azerbaycan türkçesi
bize göre komik bir türkçedir. aslında yaptığımızın sonradan zengin olmuş adamın fakirlerle dalga gecmesinden bir farkı yok. çünkü bize göre çok daha az değişmiş bir türkçeleri var. bizde köylü diline benzediği için komik oluyor.
bu türkçeyi komik bulmayı aşağılayıcı bulmak olarak görmüyorum. ama azerbaycanlı arkadaşlarımızın bir çoğu onları aşağıladığımızı düşünüyor. bence öyle değil.
şu bir gerçek ki azerbaycan'a gidip 10 dakika gülmeden durabiliyorsan ya türkiye türkü değilsindir ya da büyükşehirlerde yaşamıyorsundur.
daha uçağa binerken başlıyor komiklikler. əvvəlcə oksigen maskasını özünüzə, sonra da uşağınıza taxın aga bizde uşak lafını büyükler çocuklara söyler. gelin la buraya uşaklar gibi. adamlar selam demiyor salam diyor. azerbaycan'dan size salam getirmişem lafına gülmeyen de ne bilim... nasılsınız anlamında nicesiiiz? diyorlar. bebek körpe demek. bir dalin şampuan reklamı var ki yerlere yatıyorum her seferinde. dalin şampun dalin şampun... (bkz: swh)
abi bu kıza bitiyorum yaa. mektebe tez get tez get tez get bıktım yaa diyor. anlamakta zorlanabilirsiniz işin özeti şu. kızcağız daha ilkokulda ve erken kalkıp okula gitmekten, ders yapmaktan ödev yapmaktan sıkılmış. dahası daha ilkokuldaki kızcağız büyüyüp evlendiğinde de çocuk bakmak istemiyor. sfsdsf çok şeker yaa. benim burda güldüğüm kıza azerbaycan dili de değil. o küçüçük yaşında hayattan bezmesi. ana olacam yine eziyet olacag lafına her seferinde kopuyorum.
aşağıdaki video da azerbaycan'da dikkat etmeniz gerekenlerle ilgili. en bariz olan bizde yanlış olan ay balam kelimeleri. bala evlat demek. öyle sevgiliye falan söylenen bir şey değil.
bu da azerbaycan reklamları.
siz yine de azerbaycan'a giderseniz ya da ya da azerbaycan vatandaşı ile karşılaşırsanız hiç azwrbaycan dili komikliğinden ya da standart bize komik gelen şeylerden bahsetmeyin hiç. onlara komik gelmekten ziyade kızdırır ve çok anlamsızdır.
küçük bir bilgi: azerbaycan türkçesinde ne a ne de e olan açık e şeklinde okunan bir harf vardır. sembolü ise ə harfi. zengin bir dil aslında. bizde olmayan harfler var.
bu türkçeyi komik bulmayı aşağılayıcı bulmak olarak görmüyorum. ama azerbaycanlı arkadaşlarımızın bir çoğu onları aşağıladığımızı düşünüyor. bence öyle değil.
şu bir gerçek ki azerbaycan'a gidip 10 dakika gülmeden durabiliyorsan ya türkiye türkü değilsindir ya da büyükşehirlerde yaşamıyorsundur.
daha uçağa binerken başlıyor komiklikler. əvvəlcə oksigen maskasını özünüzə, sonra da uşağınıza taxın aga bizde uşak lafını büyükler çocuklara söyler. gelin la buraya uşaklar gibi. adamlar selam demiyor salam diyor. azerbaycan'dan size salam getirmişem lafına gülmeyen de ne bilim... nasılsınız anlamında nicesiiiz? diyorlar. bebek körpe demek. bir dalin şampuan reklamı var ki yerlere yatıyorum her seferinde. dalin şampun dalin şampun... (bkz: swh)
abi bu kıza bitiyorum yaa. mektebe tez get tez get tez get bıktım yaa diyor. anlamakta zorlanabilirsiniz işin özeti şu. kızcağız daha ilkokulda ve erken kalkıp okula gitmekten, ders yapmaktan ödev yapmaktan sıkılmış. dahası daha ilkokuldaki kızcağız büyüyüp evlendiğinde de çocuk bakmak istemiyor. sfsdsf çok şeker yaa. benim burda güldüğüm kıza azerbaycan dili de değil. o küçüçük yaşında hayattan bezmesi. ana olacam yine eziyet olacag lafına her seferinde kopuyorum.
aşağıdaki video da azerbaycan'da dikkat etmeniz gerekenlerle ilgili. en bariz olan bizde yanlış olan ay balam kelimeleri. bala evlat demek. öyle sevgiliye falan söylenen bir şey değil.
bu da azerbaycan reklamları.
siz yine de azerbaycan'a giderseniz ya da ya da azerbaycan vatandaşı ile karşılaşırsanız hiç azwrbaycan dili komikliğinden ya da standart bize komik gelen şeylerden bahsetmeyin hiç. onlara komik gelmekten ziyade kızdırır ve çok anlamsızdır.
küçük bir bilgi: azerbaycan türkçesinde ne a ne de e olan açık e şeklinde okunan bir harf vardır. sembolü ise ə harfi. zengin bir dil aslında. bizde olmayan harfler var.
devamını gör...
tilki
çok çakal bir hayvandır *.
devamını gör...
tembellik hakkı
bir topluluğa sorgusuzca bir şey yaptırmak istiyorsan onları kendi isteklerinin aslında onların arzuları olduğuna inandır, inandır ve ne yaptıklarının farkında olmadan yalnızca zavallı bir biçimde bir şeye hizmet ettiklerine ve bunun bir başarı olduğuna inansınlar. kitabın kapağını kapattığımda aklımda dönen düşünceler açıkça buydu. günde saatlerce çalışıp eve döndüğünde ne düşünürsün? yatıp uyumaktan veya biraz yemek yemekten başka aklına ne gelirdi? vaktini düşünmeye ayıramayacak kadar seni yoran bir sistemin içinde çürüyüp gidiyorsun. buna karşı çıkmaktan da korkuyorsun çünkü tek başına sesini çıkarman kovulmaktan başka bir işe yaramayacak ama zaten buna ses çıkarması gereken tek sen değilsin.
insanın gelişmesinin önünde koca bir duvar gibi dikilen şey tamamen bu çalışma saatleridir diyor paul lafargue, makineleşmenin büyük bir canavar olmadığını aslında insana onlarca zaman kazandırabileceğini ve büyük bir tutkuyla saatlerimizi ayırdığımız işlerin aslında bu zamandan çok daha kısa bir sürede yapılabileceğinden söz ediyor ki her cümlesine kadar haklı. özünde sadece oyunu kuranlara değil büyük bir keyif ve aldanmışlık ile onu oynamaya devam edenlere de bir eleştiri hatta belki en çok onlara.
“tous nos produits sont adultérés pour en faciliter l'écoulement et en abréger l'existence. notre époque sera appelée l'âge de la falsification, comme les premières époques de l'humanité ont reçu les noms d'âge de pierre, d'âge de bronze, du caractère de leur production. des ignorants accusent de fraude nos pieux industriels, tandis qu'en réalité la pensée qui les anime est de fournir du travail aux ouvriers, qui ne peuvent se résigner à vivre les bras croisés. ces falsifications, qui ont pour unique mobile un sentiment humanitaire, mais qui rapportent de superbes profits aux fabricants qui les pratiquent, si elles sont désastreuses pour la qualité des marchandises, si elles sont une source intarissable de gaspillage du travail humain, prouvent la philanthropique ingéniosité des bourgeois et l'horrible perversion des ouvriers qui, pour assouvir leur vice de travail, obligent les industriels à étouffer les cris de leur conscience et à violer même les lois de l'honnêteté commerciale.”
insanın gelişmesinin önünde koca bir duvar gibi dikilen şey tamamen bu çalışma saatleridir diyor paul lafargue, makineleşmenin büyük bir canavar olmadığını aslında insana onlarca zaman kazandırabileceğini ve büyük bir tutkuyla saatlerimizi ayırdığımız işlerin aslında bu zamandan çok daha kısa bir sürede yapılabileceğinden söz ediyor ki her cümlesine kadar haklı. özünde sadece oyunu kuranlara değil büyük bir keyif ve aldanmışlık ile onu oynamaya devam edenlere de bir eleştiri hatta belki en çok onlara.
“tous nos produits sont adultérés pour en faciliter l'écoulement et en abréger l'existence. notre époque sera appelée l'âge de la falsification, comme les premières époques de l'humanité ont reçu les noms d'âge de pierre, d'âge de bronze, du caractère de leur production. des ignorants accusent de fraude nos pieux industriels, tandis qu'en réalité la pensée qui les anime est de fournir du travail aux ouvriers, qui ne peuvent se résigner à vivre les bras croisés. ces falsifications, qui ont pour unique mobile un sentiment humanitaire, mais qui rapportent de superbes profits aux fabricants qui les pratiquent, si elles sont désastreuses pour la qualité des marchandises, si elles sont une source intarissable de gaspillage du travail humain, prouvent la philanthropique ingéniosité des bourgeois et l'horrible perversion des ouvriers qui, pour assouvir leur vice de travail, obligent les industriels à étouffer les cris de leur conscience et à violer même les lois de l'honnêteté commerciale.”
devamını gör...
kimse beni anlamıyor şikayetindeki anlaşılamayan o şey
mesela kızgın olunduğunda diğer kişiler sizin sinirli biri olduğunuzu, onları sevmediğinizi ya da kaba biri olduğunuzu düşünürler.aslında belki de onlardan beklentinize karşılık verememeleri , farkında olmadan değersiz hissettirmeleri ya da sizin için yapılmasını istediğiniz bir kaç küçük şeyin bile büyük mutluluk getireceğinin farkında olmamaları nedeniyle ; onlara hırslandığınız gerçeğini bir türlü anlamlandıramamaları halidir.
devamını gör...
lord voldemort
1926 doğumlu harry potter karakteridir. slytherin'li olup, safkan ırkları savunan ama kendisi melez olan bir büyücüdür. j.k rowling bir röportajında voldemort adının aslında "voldemor" şeklinde telaffuz edildiğini, "t" harfinin okunmadığını söylemiştir fakat bu ismi yazıldığı gibi okuyanlar çoktur. nagini adlı bir yılanı vardır. kendisi dedem olur. slytherin'in varisi benim. sjdjdhdhsh
devamını gör...
65 yaş üstünün oy kullanmaması gerekliliği
22 yaş altının da oy kullanmaması gerek diyerek katıldığım önerme.
mevcut durumda 18'e indi de ne oldu ? sokağa çık, kimsenin beğenmediği bir yönetim 18 yıldır tepemizde.
yetişkinler iyiyi de kötüyü de gördüklerinden, kıyaslama şansı var , buna göre değerlendirebiliyorlar .
18 yaşındaki hatta 30 yaşına kadar olan adam başka bir hükümet, başka bir yönetim, başka bir tarz görmemiş ki , en iyisi bu sanıyor, iki üç parmakla kurt yapıp, allahuekber diyerek sokaklarda dolaşmayı , büyük bir mesele olarak görüyor, kendini adam yerine konmuş hissediyor .
cebine çay parasını babası veriyor ama olsun, oy kullanabiliyor.
geçiniz efendim .
80 yaşına oy hakkı verilmeli,
22 hatta 25 altına verilmemeli.
önce bir hayatın gerçek yollarına bir girsinler bakalım klavye başından kalkıp da ...
mevcut durumda 18'e indi de ne oldu ? sokağa çık, kimsenin beğenmediği bir yönetim 18 yıldır tepemizde.
yetişkinler iyiyi de kötüyü de gördüklerinden, kıyaslama şansı var , buna göre değerlendirebiliyorlar .
18 yaşındaki hatta 30 yaşına kadar olan adam başka bir hükümet, başka bir yönetim, başka bir tarz görmemiş ki , en iyisi bu sanıyor, iki üç parmakla kurt yapıp, allahuekber diyerek sokaklarda dolaşmayı , büyük bir mesele olarak görüyor, kendini adam yerine konmuş hissediyor .
cebine çay parasını babası veriyor ama olsun, oy kullanabiliyor.
geçiniz efendim .
80 yaşına oy hakkı verilmeli,
22 hatta 25 altına verilmemeli.
önce bir hayatın gerçek yollarına bir girsinler bakalım klavye başından kalkıp da ...
devamını gör...
atatürk laikliği anlatırken paşam ben anlamadım diyen vekil
atamın üşenmeyip tekrar detaylı bir şekilde anlatmasına ve meclis oturumunun bir miktar uzamasına neden olacak milletvekilidir. nitekim bambaşka bir görüş neticede...
devamını gör...
çok pahalı olduğu için psikoloğa gidememek
insanların temel gıdaya erişemediği bir ülkede oldukça normal olan durumdur.
devamını gör...
atatürk'e ilah benzetmesi yapanlar
ilah değil önderdir. başkomutandır, başöğretmendir. bir milleti ayağa kaldırmış , o milletin asırlardır eğilmeyen başını eğdirmemiştir.
heykeli, fotoğrafları her an görülmeli ki bu millet unutmasın bugünlere nasıl geldiğini. unutmasın liderini ve onun silah arkadaşlarını.
unutmasın ve aziz hatırasına dil uzattırmasın.
heykeli, fotoğrafları her an görülmeli ki bu millet unutmasın bugünlere nasıl geldiğini. unutmasın liderini ve onun silah arkadaşlarını.
unutmasın ve aziz hatırasına dil uzattırmasın.
devamını gör...
en pisi pisine ölen ünlü
oya aydoğan*
boğazına patates kızartması kaçmıştı.
boğazına patates kızartması kaçmıştı.
devamını gör...
iyi parti genel başkan yardımcısının homofobik tweet'e cevabı
sürmanşet olacak tweetlerdir, zihniyet devriminin ayak sesleridir. bir türk siyasetçiden bu sözleri duymak akşam akşam beni inanılmaz derecede mutlu etti. köhnemiş siyaset kurumunun kapılarını tutan her zebaniyi sel olup yutacak yeni bir döneme giriyoruz.
devamını gör...
siklik kusma sendromu
neylik neylik dediğim başlıktır.
devamını gör...
karın tadını yine çocuklar çıkarttı
kar yağışı etkisini kaybetmeye başlıyor.virüs olmasaydı bazı illerde okullar tatil olucak mı sorusu sık sık karşımıza çıkartılıcaktı.
devamını gör...
gemiler
teoman tarafından da seslendirilen, hatta birçokları tarafından bir teoman parçası sanılan orhan atasoy eseri.
klibi şahanedir.
klibi şahanedir.
devamını gör...
sürekli uyumak
son 1 haftadır yaptığım eylem. uykuya doyamıyorum. yatağımla büyük bir aşk yasamaktayız. kimsenin bizi ayirmasini istemiyoruz. mutluyuz, huzurluyuz, uyuyoruz...
devamını gör...
haç
türkçe’ye ermenice’den geçmiş kelimedir. batı dillerinde latince crux köküne dayanan cross*, croix * ve kreuz * kelimeleri kullanılır. grekçe’si stavrosdur. dilimizde istavroz olarak anılır. grekçe’de 'direk, sivri uçlu kazık, sırık' anlamlarına gelen stavros sonradan haç anlamında kullanılmaya başlanmıştır. kelimenin ibranice’si talah, arapça’sı salib, farsça’sı çehar mihtır. bunların hepsi 'dört çivi' anlamına gelir. bu anlamdan dolayı dilimize çarmıh olarak yerleşmiştir.
hristiyanlar 4. yüzyıldan günümüze kadar haça inanç ve fedakarlığın bir sembolü olarak saygı göstermişlerdir. bizans imparatoru konstantin'in hristiyanlığı kabul etmesinden sonra hristiyanlara yapılan zulüm ve işkenceler bitmiş, geniş halk kitleleri arasında dinsel bir sembol olarak yaygınlık kazanmaya başlamıştır. tarih öncesi dönemlerden günümüze kadar bir çok din ve öğretide sembol halinde gelen haç bir çok şekilde tasvir edilmiştir.
grek haçı*; dört kolu da bir birisine eşit olan haçtır.
latin haçı*; üç kolu eşit, alt kolu diğerlerinden uzun olan haçtır.
tau haçı*; aziz antony haçı da denilmektedir. büyük 't' harfi şeklinde olan haçtır.
aziz andrew haçı*; bir birini çapraz kesen iki koldan oluşan haçtır.
kulplu haç*; latin haçına benzer fakat üst kısmı oval olan haçtır.
gamalı haç*; grek haçına benzemektedir ancak uç kısımları grek alfabesindeki gama harfine benzer.
malta haçı*; dört kolu eşit nacak uç kısımlar çentikli olan haçtır.
lorraine haçı*; yatayda iki kolu bulunan haçtır.
kelt haçı; latin haçı şeklindedir fakat kolların kesiştiği yer bir daire ile çevrilmiştir.
peter haçı; latin haçının tersi şeklinde olan haçtır.
papalık haçı*; yatayda üç kolu bulunan haçtır.
hristiyanlar 4. yüzyıldan günümüze kadar haça inanç ve fedakarlığın bir sembolü olarak saygı göstermişlerdir. bizans imparatoru konstantin'in hristiyanlığı kabul etmesinden sonra hristiyanlara yapılan zulüm ve işkenceler bitmiş, geniş halk kitleleri arasında dinsel bir sembol olarak yaygınlık kazanmaya başlamıştır. tarih öncesi dönemlerden günümüze kadar bir çok din ve öğretide sembol halinde gelen haç bir çok şekilde tasvir edilmiştir.
grek haçı*; dört kolu da bir birisine eşit olan haçtır.
latin haçı*; üç kolu eşit, alt kolu diğerlerinden uzun olan haçtır.
tau haçı*; aziz antony haçı da denilmektedir. büyük 't' harfi şeklinde olan haçtır.
aziz andrew haçı*; bir birini çapraz kesen iki koldan oluşan haçtır.
kulplu haç*; latin haçına benzer fakat üst kısmı oval olan haçtır.
gamalı haç*; grek haçına benzemektedir ancak uç kısımları grek alfabesindeki gama harfine benzer.
malta haçı*; dört kolu eşit nacak uç kısımlar çentikli olan haçtır.
lorraine haçı*; yatayda iki kolu bulunan haçtır.
kelt haçı; latin haçı şeklindedir fakat kolların kesiştiği yer bir daire ile çevrilmiştir.
peter haçı; latin haçının tersi şeklinde olan haçtır.
papalık haçı*; yatayda üç kolu bulunan haçtır.
devamını gör...
fat cat art
sanatın modern dünyaya uyarlanmış başka bir halini anlatmaya geldim. bu sever kediseverler için.
şişman kedi sanatı. evet. svetlana petrova isimli rus sanatçı, kedisi zarathustra'yı ünlü tablolara dahil ediyor.
kedimiz mesela mona lisa'nın kucağından kaçmaya çalışıyor.
ya da klimt'in the kiss eserinde öpücüklerden kaçmaya çalışıyor.
konser veriyor bazen sappho and the fat cat.
bazen de yatıyor. flaming june kedi sonuçta. normal.
farklı dönemlerden bir çok eserde önemli rollerde kendisini görebilirsiniz. adem'in yaratılışında bile oradaymış kendisi.

van gogh'un özenle çizdiği çiçekleri kemiriyor ya. kocaman da bir şey. kedi delisi biri olarak gözlerimden kalpler fışkırarak bakıyorum her birine.
tüm eserlerinin bulunduğu ilginç websitesi için buradan
instagram hesabı
şişman kedi sanatı. evet. svetlana petrova isimli rus sanatçı, kedisi zarathustra'yı ünlü tablolara dahil ediyor.
kedimiz mesela mona lisa'nın kucağından kaçmaya çalışıyor.
ya da klimt'in the kiss eserinde öpücüklerden kaçmaya çalışıyor.
konser veriyor bazen sappho and the fat cat.
bazen de yatıyor. flaming june kedi sonuçta. normal.
farklı dönemlerden bir çok eserde önemli rollerde kendisini görebilirsiniz. adem'in yaratılışında bile oradaymış kendisi.

van gogh'un özenle çizdiği çiçekleri kemiriyor ya. kocaman da bir şey. kedi delisi biri olarak gözlerimden kalpler fışkırarak bakıyorum her birine.
tüm eserlerinin bulunduğu ilginç websitesi için buradan
instagram hesabı
devamını gör...
erlik
kurtlar vadisi analizleri yapan youtuber.dizi hakkında konuşmanın yanı sıra 140journosun malum videosuna cevap vermiştir ve ekşide anında linçlenmiştir ancak videoyu izleyen suser sayısı arttıkça linç erlikin lehine dönmüş ve destekleyen suser sayısı artmıştır.
videosunda malum şahısın örgüt bağlantılarını kanıtlarıyla göstermiştir.
videosunda malum şahısın örgüt bağlantılarını kanıtlarıyla göstermiştir.
devamını gör...
agora meyhanesi radyo yayını
evet saat 21.00 keyifli yayınlar efenim.
devamını gör...