vladimir kush

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
red wood cutting

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
metaformoz

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
arrival of the flower ship
devamını gör...

gözünüzü seveyim, şu akışa bir bakın. gündeme bir bakın. şu an ekşi sözlük neyse kafa sözlük de o. yok geceye şarkı bırak, yok sabaha şarkı bırak, en sevdiğiniz yiyecek, zart zurt. iyice ekşi sözlük olmuş burası. moderasyonu acilen göreve çağırıyorum. tüm yazarlara format hakkında yeniden bir mesaj/duyuru vs gönderin. çünkü bu iş böyle devam ederse bu site kızlarsoruyor'a döner.
devamını gör...

diyabetus mellitus tedavisinde kullanılan ppar gama agonistidir.
yan etki olarak sıvı ve tuz tutulumuna bağlı ödem ve kilo alımı
ostoporoz riskinde artış yapar.
devamını gör...

hak ettiği kadar tanınmayan, 1988 yapımı fantastik türk filmi. fantastik film ve türk filmi bir araya gelince çoğu kişiye garip gelebilir bu durum. pek rastlanmaz bizde bu tür yapımlara. bu nedenle izlenmesi, tarafımdan şiddetle tavsiye edilir.

--! spoiler !--

şeytanın, insanoğlunun kötülükleri karşısında "bu kadarı benim bile aklıma gelmezdi" durumuna düşerek masum bir meleğe dönüşmesine şahit oluruz filmde. insan öyle bir noktaya gelmiştir ki kötülük konusunda, artık şeytana ihtiyaç kalmamış, hatta şeytan 200 km/s hızla sollanıp geçilmiştir bile.

bavul içerisinde bulunan ve ruhunu şeytana satmış kişileri temsil eden kukla sahnesindeki tanıdık tipler detayıyla yarmış filmdir.

--! spoiler !--

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

otobüs koltuğunda sakin sakin otururken, gözler beyne hareket etmediğimize dair sinyal gönderir. sonrasında içinde bulunduğumuz otobüs hangi yöne savruluyorsa biz de onunla beraber o yöne savruluruz. yol, sağ istikamette ise biz de sağa salınırız. sol istikamete dönüyorsa biz de sola döneriz. rampadan yukarı çıkıyorsa biz de çıkarız, rampa aşağı iniyorsa biz de ineriz.
iç kulağımızda bulunan yarım daire kanallarında bulunan sıvı, bu çalkalanmaya eşlik ederek beynimizin denge merkezine devamlı mesaj gönderir. " sağa döndü, şimdi tekrar sola döndü, şimdi de rampa aşağı iniyor, hop tekrar yukarı çıkıyor, şimdi tekrar sağa döndü, oradan da sola" derken, diğer taraftandan da gözlerimiz beynimizin denge bölgesine sakin ve efendi efendi yerinde oturuyor diye sinyal çekmektedir.
işte bu sinyal trafiği ve mesajlaşma kaosunun karşılığı sırayla baş dönmesi ve mide bulantısı ve arkasından böğürerek istifrağ etmek olur. sürekli seyahat halinde olanlar bu duruma alışıktır, bazı bünyeler doğuştan alışıktır, bazı hassas bünyelere de konuda geçtiği gibi tekirdağ - istanbul arası gibi kısa süreli yolculuk bile ıstıraplı gelir.
devamını gör...

kanlı kavak parkı...denize nazır olmasa da huzur veriyor...
devamını gör...

"benim adım reşit fazlullah. afganım. bir aşiretin reislerindenim. ben her zaman sizin ülkenizde olmam. ben kendi ülkemde olurum..." yaşa gelince; sadece bir sayı...
devamını gör...

genellikle insanı çocukluğuna götüren kokulardır. kahvaltılık satan şarküterilere girdiğimde gelen kokudur. yeni basılmış kağıdın kokusu da öyle benim için... bi de bebek kokusu tabi ki.
devamını gör...

abisinin cinayete kurban gitmesinden sonra, katilin neden bunu yapmış olduğunu düşünmeye başlamasıyla yazarlıkta bu türü seçmiş olan yazar.
birçoğunu severek okuduğum, insanı gerçekten geren romanları bulunuyor. rizzoli&isles serisi en ünlü kitaplarıdır. tv dizisine de uyarlanmıştır aynı zamanda.
devamını gör...

leptirica, milovan glisic tarafından yazılan doksan yıl sonra (1880) hikayesine dayanan, 1973 yılında dorde kadijevic'in yönetmen koltuğunda bulunduğu, kostüm tasarımları mirjana ciplic kuruzovic'e ait olması ile anlatılmak istenen dönemi hoş bir şekilde gösteren harika bir yugoslav korku filmi.

öncelikle bu filmi anlatıp eleştirmeden önce, doksan yıl sonra öyküsünden spoiler vermeden kısaca bahsedelim, nedir bu doksan yıl sonra öyküsü?
bir zamanlar, yanılmıyor isem 1800'lerin başı, zarozje isminde bir sırp köyü var, bu köyün değirmeni, köye bir tık uzakta yer alıyor. insanlar değirmene gidip baktıkları vakit değirmencinin paramparça olduğunu fark ediyorlar, bunu bir vampirin yaptığını iddia ediyorlar hatta vampirin ismi cismi de belli, geçmiş dönemlerde lanetlenen bir ruh olan sava savanoviç!

o zamanlar, zarozje'de bir delikanlı yaşıyor, bir kıza sırılsıklam aşık ama ortada bir sorun var, kızın babası bu gence kızını vermiyor, niçin? çünkü genç işsiz...

bu genç de gözünü karartıyor ve değirmende çalışmaya karar veriyor, hem para kazanmak hem de korkak olmadığını, tüm köylüler, bilhassa kızın babasına ispatlamak için ve olaylar gelişiyor.

filmde de aynı hikaye hakim, hikaye kısmı ile 19.yüzyılın korku öykülerini tam anlamıyla yaşıyoruz, yetmiyor ek olarak bir de görsel açıdan gerek kıyafetler, gerek köy tasarımı, gerek değirmen ile birlikte oldukça tatmin oluyoruz, lakin üzücü kısım film içerisinde absürt birtakım mizah da barındırıyor olması, filmi salt korku filmi olarak nitelemek yanlış olur.

filmin belki de en kötü ve en göze çarpan kısmı da gece olmadan çekilmiş olması, gece sahneleri hiç yok, e haliyle bu da korku kısmını oldukça baltalıyor lakin insan kızamıyor, belki de o dönemde ellerinde gece görüntü alacakları ekipmanlar yoktu, bilemiyoruz.

filmin en ama en güzel özelliği de her kısmı tadında bırakması, vahşet sahnesi olsun, korku sahnesi olsun, komedi sahnesi olsun, misler gibi tadında bırakılmış ve filmin süresi yaklaşık olarak 1 saat 4 dakika gibi kısa bir zaman....

balkan korku öykülerine aşinalığınız ve ilginiz var ise kaçırmamanız gereken bir yapıt.
son olarak, sırbistan içerisinde bulunan zarozje köyünde hala sava savanoviç'in varlığına inanılıyor ve ondan felaket biçimde korkuluyor.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

bu soruya çilek odası demeyecek kız var mıdır?
devamını gör...

garip bir şekilde gelişen olay.

benimki sadece dm'de olan bir kankacılık. ne beğenide ne de nick altında belli olmaz. seviyeli ve kaliteli, canım benim.*
devamını gör...

almanya’nın her tarafını soykırım anıtlarıyla döşeyen almanya’yı soykırım üzerinden vurmaya çalışan bir ad hominemci “ayar”ıdır. hayır onların atalarının yapmış olması bugün senin bu asimilasyonu yapmanı meşrulaştırır mı olayını geçtim önce kendine baksınlar dediği dw hesabını takip etse onlarca yahudi soykırımı haberi görür zaten.

klasik devlet tarihçisi bunlar. gerçeklerden önce devletin kutsiyeti gelir. bide laf soktuğunu sanıyor. çocukken kullandığım argümanlar daha efektifti.

edit: evet arkadaşlar almanya’nın türkiye’deki
ermeni veya çin’deki uygur mevzusunu gündeme getirmesi tamamen kendi suçunu bastırmak istemesinde. kendi suçunu bastırmak isteyen adamlar ülkelerinin başkentine neden soykırım anıtı yaptılar diye sormayın. çünkü sizin mantıksız argümanlarınızla bunun cevabı yok.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

namık kemal'de tarihimizden sayılır değil mi?
öyleyse;

namık kemal * sakalları çıkmadığı için devlet memurluğundan bir nevi atılmıştır. o yıllarda sakalı olmayanı, köse köse dolaşanı memur diye almıyorlarmış. ben dün gece öğrendim bunu der notlarını izlerken.

not: kişi başka biriyse uyarınız lütfen.
devamını gör...

(bkz: aslında ben yokum)
devamını gör...

farklı yorumlarıyla kendini dinlettiren sanatçıdır. bu aralar şu parçayı çok sık dinliyorum.
devamını gör...

hadi es biraz daha
çok tatlısın

es hafif hafif
dağılsın yorgunluğum

nasıl da nazlısın
biliyorsun ki bekliyorum

hasretin nasıl yakıyor

ama biliyorum
her gece benimlesin

hasta etme bu hastanı...*
devamını gör...

bir üst yazarın yazmasıyla görüp benim de kahkahaya boğulduğum durumdur. 10.000 nciye toparlarız iko reyiz üzülme. bu arada başlık sayesinde 2151. yazar olduğumu öğrendim, bilmiyordum nasıl bakıldığını, teşekkürler.

edit: soran arkadaşlar oldu kaçıncı sırada olduğunuzu öğrenmek için proflinize tıklayın, adres sekmesi kısmında author kelimesinin devamındaki sayı.
devamını gör...

ismi de etkili bence. en azından bende öyle oldu. kim kafa sözlük ismini bulduysa tebrik eder, başarılarının devamını dilerim...
devamını gör...

her ne kadar neşet ertaş'ın tasavvuf , uzak doğu dinleri, spiritüalizm ve dini bilgilerinin kökeni ve nerelere dayandığı konusunda en ufak bir bilgim olmasa da bu söz ve şarkı ile neredeyse tüm konulara değindiği muhteşem türküsü..

türkü olarak dinlenmesinden öte şiir olarak okunduğunda dizelerin ağırlığına daha net vakıf olabiliyor insan..

bu noktadan itibaren görüşüme göre dizeleri aşağıdaki şekilde yorumlayabiliriz:

"bir anadan dünyaya gelen yolcu, görünce dünyaya gönül verdin mi?" açılış dizeleri ile üstat daha girişte insanların dünya maddesi ile temas etmeye başladığında madde ile kendini eşkoşmaya başladığını ve bu eşkoşma ruh hali ile kendini maddi zevklere kaptırdığını betimlemeye çalışıyor ..

"kimi böyük kim böcek kimi kul, merak edip hiçbirini sordun mu?" aristo'dan beri gelen bu topraklardaki felsefi yaklaşım ile dünyanın düzeni ve yaşamın amaçları ile ilgili insanların bilimsel ve felsefi amaçlarla düşünmeleri ve yaşamaları gerektiğini öğütlüyor..

"insan ölür ama ruhu ölmez" gibi net tanımlarla devam eden türkü, "insandan doğanlar insan olurlar , hayvandan doğanlar hayvan olurlar" uzak doğu dinlerinde yer alan tenasüh (bkz: tenasüh)#1480436 kavramının geçersizliğine dair bir yorumda bulunuyor..

"garip bülbül gibi feryat ederiz, cehalet elinde küskün kederiz" kısmında ise biz insanların hayat karmaşası içinde kendini bilmeye ve anlamaya dahi çalışmadan hayatımızı heba edip hayat boyunca kendimizi vicdani olarak geliştirmeye çalışmadan ve bunu amaçlamadan buralardan terki diyar eylememize atıfta bulunuyor..

üstat vurucu kısmı ise tabi ki sona saklamış :

"hep yolcuyuz böyle gelir gideriz, dünya senin vatanın mı yurdun mu?" cümlesi ile yukarıdaki dizilerde tenasühe inanmadığını belirtmesine rağmen kendini vicdani yolda geliştirmeyen tüm insanların (kendini dahi dahil ediyor buna) dünyanın maddi etkilerine tekrar tekrar maruz kaldığını belirterek reenkarnasyon (bkz: reenkarnasyon) ile hayatlar boyunca insanların kendilerindeki nefsani cahilliği giderebilmek adına dünyaya gelip gittiğini ama dünya maddesinin onun yuvası olmadığını ruhun madde boyutunun üzerinde bir varlık olduğunu betimleye çalışıyor olabilir..

bu müthiş türkü için üstada teşekkürü bir borç bilirim..

türkünün tüm sözlerini aşağıda bulabilirsiniz :


bir anadan dünyaya gelen yolcu
bir anadan dünyaya gelen yolcu
görünce dünyaya gönül verdin mi?
görünce dünyaya gönül verdin mi?
kimi böyük kim böcek kimi kul
kimi böyük kim böcek kimi kul
merak edip hiçbirini sordun mu?
bunlar neden nedenini sordun mu?
insan ölür ama ruhu ölmez
insan ölür ama ruhu ölmez
bunca mahlukat var hiçbiri gülmez
bunca mahlukat var hiçbiri gülmez
cehennem azabı zordur çekilmez
cehennem azabı zordur çekilmez
azap çeken hayvanları gördün mü?
azap çeken hayvanları gördün mü?
insandan doğanlar insan olurlar
insandan doğanlar insan olurlar
hayvandan doğanlar hayvan olurlar
hayvandan doğanlar hayvan olurlar
hepsi de bu dünyaya gelirler
hepsi de bu dünyaya gelirler
ana haktır sen bu sırra erdin mi?
ana haktır sen bu sırra erdin mi?
vade tekmil olup ömrün dolmadan
vade tekmil olup ömrün dolmadan
emanetçi emanetini almadan
emanetçi emanetini almadan
ömrünün bağının gülü solmadan
ömrünün bağının gülü solmadan
varıp bir canana ikrar verdin mi?
varıp bir cananın kulu oldun mu?
garip bülbül gibi feryat ederiz
garip bülbül gibi feryat ederiz
cehalet elinde küskün kederiz
cahiller elinde küskün kederiz
hep yolcuyuz böyle gelir gideriz
hep yolcuyuz böyle gelir gideriz
dünya senin vatanın mı yurdun mu?
dünya senin vatanın mı yurdun mu?
hep yolcuyuz böyle gelir gideriz
hep yolcuyuz böyle gelir gideriz
dünya senin vatanın mı yurdun mu?
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim