. bilfiil-->fiilen demektir. yani eyleme geçmiş olarak, yani lafta değil gerçekten işi üstlenerek anlamları vardır.
komik olan ilk tanımı giren yazarın sözcüğü yanlış yazanlara çemkirmesi. gerçi ben de ona çemkirmiş gibi oldum ama benimki çemkirme sayılmamalı. çünkü derdimi başka türlü anlatamazdım. neyse gelelim cümleyi bilfiil örneklemeye:
"amerikan vatandaşı olmak için 'green card'ı aldıktan sonra, en az iki yıl bilfiil orada ikamet etmek, yaşamak gerekir."
komik olan ilk tanımı giren yazarın sözcüğü yanlış yazanlara çemkirmesi. gerçi ben de ona çemkirmiş gibi oldum ama benimki çemkirme sayılmamalı. çünkü derdimi başka türlü anlatamazdım. neyse gelelim cümleyi bilfiil örneklemeye:
"amerikan vatandaşı olmak için 'green card'ı aldıktan sonra, en az iki yıl bilfiil orada ikamet etmek, yaşamak gerekir."
devamını gör...
konya büyükşehir belediyesi'nin kadınlar günü için hazırladığı video
"kıymet, bir kadına yakışan en güzel mücevherdir" sözü çok hoşuma gitti.
emeği geçenlerin eline sağlık, güzel video.
emeği geçenlerin eline sağlık, güzel video.
devamını gör...
yazarların isimlerinin hikayesi
ismimi ruyasinda anneme hz. muhammed soylemis. boyle de nurlu bi insanim* bazilari duyunca guzel diyo bi keresinde birisi de neden boyle bi isim koymuslar hic sekuler degil demisti* ama ben seviyorum ismimi bana farkli bi hava kattigini dusunuyorum
devamını gör...
ne zaman gitti tren (yazar)
nickaltı'ma girmiş olduğu şarkıyı tam o gün indirerek yaklaşık 5 gündür dinlediğim yazardır. tatlı düşünceleri ve farklı yapısı gerçekten dikkatleri üstüne çekiyor. mahlaslarının kaynağına atıfta bulunarak koyuyorum noktamı.
ne zaman gitti tren?
bir ben kaldım bir de gölgem
saatim mi geri kalmış, bilmem
ne zaman gitti tren?
ne zaman gitti tren?
bir ben kaldım bir de gölgem
saatim mi geri kalmış, bilmem
ne zaman gitti tren?
devamını gör...
sözlükte ulu orta aşk yaşamak
ben başka sözlükte mı yazıyorum dedirten başlık.
devamını gör...
pkk'ya katılmak için kosta rika'dan gelen kişi
vizyonsuz, kafasız anlam veremediğim boşlukta yer kaplayan canlı.
istanbul il emniyet müdürlüğü terörle mücadele ekiplerinin yaptığı operasyonda kosta rika’dan gelerek pkk’ya katılma girişiminde bulunduğu öğrenilen kişi gözaltına alındı.

kaynak
istanbul il emniyet müdürlüğü terörle mücadele ekiplerinin yaptığı operasyonda kosta rika’dan gelerek pkk’ya katılma girişiminde bulunduğu öğrenilen kişi gözaltına alındı.
kaynak
devamını gör...
