korona testlerinin yıkanıp tekrar kullanılması
test olurken ikinci kere düşünmeye sebebiyet verebilecek haberdir*.
endonezya'da yaşanan koronavirüs skandalı dünya gündemine bomba gibi düştü. bir tıbbı ürün firmasının korona testleri için kullanılan nazal çubukları yıkayıp yeniden sattığı ortaya çıktı. havaalanındaki testler için kullanıldığı açıklanan bu çubukların 9 binden fazla yolcunun testinde kullanıldığı öğrenilirken, endonezya polisi skandalın geçtiğimiz aralık ayından beri devam ettiğini ve firma yetkilisi dahil 5 kişinin tutuklandığını açıkladı.
buradan
endonezya'da yaşanan koronavirüs skandalı dünya gündemine bomba gibi düştü. bir tıbbı ürün firmasının korona testleri için kullanılan nazal çubukları yıkayıp yeniden sattığı ortaya çıktı. havaalanındaki testler için kullanıldığı açıklanan bu çubukların 9 binden fazla yolcunun testinde kullanıldığı öğrenilirken, endonezya polisi skandalın geçtiğimiz aralık ayından beri devam ettiğini ve firma yetkilisi dahil 5 kişinin tutuklandığını açıkladı.
buradan
devamını gör...
kimsenin nasıl olduğunu sormaması
bazen nasıl hissettiğinizin değil ama nasıl hissetmeniz gerektiğinin insanlarda bir karşılığı olur. nasıl yani? şöyle ki; hayatınızda çok güzel ya da çok kötü bir gelişme olmuştur ve herkes nasıl hissettiğinizi bildiğini düşünür. yalnızca o önemli olaya odaklanır ve belirleyicinin o olduğunu düşünürler. düşünürüz. evet biz de yaparız bunu.
insan, güzel bir gelişmeye sevinmelidir ve hiçbir şey onu üzmemelidir. kötü bir şey olduysa kolay kolay gülemez ya da gülmemelidir. iyi hissedemez, bir an için onu üzen her neyse aklından çıkaramaz. kesin yalnız kalmak da istiyordur, aman üstelememek lazım.
hâlbuki bu şekilde yaşamıyoruz. olur olmadık zamanlarda gülmek, ağlamak, hissetmek ya da hissetmemek istiyoruz. nasıl olduğumuz sorulsun ve cevabı bizden gelsin istiyoruz. çünkü tek bir şeyin belirleyiciliğinden hoşlanmıyoruz. ee tabii hayat da bir yandan akıp gidiyor ve her şey zıttıyla var olup bir denge kuruyor. hayat bize dönüp "bugün en mutlu günün, hiçbir aksilik olmayacak" demiyor ki.
gel gelelim bu kadar konuştuk bir yere bağlayalım. her şeyi sorup da bir onu es geçtiğimiz "nasılsın" sorusu bazen tam da ihtiyaç duyulandır. soralım, sorun, sorsunlar.
insan, güzel bir gelişmeye sevinmelidir ve hiçbir şey onu üzmemelidir. kötü bir şey olduysa kolay kolay gülemez ya da gülmemelidir. iyi hissedemez, bir an için onu üzen her neyse aklından çıkaramaz. kesin yalnız kalmak da istiyordur, aman üstelememek lazım.
hâlbuki bu şekilde yaşamıyoruz. olur olmadık zamanlarda gülmek, ağlamak, hissetmek ya da hissetmemek istiyoruz. nasıl olduğumuz sorulsun ve cevabı bizden gelsin istiyoruz. çünkü tek bir şeyin belirleyiciliğinden hoşlanmıyoruz. ee tabii hayat da bir yandan akıp gidiyor ve her şey zıttıyla var olup bir denge kuruyor. hayat bize dönüp "bugün en mutlu günün, hiçbir aksilik olmayacak" demiyor ki.
gel gelelim bu kadar konuştuk bir yere bağlayalım. her şeyi sorup da bir onu es geçtiğimiz "nasılsın" sorusu bazen tam da ihtiyaç duyulandır. soralım, sorun, sorsunlar.
devamını gör...
moderasyon açıklamalarının inandırıcı olmaması
yeterli gelmeyen açıklamalar/iletmek istediğiniz şeyler için online bölümündeki renkli kişilere dilediğiniz zaman yazabilirsiniz, demek istediğim başlık.
ayrıca; rahatsız olduğumuz konuları şikayet etme özgürlüğümüz ve yetimiz varken neden bunları başlık açarak anlatırız?
troll/rahatsız edici kişiler şikayet edilebiliyor, engellenebiliyor. bunu yapmak yerine onlar gibi olmayı tercih ediyorsanız, neyi şikayet ediyorsunuz?
ayrıca; rahatsız olduğumuz konuları şikayet etme özgürlüğümüz ve yetimiz varken neden bunları başlık açarak anlatırız?
troll/rahatsız edici kişiler şikayet edilebiliyor, engellenebiliyor. bunu yapmak yerine onlar gibi olmayı tercih ediyorsanız, neyi şikayet ediyorsunuz?
devamını gör...
ömür boyu yetecek paran olsa çalışır mısın sorunsalı
boşuna burada veberci protestan ahlakı satmayın arkadaşlar.
bu çalışmanın kutsallığı safsataları, sermayenin ve egemenlerin işçi sınıfında rıza yaratmak için ortaya attığı lakırtılardan başka hiçbir şey değil.
içine düştüğümüz sistemde emeğimizi toplumsal emek zaman değeri ölçüsünce satmaktan başka hayatta kalma ihtimalimiz yok bizim. çünkü biz mülksüzleştirilenleriz. gerçekten bana ekonomi politik anlattırmayın, kapitalizmin üretim ilişkilerini ayak üstü tahlil etmek yeterli de olmaz zaten. o yüzden gidiniz azıcık okuyunuz.
(bkz: das kapital)
yani çok açık olayım, hayatta kalabilecek olsam ne diye 1 kendi heybeme 10 burjuvazinin heybesine koyarak çalışmak zorunda olduğum bu sistemde çalışmayı sürdüreyim?
zenginler benim ürettiğim artı değerle daha da mı zengin olsun?
velhasıl kelam emeğimi ve zamanımı satmadan hayatta kalabilecek olsam asla çalışmam. başka şeyler yaparım. okurum, yazarım ne biliyim, sınıfımın safına gücümü akıtırım. gider yoksul mahallelerde ücretsiz öğretmenlik yaparım tam zamanlı.
çalışmanın, sömürülmenin, emek ve zamanını satmanın övülecek, kutsanacak, güzellenecek bir tarafı yok arkadaşlarlar. protestan ahlakı zırvalıkları falan hep kapitalizmin egemenliğini perçinlemek için ortaya çıkmış şeyler, geçiniz bunları.
ha illa çalışılacaksa bunun tek adil ve güzel olan biçimi birlikte üretilip birlikte tüketildiği ihtimallerdedir. (bkz: komünizm)
bu çalışmanın kutsallığı safsataları, sermayenin ve egemenlerin işçi sınıfında rıza yaratmak için ortaya attığı lakırtılardan başka hiçbir şey değil.
içine düştüğümüz sistemde emeğimizi toplumsal emek zaman değeri ölçüsünce satmaktan başka hayatta kalma ihtimalimiz yok bizim. çünkü biz mülksüzleştirilenleriz. gerçekten bana ekonomi politik anlattırmayın, kapitalizmin üretim ilişkilerini ayak üstü tahlil etmek yeterli de olmaz zaten. o yüzden gidiniz azıcık okuyunuz.
(bkz: das kapital)
yani çok açık olayım, hayatta kalabilecek olsam ne diye 1 kendi heybeme 10 burjuvazinin heybesine koyarak çalışmak zorunda olduğum bu sistemde çalışmayı sürdüreyim?
zenginler benim ürettiğim artı değerle daha da mı zengin olsun?
velhasıl kelam emeğimi ve zamanımı satmadan hayatta kalabilecek olsam asla çalışmam. başka şeyler yaparım. okurum, yazarım ne biliyim, sınıfımın safına gücümü akıtırım. gider yoksul mahallelerde ücretsiz öğretmenlik yaparım tam zamanlı.
çalışmanın, sömürülmenin, emek ve zamanını satmanın övülecek, kutsanacak, güzellenecek bir tarafı yok arkadaşlarlar. protestan ahlakı zırvalıkları falan hep kapitalizmin egemenliğini perçinlemek için ortaya çıkmış şeyler, geçiniz bunları.
ha illa çalışılacaksa bunun tek adil ve güzel olan biçimi birlikte üretilip birlikte tüketildiği ihtimallerdedir. (bkz: komünizm)
devamını gör...
onistanbul
kendisini tanım altlarında gördüğüm yazarımız. ara sıra karşılaşıyorum. karşılaştığım zaman da okumadan geçmiyorum tabii. hoş, güzel tanımları bulunmaktadır. kalemine sağlık. iyi sözlükler efendim.
devamını gör...
atatürk'ü anlamak
normalin üzerinde bir zekâ gerektirir.*
devamını gör...
29 nisan 17 mayıs arası tam kapanma
elinde market poşetiyle şehir değiştirmeye çalışanları göreceğimiz süreçtir. herşey bir yana vah ensafın, dar gelirlinin, gelirsizin haline...
devamını gör...
şûrîde
farsça kökenli bir kelimedir.
yanmış, karışık, perişan gibi mânâlara geldiği gibi aşık, şeydâ, meftun gibi mânâlara da gelir.
resimag.com/p1/69501edc9a26.jpeg
mestâne gözleri ile gözüm bulaydı hâb
şûrîde gîsûsu ile teşvîş olmasa
kadı burhâneddin
dâima şûrîde-i ihtiras birkaç serserinin âlet-i âmâli olarak lâyenkatı kanlı iğtişaşlar çıkaran arnavutlar…
cenap şahâbeddin
hâlî değildir bülbülün gülşende her şeb nağmesi
elbette ol şûrîdenin başında vardır bir hevâ
(?)
yanmış, karışık, perişan gibi mânâlara geldiği gibi aşık, şeydâ, meftun gibi mânâlara da gelir.
resimag.com/p1/69501edc9a26.jpeg
mestâne gözleri ile gözüm bulaydı hâb
şûrîde gîsûsu ile teşvîş olmasa
kadı burhâneddin
dâima şûrîde-i ihtiras birkaç serserinin âlet-i âmâli olarak lâyenkatı kanlı iğtişaşlar çıkaran arnavutlar…
cenap şahâbeddin
hâlî değildir bülbülün gülşende her şeb nağmesi
elbette ol şûrîdenin başında vardır bir hevâ
(?)
devamını gör...
okuyana ilaç olacak sözler
üzül, ağla, kırıl, incin ama muhakkak yeniden başla. kalk ayağa düştüğün yerden ve unutma yaşıyorsan hala umut var demektir.
devamını gör...
dünya'nın dönüş hızı
üst edit: yazarken insana uzun gibi gelmiyor yazı ama bitip de geriye bakınca görüyorum ne çok yazdığımı. bu kadar uzun yazıların yeri değil belki burası ama maksat bilgi vermek olunca kendimi tutamıyorum. kusura bakmayınız baylar bayanlar!
gezegenimizin kendi ekseni etrafında dönerken sahip olduğu hız.
son günlerde bu hız, bir artışla gündeme geldi. bunun ne anlama gelebileceğine de değineceğim yazının sonunda.
konuya geçmeden önce küçük bir bilgi eklemek isterim. dünya'nın güneş sistemi içerisindeki 2 ayrı hızından bahsedebiliriz. bunlardan biri ekseni etrafında dönerken sahip olduğu, diğeri de güneş etrafında dolanırken sahip olduğu hız. bu iki kavram birbirinden "dönmek" ve "dolanmak" olarak ayrılır. başlığı uzatmamak adına eksen kelimesini işin içine katmadım ama dönüş dediğimizde anlaşılması gereken şey, kendi ekseni etrafında dönmek; güneş etrafında dolanmak değil.
bundan başka, galaksideki hızımız da var ama bu yazının konusu değil.
***
eğer tam kuzey kutup noktasından uzaya yükselip aşağıya, dünyaya bakabilseydiniz, onun saat yönünün tersinde, batıdan doğuya doğru döndüğünü görürdünüz. astronomide buna prograt yönde dönmek de deriz. bu hareketin hızı, ekvatorda yaklaşık olarak saatte 1670 kilometre. kutuplara doğru gidildikçe bu sayı azalır ve tam kutuplarda, yani 0 noktalarında açısal hız da 0 olur.
bahsi geçen 1670 km/s sabit bir sayı değil. uzaydaki her şey gibi, sistemimiz de sürekli bir değişim içerisinde ve dünya oluştuğu günden bu yana dönüş hızının bir kısmını kaybetmiş durumda. bunda başlıca neden, ay'ın yılda 3,8 cm kadar uzaklaşıyor oluşu ve dünyada oluşturduğu gelgit etkileri. eldeki verilerle yapılan hesaplamalara göre milyonlarca yıl önce 1 günün 23,5 saat sürdüğünü tahmin ediyoruz.
ayrıca çok büyük depremlerin, eriyen buzulların ve benzer doğal afetlerin de dönüş hızımızı etkilediğini biliyoruz.
bu şekilde devam ederse çok ama çok uzak bir gelecekte dünya'nın tamamen duracağını hatta belki de ters yöne doğru dönmeye başlayacağını da söyleyebiliriz.
***
sabit olmayan hızımız nedeniyle, tıpkı artık yıl kavramına benzer bir kavramımız daha var: artık saniye.
atom saati adı verilen hassas saatler bize, dönüş hızımızın milisaniye mertebesinde değişime sahip olabileceğini gösterdi.
1 milisaniye = 0,001 saniye
meydana gelen bu değişimler, tıpkı yıllara eklenen artık yıl olayında olduğu gibi saatlerimize ekleniyor ve biz yine 1 günü 24 saat olarak yaşıyoruz. artık saniyeler bugüne dek, yavaşlamadan kaynaklı olarak hep pozitifti. belirli zamanlarda yıllara eklememizi gerektiren bir sayı...
popsci'den alıntı. yazının yazıldığı yıl 2017:
--- alıntı ---
dünya’nın dönüş hızı azalmaya başladığından dolayı eklenmeye devam eden ekstra saniyeler rastgele yıllara değil, belirli yıllara ekleniyor; bunun nedeniyse güneş zamanıyla aynı hizada kalabilmek. bahsi geçen dönüş hızı bir saniyeye tekabül edecek oranlarda azalmamaya başladığından beri fazladan saniyelerin her sene veya düzenli aralıklarla eklenme zorunluluğu ortadan kalkmış durumda. utc ve güneş zamanı arasında oluşan farkın 0.9 saniyenin üstüne çıkma tehlikesiyle karşı karşıya kaldığımızda uluslararası dünya rotasyon ve referans sistemi (ıers) bu durumu saptıyor ve bahsedilen ekstra saniyeler bu uyarılar sayesinde ekleniyor. bu yıl eklenen saniyeyi saymazsak ıers, günümüze kadar 26 artık saniyeyi garip ve demode bir sistem aracılığıyla eklemiş durumda.
--- alıntı ---
***
geçenlerde yayımlanan bir araştırma, dünya'nın dönüş hızının yıllardır bilindiği gibi azalmayı bırakıp ufak bir artışa geçtiğini gösterdi. bu da ortaya negatif bir "artık" saniye durumu çıkarmış oldu. yani her zaman yapılan işlemin tersini yapmamızı gerektirecek.
***
dönüşümüz hızlanmaya devam ederse ne olur?
bu şekilde küçük artışlarla devam ettiği sürece hemen hemen hiçbir şey. en azından kısa vadede...
***
eğer aksine, hız bir anda, yüksek miktarlarda artarsa bu biraz daha karışık işlere yol açar.
öncelikle uydular bundan etkilenir çünkü bunların bazıları dünya ile eşzamanlı olarak dolanıyor çevremizde. bunu bozarsak, iletişim alanında kesintiler olur. gezegenin sahip olduğu merkezkaç kuvveti değişir, eğer çok büyük bir hızlanma söz konusu ise biyolojik saatlerimiz buna adapte olmakta zorlanır. jet akımı dediğimiz olaylarda sıkıntılar çıkar, mesela kasırgalar çok hızlı döneceğinden daha enerjik ve yıkıcı olur. kıyılar, hatta iç kesimler özellikle de ekvator yakınındakiler sular altında kalır. son derece büyük depremler ortaya çıkar.
sonuç olarak hızda dalgalanmalar olağan şeylerdir ve bu nedenle de en azından şu an endişelenmenizi gerektirecek bir durum yok.
gezegenimizin kendi ekseni etrafında dönerken sahip olduğu hız.
son günlerde bu hız, bir artışla gündeme geldi. bunun ne anlama gelebileceğine de değineceğim yazının sonunda.
konuya geçmeden önce küçük bir bilgi eklemek isterim. dünya'nın güneş sistemi içerisindeki 2 ayrı hızından bahsedebiliriz. bunlardan biri ekseni etrafında dönerken sahip olduğu, diğeri de güneş etrafında dolanırken sahip olduğu hız. bu iki kavram birbirinden "dönmek" ve "dolanmak" olarak ayrılır. başlığı uzatmamak adına eksen kelimesini işin içine katmadım ama dönüş dediğimizde anlaşılması gereken şey, kendi ekseni etrafında dönmek; güneş etrafında dolanmak değil.
bundan başka, galaksideki hızımız da var ama bu yazının konusu değil.
***
eğer tam kuzey kutup noktasından uzaya yükselip aşağıya, dünyaya bakabilseydiniz, onun saat yönünün tersinde, batıdan doğuya doğru döndüğünü görürdünüz. astronomide buna prograt yönde dönmek de deriz. bu hareketin hızı, ekvatorda yaklaşık olarak saatte 1670 kilometre. kutuplara doğru gidildikçe bu sayı azalır ve tam kutuplarda, yani 0 noktalarında açısal hız da 0 olur.
bahsi geçen 1670 km/s sabit bir sayı değil. uzaydaki her şey gibi, sistemimiz de sürekli bir değişim içerisinde ve dünya oluştuğu günden bu yana dönüş hızının bir kısmını kaybetmiş durumda. bunda başlıca neden, ay'ın yılda 3,8 cm kadar uzaklaşıyor oluşu ve dünyada oluşturduğu gelgit etkileri. eldeki verilerle yapılan hesaplamalara göre milyonlarca yıl önce 1 günün 23,5 saat sürdüğünü tahmin ediyoruz.
ayrıca çok büyük depremlerin, eriyen buzulların ve benzer doğal afetlerin de dönüş hızımızı etkilediğini biliyoruz.
bu şekilde devam ederse çok ama çok uzak bir gelecekte dünya'nın tamamen duracağını hatta belki de ters yöne doğru dönmeye başlayacağını da söyleyebiliriz.
***
sabit olmayan hızımız nedeniyle, tıpkı artık yıl kavramına benzer bir kavramımız daha var: artık saniye.
atom saati adı verilen hassas saatler bize, dönüş hızımızın milisaniye mertebesinde değişime sahip olabileceğini gösterdi.
1 milisaniye = 0,001 saniye
meydana gelen bu değişimler, tıpkı yıllara eklenen artık yıl olayında olduğu gibi saatlerimize ekleniyor ve biz yine 1 günü 24 saat olarak yaşıyoruz. artık saniyeler bugüne dek, yavaşlamadan kaynaklı olarak hep pozitifti. belirli zamanlarda yıllara eklememizi gerektiren bir sayı...
popsci'den alıntı. yazının yazıldığı yıl 2017:
--- alıntı ---
dünya’nın dönüş hızı azalmaya başladığından dolayı eklenmeye devam eden ekstra saniyeler rastgele yıllara değil, belirli yıllara ekleniyor; bunun nedeniyse güneş zamanıyla aynı hizada kalabilmek. bahsi geçen dönüş hızı bir saniyeye tekabül edecek oranlarda azalmamaya başladığından beri fazladan saniyelerin her sene veya düzenli aralıklarla eklenme zorunluluğu ortadan kalkmış durumda. utc ve güneş zamanı arasında oluşan farkın 0.9 saniyenin üstüne çıkma tehlikesiyle karşı karşıya kaldığımızda uluslararası dünya rotasyon ve referans sistemi (ıers) bu durumu saptıyor ve bahsedilen ekstra saniyeler bu uyarılar sayesinde ekleniyor. bu yıl eklenen saniyeyi saymazsak ıers, günümüze kadar 26 artık saniyeyi garip ve demode bir sistem aracılığıyla eklemiş durumda.
--- alıntı ---
***
geçenlerde yayımlanan bir araştırma, dünya'nın dönüş hızının yıllardır bilindiği gibi azalmayı bırakıp ufak bir artışa geçtiğini gösterdi. bu da ortaya negatif bir "artık" saniye durumu çıkarmış oldu. yani her zaman yapılan işlemin tersini yapmamızı gerektirecek.
***
dönüşümüz hızlanmaya devam ederse ne olur?
bu şekilde küçük artışlarla devam ettiği sürece hemen hemen hiçbir şey. en azından kısa vadede...
***
eğer aksine, hız bir anda, yüksek miktarlarda artarsa bu biraz daha karışık işlere yol açar.
öncelikle uydular bundan etkilenir çünkü bunların bazıları dünya ile eşzamanlı olarak dolanıyor çevremizde. bunu bozarsak, iletişim alanında kesintiler olur. gezegenin sahip olduğu merkezkaç kuvveti değişir, eğer çok büyük bir hızlanma söz konusu ise biyolojik saatlerimiz buna adapte olmakta zorlanır. jet akımı dediğimiz olaylarda sıkıntılar çıkar, mesela kasırgalar çok hızlı döneceğinden daha enerjik ve yıkıcı olur. kıyılar, hatta iç kesimler özellikle de ekvator yakınındakiler sular altında kalır. son derece büyük depremler ortaya çıkar.
sonuç olarak hızda dalgalanmalar olağan şeylerdir ve bu nedenle de en azından şu an endişelenmenizi gerektirecek bir durum yok.
devamını gör...
kimliksiz hikayeler
f)
gecenin karanlığında yatağımın hemen baş ucunda duran aynaya ilişti gözlerim. ay ışığının altında belli belirsiz bir silüet gördüm sonra. kalktım geçtim aynanın karşısına, yansımam olması gereken yerde bir adam vardı. gülümsüyordu ama tam anlamıyla mutlu da görünmüyordu. gözlerinde açık bir hüzün vardı ve belki de gülümsemesini buruklaştıran da buydu. el salladı önce. yaklaşmamı işaret etti. bir şey ya da bir his onun, aynı benim gibi olduğu düşüncesini sokmuştu aklıma. sanki o da dışarıdan bıcır bıcır konuşan ama yüreğinde çokça susanlardandı. aklımdan bunları geçirirken elini uzattı. "güzel insanım" dedi. hem çok yakından, yüreğimden tanıdığım hem de hiç tanımadığım bu adamın elinden tuttum pervasızca. mantıklı gelmiyordu ama bir yandan çekiliyordum aynanın içine doğru. attığım her adımda farklı bir his kaplıyordu her yanımı. sıcaklık, merak, arzu, özlem... duygular öyle yoğun geliyordu ki yüreğimin kaldırmayacağından korktum. tam yanına ulaşıp sıcak nefesini hissettiğim an fısıldadı. "seni seviyorum. " anlamakta zorlanıyordum. bir yanım kollarımı boynuna sarmak bir yanım da koşarak kaçmak istiyordu. gülüşünden öpmek istiyordum, ayaklarım ise geriye doğru gidiyordu.
gecenin karanlığında yatağımın hemen baş ucunda duran aynaya ilişti gözlerim. ay ışığının altında belli belirsiz bir silüet gördüm sonra. kalktım geçtim aynanın karşısına, yansımam olması gereken yerde bir adam vardı. gülümsüyordu ama tam anlamıyla mutlu da görünmüyordu. gözlerinde açık bir hüzün vardı ve belki de gülümsemesini buruklaştıran da buydu. el salladı önce. yaklaşmamı işaret etti. bir şey ya da bir his onun, aynı benim gibi olduğu düşüncesini sokmuştu aklıma. sanki o da dışarıdan bıcır bıcır konuşan ama yüreğinde çokça susanlardandı. aklımdan bunları geçirirken elini uzattı. "güzel insanım" dedi. hem çok yakından, yüreğimden tanıdığım hem de hiç tanımadığım bu adamın elinden tuttum pervasızca. mantıklı gelmiyordu ama bir yandan çekiliyordum aynanın içine doğru. attığım her adımda farklı bir his kaplıyordu her yanımı. sıcaklık, merak, arzu, özlem... duygular öyle yoğun geliyordu ki yüreğimin kaldırmayacağından korktum. tam yanına ulaşıp sıcak nefesini hissettiğim an fısıldadı. "seni seviyorum. " anlamakta zorlanıyordum. bir yanım kollarımı boynuna sarmak bir yanım da koşarak kaçmak istiyordu. gülüşünden öpmek istiyordum, ayaklarım ise geriye doğru gidiyordu.
devamını gör...
normal sözlük dizi ve film kulübü korku filmi festivali
28 temmuz çarşamba günü, saat 22.00'de başlayacak olan festivaldir.
festivalin tanıtım fragmanı da buradadır ; streamable.com/ph5tlh
festival kapsamında izlenecek filmlerin listesi aşağıdadır ;
1. the blair witch project
2.christine
3.suspiria
4.scream
5.hellraiser
6.the faculty
7.killer klowns from outer space
8.poltergeist
9.pet cemetery
10.you're next
11.funny games
12.texas chainsaw
13.i know what you did last summer
14.collector
15.the exorcist
herkesi bekliyoruz, ön sıralardan yerlerinizi almanız dileğiyle.
festivalin tanıtım fragmanı da buradadır ; streamable.com/ph5tlh
festival kapsamında izlenecek filmlerin listesi aşağıdadır ;
1. the blair witch project
2.christine
3.suspiria
4.scream
5.hellraiser
6.the faculty
7.killer klowns from outer space
8.poltergeist
9.pet cemetery
10.you're next
11.funny games
12.texas chainsaw
13.i know what you did last summer
14.collector
15.the exorcist
herkesi bekliyoruz, ön sıralardan yerlerinizi almanız dileğiyle.
devamını gör...
eşeğin kuyruğu
kendisine büyük bir haksızlık yapılmakta olan ve ivedilikle yazar yapılması gereken çaylak dostumuz.
devamını gör...
bir evin huzurlu olduğunu gösteren detay
bağırma çağırma sesleri yoksa,çay demleniyorsa huzurludur.
devamını gör...
genç nüfusun yüzde 68'inin türkiye'den gitmek istemesi
kalan %32 kısmının neden gitmeyi düşünmediğini düşündüren bir ortam var.
devamını gör...
normal sözlük entel yazarlar derneği
epeydir sesi sedası çıkmayan dernektir.
napıyonuz lan, hâlâ gündüz burada ağır abi pozunda takılıp "ben onlardan çok farklıyım" diye bize bok atıp, geceleri ise "senin için kitap seslendirdim aşkım", "sana murathan mungan gülüşü getirdim", "dur senin için şiir seslendirdim, yollayayım ses kaydını", "sen uyuyana kadar sana masal anlatacağım" diye fark edilmeyecek gibi birden fazla sözlük kadınına mesaj atıyonuz mu?*
arada farklı bişiler deneyin, şiiii.*
napıyonuz lan, hâlâ gündüz burada ağır abi pozunda takılıp "ben onlardan çok farklıyım" diye bize bok atıp, geceleri ise "senin için kitap seslendirdim aşkım", "sana murathan mungan gülüşü getirdim", "dur senin için şiir seslendirdim, yollayayım ses kaydını", "sen uyuyana kadar sana masal anlatacağım" diye fark edilmeyecek gibi birden fazla sözlük kadınına mesaj atıyonuz mu?*
arada farklı bişiler deneyin, şiiii.*
devamını gör...
ölmeden önce yapılacak bir şey
seven sevdiğiyle sevişmeli.
devamını gör...
güne bir şarkı bırak
devamını gör...
ölmüş birini özlemek
babaannemi çok özlüyorum, beni büyüten ve bu hayatta koşulsuz seven tek insandı.. tam bir istanbul hanımefendisiydi, konuşması, duruşu, sevgi dolu bakışları halen aklımda.. 2015'ten beri yanımda yok ama zihnimin bana bir hediyesi mi bilmiyorum ama ara sıra rüyamda görüyorum, sıkı sıkı sarılıp özlem gideriyorum. o rüyalar da olmasa hasretine nasıl dayanırdım bilmiyorum..
devamını gör...
