güneş doğmadan 2 saat önce venüs en parlak halini alır. aya çok yakın durur. eğer gökyüzünde güneş battıktan hemen sonra ve güneş doğmadan önce çok parlak bir yıldız ( gezegen) görüyorsanız bu venüs’tür. gece ayırt etmek zor ama bu zamanlarda kolay.

ayrıca bu sebeplerden ötürü hem morningstar hem de eveningstar denir.
devamını gör...

“sınırlar iyidir. insanları çıkmazlardan korur.”

zeynep saraç- nar çiçeği
devamını gör...

sondaj isimli yazar arkadaşımızın ukdesi.

sözlükte 'bir konuşmacı topluluğunun katılmasıyla, genellikle bir bilimsel, toplumsal ya da siyasal konuyu dinleyiciler önünde tartışmak ereğiyle düzenlenen tartışmalı toplantı.' anlamına gelen sözcüktür.
devamını gör...

var mı?
devamını gör...

yönetmenin yapımcı baskısına maruz kalmadan, kendi yarattığı bütçeyle çektiği filmleri kapsayan sinemadır.

bağımsız sinema, soğanlı lahmacun yiyen sonradan görme yapımcıların maddi kaygılar güderek; bu rolde şu oynasın, bu sahne şöyle olsun, bu müzik yerine şu olsun, bu sahne fazla politik... gibi isteklerinin önüne geçer. anlatısını ortaya çıkarmak için büyük stüdyolara da gerek duymaz. sinemanın amatör ruhla yapılanıdır, özüdür.
ünlü yönetmenlerin ilk çektikleri filmler, genelde bağımsız bir şekilde çekilmiştir.
nuri bilge ceylan; kasaba, mayıs sıkıntısı.
quentin tarantino; reservoir dogs.
devamını gör...

ikisini de dikkatle dinlemenizi tavsiye ediyorum.

orijinal:


cover:*
devamını gör...

normal eylem. ağlamamanız gerekse gözyaşı bezleriniz olmaz, göz kuruluğu sorununuz farklı mekanizma ile çözülürdü belki de.

şakası bir yana da, çok sevdiğim adamın ağladığına birkaç kez şahit oldum. kesinlikle "ay erkek de ağlar mıymış, ne iğrenç" gibi bir his yaşamadım. bilakis, bir insan olduğunu, aynı duyguları paylaştığımızı, benimle aynı derecede üzüldüğünü bilmek, aynı şeye aynı değeri verdiğini görmek güzeldi.

siz yine de ağlayacak kadar üzülmeyin hayat tarafından. allah hepinizi mutluluktan ağlatsın.
devamını gör...

listeden rasgele bir yazar seçip yazdıklarını okuyorum.
devamını gör...

pembe bir oda, pembe ve sarı saçlı bebekler, pembe kıyafetler. kız çocukları için ne kadar da ilgi çekici değil mi? fakat onlardan daha heyecanlı birileri var; anne-baba.

bir çocuk dünyaya getirdiğiniz zaman o küçük canlıyı bir nevi yaratmışcasına bir tanrılık sergiliyorsunuz; evet kimi anne babaları bu tanıma koyarsam hiç de yanlış olmaz. üzerinde her türlü hakka sahip olduğunu düşünen ebeveyn sayısı ne yazık ki azımsanmayacak boyutlarda. bir çok hareketi yaparken aslında onların direkt olarak psikolojik gelişimlerine müdahale ettiklerinden de habersizler aslında. farkında olmadan cinsiyet ayrımı o "pembe" renk ile başlamış oluyor.

istenilen her şeye koşulsuz sahip olma hakkını tanınıyor; "benim kızım bir prenses!" diyenlerce. sonucunda da böylesi bir sendroma yakalanma riskleri yüksek kız çocukları.

en temel 3 unsuru var bu sendromun:

*yetki verme
*yüksek gurur ve öz- saygı
*hayattan ve insanlardan aşırı yüksek beklentiler

hal böyle olunca da haliyle insanlarla aralarında mesafeler olan bireylerin yetişmesi, iletişim sorunları, özel hayata yansıyan olumsuzluklar, tatminsiz kişilik.

daha çok çocukla zaman geçiren anneyi burada birinci derece sorumlu tutuyorum ben. kadınların akıl almaz güzellik anlayışlarını; bir çocuğun leopar desenli kıyafetinde görmekte neyin nesidir? ya da yüksek topuklu bir çocuk ayakkabısının satışına nasıl izin verilir, keza bunu bir anne-baba nasıl alır? kadın kendisi henüz tam olarak fayda-zarar ayrımı yapamazken çocuğuna ruj sürmeyi nasıl marifet sayar? ... gibi deli sorulara gark olmuş vaziyete geliyor bir anda insan.

erkek ya da kadın ayrımının dışına çıkarak çocuğuna bir birey ve sağlam bir kişilik temeli kazandırmak her ebeveynin birincil göreviyken, ne yazık ki beğenilme güdüsü her ana böyle sirayet ediyor ve çocukların gelişimine de olumsuz katkılar kaçınılmaz oluyor.
devamını gör...

bazılarının hakettiğini düşünüyorum. özellikle gittiği yerde huzur kaçıranların. babannem fazlalıktı mesela. sağolsun o bizdeyken sofraya bile oturamazdık. o yiyip kalkınca oturabilirdik. çoğu zaman da yemek yiyemezdik kalan yemekleri toplar mahalledeki kediye köpeğe verirdi. okula gidemeyeyim diye atmadığı iftira kalmamıştı. 15 yaşındayken kendi seçtiği birine vermiş beni kimseye sormadan. okuldan geldiğimde üstümde forma ile tanımadığım insanlar gelip beni istemişti. babam saf bir insan olsaydı belki de o gün sözlenecektim zorla. hakkımı zerre kadar helal etmiyorum.
devamını gör...

ay'ın ve yer'in yörüngelerinin bulunduğu düzlemlerin ara kesit bölgesi.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
(görsel, akademiksunum. com'dan alıntıdır.)

bir ay tutulmasının ya da güneş tutulmasının oluşabilmesi için bazı koşullar bulunur. koşullardan biri düğümler doğrusu ile ilgilidir. buna göre tutulmaların gerçekleşebilmesi için resimdeki iniş ve çıkış düğümünü birbirine bağlayan çizginin, güneş ile hizalanması ve ay'ın bu noktalardan birinin tam üzerinde ya da çok yakınında bulunması gerekir.
devamını gör...

zaten umudunu yitirdiğin anda yaşamak sadece bir formalite. ne olursa olsun her şeye karşı umutluyum, bazen yanıldığım olsa bile.
devamını gör...

özellikle son dönemlerde iyice popüler olmuş bir aktivitedir. kesinlikle googledan, sözlüklerden, hastanelerin risk grubunda olabilecek kişiler için ana sayfalarına koydukları kısa bilgilendirmeler okuyarak semptomları kendinize uydurarak belirli bir hastalığı yada fobiyi sahiplenmemiz gerekir.

son zamanlarda epeyce gözüme takılan bu konu hakkında uluslararası değerlendirme testlerini yapma yetkisi ve eğitimi olan birisi olarak sizlere bu konuda kendi tecrübelerimi aktarmak isterim.

öncelikle normal sınırlarının çok geniş olduğunu unutmamanız gerekir. bir takım konularda hassasiyetleriniz olması sizi psikolojik problemleri olan bir kimse yapmaz. karanlıktan rahatsız olabilirsiniz yada çok fazla suyla temas etmekten hoşlanmıyor olabilirsiniz bunlar hayatın içinde gayet olağan şeylerdir ancak ne zaman bu konu sizin hayatınız olağan akışı etkiliyor olur o vakit yalnızca alanında uzman bir psikiyatrist ile görüşebilirsiniz. bakın özellikle psikiyatrist olarak belirtiyorum çünkü başka hiç bir meslek grubunun özellikle psikolojik problemler ile ilgili tanı koyma yetkisi yoktur. psikologlar, pedagoglar, rehber öğretmenler aklınıza hangi meslek grubu geliyorsa psikolojik tabanlı olduğundan şüphelenen bir durumda tanı koyamaz. uluslararası geçerliği olan eğitimlere eşek yüküyle para ödeyerek katılıyoruz, zamanımızı veriyoruz ve üstüne lise, üniversite hayatınızda denk gelmeyecek kadar ağır sınavlara giriyoruz fakat bu eğitimler dahi bize tanı koyma yetkisi tanımıyor yalnızca hali hazırda tanı almış bireylere daha profesyonel yaklaşmamızı ve durumları daha analitik bir tabanda çözmek ve terapileri daha etkin şeklinde yürütmemize yardımcı oluyor. hali hazırda tanı almış kişilere müdahale edebilmek için bile insan üstü çaba harcadığımız dönemler oluyor anlayacağınız. youtube kanalları ve bilumum sosyal medya paylaşım sitelerinde bu kadar detaylı eğitim süreçlerinden geçmiş insanlar yazmıyor bu detayları unutmayın, kendinize haksızlık etmeyin.

ayrıca bunun cool olduğunu falan düşünüyorsanız düşünmeyin. her insanın bir takım hassasiyetleri, endişeleri, kaygıları ve korkuları olabilir bu bir hastalığa sahip olduğunuz anlamına gelmez yalnızca insan olduğunuz anlamına gelir ve her insan belirli dönemlerde bu tür zorluklarla mücadele etmektedir. hayatının belirli dönemlerinde belirli olgulardan rahatsız olan her insana tanı koymaya kalkılırsa dünya üzerinde sağlıklı kabul edebileceğimiz bir tane insan kalmaz.

belirli problemler artık hayatınızı yaşanmaz hale getiriyorsa örneğin; insan ilişkileriniz zayıfladığı için günlük yaşamsal faaliyetlerinizi sürdüremeyecek hale geldiyseniz, markete, bakkala, işe, okula gidemiyorsanız elbette bu risk grubunda olabilirsiniz ancak hala sosyal fobiye sahip olduğunuzu söyleyemezsiniz zira kendinize tanı koyabilecek kadar ne objektif yaklaşabilirsiniz ne de bu konuda tanı koyabilecek yetkinliğe sahipsiniz. işler çığrından çıkıyorsa en yakın psikiyatri kliniğinden randevu alıp probleminizi anlatarak bir uzmandan yardım isteyebilirsiniz. yapabilecekleriniz yalnızca bu kadardır.
devamını gör...

dolandırmak için kullanılmayan bir kitap kalmıştı, o da oldu.

"kitap tanıtmak istiyoruz" diyerek vatandaşlara ulaşan patix kitap isimli şirket, iddiaya göre mağdurlara istediklerinden daha fazla kitap bırakıyor, "2 hafta içinde iade edebilirsiniz" diyerek senet imzalatıyor. kitapları iade etmek isteyen vatandaşlar 2 hafta boyunca verilen telefona ulaşamıyor. ardından şirket, "14 gün geçtiği için iade kabul edilmez, borcunuzu ödeyin" diye mesajlar göndermeye başlıyor. son 6 ay içerisinde onlarca kişinin savcılığa suç duyurusunda bulunduğu ortaya çıktı.

patix kitap isimli kitap şirketinin elden satış yöntemiyle binlerce kişiyi dolandırdığı iddia ediliyor. buldukları telefon numaralarını arayıp "kitap setleri satıyoruz sizi ziyaret etmek istiyoruz" diyerek randevu alan kişiler, vatandaşların almak istediği kitap sayısından çok daha fazlasını bırakarak "2 hafta içerisinde bu kitaplardan beğendiğiniz olursa alırsınız, gerisini biz teslim alacağız" diyerek en az 1400 tl’lik senet imzalatıyor. vatandaşlar "kitapları geri alın" diye aramak istediklerinde ellerindeki telefon numarası yanıt vermiyor. dolandırıcılar iki hafta geçtikten sonra vatandaşlara borçları ödemeleri konusunda mesajlar atmaya başlıyor. iade etmek isteyenlere 14 gün geçtiği ve yasal iade süresi dolduğu için artık tüm kitapların parasını ödemek zorunda olduklarını söylüyor.


buradan
devamını gör...

diploması olmayan fakat sahte diplomayla iş başvurusu yapmak isteyen kişilerin çoğalması fırsatçıları da harekete geçirdi. sahte diploma için para gönderenlere diploma yerine gazete gönderilmesi üzerine sözde mağdurlar dolandırıldıklarını öne sürerek şikayetçi oldu. kaynak
(bkz: hamza yerlikaya'nın sahte diploma kullanması)
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

hazırlıklarımız tamamlandı..
bir kaç yazar anonim olarak toplanıp benjamin bey'in konağına doğru yola çıktık. bayramlaşmaya gidiyoruz..
merak içindeyiz gündem konumuz harçlıkların tutarı. kiminde umut yok cimridir o beş kuruş vermez derken kimisi hevesli ben büyük hissediyorum diyor. bu sıcakta bu kostümü giymek pek akıl kârı değil derken neyse ki klimalı otobüs geliyor..
umarım anneanne mendilleri hazırlanmıştır önceden çünkü sadece kolonya ve çikolatayla karşılanmak istemeyiz. bu içimizdeki çocuğu üzer..*

iyi bayramlar şekerler, ortak olup bir dana'ya giremeyenler...
devamını gör...

ağızda saçma bir tat bırakan çürük fındık.
devamını gör...

birileri kısa süreli depresyon yaşıyor.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

saklanmaya gelmiş benim kucağıma çocuk aklı işte. süpürge araya gelince bir şaşırıp dönüp bana garip sesler çıkardı. istemediği bir şey olduğunda miyavlamıyor ağzıyla değişik sesler çıkarıyor. ne yapayım annecim temizlik günü dedim.

hah şapşiğim benim ya 3 yaşını geçti şu süpürgeyi hala kabullenemedi. diğerileri gördükleri an kuytu köşeye saklanır ve uzun bir süre çıkmaz. cokcok sürekli peşinde gezer, geçerken pati atar, hızlıca kaçar falan süpürge nereye o oraya. gelir gelir bana şikayet eder arada. benim atarlı çocuğum.
devamını gör...

bir iletişim aygıtı ve türüdür. var olan telefon hatlarından yararlanarak, karşılıklı iki tarafta bulunan belgegeçer ile, resim, yazı, grafik vb. verilerin, ses sinyalleri halinde hızlı bir şekilde aktarımını sağlar.
devamını gör...

iletişim sevmeyen bir yazardır.
benim keçiyi de göremeyecek.
kendi bilir.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim