cehennem
neredeyse bütün dinlerde "asi"lerin cezalandırıldığı uhrevi mekan. "arapçadan türkçeye geçmiştir. kelimeni evveli ibranice gehonnom'dur ve kudüs'teki hinnom vadisi demektir."
devamını gör...
pandora papers
pandora papers'da yayımlanan skandaldır. demokratik ülkelerde iktidar düşüren bu tür haberler ülkemizde muhalefet olmadığı için muhalif milletvekillerinin iktidar milletvekilleri ile yediği öğlen yemeğinde; "rönesans holding parsayı güzel kaldırmış" şeklinde geçecek ti'ye almadan ibaret kalır. öte yandan türkiye'de muhalif gazeteci kalmadığını gösteren bir başka ilginç detay ise tüm dünyada 117 ülkeden 600 gazetecinin 12 milyon dökümanı incelediği pandora papers'ı türkiye'den alman dw türkçe'nin katılması. mesela bu listede duayen gazeteci, yıllarca atatürk'ün ekmeğini yiyen uğur dündar yok, yılmaz özdil yok, can dündar yok, soner yalçın yok, barış pehlivan yok. inanın bu utanç listesi sayfalarca uzar gider fakat türkiye'de muhalif etiketi ile muhalif olan halkı sömüren sülüklerin sayısı ne yazık ki bitmez. evet iktidar birçok konuda kendi gölgesi ile savaşıyor ama muhalif olduğunu iddia eden cenahta da durum pek farklı değil.
buradan
buradan
devamını gör...
yazarların itiraf köşesi
en yakın arkadaşımın lisede kitabı çıkmıştı, kitabın başlangıcından sonuna kadar her aşamasına tanık oldum, başrolün ismini ben bulmuştum hatta
son sayfada da kitabı bana ve bir iki arkadaşımıza ithaf etmişti, hala bakar bakar duygulanırım.
havam olsun diye yazdım *
son sayfada da kitabı bana ve bir iki arkadaşımıza ithaf etmişti, hala bakar bakar duygulanırım.
havam olsun diye yazdım *
devamını gör...
insana kendini güvende hissettiren şeyler
her daim arkanda duracak insanlara sahip olmaktır.
devamını gör...
krep
çoğu pazar sabahının sevilen tadı olup süt, yumurta ve unla yapılan bir yiyecektir. reçelle beraber çok güzel gider. çikolatayla tüketeni de vardır. tam bir kalori bombasıdır.
inanılmaz bir tadı var, inanılmaz!
inanılmaz bir tadı var, inanılmaz!
devamını gör...
kendine pozitif oy verememek
yazarın kendisince girilen entrysini beğenmesine sözlüğün müsaade etmeme dürümüdür(soslu)
instagramda kendi attığım postu beğenebilirken, sözlükte kendi girdiğim entyleri beğenemiyorum.
en beğendiklerim de kendi girdiklerim aksi gibi.
acaba yanlış mı giriyoruz.
instagramda kendi attığım postu beğenebilirken, sözlükte kendi girdiğim entyleri beğenemiyorum.
en beğendiklerim de kendi girdiklerim aksi gibi.
acaba yanlış mı giriyoruz.
devamını gör...
film gibi şarkı klipleri
devamını gör...
zayıflayınca giyerim kıyafeti
dolapta tozlanan kıyafettir. başarabilen takdir edilmelidir. genelde salaş sevdiğim için yaşamak zorunda olmadığım durum.
devamını gör...
yoldaş benjamin franklin
pöjo 207dir arabası.
sözlüğün maho ağası.
eksik olmaz merhabası
köy okulları marabası.
adı yoldaş pü seni
yoldan çıkmış serseri
severiz patron seni.
luci öpsün enseni.
her gün yenilmez yulaf.
burda yapılmaz sin-kaf
bana ettirme boş laf.
hepsi şaka hepsi gaf.
dıbırışın son sözü
luci-ver alttan közü
çevirelim öküzü
açınız efem gözü
..
to be cont...
sözlüğün maho ağası.
eksik olmaz merhabası
köy okulları marabası.
adı yoldaş pü seni
yoldan çıkmış serseri
severiz patron seni.
luci öpsün enseni.
her gün yenilmez yulaf.
burda yapılmaz sin-kaf
bana ettirme boş laf.
hepsi şaka hepsi gaf.
dıbırışın son sözü
luci-ver alttan közü
çevirelim öküzü
açınız efem gözü
..
to be cont...
devamını gör...
suçluluk duygusu
"suçluluk, varlık'ın sessizlik içinde kendisine çağrısıdır." heidegger
devamını gör...
idioterne
türkçeye "gerizekalılar" olarak çevrilebilen lars von trier filmi. dogma 95 akımına sadık kalınarak çekildiğinden filmin pek izlenesi olduğunu düşünmüyorum. ama filmin belli başlı kazanımları da mevcut. nitekim lars von trier izlemekteyiz. olmaz olur mu?
devlet kuramıyla alakalı upuzun yazabilirim de fakat temel olarak söylemek istediğim şu: her toplum dayatmış olduğu normlara göre şekillenir, aksi şekilde davranmanın toplumda yeri yoktur.
hikayemizde ise bu normlara bir yandan karşı çıkan ama bir yandan da o normlar içerisinde yaşamakta olan kimseleri görüyoruz. bir grup insan; geri zekalı gibi davranıyorlar. onları taklit ederek eğleniyorlar. açıkçası bir felsefeye sahip olsalar da grup üyeleri pek de bilinçli hareket etmiyor. amaçları eğlenmek. her türlü yasağı çiğneme isteğiyle yanıp tutuşuyor gibi hepsi.
filmdeki orgy sahnesine getirilen eleştirileri haksız buluyorum. filme uygun olmuştu ve illaki gösterilmeliydi bunlar.
ve birçok sahne bize eğlenmekten başka dertleri olmayan insanları gösteriyor. içlerindeki saf aptalı ortaya çıkarmaya oynuyorlar. deli gibi davranıyorlar ve bunun da savunuculuğunu yapıyorlar.
filmin müziği de camille saint-saens'dan: *
puanım: 2,5/5
devlet kuramıyla alakalı upuzun yazabilirim de fakat temel olarak söylemek istediğim şu: her toplum dayatmış olduğu normlara göre şekillenir, aksi şekilde davranmanın toplumda yeri yoktur.
hikayemizde ise bu normlara bir yandan karşı çıkan ama bir yandan da o normlar içerisinde yaşamakta olan kimseleri görüyoruz. bir grup insan; geri zekalı gibi davranıyorlar. onları taklit ederek eğleniyorlar. açıkçası bir felsefeye sahip olsalar da grup üyeleri pek de bilinçli hareket etmiyor. amaçları eğlenmek. her türlü yasağı çiğneme isteğiyle yanıp tutuşuyor gibi hepsi.
filmdeki orgy sahnesine getirilen eleştirileri haksız buluyorum. filme uygun olmuştu ve illaki gösterilmeliydi bunlar.
ve birçok sahne bize eğlenmekten başka dertleri olmayan insanları gösteriyor. içlerindeki saf aptalı ortaya çıkarmaya oynuyorlar. deli gibi davranıyorlar ve bunun da savunuculuğunu yapıyorlar.
filmin müziği de camille saint-saens'dan: *
puanım: 2,5/5
devamını gör...
68 65 78 61 64 65 63 69 6d 61 6c
birazdan bakire kız da kurban eder bunlar. sözlük değil gizli tarikat mübarek.
devamını gör...
şamanizm
din değildir. animistik inançlarda bir çeşit transa girme tekniğidir. genelde gelecekten haber alma amacıyla yapılır. haliyle safsata anlamında ilahi dinlerden geri kalmaz. tengricilikle karıştırılır.
devamını gör...
julia roberts
ocean's twelwe filminde beatrice karakterini canlandıran ve julia roberts taklidi yapan amerikalı oyuncu.
devamını gör...
öğretmenlerin yarım gün çalışıp 3 ay tatil yapması
ülkede eğitimin ne derece önemli olduğunun farkında olmayan bireylerin zırvası.
bir bireyi eğitmenin ne demek olduğunu idrak etmeli insan önce.
bir bireyi eğitmenin ne demek olduğunu idrak etmeli insan önce.
devamını gör...
maymun ve öz
bir aldous huxley romanıdır.
cesur yeni dünyanın yazarı, büyük bir deha olarak gördüğüm ve her okuduğumda büyük bir hayranlık duyduğum, bilimkurgu edebiyatındaki mahşerin dört atlısından biri olan aldous huxley bu romanda çok karamsar bir hava çizmekte biz okurlar için.
roman senaryo formunda yazılmış, aslında romanın içinde geçen bir senaryoyu anlatıyor bize.
iki senaryo yazarının çöpe atılmak üzere taşınan senaryolardan bir yığının içinden düşen bir senaryoyu okumaları ile gelişen hikaye 2018 yılında geçiyor.
maymunlar yeniden baskın ırk haline geliyor, ya da insanlar tersine bir evrim sonucunda yeniden maymunlaşıyorlar. tersine evrimi gerçek hayatta da savunan huxley bu romanda insanlığın kurtuluş umudu olmadığını anlatmaya çalışmış bize.
şeytana tapan bir tarikatin herkesi tahakküm altına aldığı bir dünyada cinsellik en büyük tabu haline geliyor. çocuk doğurmak doğan çocuğun hastalıklı olup olmadığına bağlı olarak ölümle sonuçlanabilecek bir eylem. hem de en acımasızca bir ölümle.
huxley çok karamsar ve bence haklı da. iyimser olmak için nedenlerimiz tükenmekte. maymuna dönmekte olan özlerimiz bizi şeytanla işbirliği yapan ruhlara çevirmekte.
cesur yeni dünyanın yazarı, büyük bir deha olarak gördüğüm ve her okuduğumda büyük bir hayranlık duyduğum, bilimkurgu edebiyatındaki mahşerin dört atlısından biri olan aldous huxley bu romanda çok karamsar bir hava çizmekte biz okurlar için.
roman senaryo formunda yazılmış, aslında romanın içinde geçen bir senaryoyu anlatıyor bize.
iki senaryo yazarının çöpe atılmak üzere taşınan senaryolardan bir yığının içinden düşen bir senaryoyu okumaları ile gelişen hikaye 2018 yılında geçiyor.
maymunlar yeniden baskın ırk haline geliyor, ya da insanlar tersine bir evrim sonucunda yeniden maymunlaşıyorlar. tersine evrimi gerçek hayatta da savunan huxley bu romanda insanlığın kurtuluş umudu olmadığını anlatmaya çalışmış bize.
şeytana tapan bir tarikatin herkesi tahakküm altına aldığı bir dünyada cinsellik en büyük tabu haline geliyor. çocuk doğurmak doğan çocuğun hastalıklı olup olmadığına bağlı olarak ölümle sonuçlanabilecek bir eylem. hem de en acımasızca bir ölümle.
huxley çok karamsar ve bence haklı da. iyimser olmak için nedenlerimiz tükenmekte. maymuna dönmekte olan özlerimiz bizi şeytanla işbirliği yapan ruhlara çevirmekte.
devamını gör...
a. kadir
tam adı ibrahim abdülkadir meriçboyu. 1917 doğumlu, 1940 sonrası sosyalist toplumcu-gerçekçi şairimiz. 1939'da kara harp okulu son sınıf öğrencisiyken, nazım’a hayranlığıyla dikkatleri çeken a. kadir son sınıfta “zararlı kitaplar okuduğu ve aykırı düşüncelere sahip olduğu” gerekçesiyle okuldan atılarak tutuklandı. nazım hikmet'le birlikte yargılanarak 10 ay hapse mahkum oldu. 1943'te savaş karşıtı şiirlerini içeren ilk kitabı tebliğ toplatıldı, sıkıyönetim tarafından istanbul dışına sürgün edildi. şiirlerinin yanı sıra farsçadan yunancaya pek çok dilde yaptığı çevirileriyle dünya edebiyatının edebiyatımızda tanınmasına büyük katkıda bulunmuştur. 1958'de azra erhat ile birlikte yaptıkları ilyada çevirisi, 1970'te yine azra erhat'la birlikte yaptıkları odysseia çevirisi çıktı. pek çok çeviriyi 3 ciltte dünya halk ve demokrasi şiirleri adı altında bir araya getirdi. 1985 yılında istanbul'da yaşama veda etti.
çile
bizim hiç bir hürriyetimiz yok,
hiç bir hürriyetimiz,
ne çalışmak, ne konuşmak, ne sevişmek,
sen orda bağrına bas dur en büyük çileyi,
ben burda en büyük çileyi doldurayım,
ekmeğe muhtaç, hürriyete muhtaç, sana muhtaç.
sen orda dalından koparılmış bir zerdali gibi dur,
ben burda zerdalisiz bir dal gibi durayım.
özellikle şu son iki dizesi ilk okuduğumdan beri kazınmıştır aklıma.
yol
tekmil haklar alınır.
tekmil hürriyetler kısılır.
tekmil köşe başları, tekmil kapılar tutulur.
gökyüzü tıkılır dört duvar içine.
bütün bunlara karşı,
dümdüz, apaydınlık kalır
seni bana getiren yol.
savaşı, yoksulluğu, iyiye, doğruya, eşitliğe duyduğu özlemi kavgasız, samimi, gerçekçi bir dille anlatır.
insan
insan kuş kanadında gelen yazı.
insan arı su, insan ak süt.
insan yemyeşil uzanan bahçe.
insan kum, insan çakıl taşı.
insan yiğit, insan dost, insan sevdalı.
insan kancık, insan ödlek, insan hergele.
insan kocaman, dağ gibi.
insan parmak kadar, küçücük.
insan alın teri, insan lokma, insan kan.
insan solucan, insan sülük.
insan kuş kanadında gelen yazı.
insan gül fidanında yanan konca.
insan umutların kapısı.
nazım hikmet, “a. kadir’i pek severim, yüreğimin başında oturan insanlardan biridir. onun yüreği halis bir şair yüreğidir.” der hapishane arkadaşı için.
çile
bizim hiç bir hürriyetimiz yok,
hiç bir hürriyetimiz,
ne çalışmak, ne konuşmak, ne sevişmek,
sen orda bağrına bas dur en büyük çileyi,
ben burda en büyük çileyi doldurayım,
ekmeğe muhtaç, hürriyete muhtaç, sana muhtaç.
sen orda dalından koparılmış bir zerdali gibi dur,
ben burda zerdalisiz bir dal gibi durayım.
özellikle şu son iki dizesi ilk okuduğumdan beri kazınmıştır aklıma.
yol
tekmil haklar alınır.
tekmil hürriyetler kısılır.
tekmil köşe başları, tekmil kapılar tutulur.
gökyüzü tıkılır dört duvar içine.
bütün bunlara karşı,
dümdüz, apaydınlık kalır
seni bana getiren yol.
savaşı, yoksulluğu, iyiye, doğruya, eşitliğe duyduğu özlemi kavgasız, samimi, gerçekçi bir dille anlatır.
insan
insan kuş kanadında gelen yazı.
insan arı su, insan ak süt.
insan yemyeşil uzanan bahçe.
insan kum, insan çakıl taşı.
insan yiğit, insan dost, insan sevdalı.
insan kancık, insan ödlek, insan hergele.
insan kocaman, dağ gibi.
insan parmak kadar, küçücük.
insan alın teri, insan lokma, insan kan.
insan solucan, insan sülük.
insan kuş kanadında gelen yazı.
insan gül fidanında yanan konca.
insan umutların kapısı.
nazım hikmet, “a. kadir’i pek severim, yüreğimin başında oturan insanlardan biridir. onun yüreği halis bir şair yüreğidir.” der hapishane arkadaşı için.
devamını gör...
yürüyen köşk
yürüyen köşk,mustafa kemal atatürk 'ün 1929 yılında ikamet etmesi için yalova sahilinde yapılan, iskelesi olan iki katlı ve ahşap , tarihi dokulardan biridir.
1930 yılında köşke giden atatürk 'e oradaki çalışanlar ,köşk ün yanında bulunan tarihi çınar ağacının çatıya zarar verdiğini ve dallarının kesilmesini iletmiş, izin istemişlerdir. doğa ve ağaç sevgisi olan mustafa kemal atatürk , " dal kesilmeyecek köşk kaydırılacaktır" emrini vermiş ve bunun üzerine bir çalışma başlatılmıştır.
istanbul dan getirilen tramvay raylı sistemi kurulmuş ve köşk 4,8 metre kaydırılmıştır. o günden sonra köşkün adı "yürüyen köşk" olmuştur.
şahane manzarası ve oldukça nezih bir ortamı olan tarihi köşk ata'mızın evi , yalova da gezip görülecek yerler arasındadır.
yürüyen köşk
1930 yılında köşke giden atatürk 'e oradaki çalışanlar ,köşk ün yanında bulunan tarihi çınar ağacının çatıya zarar verdiğini ve dallarının kesilmesini iletmiş, izin istemişlerdir. doğa ve ağaç sevgisi olan mustafa kemal atatürk , " dal kesilmeyecek köşk kaydırılacaktır" emrini vermiş ve bunun üzerine bir çalışma başlatılmıştır.
istanbul dan getirilen tramvay raylı sistemi kurulmuş ve köşk 4,8 metre kaydırılmıştır. o günden sonra köşkün adı "yürüyen köşk" olmuştur.
şahane manzarası ve oldukça nezih bir ortamı olan tarihi köşk ata'mızın evi , yalova da gezip görülecek yerler arasındadır.
yürüyen köşk
devamını gör...
yazarların yazdığı hikayeler
tamamlanmamış kısa bir hikaye:
yalnızlar, yalnızlık yakışan yerleri en iyi bilenlerdir.
saçları, arkasını dönmüş yılların soldurduğu ak rengine bürünmüş bir beyefendi, önünde acı türk kahvesi, elinde sönmeye direnen sigarasıyla dükkanın önünden geçenlere mi yoksa daha uzaklara mı bakıyor bilinmez küçük yeşil taburede oturuyor. yanındaki masadan onu izlediğimden ve hakkındaki meraklarımdan bihaber.
yalnızlar, yalnızlık yakışan yerleri en iyi bilenlerdir.
saçları, arkasını dönmüş yılların soldurduğu ak rengine bürünmüş bir beyefendi, önünde acı türk kahvesi, elinde sönmeye direnen sigarasıyla dükkanın önünden geçenlere mi yoksa daha uzaklara mı bakıyor bilinmez küçük yeşil taburede oturuyor. yanındaki masadan onu izlediğimden ve hakkındaki meraklarımdan bihaber.
devamını gör...
kapatınca kafa ütülüyormuş denilen şeyler
ülkedeki siyasi partiler için kullanılabilecek nükte cümleciği.
devamını gör...