kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

öldükten sonra ne oluyor?
sorunun cevabı her şey bitiyor ise bu çok üzücü ve korkunç bir durum oluyor.
sorunun cevabı sonsuzluk ise aklım almıyor nasıl olabilir her şeyin bir sonu olmalı.
devamını gör...

devam ettirelim. tayber doğan yine beyaz ekranlara cikmis yargi dagitiyordu. konusmanin sonunda peace dedi ve zafer isareti yaparak barış mesajlari verdi. alkis kiyamet kapattim televizyonu.
devamını gör...

balkan göçmeni olmam dolayısıyla ek kontenjanla alınabileceğimi düşündüğüm cemiyet, kaynamış sütün üzerindeki ince kaymak tabakası yukarıda demiş gelebilirsiniz diye sonuçta. ama beni dışlamayacağınıza söz vermeniz lazım!
devamını gör...

kara perşembe olarak da adlandırılan kapitalizmin büyük bunalımı. 1929 ekonomik krizi...

başlangıcı 24 ekim 1929 perşembe'dir. bitişi ise maalesef yok. bugün hala binbir çeşit etkisi, bunalımla birlikte oluşturulan ve insan üzerinde oynanan kuramları, karteller, sözleşmeler, insan hayatıyla oynayan yatırımlar, manevi değersizleştirme gibi pek çok alanda hakimdir hala bu bunalım.

zayıf ve spekülatif bankaların wall street'teki çöküşüyle başlayan bunalım, artan hisse senedi satışları, değerlerin düşmesi, bankaların günlerce piyasayı toparlamak için çırpınmasına rağmen fiyatların son sürat düşüşte olması, işsizlik, artan gelir dağılımındaki dengesizlik, dağılan sermaye birikimi, tarım ürünlerindeki arz-talep oranının düşüşü ve buna bağlı olarak çiftçilikte azalan satın alma gücü, yatırımlardaki düşüşün ulusal geliri azalan yönde tehdit etmesi, devletin piyasaya müdahalede bulunmaması... gibi faktörler bunalıma sebep unsurlar olarak gösterilmektedir.

kapitalist birikim modeli, bilindiği gibi, 1910'lu yıllardan başlayarak ikinci dünya savaşı’nın bitimine kadar uzanan bir yapısal bunalım süreci yaşa­mıştır. 1920'li yıllar ise abd'nin ekonomik üstünlüğünü tüm dünyaya kabul ettirdiği yıllardı. abd hem ekonomik hem de siyasi anlamda başat güç unsuru olmak adına efor sarfetmekteydi. ''kükreyen yirmiler'' olarak da adlandırılan o yıllardaki ''kükreme'' yalnızca hızla büyüyen abd ekonomisini değil, radikal bir biçimde değişen yaşam biçimlerini de anlatıyordu. abd'nin sonsuz refah ve zenginliğe kavuşan ilk ülke olduğuna inanılıyor (bkz: american dream), had safhada bireycilik üzerine yükselen ve tüketim çılgınlığı ile öne çıkan bir yaşam tarzı abd'ye egemen oluyordu.

döneme baktığımızda dikkat çeken bir diğer unsur ''borçlar döngüsü''dür. 20'lerde ekonomik durumları iyi ya da kötü olsun, birçok ülkenin ekonomisi yüklü miktardaki borçlar nedeniyle birleşik devletler ekonomisine göbekten bağlanmıştı. ancak asıl problem durumları iyi ve kötü olarak ayırt edilen ülkelerin tamamın aslında ekonomilerinin çok zayıf olmasıydı.

''amerika hapşırdığında dünyanın geri kalanı nezle olacaktır'' deyimini haklı çıkarır şekilde, 1929 yılında abd'de başlayan kriz tüm dünyayı süratle sarmaya başlamıştı. buradan itibaren, bir taraftan uluslararası üretimin ve ticaretin önemli ölçüde daralmasına sebebiyet veren bu bunalım,
diğer taraftan da batı avrupa ile kuzey amerika'nın sanayileşmiş ülkelerinin gündemine sürekli
ve yaygın bir işsizlik sorunu taşımıştır. bununla birlikte o tarihe değin sığınılan ekonominin kendi kendini düzenleyeceğini ileri süren liberal yaklaşıma -neoklasik teori- olan güven derinden sarsılmıştır.

adam smith'in görünmez el politikası fiyaskoyla sonuçlanmış, ''laissez faire, laissez aller, laissez passer'' yani piyasaya devlet müdahalesinin olmaması gerektiğini öngören ''bırakınız yapsınlar, bırakınız gitsinler, bırakınız geçsinler'' politikası mali piyasalar ve özel bankaları kontrolsüz bıraktığı için ekonomiyi global bir çöküşe sürüklemiştir.

sonraki süreçte bunalım dünyayı ikinci dünya savaşı'na sürüklemiştir. örneğin 1932'de almanya'da faal nüfusun % 17.2'si, abd'de 23.5'i, ingiltere'de % 13.1'i işsiz kalmıştı. abd'de zengin, kelli felli kesimin sokaklarda elma satmaya başlaması, insanların ''haftalık 1 dolarak çalışırım'' afişlerini göğüslerine asıp reklam panosu şeklinde köşe başlarında beklemeleri her kesimden insanın ne durumda olduğuna dair az çok fikir verecektir.


1929 bunalımını yalnızca ekonomik bağlamda ele almak şüphesiz ki bizi yanıltacaktır çünkü liberal ekonomik yaklaşımın çöküşü liberal siyasi yaklaşımın da çöküşü anlamına gelmiş; pek çok avrupa ülkesi diktatoryal rejimine yönelmiştir. bu yaşananlar mussolini'nin italya'da yönetime geçmesiyle aynı süreçte ilerlemiştir. sınai ve tarımsal krizle istikrarsızlaşan sınıflar, parlamenter demokrasilerin hantal işleyişine karşı tepkilerini ortaya koyan aşırı uç partileri desteklemiş; yıkılan tarımsal çıkarlar balkanlar'da sağcı rejimleri güçlendirirken, orta sınıfların ılımlı partilerden uzaklaşması almanya'da adolf hitler'in iktidara gelişi ile sonuçlanmıştır. böylece 1929 ekonomik krizi, ikinci dünya savaşı'nın nedenleri arasında en üst sıraya yükselmiştir.

abd'nin adam smith politikasının çöküşünün ardından keynes'çi politika izlemeye başlaması ile kriz ufak çapta atlatılmaya başlanmıştır. dönemin başkanı franklin roosevelt, abd'nin krizden çıkışı için new deal (yeni düzen) adı altında devletin piyasaya müdahale etmesini savunan ve devlete daha çok rol veren bir keynesçi politikanın benimsenmesi gerektiğini ilan ederek buradan itibaren 40 yıl boyunca devletlerin temel ekonomik programlarını oluşturan iktisadi görüşü tüm dünyaya duyurmuştur.

-

gelelim büyük bunalım bugüne olan etkisine...

1929 bunalımı buraya kadar gördüğümüz üzre dünya çapında bir çöküş, yapılandırma, savaş, çırpınış, kayıp, çaba ve sistematik sömürü getirmiştir. ikinci dünya savaşı'nın etkileri bugün hala hukuksal, ahlaki, norm, siyasi düzeyde global anlamda bireylerin son derece etkin hissettiği sonuçlar doğurmuştur.

öte yandan bireysel ve kültürel anlamda abd'nin toplumlar üzerindeki politikarını belirlemiş olan bunalım; bugün hepimize reklam kuşaklarıyla, bestseller romanlarla, fastfood zincirleriyle, kozmetik ürünlerle, sosyal ağlarla, hızlı ilişkilerle, manevi değerlerin yıkıma uğratılmasıyla, amerikan yapımı dizi filmlerin - reality showların gelenek yıkıcı faktörünü görmeksizin topluma emzirmesiyle etkisini sürdürmektedir. (bkz: kültürel akımların geleneksel toplumlardaki yansıma ve uygulamaları) (bkz: #17419)

bugün insan eti kokan alışveriş merkezlerinden birine girdiğinizde, alışveriş eylemi sonunda paketlerin içine bakıp ''gerçek'' bir ihtiyaç listesiyle ne derece örtüştüğü sorusunun cevabı aşikar. artan gelir dağılımındaki eşitsizliğe manevi yıkıntılarla tampon yaptırma amacı güden küreselleştirme-tek tipleştirme-tek dünya kültürü yaratma politikası son derece hızlı nufuz etmektedir günümüz toplumlarına. örneğin bugün motoruna yağ olduğumuz planlı eskitme, bernard london tarafından 29 bunalımından hemen sonra bir öneri olarak sunulmuş ancak o yıllarda kabul ettirememiştir. ne var ki bugün bizler planlı eskitmenin kurbanlarıyız ancak kurban olmakla kalmayıp son derece keyif aldığımız bir (bkz: fantazmagori) geliştirmiş durumdayız.

planlı eskitme konusu için: (bkz: planned obsolescence) (bkz: sistematik eskitme) (bkz: stil eskitmesi) (bkz: tüketerek eskitme)

kısacası hepinize ''walcome to the jungle'':
devamını gör...

neden saçmalamasınlar demek istediğim başlıktır.
neden saçmalamak yasak mı insanlar eğlenemez mi ?
ayrıca saçmalıkları bir hakaret suç işlemiyorsa bırakın abi saçmalasın insanlar.
cenaze evinde miyiz ne bu ciddi olma merakı.
devamını gör...

biraz önce hazırladığım taze çektiğim kahve çekirdekleri ardından espresso ve üstüne mikro foam köpükleri ile sütü kopurttugum latte fotoğrafım.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

ben çocukken... (evet ne yapayım yahu ben de aynı ülkede çocuk oldum.)

bizde kafası takılan ben değil ablam olurdu. ben güler, kahkaha atardım, dayağı komşunun ufak oğlu yerdi. hah teyzeler delirirdi.

neden çocuk gülüşüne tahammül edemez insanlar? neyse olayın ucu başka yerlere dayanmadan ben konuyu kapatayım.
devamını gör...

letgo : cevap bekleyen mesajınız var
- halen satlık mı?
devamını gör...

hemen hemen her şeyi. bana en çok dokunanlardan biri, rahatsızlığı ağırlaşmadan evvel yarım kalan hatimiydi. tamamladık çok şükür. tesbihi, yüzükleri, takkesi* nüfus cüzdanı, vesikalıkları ve daha bir kaç parça eşyasını bir kutuya koyup kendime sakladım.
devamını gör...

1975 kayseri doğumlu fizikçi ve akademisyen. cambridge üniversitesi fizik bölümündedir. kuantum fiziği alanında çalışmaktadır. 2015 yılında, ölçülmesi imkânsız olarak kabul edilen ‘ışık seviyesinin gürültü ölçümü’nü gerçekleştirmiştir.
devamını gör...

emeğin karşılığıdır.
devamını gör...

cape town'da iken bazı türk arkadaşlar bizi davet etmiş, beraber denize gitmiştik ama tabi şehrin meşhur sahillerine değil, kadın, kız göremeyeceğimiz kuytu köşe bir yere.
kimi yatıyor, kimi yüzüyor, kimi de tatil günümüz burada mahvoldu, şimdi clifton yada camp's bay'de beyaz kızların etrafında olmalıydık diyordu.
neyse biz bu durumdayken, iki otobüs dolusu, çoğunluğu kadın, kız coloured melez, bizim sahile geldi. bazı türkler haydaaa oldumu şimdi derken, bazılarının yüzü pis, pis sırıtmaya başladı.
tabi bizim yüzü sırıtan türkler bekliyor ki, kızlar artık üstünü çıkarsın ama kimse üstünü çıkarmıyor, tam tersine def çalıp, ilahi gibi birşeyler söylüyorlardı. tabi afrikaans dili olduğu için bir kelime bile anlamıyorduk.
sonunda papaz kıyafetli bir adam, göğsüne kadar gelecek kadar denize girdi ve kıyıdaki diğer adam bir kızı tutup, papazın yanına gittiler. papaz birşeyler söylüyordu ve diğer adamla birlikte kızı iki taraftan omuzlarından tutup denize sokup, çıkardılar. papaz denizde kaldı ve diğer adam kızı kıyıya getirip diğerini götürerek, sırayla bütün kadınlara ve adamlara aynısını yaptılar.
ertesi gün melez arkadaşlara anlattık ve onlar bunun vaftiz olduğunu, bazı protestan kiliselerin sadece saça su sürmeyi kabul etmediğini, baştan aşağı suya girmek gerektiğini söylediler.
devamını gör...

bir şey almazdım ama buraya yerleşirdim.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
anlık, uyuyakalmış hanımefendi *
devamını gör...

eski futbolcu kompela'nın televole kameralarına emre aşık'ı göstererek "bana pezevenk diyo" demesi.
devamını gör...

westworld dizisinden sonra düşündüğüm başlıktır.
devamını gör...

geçmiş dönemlerden beri türkçede kullanılan sözcüklerin kapsamlı bir biçimde derlenmesi ile oluşturulan sözlüktür.
üç cilt olarak hazırlanmıştır. etimolojik bir sözlük olmamasına rağmen sözcüklerin etimolojisi hakkında bilgiler ve örnekler de içerir.
devamını gör...

brooklyn nine-nine dizisinin yeri doldurulamaz başrol oyuncusu, amerikalı komedyen, yazar. the lonely island grubunda müzisyen, gereğinden fazla yetenekli şahsiyet. imrenerek izliyoruz efendim.
devamını gör...

güzel düşünülmüş bir sekme. ilk zamanlarında anında akıştan buraya başlıklar taşınırdı. şimdi bütün gün akışta duruyor ondan sonra başıboşlara alınıyor.

böyle devam edecekse buranın ekşiden farkı kalmaz diye düşünüyorum.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim