migren
tıbbı tanımı :
sık görülen hastalığın en yaygın belirtilerinin başında ağrı gelir. ense, şakak ya da göz çevresinden başlayan bu ağrı, hareket ettikçe kötüleşebilir, zonklayıcı karakterle seyredebilir ve bu ağrıya eşlik eden bulantı, kusma, ışık ve sese olan rahatsızlık hissi ortaya çıkabilir.
migrende ataklar halinde seyreden baş ağrısı, üç ay içinde ayda on beş günden fazla sıklıkta olur, her ağrı en az 4 saat sürer ve ayda en az 8 gün migren tipi ağrı yaşanırsa bu "kronik migren" olarak tanımlanır.
sık görülen hastalığın en yaygın belirtilerinin başında ağrı gelir. ense, şakak ya da göz çevresinden başlayan bu ağrı, hareket ettikçe kötüleşebilir, zonklayıcı karakterle seyredebilir ve bu ağrıya eşlik eden bulantı, kusma, ışık ve sese olan rahatsızlık hissi ortaya çıkabilir.
migrende ataklar halinde seyreden baş ağrısı, üç ay içinde ayda on beş günden fazla sıklıkta olur, her ağrı en az 4 saat sürer ve ayda en az 8 gün migren tipi ağrı yaşanırsa bu "kronik migren" olarak tanımlanır.
devamını gör...
kemal sunal
çok ama çok büyük bir isimdir. kemal sunalı sadece komik biri zannetmek çok yanlıştır.
bu adam sanatçıdır bir kere büyük bir sanatçıdır hiç bir zaman hak ettiğini alamamıştır. filmleri televizyonda dolaşırken çıkıp bir şey dememiştir. (hala televizyonlarda dört dönüyor)
güldürü nedir ne değildir bütün meselelere hakim bir ustadır.
sinemada kemal sunal güldürüsü adlı makaleyi okuduktan sonra kendisine bakışım ve yaklaşımım değişti.
kendisini sadece komik biri zannedip izliyordum ama öyle değilmiş.
bir düşünmek lazım neden bu halk kemal sunal filmlerini sürekli izliyor yani bildiğin bir filmi neden sürekli izler bir insan? levent kırca bu konu hakkında şöyle diyor.
orada çok önemli bir şey var kemal sunal filmlerinde bizim halkımızın tavır ve davranışına yakın çok önemli geleneksel bir yapı var. kendi halkımızın bir parçası o bir demet yeşil soğan ,bir tencere kuru fasulye ,o bir dilim ekmek
bu aslında yıllardır sorduğumuz soruya bir cevap niteliğinde.
peki müjdat gezen kendisi hakkında neler diyor bir bakalım bu çok ayrı bir bakış açısı ve çok önemli.
bir kere kemal sunalın dünya çapında bir sinema suratı olduğu atlanıyor görmezlikten geliniyor. kemal sunal dünyanın neresinde olursa olsun ne kadar kötü film yaparsa yapsın tutar. çünkü sinemanın bir illüzyonu vardır. bütün mesele suratla ilgilidir.
kesinlikle çok büyük ve çok önemli bir söylem.
kendisinin filmlerinde komedi güldürü hep vardır ama izleriz çünkü dramatik bir tarafı da vardır bekleriz o dramatik tarafı.
yüzünü hep gülerken gördüğümüz kişinin dramatik bir şekilde üzülmesi veya kötü bir harekete maruz kalması seyirciyi çok derinden etkiler çünkü onu sahipleniriz.
kemal sunal hakkında bir sürü yorum var bir sürü söylem var ama bu iki söylemi ele almamın sebebi çok farklı.
herkes kendisinin iyi bir komedyen olduğunu biliyor ama suratını dramatik tarafını kaçırıyoruz.
not: alıntılar kemal sunal yüksek lisans tezinden alınmıştır.
bu adam sanatçıdır bir kere büyük bir sanatçıdır hiç bir zaman hak ettiğini alamamıştır. filmleri televizyonda dolaşırken çıkıp bir şey dememiştir. (hala televizyonlarda dört dönüyor)
güldürü nedir ne değildir bütün meselelere hakim bir ustadır.
sinemada kemal sunal güldürüsü adlı makaleyi okuduktan sonra kendisine bakışım ve yaklaşımım değişti.
kendisini sadece komik biri zannedip izliyordum ama öyle değilmiş.
bir düşünmek lazım neden bu halk kemal sunal filmlerini sürekli izliyor yani bildiğin bir filmi neden sürekli izler bir insan? levent kırca bu konu hakkında şöyle diyor.
orada çok önemli bir şey var kemal sunal filmlerinde bizim halkımızın tavır ve davranışına yakın çok önemli geleneksel bir yapı var. kendi halkımızın bir parçası o bir demet yeşil soğan ,bir tencere kuru fasulye ,o bir dilim ekmek
bu aslında yıllardır sorduğumuz soruya bir cevap niteliğinde.
peki müjdat gezen kendisi hakkında neler diyor bir bakalım bu çok ayrı bir bakış açısı ve çok önemli.
bir kere kemal sunalın dünya çapında bir sinema suratı olduğu atlanıyor görmezlikten geliniyor. kemal sunal dünyanın neresinde olursa olsun ne kadar kötü film yaparsa yapsın tutar. çünkü sinemanın bir illüzyonu vardır. bütün mesele suratla ilgilidir.
kesinlikle çok büyük ve çok önemli bir söylem.
kendisinin filmlerinde komedi güldürü hep vardır ama izleriz çünkü dramatik bir tarafı da vardır bekleriz o dramatik tarafı.
yüzünü hep gülerken gördüğümüz kişinin dramatik bir şekilde üzülmesi veya kötü bir harekete maruz kalması seyirciyi çok derinden etkiler çünkü onu sahipleniriz.
kemal sunal hakkında bir sürü yorum var bir sürü söylem var ama bu iki söylemi ele almamın sebebi çok farklı.
herkes kendisinin iyi bir komedyen olduğunu biliyor ama suratını dramatik tarafını kaçırıyoruz.
not: alıntılar kemal sunal yüksek lisans tezinden alınmıştır.
devamını gör...
normal sözlük aşık atışması
agalar toplanmış bi’ erdal eksik
maharet de göremedim hepsi tek tip
ormanci tayber kebap keklik
bir de yarasa hemi de felsefik
baltalı köyün ormancısı
allah’ın cezası, bitmiyo’ sancısı
kalemi dönmedikçe geveler durur
mısraları buraların en paslısı
bir de mahkum var, ha bunun yancısı
dizeleri külüstür kapının gıcırtısı
severim keretayı, aman ha alınmasın
ancak gelmez bana mahkumların lakırtısı
bir de çaylak sezdim gözlerim seçmiyor
aylak aylak yazıyor bir şiir etmiyor
beğeni de atamaz yemiş silleyi
kız tayber sana diyo’m, sesin hiç gelmiyor
seneca meneca albaraka
sanar kendini sözlükte yarasa
biraz daha siyah olsa benzeyecek barrack’a
erdal yazınca o da çıkar terasa*
nabersiniz agalar, özledim sizi.*
(bkz: şaka yapıyorum diyerek laf sokan insan)*
maharet de göremedim hepsi tek tip
ormanci tayber kebap keklik
bir de yarasa hemi de felsefik
baltalı köyün ormancısı
allah’ın cezası, bitmiyo’ sancısı
kalemi dönmedikçe geveler durur
mısraları buraların en paslısı
bir de mahkum var, ha bunun yancısı
dizeleri külüstür kapının gıcırtısı
severim keretayı, aman ha alınmasın
ancak gelmez bana mahkumların lakırtısı
bir de çaylak sezdim gözlerim seçmiyor
aylak aylak yazıyor bir şiir etmiyor
beğeni de atamaz yemiş silleyi
kız tayber sana diyo’m, sesin hiç gelmiyor
seneca meneca albaraka
sanar kendini sözlükte yarasa
biraz daha siyah olsa benzeyecek barrack’a
erdal yazınca o da çıkar terasa*
nabersiniz agalar, özledim sizi.*
(bkz: şaka yapıyorum diyerek laf sokan insan)*
devamını gör...
altın harflerle yaz mahlasımı
kafayı homoseksüellerle bozmuş yazar, nerede bununla ilgili başlık var koşa koşa homofobi kusmaya gidiyor. tanımlarını engellediğim yazarlar listesine eklenme şerefine nail oldu, tebrikler.
devamını gör...
çocuk tacizcilerini engellerken hayatını kaybeden genç
mekanı cennet olsun, en azından her şerefli insanın yapmakla mükellef olduğu bir şeyi yaparken hayatını kaybetmiş.
ama bunu yapanlara fazladan 1 dakika bile nefes alma hakkı verilmemelidir diyeceğim de 6 ay sonra biri suçu üstüne alır ötekini salarlar öyle de mükemmel bir hukuk sistemimiz var.
ama bunu yapanlara fazladan 1 dakika bile nefes alma hakkı verilmemelidir diyeceğim de 6 ay sonra biri suçu üstüne alır ötekini salarlar öyle de mükemmel bir hukuk sistemimiz var.
devamını gör...
john adams
a.b.d'nin ikinci başkanı ve beyaz saray'da oturan ilk başkanıdır.
geçenlerde donald trump, joe biden'in yemin törenine katılmayacağını söyleyince millet garipsemişti.
aslında tarihte ilk olarak john adams, girdiği ikinci seçimi yakın arkadaşı thomas jefferson'a kaybedince, sinirlenmiş ve yemin törenine katılmamıştır.
1825'te oğlu john quincy adams'da başkan olmuş ve bu olay sadece 175 yıl sonra baba bush, oğul bush zamanında tekrarlamıştır.
geçenlerde donald trump, joe biden'in yemin törenine katılmayacağını söyleyince millet garipsemişti.
aslında tarihte ilk olarak john adams, girdiği ikinci seçimi yakın arkadaşı thomas jefferson'a kaybedince, sinirlenmiş ve yemin törenine katılmamıştır.
1825'te oğlu john quincy adams'da başkan olmuş ve bu olay sadece 175 yıl sonra baba bush, oğul bush zamanında tekrarlamıştır.
devamını gör...
portekizce
ispanyolca bilince portekizce söylenenleri anlayamazsınız. bu şehir efsanesidir. yazılanları daha çok anlarsınız ama söylenenleri basit günlük ifadeler dışında anlayamazsınız. zaten anlayabilseydiniz portekizce diye bir dil olmaz, ispanyolcanın bir ağzı ya da lehçesi olurdu.
tanım: telaffuzu slavik dilleri andıran bir romans dili
tanım: telaffuzu slavik dilleri andıran bir romans dili
devamını gör...
yabancı bir şehirde tek başına dolaşmak
insanlara farklı duygular aşılayan aktivitedir. sokağın sonunda karşına ne çıkacağını bilmezsin merak edersin. insanların seni tanımadığını bildiğin için rahatça hareket edersin. kendini yeni bir dünya keşfedermiş gibi hissedersin.
devamını gör...
boötes boşluğu
boötes void veya çoban* boşluğu. daha pragmatistler hawking boşluğu da diyebilir*. ilk olarak 1981'de hawking'in gözlemlediği, bizden 700 milyon ışık yılı uzaklıkta başlayan, 330 milyon ışık yılı çapında olan evrenin en büyük boşluğu. en büyük olduğuna aldanmayın, kapladığı hacim, bilinen evrenin binde üçü kadar. boşluğun kubik hacminde binlerce galaksi görmemiz gerekirken sadece birkaç düzine galaksi gözlemlenmiştir. üç haneyi bulmayan galaksiler dışında herhangi bir kozmik yapı görülmüyor.

21.06.2022 farkediş editi; yukarıdaki görsel seçimim hatalı olmuş. görselde samanyoludaki yıldızların önünde bi boşluk var. yani boötes boşluğu sanki galaksimizin içindeymiş gibi resmedilmiş. boötes boşluğu intergalaktik bir bölgede. boötes boşluğu, alttaki görselde.

bu boşluğun sebebi hakkında hiçbir fikrimiz yok. en fantastik yorum ise, bölgedeki galaksilerden birinde yaşayan kardeşyev tip 3 modeli gibi, komşu galaksiler hükmedebilecek güce ulaşan medeniyetler olma ihtimali. medeniyetin ulaştığı nüfus o kadar fazla ki komşu galaksilerin tüm yıldızlarını tüketmiş olabilirler. bu durum ihtiyaçtan da olabilir, keyfe keder de olabilir.
belki bu medeniyet bizdeki ırkçılar gibi hastadır, evrendeki tek tür olmak için ulaşabildikleri tüm galaksileri yok ediyorlardır. her halükarda; önüne gelen her şeyi yok eden bir yaşam formu hayal edilmiş. tıpkı bizim gibi. yani oralarda bi yerde, huyu suyu bize benzeyen ama bizden milyonlarca kat daha gelişmiş canlılar olabilir. hayali korkunç güzel. hem korkunç hem güzel.

21.06.2022 farkediş editi; yukarıdaki görsel seçimim hatalı olmuş. görselde samanyoludaki yıldızların önünde bi boşluk var. yani boötes boşluğu sanki galaksimizin içindeymiş gibi resmedilmiş. boötes boşluğu intergalaktik bir bölgede. boötes boşluğu, alttaki görselde.

bu boşluğun sebebi hakkında hiçbir fikrimiz yok. en fantastik yorum ise, bölgedeki galaksilerden birinde yaşayan kardeşyev tip 3 modeli gibi, komşu galaksiler hükmedebilecek güce ulaşan medeniyetler olma ihtimali. medeniyetin ulaştığı nüfus o kadar fazla ki komşu galaksilerin tüm yıldızlarını tüketmiş olabilirler. bu durum ihtiyaçtan da olabilir, keyfe keder de olabilir.
belki bu medeniyet bizdeki ırkçılar gibi hastadır, evrendeki tek tür olmak için ulaşabildikleri tüm galaksileri yok ediyorlardır. her halükarda; önüne gelen her şeyi yok eden bir yaşam formu hayal edilmiş. tıpkı bizim gibi. yani oralarda bi yerde, huyu suyu bize benzeyen ama bizden milyonlarca kat daha gelişmiş canlılar olabilir. hayali korkunç güzel. hem korkunç hem güzel.
devamını gör...
normal sözlük için öneriler
canım çok çay çektiğinde çay demlesin. yanına tuzlu kavrulmuş dakota çekirdeği ile servis etsin. daha da bir şey istemez…
devamını gör...
edgar allan poe
raven'i izleme kararı almışken bu entry gülümsetti vallahi enteresan bohem bir şahsiyet diye düşünüyorum muhtemelen filmi izledikten sonra hayatını öğrenmeye gömüleceğim.
tanım : şair kişisi.
tanım : şair kişisi.
devamını gör...
vazgeçtim dünyadan
şebnem ferah'in 1996 yilinda yayinladigi kadın albumundeki gerek sozleri, gerek klibiyle en karanlik sarkisi.
asla eskimez; isyan ettirir, sarki icindeki cigliklar ilk dinleyis gibi etkiler her seferinde.
--- alıntı ---
mezarlar bile kusmus, kadinca olene
--- alıntı ---
girdap
asla eskimez; isyan ettirir, sarki icindeki cigliklar ilk dinleyis gibi etkiler her seferinde.
--- alıntı ---
mezarlar bile kusmus, kadinca olene
--- alıntı ---
girdap
devamını gör...
sözlük yazarlarının söylemek istedikleri
öncelikle bu mutlu günümde gerek mesajlarıyla gerek nickaltıma yazdıklarıyla yanımda olan canım yazarlara çok teşekkür ediyorum.* gerçekten iyi ki tanımışım her birinizi ve iyi ki yolum kesişmiş burayla. her günümüz böyle güzel böyle çiçek gibi geçsin.*
bugün kendim için bir şarkı bırakmak istiyorum izninizle. hmm ne derler? hah, hediye! evet, kendime bir şarkı hediye etmek istiyorum. sanırım 1 yıl boyunca bunu dinleyeceğim. *
bugün kendim için bir şarkı bırakmak istiyorum izninizle. hmm ne derler? hah, hediye! evet, kendime bir şarkı hediye etmek istiyorum. sanırım 1 yıl boyunca bunu dinleyeceğim. *
devamını gör...
dana yetiştiren insan benim gözümde sanatçıdır
danatçı diyorsun yani.
devamını gör...
rintintin
devamını gör...
gel zoya
andrey voznesenski'nin meşhur oza'sının xı.bölümü. şiirin dizelerinde öyle ince bir saldırı ve tahribata uğrama hissi var ki dizeler geçip giderken bunun saldırmak istemeyen bir insanın cümleleri olduğu anlaşılıyor ama sanki iğneleri saplamadan da sahiden anlatamayacakmış gibi derdini. voznesenski'nin dizelerindeki o çaresiz ve mecburi keskinlik en çok bu şiirinde hissediliyor bana kalırsa. mücadelenin göksel izlerinden uzak, insancıl bir pes etmişlik...
şiir pek çok şey olabilir; eti oyan bir ustura, sıcak bir ev, insanı boğan kül rengi bir okyanus ve bundan çok daha fazlası. voznesenski ise; insanı onlarca yükün altında bırakan ama aynı zamanda derin bir nefes aldıran bir çaresizliği, kangren'den ötürü kesilmesi gereken bir uzvu ustaca yedirmiş dizelerine. orijinal metin ve mehmet h. doğan çevirisi:
xi
gel zoya, açıkça konuşalım seninle
yollarımız ayrılacak nerdeyse;
farklı yollara uzamasın yollar bir,
inan, sonun başlangıcı geldi demektir.
(знаешь, зоя, теперь - без трепа.
разбегаются наши ропы.
стоит им пойти стороною,
остального не остановишь.)
anımsar mısın dubna’yı, ak kundaklar içinde,
anımsar mısın, hani piyano çalıyordun sen
anımsar mısın, birden başını çevirmiştin klavyeden
nasıl da bomboştu, yüzün, ne denli beyaz
bir şey öylesine yitmişti ki yüzünde
bir şey, artık kimseler yerine koyamaz.
(помнишь, зоя, - в снега застеленную,
помнишь дубну, и ты играешь.
оборачиваешься от клавиш.
и лицо твое опустело.
что-то в нем приостановилось
и с тех пор невосстановимо.)
çok şeyler gördüm geçirdim: yağmurlar, gökkuşakları
ufuklar kararırdı geçerken adım
ve dostlar bana ihanetten nasıl da zevk alırdı
ben bile bıkmış usanmıştım kendimden
ama tüm bunlara karşın sen hep sen kaldın.
(всяко было - и дождь и радуги,
горизонт мне являл немилость.
изменяли друзья злорадно.
сам себе надоел, зараза.
только ты не переменилась.)
anımsar mısın son şiir okuyuşunu, elveda der gibi?
aşağılar, bağırırken onlar, sendin koşup gelen yanıma;
eğer varsam bugün, ne derlerse desinler bana,
gönül borcum da sensin, yüzkaram da
(а концерт мой прощальный помнишь?
ты сквозь рев их мне шла на помощь.
если жив я назло всем слухам,
в том вина твоя иль заслуга.)
acılar bir yalaz gibi sardığında gövdemi,
bir suya atlar gibi daldım riga’ya,
dibindeyken suyun, soluğunla yaşattın beni,
ince bir başak sapından, sapsarı, saçların gibi.
(когда беды меня окуривали,
я, как в воду, нырял под ригу,
сквозь соломинку белокурую
ты дыхание мне дарила.)
kilometreler ayıramaz insanı, inan,
birleştirir telefon telleri gibi;
ama milimetrelerse ayıran,
bağışlanmaz bir yazgıdır bu, beterin beteri.
(километры не разделяют,
а сближают, как провода,
непростительнее, когда
миллиметры нас раздирают!)
gerçekse acıların yakınlaştırdığı bizi,
istemem kurtulmayı onlardan;
ve diyelim ki sensin, ben değil
dertlerin gerçekte izlediği.
(если боли людей сближают,
то на черта мне жизнь без боли
или, может, беда блуждает
не за мной, а вдруг за тобою)
kendileri güvende değil ki bizi kurtaranların;
ne çileler, ne üzünçler umurumda,
bil ki tek düşüncem, yarın
koruyabilmek seni kendimden fazla!
(нас спасающие - неспасаемы.
что б ни выпало претерпеть,
для меня важнейшее самое -
как тебя уберечь теперь!)
sen misin değişen,
yoksa ben mi?
bütün geçmişimizden, geçmiş yıllardan,
bir zamanlar biz olan o insan gölgeleri
hüzünle el sallamaktalar bize şimdi.
(ты ль меняешься? я ль меняюсь?
и из лет
очертанья, что были нами,
опечаленно машут вслед.
горько это, но тем не менее
нам пора... вернемся к поэме.)
şiir pek çok şey olabilir; eti oyan bir ustura, sıcak bir ev, insanı boğan kül rengi bir okyanus ve bundan çok daha fazlası. voznesenski ise; insanı onlarca yükün altında bırakan ama aynı zamanda derin bir nefes aldıran bir çaresizliği, kangren'den ötürü kesilmesi gereken bir uzvu ustaca yedirmiş dizelerine. orijinal metin ve mehmet h. doğan çevirisi:
xi
gel zoya, açıkça konuşalım seninle
yollarımız ayrılacak nerdeyse;
farklı yollara uzamasın yollar bir,
inan, sonun başlangıcı geldi demektir.
(знаешь, зоя, теперь - без трепа.
разбегаются наши ропы.
стоит им пойти стороною,
остального не остановишь.)
anımsar mısın dubna’yı, ak kundaklar içinde,
anımsar mısın, hani piyano çalıyordun sen
anımsar mısın, birden başını çevirmiştin klavyeden
nasıl da bomboştu, yüzün, ne denli beyaz
bir şey öylesine yitmişti ki yüzünde
bir şey, artık kimseler yerine koyamaz.
(помнишь, зоя, - в снега застеленную,
помнишь дубну, и ты играешь.
оборачиваешься от клавиш.
и лицо твое опустело.
что-то в нем приостановилось
и с тех пор невосстановимо.)
çok şeyler gördüm geçirdim: yağmurlar, gökkuşakları
ufuklar kararırdı geçerken adım
ve dostlar bana ihanetten nasıl da zevk alırdı
ben bile bıkmış usanmıştım kendimden
ama tüm bunlara karşın sen hep sen kaldın.
(всяко было - и дождь и радуги,
горизонт мне являл немилость.
изменяли друзья злорадно.
сам себе надоел, зараза.
только ты не переменилась.)
anımsar mısın son şiir okuyuşunu, elveda der gibi?
aşağılar, bağırırken onlar, sendin koşup gelen yanıma;
eğer varsam bugün, ne derlerse desinler bana,
gönül borcum da sensin, yüzkaram da
(а концерт мой прощальный помнишь?
ты сквозь рев их мне шла на помощь.
если жив я назло всем слухам,
в том вина твоя иль заслуга.)
acılar bir yalaz gibi sardığında gövdemi,
bir suya atlar gibi daldım riga’ya,
dibindeyken suyun, soluğunla yaşattın beni,
ince bir başak sapından, sapsarı, saçların gibi.
(когда беды меня окуривали,
я, как в воду, нырял под ригу,
сквозь соломинку белокурую
ты дыхание мне дарила.)
kilometreler ayıramaz insanı, inan,
birleştirir telefon telleri gibi;
ama milimetrelerse ayıran,
bağışlanmaz bir yazgıdır bu, beterin beteri.
(километры не разделяют,
а сближают, как провода,
непростительнее, когда
миллиметры нас раздирают!)
gerçekse acıların yakınlaştırdığı bizi,
istemem kurtulmayı onlardan;
ve diyelim ki sensin, ben değil
dertlerin gerçekte izlediği.
(если боли людей сближают,
то на черта мне жизнь без боли
или, может, беда блуждает
не за мной, а вдруг за тобою)
kendileri güvende değil ki bizi kurtaranların;
ne çileler, ne üzünçler umurumda,
bil ki tek düşüncem, yarın
koruyabilmek seni kendimden fazla!
(нас спасающие - неспасаемы.
что б ни выпало претерпеть,
для меня важнейшее самое -
как тебя уберечь теперь!)
sen misin değişen,
yoksa ben mi?
bütün geçmişimizden, geçmiş yıllardan,
bir zamanlar biz olan o insan gölgeleri
hüzünle el sallamaktalar bize şimdi.
(ты ль меняешься? я ль меняюсь?
и из лет
очертанья, что были нами,
опечаленно машут вслед.
горько это, но тем не менее
нам пора... вернемся к поэме.)
devamını gör...




