monday = moon’s day ( ay günü) = pazar(er)tesi

tuesday = tyr’s day = salı.
iskandinav tanrısı tyr’e adanmıştır.

wednesday = wodan’s day/otan/odin. her şeyin babası, en tepedeki tanrı anlamına gelen odin’e adanmıştır ( çarşamba ).

thursday : thor’s day. iskandınav tanrısı thor’a adanmıştır ( perşembe).

friday : 3 iskandinav tanrısından birine adanmıştır ama nereye baktığınıza göre değişiyor biraz. freya, freyr ve frigg üçlüsü.


saturday: saturn’s day. roma tanrısı satürn’e adanmıştır ( ilahi komedyada da çok fazla geçer).

sunday / sun’s day ( güneş günü). roma’da güneş-tanrı’ya adanmış gün.

edit : kendi ayrı başlığı olsun daha iyi. kim ilginç etimolojik bağlantılar adlı bir başlıkta ingilizce günlerinin kökenini arayacak? az mantık lütfen.
devamını gör...

yukarıya sabitlense dediğim başlık.
devamını gör...

küfür yok siyaset yok seks yok ülkü ocakları mı burası kardeşim ?
devamını gör...

hiç başıma gelmedi . azcık değiştiklerini fark edersem yol veririm gider. artık mantık ön planda olmalı canlar. hem neymiş ; hayat anlardan ibaretmiş...o kısacık anları da çekilmez hale getirenler varsa şimdiden bay bay.
devamını gör...

gerçekten "kendine" mi yoksa "gelinine*" mi konuştuğu ayrımının yapılması gereken durumdur.

kendi kendine konuşmak, oldukça sağlıklı ve olması gereken bir beceridir. kendi sesiyle yada düşünceleriyle kendine rehberlik eder birey. yeri gelir, laf lafı açar. üst düzey düşünme becerisi sağlar. kendi kendine konuşana deli demezler, aklı fazla gelmiş derler.

"gelinine" konuşan, hatta bunu söylenme derecesine getiren insanlar bu konudan tenzihtir. bu bireylerde, iletişim becerilerinin eksik olduğu ve kendilerini doğru yollarla ifade edemedikleri için bu yola başvurdukları görülür. yüksek bir sesle ve kendi kendine konuşuyor gibi görünen insanlar henüz benmerkezci konuşma gelişimini tamamlayamadığı için sosyal konuşma becerisini kazanamazlar ve insan ilişkilerinde de bunun yansımalarını gösterirler; dikkat ederseniz kurdukları cümlelerde hep bir rahatsız edici tonlama ve kelime vardır. sorsanız kendi kendime konuşuyorum derler, ama aslında "ben konuşmayı bilmiyorum, beni sen anla" demek istiyor da olabilirler. her şey empatiye mi gidiyor? no, no, no... dünyanın kahrını çekecek kadar akıllı olmanın alemi yok.*

neyse konumuza dönelim. insanlar sosyal varlıklardır. ama hepimizin bu gürültülü kalabalık içinde yalnız hissettiğimiz zamanlar oluyor. kimse bizi anlamıyordur ve biz de en güvendiğimiz dostumuz olan "kendimiz" ile konuşmayı iletişim kurmak ve fikir alışverişi yapmak için telafi edici bir yöntem olarak kullanırız. sosyal yalnızlığımıza devadır; ama uzman tavsiyesi değildir. sosyalleşin efendim.

kendi kendine konuşmak aynı zamanda zekanın aktif kullanılması ile ilgilidir. sesli düşündüğümüzde, beyin belirli bölgelerini harekete geçirerek daha detaylı çalışır. farklı bir bakış açısı kazanmanızı ve daha önce farkedemediğimiz ayrıntıları görmemizi sağlar.

mümkünse sesli yapın bu konuşmayı. düşündüklerimiz gayrimeşru detaylardır. söze dökülen düşünceler meşrulaşır. beyin duyduğuna daha çok inanır. motivasyon aracı olarak kullanın mesela. "ben bunu yapabilirim" diye haykırın. "ben güzelim, ben güçlüyüm" iltifatlarınız eksik olmasın; 90 60 90 olmasam da dünyanın en güzel kadınıyım, kaslarım olmasa da dünyanın en güçlü erkeğiyim deyin kendinize. şımartın kendinizi; bunun için illa köpüklü banyoya gerek yok. kendinize yönelik olumlu algılar oluşturun ki ruh sağlığınız yerinde olsun. haberlerde artık beden algısı bozulmuş genç kızlarımızı görmeyelim, anorexia nedir hiç duymamış olalım. biraz cahil kalalım bu terimlere. keşke mi? olsun.

he bir de bilime katkıda bulunmayı da unutmayalım. diyorlar ki z kuşağı gelmiş, hoş gelmiş. eli belki boş gelmiş, ama bence beyni dolu gelmiş. gelişleriyle beraber "kendi kendine konuşmak" çağımızın hastalığı olsun mu? yok, o kadarını ben diyemem. en azından kelimelere dökemem, ama içimden diyebilirim. halüsinasyon olmayan, kulaklarımıza fısıldamayan, gerçekliğine tüm varlığımızla inanmadığımız kelimelerimiz olacaksa isterim ama, o zaman söz! patolojik olduysanız sizi sağdan alalım, üzgünüm elendiniz. diğerleri yola devam.

en büyük yatırımı kendinize, kendinizi severek yapmanız dileğiyle...
devamını gör...

cd / && rm -rf

evde denemeyiniz
devamını gör...

bazen bir adım ötesi bile kaf dağının ardı gibi olabilir. bazen ise dünyanın öbür ucu göz açıp kapama mesafesindedir.
mesafeyi uzatan yaşanmışlıklardır, ulaşım aracı değildir. mesafeleri yok edenlere sonsuz mutluluklar selam eder.
devamını gör...

"gregor samsa bir sabah yatağında sıkıntılı rüyalarından uyandığında, kendini dev bir böceğe dönüşmüş olarak buldu."

dönüşüm, franz kafka
devamını gör...

ona aşık olduğumu söylemeye gittiğimde bana, başkasına aşık olduğunu söylemişti.
devamını gör...

(bkz: bir yer bulalım dünyadan uzak)
devamını gör...

2020 yılı içerisinde, ülkemiz okuma alışkanlıklarına ışık tutan araştırmadır.

yapılan araştırmaya göre, günde üç saat televizyon izleyen ve internette yedi saat geçiren halkımız, kitap okumaya sadece bir dakika ayırdı.

ayrıca, kitap okumak ihtiyaç listemizde 235. sırada kendine yer bulabildi.

haber için buradan
devamını gör...

aydınlanamamak.

bilimden ve akıldan uzak olan eğitim sistemimiz ve sorgulamaya asla aklımızdan bile geçirmediğimiz inançlarımız "özgürlüğün, yaratıcılığın ve özgünlüğün katili, farklılığınsa düşmanı" olan insanlar yetiştirmeye devam ettikçe karanlıkta kalmaya devam edeceğiz.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

özellikle hastalıklar için herkesin bir tedavi yöntemi vardır. bir grip veya nezle için mahalleli teyzelerden en az 20 tarif almışlığım var.
devamını gör...

sevgimi yaktım, küllerimden nefret doğdu.
her yerimin nefrete bulandığını gördüm.
nefret ettim her şeyden, en çok da sizden.
hatırladığım tek şey bu.
sonrası karanlık.. daha çok karanlık.
zamanla karanlığı da sevdim, hatta en çok onu sevdim.
sonrası yok, büyük bir boşluk..
devamını gör...

trabzon'da restoran işletmeciliği yapan ve pandemi koşullarından dolayı batan bir esnaf kardeşimizdir.
haber kaynağı
devamını gör...

(bkz: sen gemi mustafa sandal)
devamını gör...

herkesin yaşadığı memlekette bir ak parti il binası vardır illaki.

işte oralarda seçim olduğu zaman gidin yakınlarında durun, gelene geçene bakın.

başınıza düşen milli gelir ile cebinize girmesi gereken rızkınızı kim yiyor net bir şekilde görürsünüz.
devamını gör...

arkeolojik ve bilimsel açıdan neolitik dönem olarak adlandırılan ancak cilalı taş devri olarak da bilinen dönemdir.

insanlık tarihinin en önemli süreçlerinden biridir. çünkü toplayıcı ve avcı olan insanoğlu, bu dönemle beraber yerleşik hayata, bir düzene geçmeye başlamıştır.

aslında bir açıdan neolitik devrim dönemidir.

insanların yerleşik hayata geçmesiyle beraber arpa, buğday gibi o dönem yabani tahıl olarak görülen tahıllar ekilip biçilmeye başlandığı ve hayvanların evcilleşmeye başladığı bir dönem. * bu açıdan bakarsak aslında tarım devrimi de gerçekleşmiş oluyor.

insanların o dönemde göçebe yaşarken neden yerleşik hayata geçmeye karar verdikleri tam olarak hala çözüme kavuşmamış olsa da o dönemki coğrafya koşullarında pek çok farklı yerde yerleşik süreç başlamış.


kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel


yazı kaynağı : kendi hatırladığım notlarım.

resim : google.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim