bir iron maiden şarkısı. grup için normalden biraz daha ağır bir soloya sahip.

devamını gör...

kullanıcı adına bayıldığım ve çok tatlı tanımlar giren yazar arkadaştır sağolsun yazmaya devam etsin.
devamını gör...

+ çok küçük gösteriyorsun, kaç yaşındasın.
- 23.
+ aa inanmam 17-18 gibisin aynı.
- ....
devamını gör...

insanlar bu konuda sandığımızdan daha acımasızdır kıymetli okuyucu.bizler de insan olduğumuza göre aynı acımasızlığı içimizde barındırırız.

aşk derken, bir insanın başka bir insana duyduğu her tür duygusal çekim kast ediliyorsa eğer; bu, çoğunlukla ego işidir. çok nadirdir hiç bir karşılık gözetmeden birini sevebilmek. doğal olarak ,karşılık beklemiyorum diyen biri çoğu zaman doğruyu söylemiş olmaz. herkes biraz kendi için sever diğerini ve en iyi ihtimalle karşıdakinin iyiliği ve huzurunun da ancak kendi yanında bulunmasına bağlı olduğunu düşünür.

not: işbu ileti, yazarın saçma sapan aforizmalarını içerir. çok da ciddiye alınmamalıdır.
devamını gör...

acilen gündem olması gereken talep başlığı.

elbette ki sığınmacılar ve kaçak göçmenler bütün olarak büyük bir sorun teşkil ediyor ancak bunların arasında afganların yeri ve yaratacağı tehlike bambaşka.

dünyanın en gelişmiş ülkelerinde, gün ortasında halka açık yerlerde ve toplu halde, kadınlara saldırıp tecavüz etmeye çalışan bir yaratık türünden bahsediyoruz.

tehlike çok büyük.
devamını gör...

sinemaya gidip, arka arkaya filmler izlemek. o kadar özledim ki. film izlemek değil mesele tabi. film izlemek için bir yerden baska bir yere gitmeyi, heyecanlanmayı, belki öncesinde bir kahve içmeyi, karanlıkta o koca ekranın içinde kaybolmayı, biten filmden sonra sokaklarda o filmle dolaşmayı vs. bu ritüeli çok özledim.
devamını gör...

bir gıda isminin sonuna eklendiyse, ilgili gıdanın tadının rezalet olduğuna işarettir..
devamını gör...

ensenizden aşağıya akan o ufacık sinir, tüm vücuda yayılan o sıcaklık. kapıyı çektikten sonra anahtarı evde unuttuğunuzu veya kasa sırası size geldiğinde cüzdanı evde bıraktığınızı fark ettiğiniz o an gibi irade dışı anların yanında, çoğunlukla sizin yediğiniz ya da başkasının yediği nanenin farkına varıldığı o kısacık anlar.

en tehlikeli olanları da sonunuzu kendi iradenizle hazırladığınız anlardır. küçükken bu hissi yaşamak için dolabınızdaki abur cuburları annenizden habersiz bitirip fark edilmesini beklemek yeterli gelebilir, fakat büyüdükten sonra abur cuburla yetinmeyeceğiniz için dolapta ne tuttuğunuza dikkat etmekte fayda var.*

(bkz: gizliden gizliye zevk alınan ufak sapkınlıklar)
devamını gör...

bugün rabia aradı dershaneden olan, aramız bozuktu hallettik. sonra seni sordu adını hatırlayamadım ama barıştınız siz değil mi dedi ben de hayır dedim. nasıl ya dedi ben barışırsınız sanıyordum dedi. ben de öyle sanıyordum. allasen biz nasıl kabullendik ayrı olmayı?
devamını gör...

pick me girl' ler için başlık açılmamış... nam-ı diğer seç beni kızları. aslında bayağı etraftalar. şöyle tanımlayayım hemen anımsayacaksınız; sırf karşı cinse kendini beğendirebilmek için hemcinslerini aşağılayan, olduk olmadık özelliklerle "sevimli" görünmeye çalışan ya da karşı tarafla yakınlaşabilmek için aciz taklidi yapan kızlara diyoruz. bir iki örnek verecek olursak, "ya ben zaten kızlarla anlaşamıyorum ya aşırı dramatikler." "baksana ben miniciğim sweatin içinde kayboluyorum" "bağcığımı bağlasanaa ben yapamıyorum" "bana çikolatalı süt alsanaaa" gibi cümleler zaten tanıdık gelmiştir. burda erkeklerle daha iyi anlaşan ya da çikolatalı süt seven kızlara laf etmiyorum. bunun farklıyım diye reklamını yapıp seç beni diye bağıran kızlara diyorum. kızlar ayağınız yere bassın. sevilmek ilgi görmek için duruşunuzu bozmayın. sevgiler
devamını gör...

cuma gecesi güzelliği.*
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

biraz sorumluluk, biraz düşünce gücü, biraz mizah anlayışı yani her şeyden biraz bir şeyler gerektiren bir durumdur aslında. toplumda bir statü kazandırmasa bile, yazdığının okunduğunun bilinmesi, düşüncelerini birilerini duyurabilme fırsatının yakalanması nedeniyle aslında güzel bir şeydir. yine de kendini çok kaptırmamak lazım bu duruma. aksi takdirde durum psikolojiyi biraz zorluyor. gece yatağına girince sözlüğe yazacaklarını, yazabileceklerini düşünmeye başlıyorsun. bırak geceyi hayatına bariz giriyor sözlük kavramı, aranıyorsun ne yazsam, ne ilgi çeker, ne okunur diye. ciddi boyutlara ulaşması bunun asosyallikle sonuçlanabilecek durumlara sebebiyet verebiliyor. abartmamak gerek dediğim gibi durumu. ha nereden biliyorsun böyle olduğunu derseniz, kendimi inceledim, gözlemledim. ordan biliyorum. evet bu aralar iyi değilim. sözlükle bozdum kafayı. hayatta statüm ne olmuştur acaba? soru bu olmalı. sözlük statüsü önemli değil.
devamını gör...

her ne kadar filmde işlenen sendrom otizm olsa da, kim peek adlı megasavant. (bkz: savant sendromu)

görsel hafızası nedeniyle son derece iyi bir hafızaya sahipti peek. ancak sosyal ilişkiler konusunda oldukça kötüydü ve bazı konuşmaları anlayamıyordu. sol gözüyle kitabın sol sayfasını, sağ gözüyle sağ sayfasını okuyarak 1 saat içinde bir kitabı ezberleyebiliyordu. 12.000 kitaptaki tüm kelimeleri ezberlemişti. bilgisayarların baş edebileceği türden hesaplamalar yapabiliyordu ama iq testi sonuçları 90 bile çıkmıyordu. yürümek, düğme iliklemek gibi konularda dahi başarılı olamıyordu. buna rağmen sorulan rastgele bir tarihin hangi güne denk geldiğini hemen söyleyebiliyordu*.

2 şehir arasındaki en iyi rotaları hemen belirleyebiliyordu çünkü atlasları da ezbere biliyordu. william shakespeare'in oyunlarını çok sevdiği için tiyatrolarına gidiyor ama oyunculardan biri bir repliği yanlış söylediğinde peek ayağa fırlayıp onu düzeltiyordu.

bu arada filmdeki oyun kâğıdı ve kumarhane sahneleri gerçek hayatla pek de alakalı değil. zira peek, buna benzer bir şeyi denemek isteyerek kendisini kumarhaneye sokmak isteyen senaristi reddetmiş ve bunun etik olmadığını söylemiştir.

peek 2009 yılında kalp krizinden öldü. rain man adlı filmin kazandığı oscar ödülü kendisine verilmiş ve peek hayatı boyunca her gittiği yere bu ödülü de götürmüştür.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
görselin kaynağı
devamını gör...

üst üste gelen sıkıntılar bitip feraha erdiğim zaman. insan yaşarken fark etmiyor da sıkıntılı zamanları bitip geriye baktığında artık ben eski ben değilim diyor.
devamını gör...

bir balıkçı bir balık düşürdü teknesinden o sıra.. . yok böyle bir gürültü ya rabb.
tüm balıkçıllar üşüştü birden..
yok böyle bir gürültü ya rabb!..
kaptı bir martı lakin durmadı pelikanın çirkin gagası.. ...
o sıra sessiz sakin tamburumu icra ediyordum ben. karıştı peşrev, hüsrev
...
o sıra icra ediyordum ne güzel.. ah taksim.. karıştı peşrev, hüzzam taksim, ağladı tamburi cemil bey...
yok böyle bir gürültü ya rabb..
bir balıkçı düşürdü demliğini yere. bir balıkçıl geldi o sıra.. her karış bir yerine . aman. düğüm dilimlendi. amaan
yok böyle bir gürültü ya rabb. bir balıkçı düşürdü yere bir balığını teknesinden.
karıştı tamburumun telleri bir balıkçılın bestesine...

dilimlendi düğüm
devamını gör...

bill gates demiş ki: sınavlara çalışmaya daima geç başlayın. bu size zaman yönetimini ve acil durumlarla başa çıkmayı öğretir. "

ama sınav haftası için pek uygun bir söz değil sanki.* sınavları olanlara da başarılar dileyeyim buradan...
devamını gör...

cahit sıtkı tarancı - ölüm

sözünde durmadı mavi gökler;
gün kararıyor gitgide ölüm.
akşam yeli nedameti söyler;
nedamet yer etti bende ölüm.

ne yapsam, gün doğmuyor gönlümce;
sudur akar kendi bildiğince,
hangi pencereye koşsam gece;
gitmiyor bu can bu tende ölüm.

ne vefasız geçmişten hayır var,
ne gelecekler imdada koşar,
çoktandır tekneyi aldı sular;
çoktandır ümitler sende ölüm...
devamını gör...

filtre kahve gibi yapmasını da içmesini de çok ama çok sevdiğim kahvedir.

şunu da eklemeden geçmek istemiyorum açıkçası: türk kahvesi türkiye’de üretildiği için ‘’türk kahvesi’’ adını almamış, yapılış tarzından dolayı ‘’türk kahvesi’’ ismini almış.

şimdi efendim her kahvenin tadı tabii ki aynı olmuyor, galiba çekirdek özelliklerine bağlı bu durum. neyse ben o kadar anlama çekirdekmiş, aromaymış falan ama illaki bir damak tadımız da var. her kahve aynı tadı bırakmıyor her insanda olduğu gibi bende de…

şu yaşıma kadar çok fazla türk kahvesi markası denemedim açıkçası ama denediklerim için yapacağım yorumlar şöyle:

kurukahveci mehmet efendi’nin mağazalarından aldığım kahvenin tadı bence gayet güzel lakin biraz acımsı bir tadı var. belki de benim yapma tarzımdan dolayı oluyor diyeceğim ama diğer kahveleri de aynı şekilde yapıyorum ve bu kadar acı olmuyor.

yine kurukahveci mehmet efendi’ye ait paketli türk kahvesi ise taze olmadığı için bence oldukça kötü bir tada sahip. acımsılığı var ancak mevzu acı olup olmaması değil, tadı. çok değişik bir tadı var.

kahve dünyası’nın paketli türk kahvesi ise kurukahveci mehmet efendi’nin paketli türk kahvesine oranla daha güzel bir tada sahip ancak tabii ki taze çekilmiş türk kahvesi gibi değil.

şimdi gelelim en sevdiğim türk kahvesine. artuk bey kahve kuruyemiş mağazalarının türk kahvesi benim en sevdiğim türk kahvesidir. tadı da içimi de oldukça yumuşak ve mağazalarından direkt gözünüzün önünde taze taze çekiyorlar aynı kurukahveci mehmet efendi gibi. ama tadı dediğim gibi kurukahveci mehmet efendi’nin kahvesine oranla çok daha yumuşak ve lezzetli.

neyse bu kadar yorumlama, vedat milor’luk yeter. biraz da yapılışını anlatayım.

malzemeler:

iki çay kaşığı türk kahvesi
bir buçuk kahve fincanı ılık veya soğuk su
isteğe bağlı olarak şeker veya tatlandırıcı


yapılışı:

öncelikle cezvemize iki çay kaşığı kahvemizi koyuyoruz.

ardından soğuk veya ılık suyu ekliyoruz. burası çok önemli sevgili yazarlar. su sıcak olmamalı kesinlikle.

ardından eğer kullanıyorsak şeker veya tatlandırıcıyı ekliyoruz. burası da çok önemli. önce kahve, sonra su ve en sonda da şeker veya tatlandırıcı. bu sıralamayı tük kahvesi yaparken aklınızdan çıkarmayın.

daha sonra bu malzemeleri türk kahvesi suyun içinde eriyinceye kadar karıştırıyoruz ve ocağın üstüne koyuyoruz. yani ocağın üstüne koymadan önce de karıştırmamız gerekiyor hem de iyice.

ocağın üstüne koyduktan sonra da bir dakika kadar karıştırıyoruz ve kahvemizin pişmesini bekliyoruz.

kahvemiz taşmaya başlayınca köpüğünü bardağımıza koyuyoruz. daha saonra bir taşma daha olunca bardağımızın yarısına kadarını dolduruyoruz ve yine pilmeye bırakıyoruz. yine taşına bu sefer kalan tüm kahveyi bardağımıza boşaltıyoruz.

kahvemiz hazır.

afiyet olsun.
devamını gör...

yarasa seneca, yagami light, kuzguncuktaki vişne.

üç yazarın da ses tonu aynı fabrikadan çıkmış gibi.
devamını gör...

birsen tezer'in tüm şarklıları veya birsen tezer'in söylediği herhangi bir şarkı. sesinde huzur var kadının.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim