1986 yapımı atıf yılmaz filmi..

türk sinemasının ara dönemidir 80 'ler. 70 'lerin sonunda ekonomik yokluklar sebebiyle furya haline gelmiş ucuz seks filmlerinden ve 80 ihtilalinin toplum üzerinde yarattığı sert travmadan etkilenen türk sineması, ardı ardına tarihi yapımlara imza atmıştır. davaro, yol, çiçek abbas, namuslu gibi türk sinemasının en güzel filmleri bu yıllarda çekilmiştir. bu filmlere itiraz edenler varsa, kendilerini recep ivedik ve kolpaçino serilerini beraber izlemeye davet ediyorum..

işte bu üretken ve yaratıcı dönemin en sıra dışı filmidir ah belinda.. müjde ar ve macit koper 'e merhum yılmaz zafer eşlik eder. müjde ar 'ın canlandırdığı karakter, elit ve bohem bir yaşam süren bir oyuncudur. toplumun diğer yüzünü bilmez, görmez, görmek istemez. sonraları, belinda adında bir şampuan markasının reklam filminde oynaması teklif edilir, reklam filminde, alt tabakadan bir ev hanımını oynayacaktır, ne olursa burada olur, reklam çekimleri sırasında, müjde ar bayılır, uyandığında, rolde oynadığı alt tabakadan kadın olmuştur. ne yaptıysa, ne dediyse fayda etmez ve o yaşamı sürdürmek zorunda kalır.

ülkenin yaşadığı gelir adaletsizliği, kültür çeşitliliği, fırsat eşitsizliği, muhafazakarlığın handikapları gibi sayısız soruna parmak basan film, türk sinemasında paralel evren kavramını da belki de ilk ve son defa ortaya atmıştır. 2 paralel evren arasında kısılıp kalan kadın kahramanımızın macerası hakikaten dramatiktir. ortaya yıllar sonra bile hatırlanacak çok güzel ve farklı bir film çıkar..
devamını gör...

parçacık anlamına gelen kelime.
devamını gör...

profilime bir girdi hızını alamadı 40 beğeni yaptı. sözlük bile durduramadı.
(bkz: yiğidim aslanım hayretler içindeyim)
(bkz: yavaş yahu kaç tane beğeniyon)
(bkz: klavyene kuvet hakan)
bu arada sağ olsundur var olsundur.
devamını gör...

fransız devrimci lider ve gazeteci'dir.jironden'lerle ile uzun süre mücadele vermiş ve onların devrilmelerini sağlamıştır.daha sonra charlotte cordaytarafından öldürülmüştür.
devamını gör...

1998 yapımı bir filmin sanki geleceğin habercisi gibi olan harika bir film.
hayatının her anı takipte olan karakteri harika canlandıran bir jim carrey görüyoruz.

empati kurmak gerekirse kim böyle bir şeyi isterdi acaba diye sormak isterdim ama şu anki çağda herkesin göz önünde, ilgi odağında olmak istemesiyle çok da fazla şikayet etmeyecek gibi bir hal-i vaziyet mevcut.

aslında bir yönden bakılırsa ünlülerin ünlü olduktan sonraki rahat edememelerini de bu filmden sonra hissetmek mümkün gibi geliyor.

beni çok etkiledi ben o durumda olsam anlayabilir mıydım bilemiyorum ancak anlasaydım daha da mı kötü olurdu buda tartışılır.

tekrar tekrar izlenebilecek harika filmlerden birisi, keyifli seyirler.
devamını gör...

kendi kafa dengine göre birini bulamadığı içindir. asıl anormal olanı ise sevgilisinden ayrılır ayrılmaz yeni birini bulan insandır. bu bir hastalık çeşididir de aslında. tek başına kalamama, illa birine bağlanmak isteme vs.
bunları normal bulanlar, hiç sevgilisi olmamış insana anormal derler. ve bunlara da kimse bakmadığı için yalnız kalmıştır derler. halbuki kişisel zevkler için ilişki yaşamak yerine gerçek sevgiyi, gerçek güveni ve kaliteli bir ilişkiyi arıyorlardır.
devamını gör...

"kalabalığa karışmak hiçbir yetenek gerektirmez. ama yalnız ve dik durmak için gerçekten çok şey gerekir."

charles bukowski
devamını gör...

yapman guzum. bu saatte yediğiniz yemek çok kilo yapar. tutun kendinizi. yemeyin. iradeli olun. mutfağa gitmek yok.yapabilirsiniz çünkü sizin inanılmaz bir gücünüz ve sevginizz de varrr.
devamını gör...



"filistin'de doğdum, adsız yerlerden geldim.
toprağım yok anavatanım belirsiz.
ateşler yakıyorum parmaklarımla
ve sana şarkılar söylüyorum kalbimle.
yürek telim gönül yakıyor.
filistin'de doğdum yerim yok, toprağım yok, yurdum yok "
devamını gör...

sevindiren haberdir.
yaptığı doğru değildi fakat katillerin, tecavüzcülerin şartlı tahliyeyle dışarıda gezdiği ülkemde bulut'a 17 yıl verilmesi bence haksızlıktı.
kaynak
devamını gör...

bir ara parayı bulunca düzgün bi dövmecide sırtıma komple şükrü saraçoğlu stadını yaptırmak istiyorum. üstüne de bir daire, yarısı atatürk silüeti yarısı fenerbahçe amblemi.
devamını gör...



bu şarkıda tüylerimi diken diken yapan efsane sanatçıdır. sesi kıyaslanmaz.
devamını gör...

insanlar sizi eskisi gibi kullanamadıklarında, değiştiğini söylerler.*
devamını gör...

biraz yanlış değerlendirildiğine inanıyorum. kendisi sosyopat katil olarak gösteriliyor ancak bence nedene değil, sonuca bakılıyor. bilmem kaç kurbanı mı var? hoptirink. o zaman sosyopattır!

acabası?

çocukluğu biraz incelendiği zaman kötü bir koşucu, ayakkabısını doğru şekilde bağlayamayan, sosyal ilişkileri anlamayan, içe kapanık, arkadaşlık kurmayı anlamsız bulan, oyun sürdürme konusunda beceriksiz bir çocuk olduğu görülüyor.

bunun yanında yüzüne bakınca ne görüyoruz? yüzün üst bölgesi daha geniş, yüzün orta kısmı kısa, dudak ve burun arası mesafe oldukça geniş.

yine zeki, karizmatik ve takıntılı olduğunu görüyoruz.

tüm bunların bizi ulaştırdığı sonuç sahiden sosyopat olduğu mu? yoksa kendisi asperger sendromlu katil midir? bir araştırmaya göre otizmli çocukların yüzleri birbirine benzer, kendisi yapılan çalışmaya uygun bir yüz yapısına sahip. bunun yanında aspergerli çocuklar ayakkabısını bağlama konusunda zorluk yaşar, kötü koşucu olma ihtimalleri çok yüksektir, içe kapanıktır, motor becerileri öğrenme nörotipik bir çocuğa göre daha geç gerçekleşir.

ha bundy kendisinin çocukluğu boyunca çok başarılı, etkileyici falan olduğunu iddia etmiştir ki o zaman şuna bakacağız.

asperger sendromu teşhisi almış olup okulunda katliam yapmış ergenler vardır. asperger sendromlu bir çocuk içten içe çok zeki ve ayrıcalıklı olduğunu düşünür. zekanın getirdiklerini kontrol edebilmesi için yetiskin olması gerekir. ayrıcalıklı olduğunu düşünen bir çocuğa akran zorbalığı uygularsan ne olur? öfkesi çok büyük olabilir.

benim tanıdığım çoğu aspergerli çocukken yaşadığı olumsuz detayları ya anlatmaz ya da çok aksini anlatır. gururlu tiplerdir çünkü. anlatması için yine yetişkin olması beklenir. hatta istismara uğrayıp saklayacagına kesin gözü ile bakılıp sürekli kontrol altında tutulmaları yine gerekir.

ve şu da vardır. mesela kurgusal karakter olan şerlok asperger sendromlu bir karakterdir. kitabını açarsan yetişkin bir aspergerlinin tüm davranışlarına sahip olduğunu görmek mümkündür. en basitinden hayallerinin etkisi altındayken içine kapanıp sessizlesmesi ve her gün aynı saatte kahvaltı yaptıktan sonra yürüyüşe çıkması gösterilebilir. sahip olduğu rutin çok ince şekilde açıklanmıştır. o da kendisini yüksek işlevli sosyopat olarak tanımlar.

diğer karakterlere bakalım, sonra sonuca bağlayacağız. gregory house, hannibal lecter ( ki anthony hopkins asperger sendromlu olduğunu açıklamış ünlülerden biridir ) ve ercüment çözer gibi karakterler asperger sendromludur. ancak tüm bu karakterler sosyopat olarak gösterilir ki yanlıştır.

çünkü insanlar öyle ya da böyle bu karakterlere hem sempati duyar hem de çoğunluk onlar gibi olmaya çalışır. bir sosyopata özenmek ve özendirmek ne kadar doğrudur?

asperger sendromlu insanlar aleksitimi denilen bir zorluk ile sınanır. duygular oradadır ancak onları tanımlama konusunda zorluk yaşar. hatta çoğu aspergerlinin iddiası empatiyi cok iyi yaptıkları için insanların duygularını hissedebildiği ve bu nedenle kalabalıktan kaçtığıdır. çoğunun dahi olduğunu bildiğimiz asperger sendromluların teşhis sonrası topluma kazandırılması daha başarılı şekilde gerçekleşmiş olsaydı, toplumun anlamsız şekilde saygı duyduğu çoğu suçlu tarihe geçmiş olur muydu? hayır. aslında anlatmaya çalıştığım budur. önüne gelene sosyopat ya da psikopat teşhisi koyulmasa ve bazı ayrımları daha doğru yapacak olsak asperger sendromunu daha bilinir hale getirebilir miydik?

seri katil tanımı ilk olarak kendisi için yapılmış, onlarca film ve belgesele, ondan daha fazla kitaba konu olmuş birinin asperger sendromu tanısı alması neleri değiştirirdi?

sözlerim asperger sendromlular katil olmaya çok yakındır anlamına gelmez. araştırmalar asperger sendromluların kurban oldugunu gösterir. asperger sendromlu çocuklar empati yaptığı iddia edilen insanların zorbalığına uğrar. ancak şu müthiş şekilde önemli bir konudur. bundy sahiden asperger sendromlu ise ve çocukluğunda bu teşhişi almış olsaydı bu kadar kadın ölür müydü? seri katil olayı böylesine popüler bir konu haline gelir miydi?

bence kendisini böyle incelemek lazım. sosyopat olduğu iddiası ile asperger sendromlu olup olmadığı konusu profesyonel şekilde incelenmeli.

ki aspişler sizleri çok seviyorum, lütfen yanlış anlamayın. öpüyorum hepimizi.
devamını gör...

ben öyle bir şeye onay vermedim. kendi adınıza konuşun.
devamını gör...

mecburi zayıflama fikri iyi,ben kendi başıma yapamıyordum çünkü.
devamını gör...

hayır diyebilmeyi başarıp içine sinmeyen hiçbir şeyi yapmamak.
devamını gör...

durum öykücüsü olan anton çehov altıncı koğuşta küçük bir kasabanın hastanesinde bir doktorun ve deli diye kapatılan genç hastanın felsefik konuşmalarındaki müthiş tespitler ve toplumun bizden olmayanı dışlamasını çok iyi işlemektedir.
hasta gramov ile doktor andrey arasında geçen rus klasiklerinden olan çehov'un yazdığı bu eseri, bir duvar ustası gibi tek tek örmüş resmen.
andrey’in “benim hastalığım, yirmi yıl içinde bütün kasabada tek bir akıllı adam bulabilmemdir. ama o da bir deli!” sözü bu hikayenin tek başına özeti aslında. hacmi küçük ama ağırlığı büyük olan kitaplardandır altıncı koğuş. diyalogların bir çoğunun altı çizilmesi gereken bu kitap iyi okuyucuların kitaplığında yer almalıdır mutlaka.
bir kaç altı çizilmiş satır: "namussuz insanların karnı tok ve sırtı pektir; namuslu insanlarsa bir lokma ekmeğe muhtaçtır."
"... eğer ölüm herkesin normal ve meşru sonu ise ne diye insanların ölmesini engelliyoruz?"
no: okumayanlar için; bu kitabı okurken yanınızda bir not defteri bulundurun. yukarıdaki alıntı satırlardan çok satırla karşılaşacaksınız. kitabı benim gibi çizmek istemeyenler not defterine yazsın.
devamını gör...

bir adrian barnes romanıdır.

ınsomnia kötü bir hastalık değil bence. yani uyuyamamak. uyku bu kadar elsem olmasaydı onu daha çok sevebilirdim ama maalesef uykunun kendisinden de uyuyor olma halinden de ciddi ciddi nefret ediyorum. ama mecburen uyuyoruz. peki ya uyuyamasaydık? uyku bir anda bizi terk etseydi? biz derken tüm dünyayı kast ediyorum. nasıl bir dünyaya dönüşürdü içinde yaşadığımız?

insanın hiç uyumadan hayatta kalabileceği o kısa zaman dilimi içinde nelere muktedir olabileceğini düşünmek korkutucu olabilir, hele de bu kitabı okuduysanız. uyuyamayan insan belli bir süre sonra dengesini kaybetmeye başlar, hem fiziksel hem zihinsel olarak. zaman geçtikçe duygu kontrolü imkansızlaşırken buna bir de halüsinasyonlar eşlik etmeye başlar ki bu sona yaklaşma belirtisidir. sonra da kaçınılmaz son gelir. uykusuzluk, uykunun kardeşi ölüme giden en güzel yoldur.

tıpkı saramago üstadın “ (bkz: körlük (kitap)) )” romanında olduğu gibi uykusuz kalmak da kaos yaratmak için fırsat kollayan insanlık için bu imkanı sağlar. suç örgütleri, tarikatlar, bireysel manyaklıklar çıkar ortaya. zaman geçtikçe ise daha büyükleri gelir. yok olan şehirler, tuhaf kurban merasimleri ve diğerleri.

uyuyamayanların olması elbette kötü ama daha kötüsü uykucuların yani bir nevi seçilmişlerin de var olmasıdır. bu durum iki grup arasında bariz bir savaşa neden olur ve işler çığrından çıkar.

gözünüzü kırpmadan okuyun bence...
devamını gör...

hayatımın doğum / ölüm gibi bir parçası olan şarkı.

ilk dinlediğimde kaç yaşındaydım bilmiyorum ama ilk oynadığımda 16 yaşındaydım ve hayat o an çok güzeldi.

sonra bu şarkıyı aldım, hiç olmayacak bir yere koydum. düğünümde bu şarkı çalacak, ben sarhoş olacaktım ve ben zeibekiko oynayacaktım. eşim de bana bakacak, ritm verecekti gözü gözümde.

olmadı.
3 kez teşebbüs ettim ama olmadı, bu da ukde kaldı, bu hayatta içimde kalan tek ukde de bu.*



filmdeki orijinal hali:
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim