deniz gezmiş
bir yangın ormanından fışkırmış genç fidandı
güneşten ışık yontardı, sert adamdı
hoyrattı gülüşü, aydınlığı çalkalardı
gitti akşam olmadan ortalık karardı.
attila ilhan
güneşten ışık yontardı, sert adamdı
hoyrattı gülüşü, aydınlığı çalkalardı
gitti akşam olmadan ortalık karardı.
attila ilhan
devamını gör...
farklı bakış açılarına sahip insan
ana akım bakış açısından farklı bir görüş sunduğu için muhabbet edilesi insandır. bakış açısının doğru/yanlış olmasından çok dünyaya farklı bir pencereden bakması onu öne çıkarır. bazen hiç dikkat edilmemiş küçük ayrıntıları fark etmenize vesile olabilir.
devamını gör...
küçükken inandığımız yalanlar
rakının aslan sütü olduğunu sanırdım ciddi ciddi.
devamını gör...
24 kasım öğretmenler günü
başta mustafa kemal atatürk ve ilkokul öğretmenim selime özyetiş'in ve ve de tüm öğretmenlerin gününü kutlarım.
idealist, münevver öğretmenlerin çoğalması dileğiyle...
idealist, münevver öğretmenlerin çoğalması dileğiyle...
devamını gör...
küçük şeylerle mutlu olmak
bana eti puf alın şekerparelerim.
devamını gör...
birlikte olsak çok iyi bir çift oluruz denilen kişi
oluyor ara ara. biriyle tanışıyorum mesela, ya diyorum sevgili olsak efsane çift olurmuşuz. sonra anında o kişiden vazgeçiyorum. biriyle iyi olacağımızı düşünüyorsam o insandan uzak duruyorum, evet.
çünkü farkındayım, kendime benzeyen insana düşüyorum. mesela aşırı disiplinli oluyor. gün içinde akşam saat kaçta konuşacağımızı tam saat vererek söylüyoruz ve bir dakika geçirmiyoruz o saati. ancak insan tutkulu, şak diye arayıp duran birine ihtiyaç duyuyor zamanla. oncelik olmak istiyorsun.
ya da mesela çok inatçı oluyor. ee ben daha çok inatçı oluyorum. karşılıklı inatlaştığın an 1 sene görüşmüyorsun. adım atan yok. haliyle buradan yine olmuyor.
net oluyor mesela, sen netsin. herkesin çok net çizgileri oluyor. onların dışına çıkmayınca yine olmuyor. yani tutku eksik kalıyor. şehvet falan yok.
o yüzden bence bazen birlikte olsak hiç olamayız dediğin insanlar ile daha iyi anlaşıp daha tutkulu sevgiler yaşıyorsun. olumsuz ortak özellikler olmaması önemli. iki tarafın farklı olumsuzlukları olunca biraz daha olumlu şeyler yaşanabiliyor.
ha şimdi böyle derim, yarın tam kendime benzeyen birini bulurum yaaa derim kendime çok benzeyen biriyle aşırı mutlu oluyorum. hiç güven olmaz bana. şu an böyle hissediyorum ama, ebet.
çünkü farkındayım, kendime benzeyen insana düşüyorum. mesela aşırı disiplinli oluyor. gün içinde akşam saat kaçta konuşacağımızı tam saat vererek söylüyoruz ve bir dakika geçirmiyoruz o saati. ancak insan tutkulu, şak diye arayıp duran birine ihtiyaç duyuyor zamanla. oncelik olmak istiyorsun.
ya da mesela çok inatçı oluyor. ee ben daha çok inatçı oluyorum. karşılıklı inatlaştığın an 1 sene görüşmüyorsun. adım atan yok. haliyle buradan yine olmuyor.
net oluyor mesela, sen netsin. herkesin çok net çizgileri oluyor. onların dışına çıkmayınca yine olmuyor. yani tutku eksik kalıyor. şehvet falan yok.
o yüzden bence bazen birlikte olsak hiç olamayız dediğin insanlar ile daha iyi anlaşıp daha tutkulu sevgiler yaşıyorsun. olumsuz ortak özellikler olmaması önemli. iki tarafın farklı olumsuzlukları olunca biraz daha olumlu şeyler yaşanabiliyor.
ha şimdi böyle derim, yarın tam kendime benzeyen birini bulurum yaaa derim kendime çok benzeyen biriyle aşırı mutlu oluyorum. hiç güven olmaz bana. şu an böyle hissediyorum ama, ebet.
devamını gör...
kurban
yani şimdi ne desem, nasıl desem bilemedim. topu taca atmak da istemiyorum. kıyıdan köşeden oradan buradan diğer kültürlerdeki iz düşümlerinden bahsetmek lazım biraz. misal yunan mitolojisi; hermes abi bakıyordu bu işlere orada. tamam kendisi habercidir ve sağlam bir kargo şirketine sahiptir ama herhalde daha çok kazanmak için o işlere de girmiş. tabi benimkisi tahmin. belki de zeus efendi öyle buyurmuştur. aç bir şirket, çık arş-ı alaya, indir aşağıya kurbanlıkları yolumuzu bulalım demiştir bilemiyorum tabi. zaten bu yunan mitolojisinde işler hep karışık, bir netlik yok. haberci tanrının kurban işlerine bakması bile başlı başına saçmalık ama yapacak bir şey yok. üstadım işin içinde liyakat olmayınca mevzu hep karmaşıklaşıyor. bu antik yunanlılar bir tuhaf zaten, ölen kişilerin arkasından da kurban keserlermiş yani adamlar iyice gemi azıya almışlar. düşüncenin temeli de şu; sen şimdi bu kurbanı kesmez isen, mevtanın zoruna gidiyor ve insanları hastalıkla vesaire ile lanetliyor. hal böyle olunca adamlar kurbanı kesmesinler de beslesinler mi? zaten bu dünya üzerinde her şeyin temeli korku. korkudan ödü gaitasına karışanlar yüzünden başımıza gelmeyen kalmıyor.
bakın mesela sümerlere, onlarda kuzu ve domuz revaçta. fakat onlarda saik başka. niyetleri iyi. sağlık için yapıyorlar bu işleri. yani biri hastalanıyor, hasta iyileşsin diye kuzular, domuzlar kurban ediliyor. malum her şeyin başı sağlık. o sebeple adamları kınamamak lazım. artı ritüelleri de nahifmiş. hayvana sıhhat vereceği için teşekkür edip, sonra dualarını edip, işi noktalarlarmış. o bizim kök tengri inancında da var misal. ama kurban olarak değil de, avlanma işlerinde yaparmış atalar bu ritüeli. sürünün en yaşlısını acı çekmesin diye kalbinden vurur, sonrasında da, kendisine teşekkür ederlermiş. bakın bizim atalarımızdan öğreneceğimiz çok şey var lakin biz istikameti başka tarafa çevirdiğimiz için bu güzelliklerden mahrum kalıyoruz. sümerlerde bir de yasaklı kurban kavramı var. misal sinin tapınağında inek kesemezsin. keserseniz lanetlenirsiniz. yani tanrıya göre kurban anlayışı hakim. adamlar tasnif işine girmiş anlayacağınız.
hititler de sümerler gibi sağlık alanında bu mevzuya el atmışlar ama biraz mevzuyu geliştirmişler. düşmanlardan korunmak içinde kurban kesmişler. dedim ya, korku insanı acayip bir ruh haline sokuyor diye, düşmanlardan zarar görme korkusu hititler de ziyadesiyle önem arz etmiş ve kurbanların ekseriyası bu yüzden verilmiş. mısırlılar domuz hariç kesim işine girmemişler. insan kurban ettikleri zaman asla bıçak bilememişler, onları o yüzden taktir etmek lazım. yani bir nebze de olsa duruşları varmış. kurban edecekleri insanları nil nehrine atar arkalarına bile bakmazlarmış. ama onlardaki sıkıntı da insan kurbanların çocuk ve kadın olması. tamam arkadaş bıçak vurmuyorsun ama çocuktan ne istiyorsun? manyak mısınız siz? bekaret takıntısı da oralardan geliyor aslında. hani saf temiz, pir-ü pak olacak ya kurban işte o yüzden de bakireleri kurban ederlermiş. yani işin aslı boğarlarmış. yahu bu medeniyet dediğimiz şey hakikaten garip bir şey. kese kese, boğa boğa gelmişiz bu günlere lakin yine de insanlıktan bahsetmeyi görev edinmişiz kendimize.
azteklere falan hiç girmek istemiyorum. zira kan beynime sıçrıyor. adamlar oluklardan akıtmışlar kanları, yani onun ayrıntısına girmek, rahip ritüellerinden bahsetmek bana zül geliyor.
neyse ben şuraya şunu bırakayım da, neşemiz yerine gelsin; benim kurban'dan anladığım budur zaten. diğerleri beni bozuyor. *
bakın mesela sümerlere, onlarda kuzu ve domuz revaçta. fakat onlarda saik başka. niyetleri iyi. sağlık için yapıyorlar bu işleri. yani biri hastalanıyor, hasta iyileşsin diye kuzular, domuzlar kurban ediliyor. malum her şeyin başı sağlık. o sebeple adamları kınamamak lazım. artı ritüelleri de nahifmiş. hayvana sıhhat vereceği için teşekkür edip, sonra dualarını edip, işi noktalarlarmış. o bizim kök tengri inancında da var misal. ama kurban olarak değil de, avlanma işlerinde yaparmış atalar bu ritüeli. sürünün en yaşlısını acı çekmesin diye kalbinden vurur, sonrasında da, kendisine teşekkür ederlermiş. bakın bizim atalarımızdan öğreneceğimiz çok şey var lakin biz istikameti başka tarafa çevirdiğimiz için bu güzelliklerden mahrum kalıyoruz. sümerlerde bir de yasaklı kurban kavramı var. misal sinin tapınağında inek kesemezsin. keserseniz lanetlenirsiniz. yani tanrıya göre kurban anlayışı hakim. adamlar tasnif işine girmiş anlayacağınız.
hititler de sümerler gibi sağlık alanında bu mevzuya el atmışlar ama biraz mevzuyu geliştirmişler. düşmanlardan korunmak içinde kurban kesmişler. dedim ya, korku insanı acayip bir ruh haline sokuyor diye, düşmanlardan zarar görme korkusu hititler de ziyadesiyle önem arz etmiş ve kurbanların ekseriyası bu yüzden verilmiş. mısırlılar domuz hariç kesim işine girmemişler. insan kurban ettikleri zaman asla bıçak bilememişler, onları o yüzden taktir etmek lazım. yani bir nebze de olsa duruşları varmış. kurban edecekleri insanları nil nehrine atar arkalarına bile bakmazlarmış. ama onlardaki sıkıntı da insan kurbanların çocuk ve kadın olması. tamam arkadaş bıçak vurmuyorsun ama çocuktan ne istiyorsun? manyak mısınız siz? bekaret takıntısı da oralardan geliyor aslında. hani saf temiz, pir-ü pak olacak ya kurban işte o yüzden de bakireleri kurban ederlermiş. yani işin aslı boğarlarmış. yahu bu medeniyet dediğimiz şey hakikaten garip bir şey. kese kese, boğa boğa gelmişiz bu günlere lakin yine de insanlıktan bahsetmeyi görev edinmişiz kendimize.
azteklere falan hiç girmek istemiyorum. zira kan beynime sıçrıyor. adamlar oluklardan akıtmışlar kanları, yani onun ayrıntısına girmek, rahip ritüellerinden bahsetmek bana zül geliyor.
neyse ben şuraya şunu bırakayım da, neşemiz yerine gelsin; benim kurban'dan anladığım budur zaten. diğerleri beni bozuyor. *
devamını gör...
yazarların yakın gelecekteki hayali
kendi sahnemi açmak. kadıköy’deki oyun atölyesi gibi bir yer olsun istiyorum.
devamını gör...
dinlemekten bıkmayacağınız şarkılar
linet-hatıram olsun.
devamını gör...
manas destanı gibi tanım giren sözlük yazarı
devamını gör...
recep tayyip erdoğan'ın gittiği gün yapılacaklar
ilk kez mutluluktan ağlamak olabilir
devamını gör...
gitmek
kalana acımamak, kalanı soldurmak, kalanı yakmak, kalanı yok etme aşamasına getirip öylece bırakmak, kalana yalan söylemek, kalanın kendine yalanlar söylemesine sebep olmak, kalanın kendine söylediği yalanlarla yaşayacağını sanmak, kalanın kendine söylediği yalanlarla onu unutacağını sanmak, yanılmak, çok yanılmak.
devamını gör...
keşfedilmemiş şarkılar
şu sitede istediğiniz türü seçiyorsunuz ve size eleştirmenlerden yüksek not almış random bir albüm öneriyor. yeni şarkılar keşfetmek için çok kullanışlı
devamını gör...
hayallerinden vazgeçen insan
daha yeni başlıyoruz,ne vazgeçmesi dur!.
devamını gör...
en çabuk unutulan şey
ölümlü olduğumuz.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının karalama defteri
bir haftadır köydeyim. bir haftadır, her öğleden sonra yağmur yağıyordu. bu gün, sabahtan bu saate kadar hiç durmadan yağdı. halen de yağıyor.
köyün ırmağı kocaman oldu.
ne kadar taş, kaya varsa yola taşıdı. hava durumu çarşambaya kadar yağış gösteriyor.
bu yaşıma kadar, bildiğim 3 sel var. üçünde de yolumuzu almıştı. dilerim bu yağmurlar bereket getirir, sel getirmez.
öncelerden, köyde araç kullanmaya tırsardım. yol, yer yer dar olur ve karşıdan gelen araca yol vermek düşüncesi çok keyifli olmaz. yolun bir tarafı uçurumdur çünkü. babamın arabası ile yoldan uçmuşluğumuz, çocukluk anılarımda mevcuttur.
biraz yaşımın verdiği rahatlık, biraz da işim gereği, farkında olmadan baya baya olmuşum. köy yolu, dar yol demiyorum, her yola giriyorum. kaldı geriye yayla yolu tecrübe etmek. hava az açsa, onu da deneyimleyeceğim.
bizim memleket, babannemin tabiri ile fırsatsız bir memlekettir. para olur zaman olmaz, zaman olur hava olmaz, hava olur başka işler öncelenir.
yol akmazsa, hava az açarsa, annem de bize uyarsa bir de yayla yapabiliriz inşallah.
gayri ihtiyari, her sel haberi ile hem üzülüyorum hem ürküyorum. neyse, bu kadar kasvet yeter. yarın bu günden daha güzel olsun inşallah.
köyün ırmağı kocaman oldu.
ne kadar taş, kaya varsa yola taşıdı. hava durumu çarşambaya kadar yağış gösteriyor.
bu yaşıma kadar, bildiğim 3 sel var. üçünde de yolumuzu almıştı. dilerim bu yağmurlar bereket getirir, sel getirmez.
öncelerden, köyde araç kullanmaya tırsardım. yol, yer yer dar olur ve karşıdan gelen araca yol vermek düşüncesi çok keyifli olmaz. yolun bir tarafı uçurumdur çünkü. babamın arabası ile yoldan uçmuşluğumuz, çocukluk anılarımda mevcuttur.
biraz yaşımın verdiği rahatlık, biraz da işim gereği, farkında olmadan baya baya olmuşum. köy yolu, dar yol demiyorum, her yola giriyorum. kaldı geriye yayla yolu tecrübe etmek. hava az açsa, onu da deneyimleyeceğim.
bizim memleket, babannemin tabiri ile fırsatsız bir memlekettir. para olur zaman olmaz, zaman olur hava olmaz, hava olur başka işler öncelenir.
yol akmazsa, hava az açarsa, annem de bize uyarsa bir de yayla yapabiliriz inşallah.
gayri ihtiyari, her sel haberi ile hem üzülüyorum hem ürküyorum. neyse, bu kadar kasvet yeter. yarın bu günden daha güzel olsun inşallah.
devamını gör...
şimdi ne yapar
fuat saka'nın 2004 yılında çıkan lazutlar livera albümündeki enfes şarkı.
"dertli dertli çalıyor saz
ağlıyorum bu akşam bu barda
parça parça olmuş gönlüm
kırılmış bir kadeh gibi yerde."
şimdi ne yapar?
"dertli dertli çalıyor saz
ağlıyorum bu akşam bu barda
parça parça olmuş gönlüm
kırılmış bir kadeh gibi yerde."
şimdi ne yapar?
devamını gör...
kadın hayattır
doğrudur. yanımda olmadıkça yaşayan bir ölüden farkım olmadığını geç de olsa anladım. bir omuz, bir diz, saçlarımı okşayan bir çift el, gözleriyle gülen bir sima. olmayınca olmuyor demek ki. olmayınca yaşanmıyor demek ki...
devamını gör...
uranüs
ismini yunan mitolojisindeki gökyüzü tanrısı uranos'tan alan ve güneş sistemine ait olan gezegendir.
27 uydusu olduğu bilinmektedir.
27 uydusu olduğu bilinmektedir.
devamını gör...
