bence üç grup yarışır bir numara için
1)pentagram anatolia albümü ve fly forever ile bir şarkılarıyla türkiyede yapılmış en iyi işlerdendir
2)kurban insanlar albümü tek başına türkçe rock için kült bir albüm.
3)mor ve ötesi dünya yalan söylüyor albümü türkiye'de en çok satan rock albümüdür.
-redd ve duman'ı da severim ama duman benim için rock yapmıyor çok arabesk. redd de 21 albümüyle bambaşka işler yaptı bence türkiye'nin pink floyduydu dağılmadan önce. hala iyiler ama tavırları biraz itici
-üçüncü yenicilerden de çıkan güzel işler var ama en iyiler içinde isimleri geçmez
-almora da türkiye'deki epica idi ama ilk üçe girecek kadar iyi değillerdi bence ama kesinlikle ilk 10'a girer
devamını gör...

sinema tarihinin en bilinen fantastik korku filmlerinden biri. özgün ismi " the birds" diye geçen, 1963 abd yapımı olan bu film yapıldığı dönemden bu yana, kendisinden ilham alan pek çok filme öncü olmuş, fakat "taklitler aslını yaşatır" misali, bu filmin başarısına ulaşamamış, film de bu yüzden efsane kalabilmiş. ölümcül arılar, devasa karıncalar, köpekbalıkları, piranhalar gibi hayvanların konu edindiği gerilim unsurları, bu filmin etkisi altında kalan sinemacılar tarafından ortaya çıkarılmış fakat spielberg'in jaws filmi dışındakiler, kuşlar'ın başarısına ulaşamamışlar.

filmin yönetmeni de, başarılı olmasında büyük payı olan, gerilim sinemasını korku unsurundan çıkarıp sanatsal bir kimliğe taşıyan, ingiliz alfred hitchcock. sevimli bir tonton görünümlü bu yönetmen, öyle gerçekçi bir sinema tarzına sahip ki, izleyiciyi büyüleyip hipnotize ederek, adeta koltuğa yapıştırıyor.

filmin hikayesi california'da geçiyor. zengin bir basın patronunun kızı, kuş satan bir işyerinde tanıştığı bir erkek ile hafta sonunu geçirmek için bir tatil kasabasına gidiyor. fakat eğlenceli bir şekilde başlayan hafta sonu tatili, bölgede bulunan kuşların toplanıp saldırıya geçmesiyle büyük bir kabusa dönüşüyor.
devamını gör...


" elimden gelse seninle sekiz yüz elli iki bin kilometre hiç durmadan konuşurdum."
“bu kadar yola nasıl benzin yetiştiririz?” “gider gibi yaparız.”


sevginin en saf halini iliklerime kadar hissettiğim kısım, gözlerim yaşarmıştı ilk okuduğumda hatta şu an yazarken bile. ne zaman birine samimi hisler beslesem ruhumun bir yerlerinde saklanmış bir zeze olduğunu hissederim.
devamını gör...

her çeşit insan var direk tüm insanlar deyin geçin. artık yalnız kalıp mutlu olabilirsiniz!!
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
puma ile olan sponsorluk anlaşmasından dolayı mı yoksa gerçekten gay pride desteği için mi giymiş bilmiyorum öncelikle.
dün akşam turgay demir ve emre bol isimli skor yorumcuları aaa yanlış yazmışım, spor olacaktı, bir daha milli takıma çağırılmamasını arzu etmişler. şaka değil.
bir futbolcu,
eşcinsel olamaz mı?
olabilir.
eşcinsellere destek veremez mi?
verebilir.
milli takıma seçilmenin kriteri heteroseksüel olmak mıdır?
değildir.
spor yorumcusunun işi kişisel tercihlere laf etmek midir?
hayır.
eeeee o zaman?
devamını gör...

finduk var, hamsi var, kara lahana var.
devamını gör...

bu toplum için psikolojik olarak çok zayıfım.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
küpeli / küpe çiçeği (fuchsia)
devamını gör...

ingiliz ressam john collier'in 1898'de tamamladığı tablo dur. eskiden britanya'da bildiğimiz ingilizlerin çok daha eski versiyonları varken (vikings izleyenler aşinadır, northumbrialar, wessexler falan dönemi) mercia diye bir krallık varmış, tam olarak şuradaymış. tablodaki kadın işte mercia'nın kontesi godiva.

efsaneye göre godiva'nın kocası leofric halkın sırtına o kadar yüksek bir vergi yüklemiş ki halk artık isyan noktasına gelmiş. karısı godiva da halktan yana tavır alınca leofric karısına asla kabul etmeyeceğini düşündüğü bir teklifte bulunmuş: "sadece saçlarına sarılarak, cıbıldak halde at sırtında sokaklarda gezersen vergileri indiririm". tablo da bu teklifi kabul eden godiva'yı gösterir. // yazar notu: aslında bütün süsün püsün, mücevheratın, kraliyeti simgeleyen kaftanların falan kullanılmadan yürünmesi zaman içinde değişerek "çırılçıplak yürüdü" efsanesine evrilmiş olabilir. o dönemlerde soyluluk bazı eşyalar üzerinden taşınan bir paye idi. "madem halkın yanındasın o zaman sıradan halk ol, soyluluğunu ve kraliyet kimliğini bırak da sıradan halk ol, yanlarında yürü bakalım" da denilmiş olabilir dük leofric tarafından (ki bu daha muhtemel olan senaryo).

tablo yıllar yılı bilinirliğini yitirmeden günümüze kadar ulaşmış, hatta heaven shall burn isimli bir grubun da veto isimli albümüne kapak fotoğrafı olmuştur (albümün ilk şarkısının ismi de godiva'dır hatta). şarkı için gerekli olan çilekli link
devamını gör...

aşkı en güzel anlatan karacaoğlan şiiri ,zülfü livaneli'nin sesinden de efsanevi bir türkü. o kadar huzurlu ve duygulu ki..
'nesine yar nesine..'

--- alıntı ---

yatar gül harmanı gibi
canımın dermanı gibi
her yanında çiçek açmış
binboğa ormanı gibi

nesine yar nesine
ölürüm ben sesine
bir daha vursa idi
nefesin nefesime

saçın yüzüne perde
yüreğim düştü derde
ayak üstü duramam
seni gördüğüm yerde

--- alıntı ---

dinlemek isteyenler için buradan
devamını gör...

misafirliğe gidilen evlerde ikram edilen yemekler . tadı tuzu illa bir noktasından beğenmezsin ama yemek zorunda kalırsın. nadir olarak iyi örneklerine denk geldiğimde de hakkını vererek masadan ayrıldığım yemekler.
devamını gör...

evde viski vardır. babanın viskisidir o... "my precious" diyerekten sessizce salona gidilir... olaylar olaylar.
devamını gör...

ikisi de neticede kitap okumaktır ancak kitaba dokunmalıyım, hissetmeliyim, kokusu vs diyen ve telefondan çok verimli bir şekilde takip edemem diyecekler için fiziki olarak okunması daha cezbecidir. diğer kesim için bir durum ağır bassa da çok da fark etmez herhalde diye düşünüyorum.

şahsım adına kitap okumayı çok sevmeme rağmen kitaba dokunmayı sadece dışardan olduğunda seviyorum milletin ölüp bittiği kokusu, sayfa sesi vs beni oldukça rahatsız ediyor ama kitaplara olan sevgim uğruna katlanıyorum. bu sebepten bazı zamanlar telefondan okumak oldukça cezbedici gelse bile takip etmek açısından fiziki olması daha kolay özelliklerde kalın kitaplarda işi zorlaştırıyor bana göre.
devamını gör...

ölümünden önceki son zamanlarında nikola tesla'cığımın en yakın dostu olan hayvan.

tesla sürekli parktaki güvercinleri besler, kaldığı otelin penceresi önüne gelenleri de ihmal etmezdi. yaralı olanları odasına getirip iyileştirirdi.


“yıllardır güvercinleri besliyorum. binlercesini besledim, kim bilir ne için… ama aralarında bir tanesi vardı ki… çok güzel bir güvercindi. bembeyazdı, yalnız kanatlarında gri benekçikler vardı. o farklıydı. bir dişiydi. onu her yerde ayırt edebilirdim.

nerede olursam olayım bu güvercin beni bulurdu. ne zaman onu yanımda istesem umutla seslenirdim, uçarak çıkar gelirdi. o beni anlardı, ben de onu…

o güvercine aşıktım. evet bir erkeğin bir kadını sevdiği gibi severdim onu ve o da beni. hasta olduğu zaman hemen haberim olurdu; odama gelirdi ve ben de günlerce onunla kalırdım. onu iyileştirirdim. o güvercin hayatımın neşe kaynağıydı. bana ihtiyacı olduğunda başka hiçbir şey umurumda olmazdı. benimle olduğu sürece hayatımın bir anlamı, amacı olurdu.

bir gece karanlıkta yatağıma uzanmıştım, zihnim problemler çözmekle meşguldü, sık sık yaptığı gibi uçarak penceremden içeri süzüldü ve masamın üstüne kondu. beni istediğini biliyordum, bana önemli bir şeyler anlatmak istiyordu. yanına gittiğimde anladım ki bana ölmek üzere olduğunu söylemek istiyordu. mesajını aldığımda gözleri ışıldadı, güçlü ışık demetleri yayılıyordu gözlerinden.

evet bu, gerçek bir ışıktı. güçlü, göz kamaştırıcı, kör edici bir ışıktı. laboratuvarımda lambalarımla elde edebildiğim tüm ışıklardan daha güçlüydü. o güvercin ölünce hayatımdan da bir şeyler eksildi. o zamana dek, ne kadar yoğun çalışmam gerekirse gereksin işimi tamamlamam gerektiğini düşünürdüm, bunu yapabileceğimden emindim her zaman için ama o hayatımdan çıkıp gittikten sonra artık yaşamım boyunca süren çalışmanın da sonunun geldiğini anlamıştım. evet, yıllar boyunca güvercinleri besledim. binlercesini… ve beslemeye de devam edeceğim, kim bilir ne diye?”

insanokur. org'dan alıntıdır.
devamını gör...

çaresizliği anlatan bir görsel bırakmak istedim.*
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

modernist neandertal
iki üstü hatta üç üstüne bile çıkar.
devamını gör...

"varmadan sekizine
ergin oldu ünzile
hem çocuk hem de kadın
12'sinde ana
bir gül gibi al ve narin
bir su gibi saydam ve sakin
susar kadın ünzile"
devamını gör...

kesinlikle öyledir. evine ekmek götüremeyen insanlar; milyon dolarlık futbolcular, süper zengin kulüp başkanları ve tuzu kuru antrenörleri için bir taraflarını yırtıyorlar her gün.

bununla da yetinmeyip, az elde ettikleri gelirlerinin bir kısmını takımları için harcıyorlar ki futbolcular milyonluk ciplere binmeye devam edebilsinler.
devamını gör...

belkide milliyetçilere tarihlerini hatırlatmak istediği için kızılderili kıyafeti giymiştir.
amerikan bağımsızlık savaşı'nın başlama sebeplerinden en büyüğü gösterilen ağır vergileri protesto sırasında, bazı beyazlar mohawk kızılderili'si kılığına girmiş ve limandaki gemiler dolusu çay, denize dökülmüştür.
çay partisi denilen bu olaydan kısa süre sonra çatışmalar başlamıştır.
devamını gör...

ufak çaplı stalker'lık yapıyorum, evet..
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim